<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Konuk Yazar, Author at Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/author/konukyazar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/author/konukyazar/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Jan 2015 09:53:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.7</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>Facebook&#8217;tan daha fazla trafik almanız için 3 pratik öneri</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/facebooktan-daha-fazla-trafik-almaniz-icin-3-pratik-oneri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2015 14:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[featured]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=104318</guid>

					<description><![CDATA[Konuk Yazarımız, Muhammed Tüfekyapan, Optlook.net sosyal medya optimizasyon ürünün kurucu ortağıdır. Facebook, dijital pazarlamacılar için önemli trafik kaynaklarından birisi. Araştırma sonuçları Facebook hakkında dikkat çekici rakamlar gösteriyor. Örneğin, Shareholic&#8216;in 300,000’den fazla internet sitesinde yaptığı araştırmada ortalama bir sitenin toplam trafiğinin yüzde 20’den fazlasının Facebook’tan geldiğini söylüyor. Peki sizin internet siteniz Facebook’tan ne kadar trafik kazanıyor? [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konuk Yazarımız, <a href="http://tr.linkedin.com/in/muhammedtufekyapan/tr" target="_blank">Muhammed Tüfekyapa</a>n, <a href="http://www.optlook.net" target="_blank">Optlook.net</a> sosyal medya optimizasyon ürünün kurucu ortağıdır.<span id="more-104318"></span></p>
<p>Facebook, dijital pazarlamacılar için önemli trafik kaynaklarından birisi. Araştırma sonuçları Facebook hakkında dikkat çekici rakamlar gösteriyor. Örneğin, <a href="https://sosyalmedya.co/shareaholic-2014-ikinci-ceyrek/" target="_blank">Shareholic</a>&#8216;in 300,000’den fazla internet sitesinde yaptığı araştırmada ortalama bir sitenin toplam trafiğinin yüzde 20’den fazlasının Facebook’tan geldiğini söylüyor. Peki sizin internet siteniz Facebook’tan ne kadar trafik kazanıyor? Bu yazıda Facebook’tan trafik kazanabilmenizi sağlayacak 3 pratik öneriyi sizlerle paylaşacağım.</p>
<p><strong>1. Temel ayarlarınızı kontrol edin</strong></p>
<p>Ziyaretçileriniz sayfalarınızı beğendiğinde ya da paylaştığında, görünüm kazanabilmeniz için öncelikle sitenizde bazı temel ayarları yapmalısınız. Bu ayar olmadığında, linkleriniz beğenildiğinde/paylaşıldığında hikaye olarak Facebook NewsFeed üzerinde görünüm kazanamıyor. Temel ayarlamaları yapmak için kullanmanız gereken kodlar şu şekilde;</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-104319" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/01/fb-begen-1.jpg" alt="fb-begen-1" width="600" height="110" /></p>
<p><i>&lt;meta property=&#8221;og:type&#8221; content=&#8221;website&#8221; /&gt;</i></p>
<p><i>&lt;meta property=&#8221;og:site_name&#8221; content=&#8221;Site_İsmi&#8221; /&gt;</i></p>
<p><i>&lt;meta property=&#8221;fb:app_id&#8221; content=&#8221;123456&#8243; /&gt; </i></p>
<p><i>&lt;meta property=&#8221;fb:admins&#8221; content=&#8221;1234,1235&#8243; /&gt;</i></p>
<p>Site name alanına internet sitenizin ismini yazıyoruz. www.ornek.com için ornek yada ornek.com yazabiliriz. Aktif olarak kullandığımız bir Facebook uygulaması var ise (facebook ile giriş yap gibi) bu uygulamanın id’sini &#8220;123456&#8221; kısmına yazıyoruz. &#8220;fb:admins&#8221; bölümü ise kendi kişisel profil id’lerinizi ekleyeceğiniz bölüm. graph.facebook.com/username adresine giderek, kendi Facebook id’nizi öğrenebilirsiniz. Kodlarımızı hazırladığımızda sayfamızıntagleri arasına ekliyoruz.</p>
<p><strong>2. Görsel ayarlarınızı kontrol edin</strong></p>
<p>Sayfalarımızın temel ayarlarını gerçekleştirdikten sonra sosyal medya optimizasyonunda sıra görsel ayarlamalarına geliyor. Linklerimiz beğenildiğinde ve paylaşıldığında hangi görsellerle görünecekler?<img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-104320" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/01/fb-paylas-2-e1421759853643.jpg" alt="fb-paylas-2" width="600" height="315" /></p>
<p>İlk olarak dikkat etmemiz gereken nokta görsellerimizin tam boyutu ile görünebilmesi için 1200&#215;630 px büyüklüğünde görsel kullanıyor olmamız. 1200&#215;630 px boyutunda bir görsel kullandığımızda, görselimiz, paylaşımlarda tam olarak görünür ve küçük görselli paylaşımlara göre 3.5 kat daha büyük bir alan kaplarsınız.</p>
<p>Paylaşım görsellerini belirlemek için &lt;head&gt; &lt;/head&gt; tagleri arasına</p>
<p><strong><br />
</strong><i>&lt;meta property=”og:image” content=”Görsel Linki”/ &gt;</i></p>
<p>satırını eklemeliyiz. Bu tagi kullandığımızda beğeni ve paylaşımlarda görünecek görseli özel olarak belirleyeceğimiz için sayfa içerisindeki görsellere bağlı kalmak zorunda değiliz. Sadece Facebook paylaşımlarına özel görseller kullanarak, tek boyut olarak değil, içerik olarak da doğru görsel seçerek, Facebook’tan aldığımız trafiği artırabiliriz.</p>
<p><strong>3. Robotlar için değil, insanlar için metinlerinizi yazın.</strong></p>
<p>Görsel ayarları gerçekleştirdikten sonra başlık ve açıklama alanlarınızı düzenlemelisiniz. Sadece Facebook paylaşımlarında görünecek başlık ve açıklama alanlarınıtagleri arasına;</p>
<p><i>&lt;meta property=&#8221;og:title&#8221; content=&#8221;Başlığınız&#8221; /&gt;</i></p>
<p><i>&lt;meta property=&#8221;og:description&#8221; content=&#8221;Açıklama Alanınız!&#8221;/&gt;</i></p>
<p>kodlarını ekleyerek belirleyebilirsiniz. Başlık ve açıklama metinlerini yazarken, sosyal ağların dinamiklerine uygun, kreatif ve dikkat çekici metinler yazmaya özen göstermeniz gerekiyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-104321" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/01/fb-paylas-3.png" alt="fb-paylas-3" width="590" height="184" />Başlık alanında her kelimeye büyük harfle başlamanız ve soru sorarak bitirmeniz standart bir başlığa göre daha yüksek performans gösterecektir. Açıklama alanında duygusal sıfatlar kullanmaya özen gösterin. Sayfa içeriğinizle ilgili kullanıcının dikkatini çekeceğini düşündüğünüz bilgileri bu alanda kullanın.</p>
<p>Örneğin bir e-ticaret sitesi iseniz bu alanda ürününüzün fiyatı, indirim oranı gibi özel değişkenleri kullanmaya özen gösterin. Unutmayın, buradaki metinler Google’ın robotlarına göre değil, insanlara göre yazılmalı.</p>
<p>Bu temel konulara dikkat ederek Facebook üzerinden aldığınız trafiği önemli ölçüde artırabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">104318</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Girişimciler için tavsiyeler [Bölüm 2]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/girisimciler-icin-tavsiyeler-ikinci-bolum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2014 10:05:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Tatar]]></category>
		<category><![CDATA[Paylaşım Ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tavsiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=96148</guid>

					<description><![CDATA[Konun yazarımız Ozan Tatar, Girişimciler için tavsiyeler başlıklı yazının ikinci bölümünde; girişimciliğin gerçekçiliği, işe olan sevgi, kadın-erkek dengesi, iyimserlik ve paylaşım ekonomisinin önemine dikkat çekiyor. Keyifli okumalar...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sosyalmedya.co/girisimciler-icin-tavsiyeler-ilk-bolum/" target="_blank">Girişimciler İçin Tavsiyeler</a> başlıklı yazıma kaldığım yerden devam ediyorum:</p>
<p><strong>Gerçekçi Olun</strong></p>
<p>Büyük hedefleri gerçekleştirmeyi arzulamak oldukça değerli ama diğer taraftan gerçekçi olmakta fayda var. Girişimci olarak faaliyet gösterdiğiniz veya göstermeyi planladığınız alanda dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeleri çok iyi takip etmeniz şart. “Bu alanda faaliyet gösteren şirketler kârlı bir şekilde mi büyüyor? Yaşadıkları sıkıntılar neler? Nefesi kesilip yarıştan çekilmiş olanlar var mı? Varsa neden?” gibi kritik soruları sormakta ve bu soruların cevaplarını ciddi araştırmalarla bulmakta fayda var. “Peki biz bu şirketlerden farklı olarak ne yapacağız da aradan sıyrılacağız?” sorusunu kendinize sık sık soruyorsanız, işiniz hakkında rakamlarla konuşuyorsanız gerçekçisinizdir.</p>
<p><strong>Ekibinizde Çok Sayıda İyimser İnsan Olsun</strong></p>
<p>Şirketinizde birbirini tamamlayan kişilerin olması kadar ekipte iyimser insanların sayısının çok olması da önemlidir. İyimser insanlar çevrelerine pozitif enerji verirler ve şirketin genel ruh halini olumlu yönde etkileyerek başarıya giden yolda önemli bir katkı sağlarlar. Şunu unutmamak gerek ki, iyimser insanların şirketin genel ruh halini olumlu etkileyecek sayıda ve güçte olmaları kritiktir. Tabii her şeyin sizinle ve varsa diğer kurucu ortaklarla başladığını da unutmamak gerek.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-96150" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/optimism.jpg" alt="optimism" width="600" height="300" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/optimism.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/optimism-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong>Kadın-Erkek Dengesi</strong></p>
<p>Kadın ve erkeklerin iş yapış şekillerinin, kimi durumlarda düşünme yöntemlerinin farklı olduğu bir gerçek. Ayrıca şimdiye kadar gerek erkeklerin, gerekse de kadınların karşı cinsin olduğu ortamlarda daha özenli davrandığını gözlemledim. Bundan hareket ederek şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, şirketinizin çalışan sayısı az bile olsa ekipte kadın ve erkek dengesini mümkün olduğunca gözetmek şirketin başarısı için önemli bir faktör.</p>
<p><strong>Paylaşım Ekonomisini Ne Kadar Önemsiyorsunuz?</strong></p>
<p>Paylaşım ekonomisinin (the sharing economy) birçok sektörü geri dönüşü olmayacak şekilde değiştirmeye başladığını ve değiştirmeye devam edeceğini söyleyebiliriz. Geçenlerde WIRED’da yayınlanan “How Airbnb and Lyft Finally Got Americans to Trust Each Other” adlı makaleyi bu çerçevede okumakta fayda var. Bu makaleden sizinle şu çarpıcı cümleleri paylaşmak istiyorum:</p>
<p>“En değerli varlıklarımızı, kişisel deneyimlerimizi ve kendi yaşamlarımızı bize tamamen yabancı olan kişilere emanet ediyoruz. Bu süreçte ise, internet aracılığıyla kurulan yakınlıkta yepyeni bir döneme giriyoruz. Bu yalnızca ekonomik bir atılım değil. Aynı zamanda bir dizi karmaşık mekanizma ve algoritmaya ek olarak çok iyi düzenlenmiş bir ödül ve ceza sisteminin tetiklediği kültürel bir ilerleme. eBay&#8217;in öncülüğünü üstlendiği kişiler arası bir pazaryerine geçişte radikal bir adım: Kendi türümüze, insanlara güvenmemizi sağlayacak ve bizi bu konuda cesaretlendirecek bir dizi dijital araç&#8230;”</p>
<p>Peki, siz işinizi kurgularken veya geliştirirken paylaşım ekonomisini dikkate alıyor musunuz? Bu dönüşümün içinde yapacağınız işlerde ne kadar aktif olacaksınız?</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-96151" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/disc.jpg" alt="disc" width="600" height="301" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/disc.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/disc-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong>Yaptığınız İşi Aklınızla ve Kalbinizle Sevin</strong></p>
<p>Girişiminizi sadece kalbinizle sevmeyin, aklınızla da sevin. Baktınız işler planladığınız gibi gitmiyor, kimi iç ve dış faktörler ileri gitmenizi, işinizi büyütmenizi engelliyor. O zaman aklınızla hareket edip bu ilişkiyi sonlandırın. Bu yaşadıklarınız, sizin sonraki projelerinizde, girişimlerinizde başarısız olacağınız anlamına gelmez. Girişimcilik tarihinin tozlu sayfalarını karıştırırsanız nice benzer hikâyeye rastlarsınız. Bırakın bir sayfa da siz eklemiş olun&#8230; Yaptığınız çıkarımlarla, öğrendiklerinizle yeni denizlere, umutla yelken açın.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">96148</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İK&#8217;cının teknoloji ile dansı</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/ikcinin-teknoloji-ile-dansi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jun 2014 14:39:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kariyer Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[İK]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[İpek Aral]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynağım İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=95839</guid>

					<description><![CDATA[Yıl 1992;

Ben çalışma hayatına 1991 yılında Türkiye'nin önde gelen bir mimarlık ofisinde Ankara'da başladım. Mimar olarak değil elbette. Üniversite birinci sınıfa giden öğrenci kimliğimle. O yıllarda bilgisayar nedir biliyorduk ama internet daha ortalarda yoktu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Size gerçek bir hayat hikayesi anlatarak bir kaç soru sormak istiyorum.</p>
<p><strong>Yıl 1992;</strong></p>
<p>Ben çalışma hayatına 1991 yılında Türkiye&#8217;nin önde gelen bir mimarlık ofisinde Ankara&#8217;da başladım. Mimar olarak değil elbette. Üniversite birinci sınıfa giden öğrenci kimliğimle. O yıllarda bilgisayar nedir biliyorduk ama internet daha ortalarda yoktu.</p>
<p>Derken bir gün ofiste Almanya ile bir yazışma etabı yaşanması gerekti. Olayın çok içinde olmamakla birlikte yazılan rapor formatındaki mektubu çok iyi hatırlıyorum. Mektup için gerekli analiz verilerinin toparlanması, mektubun yazılması, pulunun yapıştırılması, postaya verilmesi 15 gün, Almanya&#8217;ya ulaşması ise yaklaşık 1 ayı almıştı. Almanya&#8217;dan gelecek cevabın da benzer bir akışa tabi olduğunu düşünürseniz, iki taraf arasındaki yazışma üç aşağı, beş yukarı 3 ay sürdü diyebiliriz. Bu üç aylık periyodun ikinci yarısında biz ofisçe &#8220;bakalım cevap ne gelecek?&#8221; diye oturup beklemiştik.</p>
<p>Şimdi sizden yazdığım süreci iş verimliliği ve insan etkinliği bakımından düşünmenizi istiyorum.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-95844" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/comp-600x300.jpg" alt="Bilgisayar" width="600" height="300" /></p>
<p><strong>Yıl 2002;</strong></p>
<p>Artık İstanbul&#8217;dayım. Büyük bir toplulukta İK yöneticisi olarak çalışıyorum.</p>
<p>Derken bir gün ofiste, bilgisayarımın başında otururken posta kuyuma Almanya ile yazışmam gereken bir e-posta geldi. Outlook&#8217;da yeni bir posta iletisine, ERP&#8217;den çektiğim raporu ekleyerek İngilizce mesajımı yazdım ve &#8216;gönder&#8217;e tıkladım. Mesaj karşı taraftan acilen beklendiği için büyük ihtimalle bir iki dakika içinde Almanya mesajımı okudu. Kendi verilerini ERP sisteminden çekti ve cevabını bana gönderdi. Bu süreç en fazla 30 dakikamızı aldı.</p>
<p>Sizce bu manzarayı &#8220;internet, iş verimliliği ve insan etkinliğinde farkını gösterdi&#8221; diye özetleyebilir miyiz?</p>
<p><strong>Yıl 2012;</strong></p>
<p>Halen İstanbul&#8217;dayım. Artık iş hayatıma İK proje danışmanı olarak devam etmekteyim.</p>
<p>Derken bir gün İstiklal Caddesi&#8217;nde yürürken Almanya&#8217;dan bir mesaj geldi. Cep telefonumdan mesajı okudum. Yürüme tempomu biraz düşürerek mesaja hızlıca cevap yazdım. Almanya&#8217;nın istediği raporu içeren bir diğer mesajı da karşı tarafa yönlendirdim. Sanırım bütün süreç yaklaşık 4-5 dakikamı aldı.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-95843" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/julie.jpg" alt="Google Glass ile iş görüşmesi" width="500" height="279" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/julie.jpg 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/julie-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p>Peki, mobil teknolojilerin iş süreçleri ve insan etkinliğine kattıkları hakkında ne düşünüyorsunuz?</p>
<p><strong>Yıl 2022;</strong></p>
<p>1992&#8217;den 2012&#8217;ye geçen 20 yıllık dönemdeki değişimi bu süreci birebir yaşamış bir kişiden okudunuz.</p>
<p>Şimdi size soruyorum, takvimler 2022&#8217;yi gösterdiğinde ben Almanya ile nasıl ve ne kadar sürede iletişim kuracağım?</p>
<p>Bir düşünün, önerilerinizi de lütfen bana (ipek@kaynagiminsan.com) yazın.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">95839</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“Gerçek Bir Öyküden Alınmıştır”</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/gercek-bir-oykuden-alinmistir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2014 12:05:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[storytelling]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=95598</guid>

					<description><![CDATA[Markalar her sabah yüksek etkileşim için ideal zamanı bekleyip bahsedilme oranlarını arttırmaya çalışırken tüketiciler günün her saati sayısız mecrada kendilerini, arkadaşlarını, duygularını, yaşadıklarını anlatıyorlar. Her ne kadar bu tabloda şirketlere yer yokmuş gibi görünse de, anlatılan hemen her hikayede bir ürün, etkinlik ya da hizmetten bahsediliyor. Daha da önemlisi, anlatılan bu hikayeler, gerçek hayattan besleniyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1) Hafta içi her sabah olduğu gibi küfrederek uyandı. En sevdiği şarkıyı daha bir hafta önce alarm melodisi yapmıştı ama artık bu şarkıdan nefret ediyordu. Hemen bununla ilgili bir tweet attı ve giyinip evden çıktı.</p>
<p>2) Arkadaşının alarm melodisiyle ilgili attığı tweet’e gülümserken sokaktaki tenis topunu kovalayan kediyi gördü. Fotoğrafını çekip “ülkemizde tenise verilen önem”den bahsederek Instagram’a yükledi. Gelen beğenileri takip ederken metrobüs geldi.</p>
<p>3) Kız arkadaşının Instagram’a yüklediği kedi fotoğrafını beğendiğinde asansöre ulaşmıştı. Sekizinci kata çıkarken hafta sonu piknikte çektiği fotoğraflardan birini Facebook’a yükledi ve arkadaşlarını etiketledi. Artık çalışmaya başlayabilirdi.</p>
<p>* * *</p>
<p>Markalar her sabah yüksek etkileşim için ideal zamanı bekleyip bahsedilme oranlarını arttırmaya çalışırken tüketiciler günün her saati sayısız mecrada kendilerini, arkadaşlarını, duygularını, yaşadıklarını anlatıyorlar. Her ne kadar bu tabloda şirketlere yer yokmuş gibi görünse de, anlatılan hemen her hikayede bir ürün, etkinlik ya da hizmetten bahsediliyor. Daha da önemlisi, anlatılan bu hikayeler, gerçek hayattan besleniyor.</p>
<p>Ama çoğu marka kendi kurguladığı hikayeleri anlatmakla o kadar meşgul ki, gerçek insanların onlar hakkında anlattığı gerçek hikayeleri dinlemeye çoğu zaman vakit ayıramıyor.</p>
<p>Oysa her öyküde tek bir kahraman vardır: İnsan. Bu insan üretici de olabilir, tezgahtar da, yatırımcı da, tüketici de. Marka hikayesinin asıl anlatıcıları bu insanlardır. Anlattıkları her hikaye ile markanızı şekillendirirler. Her insanın kendi hikayesini kolayca yayabildiği bir dünyada ise pazarlama ancak bu hikayelerle yaşayabilir.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-95750" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/Typewriters.jpg" alt="Typewriters" width="600" height="300" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/Typewriters.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/Typewriters-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son dönemde “storytelling” diye yücelttiğimiz, karmaşık formüllere dökmeye çalıştığımız olay temelde bundan ibaret. Steve Jobs ya da Ingvar Kamprad’ın son dönemde bu kadar sık hatırlanmalarının altında yatan bu. Facebook’ta marka sayfalarına önemli tarihler ekleme imkanı sunulmasının sebebi bu.</p>
<p>Her marka, kendi hikayesini yaratmalı. Ve bunu olabildiği kadar gerçek insanlar üzerinden yapmalı. Ya Apple ve IKEA’nın yaptığı gibi birini yücelterek, ya da Coca-Cola’nın yaptığı gibi tüketiciyi kahramanlaştırarak. Seçilen kahraman ne kadar gerçek olursa, inandırıcılığı da o kadar artar.</p>
<p>Dolayısıyla bugün pazarlamacılar olarak en önemli görevimiz, markalarımızın rol aldığı öyküler keşfetmek. İnsanlara bu öyküleri renklendirme ve anlatma imkanı sunmak. Sorun yaşadıklarında, yanlarında olduğumuzu hissettirmek. Güzel bir öyküde yer bulduğumuzda ise bunu daha çok insana duyurmanın yollarını bulmak.</p>
<p>Ve sosyal medya bunu yapmak için muhteşem imkanlar sağlıyor. Yeter ki markalar dinlemek istesin. Çünkü insan ancak dinleyen biri olduğunda konuşur.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-95754" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/brand1-600x300.jpg" alt="hikaye" width="600" height="300" /></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">95598</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cloud’un geleceğinde bireysel güvenlik</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/cloud-geleceginde-guvenlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Jun 2014 11:21:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=95604</guid>

					<description><![CDATA[Gün geçtikçe artan bilgi ve işlem yoğunluğu nedeniyle günümüzde oldukça popular hale gelen Cloud teknolojiler, birçok alanda yaygınlaşmakta ve yeni bir kullanıcı deneyimi sunmakta.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1950’lerin başında konuşulmaya başlanan Cloud teknolojisi, ilk olarak akademilerde kullanılmış ve bilgisayarlardan daha iyi verimi almak için tek bir merkezi bilgisayar üzerinden işlem yapılması amacıyla merkeze bağlanan istemciler üzerinden oluşturulmuştur.</p>
<p>Günümüzde ise bu teknoloji hızlı ve anlık veri paylaşımından, kurumsal sistemlere kadar birçok yapıda yeni nesil bir yazılım tasarım mimarisi olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Gün geçtikçe artan bilgi ve işlem yoğunluğu nedeniyle günümüzde oldukça popular hale gelen Cloud teknolojiler, birçok alanda yaygınlaşmakta ve yeni bir kullanıcı deneyimi sunmakta.</p>
<p>Önümüzdeki 10 yıllık dilim içerisinde, sıklıkla kullandığımız cep telefonları ve mobil cihazların uzak sunuculardan very çekimi ile çalışacak olması beklenen bir teknolojik gelişme.</p>
<p>Akıllı telefonlar üzerinde giderek artan kullanım yoğunluğu ve uygulama yükleme sayısı nedeniyle; cep telefonlarında oyun oynamak için farklı sunucuya, ofis/döküman ihtiyaçları için farklı sunucuya bağlanacağımız günler yakında. Böylece telefonlarımıza büyük boyutlu uygulamalar yüklemek yerine, aynı uygulamaların daha küçük boyutlu arayüzlerini yükleyip Cloud üzerinden hizmet alıyor olacağız.</p>
<p>Böylece üreticiler dağıtık mimariyle hizmet vermek ve her ucun güvenliği tek tek sağlamak gibi maliyetlerden kurtulurken, biz son kullanıcılar daha çok şüphe duymaya başlayacağız.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-95606" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/cloud-tech.jpg" alt="Cloud" width="600" height="300" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/cloud-tech.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/cloud-tech-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p>Şu an kurumsal tarafta Cloud teknolojilerinin kullanılmasıyla başlayan güvenlik endişelerinin ve sorunlarının, kurumlardan çıkarak bireylere yansıması demek. Şu an hepimizin cebinde yer alan akıllı telefonlarımızda bilginin Cloud üzerine tanışmasıyla, güvenlik alanında yeni bir tartışma daha başlayacak.</p>
<p>blueJacking, blueSnarfing, and blueBugging gibi mazide kalan kavramları Cloud’un etkisiyle güncel açılardan tekrar duymaya başlayacağız.</p>
<p>Bu açıdan bakıldığında yaşadığımız süreçte şirketler için maliyet optimizasyonu sunan Cloud teknolojisinin, son kullanıcılar için güvenlik zaafiyetleri doğuracağı yönündeki kaygıları görmemek imkansız.</p>
<p>Bakalım Cloud’un geleceği biz son kullanıcılar için ne getirecek.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">95604</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aranan sosyete güzelleri bulundu mu?</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/aranan-sosyete-guzelleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Jun 2014 12:17:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Arama Motoru Optimizasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[SEO]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Stratejisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=95389</guid>

					<description><![CDATA[Hayır yanlış okumuyorsunuz ve hayır sosyalmedya.co sayfa gösterim sayısını artırmak için magazin haberciliği yapmaya başlamadı. Az sonra -umuyorum- okuyacağınız yazının, basında neden yer aldığını bir türlü anlayamadığım Eda Taşpınar ile hiç bir ilgisi yok. Bu yazı tamamen "sosyete", yani topluluk ve "arayışlarla" ilgili.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sıkıcı olmak pahasına yazıya &#8220;eğer bir ürün veya hizmet satmaya çalışıyorsanız ve özellikle de işiniz İnternet&#8217;teyse sosyal medya dinamiklerini yakından takip etmelisiniz&#8221; cümlesini kurarak başlamak zorundayım. Çünkü: &#8220;Sosyal medya pazarlaması&#8221;, mevcut ve potansiyel müşterilerinizle iletişim kanalı olması, markanız hakkında söylenenleri duymanız, hedef müşteriler arasında özelleşmiş topluluklar yaratmanız gibi bir çok amaca hizmet ediyor. Ancak bugün bu konular yerine, sosyal medyanın arama motoru pazarlaması ile ilişkisine dair fikirlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.</p>
<p><strong>Ne arayacağımızı biliyorsak, aramaktan çekinmiyoruz&#8230;</strong></p>
<p>Dünyanın en büyük dijital pazar araştırma ve raporlama şirketlerinden biri olan ComScore&#8217;a göre aydan aya az farkla değişmekle birlikte Türk internet kullanıcısının yaklaşık %96&#8217;sı Google kullanıcısı. Öyle ki, &#8220;Facebook&#8221;a giriş yapmak için adres çubuğuna &#8220;facebook.com&#8221; yazmak yerine, &#8220;facebook&#8221; diye arama yaparak giriş sayfasına ulaştığımız oluyor. Ya da benim gibi hafızası zayıf bir insansanız ve biraz da şaşkın; internetiniz kesildiğinde ilgili servis sağlayıcınızı aramak için refleks olarak yaptığınız ilk şey arama kutucuğuna &#8220;xxx telefon numarası&#8221; yazmak oluyor. Hal böyleyken her ay milyonlarca arama yapılması şaşırtıcı olmaktan çıkıyor. Ama varlığından haberdar olmadığınız bir şeyi aramanız tabii ki mümkün olmuyor. İşte sosyal medya tam da bu noktada oldukça kritik bir rol oynuyor.</p>
<p>Diyelim ki bir turizm şirketisiniz ve &#8220;İtalya turları&#8221; iyi satabildiğiniz bir turunuz. Ancak kimse Kamboçya turunuzu merak etmiyor. Mesafe, bütçe, zaman gibi engelleri yadsımıyorum ancak bu ilgisizliğin önemli bir nedeninin de bilgisizlik olduğunu söylemek çok yanlış olmayacaktır. İşte böyle bir durumda, sosyal platformlardaki içeriğinizi kuvvetlendirerek kullanıcılarınıza yeni destinasyonlar tanıtmak sizin için biçilmiş bir kaftan olabilir. Instagram&#8217;da paylaşacağınız &#8220;ayyy ne güzelmiş&#8221; dedirtecek bir fotoğraf, Facebook&#8217;ta o destinasyonla ilgili ilginç bir bilgi, Twitter&#8217;da harekete geçirecek bir hashtag ile kullanıcıların ilgisini pekala çekebilirsiniz.</p>
<p>Örneği biraz daha somutlaştıralım ve bu sefer moda sektörüne gidelim: TV reklamlarının yatsınamaz etkisinin yanı sıra Murat Boz&#8217;un kendi Instagram&#8217;ından, reklamlarda oynadığı marka için yaptığı paylaşımla aynı gün marka aramalarının artması sadece &#8220;Allah&#8217;ın bir hikmeti&#8221; olamaz sanıyorum.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-95390" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/facebook1.jpg" alt="Murat Boz örneği" width="600" height="360" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/facebook1.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/facebook1-300x180.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong>Ne yapmalı, ne etmeli?</strong></p>
<p>Yüksek ihtimal zaten bildiğiniz, sosyal medyanın arama üzerindeki etkisini ufak iki örnekle pekiştirdikten sonra gelelim asıl soruya: Bu etkiden nasıl faydalanmalı? Tüm doğru cevapların bende olduğunu söyleyecek kadar ahmak değilim, ama bildiklerimi sizinle paylaşayım:</p>
<p><strong>1- Sosyal medya konuşuyor, dinlemekte fayda var</strong></p>
<p>Kullanıcılar artık, &#8220;en iyi fiyat&#8221;, &#8220;en über servis&#8221;, &#8220;en fantastik deneyim&#8221; gibi, benim gibi bir kaç kişinin masa başında yazdığı cümleciklere itimat etmekle yetinmiyor. Sosyal çevrelerinden bilgi hatta mümkünse bir belge istiyorlar. Örneğin, <a href="http://www.consumerbarometer.com/" target="_blank">ConsumerBarometer</a> raporuna göre, satın alma aşamasına sadece çevrimiçi olarak başlayan %52&#8217;lik kullanıcı kitlesi için 4. en büyük araştırma aracı sosyal ağlar. Bu yüzden, arama motoru reklamlarınızı oluştururken &#8220;anlatmak istediğinizi&#8221;, &#8220;duymak istedikleriyle&#8221; harmanlamazsanız, reklamınız en iyi ihtimalle &#8220;inandırıcılıktan uzak&#8221; olacaktır.</p>
<p><strong>2- Zaten kullandığınız bazı araçları şimdi daha farklı kullanın</strong></p>
<p>Google Alerts, Topsy, Radian6 gibi yüksek ihtimalle zaten kullandığınız sosyal medya takip araçlarından aldığınız sonuçları arama motoru stratejilerinizi ve reklamlarınızı belirlemek için kullanabilirsiniz. Örneğin bir çok marka, dönüşüm yaratacağına inandığı kelimeleri satın alır ve bu noktada hatırı sayılır optimizasyonlar yapar. Ancak, çok azı &#8220;şikayet&#8221; kelimesini sahiplenir. Oysa şikayetleri yönetebildiğiniz noktada daha &#8220;memnun&#8221; kullanıcılar kazanacağınız aşikardır. Bu noktada, &#8221; xx markası şikayet&#8221; gibi kelimeleri de satın alır ve sosyal medyada gözlediğiniz şikayetlere cevap verecek metinler tasarlarsanız, gitmek üzere olan veya sizden şüphe duyan bir kullanıcıyı tekrar kazanmanız mümkün olacaktır. Belirli bir bütçe doğrultusunda ilerlendiği için, bu stratejiyi her zaman uygulamak mümkün olmayabilir. Ancak, sosyal medyada çokca konuşulmaya başlanan bir problem tespit ettiğinizde, arama motoru reklamları imdadınıza koşacaktır.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-95391" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/arama.jpg" alt="Arama" width="600" height="343" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/arama.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/arama-300x171.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong>3- Google+&#8217;ı es geçmeyin</strong></p>
<p>Bugüne kadar bir çok markadan haklılık payı olan şu soruyu duydum: &#8220;Peki ama, Google+ Türkiye&#8217;de kullanılıyor mu ki?&#8221; Dürüst cevap vereyim, beklendiği kadar değil. Ama arama motoru pazarlaması için Google+ eklentilerini kullanmamınızı tavsiye etmemizin birincil nedeni de zaten bu değil. Bu öneriyi bıkıp usanmadan sunuyoruz çünkü Google+ eklentileri:</p>
<ul>
<li>Sosyal &#8220;onaylama&#8221; sağlar, markanızın başkaları tarafından onaylandığının gösterilmesi güveni ve dolayısıyla satın alma ihtimalini artırır.</li>
<li>Daha kişiselleşmiş sonuçlar göstererek tıklama oranları artırır</li>
<li>Reklamlarınıza bir satır daha ekleyerek, kapladığın alanı ve görünürlüğünüzü artırır.</li>
<li>Arama motoru optimizasyonu (SEO) açısından linklerin önemi küçümsemeyin</li>
</ul>
<p>Sosyal medya kanallarında yapacağınız iletişim, üreteceğiniz içerik doğru teknik iyileştirmelerin yapılmasıyla birlikte, sitenize azımsanmayacak derecede trafik sağlayacaktır. Ayrıca, konuşalan bir marka/ürün aldığı bu &#8220;referanslar&#8221; sayesinde arama yapıldığında üst sıralarda yer alacak ve SEO görünürlüğünüzü artıracaktır.</p>
<p><strong>4- Arama motoru optimizasyonu (SEO) açısından linklerin önemini küçümsemeyin</strong></p>
<p>Sosyal medya kanallarında yapacağınız iletişim, üreteceğiniz içerik doğru teknik iyileştirmelerin yapılmasıyla birlikte, sitenize azımsanmayacak derecede trafik sağlayacaktır. Ayrıca konuşulan bir marka/ürün aldığı bu &#8220;referanslar&#8221; sayesinde arama yapıldığında üst sıralarda yer alacak ve SEO görünürlüğünüzü artıracaktır.</p>
<p><strong>5- Arama motoru pazarlaması aktivitelerini sosyal medya stratejinizi belirlerken kullanın</strong></p>
<p>Google AdWords&#8217;un ekstra maliyete yol açmadan sunduğu &#8220;Kelime Planlayıcısı&#8221;ndan faylanadarak, kullanıcıların hangi konularda araştırma yaptığını saptayabilir ve sosyal medya iletişiminizde bu noktalara değinebilirsiniz. Yazının başındaki turizm acentesi örneğine geri dönelim: Çoğu pazarlamacının öngöreceği gibi &#8220;fiyat&#8221; unsuru en önemlilerden biri. Şimdi varsayın ki &#8220;Kelime Planlayıcısı&#8221; size, insanlar aynı zamanda &#8220;Almanya&#8217;ya vize ne zaman çıkar&#8221; şeklinde arama yaptığını işaret ediyor. Onlar henüz sormadan bu içeriğe Facebook sayfanızda yer vermek sizce de güzel olmaz mı?</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-95392" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/flypgs.jpg" alt="Flypgs" width="600" height="364" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/flypgs.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/flypgs-300x182.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong>6- Sadece sitenizi değil, tüm çevrimiçi varlıklarınızı optimize edin</strong></p>
<p>Özellikle son iki yıldır, SEO&#8217;nun ülkemizde değer kazanmasıyla birlikte &#8220;site içi optimizasyon&#8221; toplantılarda sözünü ettirir oldu. Hem zaman hem parasal yatırım gerektiren bu iyileştirmeleri yaparken sadece kendi sitenizde değil, pekala Facebook, Twitter ve diğer sosyal platformlarda da site içi (on-site) iyileştirmeler yapabilirsiniz. Bu sayede daha görünür olur ve daha çok kullanıcıya dokunma noktalarını çoğaltabilirsiniz. Her hangi bir siteye giriş yapmamışken (log-in değilken) Google Chrome&#8217;un SEO Site Title aracı gibi araçları kullanarak sosyal görünümünüzün nasıl olduğu kontrol edebilir ve hesaplarını buna göre optimize edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Bütçe ve zaman kısıtlıysa doğru çözüm ne?</strong></p>
<p>&#8220;Bütün bu anlattıkların iyi hoş ama bizde bunları yapacak ne ekip ne de bütçe var. Ne yapmalı?&#8221; diye aklınızdan geçirebilirsiniz. Kabul edeyim; oldukça zor bir soru. Ama sanıyorum bu durumda benim nacizane tavsiyem, satışımı internetten yapıyorsam arama motoru pazarlamasına, fiziksel mağazalar ciromda önemli rol oynuyorsa sosyal medya pazarlamasına ağırlık vermek olur. İki pazarlama aracının birbirine olan etkisi yatsınmayacak düzeyde olduğu için ise hangisi ile başlamayı tercih ettiysem diğerini &#8220;yapılacaklar listesininin&#8221; en başına koymak, uzun dönemli başarı için kritik olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">95389</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çalışan sayınızın fazla olması, sosyal medyada olmamanızı gerektirmez</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/sosyal-medyada-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2014 14:42:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=95329</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de halen sosyal medyada olmanın faydalı mı yoksa tehlikeli mi olduğunu düşünen bir çok marka var. Özellikle fazla sayıda çalışana sahip şirketler, sosyal medyanın bir güç olmasından ziyade ciddi bir tehlike olduğunu düşünüyorlar.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar, çalıştıkları yerden ayrıldıklarında, eski iş yeri ile kendileri arasına bir mesafe koyarlar. Çevresel sebeplerin de etkisiyle arkadaş ortamında eski iş yerlerini eleştiriler, bütçesel olarak diğer şirketler ve olanaklarla karşılaştırırlar ve sonuç olarak bu konuların sosyal medyada konuşulma ihtimali bile eski iş yeri için çok kritik bir rol oynar.</p>
<p>Ama unutulmamalıdır ki, kurumsal dünyada hataların yapılması yeni bir durum değildir ve sosyal medyada olsanız da olmasanız da krize dönüşecek kadar elzem hatalar sonunda bir şekilde “büyüyecektir”. Sosyal medya ise aksine bu haberler karşısında cevap verebilmenizi ve bu tip krizlerde sizi daha da sahiplenen kullanıcılar oluşturmanızı sağlayacaktır. Kulağa biraz garip gelmiyor mu? İlginç bir şekilde son dönemde yapılan araştırmalar olumsuz içeriklerin markaları korkutacak kadar kötü olmadığını gösteriyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-95331" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/sosyal-medya.jpg" alt="Sosyal medya" width="600" height="450" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/sosyal-medya.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/sosyal-medya-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p>Örneğin Twitter’da markalar hakkında bir çok olumsuz eleştiriye ve skandal olabilecek konulara maruz kalıyoruz, buna rağmen bir çoğu umurumuzda dahi olmuyor. Northwestern Üniversitesi&#8217;nin araştırmalarının yer aldığı <a href="http://insight.kellogg.northwestern.edu/" target="_blank">KelloggInsight</a> blogunda yayınladığı bir <a href="http://insight.kellogg.northwestern.edu/article/leave_my_brand_alone/" target="_blank">araştırma</a> sonuçları işte tam da bu konuyu anlatıyor. Ne oluyor da bizi etkilemesi gereken haberler umrumuzda olmuyor? Ve hatta ne oluyor da skandal bir içerikle karşılaşsak bile markadan uzaklaşmamız gerekirken kimi zaman daha fazla sahiplenebiliyoruz?</p>
<p>Araştırma kapsamında psikologlar ve sosyologlar insanların hayatlarındaki objeler ve diğer insanlar ile nasıl bir bağ oluşturduklarını, bunlara karşı davranış eğilimini detaylı bir şekilde incelemişler. Büyüdüğümüz ev, çok sevdiğimiz, yanımızdan ayırmadığımız yastığımız ya da ne yaparsa yapsın yine de çok sevdiğimiz kız kardeşimiz. Zaman içerisinde hepsi ile aramızda duygusal bir bağ oluşturduğumuz için bizde vazgeçilmez bir yer edindikleri ve bizim bir parçamız konumuna geldikleri gözlemlenmiş.</p>
<p>Bunun yanı sıra konu markalara geldiğinde ise Facebook ve Starbucks markaları üzerinden yapılan deneyde kişilerin bloglarda, sosyal medyada bu markalara ait (markaların ürünlerine değil) bir çok olumsuz içerikle karşılaşmalarına rağmen ‘Markanın bu konudan haberi yoktur.’, ‘Emin ol öyle olması gerekmiştir.’, ‘Rakiplerin çıkardığı fasa fiso haberler işte..’ gibi cevaplar verdikleri görülmüş. Kişilerin markaları savunduğu hatta olumsuz içerikler karşısında sahiplenme eğilimlerinin arttığı ise ilgi çeken sonuçlardan bazıları.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-95335" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/social-media.jpg" alt="Facebook" width="600" height="278" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/social-media.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/social-media-300x139.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p>Kız kardeşine ve kendi parçası olarak sahiplendiği bir objeye / kişiye karşı olumsuz davranış sergilendiğinde insanların tutumları ne oluyorsa, markalar hakkında olumsuz bir içerik gördüklerinde de aynı sahiplenme duygusu ile aynı şiddette tepkiler veriyorlar.</p>
<p>Kendi parçamız kadar sahiplendiğimiz bir objeyi veya kişiyi sonuna kadar savunmamız normalken asıl soru bir markayı, soyut ve kurumsal bir konsept olmasına rağmen, nasıl kendi parçamız olarak görebiliyoruz? Markalar ne yapıyor da ürünlerinin önüne geçebiliyor, kişinin bir parçası olabiliyor?</p>
<p>Bu soruların cevapları hala araştırılırken, konusu geçen araştırmadan çıkarılan en temel sonuç markanın sahiplenme duygusunun gücü ile olumsuz içeriğin çokça bulunduğu sosyal medya ortamında dengelerin değiştirebileceği yönünde. Tek yapılması gereken çalışanların ve hedef kitlenin bir parçası haline gelmek…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">95329</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Girişimciler için tavsiyeler [Bölüm 1]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/girisimciler-icin-tavsiyeler-ilk-bolum/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/girisimciler-icin-tavsiyeler-ilk-bolum/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2014 12:05:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Tatar]]></category>
		<category><![CDATA[Tavsiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=95084</guid>

					<description><![CDATA[10 yıldan fazla süredir iş hayatının içinde olan bir profesyonel olarak çok şey gördüm ve biriktirdim. İnsan belki işin içinde olduğu için deneyimlediklerinin önemini o an anlamıyor ama aradan yıllar geçtikten sonra bütün bunların çok ama çok değerli olduğunu daha iyi kavrıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıda her şeye değinmem mümkün değil tabii ama önem verdiğim temel noktaları sizinle paylaşmak istiyorum:</p>
<p><strong>Hedef Kitlenizi Tanıyın</strong></p>
<p>Araştırma şirketleri ile birlikte çalışmanın önemine her zaman inanıyorum ama bütçesi kısıtlı olan girişimcilerin biraz çaba ile işlerini ileriye taşıyacak içgörüleri (insight) elde etmesinin önünde herhangi bir engel de görmüyorum. İstanbul’un farklı semtlerine gidip müşterimiz olan veya olabilecek insanların yaşamlarını gözlemlemek çok mu para gerektiriyor? Peki ya rakiplerimizin sosyal medya hesaplarında dönen diyalogları okumak? Çevremizdeki insanlarla kullandıkları ürün ve hizmetlere yönelik sohbet etmek, onların önceliklerini ve bakış açılarını yönlendirme yapmadan anlamaya çalışmak için bütçeye gerek var mı gerçekten? Emin olun, her gün kullandığımız metrobüs bile ulaşım fonksiyonunun yanında tek başına çok değerli bir gözlem alanı.</p>
<p><strong>Tutamayacağınız Sözler Vermeyin</strong></p>
<p>Örneğin bir iş ortağınız sizden bir konuda çalışma istiyor. Kendi iş planı çerçevesinde size bir tarih öneriyor. Bu tarihe kadar çalışmayı yapmanız mümkün değilse kesinlikle kendisine alternatif bir tarih önerin. Böylelikle söz verip tutmama ihtimaliniz düşecek ve iş yaparken yaşayacağınız stres seviyeniz azalacaktır.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-95087" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/pinokyo.jpg" alt="Pinokyo" width="600" height="300" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/pinokyo.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/pinokyo-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong>Kendinizi Besleyin</strong></p>
<p>İnsanın farklı sektörlerden ve farklı kişilerden ilham alması, faydalanması kadar normal bir şey yok. Aylar önce okuduğum bir röportajda Garanti Bankası’nın yeni şube tasarımlarını belirleme sürecinde ilgili danışmanların ve proje yöneticilerinin farklı kafeterya ve restoranları ziyaret ettiklerini okumuştum. Peki ya siz işinizi yaparken hangi sektörlerden, şirketlerden, markalardan ve kişilerden ilham alıyorsunuz?</p>
<p><strong>Birbirini Tamamlayan Bir Ekibiniz Olsun</strong></p>
<p>2009-2012 yılları arasında üç yıl boyunca GittiGidiyor’da çalıştım. Bunun ilk iki yılında GittiGidiyor’un kurucuları Serkan Borançılı, Burak Divanlıoğlu ve Tolga Kabataş şirketin üst yönetimindeydi. Biraz düşününce, aralarında yapılmış görev paylaşımı, uzmanlıkları ve ilgileri çerçevesinde yürütülen işler gözümün önüne geliyor. GittiGidiyor eBay’e 217,5 milyon dolar değerleme ile satıldıysa, bu başarılı iş bölümünün bunda katkısının çok fazla olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-95086" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/a-takimi.jpg" alt="A Takımı" width="600" height="393" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/a-takimi.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/06/a-takimi-300x196.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p><strong>Dilinize Hakim Olun</strong></p>
<p>Başarıya giden yolda gerek yazılı gerekse de sözlü iletişimin önemi tartışılmaz. Çalışanlarınızla, iş ortaklarınızla, müşterilerinizle hep iletişim halinde olmalısınız. Doğru kelimeleri seçmek, cümlenin nereye gideceğini kestirmek, vermek istediğiniz mesajı net bir şekilde iletebilmek çok kritik. Bunun doğuştan gelen bir yetenek olmadığı da aşikar. O açıdan bol bol okumak ve yazmak gerçekten önemli. Kendi adıma konuşacak olursam 2007 yılından beri belli aralıklarla güncellediğim blogumun en büyük faydası beni yazma konusunda disipline etmesidir. Okuma kısmına gelince&#8230; Size burada beğendiğim mesleki kitapları tavsiye etmeyeceğim. Fakat şunu kesinlikle söyleyebilirim ki dünya edebiyatının önemli yazarlarının kimi kitaplarını kendinize hedefler koyarak okumak (yılda 10 farklı kitap gibi) kesinlikle sizi başka yerlere taşıyacaktır.</p>
<p>Haftaya yazacağım ikinci bölümde önemsediğim diğer başlıkları sizinle paylaşmaya devam edeceğim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/girisimciler-icin-tavsiyeler-ilk-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">95084</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Felaket zamanlarında sosyal medya yönetimi</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/felaket-zamanlarinda-sosyal-medya-yonetimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2014 11:43:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[kriz yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=94620</guid>

					<description><![CDATA[Ne yazık ki 13 Mayıs 2014 tarihinde neredeyse 300 işçimizi kaybettiğimiz bir felaket yaşadık. 14 Mayıs ve 15 Mayıs günü hepimiz işlerimize gittik ancak gözümüz Twitter’da, kulağımız canlı yayınlardaydı... Bu gibi dönemlerde sosyal medya yönetimini belirlerken topluluk yöneticilerinin özellikle dikkat etmesi gereken belirli başlıklar var.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böyle dönemlerde çalışmak ve günlük hayatlarımıza devam etmek her ne kadar zor olsa da, bir şekilde müşterilerimizi durum hakkında bilgilendirmek ve sosyal medyada belirli bir strateji izlemek durumundayız.</p>
<p>Bu yazımda felaket zamanlarında sosyal medya yönetimine ve dünyada çapında bu yönetimi nasıl yaptıklarına değinmek istiyorum. Bu gibi dönemlerde <a href="https://sosyalmedya.co/sosyal-medya" target="_blank">sosyal medya</a> yönetimini belirlerken topluluk yöneticilerinin özellikle dikkat etmesi gereken belirli başlıklar var.</p>
<p><strong>İleri tarihe ayarladığınız içeriklerinizi iptal edin.</strong></p>
<p>Tüm ülkeyi ilgilendiren üzücü bir olay ile ne zaman karşı karşıya kalacağımız belli olmuyor. Özellikle yaklaşık son 1 yılda Türkiye gündemine baktığımızda markaların neredeyse her ay birkaç günlüğüne de olsa iletişimi durdurduğunu görüyoruz. Durum böyleyken kıvılcımın yangına dönüşmesini beklemeden marka ile iletişime geçip, gündemi sıkı şekilde takip etmemiz; ileri tarihe ayarladığımız içerikleri ise kaldırmamız gerekiyor. Birçok markayı aynı anda yönettiğimiz için tüm ileri tarihli içerikleri iptal etmek, izleyebileceğimiz en güvenli yol.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-94622" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi2.png" alt="Tweet örneği" width="470" height="217" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi2.png 470w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi2-300x138.png 300w" sizes="(max-width: 470px) 100vw, 470px" /></p>
<p><strong>Sosyal medya reklamlarınızı durdurun.</strong></p>
<p>İçerik girişini bırakmamız, iletişimi tamamen durdurduğumuz anlamına gelmiyor. Sosyal mecralarda devam eden reklamlarımız, takipçilerimizin önüne çıkmaya ve haber akışında gündem dışında kalmaya devam edecektir. Özellikle bu dönemlerde çoğu marka reklamları durduracağı için, aktif olan reklamlarınızın gösterimi artacak; bu da satış ve promosyon mesajı içeren reklamlarınızın daha göz önünde olmasına sebep olacaktır.</p>
<p><strong>“Diğer markalar ne yapıyor?” diye sormayın, önce davranın.</strong></p>
<p>Markalar siyasi ve politik temelli olaylarda tamamen sessiz kalmayı tercih edebiliyor ancak birçok kişinin hayatını kaybettiği felaket durumlarında üzgün olduğunuzu belirtmek için diğer markaların önce davranmasını beklemeyin, proaktif davranın. Çok geç kalınmış bir aksiyon planının marka imajını zedeleyeceğini, “ayıp olmasın diye yaptılar” algısı yaratacağını unutmayın.</p>
<p><strong>Söyleyecek daha iyi bir şeyiniz yoksa sessiz kalın.</strong></p>
<p>Taziye mesajınızı ve üzgün olduğunuzu belirttiğiniz içeriğinizi yayınladıktan sonra söyleyecek daha iyi bir şeyiniz yoksa sessiz kalın. Felaketi, PR ya da satış malzemesi haline getirmeyin. Bu gibi durumlardan yarar sağlamaya çalışmış birçok ünlü marka var. Sandy Kasırgası’nı bir satış malzemesi haline getiren American Apparel ve  11 Eylül saldırısından fayda sağlamaya çalışan Mini Cooper bunlardan sadece 2 tanesi:</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone  wp-image-94623" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi1.jpg" alt="American Apparel" width="403" height="537" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi1.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi1-225x300.jpg 225w" sizes="(max-width: 403px) 100vw, 403px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone  wp-image-94624" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi3.png" alt="Mini" width="403" height="530" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi3.png 448w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi3-227x300.png 227w" sizes="(max-width: 403px) 100vw, 403px" /></p>
<p><strong>Tweet atarken 2 kez kontrol edin.</strong></p>
<p>Felaket dönemlerinde Twitter’ın çok daha yoğun kullanıldığı rakamlarla kanıtlanmış bir gerçek. Artık çoğu ajans Hootsuite gibi bir program yardımı ile içerik girişlerini yapsa da, bazen Twitter hesaplarına tarayıcıdan da giriş yapmamız gerekiyor. Kişisel tepkimizi Twitter’dan gösterdiğimiz bu dönemde Tweet’leri atmadan önce kendi hesabınızdan attığınıza 2 kez emin olun. Soma felaketi döneminde örneğini bizzat gördüğüm bu durum, hem topluluk yöneticisi hem ajans hem de marka için büyük bir sorun olabilir.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone  wp-image-94626" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi4.png" alt="Twitter" width="385" height="282" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi4.png 448w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/yazi4-300x219.png 300w" sizes="(max-width: 385px) 100vw, 385px" /></p>
<p><strong>Yeni içerik girişine temkinli başlayın.</strong></p>
<p>Gündemi uzun süre yoğun tutan bu gibi olaylar sonrasında, marka ile sürekli iletişim halinde olarak iletişimin ne zaman başlanması gerektiği konusunda ortak bir karar varmak gerekiyor. Bu adımda yine en çok sorulan sorulardan biri “Diğer markalar ne yapıyor?” olsa da, gündem durulmaya başlandığında reklamları yeniden aktifleştirerek iletişime başlamak, izlenebilecek en güvenli yol. Alınan tepkilere göre içerik girişlerine başlayabilir, “çiçekli böcekli” bir dil kullanmak yerine, daha nötr ve sade mesajlar içeren postlar girebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">94620</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sosyal medyada içerikle farklılaşmak</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/sosyal-medyada-icerikle-farklilasmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuk Yazar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2014 14:16:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=94682</guid>

					<description><![CDATA[Dışarıdan bakıldığında “sosyal medya işi” çok kolay görünebilir. “Bütün gün Facebook, Twitter, sizinki de iş haa” diyenlerle hayatta mutlaka bir kez karşılaşmışsınızdır. Her işte olduğu gibi, sosyal medya işinde de zorluklar elbet var. Bunların belki de en zoru içerik üretimi. Sosyal medyanın merkezinde içerik var. İçeriğiniz yoksa, platformda var olmanızın bir anlamı kalmıyor. İçerik dediğimiz şey de metin, fotoğraf, video gibi araçlar olabiliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyanın merkezinde içerik var. İçeriğiniz yoksa, platformda var olmanızın bir anlamı kalmıyor. İçerik dediğimiz şey de metin, fotoğraf, video gibi araçlar olabiliyor.</p>
<p>Bundan birkaç sene öncesine kadar topluluk büyütmek ve “like yarışına” girmek vardı. Şimdi pek çok marka topladığı milyon beğenen sayılarıyla ne yapacağını düşünür halde, alternatif stratejiler arıyor. Doğrusu da bu. Topluluk büyütmek bir noktada gerekli zira platformda sizi yalnız bırakmayanlar o kullanıcılar.</p>
<p>Topluluk oluştuktan sonra da Türkiye’de sosyal medyanın kangreni haline gelen bazı içerik türleri türedi. Bazı örnekler:</p>
<p>Günaydın!</p>
<p>İyi pazarlar!</p>
<p>Hafta sonu ne yapıyorsunuz?</p>
<p>Sevgilinizle/annenizle/babanızla bir anınızı bizimle paylaşın!</p>
<p>(&#8230;), hemen kazanma şansı yakalayın!</p>
<p>Sizin favoriniz hangisi?</p>
<p>Boşluğu doldurun!</p>
<p>Yukarıda okuduklarınızdan en az ikisini muhakkak siz de yapmışsınızdır. Evet, çünkü çoğumuz bunu yaptık. Çünkü belli bir dönem “çalışan içerik” dediğimiz, etkileşim artırıcı ve toplulukla konuşmamızı sağlayan içerik örnekleri bunlardı. Galiba çoğumuz içerikleri Arap Faik’ten <a href="http://alierkurt.com/arap-faik/">alıyorduk</a>.</p>
<p>Fakat sosyal medya, doğası gereği hıza ve trendlere uymaya açık bir alan olduğu için, yukarıdaki içerik türlerini bir kenara bırakmak ve daha kreatif içerikler üretmek zorunlu hale geldi. Çünkü bir anlamda sosyal medya içerikleri aslında birer <a href="http://alierkurt.com/icerik-basin-ilani/">basın ilanıydı</a>. Üzerine düşünülmesi gereken, kreatif sınırları zorlamamız gereken bir durumdaydık.</p>
<p>Tabii ki her içerik kreatif olacak diye bir zorunluluk yok. Bu hem zaman hem emek açısından da biraz zor. Zira aylık içerik planının tamamına kreatif içerik koymanın zorluğunu tahmin edebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/Content-Marketing.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-94699" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/Content-Marketing.jpg" alt="İçerik Pazarlaması" width="600" height="467" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/Content-Marketing.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2014/05/Content-Marketing-300x233.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></p>
<p><strong>Peki ne yapmak gerek?</strong></p>
<p><strong>Trend takibini unutmayın.</strong> “Dünyada bu iş nasıl yapılıyor?” diye internetin altını üstüne getirin. İçerik diyince akla ilk önce hep Oreo gelir. Nedenini bilmiyorsanız araştırın.</p>
<p><strong>Eski usul içeriklerde tekrara düşmeyin.</strong> Her Cuma hafta sonu içeriğiniz, her sabah günaydın içeriğiniz varsa, bu içeriklerde nasıl farklılaşacağınızı düşünün.</p>
<p><strong>İçerik konseptleri üretin.</strong> Konseptler sayesinde altını daha kolay doldurabileceğiniz başlıklarınız olur.</p>
<p><strong>Analiz yapın.</strong> Bir önceki planda yüksek etkileşim alıp yayılan içerikleri, türlerini tespit edin. Sonraki planda da benzer içeriklere yer verin.</p>
<p><strong>Sosyal medya işinin (diğer her işte olduğu gibi) ciddi emek ve ilgi gerektirdiğini unutmayın.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">94682</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
