x

Facebook Neden Halka Arz Edildi?

Facebook Neden Halka Arz Edildi?

Hikayeyi hepimiz biliyoruz. Facebook halka arz edildi. İşler umulduğu gibi gitmedi. Hatta vakit geçtikçe, sert düşüş herkesin diline dolandı ve şirket yerden yere vuruldu.

Ama, Facebook gerçekten kaybetti mi? İki çeyrek üst üste $1 milyar kazanmış bir şirket kaybediyor sayılırsa, belki. Zuckerberg ne kaybetti? 8 yıl önce üzerinde “I’m CEO, Bitch” yazan kartviziti olan bir çocukken, bugün dünyanın ciddiye alınan zenginlerinden. Peki erken yatırımcıların kaybı var mı? Hisselerini satan Peter Thiel’ın $500,000 yatırıp, 7 yılda $1 milyar kazandığını ve zaten satmaya halka arzdan önce karar verdiğini düşünürsek, sanmıyorum. O halde sadece, finans dünyasında bir diğer adı kumarbaz olan borsa oyuncuları mı kaybetti? Ortada hakikaten bir başarısızlık var mı ve varsa kimin?

Bu konuya el atan Fortune yazarı Adam Lashinsky, sorulması gereken bazı sert soruları sordu ve morali bozulan Facebook çalışanlarını dırdırcılıkla suçladı. Lashinsky’nin makalesinin bize hatırlattığı bazı şeyler:

  • Facebook’un değeri 8 yılda sıfırdan $40 milyara geldi.
  • Daha evvelden bütün yatırımlardan yaklaşık $2.24 milyar kazanan Facebook’un kasasına, halka arzdan bir anda $16 milyar girdi.
  • Facebook’un kurumsal yönetimi ve çalışanlarıyla yatırımcılarının kazançları, Facebook’un başarıyla yaptıklarından daha çok konuşulur oldu.
  • Ve, en önemlisi, Facebook’un halka arzı gereksizdi. Çalışanlar istedi ve istediğini aldı.

Lashinsky’nin yorumuna göre, Facebook çalışanları sadece kendi açgözlülüklerinin kurbanı. Facebook yönetimi, kendi iddiasına göre, özel kalmak ve halka arz edilmemek istiyordu. Şirketi, halka açılmaya ABD Sermaye Piyasası Kurulu (SEC) itekledi, çünkü artık çok büyüyen Facebook, çok fazla çalışanına hisse vaad etmişti. Eski SEC kurallarına göre, 500’den fazla hissedarı bulunan her şirketin mali bilgilerini beyan mükellefiyeti var.

Ama öncelikle, Cargill gibi şirketlerin bize gösterdiği gibi, finansal sırları halka açmak, şirketi halka açmakla eş değil. Ayrıca, Mart ayında yenilenen JOBS Act revizyonuna göre, 500 hissedar limiti 2,000’e çıkarıldı ve istese Facebook bundan yararlanmanın yollarını arayabilirdi. Her şeyin ötesinde, SecondMarket gibi likit olmayan aktiflerin el değiştirdiği alternatif pazarlarda hisselerini satıp çalışanları mutlu edebilirdi.

Ama Facebook bunu yapmadı. Business Insider’ın bize hatırlattığı üzere, Google ve Microsoft gibi devlerden hisse vaatleriyle aşırılan büyük isimler, şirket yönetimi üzerinde çok fazla baskı kurdu. Facebook’un tamamen spekülasyondan oluşan değeri iştahlarını kabarttı ve eski şirketlerinde bildikleri halka arzdan başka hisse değerlendirme yollarını değerlendirmektense, tembellik ve aç gözlülük ettiler.

Sonuçta kaybettiler mi? Hayallerini, belki. Paralarını, hayır. Eskiden sadece spekülatif değere sahip hisseleri, artık gerçek değere sahip. İstedikleri zaman satarlar, istedikleri zaman çıkarlar, isterlerse o parayla başka yere yatırım yaparlar, isterlerse çatır çatır yerler. Artık paraları var.

Facebook’un halka arzında, kumarbazlardan ve şirketin imajından başka kaybeden henüz yok. Artık fakir sandığımız zenginlerin malıyla çenemizi yormayı bırakırsak, Facebook’un imajı da toparlar. Siz ne dersiniz?

Yorumlar (6)

  1. İçerik üretmeniz takdire şayan. Fakat şu makalelerdeki “liseli” tonunu yok etseniz daha iyi olacak. “Paraları çatır çatır yemek” nedir yahu? Bu samimiyet ya da başka birşey değil. Baştan sona hata. Sonuna AMK eklemediğiniz kalmış…

  2. ”Eskiden sadece spekülatif değere sahip hisseleri, artık gerçek değere sahip” ve ”Facebook’un tamamen spekülasyondan oluşan değeri …” ifadelerinize istinaden… Gerçek değerin karşıtı olan terim ”nonimal” değerdir Süleyman bey. Spekülatif ve nominal terimleri, birbirlerinin alternatifi olmamakla birlikte, oldukça farklı içeriğe ve kullanım alanına sahip iki farklı terimdir.

    Hakkınızı vermek lazım. Yazılarınızda son derece analitik bir düşünce süreci olduğu gerçeğinin ben ve diğer okurlar farkında. Fakat sizin de farkında olmanız gereken elzem bir nokta var: ifadeleriniz ve vardığınız sonuçlar (maalesef) çok fazla yargılama içeriyor. Eleştirel düşünce yapısı için söyleyecek sözüm yok, fakat sürekli yargılıyor ve yargısal sonuçlara varıyor olmanız tonunuzu ve hatta kişiliğinizi muazzam itici bir vitrine dönüştürüyor, haberiniz olsun.

    Bunun çarpıcı bir örneğide aşağıda:

    ”Facebook’un tamamen spekülasyondan oluşan değeri iştahlarını kabarttı ve eski şirketlerinde bildikleri halka arzdan başka hisse değerlendirme yollarını değerlendirmektense, tembellik ve aç gözlülük ettiler.”

    Tekrar teknik meselelere dönecek olursak…

    Facebook veya herhangi başka bir ticari kurumun değeri asla tamamen spekülatif olamaz. Elle tutulamayan değerlerin toplamı nominal değerler başlığı altında incelenir ki aslen ”gerçek olmayan” anlamında kullandığımız nominal ifadesi de burada bir tezattır. (yoksa siz oksimoron’u mu tercih edersiniz?) Tezattır çünkü Facebook ve benzeri sosyal medya hizmeti sunan firmaların elle tutulamayan değerleri taşınamazlarının her zaman üzerindedir. Dolayısıyla, bu tip firmaların değerleme süreçlerinde yine tipik bir serbest piyasa kanunu devreye girer: şirketi satın almakla ilgilenen tüzel kişilerin önerdikleri rakamlar kabul görmeleri halinde bahsi geçen nominal değer birden reel değere dönüşür. Böylelikle, nominal ve reel farkı da ortadan kalkmış olur. Basitçe; her ürünün veya hizmetin bir fiyat etiketi vardır ve bu etiketin reel karşılığı alıcının etiket değerini ödeyip ödememek istemesiyle belirlenir. Yüksek eğitim hayatı boyunca yalnızca Fen Edebiyat ve Güzel Sanatlar Fakültelerinin derslerine girmiş birisi için bu açıklamalar kafa karıştırıcı olabilir fakat sizinde bildiğiniz üzere, öğrenmenin yaşı yoktur :)

  3. Murat Bey, FacebookAnadolu.com hakkında bir diğer yazımda Bora Bey olarak yaptığınız yorumda olduğu gibi, burada da size katılamayacağım. Facebook hisselerinin spekülatif konumu hakkında sizi benim bu yazımdan sonra yayınlanmış, “Yes, Facebook Is A Speculative Stock: Why Do You Ask?” başlıklı Forbes makalesini okumaya davet ediyorum. Sert bulduğunuz birçok fikir de, yazıda iki kere belirttiğim gibi, Fortune yazarı Adam Lashinsky’e ait. İki yorum yaptığınız yazının benzerliğinden yola çıkarak tahmin etiğim gibi Facebook’un çıkarları adına bu yorumları yapıyorsanız (hatta yapmıyorsanız dahi), gerçekten biraz daha dikkatli olmanız lazım. Fen Edebiyat ve Güzel Sanatlar Fakültelerinden mezun olmadığınız için göremiyor olabilirsiniz, ama aslında bu Facebook’u öven bir yazı(ydı hele zamanında).