x

Çok düşünerek kaygılananlar muhtemelen yaratıcı dehalar

Çok düşünerek kaygılananlar muhtemelen yaratıcı dehalar

Kendi düşünceleri tarafından rahatsız edilen, kendinden şüphe etme döngüsünde kalan ve tüm dünyanın hayran olacağı bir eser yaratmadan önce ızdırap çekmesi tanıdığımız bir klişe.

Bu durum, olağanüstü bir abartma olarak görülebilir ve belli ki popüler kültürde fazla kullanılan bir karikatür fakat bu durumun çok da abartılı olmadığı ortaya çıktı. Yakın zamanda yapılan bir araştırma yaratıcı dehalar ve kaygı bozukluğu arasındaki bağın düşündüğünüzden daha yakın olduğunu ortaya çıkardı.

Yaratıcı bir deha olmak konusunda kaygılarınız mı var? O zaman muhtemelen yaratıcı bir dehasınız.

Bizi kimi zaman kaygılandıran şeyler bir yana, bazılarımız bu konularda başkalarından daha çok dokuz doğurur ve endişeleri içinde debelenir. Eğer bir problemi düzenli olarak çok düşünen biriyseniz ya da eğer kaygı odaklı tavır içindeyseniz, muhtemelen yüksek kapasitede yaratıcılığa sahipsiniz.

Gelelim işin (gerçekten büyüleyici olan) bilimsel tarafına!

King’s College London’daki araştırmacılar kaygılananların, beynin tehdit algısını kontrol eden bölümünde daha yüksek oranda aktivite olduğunu buldu. Bu da bu insanların, diğer insanlara oranla daha hızlı panik moduna geçmesine yol açıyor.

Bu anahtar nörolojik değişiklikler nedeniyle, kaygılananlar ayrıca yüksek hayal gücüne sahip; bu da tehdit hissiyatını kızıştırıyor.

Aslında ( yaratıcı dahiler için esas özellik olan) üst düzey hayal gücü ve yoğun kaygı davranışları ayrılmaz bir biçimde birbirine bağlı olmakla kalmıyor, aynı zamanda sonu gelmeyen yaratıcı bir azap ve pratik zeka döngüsünde birbirini besliyor.

[kaygı + hayal gücü = yaratıcı dahiler]

Kaygılananlar olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu?

Şöyle bir düşündüğünüzde işler ciddi şekilde anlam kazanıyor. Tabi ki sadece bir kişi problemi uzun uzun düşünmeden çözüm bulamaz. Kendimizi problemin içinde dahil etmek harekete geçmek için ve aklımızda bir fikir uyanması için kesinlikle gerekli!

Nasıl daha hızlı hareket edecekleri konusunda kaygılanan insanlar olmasaydı, tekerlek hala icat edilmemiş olurdu. Eğer Alexander Fleming, bakteriyel enfeksiyonlar hakkında endişelenmeseydi, şu anda antibiyotiksiz bir yaşam sürüyor olurduk.

Daha da önemlisi dünya sanat olmadan nasıl bir yer olurdu?

İcatlar ve bilimsel ilerleme söz konusu olduğunda çok kaygılanan insanlara fazlasıyla teşekkür etmemiz gerektiği kesin! Fakat onlar kültürel olarak; şiir, müzik, sanat ve tiyatro ile donatılmış zengin bir toplum için teşekkürü hak eden güçlü bir hayal gücüne sahip!

Kısacası; çok düşünenler, cesur olun! Bir daha bir şey hakkında kaygılanırken, bu durumun yaratıcı faydaları olduğunu hatırlayın! Belki de bir gün bu kaygı dünyayı değiştirecek!

Yorumlar (0)

Bir Cevap Yazın