<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Ömür Dikmen, Author at Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/author/omurdikmen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/author/omurdikmen/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 May 2014 17:04:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.7</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>Madalyonun Diğer Yüzü: İnternete &#8220;Gönülden&#8221; Bağlıyız</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/internete-gonulden-bagliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Dikmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 12:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Profil]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Ağ]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=13881</guid>

					<description><![CDATA[Çağımızın en yeni iletişim aracı internetle ilgili bir süredir zihnimi kurcalayan bir konu var. Hayatımıza getirdiği birçok kolaylığı, bilgi zenginliğini, bilginin paylaşım boyutunun ve hızının ne kadar arttığını, uzakları yakın etmesini, reklam ve pazarlama sektörüne katkıları gibi faydaları...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çağımızın en yeni iletişim aracı internetle ilgili bir süredir zihnimi kurcalayan bir konu var. Hayatımıza getirdiği birçok kolaylığı, bilgi zenginliğini, bilginin paylaşım boyutunun ve hızının ne kadar arttığını, uzakları yakın etmesini, reklam ve pazarlama sektörüne katkıları gibi faydaları bir yana bırakacak olursak, bu meselenin beraberinde gelişen psikolojik ve sosyo-psikolojik etkilerinin de üzerinde durulması gerekiyor.</p>
<p>2000’li yılların ortalarına doğru internetin geçirdiği büyük yapısal değişiklik sonrası gün içerisinde internet ortamında geçirdiğimiz zaman miktarı eskiye kıyasla epeyce arttı. Çünkü artık yaşantımızda başta güncel olaylara ait bilgi ve haber alma işi olmak üzere, tanıdıklarla haberleşme, yazı, fotoğraf, video kullanarak hayatımızda neler olup bittiğini sevdiklerimize, yakın çevremize anlatma, hobilerimizi paylaşma, oyun oynama, alışveriş yapma, arkadaş grupları ile bir araya gelme ya da daha kolay organize olunan online kulüplere katılarak sosyalleşme, sevincimizi, üzüntümüzü anlık olarak paylaşma, duyurma gibi aktiviteleri ağırlıklı olarak internette gerçekleştirmeye başladık. Bunun kısa ve uzun vadede yadsınamayacak getirileri olduğu muhakkaktır ancak, bugün sıradan bir kullanıcının dahi bir günün ortalama 3-4 saatinde bilgisayarı ya da cep telefonu vasıtasıyla internette gezindiği düşünülürse (ki beyaz yakalı kesim için bu süre daha da fazladır), hayatımızda nasıl kalıcı bir yer edindiği daha net anlaşılır.</p>
<p>Kimi evlerde şu ufak senaryo her gün sahnelenmektedir ve kanıksanmıştır. Sabah kalkılır, el yüz yıkanır, elde cep telefonuyla Twitter ya da Facebook’ta gezinmek üzere kahvaltıya oturulur, bazen de sabah uyanıldığı anda artık bir refleks haline gelen bilgisayara ya da cep telefonuna uzanma davranışı ile karşılaşılır. Amaç, muhtemelen sosyal ağlardaki durum güncellemelerine, paylaşılan içeriklere göz atmaktır. Bir işadamı için belki beklenen önemli bir e-mailin posta kutusuna ulaşıp ulaşmadığının kontrolüdür. Zihnimizde bu tip düşünceler, davranış biçimleri neden oluşur peki? Bunun nedeni ben uyurken ya da internet başında değilken acaba neler paylaşıldı, kimler ne konuştu, kaçırdığım bir şey var mı şeklinde oluşan kısmen kaygı ve merak içerikli düşüncelerdir, denetim gereksinimidir. Geçenlerde Twitter’da, sabahtan öğlene kadar hiç tweet gönderemediği için meraklanan takipçilerinden özür dileyen birine rastlamıştım. Kimilerine normal görünse de ne yazık ki bu gibi durumlar davranış psikolojisi açısından ele alındığında pek iç açıcı değil.</p>
<p>Birkaç gün önce yayınlanan ‘<a href="https://sosyalmedya.co/facebook-bagimliligi-rehabilitasyon/" target="_blank">Facebook Bağımlılarına Özel Rehabilitasyon</a>’ haberimizde de değinildiği üzere, internet ve sosyal ağlar kullanıcılar üzerinde uzun vadede stres ve davranış bozukluğuna neden olmakta. Habere göre bazı kullanıcılar sosyal ağ kullanımı konusunda bir şeylerin yanlış gittiğinin farkına varmış ve buna yönelik kendi mücadelelerini başlatmış durumdalar. Şimdi olaya bir de şu açıdan bakalım. Internet insan beyninin yaratımı olduğuna göre ve insan bu icadı da istediği gibi yönetmeye, yönlendirmeye muktedir olduğu halde neden bu platformdan uzak olduğu zaman diliminde bir tür kaygılı/anksiyeteli ruh hali içerisine girmeye başlamıştır? Yoksa madalyon tersine mi dönmüştür? Bu mecra artık yaşantıya hükmetmeye mi başlamıştır? Egemenlik sorgusuz sualsiz internette midir? Diğer bir deyişle internet denilen iletişim aracı başlangıçta insanın denetim ve kontrolü altında iken acaba artık insan mı internetin hâkimiyet alanına girmiştir? Şimdi lütfen kendinize şu soruyu sorunuz. Arkadaş çevreniz, gündelik görüşmeleriniz, aktiviteleriniz internet odaklı mı? Kendinizi sürekli sanal gündemi takip etme ihtiyacı içinde hissediyor musunuz, takibi bıraktığınız zaman huzursuzluk duyuyor musunuz? Bilgisayarınızı, cep telefonunuzu, sizi internet ortamına bağlayan her şeyi elinizin altından uzaklaştırsanız kendinizi eksik ya da boşlukta hisseder misiniz? Bunu hiç denediniz mi? Açıkçası ben denedim. Birkaç gün bilgisayarımı yanıma almadım, cep telefonumu kapattım ve bu zaman zarfında hissettiğim şey belirgin bir ferahlama ve özgürlük duygusu oldu. Tavsiye ederim.</p>
<p>Yalnız buradan internet kişinin sosyal kimliğine sekte vuruyor, toplumsal çevre ile uyumunu bozuyor, asosyalleştiriyor gibi bir genelleme çıkmasın ama yine de görünen o ki, birçoğumuz üzerinde çeşitli dozlarda bağımlılık yaratmış durumda. Bunu internet ortamı ile tanıştığımız ilk yıllarda kullandığımız ve o sinir bozucu çevirmeli bağlantı sesi eşliğinde eylemi gerçekleştirdiğimiz andaki memnuniyet ve mutluluk arasındaki gelgitli duygu durumu içerisinde sarf ettiğimiz internete ‘bağlanıyorum’  sözünden de anlayabiliriz. Diğer mecraları takip etmek için okumak, dinlemek, izlemek gibi 5 duyu organımızla ilişkili eylemler içerisindeyken, konu internet olunca nedense aklımıza gelen ilk fiil, içinde bir ruh hali anlamı da barındıran ‘bağlanmak’ olmuş. O günlerde spontane gelişen bu terminoloji aslında bizlerin bağlanma davranışıyla bağımlı olmak arasındaki ince çizgiye ne kadar yakın dolaştığımızı simgeler nitelikte. O nedenle kendimizi kandırmayalım ve kabul edelim ki insanoğlunun yaratımı internet olgusu bugün önce tek tek kişilere, sonra toplumlara tamamen egemen olmuş durumdadır.</p>
<p>Peki ya gelecek? Biz gözümüzü internetle açmadık ama bizim çocuklarımız, gelecek nesiller doğdukları andan itibaren önce ana-babaları, sonra da eğitim kurumları aracılığıyla bir şekilde internet ortamı ile iç içe olacaklar. Onlar internetsiz alternatif bir yaşam olanağını hayal dahi edemeyecekler. Tüm yaşamları, bireysel ve sosyal her türlü ilişkileri internete ve sosyal ağlara entegre halde sürecek ve belki de dünya yaşamları sona erdiği anda bile internetteki sanal yaşamları devam edecek. Mesela belki öldükleri zaman dijital mezar taşları olacak, profillerini, ziyaretçi sayılarını, ziyarette okunan dua sayılarını gösteren… Hatta belki mezarlarını ziyaret edenlere ait ziyaretçi listeleri olacak, o listede ilgili kişiye tıklandığında ziyaretçinin profili açılacak, ölenlerin haklarında eleştiriler ve yorumlar yapılacak anında durum güncellemeleri ile ve bu yorumları okuyanlar beğen düğmesine basacaklar ya da onlar da kendi yorumlarını yazacaklar…  Belki ölen kişinin yaşadığı güzel günlere dair videolar, fotoğraflar yüklü olacak bu mezar taşında, mezarlık ziyaretçileri bunları izleyerek ölenin yaşarken geçirdiği eski günleri anacaklar. Çok mu abarttım? Emin olun böyle bir dünyaya doğru gidiyoruz. Bu gidiş iyi mi kötü mü bilemem ama bildiğim tek şey hayatımızın bundan sonra giderek artan şiddette ve yörüngesi internete kilitlenmiş bir biçimde ilerleyeceği.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13881</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hukuk Sisteminin Elleri Sosyal Medyaya Uzandı</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/hukuk-sistemi-sosyal-medya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/hukuk-sistemi-sosyal-medya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Dikmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 12:48:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<category><![CDATA[CIA]]></category>
		<category><![CDATA[FBI]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Ağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=12726</guid>

					<description><![CDATA[Bir bu eksikti ancak o kadar da sürpriz bir gelişme değil. Daha önceki yazımda bahsetmiştim, internet üzerinde kişisel gizlilik / mahremiyet hakları birçok sosyal medya platformunun pek de üzerinde kafa yorduğu, dikkate aldığı bir mesele değil. Hal böyle iken sosyal ağlarda paylaştığımız özel]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir bu eksikti ancak o kadar da sürpriz bir gelişme değil. Daha önceki yazımda bahsetmiştim, internet üzerinde kişisel gizlilik / mahremiyet hakları birçok sosyal medya platformunun pek de üzerinde kafa yorduğu, dikkate aldığı bir mesele değil. Hal böyle iken sosyal ağlarda paylaştığımız özel bilgilerimizin hukuk alanında da bir arşiv deposuna dönüşmeye meyletmesine şaşırmamak gerek.</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde hukuki kuruluşlar Facebook’u kullanarak, bu ağda hesap açmış olan bir kişinin izni veya bilgisi olmaksızın hesabına ulaşabiliyorlar. Reuters’in yasal veri tabanları üzerinde gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre, yaklaşık 3 yıldır 20’nin üzerinde mahkeme kararının alındığı esnada, kişilerin Facebook hesapları üzerinde mesajlar, durum bildirimleri, fotoğraf ve video bağlantıları, gönderilen arkadaşlık istekleri gibi birçok verinin takibi amacıyla izin çıkartmış bulunuyorlar. Bu izinleri talep edenler tahmin edeceğiniz gibi en başta FBI ve CIA.</p>
<p>Arama izinleri detaylı profillere ve fotoğraflara erişimi mümkün hale getiriyor. Üstelik kullanıcı en sıkı güvenlik ayarlarını belirlemiş olsa bile izin alındıktan sonra otomatikman tüm filtreler aşılıyor. Adli çalışma programlarında artık Facebook’tan nasıl veri isteneceğini konu eden açıklamalar var.</p>
<p>Bu konuda Facebook yöneticilerine soru sorulduğunda ise Facebook’un kullanıcı gizliliğine yönelik bir takım beylik açıklamalar dışında net ve tatmin edici bir cevap alınamıyor. Oysa yasal veri tabanı araştırmasının sonuçları aynı şeyi söylemiyor. Yalnızca 2011 yılı başından bugüne Facebook 11 adet erişim izni vermiş. 2010 yılında ise bu sayı ancak yarısı kadardı.</p>
<p><strong>Anayasal Haklar Açısından Durum Ne?</strong></p>
<p>Öncelikle Facebook, arama iznine konu olan hesapların sahiplerini ya da avukatlarını bu konuda herhangi bir şekilde bilgilendirmedi. Dahası bu izinler nedeniyle, yasada olmayan bir metotla arama vb işlemlerinin yapılmasından dolayı aslında kişilerin anayasal haklarının çiğnendiği göz önünde bulundurulmadı. Ancak şu anki yasalara göre de hukuki merciler veya sosyal ağlar kullanıcıyı bu konuda bilgilendirme yapma yükümlülüğü taşımıyor. Ancak her durumda elde edilen kanıtların dava konusu olan kişiye açıklanması gerekiyor.</p>
<p><strong>Twitter’ın Politikası</strong></p>
<p>Twitter, Facebook’un aksine bu konuda daha kullanıcıdan yana bir politika izliyor ve bu tip bir adli arama talebi söz konusu olduğu zaman ilgili kullanıcıya bilgilendirme yapıyor.  Twitter bu gibi durumlarda kullanıcının hakkını korumaktan taraf olduğunu temel politika olarak belirtiyor. Facebook’tan ise kullanıcıların kişisel ve anayasal haklarını koruma üzerine henüz olumlu veya olumsuz herhangi bir görüş bildirimi yapılmadı.</p>
<p>Ortaya çıkan sorun, internet ortamında kişisel verilerin mahremiyeti bağlamında hukuk sisteminin yetersizliğinin açık bir kanıtı. Facebook’un izin verdiği bu tip araştırmalar devlete karşı bireyin kişisel bilgilerinin araştırılması konusunda korunmasızlığını ve yasalar karşısında bu konudaki tek başınalığını gözler önüne seriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/hukuk-sistemi-sosyal-medya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12726</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Facebook’tan Öncesi ve Sonrası [Infographic]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/facebook-oncesi-ve-sonrasi-infographic/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/facebook-oncesi-ve-sonrasi-infographic/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Dikmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 May 2011 13:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Infografik]]></category>
		<category><![CDATA[Infographic]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Zuckerberg]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=8601</guid>

					<description><![CDATA[Bugün 14 Mayıs 2011, Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in doğum günü aynı zamanda… Dünyada internet üzerinden iletişim şeklini kökten değiştiren kişidir kendisi.  Kurmuş olduğu Facebook isimli işlevsel ve uygulama harikası platform dünyada ilk olarak 2004 yılında...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım bundan 12 yıl kadar önceydi. Çalıştığım işyerine kişisel bilgisayarlar geleli ve ‘dial-up’ internet bağlantısı kurulalı bir yıl ya olmuş ya olmamıştı. Buna karşılık ilk cep telefonu modelleri tam anlamıyla halkın en gözde iletişim aracı haline gelmiş ve statü göstergesi durumundaydı. Tabii ki toplumda büyük çoğunluk henüz mobil iletişim kavramıyla tanışmamıştı ancak bu ayrıcalığı deneyimleyen herkesin hem fikir olduğu ortak bir nokta mevcuttu.  Kesin olan bir şey varsa o da hem cep telefonları hem de internetin insanlar arasındaki iletişim biçimini kökten değiştirmeye başladığıydı.  Yazdıklarımıza anında veya kısa sürede karşı taraftan yanıt alabiliyor olmanın inanılmaz konforundan mıdır bilinmez, çevirmeli bağlantının bir kağnı hızıyla gerçekleştiği anda hoparlörden işittiğimiz kulak tırmalayan tiz sesi duymamızla beraber içine dahil olduğumuz bu sanal dünyada, elektronik postanın, ilk anlık mesajlaşma sistemlerinden biri olan mIRC ve ICQ’nun beyinlerimizin algısında yarattığı sihir benzeri etkiyle hepimiz bu yeni ‘iletişme’ biçimlerinin kısa sürede adeta müptelası olmuştuk.</p>
<p>Bütün bunları niye anlatıyorsun diye sorarsanız, ben bugün o yıllarda tecrübe edilen sihir etkisini Facebook sayesinde aşağı yukarı üç yıldır yeniden yaşamaya başladım da ondan… Bakın dikkat ederseniz sosyal ağlar diyerek genelleme yapmadım. Bu konunun neden özellikle Facebook üzerinde odaklandığını ise birazdan aşağıdaki infografik belgeleriyle açıklayacak.</p>
<p>Bilgi grafiğine geçmeden önce bir başka anımdan bahsetmek istiyorum. İki-iki buçuk yıl kadar önce bir gün iş çıkışında cep telefonum çaldı, arayan liseden eski bir arkadaşım, neden buluşma organizasyonu konusunda bir cevap vermediğimi soruyor sitemli sitemli… Benimse bu buluşma planından haberim bile yok, ne yani beni aramış da cevapsız mı bırakmışım, e-posta yollamış geri mi dönmemişim, nedir bu sitemin, serzenişin kaynağı anlayamamıştım.  Sonra olay anlaşıldı, bu organizasyon yalnızca Facebook üzerinden yapılmış, çoğunluk olumlu-olumsuz bir şekilde cevabını bildirmiş, bir ben kalmışım yanıt vermeyen!  Bense onca işin gücün koşturmacanın arasında sosyal medya kavramının beraberinde getirdiği yeni yaşam biçimleriyle henüz tanışmamıştım bile…</p>
<p>Bugün 14 Mayıs 2011, Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in doğum günü aynı zamanda… Dünyada internet üzerinden iletişim şeklini kökten değiştiren kişidir kendisi.  Kurmuş olduğu Facebook isimli işlevsel ve uygulama harikası platform dünyada ilk olarak 2004 yılında lanse edildi, bizde ise 2007 yılında bir TV kanalında haber bültenine konu olduktan sonra inanılmaz bir hızla yaygınlaştı ve uygulamanın geliştiricileri bugüne kadar siteyi daima yeni güncellemelerle geliştirdiler, yenilediler, hep bir adım ileriye taşıdılar.</p>
<p>Peki, hiç düşündünüz mü içerisinde bunca pratik ve hem zaman hem emekten kazandıran hem de birçok eğlenceli uygulamayı barındıran Facebook’tan önce gündelik hayatımız nasıldı? Başka bir deyişle Facebook’un olmadığı bir dünyada ne yapıyorduk acaba?</p>
<p>Dünya genelinde 600 milyonu geçen kullanıcı hacmiyle Rusya ve Kuzey Amerika’nın nüfusunu katlayarak geçen, tüm Avrupa’da bulunan internet kullanıcılarını sollayan bir rakama ulaştı bugün Facebook.  Bugün ortalama bir kullanıcının arkadaş listesinde 130 kişi bulunuyor ve bu kullanıcı  normal gündelik hayatında bu kişilerle yüz yüze görüşmese dahi söz konusu arkadaş çevresiyle az veya çok bir şekilde etkileşime geçebiliyor. Bunun yanında yine ortalama bir kullanıcı bir ay zarfında ortalama 90 farklı içerik oluşturuyor.  Hangi yaş grubunda daha çok kullanılıyor sorusunun cevabı ise grafikte görüldüğü üzere hem kadınlar hem erkeklerde 26–34 yaş grubu, onu milimetrik bir farkla 18–25 yaş grubu takip ediyor. Benim de içinde bulunduğum 35–44 yaş aralığında ise bu oranlar jet hızıyla % 14 lere geriliyor ve daha ileri yaş gruplarında oranlar aşamalı olarak sıfıra yaklaşıyor.</p>
<p>2009–2010 ve 2011 yıllarının Nisan ayı ortalamaları göz önüne alındığında Facebook’un gelişim tarihindeki en yüksek kullanıcı sayılarına 2011 yılında ulaşıldığı görülüyor.  Türkiye’nin de içinde bulunduğu 6 ülkede yıldan yıla düzenli bir büyüme dikkati çekerken, Endonezya, Hindistan, Meksika ve Filipinler Facebook ile gerçek anlamda 2010 yılında tanışmış bulunuyor.</p>
<p>Bugün ortalama bir kullanıcı Facebook’u her ziyaret edişinde ağ içerisinde ortalama 23 dakika geçiriyor.  Yerel iş kollarının ticaret anlayışı giderek değişikliğe uğruyor. Yurtdışında pazarlamada her 100 yerel işletmenin 70 inde Facebook bir pazarlama aracı olarak kullanılıyor.</p>
<p>Infografikte esprili bir şekilde Facebook bir çeşit milat şeklinde konumlandırılmış ve ‘Facebook’tan önce ne yapıyordunuz?’ sorusuna cevap aranmış.  Sorulara verilen cevaplar, içerisinde hem mizah öğeleri barındırıyor hem de Facebook’un icadından öncesi ve sonrası arasındaki büyük iletişim farklarını gözler önüne seriyor.</p>
<p>Şimdi Facebook’un keşfedilmediği bir gündelik yaşantıyı hayal edin ve Facebook ile birlikte sizin hayatınızda ne gibi değişiklikler olmuş bir düşünün bakalım, Facebook’tan öncesi ile sonrası arasında fark var mı yok mu?</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8603" title="Facebook'tan Önce Facebook'tan Sonra" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/05/Facebooktan-Önce-Facebooktan-Sonra.jpg" alt="" width="620" height="4212" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/05/Facebooktan-Önce-Facebooktan-Sonra.jpg 620w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/05/Facebooktan-Önce-Facebooktan-Sonra-44x300.jpg 44w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/facebook-oncesi-ve-sonrasi-infographic/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8601</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnternet Bağlantılarını Bekleyen Büyük Tehlike</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/internet-baglantilarini-bekleyen-buyuk-tehlike/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/internet-baglantilarini-bekleyen-buyuk-tehlike/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Dikmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 May 2011 11:56:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Global Warming]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Değişiklikleri]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Isınma]]></category>
		<category><![CDATA[Wi-Fi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=8455</guid>

					<description><![CDATA[Başlığı okuyunca ‘Eyvah! Yine sansür konusuyla ilgili yeni bir gelişme var’ diye düşündüyseniz tasalanmayın, konu bununla ilgili değil ancak en az bir o kadar ciddi ve gelecekte karşı karşıya gelmemiz muhtemel bir başka sorun söz konusu… Bu sorun tabiat ananın bize yaptığı kötü bir şaka gibi...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başlığı okuyunca ‘Eyvah! Yine sansür konusuyla ilgili yeni bir gelişme var’ diye düşündüyseniz tasalanmayın, konu bununla ilgili değil ancak en az bir o kadar ciddi ve gelecekte karşı karşıya gelmemiz muhtemel bir başka sorun söz konusu…</p>
<p>Bu sorun tabiat ananın bize yaptığı kötü bir şaka gibi görünüyor çünkü dünyada son 20–30 yıl zarfında gerçekleşen iklim değişiklikleri devam ettiği müddetçe bu durum Wi-Fi bağlantılarının da önce kalitesini azaltacak, sonra da sinyallerini tamamen bozacak gibi görünüyor.</p>
<p>Hadi canım, ne alakası var dediğinizi duyar gibiyim, ama var. Hatta bu konuda İngiliz hükümeti geçenlerde resmi bir açıklama yaptı. İngiltere Çevre Bakanı Caroline Spelman yaptığı açıklamada aynen şunları dile getirdi: “ İklim değişiklikleri bu şekilde zaman ve mekân değiştirmeye devam ederse, bağlantı sinyallerinde gözle görülür bir değişiklik olacak, hatta bazı zamanlar wi-fi sinyallerinizin kaybolduğunu göreceksiniz. Spelman bu nedenle eskiye nazaran çok daha dikkatli hareket edilmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu.</p>
<p>Çevre Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalara göre bu tehlike yalnızca interneti kapsamıyor, bir sonraki hedef iletişim aracının radyo sinyalleri olması bekleniyor. Bu kaygının en önemli nedeni ise dünya ortalamalarında giderek yükselen sıcaklıklar. Sıcak havanın yakın bir gelecekte wi-fi sinyallerine vermesi beklenen zarar, oluşan ısı artışının sinyal mesafesini kısaltacağı teorisi üzerine kurulu bulunuyor.</p>
<p>Bilindiği üzere Wi-Fi bağlantı noktaları bugün artık gündelik hayattaki konforlarımızdan biri halinde… Bulunduğumuz herhangi bir konumdan istediğimiz anda istediğimiz herhangi bir bilgiye ulaşmamıza olanak sağlama işlevini üstlenmesi nedeniyle internet büyük bir değişim geçirdi. Peki, bu altyapının gerçekten sonu geliyor olabilir mi?</p>
<p>İklim değişiklikleri gün gelip interneti de kendine kurban eder mi? Bunun cevabını zaman verecek. Bu konuda yapılabilecek tek şey günlük hayatımızda yaptığımız her eylemde, alışkanlıklarımızda tüm dünya insanları olarak çok daha bilinçli ve tedbirli hareket etmekten ibaret ki internet kavramını şu anki haliyle gelecek nesillere bırakmak mümkün olsun.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/internet-baglantilarini-bekleyen-buyuk-tehlike/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8455</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Denemeye Değer Reklam Stratejileri</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/reklam-stratejileri/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/reklam-stratejileri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Dikmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Mar 2011 12:18:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[KOBİ]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Reklam Ajansları]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[LinkedIn]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam Stratejileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=3726</guid>

					<description><![CDATA[Söz konusu online ortamda satışa dönük reklamlar olduğu zaman, ülkemizde birçok orta ölçekli işletme strateji planlamasında buna yer vermekten kaçınıyor. Bu durumun şu andaki en önemli nedeni halen geleneksel yöntemlerden kopamamış bir üst düzey yönetim...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Söz konusu online ortamda satışa dönük reklamlar olduğu zaman, ülkemizde birçok orta ölçekli işletme strateji planlamasında buna yer vermekten kaçınıyor. Bu durumun şu andaki en önemli nedeni halen geleneksel yöntemlerden kopamamış bir üst düzey yönetim anlayışı ve aşağıdan gelen, internete daha hâkim kadroların henüz yönetimde karar alma mekanizması üzerinde yeterince söz sahibi olamayışıdır. Yönetim, hakkında pek de bilgi sahibi olmadığı ve dolayısıyla inanmadığı bu yeni mecraya sıcak bakmamakta, konuyu bilen personel ise bildiklerini kabul ettirememektedir.</p>
<p>Oysa bu kısır döngü arasında bilgisayar okur-yazarlığının yükselmesiyle online’ın gücü giderek artıyor ve bunun farkına varan kurumsal firmalar pazarlama yarışında bir adım öne geçmeye başladılar bile.</p>
<p>Konu hakkında daha açık bir fikir vermesi için aşağıda sizlere derlediğim bazı online kampanya örneklerini bulacaksınız.</p>
<p><strong>1) </strong><strong>Facebook Reklamları</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>Bugün dünya üzerinde 600 milyonu aşkın Facebook kullanıcısı, hali hazırda potansiyel müşteri kitlesi bulunmakta. Ürününü ya da markasını Facebook üzerinden tanıtmak isteyen herkes hitap etmek istediği müşteri kitlesini Facebook’un sunduğu coğrafi konum, yaş grubu, ilgi alanları gibi seçenekli kriterler arasından belirleyebiliyor, sınırlandırabiliyor. Oluşturmuş olduğu sayfa üzerinden potansiyel hedef kitlesi ile etkileşime geçebiliyor, dialog kurabiliyor ve bu dialog ortamı sayesinde müşteri ile daha yakın ve samimi iletişim ortamına sahip oluyor. Bunun yanında Facebook üzerinde çok cüzi bir yatırımla tıklama başı maliyet veya 1000 gösterim başı maliyet yöntemlerinden birini seçerek efektif kampanya yapabiliyor. Üstelik bu kampanyanın kontrolünü tamamen kendi elinde tutabiliyor.</p>
<p><strong>2) </strong><strong>Google Adwords</strong></p>
<p>Bir sitenin trafiğini arttırmak için izlenen en kullanışlı yol Google Adwords. Bütçeniz ne kadar küçük olursa olsun fark etmez, belirlediğiniz limitler çerçevesinde uygun ve etkili bir reklam yayınlamak mümkün. Bu yöntemde yalnızca kullanıcılar reklâmınıza tıkladığında ödeme yapıyorsunuz.</p>
<p><strong>3) </strong><strong>Haber Olmak da Bir Tür Reklamdır</strong></p>
<p>Rakipler arasından sıyrılmak, bir etki yaratmak, satışları arttırabilmek için büyük paralar harcamaya gerek olmayan, düşük maliyetli ve verimli metotlardan biri de halkla ilişkiler aktiviteleridir. Online ortamda yayınlanan şirket haberleri farkındalık yaratmanın ve marka bilinirliğini arttırmanın en pratik yollarından biridir.</p>
<p><strong>4) </strong><strong>Twitter da Reklam Almaya Başladı</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-3732" title="Twitter" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/Twitter9.jpg" alt="" width="550" height="339" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/Twitter9.jpg 550w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/Twitter9-300x184.jpg 300w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /><br />
</strong></p>
<p>Son iki yılın en hızlı büyüyen sosyal ağ platformu Twitter henüz reklâm mecrası olma konusunda yeni olmasına karşılık ağ üzerinde işinizi tanıtmanız için yepyeni, değişik alternatifler sunuyor. Şu anda deneme aşamasında olan projelerden biri markanızın sayfası üzerinden reklâm mesajı içeren kısa ancak akılda kalıcı, etkili tweetler yollamak. Diğeri profil sayfası üzerinden tanıtım yapmak. Yine 1000 gösterim başına maliyet yöntemi ile hayata geçirilecek reklâm duyurularının performansları da tıklama, retweet ve reply komutları ile değerlendirmeye alınabilecek. Bu şekilde başlatılan kampanyaların en az 3 ay süreli periodlarda yayınlanması öngörülüyor. Kullanıcı burada da bütçe belirlemesini, coğrafi bölge tayinini, kampanya başlangıç tarihini kendisi yapabiliyor.</p>
<p><strong>5) </strong><strong>LinkedIn</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-3733" title="LinkedIn" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/LinkedIn1.jpg" alt="" width="550" height="230" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/LinkedIn1.jpg 550w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/LinkedIn1-300x125.jpg 300w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /><br />
</strong></p>
<p>Ürünleri internet üzerinden pazarlamanın bir diğer yolu da LinkedIn gibi iş odaklı, profesyonel karakterde sosyal platformlardan faydalanmak. Burada da öncelikle hedef kitle tespiti bulunduğunuz coğrafya, uzmanlık alanı veya faaliyet konusu, yaş, cinsiyet, şirket büyüklüğü gibi ölçütler göz önünde tutularak yapılıyor. Türkiye’de 2010 yılı itibariyle yaklaşık 350.000 üyeye sahip sitenin dünya üzerindeki üye hacmi ise 75 milyonu geçmiş durumda. Site günlük minimum 10 dolarlık yatırım karşılığında reklâm verenlere hizmet sunuyor. İlanlar kullanıcıların profil sayfalarında, gelen kutularında, üye arama sonuçları sayfasında ve grup sayfalarında yayına giriyor.</p>
<p>Tüm bu kampanyaları planlarken bir reklâm verenin dikkat etmesi gereken en önemli nokta doğru hedef kitlesi seçimidir, ikinci derecede önemli konu ise yaratıcı ve etkin, dikkat çekici reklâm tasarımları oluşturmaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/reklam-stratejileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3726</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Facebook&#8217;un Fendi Kurumsal Siteleri Yendi, Yenecek</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/facebook-kurumsal-sitelerin-yerini-aliyor/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/facebook-kurumsal-sitelerin-yerini-aliyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Dikmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2011 18:37:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[KOBİ]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook Şirket Sayfaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Bloglar]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal İnternet Siteleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=5050</guid>

					<description><![CDATA[İster inanın ister inanmayın ama firmaların Facebook sayfalarının kurumsal web sitelerinin yerine geçeceği günler yaklaşıyor. Bir sosyal medya platformu olarak Facebook, gücünü her geçen gün daha da arttırıyor ve Facebook’un bu güçlü konumu, firmaları...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İster inanın ister inanmayın ama firmaların Facebook sayfalarının kurumsal web sitelerinin yerine geçeceği günler yaklaşıyor.</p>
<p>Bir sosyal medya platformu olarak Facebook, gücünü her geçen gün daha da arttırıyor ve Facebook’un bu güçlü konumu, firmaları kendi web siteleri ile Facebook sayfaları arasında bir seçim yapmaya doğru zorlamaya başladı. Bunu ben söylemiyorum, Facebook İngiltere ticari operasyonlar bölüm direktörü Stephen Haines Londra’da gerçekleştirilen “Technology for Marketing and Advertising Conference” etkinliğinde bu sözleri sarf ettiğinde “kendi kendine reklam devrinin başladığı” ifadesi ortamda oldukça şaşırtıcı ve sarsıcı bir etki yaratmış.</p>
<p><a href="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/RESİM.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-5051" title="Stephen Haines" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/RESİM.jpg" alt="" width="243" height="208" /></a>Haines’in tezi, firmaların müşterileri ile etkileşiminin Facebook üzerinde kendi kurumsal web sitelerinden daha sık ve yoğun bir frekansta meydana gelmeye başladığı üzerine kurulu. Heines, tezini güçlendirmek amacıyla Facebook kullanıcılarının bir ay içinde firmalara ait Facebook sayfalarında kaç defa beğen düğmesine tıkladıklarını ve söz konusu firmanın web sitesine kaç defa kullanıcı girişi yapıldığını karşılaştırmalı olarak gösteren bir istatistik sunmuş. Haines’in hazırladığı bu istatistikte örneğin Starbucks’ta bu oran 21.1 milyon beğen e karşılık 1,8 milyon site ziyaretçisi olarak görülüyor. Coca Cola’ya bakıldığında durum firmanın web sitesi açısından daha da vahim çünkü 20,5 milyon beğene karşılık yalnızca 270.000 kurumsal site ziyaretçisi var. Bunlar Türkiye’de de son derece iyi tanınan markalar. Bunun dışında Haines’in istatistiğinde Oreo bisküvi markası 10,1 milyon beğen – 290.000 site ziyaretçisi, Dr. Pepper marka içecek de 4,1 milyon beğen – 325.000 site ziyaretçisi ile dikkat çekiyor.</p>
<p>Aslında Facebook sayfalarının kurumsal siteler karşısındaki bu ezici üstünlüğü çok da sürpriz değil. 2010 verileri doğrultusunda 600 milyonun üzerinde kullanıcı tabanına sahip bir sosyal platform olması nedeniyle (ve bu sayı her gün daha da artıyor) Facebook artık reklâm alanı fonksiyonu ile de baskın bir karakter görüntüsü veriyor. Böylece, diğer reklâm aktivitelerine oranla daha ekonomik bir yatırım olmasının avantajını da kullanarak ‘reklâm faaliyetlerinin yeni merkezi’ fonksiyonunu üstlenmeye başlamış bulunuyor. Bu durum aynı zamanda, oldukça kalabalık pazarlamacı kitlesi için Facebook’u nasıl bir ticari sermaye kaynağına dönüştürebileceklerinin en belirgin işaretini de veriyor.</p>
<p>Sosyal ağlar hepimizin günlük yaşantısında şu veya bu şekilde önemli bir yere sahip artık.</p>
<p>Bu özelliği dolayısıyla müşteri ilişkileri açısından değerlendirildiğinde, başta Facebook olmak üzere belli başlı sosyal ağların en büyük avantajı karşılıklı etkileşim ve diyalog imkânının çekiciliği ki bu başka hiçbir reklâm mecrasında bulunmayan bir nitelik.</p>
<p>Ne dersiniz, sizce şirketlerin Facebook sayfaları kendi kurumsal sitelerinin yerini alacak mı?</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/facebook-kurumsal-sitelerin-yerini-aliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5050</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Facebook Düşkünlüğü Rahibeyi Manastırdan Kovdurdu</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/facebook-duskunlugu-rahibeyi-manastirdan-kovdurdu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Dikmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2011 12:30:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Manastır]]></category>
		<category><![CDATA[Maria Jesus Galan]]></category>
		<category><![CDATA[Toledo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=5022</guid>

					<description><![CDATA[Hayatının 35 yılını İspanya’nın Toledo şehrinde bir manastırın içinde dünyevi hayattan soyutlanmış bir halde geçirmiş orta yaşlı bir kadın Maria Jesus Galan. Onun sıra dışı hikâyesi bundan 10 yıl önce manastıra bir bilgisayar alınmasıyla başlıyor.  Bildiğiniz gibi manastırlar...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatının 35 yılını İspanya’nın Toledo şehrinde bir manastırın içinde dünyevi hayattan soyutlanmış bir halde geçirmiş orta yaşlı bir kadın Maria Jesus Galan. Onun sıra dışı hikâyesi bundan 10 yıl önce manastıra bir bilgisayar alınmasıyla başlıyor.  Bildiğiniz gibi manastırlar, içinde yaşayanlara dış dünyayla etkileşime izin vermeyen,  içine kapalı, şehirden, medeniyetten uzakta dinsel hizmet amaçlı kurulan mekanlardır.  Bunda güdülen amaç, manastır yaşantısı içinde inzivaya çekilenlerin beşeri faktörlerden minimum düzeyde etkilenmelerini sağlamaktır.</p>
<p>O güne kadar dünyanın tüm nimetlerinden uzakta ve mahrum yaşamaya alışmış bir rahibe olan Maria Jesus Galan, manastıra bilgisayarın girmesi ile önündeki bilgisayarın vaat ettiği imkanları, geleceği görüyor ve başta online banka hizmetleri, şehir içi sanal turlar olmak üzere teknolojinin getirdiği birçok yeniliği tecrübe ediyor. Hatta bilgisini ilerlettikçe, manastıra ait çeşitli bilgileri düzenleyerek sayısal verilere döküyor. Tam bu arada Facebook&#8217;u keşfediyor ve sitede bir süre sonra 600 kişilik bir arkadaş grubuna sahip oluyor, onlarla sürekli iletişim halinde kalarak birçok haberi ve iletiyi paylaşıyor. Bir gün, gerçekleştirdiği dijital girişimlerden dolayı yerel belediye tarafından ödüle layık görülüyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-5026" title="Maria Jesus Galan" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/mariajesusgalan.jpg" alt="" width="250" height="166" />Bu ödül ona belli ölçüde şöhreti de beraberinde getiriyor. Ancak diğer yandan Rahibe Maria’nın Facebook ta geçirdiği zaman arttıkça artıyor ve diğer rahibelerin söylediklerine bakılırsa Maria’nın manastır içinde sürdürmek zorunda olduğu yaşantısını çok zorlaştırıyor, Maria manastır içerisindeki sorumluluklarını ihmal ediyor ve bu nedenle manastırdan çıkartılıyor. Ancak bu olayla ona duyulan sempati daha da artıyor ve Maria’nın uğradığı haksızlığı protesto eden, yorumlarıyla, gönderileriyle kendisine destek olan bir başka kitle ile Facebooktaki arkadaş listesi 600 den 5000 e fırlıyor. 35 yıl boyunca bir dini amaca hizmet ederek yaşadıktan sonra bir rahibenin bu şekilde saf dışı bırakılmış olması birçok kişinin tepkisini çekiyor ve manastır türlü eleştiri ve protestoların hedefi oluyor.</p>
<p>Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda Maria’ya uygulanan yaptırımın 21. yüzyılda ortaçağ zihniyetini çağrıştıran bir özelliği var. Eleştirilere bakılırsa bugün Vatikan yönetimi dahi You Tube üzerinden izlenebiliyorken, bir kilisenin bu denli çağdaşlıktan uzak, adaletsiz bir karar alarak Maria’yı kurban etmesi, teknolojinin beraberinde getirdiği konfor ve tüm olanaklardan dolayı kilisenin içinde bazı zihniyetlerin rahatsız olduğunu gösteriyor.   Rahibe Maria ise bugünkü hayatında özgür ve mutlu bir şekilde online dünyanın getirdiği fırsat ve ayrıcalıklardan faydalanmaya devam ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5022</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Japonya Depreminin Teknolojiye Olumsuz Etkileri Yolda</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/japonya-depreminin-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Dikmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2011 08:54:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya Depremi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=4822</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta sonuna girerken dünyayı derinden sarsan, şok eden bir haber manşetlere taşındı.  Söz konusu haber, sonucunda gerçek bir insani dram, ciddi bir felaket doğuran ve dünya tarihinde görülmüş en büyük beşinci deprem olarak adlandırılan Japonya depremiydi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta sonuna girerken dünyayı derinden sarsan, şok eden bir haber manşetlere taşındı.  Söz konusu haber, sonucunda gerçek bir insani dram, ciddi bir felaket doğuran ve dünya tarihinde görülmüş en büyük beşinci deprem olarak adlandırılan Japonya depremiydi. Sebep olduğu büyük acıya, moral çöküntüsüne, bölge halkının hayatını geriye dönülemez bir şekilde değiştirmiş olmasına ek olarak, aslında bu tarz doğa olaylarına alışkın olan, gururlu ve kendine yetmeye uğraşan bir ülke olarak tanınan Japonya ilk defa uluslar arası yardım çağrısı yaptı. Bu da yaşanan felaketin ne büyük boyutta olduğunu gözler önüne seren en önemli göstergedir.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-4824" title="Japonya Depremi" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Japonya-Depremi1.jpg" alt="" width="300" height="234" />Henüz felaketin boyutlarını tam olarak tespit etmek mümkün olmamakla birlikte, dünyanın 3. büyük ekonomisi olan Japon ekonomisinin bu durumdan etkileneceği muhakkak…  Deprem bölgesi olarak bilinen Japonya’nın kuzeybatı kesimi ekonomik büyüklük olarak ülkenin % 8 ini temsil etmekte… Şu anda bilindiği kadarıyla bu bölgede yer alan Honda, Mitsubishi, Toyota, Nissan gibi bazı dev otomotiv markası ve yedek parça üreticileri ile teknoloji şirketlerinin, özellikle de elektronik chiplerin, hafıza kartlarının, tüketici elektroniğine yönelik pc ve diğer tüm bilgisayar ürünleri ile akıllı mobil telefonların üretiminin belli ölçüde sekteye uğraması bekleniyor. Bu gelişme akıllara bu sektöre ait ürünlerin son kullanıcı fiyatlarının da yükselmesi ihtimalini de beraberinde getiriyor. Hemen ilk anda akla gelen Sony, Toshiba ve SanDisk gibi firmalar bu tip force majeur tabir edilen durumlara karşı hazırlıklı olmalarına rağmen lojistik kanadında ve ulaşım bakımından bazı sıkıntılar yaşanması muhtemel görünüyor.  Bu konuda fikri sorulan Toshiba yetkilisi Deborah Chalmers en çok bu iki alanda problem yaşanabileceğini belirtiyor. Sony’nin bölgede yarı iletken materyal, pil, şarj ve optik film ürettiği toplam 6 fabrikasında üretimi durdurduğu ve fabrikalarını tamamen kapattığı da gelen haberler arasında.</p>
<p>Genel anlamda elektronik sektörünü kapsayan küresel tedarik sisteminin bu felaketin etkilerini kısa vadede deneyimlemeye başlayacağı sanılıyor. Buna ilaveten küresel tedarik rotasının belirsiz bir süre boyunca değişebileceği ve söz konusu süreçten dolaylı olarak ABD firması Apple’ın da etkileneceği geliştirilen varsayımlar arasında bulunuyor.</p>
<p>Tüm bu üzücü gelişmelerin yanındaki tek iyi haber ise sosyal medya cephesinden geldi. Büyük felaketin ardından haberleşme olanakları son derece kısıtlı seyretmesine karşılık, elektrik verilebilen bölgelerde en yoğun kullanılan iletişim aracının Twitter platformu olduğu ve haberleşmelerin büyük çoğunluğunun Twitter üzerinden gerçekleştirildiği tespit edildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4822</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya ve Duygu Sosyolojisi Üzerine</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/sosyal-medya-ve-duygu-sosyolojisi-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Dikmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 12:37:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Ağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=4736</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlar arası iletişim şekilleri sosyal medyada gördüğümüz haliyle değerlendirildiğinde, aslında duygular, düşünceler, kanaatler, izlenimler gibi soyut birçok olgunun birbirinin içine geçmiş halde varlık gösterdiğini gözlemliyoruz. Bu varoluşun kökeni de düşünce ve kanaatlerin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar arası iletişim şekilleri sosyal medyada gördüğümüz haliyle değerlendirildiğinde, aslında duygular, düşünceler, kanaatler, izlenimler gibi soyut birçok olgunun birbirinin içine geçmiş halde varlık gösterdiğini gözlemliyoruz. Bu varoluşun kökeni de düşünce ve kanaatlerin günümüz modern yaşantısında giderek daha da aşırı bir şekilde önem kazanıyor olmasına dayanıyor.  Günümüzde temel gerçek bilgi olarak kabul edilmeli iken, genel eğilim, sürekli kanaatlere gerçek bilgiden daha çok değer verilmesine doğru kayıyor. Duygu sosyolojisine göre duygu içinde bir başka duygu olarak varlık gösteren kanaat, artık günümüzde düşünce olgusundan dahi daha fazla paye sahibi olarak iletişim teorisi içerisinde kendine yeni bir yer edindi.</p>
<p>Somut bir şekilde örneklemek gerekirse bir sosyal ağ sitesinde yaptığımız paylaşımların amacını, neden bu içerik paylaşımını yapıyor olduğumuzu kendimize sorduğumuzda aldığımız cevap, kendimiz hakkında çevremizin gözünde kendi istediğimiz doğrultuda oluşturmakta olduğumuz imajımızın dikkat çekmesi, beğenilmesi, takdir edilmesine, desteklenmesine duyduğumuz ihtiyaçtır. Yani “o kanaatin” oluşmasını arzu etmemizdir.  Sürekli etkileşim halinde olduğumuz çevremiz sosyal dünyamızdır. İşte sosyal medya da en kaba taslak tanımıyla çevremizin dijital ortamdaki tezahürüdür. Bu ortamda yayınladığımız görsel ve yazılı içeriklerin neden olduğu düşünceler, izlenimler, kanaatler, sosyal hayat içerisinde karşılıklı etkilenim ve duygulanımlar sürecini meydana getiriyorlar.</p>
<p>Bu tezden yola çıkarak sosyal medyanın toplumsal sınıflar üzerinde nasıl bir “yalnız değilsin”, “haklısın” duygusu, anlaşılma, destek görme, kenetlenme, birleşme güdüsü yaratabilme potansiyeline sahip olduğunu son günlerin dünya gündemine en çok damga vuran olayı olan Ortadoğu meselesi üzerinden değerlendirelim. Yaşananların dinamiğini açıklayabilmek için akademik olarak bu konuda yazılmış ne kadar yazı, makale, inceleme vs. okusak da isyanların yaşandığı ülkelere dair bir sosyal sınıf analizi yapmak mümkün olmayacaktır. Buradaki eksik halka, toplumların da psikolojileri, duyguları olduğu gerçeğinin göz ardı ediliyor olmasıdır. Yani duygu yalnızca kişisel, bir kişiye özgü bir kavram değildir.  Toplumlar da yaşadıkları karşısında kırılabilir, gücenebilir, gururları incinebilir.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-4741" title="Sosyal Medya ve Duygu Sosyolojisi Üzerine" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Sosyal-Medya-ve-Duygu-Sosyolojisi-Üzerine.jpg" alt="" width="350" height="251" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Sosyal-Medya-ve-Duygu-Sosyolojisi-Üzerine.jpg 350w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Sosyal-Medya-ve-Duygu-Sosyolojisi-Üzerine-300x215.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Sosyal-Medya-ve-Duygu-Sosyolojisi-Üzerine-85x60.jpg 85w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Sosyal-Medya-ve-Duygu-Sosyolojisi-Üzerine-130x94.jpg 130w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" />İşte Ortadoğu meselesinde Twitter, Facebook gibi sosyal ağlar, bu duyguların ifade edilebilmesi, paylaşılması adına bir aracı platform fonksiyonu ile çok önemli bir görev üstlenmiş ve başarılı da olmuşlardır.  Bu başarının ardından gelen minnet hissinin, teşekkürün ve mutluluğun yansıması, <a href="https://sosyalmedya.co/kizinin-adini-facebook-koydu-3327/" target="_blank">yeni doğan kızına Facebook adını veren Mısırlı vatandaşın</a> ve onunla aynı duyguları paylaşan diğer vatandaşların kalplerinde gizlidir. Facebook ya da diğer sosyal ağlar bu ülkelerde kelimenin tam anlamıyla özgürlüğün simgesi olarak algılanmışlar ve bu amaçla konumlandırılmışlardır.</p>
<p>Bu nedenle şunu rahatlıkla ifade etmek mümkündür ki ilerleyen zamanlarda sosyal medya kavramı, yalnızca bir pazarlama deyimi olmanın ötesinde, sosyoloji biliminin açıklanması gereken yeni kavramlarından biri olarak, özellikle duygu sosyolojisi içerisinde kendine yer edinerek, cevap bekleyen pek çok soruya ışık tutacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4736</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Facebook, &#8216;Beğen&#8217; Tuşunun İşlevini Değiştiriyor</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/facebook-begen-tusu-yeni-ozellik/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/facebook-begen-tusu-yeni-ozellik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömür Dikmen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2011 12:56:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Beğen]]></category>
		<category><![CDATA[Beğen Tuşunun Yeni Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook Yenilikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Like]]></category>
		<category><![CDATA[Paylaş]]></category>
		<category><![CDATA[Share]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=3759</guid>

					<description><![CDATA[Facebook sürekli devam eden güncelleştirmelerine gün geçmiyor ki bir yenisini eklemesin. Neredeyse her internet sayfasında gördüğünüz “Like/Beğen” tuşu büyük bir yenilikle karşınızda. Site sahiplerinin “Beğen” tuşunu sevmesinin ana nedeni...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Facebook sürekli devam eden güncelleştirmelerine gün geçmiyor ki bir yenisini eklemesin. Neredeyse her internet sayfasında gördüğünüz “Like/Beğen” tuşu büyük bir yenilikle karşınızda.</p>
<p>Site sahiplerinin “Beğen” tuşunu sevmesinin ana nedeni, kullanıcıların bu tuşa tıkladıklarında ekstra bir şey yapmalarına gerek kalmadan Facebook sayfalarına bir link ekleniyor oluşuydu. “Facebook’ta Paylaş” tuşuna bastığınızdaysa açılan pencere sonrası sayfa Facebook hesabınızdan paylaşılıyordu.</p>
<p>Burada temel sorun ise “Beğen” tuşuna tıkladığınızda sayfanızda sadece bir satırlık bir link görünmesiydi. Ortada herhangi bir fotoğraf olmadığından dikkat çekiciliği oldukça düşük kalıyordu. Yani paylaşırken sağladığı avantaj, Facebook’ta sade ve dikkat çekmeyen görüntüsüyle dezavantaja dönüşüyordu.</p>
<p>Aşağıdaki görsele bakarsanız aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu göreceksiniz. Zaten bu durumu bugüne kadar fark etmişsinizdir.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-3760" title="Beğen/Paylaş" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/Begen-paylas.jpg" alt="" width="570" height="326" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/Begen-paylas.jpg 570w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/Begen-paylas-300x171.jpg 300w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" /></p>
<p>Facebook yazılımcıları da durumu fark etmiş olacak ki “Beğen/Like veya Recommend/Tavsiye Et” seçeneği artık bir görsel ile daha göze çarpıcı hale getiriliyor. Bu gözünüze küçük bir yenilikmiş gibi görünmesin. Site  trafiğini arttırmak isteyen yayıncılar için artık “Beğen” tuşu da oldukça büyük katkılar sağlayacak demek oluyor. Eskiden bir şeyi beğendiğinizde sayfanızda çıkan bir satırlık yazıyı gözden kaçıran bir çok arkadaşınız, bundan sonra çoğunu gözden kaçırmayacak demektir. Yeni beğen veya tavsiye et seçeneği TNW haberine göre aşağıdaki gibi görünecek.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-3761" title="Yeni 'Beğen'" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/Yeni-Begen.png" alt="" width="480" height="149" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/Yeni-Begen.png 480w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/Yeni-Begen-300x93.png 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></p>
<p>Öte yandan uygulama geliştiricileri paylaş seçeneğinin güncelleştirme, yenileme çalışmalarına son vermiş durumda.  Buna karşılık yavaş yavaş beğen seçeneği ile ilgili modernizasyon çalışmaları deyim yerindeyse görücüye çıkmaya başladı bile. Facebook sözcüsü Malorie Lucich’in verdiği bilgiye göre paylaş bir anda siteden kalkmayacak ancak beğen giderek daha çok öne çıkartılacak, tavsiye edilecek, özendirilecek.  Bu uygulamanın er geç içerik yayıncılarının internet sitelerinin trafiğini arttırma yönünde olumlu bir etki yaratması bekleniyor. Lucich’e göre ise bu, nihayetinde Facebook üzerine yeni bir platform deneyimi geliştirme çalışması. Bu uygulamanın ne kadar gerekli olduğu, kabul görüp görmeyeceği ise ayrı bir tartışma konusu olacağa benziyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/facebook-begen-tusu-yeni-ozellik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3759</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
