<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Süleyman Okan, Author at Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/author/suleymanokan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/author/suleymanokan/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Feb 2016 10:31:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.7</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>DEZ’12 Konuşmacısı Cengiz Değirmenci: Havacılıkta Satamadığınız Ürün, Elinizden Uçuyor [RÖPORTAJ]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/cengiz-degirmenci-roportaj/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Okan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Nov 2012 13:42:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Değirmenci]]></category>
		<category><![CDATA[DEZ 12]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Ekonomi Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hava Yolları Online]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=49190</guid>

					<description><![CDATA[Cengiz Değirmenci, ilk ve orta öğretimini Elazığ'da tamamladıktan sonra 2005 yılında Boğaziçi Endüstri Mühendisliği’nden mezun oldu. Mezuniyeti sonrasında kendi geliştirdiği teknoloji ve iletişim girişimi ile ilk proje yönetimi...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı (DEZ) <strong>yarın başlıyor</strong>! 8–9 Kasım tarihlerinde Hilton Convention Center’da gerçekleşecek DEZ ile ilgili röportajlar serimizin son bölümünde, DEZ Genel Sekreteri <a href="https://sosyalmedya.co/dijital-ekonomi-eticaret-zirvesi-roportaj/">Berke Sarpaş</a>, comScore İş Geliştirme Müdürü <a href="https://sosyalmedya.co/dez-12-idil-kesten-roportaj/">İdil Kesten</a>, iProspect Türkiye Yöneticisi <a href="https://sosyalmedya.co/iprospect-ayse-guvencer-roportaj/">Ayşe Güvençer</a> ve BED Kurucu Ortağı <a href="https://sosyalmedya.co/eser-hakim-roportaj/">Eser Hakim</a>’den sonra, <strong>Türk Hava Yolları Online Satış ve Pazarlama Müdürü Cengiz Değirmenci</strong> ile birlikteyiz.</p>
<p>Cengiz Değirmenci, ilk ve orta öğretimini Elazığ&#8217;da tamamladıktan sonra 2005 yılında Boğaziçi Endüstri Mühendisliği’nden mezun oldu. Mezuniyeti sonrasında kendi geliştirdiği teknoloji ve iletişim girişimi ile ilk proje yönetimi deneyimini yaşadı. TEB/BNP Paribas TEB Bonus Card ekibinde ürün geliştirme, satış stratejileri ve kampanya yönetimi konularında deneyim kazandıktan sonra, Turkcell iştiraki olan Tellcom (şimdiki adı ile Turkcell Superonline) bünyesinde pazar araştırma, ürün geliştirme, regülasyon ve strateji konularında çalıştı. 2009–2011 yılları arasında Türk Hava Yolları bünyesinde CRM, mobil uygulamalar, portföy yönetimi, uçak içi eğlence sistemleri konularında proje/yazılım ekibi yöneticiliği yaptıktan sonra 2010 yılı sonunda aynı kurumda Satış ve Pazarlama bünyesinde Online Satış ve Pazarlama Müdürü olarak atandı.</p>
<p>Cengiz Değirmenci ile havacılığın değişimi, zamana karşı satışın dinamikleri, bilet satışında mobile geçiş ve DEZ etkinliğ üzerine konuştuk:</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignright size-full wp-image-49191" title="Cengiz Değirmenci" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Cengiz-Degirmenci.jpg" alt="" width="275" height="299" />THY’de, dünyanın en zorlu sektörlerinden birinde çalışıyorsunuz. Değişkenliğin had safhada ve marjların ufacık olduğu bir alanda, genelde gergin ve telaşlı alıcılara hizmet sunmak nasıl bir şey?</strong></p>
<p>Havacılık sektöründe bizim gibi network taşıyıcıları tarifeli olarak gerçekleştiriyor uçuşları. Yani uçak dolsa da dolmasa da siz uçağı uçurmak zorundasınız; ürünü satamayınca stokta beklemiyor, uçuyor elinizden resmen.  Önceden belirlenmiş bir vakitte kalkacak uçağı doldurmak zamana karşı yarışmak demek. Bu her ne kadar stresli gibi gözükse de insanı zinde tutması ve sürekli gelişim gerektirmesi açısından motivasyon ve tatmin artırıcı bir egzersiz aslında.</p>
<p><strong>Bu şartlar altında, dijital ekonominin en derinden şekillendirdiği sektörlerden birinin havacılık olduğunu söylemek sizce makul mü?</strong></p>
<p>Dijital ekonomi demek her şeyin hızla değişime uğraması ve sizin de bu değişime liderlik etmeniz demek. Ben bu anlamda havacılık sektörünün dijital ekonomiye geçişe en çok ihtiyaç duyan sektörlerin başında geldiğini düşünüyorum. Çünkü en temel olarak dijital ekonomi sayesinde zamana karşı yarışta siz de hız kazanmış oluyorsunuz.</p>
<p><strong>Dalgalanan bilet fiyatları, rötarlar, ek seferler, iptaller, no-showlar dünyasında hayat, e-ticaretten önce nasıldı? Hatta hayal etmek mümkün mü?</strong></p>
<p>Aslına bakarsanız havacılık sektörü operasyon açısından dijital çağdan çok daha önce bilgisayar sistemlerine taşındı, hizmetler ise offline veriliyordu. Dijital çağ öncesinde müşterinin adresi fiziksel bir lokasyon oluyordu—acente, satış ofisi, havalimanı gibi. Bu dönemlerde müşteri portföyü de çok daha üst segment bir profildi, uçağa binmek macera gibi bir olguydu ulaşım aracından daha çok. Havacılık sektöründeki yeni modellerin de devreye girmesinin sonucu olarak fiyatların da aşağıya inmesi ile artık dünyadaki herkesin ulaşım aracı olarak kullanabileceği bir çağa geldik.</p>
<p>Son 10 yıldaki dijital çağ kasırgası dünyanın en ücra yerine kadar ulaşınca, dünyadaki herkes erişilebilir olan bu ulaşım aracı hizmetini artık fiziksel bir lokasyondan çok online olarak almak istiyor. Bilet alımlarının son yıllarda artarak mobil olarak alındığı görülüyor. Yolcuların daha çok online hizmetleri kullanmasıyla bilgi iştahı da o kadar artıyor. Her şeyden anlık olarak haberdar olmak istiyorlar, bu anlamda işler biraz daha karmaşık, bir o kadar da yaratıcı ve zevkli hale geldi diyebilirim.</p>
<p><strong>Artık havayollarının büyük oranda doğrudan satış yapabilmesi sektörde ne gibi bir değişiklik yaptı ve bu acentelere ve havayolu şirketlerine nasıl yansıdı?</strong></p>
<p>Doğrudan satış özellikle havayolu sektöründeki değer zincirini yeniden şekillendirdi. Bundan en kazançlı çıkan şu anda teknolojiyi tedarik eden şirketler oldu. Geleneksel acenteler birçok ülkede halen iyi bir paya sahip, ancak gelecekte değişime ayak uyduramadıkları takdirde yeni oyuncularla yer değiştirmek bekliyor onları.</p>
<p>Havayollarını ise 3 sınıfa ayırmalıyız; değişimi bir fırsat olarak değerlendirip ciddi operasyonel karlar ve müşteri memnuniyeti sağlayan şirketler var; stratejik bir yön belirlemeden uyum sağlamaya çalışan şirketler var; son olarak henüz olan bitenin ne olduğunu bilmeyen ya da öncelikleri arasına almayan şirketler var. Havayolu sektöründe son sınıfa giren şirketler rekabette geriye düştüklerini biraz geç fark edecekler ama fark ettiklerinde kaybedilen zamanı kazanmak o kadar da kolay olmayacak.</p>
<p><strong>Mobile geçişin iş modelinize ne gibi etkileri olmasını öngörüyorsunuz?</strong></p>
<p>Dijital çağda yaşadığımız en önemli değişimlerden biri de mobil teknolojilerin erişilebilir olması. Bundan kastım cihazların farklılaşması, ucuzlaması fakat aynı zamanda 3G, 4G, WiMAX, WiFi gibi mobil internetin de herkes tarafından erişilebilir olması.  Bu sayede dijital çağ mobil bir dünyaya doğru evriliyor.  Mobilize bir dijital çağ size müşterinize her an erişmenizi ve lokasyon bilgisi ile birlikte hizmetlerinizi özelleştirme imkanı veriyor.</p>
<p>Bir diğer önemli etkisi bildiğiniz gibi PC’ler daha çok ortak kullanılan cihazlarken, mobil cihazlarda daha çok kişisel bir kullanım var. Bu her şeyi kişiye özel kılma konusunda bir avantaj sağlıyor.</p>
<p><strong>THY, Dijital Ekonomi e-Ticaret Zirvesi’ne ikinci senesinde sponsor oldu. THY’nin DEZ’i benimsemesindeki etkenler nelerdi?</strong></p>
<p>Türk Hava Yolları olarak son 10 yılda çok ciddi bir büyümemiz var, Dünya’da en çok destinasyona uçan havayolu olduk bu sene sonu itibarı ile. Büyümemizi sağlıklı ve sürdürülebilir kılmak için değişime liderlik yapma vizyonumuz var, bu da bizim açımızdan dijital ekonomiyi kritik kılıyor</p>
<p><strong>DEZ’deki konuşmanızda hangi konulara değinmeyi düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Aslına bakarsanız ana konulara sizin röportajınızdan değinmiş olduk, ben biraz daha tarihsel bir çerçeve ile birlikte bulunduğumuz çağı ve ötesi konusunda olabileceklere değinmek istiyorum.</p>
<p>Cengiz Değirmenci <strong>9 Kasım Cuma 10:30</strong>’da, DEZ ana konferans salonunda <strong>“Sektör Dinamikleri Online ve Mobil Dünyada Nasıl Değişiyor?”</strong> başlıklı bir konuşma verecektir. Dijital Ekonomi e-Ticaret Zirvesi ve Fuarı 2012 konuşmacıları ve zirve programı için, DEZ resmi sitesini ziyaret edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">49190</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DEZ’12 Konuşmacısı Eser Hakim Sosyal Medyada Marka Deneyimini Anlattı [RÖPORTAJ]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/eser-hakim-roportaj/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/eser-hakim-roportaj/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Okan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2012 13:27:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Marka]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Brand Experience Designers]]></category>
		<category><![CDATA[DEZ'12]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Eser Hakim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=49107</guid>

					<description><![CDATA[8-9 Kasım tarihlerinde Hilton Convention Center’da gerçekleşecek Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı (DEZ) ile ilgili röportajlar serimize, DEZ Genel Sekreteri Berke Sarpaş, comScore İş Geliştirme Müdürü...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>8-9 Kasım tarihlerinde Hilton Convention Center’da gerçekleşecek <strong>Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı</strong> (DEZ) ile ilgili röportajlar serimize, DEZ Genel Sekreteri <a href="https://sosyalmedya.co/dijital-ekonomi-eticaret-zirvesi-roportaj/">Berke Sarpaş</a>, comScore İş Geliştirme Müdürü <a href="https://sosyalmedya.co/dez-12-idil-kesten-roportaj/">İdil Kesten</a> ve iProspect Türkiye Yöneticisi <a href="https://sosyalmedya.co/iprospect-ayse-guvencer-roportaj/">Ayşe Güvençer</a>’den sonra, <strong>Brand Experience Designers (BED) Kurucu Ortağı Eser Hakim</strong> ile devam ediyoruz.</p>
<p>Eser Hakim son 6 yıldır Marka Deneyimi, Birebir Pazarlama, Pazarlamada Yeni Trendler ve Gençlik Pazarlaması konularında dersler veriyor. Dünyanın önde gelen pazarlama yarışmalarından John Caples International Awards&#8217;un Türkiye başkanı olan Hakim, son 4 yıldır New York&#8217;ta yürütülen jürilik görevini üstleniyot. Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği (DPİD) için çalışan ve 2008 yılında ödül komitesi başkanlığındayken Doğrudan Pazarlama Ödülleri&#8217;nin Türkiye&#8217;de başlatılmasında aktif rol üstlenen Eser Hakim son 10 yılını global iletişim ajanslarında üst düzey yönetici olarak geçirmiş olan Eser Hakim, öncesinde Boğaziçi Üniversitesi Turizm Sertifika Programı’nda Bilgisayara Giriş dersleri vermiştir.</p>
<p>Eser Hakim ile sosyal medyanın BED’i nasıl değiştirdiğini, marka deneyiminin dijitale yansımasını, dijital ile saha aktivitelerinin nasıl koordine edilebileceğini ve DEZ’deki konuşmasını konuştuk:</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-49108" title="Eser Hakim" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/2012-11-06.jpg" alt="" width="248" height="373" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/2012-11-06.jpg 248w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/2012-11-06-199x300.jpg 199w" sizes="(max-width: 248px) 100vw, 248px" />Brand Experience Designers’ı neredeyse beş yıl önce kurduğunuzda marka deneyimini öne çıkartan bir tutumla yola çıktınız. Sosyal medyanın bu süreçteki gelişimi, stratejinize nasıl yansıdı?</strong></p>
<p>Bir markayı tercih etmenizin sebeplerinden en önemlisi marka ile yaşadığınız pozitif deneyimlerdir. Marka deneyimi,  marka ile buluştuğunuz tüm noktalarda yaşadığınız deneyimlerin bütünüdür. Diğer marka deneyim noktalarının aksine bu yeni mecra <strong>iki yönlü iletişime dayanıyor</strong>, kuralları farklı, kontrolü daha zor. Alıştığımız iletişim zihniyetiyle –ben anlatayım sen dinle- bu mecrada var olmak mümkün değil. Platformlar sıkça değişiyor, bir gün Facebook kampanyalarından geçilmezken şimdi herkes Instagram ve Pinterest kampanyalarının peşinde.</p>
<p>Bu dinamik mecrada var olabilmek için 3 sene önce dijital ekibimizi kurduk. BED dijital ekibi marka yöneticilerine bu dünyayı ve kurallarını anlatmakla işe başlıyor. Mesela <strong>sosyal medyaya bir kez adımınızı attınız mı iletişime devam etmek zorundasınız</strong>, sosyal medyaya <strong>özel hedefleriniz ve  stratejiniz olmalı</strong>, vs. Marka yöneticileriyle yol haritası konusunda anlaştıktan sonra sosyal medya deneyimini pozitif hale getirmek için yaratıcı çözümlerin peşine düşüyoruz.</p>
<p><strong>Özellikle offline ve online iletişimin kardeş sayıldığı bugünlerde marka deneyimini dijitale nasıl aktarıyorsunuz?</strong></p>
<p>Offline ve online&#8217;da işleyiş farklı olsa da kurallar aynı. Markayla olumlu bir deneyim yaşamış insanlar bu konuda konuşmak isteyebilir. Vasat deneyimlerden kimse söz etmek istemez. Ama <strong>kötü bir deneyim yaşandı mı çatılara çıkıp  haykırmak isterler</strong>. <strong>Sosyal medya çoğunlukla çıkılan çatı işlevini görüyor.</strong> Marka sosyal platformlarda istediği kadar güzel bir kampanya tasarlasın,  eğer tüketici markayla olumsuz bir deneyim yaşadıysa kampanya duvarında karşılaşacağınız işte bu olumsuz deneyimin yansımalarıdır.</p>
<p>Bizim birincil hedefimiz duvarları temiz tutmak; <strong>olumsuz deneyimleri olumluya çevirebilmek</strong>. Nihai hedefimiz ise dinlemek, anlamak ve ilham alıp süreçleri iyileştirmek. BED’de misyonumuz gereği tüm mecralarda yaşanmış olumsuz deneyimleri iyileştirecek çözümler tasarlıyoruz.</p>
<p><strong>Dijitalde başlatılan kampanyaları sahaya entegre etmenin kendine has zorlukları var mı?</strong></p>
<p>Bu işleri farklı şirketlere bölüştürdüğünüzde ister istemez sorunlar yaşanabiliyor. Uzmanlar kendi mecralarının gerçekleriyle hareket ederken diğer mecrayı fazla tanımadan varsayımlarda bulunuyorlar. Uzlaşmayı sağlamak ise marka yöneticilerine düşüyor.</p>
<p>BED’de dijital ekip ile saha ekibinin iletişiminde kopukluk yaşamamak için <strong>bir süredir yaratıcı sürece tüm departmanları katıyoruz</strong>. Etkinlik ekibi saha gerçeklerinden bahsederken, dijital ekip sosyal medya kısıtlarından söz ediyor. <strong>Yaratıcı ekip her iki platformu kapsayacak fikirlerin peşine düşüyor.</strong> Böylece bir fikri bir mecrada başlatıp sonra diğer mecraya uygulamak gibi bir derdimiz olmuyor. Fikrin her mecrada nasıl uygulanabileceği daha ilk adımdan belirlenmiş oluyor.</p>
<p><strong>Dijital kampanyalarda geri dönüş çok hızlı oluyor. Öngörülemeyen ters tepkiler bir anda ortaya çıkabiliyor ve yankıları internet arşivlerinde kalıcı oluyor. Bu süreci nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Bugüne kadar öngörmediğimiz tepkilerle hiç karşılaşmadık çok şükür. Kurallar belli; dinlemek, anlamak, araştırmak ve hızlı yanıt vermek. Gerekirse <strong>geri adım atabilmek</strong> ve <strong>özür dilemek</strong>. <strong>En önemlisi de samimi olmak.</strong> Baktığınızda insan ilişkilerinden çok farklı değil diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>DEZ’de 8 Kasım Perşembe günü “Markada Dijital Deneyimler ve Uygulanabilir Çıktıları” başlıklı panelde konuşacaksınız. Hangi başlıklara değinmeyi düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Sosyal medya iletişiminin pozitif etkisi kadar negatif etkisi de var. Sosyal medya sonuçta bir mecra ve herhangi bir mecrada yapılabilecek tüm hatalara sosyal medyada da rastlıyoruz.</p>
<p>Nedense konferanslarda hep olumlu niteliklerden, başarılı vakalardan bahsediliyor. Marka yöneticilerine “sosyal medyada başarı garanti” mesajı pompalanıyor.  Ben bu yaklaşımı irdelemeyi, başarılı örneklere olduğu kadar <strong>başarısız örneklere de yer vermeyi planlıyorum</strong>.</p>
<p>Eser Hakim <strong>8 Kasım Perşembe 11:00</strong>’da, DEZ ana konferans salonunda başlayacak, Dr. Mahmut Kurşun’un moderatörlüğünü üstlendiği <strong>“Markada Dijital Deneyimler ve Uygulanabilir Çıktıları”</strong> başlıklı panelde, Volkan Biçer ve Bengi Vargül ile birlikte konuşmacı olarak yer alacaktır. Dijital Ekonomi e-Ticaret Zirvesi ve Fuarı 2012 konuşmacıları ve zirve programı için, DEZ resmi sitesini ziyaret edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/eser-hakim-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">49107</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DEZ’12 Konuşmacısı Ayşe Güvençer’den SEM Altın Kuralları [RÖPORTAJ]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/iprospect-ayse-guvencer-roportaj/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/iprospect-ayse-guvencer-roportaj/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Okan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Nov 2012 14:04:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[SEO]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Güvençer]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[iProspect]]></category>
		<category><![CDATA[SEM]]></category>
		<category><![CDATA[SEM Kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[SEM Rehberi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=49010</guid>

					<description><![CDATA[8-9 Kasım tarihlerinde Hilton Convention Center’da gerçekleşecek Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı (DEZ) ile ilgili röportajlar serimize, iProspect Türkiye Yöneticisi Ayşe Güvençer ile devam ediyoruz. Chicago Northwestern...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>8-9 Kasım tarihlerinde Hilton Convention Center’da gerçekleşecek <a href="http:/dijitalekonomizirvesi.org" target="_blank"><strong>Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı</strong></a> (DEZ) ile ilgili röportajlar serimize, <strong>iProspect Türkiye Yöneticisi Ayşe Güvençer</strong> ile devam ediyoruz.</p>
<p>Chicago Northwestern Üniversitesi Ekonomi ve Politika bölümü mezunu olan Ayşe Güvençer kariyerine dünyanın sayılı dijital ajanslarından Razorfish&#8217;in New York ofisinde arama ekibini kurmakla başladı. Bu sürede sırasıyla telekomünikasyon, ilaç, otomotiv, finans, perakende ve eğlence sektörlerinden farklı Fortune 500 markalarının performans hesaplarının direktörlüğünü yapan Güvençer bunun yanı sıra programlı alım, performans görüntüleme, ölçümleme teknolojileri ve online/offline entegrasyon konularında da uzman. 2010 yılında Türkiye’ye dönerek Digitouch&#8217;da performans pazarlaması direktörlüğü, Ogilvy One&#8217;da müşteri grubu direktörlüğü görevlerinde bulunan Güvençer 2011 yılından bu yana iProspect Türkiye&#8217;nin yöneticilik görevinde bulunmaktadır.</p>
<p>Ayşe Güvençer ile iProspect’in sunduğu hizmetleri, SEM’in altın kurallarını, arama motorlarının geleceğini ve DEZ’deki konuşmasını konuştuk:</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-49012" title="Ayşe Güvençer" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/ayse-guvencer.jpg" alt="" width="210" height="172" />iProspect yakın sayılabilecek bir tarihte Türkiye operasyonlarına başladı ve bugün baktığımızda DEZ sponsorları arasında. Aradaki süreci anlatır mısınız? </strong></p>
<p><a href="http://www.iprospect.com/">iProspect</a>, 16 seneyi aşkındır globalde birçok değişik sektördeki markaya hizmet veriyor olsa da, <a href="http://www.iprospect.com.tr/">İstanbul ofisimizi</a> 2010 Kasım ayında hayata geçirdik. 2011 bizim için de Türkiye pazarında yeni bir başlangıç oldu. Gerek müşteri portföyü, gerek ciro, gerek ekip olarak oldukça başarılı bir 2011 geçirdik.</p>
<p>2012 yılı da bizim için aynı şekilde çok verimli bir yıl oldu. Hem yayılım anlamında, hem de ekip anlamında güzel bir büyüme yakaladık. Global ve lokal ödüllerimizin yanı sıra, yeni hizmetlerimizi (mesela bünyemizde dijital prodüksiyon da yapıyoruz) de hayata geçirdik.</p>
<p>2013 için de planlarımız aynı ivmeyi asarak devam ettirmek. Bunun yanı sıra performans görüntüleme hizmetini de Türkiye’ye getiriyor olacağız küresel koordinasyonumuz çerçevesinde.</p>
<p>Bu sene bu etkinliğe iProspect olarak biz de dahil olmak istedik. iProspect olarak, küresel ağımızda da olduğu gibi, bütün hızıyla devam eden ve hızla büyüyen bir Power Brand’iz. Performans pazarlaması alanında en tecrübeli ajanslardan ve ekiplerden bir tanesiyiz. Bu tecrübemizi de DEZ gibi bir organizasyona destek vererek ortaya koymak istedik.</p>
<p><strong>iProspect’in DEZ’i benimsemesindeki etkenler neler?</strong></p>
<p>Özellikle DEZ’i benimsememizdeki en büyük etkenlerden bir kaç tanesi, gecen seneki organizasyonun başarısı; konuşmacıların dijital pazarlama alanındaki deneyimleri ve katılımcıların kalitesi.</p>
<p>Ayrıca DEZ’in oldukça başarılı ve detaylı yönetilen bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Özellikle sadece sektör mensubu arkadaşlarımız tarafından değil, bu gibi organizasyonları senelerdir profesyonel olarak ele alan bir ekip tarafında sahiplenilmiş olması da bizim dahil olmak istememizin ayrı bir nedeni.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-49013" title="iProspect" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/iprospect_logo.png" alt="" width="300" height="120" />iProspect’in müşterilerine bakılıdığında büyük, hatta multinasyonel şirketlerle karşılaşıyoruz. Sunduğunuz hizmetler en çok hangi ölçekteki kuruluşlara hitap ediyor?</strong></p>
<p>Performans pazarlaması alanında hemen hemen bütün hizmetleri sunuyoruz: SEO, SEA, Paid Social, Mobile, Feeds, Affiliate, Leads, Conversion ve Analytics. Bunlara çok yakında Programmatic Buying, Performance Display de katılıyor olacak.</p>
<p>Bunun dışında sosyal medya yönetimini performans pazarlaması ile birleştiren ilk ve tek ajansız; hem kendi pazarımızda hem de diğer iProspect ofisleri içerisinde öncüyüz diyebilirim bu konuda. Ayrıca diğer kardeş şirketlerimiz Carat, Vizeum ve Posterscope ile çok yakın çalıştığımız için bir çok markamız için online ve offline entegre çözümler de üretebiliyoruz; 360 derece, 365 gün sürekli iletişim çözümleri.</p>
<p>Müşteri portföyümüze bakıldığında da, hem lokal hem de global bir çok büyük marka ile çalışıyoruz; doğru. Bazı markalarımızı merkez ofislerimiz ile beraber yönetiyoruz. En son buna lokal pazarda Coca-Cola’yı da ekledik.</p>
<p>Ancak sunduğumuz hizmetlerin sadece belirli ölçekteki kuruluşlara hitap ettiğini düşünmüyorum; her ne kadar portföyümüz büyük markaları barındırsa da.</p>
<p><strong>Orta veya ufak ölçekteki kuruluşlar profesyonel ölçümleme hizmetlerinden nasıl yararlanabilir?</strong></p>
<p>Performans pazarlaması hem transaksiyonel, yani online satış ve lead üretebilen, hem de transaksiyonel olmayan, yani online satışı olmayan, ancak offline’da bunu tamamlayabilecek olan her türlü ölçekteki şirkete hitap eder.</p>
<p>Şirket olarak sizin kullanıcınız, müşteriniz ürününüzü nerede arıyorsa, aracı olarak siz de orada olmak zorundasınız. Çünkü siz yoksanız, rakibiniz zaten var. Bunun herhangi bir ölçek ile doğrudan alakası olduğunu düşünmuyorum. Çok ufak bütçeler ile başlayıp, daha sonra verimini görüp bu alandaki yatırımlarını genişleten markalarımız da oldu.</p>
<p>Dijital araçları etkili kullanabilmek; hali hazırda teknolojiyi entegre edip en verimli şekilde ölçümleyebilmek, yapılan yatırımın geri dönüşünü sonuna kadar takip edebilmek her ölçekteki kuruluşun en elzem gereksinimleri”.</p>
<p><strong>İş hayatınızda birçok sektörden çok büyük ve bir o kadar da farklı markalarla çalıştığınızı görüyoruz. Çeşitli sektörlerin ihtiyaçlara cevap vermek, size farklı bir bakış açısı kattı mı?</strong></p>
<p>Yaklaşık 9 seneyi aşkındır dijital dünyanın içerisindeyim. Bunun çok büyük bir bölümü yurtdışında, global markaların performans bütçelerini yöneterek geçti. Gerek finans, eğlence, seyahat; gerek ilaç, perakende, otomotiv, telekom olsun, birçok büyük marka ile çalışma fırsatım oldu. Özellikle yurtdışında performans pazarlamasının sadece SEM’den ibaret olup minik adımlar ile RTB diye adlandırdığımız, Programmatic Buying’e kadar geldiğini gürüp, bu konuda da çalışma şansı edindim. Bu yüzden işin mutfağından, yani global bir ajans yapısından kariyerime başladığım icin gercekten şanslı olduğumu düşünüyorum.</p>
<p>Bakıldığı zaman her sektörün farklı dinamikleri ve ihtiyaçları var. Retail tarafında özellikle bir giyim firması iseniz, SEM kampanyalarınızda kesinlikle hemen her gün değisen fiyatlar, ürünler, stoklar, vs sebebiyle xml feed’leri kullanmak zorundasınız. Ayrıca kampanyaları elle optimize ediyorsanız, bütçenizi ve zamanınızı maksimize edemiyorsunuz demektir.</p>
<p>Finans sektöründe bir müşteriniz varsa; sadece CPL (cost per lead) ile ilerleyemezsiniz. Arka planda bankada bu lead’lerin ne kadarı onaylandı, kaçı kredi kartı onayı aldı, kaçı ne kadarlık kredi kullandı gibi verileri de kampanyalarınızla birleştirmek durumundasınız. Ancak bundan sonra ROI optimizasyonu yapabilirsiniz.</p>
<p><strong>Peki bunca farklı ihtiyaca cevap verdikten sonra, sizce SEM dünyasının altın kuralları, bir nevi her bedene uyacak olmazsa olmazları var mı?</strong></p>
<p>Kesinlikle, her sektörün kesinlikle ihtiyaç duyacağı birkaç kural var.</p>
<ol>
<li>Always on. Kullanıcılar, yılın 365 günü arama motorlarında varlar. Markanın lansmanı olmuş, televizyon kampanyası varmış; farketmez. Eğer siz sadece kampanya zamanlarında SEM yapıyorsanız; diğer zamanlarda yoksanız; baştan kaybettiniz. Dükkanınızı sürekli açık tutun.</li>
<li>Marka kelimelerinize yatırımı kesinlikle hiçbir zaman kesmeyin. “Organik sonuçlarda beni zaten görüyorlar” bir arguman değildir; kaybedeceğiniz trafiği organik sonuçlar size vermeyeceği gibi; rekabetin sizin trafiğinizi çalmasını da engelleyemezsiniz.</li>
<li>Google’ın (ya da kullanıyorsanız diğer bütün arama motorlarının) sunduğu hedefleme seçeneklerinin hepsinden faydalanın ve kampanyalarınızı bu doğrultuda en küçük birimlerine kadar bölün. Kelime eslesmeleri, dayparting, mobil, geo-location, vs hepsini ayırın ve teker teker yönetin.</li>
<li>6 ayda bir kampanya yapılarınızı inceleyin. Sadece semantik değil, performansa göre de reklam gruplarınızı düzenleyin.</li>
<li>Kesinlikle <a href="http://www.marinsoftware.com/">Marin</a>, <a href="http://www.google.com/doubleclick/">DART</a>, <a href="http://www.acquisio.com/">Acquisio</a> gibi teklif yönetim sistemlerini kullanın. Algoritma bazlı teklif optimizasyonu, bütçe ve ROI maksimizasyonunun tek yolu.</li>
<li>İniş sayfası ve reklam metni testlerini ihmal etmeyin. Elinizdeki verinin hacmine göre bunları 2–3 ayda bir tekrarlayın.</li>
<li>SEO ve Social SEO çok, çok onemli. SERP’de olabildiğince fazla alan kaplamak durumundasınız. Bunun avantajını kullanın.</li>
<li>Smart Adserver’ları kesinlikle kullanın. Sadece reklam sunmak için değil, dijitalin bütün alanlarında “attribution” ölçmek icin. Banner görmüş bir kullanıcının aramaya etkisi 2–3 kat daha fazladır. Dijital yatırımlarınız, özellikle performans yatırımlarınız hiçbir zaman silo değil.</li>
<li>Mobil ve tablet aramayı atlamayın. Artık sadece PC olarak degil, 4 ekran olarak düşünmek zorundasınız. Mobil ve tablet icin ayrı stratejileriniz olmak zorunda; ayrı anahtar kelime grupları, ayrı metinleriniz, ayrı iniş sayfalarınız—siteniz mobile uyumlu değilse, bunu hemen düzeltin!</li>
<li>Online ve offline entegrasyonu şart. iProspect olarak yaptığımız bir araştırmaya göre 67% aramaların hepsi offline kanallardan tetikleniyor. Aradaki bağı ölçümlemek için araştırma ekiplerinizle beraber çalışın. SEM’e harcadığınız her TL’nin, offline’a da bir geri dönüşü var.</li>
</ol>
<p><strong>Arama motoru teknolojileri internetle tanıştığımız günlerden beri üç aşağı beş yukarı aynı arayüzde. Mobile geçişte bunun değişeceğine inanıyor musunuz?</strong></p>
<p>“Arama motoru teknolojileri aynı arayüzde” gibi bir cümle kurarken dikkat etmek gerekiyor aslında. O kulvarda da değişen çok fazla şey var çünkü. Sıradan textlink’lerden, Universal Search ve Product Listing’lere, hatta “chat in seach”e kadar geldik çoktan. Bu yeniliklerin bazıları bizim pazarımızda mevcut olmasalar da, daha ileri pazarlarda uzunca bir süredir kullanımdalar. Aynı formatta olabilir; ancak kullanıcı deneyimi açısından oldukça derin gelişmeler yaşadık su son 5–6 sene zarfında bakıldığında.</p>
<p>Mobil ve tabletlerin hızlı penetrasyonu ile beraber, artık sadece PC ekranı için değil, diğer ekranlar için de gerek teknoloji, gerekse pazarlama çözümleri düşünmek zorundayız. Basitçe kullanıcı neredeyse, biz de ona göre adapte olmak zorundayız.</p>
<p>Yeni teknolojilerin de hayatımıza girmesiyle bu alanda daha aktif olmak ve gerek strateji, gerek proje geliştiriken, adımlarımızı da ona göre atmak durumundayız.</p>
<p><strong>Siri gibi asistan programların ve diğer mobil teknolojileirin arama motoru optimizasyonuna önem veren şirketlere sunduğu yenilikler var mı?</strong></p>
<p>Siri gibi asistan programların etkisi tabii ki oldukça büyük. Google CEO’su Eric Schmidt dahi ileride Siri ve muadili programların Google aramalarına bir tehdit olabileceğinden bahsetmisti 2011’de; özellikle Google Voice Search ile karşılaştırıldığında.</p>
<p>Genelde bu gibi programlar mobil platformlar üzerinden kullanıcılara aradıklarını bulmakta, arama sonuçlarını bir süre sonra kişiselleştirmeye yardımcı olmakta, özellikle lokal arama sonuçlarında oldukça ön plana çıkmaktalar.</p>
<p>Ülkemizde her ne kadar çok ilerlememişse de lokal arama, özellikle fiziksel mağazası ya da şubesi olan markalar için oldukça önemli bir gelir kaynağı. Mobil cihazlardan halen en fazla yapılan aramaların lokal işletmeler ve anında hizmet olduğu düşünülürse, bizim gibi arama motoru optimizasyonu ile ilgilenen şirketler için bu alanda yapılabilecek oldukça fazla proje var. Merchant account, business listings, click to call, maps gibi özellikleri çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Social SEO alanında, özellikle G+ hesaplarının, işletme incelemelerinin SERP’de ön plana çıktığı şu dönemlerde, mobil cihazlarda bunları lokal arama ile daha yukarılara taşımak mümkün.</p>
<p>Burada en önemli nokta artık PC ekranı için ayrı, mobil ve tablet ekranları ve teknolojileri için ayrı strateji ve kampanyalar geliştirmek. 4 ekran düşünmek zorundayız bundan sonra.</p>
<p><strong>DEZ’de 9 Kasım Cuma günü “Dijital Performans” başlıklı, Rok Hrastnik’i konuk edeceğiniz bir söyleşi yöneteceksiniz. Hangi başlıkları irdelemeyi düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Rok ile beraber hem söyleşi tadında, hem de sunum tadında bir format düşündük. Ana konumuz “Dijital Performans”.</p>
<p>Baştan ben kısa bir sunum yapıyor olacağım. Konu olarak “Performans pazarlaması sadece performans değildir” başlıgı altında birkaç konuyu irdelemek istiyorum.</p>
<p>Kısaca özetlemek gerekirse:</p>
<p>•             360 vs 365</p>
<p>•             Teknoloji ve Araçlar</p>
<p>•             Online Araştırma – Offline Satın Alma</p>
<p>•             Attribution</p>
<p>•             Display’de Performans</p>
<p>•             Social SEO ve Social CRM</p>
<p>Rok bu konularda teknoloji ve metrikler tarafında, özellikle attribution ve yeni display metrikleri tarafında biraz daha derine iniyor olacak.</p>
<p>Akabinde bir moderatörümüz var. Hem seyircilerimizden soru alabileceğimiz, hem de moderatör eşliğinde mini bir söyleşi yapalım istedik.</p>
<p>Ayşe Güvençer, Rok Hrastnik ile <strong>9 Kasım Cuma 15:30</strong>’da, DEZ ana konferans salonunda <strong>“Dijital Performans”</strong> başlıklı bir konuşma verecek. Dijital Ekonomi e-Ticaret Zirvesi ve Fuarı 2012 konuşmacıları ve zirve programı için, DEZ resmi sitesini ziyaret edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/iprospect-ayse-guvencer-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">49010</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DEZ’12 Konuşmacısı İdil Kesten: “Annem Bile Hala Ne İş Yaptığımı Anlamadığını Söylüyor!”</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/dez-12-idil-kesten-roportaj/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/dez-12-idil-kesten-roportaj/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Okan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Nov 2012 13:21:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[E-Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[comScore]]></category>
		<category><![CDATA[DEZ'12]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Ekonomi Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[İdil Kesten]]></category>
		<category><![CDATA[İş Geliştirme Müdürü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=48833</guid>

					<description><![CDATA[8-9 Kasım tarihleri arasında Hilton Convention Center’da yer alacak Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı (DEZ) ile ilgili röportajlar serimize DEZ Genel Sekreteri Berke Sarpaş ile başladık.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>8-9 Kasım tarihleri arasında Hilton Convention Center’da yer alacak <a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/summitRegistration.aspx"><strong>Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı</strong></a> (DEZ) ile ilgili röportajlar serimize <strong>DEZ Genel Sekreteri </strong><a href="https://sosyalmedya.co/dijital-ekonomi-eticaret-zirvesi-roportaj/"><strong>Berke Sarpaş</strong> ile başladık</a>. Bugünden itibaren zirvenin açıldığı 8 Kasım Perşembe gününe kadar, çeşitli konuşmacılarla gerçekleştirdiğimiz röportajlar aracılığıyla <strong>sosyalmedya.co okuyucularını zirve katılımcılarıyla buluşturacağız</strong>. Hem konuşmacıları daha yakından tanıma fırsatı bulmuş olacağız, hem de zirvede bizi nelerin beklediğiyle ilgili daha net bir fikir edineceğiz.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright  wp-image-48845" title="İdil Kesten" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Idıl-Kesten.jpg" alt="" width="243" height="313" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Idıl-Kesten.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Idıl-Kesten-232x300.jpg 232w" sizes="(max-width: 243px) 100vw, 243px" />DEZ tanıtım röportajları serisinde bugün, <a href="http://www.comscore.com/"><strong>comScore</strong></a><strong> Türkiye İş Geliştirme Müdürü İdil Kesten</strong> ile konuşacağız. İdil Kesten, Galatasaray Üniversitesi&#8217;nde lisans eğitiminin arkasından, Atina Üniversitesi&#8217;nde yüksek lisansını tamamlamış; sonrasında Reuters, Newsweek Türkiye ve Hannover-Messe gibi uluslararası firmalarda çalışmıştır. 3 seneden fazla bir süredir comScore&#8217;un Türkiye yapısında görev almaktadır. Newsweek, Radikal ve Digital Age gibi gazete ve dergilerde çeşitli yazıları yayınlanmıştır.</p>
<p>İdil Kesten ile veri analizi, internette ölçümleme, comScore müşterileri, Türkiye’de eğitim ve DEZ’deki sunumu hakkında konuştuk:</p>
<p><strong>comScore olarak internet üzerindeki birçok etkileşim tipini ölçüyorsunuz. Ölçmekten daha önemlisi, herkesin elinde fazlasıyla veri olan bir devirde, o veriye anlam katmaya çalışıyorsunuz. Kimisinin bilim, kimisinin kehanet dediği bir alanda iş yapmak nasıl bir deneyim?</strong></p>
<p>Ben sadece ölçümlemek olarak bakmıyorum yaptığımız işe. Biz insanların işlerinin, sektörlerinin nereye gittiğini anlamalarına yardımcı oluyoruz. Veri sağlıyoruz ve iş aklı oluşturmalarına yardımcı oluyoruz.</p>
<p>Türkiye için çok yeni kavramlar bunlar. Rakam, ölçüm, datanın değeri yeni yeni anlaşılıyor. Herkesin bildiği alanın dışında çalışmak zor; ama heyecan verici. Annem bile hala ne iş yaptığımı anlamadığını söylüyordu geçen gün! Diğer taraftan da insanlara yeni bir şeyler öğretmek, data anlatmak, matematiği sözele dökmek beni çok keyiflendiriyor. Seviyorum yaptığım işi&#8230;</p>
<p>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]Türkiye için çok yeni kavramlar bunlar. Rakam, ölçüm, datanın değeri yeni yeni anlaşılıyor. Herkesin bildiği alanın dışında çalışmak zor; ama heyecan verici. Annem bile hala ne iş yaptığımı anlamadığını söylüyordu geçen gün![/pullquote]</p>
<p><strong>İnternette elimizdeki her aktivitenin detaylı dökümü varken ve hiç olmadığı kadar ölçüm yaptığımız halde, neden online iletişim ve pazarlama etkilerinin ölçülememesi korkusu devam ediyor? Bunun geri dönüşü çok daha zor ölçülen geleneksel mecralarda bu kadar tartışılmaması neden? Şirketlerin internetten beklentileri farklı mı, yoksa her yeni pazarlama tekniği gibi bu da alışana kadar bir direniş süreci mi?</strong></p>
<p>Çok güzel bir soru. Bazen pazarlamacılar TV ya da geleneksel basının ölçümleme-değerlendirme araçlarını dijital kadar sorguluyorlar mı merak ediyorum.</p>
<p>Sektör en büyük avantajını en başta her küçük hareketin/reklamın bile ölçümlenmesi olarak koydu. Bunun yarattığı bir beklenti olabilir. Diğer bir etken de çok farklı kaynaklar ve terimler var. comScore&#8217;un terminolojisi başka ölçümleme araçlarından farklı. Bu da kafaları karıştırıyor.</p>
<p>Belki bizler de yeterince iyi anlatamıyoruz, sonuçta her datanın arkasında bir mühendislik ve öngörü var. Kuşkuları azaltmak için daha çok anlatmamız, daha farklı mecralarda anlatmamız gerekli. Türkiye pazarına ilk girdiğimiz 4 sene öncesine göre geldiğimiz nokta çok etkileyici. Artık basit terimleri anlamaya çalışmak yerine, datanın yorumuna dair sorular geliyor. Bir zaman sonra korkular ortadan kalkacaktır.</p>
<p><strong>Sizden faydalanan şirketlerin profilleri neler? Büyük şirketler dışında, yeni bir girişim ile orta ölçekli bir ticaret sitesine vereceğiniz tavsiyeler nasıl farklılaşıyor?</strong></p>
<p>Müşteri portföyümüz mecralar, medya satın alım şirketleri ve dijitale yatırım yapan teknoloji şirketleri olarak sıralanabilir. İnternetten para kazanmaya başlamış olan mecralarla daha çok çalışıyoruz, çünkü bir maliyetimiz var.</p>
<p>Yeni girişimlerin ilk aşamada comScore ile çalışması için belli bir tekil ziyaretçi ve ticari büyüklüğe ulaşması gerekli. Ama tavsiye noktasında kendi sektöründeki rakiplerini dikkatli incelemelerini salık veriyoruz. Bir de içindeki bulundukları kategorinin nasıl geliştiği önemli. Zaman zaman hızla yükselen, ciddi yatırımcı çeken ve sonrasında aynı hızla ziyaretçisini kaybeden kategoriler var. Özellikle girişimden önce bakılması gereken gerçekten o kategorinin gelişiminin uzun vadede pozitif olup olmayacağı. Sermaye yapıları ve pazarlama stratejileri de farklı olmalı.</p>
<p>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]Türkiye pazarına ilk girdiğimiz 4 sene öncesine göre geldiğimiz nokta çok etkileyici. Artık basit terimleri anlamaya çalışmak yerine, datanın yorumuna dair sorular geliyor. Bir zaman sonra korkular ortadan kalkacaktır.[/pullquote]</p>
<p>Ama bunlar bizden ziyade ajansların ve VC şirketlerinin işi&#8230; Biz tavsiye vermeyi çok seven bir şirket değiliz, ancak rakamların yorumlanması noktasında faydamız olabilir.</p>
<p><strong>Politika üzerine uzun bir tahsilden sonra internet ölçümlemesine girdiniz. Bir thinktank pozisyonuyla benziyor mu? İki olgu arasında nasıl bir bağ oluşturuyorsunuz?</strong></p>
<p>İkisinin birbirine benzeyen noktaları pek yok. Yaşadığımız bir yandan da Türkiye gerçeği aslında. Burada açık olmakta fayda var. Benim de birçok Türk genci gibi seçimlerim çok bilinçli olmadı. Bizi üniversitede okuduğumuz bölümün iş hayatında karşılığı hakkında pek bilgilendiren yoktu, ya da belki bizlerde çok meraklı olmadık.</p>
<p>İş hayatına girdiğimde tek istediğim sıradan olmamaktı. Yabancı bağlantıları olan ve bana inisiyatif veren bir yerde çalışmak istediğimi biliyordum. comScore bana bunları sağladı. Şansım ise şu oldu: fen lisesinde okudum ve sayısala her zaman ilgim vardı. Siyaset okudum ve sözleri ve sözlerin ifadeye dönüşmesine ayrı bir düşkünlüğüm var. Şu an yaptığım işte sayıları söze döküyorum, anlam kazanmalarına yardımcı oluyorum. Bu da beni mutlu ediyor. Kısacası şanslıyım!<strong></strong></p>
<p><strong>DEZ’deki konuşmanızda hangi konulara değinmeyi düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>DEZ&#8217;de elektronik pazaryeri olarak adlandırılan mecralara ait son 3 yıllık verileri yorumlamak istiyorum. İzlediğim süreç ve varmak istediğim nokta şu olacak: Nereden başladık ve özellikle ziyaretçi açısından hangi noktaya geldik? Dünyada e-ticareti en fazla kullanan milletler kimler? Gelişmekte olan diğer ülkelerde durum ne ve e-ticaret kullanıcısının profili neye benziyor? Umarım dinleyenlerin zevk alacağı bir konuşma yapabilirim.</p>
<p>İdil Kesten <strong>8 Kasım Perşembe 14:00</strong>’da, DEZ ana konferans salonunda <strong>“Türkiye ve Dünya: Elektronik Pazaryerlerinde Trendler”</strong> başlıklı bir konuşma verecektir. Dijital Ekonomi e-Ticaret Zirvesi ve Fuarı 2012 <a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/konusmacilar.asp">konuşmacıları</a> ve zirve <a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/program.asp">programı</a> için, <a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/">DEZ resmi sitesini</a> ziyaret edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/dez-12-idil-kesten-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">48833</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı ile Tanışın [RÖPORTAJ]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/dijital-ekonomi-eticaret-zirvesi-roportaj/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/dijital-ekonomi-eticaret-zirvesi-roportaj/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Okan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2012 14:39:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Berke Sarpaş]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyhun Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=48078</guid>

					<description><![CDATA[İlki 2011 yılında gerçekleşen Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı (DEZ) , ikinci yılında 8 – 9 Kasım tarihleri arasında Hilton Convention Center’da yer alacak. Türkiye’de e-ticaret alanındaki ilk ve en kapsamlı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlki 2011 yılında gerçekleşen <a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/" target="_blank"><strong>Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı</strong></a> (DEZ) , ikinci yılında <strong>8 – 9 Kasım</strong> tarihleri arasında <strong>Hilton Convention Center</strong>’da yer alacak. Türkiye’de e-ticaret alanındaki ilk ve en kapsamlı fuarı olan DEZ, 17 gün sonra etkileyici konukları ve konuşmacıları ile bizleri iki günlük bir e-ticaret maratonu yaşatacak.</p>
<p>Henüz ikinci senesine hazırlanan DEZ ile yeni tanışan okuyucularımızın zirve hakkında birçok sorusu olabileceğini düşündük ve sosyalmedya.co olarak bir soru-cevap hazırladık. DEZ e-ticarette <strong>ilk </strong>olmayı nasıl başardı? Dijital ticaretin <strong>fuarı</strong> olur mu? <strong>Danışma kurulu</strong>nun zirveye verdiği yön ne? <strong>2012 konuşmacıları</strong> nasıl seçildi?</p>
<p>sosyalmedya.co olarak sponsorları arasında bulunduğumuz <strong>DEZ </strong>hakkında merak ettiklerimizi, zirve yöneticisi Genel Sekreter <strong>Berke Sarpaş</strong>’a sorduk. İşte <strong>Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı</strong>’nı daha yakından tanımanız için sorular ve en yetkili ağızdan cevapları. <strong></strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-48236" title="Berke Sarpaş" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/Berke-Sarpaş.jpg.jpg" alt="" width="129" height="129" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/Berke-Sarpaş.jpg.jpg 129w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/Berke-Sarpaş.jpg-61x61.jpg 61w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/Berke-Sarpaş.jpg-45x45.jpg 45w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/Berke-Sarpaş.jpg-109x109.jpg 109w" sizes="(max-width: 129px) 100vw, 129px" />Türkiye cep telefonunda lider, hatta deneysel derecede öncü ülkelerden biriydi. İnternet kullanımında da etkileyici sayılara sahibiz. Öte yandan krizlerle güçlenmiş, ders çıkarmış, modernleşmiş bir banka sistemimiz var. E-ticaret için biçilmiş kaftanız bir nevi. Bunların hepsinin bir araya geldiği bir ülkede, nasıl oldu da ilk e-ticaret zirvesi 2011 yılında başlıyor? Sizi ilk yapan neydi?</strong></p>
<p>Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı’nın Türkiye’de bir ilk olması, ekip olarak yeni olduğumuz anlamına gelmiyor. Biz uzun süredir sektörün içinden sektörün gelişime katkıda bulunacak etkinlikler yürütüyoruz. Türkiye’nin e-ticaret ve dijital ekonomi alanlarındaki çalışmalarımız çok önceye dayanıyor.</p>
<p><strong>Uzun bir birikimden bahsediyoruz. DEZ’e uzanan yılları okuyucularımızla paylaşır mısınız?</strong></p>
<p><a href="http://www.coproline.com/">Coproline</a> olarak kurulduğumuz 2006 yılında henüz “e” ifadesinin “elektronik” anlamına geldiğinin yaygın olarak bilinmediği yıllarda, Türkiye’nin ilk e-ticaret uzmanlarını yetiştirdik. Mezunlarımızın bir bölümü zaman içerisinde kendi şirketlerini kurdu, bir bölümü de çok çeşitli şirketlerde dijital alanlarda göreve getirildi. Bugün toplantı gerçekleştirdiğimiz birçok kuruluştaki önemli pozisyonlarda mezunlarımızla karşılaşmak bizi oldukça gururlandırıyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-48237" title="Coproline" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0012.jpg" alt="" width="172" height="60" />Coproline’ı kurduğumuz 2006 yılı ve sonrasında Türkiye’nin ilk e-ticaret etkinliği olan Copromeet’i hayata geçirdik. Bu etkinliklerle e-ticaret alanındaki uzmanları ve kendi mezunlarımızı sektörden çeşitli konuşmacılarla buluşturduk. Katılımcı sayısını her yıl iki katına çıkartarak tam 4 yıl boyunca devam ettirdiğimiz bu konferansların sonuncusunu 2010 yılında Kültür Üniversitesi Oditoryumu’nda 400 kişinin katılımıyla tamamladık.</p>
<p>Akabinde yıllar içerisinde e-ticaret alanında sahip olduğumuz birikim ve organizasyon gücüyle 2011 yılında Türkiye’nin ilk e-ticaret zirvesini <a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/sponsorlarimiz.asp">Turkcell Ana Sponsorluğu</a> ile Hilton Convention Center’da hayata geçirdik. Yani bizi ilk yapan bu konuda uzun yıllara dayanan çalışmalarımızdı. Türkiye ve dünyada oluşmakta olan dijital ekonomik yapıyı öngördük ve yaygınlaşma ivmesini artırmak üzere harekete geçtik.</p>
<p><strong>Standart bir konferansın panel ve kokteyl kalıbının ötesine uzanıp, fuar alanı kurma fikri—hem de sanal hizmetler için—nasıl oluştu? Ziyaretçi ve katılımcılar bundan nasıl faydalanıyor?</strong></p>
<p>Bu zirvedeki <a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/fuar-alani.asp">fuar alanı</a>nda yer alan katılımcı kuruluşlar müşterilerine ulaşmak üzere zaten online mecraları belirli ölçütlerde değerlendiriyor. Ancak Türkiye’de halen interneti yaygın kullanamayan, özellikle KOBİ düzeyinde, ciddi bir kesim var. Bu kesime internetten ulaşamıyorsunuz. Bu fuar, dijital alanda çalışmalar yürüten şirketleri KOBİ’ler ile tanıştırmayı ve ülkemizdeki e-dönüşüm çalışmalarına ivme kazandırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Bir diğer amacımız da sektör temsilcilerinin birbirleri ile somut olarak aynı ortamda karşılaşması, tanışması, ilişkilerini geliştirmesi ve iş birliği fırsatlarını aynı ortamda hızla değerlendirerek pazarı büyütme yolunda adımlar atması.</p>
<p>Yani bu fuar ile amacımız bir yandan henüz dijital fırsatları değerlendirmeyen şirketleri bu yönlü hizmet sunan kuruluşlar ile tanıştırmak ve diğer yandan da sektör temsilcilerinin birbirleriyle olan işbirliğini güçlendirmek, dijital ekonomi ve e-ticaret ekosisteminin Türkiye’de oluşturulmasına katkı sağlamak.</p>
<p><strong>Eğittiğiniz mezunlarınızla karşılaşmaktan bahsettiniz. Danışma kurulunuzun yarısının profesör seviyesinde akademisyen olduğu göze çarpıyor. Bu eğitimci yapılaşma, Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi&#8217;nin vizyonunu nasıl etkiliyor? </strong></p>
<p><strong></strong> Dijital Ekonomi E-Ticaret Zirvesi ve Fuarı ya da kısa adıyla DEZ, Türkiye’de bir danışma kurulu olan çok ender zirvelerden birisi. Zirve araştırma komisyonumuz her yıl lokal ve global düzeyde yürüttüğü teknik araştırmalar ile dijital ekonomi ve e-ticaretin gelişimini nitel ve nicel sonuçlarla raporluyor. Bu rapor (<a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/policyPaper.pdf">policy paper</a>) danışma kurulunun onayına sunulduktan sonra raporun yönetici özeti zirve web sitemizde yayımlanıyor.</p>
<p><a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/program.asp">Zirvenin tüm konu ve konuşmacıları</a> bu rapordan <a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/dijital-manifesto-3.asp">çıkan sonuçlara</a> göre tespit ediliyor.</p>
<p><a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/partner.asp">Danışma kurulumuz</a> içerisinde 4 uygulamacı ve 4 akademisyen var. Amacımız pratik uygulamalar ile akademik çalışmaların harmanlandığı bir zirve ortaya çıkartabilmek. Zirve içeriği ve konuşmacılarının tespitinde tüm danışma kurulu üyelerimizin büyük katkıları var.</p>
<p><strong>Araştırmalarınız sonucunda, 2012 konuşmacılarını seçerken hangi temaları önde tuttunuz? </strong></p>
<p><strong></strong> Bu yılın temaları şirketlerin e-ticaret modellerine uyum süreçleri, e-lojistik ve e-müşteri ilişkileri yönetimi, e-dış ticaret, elektronik pazar araştırması, sosyal ticaret, mobil teknolojiler, online marka yönetimi, dijital oyun sektörü, hizmet sektöründe dijital gelecek, e-ticarette yabancı yatırımlar, dijital finans ve dijital performans.</p>
<p>Bu alanlarda konuşmak üzere 2 gün boyunca <a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/konusmacilar.asp">50 konuşmacıyı</a> 30 farklı oturumda ağırlayacağız. Tabii bir yandan, 35 farklı şirketin standı da fuar alanında ziyaretçiler ile buluşacak.</p>
<p>Bu yılki açılış sunumumuz, Türkiye ve dünya genelinde e-ticaret ve e-girişimcilik alanlarındaki ilk yazarlardan birisi olan, <em>İnternet Zenginleri</em> kitabının yazarı Scott C. Fox.  Kendisi geçmişten bugüne dijital ekonomi ve e-ticaretin ilerleme süreçlerine örneklerle değinerek konferansın açılışını gerçekleştirecek.</p>
<p>Dünyanın ilk B2B pazar yeri olan Kompass International’ın Dünya Başkanı Bertrand Macabeo ise dünya genelinde 3,5 milyon şirketin elektronik ortamda gerçekleştirdiği ticari çalışmaları katılımcılarla paylaşacak. Diğer konuşmacılar arasında Cathay Pasific Eski COO’su Donald Birch ve Needle Found kurucusu Rok Hrastnik var.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-48089" title="Dez 2012" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/dez2012-mailing.jpg" alt="" width="600" height="739" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/dez2012-mailing.jpg 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/dez2012-mailing-243x300.jpg 243w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/dez2012-mailing-590x726.jpg 590w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p>Türkiye’den de Turkcell Yeni Satış Kanalları Bölüm Başkanı Yalın Özcan, BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko, THY Online Satış ve Pazarlama Müdürü Cengiz Değirmenci, iProspect Türkiye’den Ayşe Güvençer, Google Türkiye Kurumsal Pazarlama Direktörü Özgür Kirazcı, Kültür Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dekanı Prof. Dr. Durmuş Dündar ve 450.000 takipçisi ile Türkiye’de sosyal medyanın en büyük 3 isminden biri olan <a href="https://sosyalmedya.co/ceyhun-yilmaz-roportaj/">Ceyhun Yılmaz</a> yer alıyor.</p>
<p>sosyalmedya.co kurucusu <strong>Fatih Güner</strong>’in de konuşmacıları arasında yer aldığı <strong>Dijital Ekonomi eTicaret Zirvesi ve Fuarı</strong>’na katılım için, <a href="http://dijitalekonomizirvesi.org/tr/summitRegistration.aspx">kayıt sayfası</a>ndan bilgi alabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/dijital-ekonomi-eticaret-zirvesi-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">48078</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Xperia ion Tasarımıyla Parlıyor [İNCELEME]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/xperia-ion-inceleme/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/xperia-ion-inceleme/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Okan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Oct 2012 12:52:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Android]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Mobil]]></category>
		<category><![CDATA[Sony]]></category>
		<category><![CDATA[Sony Xperia ion]]></category>
		<category><![CDATA[Telefon İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ürün İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Xperia]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=47619</guid>

					<description><![CDATA[Sony’nin ilk LTE telefonu Xperia ion ile ilk defa 2012’nin başında, Consumer Electronics Show’da karşılaşmıştık. Aynı fuarda, plastik kardeşi Xperia S ile yan yana boy göstermiş, şık ve red dot tasarım ödüllü dizaynıyla ağzımızı sulandırmıştı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sony’nin ilk LTE telefonu Xperia ion ile ilk defa 2012’nin başında, Consumer Electronics Show’da karşılaşmıştık. Aynı fuarda, plastik kardeşi Xperia S ile yan yana boy göstermiş, şık ve <a href="http://en.red-dot.org/2783.html?&amp;cHash=78b2cb6b376da0ab8467edac617aaac8&amp;detail=8993&amp;no_cache=1">red dot tasarım ödüllü</a> dizaynıyla ağzımızı sulandırmıştı.</p>
<p>Sonra Xperia ion ortadan kayboldu! Xperia S yavaş yavaş hayatımıza girdi, ama geçen aya kadar Avrupa’ya bile gelmeyen Xperia ion, hiç göremeyeceğimiz güzel aletler listesinde yerini alacak diye korkmaya başladık.</p>
<p>Neyse ki Sony Türkiye’yi ve sosyalmedya.co’yu unutmadı ve her ne kadar geç olsa da (ve 8 aylık gecikme bu hızda ilerleyen bir piyasada yeniyi eski yapmaya yetse de) Xperia ion’a kavuştuk. Biz de sosyalmedya.co olarak, Türkiye’de <a href="http://www.turkcell.com.tr/bireysel/cihazlar/Sayfalar/ceptelefonlari/Sony-Xperia-Ion.aspx">satışı başlamış</a> Sony Xperia ion incelememizi yaptık.</p>
<h2>Şekil ve Tasarım</h2>
<p>Görsel tasarımı, Xperia ion’un parladığı noktalardan biri. 133 x 68 x 10,6 mm ölçüleriyle ve 144 gram ağırlığıyla telefona ne ince denebilir, ne de hafif; ama bu ölçülerin bir araya gelişi harika bir ergonomik deneyim yaşatıyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-47623" title="Sony Xperia ion" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image002-590x332.png" alt="" width="590" height="332" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image002-590x332.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image002-300x168.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image002.png 940w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Xperia ion, aşağıda daha detaylı inceleyeceğimiz büyük, kenarlara bitişik ekranıyla anında hemen kendini gösteriyor. Ön kamera, ahize hoparlörü ve dört fonksiyon tuşu dahil olmak üzere bütün ön yüzey dümdüz koruma camıyla kaplı. Parlak siyah yan panel telefonunun önüyle, bombeli, mat alüminyum arka panelini birleştiriyor. Ayrıca telefonun arka üst ve alt bölgesinde, Apple’ın iPhone 5 ile bünyesine kattığı türden mat lastik bantlar telefona koyu renkli bir doku daha ekliyor. Bu bantlar estetik bir şekilde alüminyum yüzeyi ve telefonu düşmelerden koruyor ve kaymayı engelliyor. Parlakla matın, plastikle metalin bu çoklu birleşimi, red dot jürisinin ödüle layık gördüğü dokunuşlardan biri.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-47624" title="Sony Xperia ion" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image004-590x158.png" alt="" width="590" height="158" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image004-590x158.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image004-300x80.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image004.png 672w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Xperia ion, özellikle çizilmez ve düz ön yüzeyi masaya dönük şekilde yerleştirildiğinde çok şık duruyor. Telefon bombenin zirve yaptığı ortasında 1 cm’den kalın olmasına rağmen, bu şekilde yüzükoyun yerleştirildiğinde o kadar ince yerleşiyor ki, masadan almakta zorlanmayasınız diye yan yüzeyler kavramayı kolaylaştıracak bir açıda ekrana doğru inceliyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-47625" title="Sony Xperia ion" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image006-590x145.png" alt="" width="590" height="145" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image006-590x145.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image006-300x74.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image006.png 677w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Micro-SD ve micro-SIM slotlarına ulaşmak için mat bantlardan üsttekini açmanız yeterli. Telefonun sol kenarında, şarj ve bağlantı amaçlı micro-USB ile görüntü ve ses transfer eden micro-HDMI girişleri, plastik bir kapağın arkasına gizlenmiş. Sağ tarafta ise alüminyumdan yapılma kilit, ses/zum ve kamera düğmeleri mevcut. Bütün kontrol düğmelerinin sağda toplanmış olması, telefonun sol kulakta kullanım için tasarlandığını gösteriyor; nitekim alt yüzeydeki ahize mikrofonu da iyice sağa doğru yerleştirilmiş.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright  wp-image-47626" title="Sony Xperia ion Kulaklık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0081-300x300.jpg" alt="" width="270" height="270" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0081-300x300.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0081-150x150.jpg 150w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0081-160x160.jpg 160w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0081-61x61.jpg 61w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0081-45x45.jpg 45w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0081-109x109.jpg 109w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0081.jpg 400w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" />Telefonun üst kısmı aynı zamanda kulaklık girişini barındırıyor. Sony’nin telefonlar birlikte verdiği MH750 kulaklık setinin ses kalitesi, kontrol tuşları, giysi klipsi, kulağa oturan lastikleri ve kalın düğüm olmayan kablosu ayrı ayrı artı puan topluyor, ama hiçbir şey kulaklığın jakı kadar etkileyici değil. Jak hem kısa, hem de diğer telefonlarda alıştığımız gibi arkaya uzadıkça uzamıyor. Ufak bir bombeden sonra 90 derece kıvrılan kulaklık, hem cepte rahatlık sağlıyor, hem de oyun oynarken telefonun ergonomisini hiç bozmuyor. Telefonu yatay tutarken hoparlör tercih edenler, mesela ortak video izleyenler, arka yüzeye akıllıca yerleştirilmiş hoparlör sayesinde yine ses çıkışını kapatmadan tutabiliyorlar.</p>
<h2>Ekran</h2>
<p>Xperia ion’un 4.6 inçlik ekranı ve 1280 x 720 piksel çözünürlüğü ile göz alıyor. Çizilmeye dayanıklı ön panel maalesef berraklıktan biraz çalıyor ve 323 ppi ile 326 ppi’lık iPhone 5 retina ekranını aratmaması gerekirken, keskinlik kaybı hissediliyor.</p>
<p>Özellikle ortanın üstünde parlaklıkta renkler çok canlı iken, en yüksek parlaklıklarda renkler biraz akıyor. Sony’nin kullandığı teknoloji dolayısıyla, ekran doğrudan bakış açısından en ufak bir sapma yaşadığında, renk canlılığı ve kontrast hemen düşüyor; ama en ekstrem açıda bile gerçek anlamda bir görme kaybından bahsetmek söz konusu değil.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-47629" title="Sony Xperia ion" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image010-590x152.png" alt="" width="590" height="152" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image010-590x152.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image010-300x77.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image010.png 681w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Telefondaki en büyük ve anlaşılmaz eksiklerden biri, otomatik parlaklık ayarının bulunmaması. Gerçi Android işletim sistemi bu tür kısayolları oluşturma imkanı tanıyor. Ama pil ömrü zaten epey kısıtlı bir telefonun, pil düşmanı parlaklığı düşürmek için elinden geleni yapması gerekirken, Xperia ion bu konuda kullanıcıyı çok zor durumda bırakıyor.</p>
<h2>Ses ve Telefon</h2>
<p>Sony hoparlörlere çok emek harcamadığını biliyor olmalı ki yukarıda övdüğümüz MH750 kulaklıkları bize hediye ediyor. Ahize kulaklığında ses çok berrak, fakat hoparlör kulak deliğiyle karşı karşıya oturmadıkça konuşmayı duymak çok zor. Ama bunun bir avantajı konuşmaları yandakilere anons edecek türde bir hoparlör tasarımı kullanılmamış olması.</p>
<p>Mikrofon yine rakipleriyle aynı seviyede. Telefonun öteki ucundaki kullanıcılar, aynı Xperia ion kullanıcıları gibi net ses aldıklarını belirtiyor. Bunda muhakkak telefonun anteninin de katkısı var. Xperia ion’u kullanırken asla konuşmam düşmedi ve hiç çekmemezlik etmedi. Sıklıkla hesaba katmayı unuttuğumuz ve aslında telefonu telefon yapan bu özelliği es geçmediği için Sony’i tebrik etmek lazım.</p>
<p>Arkadaki hoparlör ise bir telefon hoparlörü için kabul edilebilir seviyede. En yüksek seste tatmin edici sonuçlar alınıyor. Tabii hoparlörün sizden uzağa, tam zıt yöne baktığını unutmayın; karşınızdaki insanın maruz kaldığı gürültü daha yüksek olacak.</p>
<h2>Kamera</h2>
<p>Bir akıllı telefonun en kalıcı öğelerinden biri çektiği fotoğraflar. İlk ve hala en çok sevdiğim dijital fotoğraf makinem floppy diskli bir Sony olduğu için, fotoğraf denince aklıma gelen markaların başında. Bu yüzden Xperia ion’u elime aldığım ve de fotoğraf çekmek için özel tuşu olduğunu gördüğüm anda ilk kontrol ettiğim şey kamerası oldu. Sonuç, belki de beklentilerim yüksek olduğu için, hüsran.</p>
<p>4:3 formatında 12 megapiksel ve 16:9 formatında 9 megapiksele kadar çıkan kamerada başarıyla bir fotoğraf çektiğinizde—çekebildiğinizde—fotoğraf güzel gözüküyor. Renk sadakati bir telefon için ortalama üstünde ve doygunluk numaraları kullanmadan canlı kareler yakalayabiliyor. Ayrıca pazarlama taktiği olmanın ötesinde çok limitli kullanım alanı olan bazı diğer özellikleri harika çalışıyor: Sony’nin panorama özelliği sweep, telefonu sağa sola yatırdıkça üç boyutluymuşçasına resmi de döndürüp Blade Runner havası yaşatan çok açılı sweep ve 3D ekrana bağlandığında 3 boyutlu görüntü veren 3D panorama sweep özellikleri günlük fotoğraftan çok daha başarılı sonuçlar veriyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-47630" title="Sony Xperia ion Kamera" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image012-590x129.jpg" alt="" width="590" height="129" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image012-590x129.jpg 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image012-300x65.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image012.jpg 823w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Ama sıra günlük fotoğraf çekmeye geldiğinde, Xperia ion’un kamerası sorun üstüne sorun çıkarıyor. Aydınlık ortamlarda bile flaş kullanmak istemesi, flaşlı haliyle bile bulanık olması, aydınlıkta grenli karanlıkta çok grenli fotoğraflar sunması, bir türlü odaklanamaması ve karanlık arttıkça bu sorunun da şiddetlenmesi&#8230; Güneşli bir günde ev içinde kedimi bile net çekemediğine mi yanayım, loş bir akşamüstü ofis olarak eğlenmemizi flaşla bile aydınlatamamasına mı? Sony’nin öncü ürünlerinden birine böyle bir kamera yerleştirmesi, affedilemez bir hata.</p>
<p>Son olarak, fotoğraf çekme butonuna basıldığında bir saniyede fotoğraf çekme vaadinde bulunan Xperia ion, neredeyse her seferinde bu konuda sınıfta kalıyor. Dert yavaşlık değil. Çalıştığı zaman yaklaşık 2 saniye içerisinde fotoğraf çekmeyi başarsa da, çalışana kadar 4-5-6 defa tuşa basmak gerekebiliyor.</p>
<p>QR kodları tanıma yazılımı ve zumu hiçbir diğer telefonda görmediğim hızda çalışan bir aletin, nasıl bu konuda sınıfta kaldığını anlamak mümkün değil. Üstelik bu tuş ve gecikme sorunu, fotoğraflara da özgü değil. Hata donanımsal mı yazılımsal mı yoksa kombine mi bilmem, ama bu güzel aleti hakettiği yere gelmekten bu manasız gecikme sorunları alıkoyuyor.</p>
<h2>Arayüz ve Tuşlar</h2>
<p>Xperia, Android giydirmeleri arasında hep en zariflerden birini sunan marka olmuştu. Bu Xperia ion’da da değişmeyen bir gelenek. Telefon Türkiye’de Android 4.0.4 Ice Cream Sandwich ile geliyor.</p>
<p>Xperia ion, kutudan çıktığı haliyle akıcı bir deneyim yaratmıyor. Şüphesiz ki burada Sony’nin optimize edilmemiş widget’ları zan altında, çünkü 1GB RAM’lı ve 1,5 GHz çift çekirdekli işlemcisiyle Xperia ion teknik donanım açısından son derece kuvvetli. Yoksa menüde bile animasyonları seken bir telefonun, en zorlayıcı oyunları bile açtığında akışkan hale gelmesi nasıl açıklanabilir? Jelly Bean yerine Ice Cream Sandwich olması muhakkak etkili, ama yine de göreceğimiz üzere Sony’nin bazı diğer gözardı ettiği şeyler parmakları kendisine çeviriyor.</p>
<p>Xperia arayüzünün bir artısı da, telefonla birlikte gelen ve zaten az sayıda olan promosyon yazılımların çoğu sorunsuzca kaldırılabilmesi. Bu da 16GB’lık belleği son damlasına kadar kullanmanız için kapı açıyor ve telefona biraz nefes aldırıyor. Benim sayfalar arasında akıcı hareket edemediğimi görünce ilk yaptığım şey bütün widget’ları ve canlı duvar kağıdını kapatmak oldu. Bunu Sony’nin eklediği silebildiğim bütün uygulamalar izledi. Bunun sonucunda menüler bir nebze daha akışkanlık kazandı.</p>
<p>Yine de anlaşılamayan noktalarda büyük yavaşlamalar mevcut. Mesela yazı girilecek bir kutuya basılmasıyla klavyenin ekrana çıkması arasında bir saniyeye yakın bir gecikme yaşanıyor. Mesajlar ekranına girerken çoğu zaman beş saniyelik bir gecikme yaşıyorum (gerçi bunda binlerce irtibat girdim olması rol oynayabilir, ama telefon ekranına girerken bile bu kadar gecikme yaşamayışımı nasıl açıklarız o zaman?). Hatırlarsanız fotoğraf çekmede de yavaşlık vardı. Bunların hepsi yazılımsal optimizasyon sorununa işaret ediyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-47631" title="Sony Xperia ion" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0141-590x342.png" alt="" width="590" height="342" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0141-590x342.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0141-300x174.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0141.png 620w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Xperia ion’un açık ara en büyük sorunu, ekranın altında bulunan dokunmatik 4 tuş. Bu tuşlar telefonun temel kullanımı için olmazsa olmaz nitelikte ve buna rağmen son derece tutarsızca çalışıyorlar. Yukarıdaki resimde görüldüğü üzere, bunlar soldan sağa sırayla bir uygulamanın özelliklerini atamanızı sağlayan “seçenekler” tuşu, uygulamalardan çıkmanızı ve masaüstüne dönmenizi sağlayan “ana ekran” tuşu, telefon içerisinde navigasyonunuz sırasında geri gitmenizi sağlayan “geri” tuşu ve aramalar için “ara” tuşu.</p>
<p>Bu tuşlar olmadan menüleri gezemez, son derece önemli ayarları yapamaz, uygulamalardan çıkamazsınız. Ve bu tuşlar düzgün çalışmıyor! Her şeyden önce, arkadan aydınlatılmamış ikonları gece görmek mümkün değil. Yeni versiyonlarında ikonların altına eklenmiş yanan beyaz çizgiler de pek yardımcı olmuyor, çünkü insan asla nereye basacağını bilemiyor. Siz bir telefonu eline aldığınızda, bir ikon basılması gereken bir tuşu simgeliyorsa, ne yaparsınız? Ben ikona basarım. Xperia ion’da ikona bastığınızda bir şey olmuyor. İkonun altında yanan ışığa mı basarsınız? O zaman da bir şey olmuyor. Eski telefon günlerini yad edip, ekranda ikonların denk geldiği bölgeye mi basarsınız? Tabii ki o zaman da bir şey olmuyor. Şöyle ki, aşağı yukarı ikonların biraz üstüne, ikonlarla ekran arasında bir yere basmalısınız. Ve de basmalısınız! Dokunursanız çoğu zaman algılamayacaktır. Bu da görselliği tek olan bir yüzeyin işleyişinde ciddi farklılık gösteren yaklaşımlar gerektirerek, hissel bütünlüğü beceriksizce paramparça ediyor. Düğme gibi çalışacaksa, keşke düğme yapsaydın Sony.</p>
<h2>Farklılık Noktası: SmartTags</h2>
<p>Sony’nin Xperia’ya özel ve yakın alan iletişimi (NFC) ile çalışan akıllı fişleri, gelecek vadeden bir teknoloji. Henüz telefonun içinden profil kısayolları ile yapamayacağınız hiçbir şey yaptırmıyor, ama hayatınıza pratiklik kazandırabilir.</p>
<p>Dörtlü kutularda satılan bu fişleri, ev, ofis, araba, yatak odası gibi kilit noktalara yerleştiriyorsunuz. Sonra SmartTags’i telefonunuza tanıtıp, nerede olduklarına uygun profiller hazırlıyorsunuz. Yatma vakti mi geldi? Xperia ion’u başucunuzdaki fişe dokundurun, otomatik olarak önceden belirlediğiniz gibi parlaklık düşsün, bütün iletişim kapansın, alarm çalışsın. Siz de güzel bir uyku çekin. Salona mı geçtiniz? Wi-fi açılsın, parlaklı artsın. Arabaya mı bindiniz? Dokundurun, bluetooth açılsın, navigasyon uygulaması çalışsın.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-47635" title="Sony Xperia ion" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image015-590x418.png" alt="" width="590" height="418" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image015-590x418.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image015-300x212.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image015-85x60.png 85w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image015.png 620w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Bunun ileride yapabileceği şeyleri hayal etmek zor değil. Bir mekana girerken Xperia’nızı kapıya dokundurun, check-in etsin. Kasaya dokundurun, ödeme yapsın. “Internet of things” dünyasına girdikçe, bu tür çözümler konusunda erkenden Ar-Ge yapanlar kazanacaktır. Şimdilik, güzel bir trük.</p>
<h2>Sonuç</h2>
<p>Sony Xperia ion şık ve tasarımıyla öne çıkan bir telefon. Test ederken, stilinden haz etmeyen kişilerden bile “uzaktan gördüğüm anda Sony olduğunu anladım” yorumu aldım. Bu da Sony’nin tasarımda kendine has ve başarılı bulduğum bir çizgi tutturduğunun en büyük kanıtı. Ben keyifle taşıdım.</p>
<p>Ekran boyu benim için ideal. Bir kere bu boy telefon kullandıktan sonra iPhone 4’üme döndüğümde zorlandım. Parlaklığı daha yüksek tutmak ve güzel ekranın keyfini daha çok çıkarmak isterdim, ama Xperia ion’un pil ömrü buna izin vermiyor. Diğer akıllı telefonlar gibi, her gün şarj etmeye hazır olun; hatta korkarım gün uzayacaksa arada da şarj edebilirseniz pişman olmazsınız.</p>
<p>Bu ebatlara sahip, tasarıma bu kadar önem veren bir telefonun kamerasının “ben buradayım” diyebilmesi gerekirdi. Sony bunu yapacak altyapıya sahip. Belirttiğim üzere, başarılı fotoğraf çekince gerçekten düzgün, ama başarılı çekmeyi çok zorlaştırıyor.</p>
<p>Xperia ion’un, kamera dahil, herhangi bir donanımsal eksiği olduğunu sanmıyorum (navigasyon tuşları dışında). Sony ürün gamını kısıp kullanıcı hissine yoğunlaşsa, fotoğraflar da güzelleşir, telefon da daha hızlı cevap verir, menüler de akar. Dev firma yeniden yapılanma sürecini henüz tamamlamadığı için bu konuda fazla eleştirmek yersiz.</p>
<p>Ama bahanesi ne olursa olsun, öndeki navigasyon tuşlarının altyapısını kim hazırladıysa, dünyalar güzeli Xperia ion’a tuşları basmayan taklit dokunmatik telefon hissi vermiş. Aciliyetle düzeltilmesi gereken bir sorun bu.</p>
<p>Mesela ABD’de iki yıllık kontratla $99’a satışa çıkarak fiyat avantajı sunan Xperia ion, bu rekabetçi tutumunu Türkiye’de sergilemiyor. Ben fiyatını yüksek buldum. Yine de etrafta çok görmeye alışmadığımız, şık, profesyonel tasarımlı bir telefon için ödemeyi bekleyeceğiniz bedelin çok üstünde değil.</p>
<p>sosyalmedya.co okuyucuları arasında Xperia ion kullanıcısı var mı? Sizin fikirleriniz neler? Yorumlarınızı bekliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/xperia-ion-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">47619</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Masaüstünüze Uzaktan Bağlanmak İçin 5 Mobil Uygulama</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/masaustune-uzaktan-baglanmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Okan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Oct 2012 13:24:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Android]]></category>
		<category><![CDATA[Galeri]]></category>
		<category><![CDATA[iPad]]></category>
		<category><![CDATA[iPhone]]></category>
		<category><![CDATA[Uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[iOs]]></category>
		<category><![CDATA[Mac OS X]]></category>
		<category><![CDATA[Masaüstüne Ulaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[Masaüstüne Uzaktan Bağlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[Ücretsiz Program]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=47465</guid>

					<description><![CDATA[Bilgisayarınıza uzaktan ulaşmak mümkün. Windows’un da, Mac OS’in de bu derde deva bedava yazılımları mevcut. Ama bu çözümler genelde karmaşık IP ayarları, bağlantı yönlendirmeleri ve en önemlisi, başka bir masaüstü bilgisayar istiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hepimiz girişimciyiz. Çeşitli girişimlerimiz arasında paramparça olmuş haldeyiz. <a href="https://sosyalmedya.co/bulut-depolama-servisleri/">Galerisini yaptığımız bütün o birbirinden güzel bulut depolama servisleri</a>ne rağmen, dosyalar o bilgisayarda veya bu sabit diskte unutulabiliyor. Bazen unutulan tek bir dosyaya ulaşılmadan, bütün işler durabiliyor.</p>
<p>Hepimiz mobiliz. Cebimizde birer bilgisayar taşımanın rahatlığıyla püfür püfür geziniyoruz. Hafifiz. Bırakın evdeki masaüstünü, işe dizüstü götürmek bile ağır geliyor. Ama bazı şeyler sadece ultra light tabletlerde değil, gerçek işletim sistemlerinde yapılabiliyor. O sisteme ulaşamayıp işi tablette yapmaya çalıştıkça, 30 saniyelik bir iş sinirli dakikalara, hatta saatlere uzuyor. Manda kasa çocukluk bilgisayarınızı mumla aramaya başlıyorsunuz. Bir ulaşabilseniz&#8230;</p>
<p>Bilgisayarınıza uzaktan ulaşmak mümkün. <a href="http://windows.microsoft.com/en-US/windows7/products/features/remote-desktop-connection">Windows</a>’un da, <a href="http://www.apple.com/remotedesktop/">Mac OS</a>’in de bu derde deva bedava yazılımları mevcut. Ama bu çözümler genelde karmaşık IP ayarları, bağlantı yönlendirmeleri ve en önemlisi, başka bir masaüstü bilgisayar istiyor. Bu mobil dünya için iyi bir çözüm değil.</p>
<p>O fotoğraf elzem mi? Açın web sitesini, bağlansın bilgisayarınıza, istediğiniz dosyayı kopyalayın. Evde neler döndüğüne göz atmak mı istiyorsunuz? Android tabletinizi çıkartın, açık bıraktığınız laptopa bağlanın, kamerasını açın ve odanıza bakın. En sevdiğiniz oyun piyasaya çıktı ve hazır işteyken evde indirilmesini mi istiyorsunuz? Bağlanın iPhone’la desktop bilgisayarınıza, girin Steam’e, oyunu indirmeye başlayın. İşte canınız mı sıkıldı? Yüklediğiniz programdan eve bağlanın, mikrofon programını açın ve bütün salonu inletecek şekilde bağırın.</p>
<p>İnternete bağlı ve açık (ya da kapalı ve wake-on-LAN’a ayarlı) bir bilgisayarınız oldukça, artık o bilgisayarı cebinizde taşımanın rahatlığını hissedebilirsiniz. <strong>İşte size en kullanışlı 5 mobil uzaktan masaüstü uygulaması.</strong></p>
<p><strong>1- <a href="https://secure.logmein.com/" target="_blank">LogMeIn</a></strong></p>
<p>LogMeIn, bedava uzaktan masaüstüne bağlanma özelliğinin ötesinde, paralı üyelere buluta yedekleme, aynı ağ üzerinde bulunmayan bilgisayarlar arasında ağ oluşturma, uzaktan destek verme gibi özellikler sunuyor. Windows ve Mac’inize, Windows, Mac OS, iOS ve tarayıcı uygulamaları mevcut. Android’de ise şimdilik sadece tarayıcı içinden bedava kullanılabiliyor, yoksa eski, sorunlu ve pahalı bir uygulamaya ulaşmak mümkün.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-47466" title="LogMeIn" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0011.jpg" alt="" width="604" height="629" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0011.jpg 604w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0011-288x300.jpg 288w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0011-590x614.jpg 590w" sizes="(max-width: 604px) 100vw, 604px" /></p>
<p><strong>2- <a href="http://www.splashtop.com/home" target="_blank">Splashtop</a></strong></p>
<p>Mobil uygulamalarına bir fast food parası harcamaya çekinmeyenler için çok pratik bir çözüm. Birçok ödülü bulunan uygulama pratikliği ve kullanım kolaylığıyla öne çıkıyor. Windows, Mac OS, Android ve iOS için uygulamaları var. Maalesef mobil uygulamalar şu an sadece tabletler için, ama telefon versiyonları yoldaymış. Masaüstü oyunlarını tabletlerinde oynamak isteyenlere özel uygulamaları da olan Splashtop, bulutun geleceği adına heyecan verici.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-47467" title="Splashtop" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0021.jpg" alt="" width="480" height="360" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0021.jpg 480w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0021-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></p>
<p><strong>3- <a href="http://www.neorouter.com/" target="_blank">NeoRouter</a></strong></p>
<p>VPN ve uzaktan erişim hizmetlerini bir arada veren NeoRouter, rakiplerinden farklı uyumluluk yelpazesi öne çıkıyor. Ayarları elle yapıldığı için daha usta kullanıcılara hitap ediyor. Linux, Windows, Mac OS ve Android üzerinden çalışan uygulamanın, en büyük eksiği iOS. Deneme sürecinden sonra ayda $15 gözden çıkarılmalı.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-47468" title="NeoRouter" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0031.jpg" alt="" width="605" height="408" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0031.jpg 605w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0031-300x202.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image0031-590x397.jpg 590w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></p>
<p><strong>4- <a href="http://www.islonline.com/" target="_blank">ISL Online</a></strong></p>
<p>ISL Online, kendinizin olmayan bilgisayarlara bağlanmak için en pratik çözümlerden biri. Yabancılar için bile çok kolay bir davet sistemi olan uygulama, ayrıca uzaktan yazdırma, seans kaydı, senkronizasyon gibi birçok ekstra özellik ile karşımıza çıkıyor. Masaüstünüze Windows, Mac OS, Linux, Android, iOS ve bütün tarayıcılar üzerinden ulaşmanın kolaylığının karşısındaki tek engel, tuzlu bir fiyat etiketi; ama sadece acil durumlarda kullanmak isteyenlere dakikası €0.19’luk bir ödeme sistemi de mevcut.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-47469" title="ISL Online" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image004.jpg" alt="" width="605" height="580" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image004.jpg 605w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image004-300x287.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image004-590x565.jpg 590w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></p>
<p><strong>5- <a href="http://www.teamviewer.com/tr/index.aspx" target="_blank">TeamViewer</a></strong></p>
<p>Hem mobil olsun, hem bedava olsun diyenler için harika çözüm. iPhone’nunuzdan Battlefield oynatmıyor olabilir, detaylı raporlar sunmayabilir, uzaktan güncelleme yüklemeyebilir, yedekleme veya senktronizasyonu olmayabilir. Ama masaüstünüze Windows, Mac OS, Android, iOS’ten, büyük bir rahatlıkla ulaşmanızı sağlıyor. Bireysel kullanıcılara ücretsiz, şirketlere sunduğu seçenek ise rakiplerinden farklı olarak üyelik değil, tek seferlik, pahalıca bir alım.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-47470" title="TeamViewer" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image005.jpg" alt="" width="605" height="328" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image005.jpg 605w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image005-300x162.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/image005-590x319.jpg 590w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">47465</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Windows 8&#8217;den Beklentiler Düşük</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/windows-8den-beklentiler-dusuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Okan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Oct 2012 06:22:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[Beklenti]]></category>
		<category><![CDATA[Beklentiler]]></category>
		<category><![CDATA[Rapor]]></category>
		<category><![CDATA[Windows 8]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=47365</guid>

					<description><![CDATA[Topeka Capital analisti Brian White Asya gezisine çıktı ve bilgisayar tedarik kaynaklarından edindiği izlenimleri raporlamaya başladı. White, 3 ay önceki raporundaki sonuçların aynısını tekrarladı: Windows 8 beklentileri düşük. White’ın...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Topeka Capital analisti Brian White Asya gezisine çıktı ve bilgisayar tedarik kaynaklarından edindiği izlenimleri raporlamaya başladı. White, <a href="http://www.businessinsider.com/brian-white-on-windows-8-2012-6">3 ay önceki raporundaki sonuçların</a> aynısını tekrarladı: <a href="http://www.businessinsider.com/microsoft-windows-8-sales-expectations-low-says-topeka-2012-10#comment-507c145c6bb3f77260000008">Windows 8 beklentileri düşük</a>.</p>
<p><a href="http://blogs.barrons.com/techtraderdaily/2012/10/05/pcs-lower-enthusiasm-for-win8-says-topeka-ipad-mini-on-track/">White’ın konuştuğu tedarikçilere göre</a>, Kasım ve Aralık aylarında satış yüzdelerinde 2011 3. çeyreğine göre yüksek tek haneli artışlar beklense ve bu genel piyasanın üzerinde olsa da, Windows 8 PC piyasasını canlandıramayacak. Hatta bir tedarikçi, Windows 8’in kendini bulmasının en az bir sene almasını bekliyor. Intel’in ultrabook kategorisinin standartlarını çok yüksek tutmasından dolayı bir türlü düşmeyen fiyatlar da, bu yeni dizüstü modelinin yaygın kullanıma geçmesini engelliyor ve tedarikçileri korkutuyor.</p>
<p>Öte yandan, White Apple düşkünlüğüyle tanınıyor. Hatta Haziran başında çıktığı bir başka Asya seyahatinde Apple’ı Facebook’a güvenmemesi konusunda uyarmış, Zuckerberg’in Apple’a Facebook telefonuyla büyük kazık atacağını söylemişti. White, bu sefer de tabletler konusunda çok heyecanlı. Henüz piyasaya çıkmamış iPad Mini’nin estetiğinin iPad’den bile güzel olduğunu ve herkesin çok heyecanlı olduğunu söylüyor; o kadar ki, Apple’ın iPhone 5’teki gibi talebi karşılayamayacağı öngörülüyor. Varolan bir tabletin bir boy ufağı sizi ne kadar heyecanlandırıyor bilemem, ama bence iPad kadar estetik görünen yepyeni bir tableti beklemek beni gerçekten heyecanlandırıyor: <a href="http://www.microsoft.com/surface/en/us/default.aspx">Microsoft Surface</a>.</p>
<p>Ultrabook’ların, Microsoft Surface’ın, Windows Phone’un ve dünyada üretilen neredeyse bütün dizüstü bilgisayarların ise tek bir ortak noktası var: Windows 8. Windows 3.1’den Windows 95’e geçişten beri işletim sistemleri tarihinin en büyük sıçraması, aynı zamanda Microsoft tarihinin <a href="http://www.microsoftstore.com/store/msstore/html/pbpage.Windows_8_Pro">en ucuz işletim sistemi olacak</a> Windows 8. Bütün mobil ve masaüstü cihazlarda aynı şekilde çalışan ilk işletim sistemi olacak. Masaüstünde doğup dokunmatiğe geçen ilk işletim sistemi olacak. Teknolojinin içinde olduğunu söyleyen biri bunlara nasıl heyecanlanmaz?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">47365</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yankı Odası Etkisi ve Ölçümlenemeyen İnternet</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/olculemeyen-internet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Okan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2012 14:48:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Dark Social]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlık Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Trafik]]></category>
		<category><![CDATA[Yankı Odası Etkisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=47325</guid>

					<description><![CDATA[Teknoloji uzmanları, yankı odası etkisine hiç yabancı değildir. Yankı odası etkisi şöyle özetlenebilir: Kapalı grupların sadece kendi aralarında konuştuklarını genel norm sanarak daha fazla konuşması, konuşulduğunu duydukça kendi dediklerine...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teknoloji uzmanları, yankı odası etkisine hiç yabancı değildir. Yankı odası etkisi şöyle özetlenebilir: Kapalı grupların sadece kendi aralarında konuştuklarını genel norm sanarak daha fazla konuşması, konuşulduğunu duydukça kendi dediklerine daha da güvenmesi ve daha çok konuşması, konuşmanın daha çok konuşma yaratması ve sadece konuşmalardan oluşan, gerçekten uzak bir portrenin gerçek sanılması.</p>
<p>Niş piyasaların yankı odasından kaçışı yoktur. Ama bu durum niş piyasalara veya ufak, kapalı kurumlara özel değildir. Kitle iletişim araçları hep bir ağızdan ortak bir mesajı bağırmaya başladığında, bir anda bir toplumun, hatta bütün dünyanın gündemi değişir. Hedefi bütün dünyayı bağlamak olan sosyal medyanın, yankı odası etkisini bir anda globalleştirdiği savunulabilir.</p>
<p>Ama ona gelmeden önce, sosyal medya hakkında kendimizi bir yankı odasına kıstırdığımız gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. İsteyen istediği senaryoyu yazabilir, hatta <a href="https://sosyalmedya.co/facebook-david-ebersman/">Facebook’un halka aşırı değerli arzı hesaplı bir hareket</a> bile olabilir, ama onca yatırımcının o fiyattan o hisseyi satın alması yine ancak yankı odasıyla açıklanabilir. Herkesin Facebook konuştuğu bir dünyada, Facebook’a yatırım yapmamak için nasıl bir sebep olabilir? Siz de yatırım yapmayı düşünmediniz mi?</p>
<p>Sürekli Facebook’un konuşulduğu bir dünyada—hadi bir de Twitter’ı ekleyelim—bu ağlarda yer almayan marka hayal etmek mümkün mü? Sosyal ağlara düşmeyen bir haberin, bilinmesi mümkün mü? sosyalmedya.co gibi bir haber sitesine gelen trafiğin yüzde kaçı sosyal ağlardan geliyor olabilir?</p>
<p><a href="http://www.theatlantic.com/technology/archive/2012/10/dark-social-we-have-the-whole-history-of-the-web-wrong/263523/"><em>The Atlantic</em> yazarı Alexis Madrigal</a>, sosyal internetin, internetin ne kadarını oluşturduğunu merak edince, kendini buna benzer soruları sorarken buldu. Madrigal’i harekete geçiren yaygın söylem, internetin sayfadan sayfaya gidilen bir yerden, herkesin birbirine bağlı olduğu sosyal bir ağa geçişinin 2000’lerin ortasında olduğu mitiydi. Fakat, her o doksanlarda bilgisayar kullananın hatırlayacağı gibi, internet gazete gibi teker teker sayfaları çevirerek okuduğumuz bir yer değildi. www’dan önce BBS’lerimiz vardı. Sohbet programları, mIRC, ICQ, MSN, vs hayatımızdan hiç eksik olmadı. Forumlar, takıntılı bir şekilde konuları takip ettiğimiz tartışma maceralarıydı. Giderek gelen kutusunda daha az, sosyal ağlarda daha çok gördüğümüz spam postalar, onlarca, hatta bazı kurumların iç yazışmalarında yüzlerce kişiye saçma sapan şehir efsanelerinden bebek fotolarına birçok internet çöpünü yayıyordu.</p>
<p>Madrigal, bunu farkettikten sonra, <em>The Atlantic</em> haber trafik ölçümlemelerini yapan Chartbeat’e başvurmuş. Çıkan sonuç ise çok vurucu! Alexis’in Dark Social adını verdiği nereden geldiği belli olmayan kişiler, aşağıdaki pastada görülebileceği üzere sosyal ağlardan gelen linklerden çok ama çok daha fazla. Hatta, Chartbeat’in söylediği kadarıyla, magazin değeri <em>The Atlantic</em> kadar yüksek olmayan siteler de göz önüne alınınca, <strong>beklenen karanlık trafik, toplam sosyal trafiğin neredeyse %70’ini oluşturuyormuş</strong>!</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-47328" title="İnternet Kullanımı" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/untitled-590x274.png" alt="" width="590" height="274" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/untitled-590x274.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/untitled-300x139.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/untitled.png 766w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Site yönetenlerin bileceği üzere, nereden geldiği belli olmayan trafik yeni bir şey değil. Aksi yönde önlem almamış (mesela Facebook almış) bir mobil uygulamanın içinden mi trafik oluştu? Kaynağı takip edilemez. Bir arkadaşınıza bir sohbet uygulamasından mesajla link mi yolladınız? Kaynağı takip edilemez. Bazı güvenlikli bağlantılar, tarayıcı eklentileri veya VPN çözümleri de sevkleri gizleyebilir (ama <a href="https://sosyalmedya.co/twitter-always-https/">giderek artan https protokolü</a>, <a href="https://sosyalmedya.co/google-guvenlik/">başka verileri gizlese de</a> sevki gizlemez).</p>
<p>Chartbeat’in verilerine göre mobil cihazlardan gelen internet trafiği yaklaşık %4 ise, biz de çok cömert bir şekilde internet anonimitesine aşırı değer veren gizli sörfçülerin oranına %1 dersek, <em>The Atlantic</em>’in <strong>sosyal trafiğinin neredeyse %50’si, hala sosyal ağlar dışındaki bağlantılardan geliyor</strong>.</p>
<p>Kısacası, ortaya çıktıktan 8 yıl sonra, her eve girmesine ve her gün saatlerimizi çalmasına rağmen, Facebook sosyal trafiğimizin ancak beşte birini oluşturuyor. Bütün sosyal ağlar, sosyal trafiğimizin yarısını bile oluşturamıyor. <strong>İnternet bunca yıldan sonra hala, büyük oranda, bireylerin ağı.</strong></p>
<p>Çok güzel, ama bu ne anlama geliyor?</p>
<p>1-      Sosyal ağlarda ne kadar çırpınırsan çırpın, içeriğin düzgün değilse alıp alabileceğin trafik üç aşağı beş yukarı bellidir.</p>
<p>2-      İnternet ölçümlerini kendinize katı bir kılavuz bellediyseniz, ipleri biraz gevşetmenin zamanı olabilir. Ölçümler konuşur, ama her zaman net bir şey söylemez.</p>
<p>3-      Sosyal ağların en büyük esprisi getirdiği trafik değil, trafiğin son derece ölçülebilir, hedeflenebilir ve arşivlenebilir olmasıdır.</p>
<p>Sosyal medya spam’cilerine duyurulur: İçeriği duyurmaya harcanan zamanın bir kısmı içeriği iyileştirmeye giderse, trafiğiniz daha çok artabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">47325</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Foursquare’ın Gözü &#8216;Check-In&#8217;lerde Değil</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/dennis-crowley-roportaj/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/dennis-crowley-roportaj/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Okan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Oct 2012 11:15:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Foursquare]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[Dennis Crowley]]></category>
		<category><![CDATA[Dodgeball]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Konferans]]></category>
		<category><![CDATA[Microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=47065</guid>

					<description><![CDATA[Foursquare CEO’su Dennis Crowley, girişim takip portalı PandoDaily’nin etkinlik serisi PandoMonthly’ye konuştu ve yeni yatırımcılara birçok tavsiye verdi. TechCrunch’ın Disrupt konferansında tamamen Foursquare dışında konulardan...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Foursquare CEO’su Dennis Crowley, girişim takip portalı <a href="http://pandodaily.com/2012/10/11/how-foursquare-plans-to-monetize-no-dumb-banners-all-specific-targeting/">PandoDaily</a>’nin etkinlik serisi <a href="http://pandodaily.com/2012/10/04/tickets-for-october-11-nyc-pandomonthly-with-dennis-crowley-on-sale-now/">PandoMonthly’ye konuştu</a> ve yeni yatırımcılara birçok tavsiye verdi. TechCrunch’ın Disrupt konferansında tamamen <a href="http://techcrunch.com/2011/05/23/dennis-crowleys-mom-actually-bought-him-that-gap-ad-outfit/">Foursquare dışında konulardan bahseden</a> Crowley’nin, bu sefer platformu hakkında söyleyecekleri vardı.</p>
<p>Crowley, 2000 yılında NYU’daki öğrencilik günlerinde, arkadaşı Alex Rainert ile kurduğu ve 2005 yılında Google’a sattığı lokasyon bazlı hizmet <a href="http://pandodaily.com/2012/10/11/foursquares-dennis-crowley-google-acquisition-of-dodgeball-a-failure/">Dodgeball’u anlattı</a>. Hikayesinde acemilerin kulağına küpe olacak birçok ipucu vardı. NY’lu geliştiriciye göre, <strong>Google’ın Dodgeball’u satın alırken amacı dolaylı olarak ekibi almaktı, ama kendisi uzun süre boyunca Google’a bir ürün sattığını düşünmüştü</strong>. Okulda en ucuz pizza için bile para biriktirirken, bir anda Google’ın ihtişamına kapılıp çok yıl kaybettiklerini söyleyen Crowley, toy oldukları için sistemi nasıl manipüle etmeleri gerektiklerini bilmediklerini itiraf etti. Crowley, genç yaşta Google’a ürün satmasına rağmen bunu <strong>başarısız bir süreç </strong>olarak gördüğünü, hatta <strong>San Francisco’ya uçtuklarında ne yapacaklarını, kiminle buluşacaklarını, kime rapor vereceklerini dahi bilemediklerini </strong>belirtti. Dört yılın sonunda, Google Dodgeball’u kapatınca olan biteni kavrayıp <strong>tekrar kendi lokasyon bazlı girişimini başlatan</strong> Crowley, yıllar sonra Google CEO’su Larry Page ile bir konferansta yaraları sardıklarını ve bugün Google’ı ve o süreci çok daha iyi anladığını belirtti.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-47066" title="Dennis Crowley" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/Dennis-Crowley.jpg" alt="" width="300" height="213" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/Dennis-Crowley.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/10/Dennis-Crowley-85x60.jpg 85w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Foursquare’ın satılma olasılığı üzerine konuşan Crowley, bir noktada düşündüklerini, ama böyle bir planları olmadığını söyledi. Bilindiği üzere, Foursquare alımı için <a href="http://techcrunch.com/2010/04/22/facebook-and-microsoft-check-in-with-foursquare-will-crowley-sell/">Microsoft, Facebook</a>, <a href="http://techcrunch.com/2010/04/18/dont-sell-out-foursquare-not-now-not-to-yahoo/">Yahoo</a>, <a href="http://mashable.com/2011/05/23/groupon-foursquare/">Groupon</a>, hatta Apple söylentileri çıkmış, neredeyse her şirketin ihtiyaç duyduğu lokal desteği sağlayacak ideal markanın Foursquare olduğu söylenmişti. Foursquare’ın iç gelişimi, bu ihtiyaca kendiliğinden cevap verdi ve platform evrimleşerek, bir <strong>check-in uygulamasından, insanların yaşadıkları şehri keşfetmek için kullandığı bir şehir gezgini platformuna dönüştü</strong>. Crowley, bir noktada kullanıcıların neredeyse hiç check-in yapmayıp sadece diğer kullanıcıların deneyimlerinden çıkarımlar yaptıklarını, hatta check-in’lerin azalmasından dolayı <a href="http://techcrunch.com/2012/10/11/dennis-crowley-foursquare-considered-selling-is-the-best-local-search-tool-in-the-planet/"><strong>uygulamanın bozuk olduğundan şüphelendiklerini</strong></a> anlattı. Bu değişime başarılı cevap verdiklerini anlatan CEO, adaptasyon sürecinin Foursquare’ın para yapma modelini neredeyse kendiliğinden oluşturttuğunu söyledi.</p>
<p>Şu an <a href="http://pandodaily.com/2012/10/11/how-foursquare-plans-to-monetize-no-dumb-banners-all-specific-targeting/">Foursquare’ın para kazanma modeli</a>nin tamamı <strong>hedeflemeyle belirlenen müşterilere belirli indirimleri sunmak</strong> üzerinden ilerliyor ve şirket başarılı bir şekilde para kazanıyor. <strong>Üye başına gelirin Facebook’la Twitter arasında</strong> bir noktada olduğunu söyleyen CEO, Best Buy ve Old Navy gibi 25 tane büyük paralı müşterisiyle birlikte ellerindeki araçları nasıl daha iyi kullanacaklarını keşfettiklerini belirtti.</p>
<p>Crowley, Foursquare’ın temel amacının milyarlarca üyeye sahip olmak değil değil, aktif yerel topluluklara erişmek olduğunu söyledi. CEO’ya göre, <a href="http://pandodaily.com/2012/10/11/dennis-crowleys-favorite-thing-about-nyc-tech-the-muggles-are-here/">New York her kesime ulaşmak için harika bir yer</a>. Silikon Vadisi’nde neredeyse herkesin teknoloji sektöründe çalıştığı için, orada üretilip test edilen ürünlerin sağlıklı bir demografiğe ulaşmakta zorlandığını söyleyen Crowley, <strong>geliştiricilere ürünlerini mutlaka teknolojiden uzak “Muggle cemaati” üzerinde test etmelerini</strong> salık verdi.</p>
<p>Foursquare’ın gelecekteki planları arasında <strong>kredi kartlarından kullanıcıları takip etmek</strong> ve şehirde var oluş düzenlerini kavrayıp, başarılı tavsiyelerde bulunmak var. <strong>En büyük rakiplerinin Yelp</strong> olduğunu söyleyen CEO,  şu an <strong>dünyadaki en iyi yerel arama aracı</strong> olduklarını da sözlerine ekleyerek Apple’a göz kırptı.</p>
<div style="background-color: #ffffff; width: 48px; height: 48px; position: fixed; z-index: 2147483647; top: 67px; left: 909px;"><input style="top: 0px; left: 0px; width: 32px; height: 16px; display: block; position: absolute; border: 1px solid gray; font: 10px verdana,sans-serif; padding: 0px; margin: 0px;" type="text" /><input style="width: 16px; height: 16px; position: absolute; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px none; top: 0px; left: 32px;" title="Twitter" type="image" src="data:image/png;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAAABAAAAAQCAYAAAAf8/9hAAACHElEQVQ4jdWRQWjTUBjHe9ux16HrkjykjnnxpodCTwMRD4IUPVZBBEE8CUOKofYy6NZaXdeUOUXnbNfVrk4txsmytbZr02orsx0aF6azWGN9w42RNmn5PMjGYtSLJ//wTu/7/77f4xkM/00m0mU7ncg66cdZp+6yUlknMMbGP5UvhrjbXY770EtHNp+8eefQDaSWPxzbc+kmnB5jYxPpsv3XzSZXDEjPHJCeOTBdfQCR5TWrBiDLMpESv9zpdc1sddGT0NN/D9OJn6qHvfEqeW0eEMMDFcgBMTgLZ8bnWZ3FCsaWfX5OJn0LQLhZMDmj0DfMFgk3C1QgByhYABQsAOXPwIGhma2IsGbV2GKMjaVq3WceTcoowAN5PQmklwNqOAOIye8AEMMD6eXA5IxC+NnbKxqLrxsb5rPxV+X9Y2kZMXlADK8tBwuAmDxY7r7EtsmsODhbDGoAgiB01Gq1k6eipRXE8Nri9hMCOQgvfQopimJXVdVqcEwlPZXKOrEbFOTfh6iRrB7A5MFyK4UVRTm4M1xcrZ8/5Jpa7fPEiidGHnF7L49D90ACKH9GBzCPJuWlj9/cGm1JkjoxbvZfeFhY7B5IADH0HKgbLwAFeM3mo+HXn0vV7z5Jkjp1XygIQker1Tou1jd97rS4YJsuibZ4WbRNl0SaExefClK43W6f+215dzDGRlVVrYqi2LdPo9E40mw2e/5a/Jf8AHxScP/xDeBlAAAAAElFTkSuQmCC" alt="Merriam-Webster" /><input style="width: 16px; height: 16px; position: absolute; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px none; top: 16px; left: 0px;" title="Google (SSL)" type="image" src="data:image/png;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAAABAAAAAQCAYAAAAf8/9hAAABXElEQVQ4jaXTy0sCQRwH8P2/PCwsYeih6FL0J9RB6BR1VKfsIJGIHYJeBGUdiiwotQIvCT0M7AVBZPk4ZNuD2V1nZ2e/3bTYPax1mMPM/H6f32+YGUkmakCO0rpCKLoZcpTWZaIGpL8k/0Qkt42eKYpkliGVY7iqWBA2sH1mYnzdcMS6Aumiifk8a2M3VYGTW+7ahSvwpdsgO632fCbTQovDO/Ch2chcdiqOrRl4ehXegbkDBsaBiQ0D/XENuxcco0u6d0AhFCOLOhKHDDbw6zieAYVQ+KcpPnUb5WcLA7Oad2AybWCzaCKVZ1guMKjUxsubwGDCiTiAhWOG80cLvbHO2lBCQ6UpsFdyXqUDqKkCqRxzBCazDNmyB6Bwz1FpCgwnO+36YxSnDxZCqx5eYl9cw1bRROPdxl1N4OiaY7/EEVpxJiuE4n+fKUwbki+iBuUwbXQNRGnVF1GD320U30batHXmAAAAAElFTkSuQmCC" alt="Google (SSL)" /><input style="width: 16px; height: 16px; position: absolute; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px none; top: 16px; left: 16px;" title="Wikipedia (SSL)" type="image" src="data:image/png;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAAABAAAAAQCAYAAAAf8/9hAAABS0lEQVQ4jcWTwY3EIAxFR6EH0gGUkGkglEBKcBFwDCWEFkIH5B5NDe6AFBGN/h5GQZPdaLXSrrQHDljW8/e3fRONwG/e7f8BpjdIc0JeMkxvIBoBO1jkJSOMAVppiEYgjAFpTtBKQyuNOEWkOb0UOO/AzBUgGoG8ZDAztNKQrYTzDkQE0QjIViJOEUT0AmilUbaCOEXIVkI0AkSEshXYwaK7d4hTrPADcPIgzQllK+juHQ7oocJ5BzvYCjC9qf/be7BsBc67mkhE2J870pxO1Z13td3TFPKSkZdcjdNKY32syEuuOVpphDFcj9F5h/25V3kH4N1gIqpmXu4BMyPNCbKVsINFnCLWx1pNc95Voy8BzjusjxVhDLCDrZKZGUR08ugSYAcLZgYz11ZMb2rsmNK3q/zZTNEIxCmCmX92C6Y3XypppU+b+mfH9AFjFZ8+5PAKpAAAAABJRU5ErkJggg==" alt="Wikipedia (SSL)" /><input style="width: 16px; height: 16px; position: absolute; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px none; top: 16px; left: 32px;" title="Tureng" type="image" src="http://tureng.com/favicon.ico" alt="Tureng" /><input style="width: 16px; height: 16px; position: absolute; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px none; top: 32px; left: 0px;" title="Merriam-Webster" type="image" src="data:image/png;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAAABAAAAAQCAYAAAAf8/9hAAAAbklEQVQ4ja1TQQ7AIAjr/z/Vp+GJBQwVNkfCQWNbKAiIMMBiqncSSDLliMiBKpxIK09jJ+mUW5KoPiZyAge74STTAPZzTAMsqXfAePcY+sq8qo3YwqlcWUHnQ0VaTuFqjNeL9Msqp0q+fqaKqAMuwPk/C7Mbqi4AAAAASUVORK5CYII=" alt="Merriam-Webster" /><input style="width: 16px; height: 16px; position: absolute; padding: 0px; margin: 0px; border: 0px none; top: 32px; left: 16px;" title="SMCO - Google Search" type="image" src="https://producer.googleusercontent.com/producer/attachment/CAAqBwgKMIXj2wIw4IYc-smco-currents.jpg/75x75" alt="SMCO - Google Search" /></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/dennis-crowley-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">47065</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
