x

Flash, HTML5 ve Özgür Yazılım Üzerine

Flash, HTML5 ve Özgür Yazılım Üzerine

Yazılım, donanım ve internet pazarı; her oyuncusunun farklı renkte birer taşı var. Tüm taşlar masada. Muhtemelen 60’larda başladı, bitecek gibi değil. Oyunun adı: monopoli!

Biz izleyiciyiz. Devlerin son dönemde evrimin eşiğindeki internet standartlarına son şeklini veren isim olma yarışıyla giriyoruz konuya. Ardından yılların çirkin ördeği ve şimdilerin siyah kuğusu, “açık kaynak ve özgür yazılım” meselesine değiniyoruz.

“The Theory of Black Swan Events is a metaphor that encapsulates the concept that The event is a surprise (to the observer) and has a major impact. After the fact, the event is rationalized by hindsight.” Wikipedia.

Flash, 90’lı yılların sonlarında, bünyesinde olduğu Macromedia firmasının müthiş teknoloji öngörüsünün ürünlerinden biri olarak piyasayı sallamaya başlamıştı. O kadar popüler oldu ki format neredeyse bir web standardı haline geldi, Macromedia Adobe tarafından satın alınınca popüler Adobe yazılımlarıyla entegrasyonu tavan yaptı. Bünyesindeki script dili olan ActionScript tekrar tekrar değişime uğradı ve hedefini aşan bir başarı yakaladı. Şimdi ise piyasa Flash’ı sallıyor.

Yeni moda HTML5. Tüm tasarımcılar ondan bahsediyor. Flash ile kıyaslanıyor. Kazanmış gibi gösteriliyor. Kendilerine pazar avantajı sağlamayacaksa lafı hiç özgür yazılıma getirmeyen geliştirici dostu Steve Jobs “Flash kapalı bir formattır, oysa bakın HTML5 var. Tamamen açık, biz de komitesindeyiz zaten, gelin onu kullanın.” diyor. Temel sebep, Apple‘a son yıllarda en çok kazandıran platform olan mobil donanımların yüksek performansta Flash çalıştıracak kapasitede olmayışı gibi görünüyor. Adobe formatın hala bir web standardı olduğunu kanıtlayan istatistikler sunuyor. Daha da bir şey diyemiyor. Çünkü akıntı ters yönde.

Adobe geçtiğimiz günlerde Wallaby adlı yeni ürününün öngösterimini yaptı. Ürün Flash (.fla) formatından HTML5 formatına çeviri yapıyor. Bu da teknoloji takipçilerini firmanın formatı akıntıya bıraktığı düşüncesine itiyor. Acaba durum bu mu? Yoksa Adobe son yıllarının stratejik açıdan en başarılı kararlarından birini mi verdi?

Görünen o ki, firmanın bu projesini başarılı kılacak olan şey aslında işini iyi yapması değil, yeterince iyi yapamaması. Henüz format desteği o kadar zayıf ki muhtemelen en azından kolayca yeni trendlere ayak uydurmayı uman geliştiricileri Flash’ta kalmaya itecektir. Flash’ın en eski versiyonlarından beri desteklediği bazı özellikler HTML5 formatına çevrildiğinde çok yavaş çalışıyor. Bu da Adobe’un eline kanıt olarak kuru istatistiklerden fazlasını veriyor: kullanıcı deneyimi.

Üstelik HTML5 standardı gerçekten yaygınlaştığında, elbet bu iki format arası geçiş sağlayan yazılımlar artacak ve bu muhtemelen diğer firmaların geliştiricileri HTML5’e yönlendirme planının parçası olacaktı. Ama şimdi, erken Wallaby hamlesi sayesinde gümrükleri Adobe tutuyor olacak.

“HTML5 is a language for structuring and presenting content for the World Wide Web, a core technology of the Internet. It is the latest revision of the HTML standard (originally created in 1990) and currently remains under development.” Wikipedia.

İrdelenmesi gereken bir konu daha var: HTML5 nedir? HTML5 yıllardır browser tabanlı yazılım konusunda ortaya çıkan gelişmelerin derlenip bir çatı altında toplanması ve yeni bazı teknolojilerin eklenmesi ile ortaya çıkan standarttır. Tek başına HTML5, Flash’ın yaptığını yapamaz. JavaScript ve CSS 3 ile birlikte kullanıldığında yapar, ki bunu HTML4 de yapıyordu. HTML5 bir devrim değil, çoktan gerçekleşmiş bir devrimi sahiplenenlerin dağıttığı t-shirt’ün baskısıdır. Bu bakımdan Flash ile yaptığımız kıyaslamanın nesnesi aslında diğer bir format değil, geri kalan herşey.

Siyah kuğuya dönelim. 90’larda sadece donanım üreticilerinin zaman zaman yazılım sektörünü biraz sallamak veya kendi özel yazılımlarına altyapı olarak kullanmak için yatırım yaptığı özgür yazılım projeleri, şimdinin yazılım trendi haline geldi. Apple web standartlarını kendi cihazlarına uygun hale getirmek için açık kaynağı öne sürerken, Microsoft dün kutusu açılmasın diye her türlü önlemi aldığını açıkladığı Kinect’in tornavidasını bugün hackerların eline kendi isteğiyle veriyor. Öte yandan Google, IBM ve Sun gibi firmalar özgür yazılımın gücünü yıllar önce keşfetti ve yıllardır yatırımlarını sürdürüyor. Oracle‘nin Sun’u satın almasından sonra yaşananları izninizle tamamen atlıyorum. Bazı anahtar kelimeler olarak: OpenSolaris, MySQL.

“The term open source describes practices in production and development that promote access to the end product’s source materials. Some consider open source a philosophy, others consider it a pragmatic methodology.” Wikipedia.

En kritik soru şu: hangi firmaların pazar hamleleri özgür yazılımcıyı arkasına alıyor? Çünkü ismin karizmasından ziyade arkasındaki kitlenin desteği kavramı güçlü bir silah haline getiriyor.

Yorumlar (2)

Bir Cevap Yazın