<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Araştırma arşivleri - Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/tag/arastirma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/tag/arastirma/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 May 2017 07:17:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.7</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>Yeni bir araştırma Instagram&#8217;ın genç insanların psikolojisine ciddi anlamda zarar verdiğini buldu</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/yeni-bir-arastirma-instagramin-genc-insanlarin-psikolojisine-ciddi-anlamda-zarar-verdigini-buldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe İçözü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 May 2017 08:30:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Instagram]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=141886</guid>

					<description><![CDATA[Beden imgesi, öz kimlik ve daha fazlası üzerinde zarar veren etkileri saptandı. Birleşik Krallık&#8217;taki Royal Society for Public Health tarafından yapılan yeni araştırmaya göre Instagram, genç insanların akıl sağlığına en çok zarar veren uygulama olarak belirlendi. #StatusofMind ünvanına sahip raporda 14 &#8211; 24 yaş arası bireylerden sosyal medya sitelerinin beden imgesini, depresyonu ve kaygıyı nasıl etkilediğine dair binden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beden imgesi, öz kimlik ve daha fazlası üzerinde zarar veren etkileri saptandı.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span id="more-141886"></span></span></p>
<p>Birleşik Krallık&#8217;taki Royal Society for Public Health tarafından yapılan yeni araştırmaya göre Instagram, genç insanların akıl sağlığına en çok zarar veren uygulama olarak belirlendi. <a href="https://www.rsph.org.uk/our-work/policy/social-media-and-young-people-s-mental-health-and-wellbeing.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">#StatusofMind</a> ünvanına sahip raporda 14 &#8211; 24 yaş arası bireylerden sosyal medya sitelerinin beden imgesini, depresyonu ve kaygıyı nasıl etkilediğine dair binden fazla cevap toplandı.</p>
<p>Gelelim sonuçlara! Instagram&#8217;ın, Snapchat, Facebook ve Twitter&#8217;ın yanı sıra zarar verici etkileri bulunduğu ortaya çıktı. Öte yandan YouTube&#8217;un olumlu etkilere sahip olduğu bulundu.</p>
<p>Raporun yazarı Matt Keracher&#8217;ın CNN&#8217;e yaptığı açıklamaya göre: &#8220;Instagram büyük olasılıkla insanlar &#8211; özellikle de kadınlar-  kendilerini gerçeğin, gerçekçi olmayan, büyük bir ölçüde düzenlenmiş, filtrelenmiş ve Photoshop&#8217;lanmış versiyonu ile kıyaslıyor. Çalışmaya katkıda bulunan isimsiz bir kadın katılımcı ise şunları söylüyor: &#8221; Instagram kadınları ve genç kızları, bedenleri, &#8220;mükemmel&#8221; görünmek için fotoğraflarını düzenleyen ve filtreleyen insanlarla karşılaştırıldığında &#8220;yeteri kadar iyi&#8221; değilmiş gibi hissettiyor.</p>
<p>Bu konuyu çözmek için RSPH sosyal medya platformlarına ulaşarak fotoğrafların üzerinde bir oynama yapıldığında bir uyarı sembolü koyulmasını rica etti. Keracher bu konuda: &#8220;Biz bu platformların Photoshop&#8217;u ya da filtreleri yasaklamasını istemiyoruz ancak bunun yerine insanların görsellerle oynandığını bilmesini istiyoruz. Böylece kullanıcılar bu görsellerin gerçek olmadığını anlayabilir. Biz gerçekten genç insanları sosyal medya platformlarını olumlu bir şekilde izleyebilmelerini sağlayacak bilgi ve araçlarla donatmak istiyoruz. Böylece iyi bir akıl sağlığını öne çıkarabiliriz.&#8221;</p>
<p>Tüm bunlara ek olarak rapor, sosyal medyada iki saatin üzerinde zaman geçiren kişilerin psikolojik üzüntü gibi akıl sağlığı problemleriyle daha çok karşılaştığını keşfetti.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">141886</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilim insanları kafeinin acıyı morfinden daha fazla dindirdiğini söylüyor</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/bilim-insanlari-kafeinin-aciyi-morfinden-daha-fazla-dindirdigini-soyluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe İçözü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2017 09:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Kahve]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=141837</guid>

					<description><![CDATA[Kahve sürprizlerle dolu ve geçen hafta Boston Çocuk Hastanesi&#8217;nin (BCH) araştırmacıları tarafından bu sürprizlerden biri daha ortaya çıkarıldı. Araştırmacılar, kahvenin gizli silahı olan kafeinin ve bir diğer uyarıcı kimyasalın uyku yoksunluğu çeken farelerin acıyla baş etmesine yardımcı olduğunu buldu. Eğer kronik bir ağrı ile baş etmek zorunda olan bir insana yardımcı olmak istersek öncelikle dayanılması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kahve sürprizlerle dolu ve geçen hafta Boston Çocuk Hastanesi&#8217;nin (BCH) araştırmacıları tarafından bu sürprizlerden biri daha ortaya çıkarıldı. Araştırmacılar, kahvenin gizli silahı olan kafeinin ve bir diğer uyarıcı kimyasalın uyku yoksunluğu çeken farelerin acıyla baş etmesine yardımcı olduğunu buldu. Eğer kronik bir ağrı ile baş etmek zorunda olan bir insana yardımcı olmak istersek öncelikle dayanılması güç olan acıyı tanımlamamız gerektiği sonucuna vardılar.</p>
<p>BCH nörologları ve nörobiyoloji uzmanları, normalde uyuması gereken farelerdeki uyku yoksunluğunu, fareleri oyuncaklarla eğlendirerek uyardılar. Ardından farelere acının farklı formlarını tanıttılar ve farelerin kendilerini olumsuz uyarıcı kaynağından ne kadar zamanda ayırdığını ölçümlediler. Fareler bitkin düştükçe acıya karşı daha hassas hale geldiler ve daha hızlı tepki vermeye başladılar.</p>
<div id="div-gpt-ad-1490807430446-1">Ardından bilim insanları farelerin acıyla baş edebilmesi için onları ilaçla tedavi ettiler. Fareler, ibuprofen gibi sıradan ağrı kesicilere ve hatta morfine cevap vermek yerine, kafein ve modafinil gibi uyandırıcı ilaçlara yanıt verdi. İki ilacın da iyi dinlenmiş olan farelerde ağrı kesici etkisi olmaması, araştırmacıların farelerin acının kendisi yerine yorgunluğu tercih ettiklerini ortaya koydu.</div>
<h2>Döngüyü sonlandırmak</h2>
<p>BCH&#8217;de Kirby Merkezi&#8217;nin direktörü olarak çalışan Clifford Woolf &#8220;Bu daha önce hiç düşünülmemiş türde, hayvanın biyolojik durumuna dayanan türde yeni bir ağrı kesiciyi temsil ediyor. Bu tarz ilaçlar kronik ağrı döngüsünü bölmeye yardımcı olur. Ancak bu gibi durumlarda ağrı, uykuyu aksatır böylece ağrı şiddetlenir ve uyku gittikçe bölünür.&#8221; sözleriyle durumu açıklıyor.</p>
<p>BCH uyku uzmanı Kiran Maski ise: &#8221; Bu sonuçlar insanlarda henüz test edilmedi ancak araştırmacılar bu çalışmanın, kronik ağrıdan muzdarip olan insanların dinlenmesine yardımcı olmanın önemini vurguladığına inanıyorlar.&#8221; dedi.</p>
<p>Maski sözlerine şöyle devam etti: &#8220;Kronik ağrıya sahip olan bir çok hasta uykusuzluk ve gündüz yorgunluğundan muzdarip ve bazı ağrı ilaçları ek hastalıklara katkıda bulunuyor. Bu çalışma ağrı yönetimine klinik bakımda kolayca eklenebilecek özgün bir yöntem öneriyor.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">141837</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Daha az çalışarak, daha fazla işin altından nasıl kalkılır?</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/daha-az-calisarak-daha-fazla-isin-altindan-nasil-kalkilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alparslan Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2017 07:16:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma verimi]]></category>
		<category><![CDATA[hafta sonu]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer geliştrime]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=110838</guid>

					<description><![CDATA[Çok fazla çalışmak, her zaman daha fazla iş yapmak anlamına gelmeyebilir. Stanford Üniversitesi&#8217;nden John Pencavel&#8217;in son çalışması da tam olarak bu yönde veriler içeriyor. Çalışmanın ana fikri, daha fazla iş yapmanın, çalışma saatlerinden ziyade çalışma verimiyle alakalı olduğunu gösteriyor. İşte Pencavel&#8217;in değindiği önemli noktalar, Hafta sonları işle bağlantınızı koparın Hafta sonu, iş akışı içerisinde zihnin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok fazla çalışmak, her zaman daha fazla iş yapmak anlamına gelmeyebilir. Stanford Üniversitesi&#8217;nden John Pencavel&#8217;in <a href="http://ftp.iza.org/dp8129.pdf" target="_blank">son çalışması</a> da tam olarak bu yönde veriler içeriyor.<span id="more-110838"></span> Çalışmanın ana fikri, daha fazla iş yapmanın, çalışma saatlerinden ziyade çalışma verimiyle alakalı olduğunu gösteriyor.</p>
<p>İşte Pencavel&#8217;in değindiği önemli noktalar,</p>
<p><strong>Hafta sonları işle bağlantınızı koparın</strong><br />
Hafta sonu, iş akışı içerisinde zihnin dinlenmesi için önemli bir evredir. Haliyle hafta sonlarını da çalışarak değerlendirmek, bir sonraki haftaya temiz bir zihinle başlayamamak anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Ev işlerini en aza indirmek gerekir</strong><br />
Hem hafta içinde, hem de hafta sonunda rahatlamak için ayırdığınız vakti, ev işleriyle harcamanız tam olarak işten kopamamanıza sebep olur. Haliyle koca bir haftayı yine çalışarak geçirmiş olursunuz. Kendinize dinlenmek için vakit ayırmanız en önemlisidir.</p>
<p><strong>İşleri uzaktan izlemek ve zaman zaman akışına bırakmak gerekir</strong><br />
Pazartesi işe başladığınızda, yeni bakış açıları kazanmış olmak için işlerden gerçek anlamda uzaklaşmış bir hafta sonu geçirmiş olmanız gereklidir. Bunun en kolay ve doğru yöntemi, bir an için de olsa, kontrol gücünüzü tamamen yok sayarak olayları gözlemlemeye çalışmaktır.</p>
<p><strong>Spor yapmak her zaman için daha zinde bir beyin sağlar</strong><br />
Genellikle insanlar hafta içinde spor yapacak vakit bulamamaktan şikayetçidir. Fakat hafta sonları dahi olsa birkaç saati spora ayırmak, vücudun performansını hem fiziksel hem de zihinsel olarak daha yukarıya taşıyacaktır.</p>
<p><strong>Severek yaptığınız hobiler edinin</strong><br />
Hafta sonlarını rahatlamak için ayırıyorsanız, bütün gün oturmak ve televizyon izlemek pek de iyi bir yol olmayabilir. En doğru rahatlama biçimi, severek yaptığınız şeylere vakit ayırmak olacaktır. Bu, işin stresinden tam anlamıyla uzaklaşmanızı sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Ailenizle vakit geçirin</strong><br />
Telefonu ve bilgisayarı bir kenara bırakın. Aileyle geçirilen vakit, size daha basit ve yaşanabilir bir hayatın var olduğunu hatırlatacaktır. Her ne kadar zaman zaman sıkıntılarla baş etmeniz gerekse de, aile gerçek huzuru bulabileceğiniz tek adrestir.</p>
<p><strong>Yeni ve eğlenceli şeylere vakit ayırın</strong><br />
En son ne zaman bir konsere veya maça gittiğinizi hatırlayın. Eğer hatırlayamayacağınız kadar uzaktaysa, bu tür etkinliklere tekrar vakit ayırmanın vakti gelmiş demektir. Unutmayın, daha fazla iş yapmanın temel noktası, iş yapmadığınız anlarda zihnen işten uzaklaşmaktır.</p>
<p><strong>Vücut saatinizi ayarlayın</strong><br />
Her sabah aynı saatte kalkmak ve her gece aynı saatte yatmak, vücudunuza da ne zaman dinlenip ne zaman çalışacağını planlaması için fırsat vermenizi sağlar. Haliyle mümkün olduğunca uyku saatlerinizi sabit tutmaya çalışmanız, daha verimli bir gün geçirmenizi sağlayacaktır.</p>
<p><strong>İşe pazar gecesi başlayın</strong><br />
Pazar geceleri yapacağınız yarım saatlik bir planlama, hafta içindeki o buhranlı havayı dağıtmanızı sağlayacaktır. Ayrıca buna ek olarak pazartesi sabahı işe gitmek de zulüm olmaktan bir nebze çıkacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">110838</post-id>	</item>
		<item>
		<title>E-postada kullandığınız dil ne kadar önemlidir?</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/e-postada-kullandiginiz-dil-ne-kadar-onemlidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alparslan Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2016 11:00:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[E-Posta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=108478</guid>

					<description><![CDATA[Ortalama kabiliyetlere sahip bir insan, sadece 100 milisaniye içinde bireyin çekiciliği, sevimliliği, güvenilirliği, yetkinliği ve saldırganlığı üzerine varsayımlar oluşturur. Peki, sadece 100 ila 300 kelime kulanılan e-posta ile karşıda bulunan kişinin yüzünü görmeden, karakter analizi yapabilmek mümkün müdür? Fractl ve BuzzStream, 18-64 yaş arası 1200 kişiye e-mail yazarken nasıl bir üslup kullandıklarını sormuş, işte sonuçları&#8230; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ortalama kabiliyetlere sahip bir insan, sadece 100 milisaniye içinde bireyin çekiciliği, sevimliliği, güvenilirliği, yetkinliği ve saldırganlığı üzerine varsayımlar oluşturur. Peki, sadece 100 ila 300 kelime kulanılan e-posta ile karşıda bulunan kişinin yüzünü görmeden, karakter analizi yapabilmek mümkün müdür?<span id="more-108478"></span></p>
<p>Fractl ve BuzzStream, 18-64 yaş arası 1200 kişiye e-mail yazarken nasıl bir üslup kullandıklarını sormuş, işte sonuçları&#8230;</p>
<p><strong>1) Katılımcıların yüzde 78&#8217;i, e-posta dilinin, yabancı kişilerle iletişim kurmakta etkin bir rol oynadığını düşünüyor.</strong><br />
<img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-108479" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/1.png" alt="1" width="600" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/1.png 771w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/1-440x300.png 440w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/1-624x426.png 624w" sizes="(max-width: 771px) 100vw, 771px" /></p>
<p><strong>2) İnsanların yüzde 88&#8217;i, e-postalarını, kendilerini daha zeki göstermek için tekrardan yazıyorlar.</strong><br />
<img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-108480" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/21.png" alt="2" width="600" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/21.png 772w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/21-541x300.png 541w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/21-624x346.png 624w" sizes="(max-width: 772px) 100vw, 772px" /></p>
<p><strong>3) Daha yaşlı insanlar, e-postalarında daha otantik bir hava sergilerken, gençler ise kendilerini daha eğitimli göstermeye çalışıyor.</strong><br />
<img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-108481" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/31.png" alt="3" width="600" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/31.png 747w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/31-390x300.png 390w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/31-624x479.png 624w" sizes="(max-width: 747px) 100vw, 747px" /></p>
<p><strong>4) İnsanların yüzde 60&#8217;ı e-postaların kısa ve öz olması gerektiğini düşünüyor.</strong><br />
<img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-108482" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/41.png" alt="4" width="600" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/41.png 765w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/41-491x300.png 491w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/41-624x381.png 624w" sizes="(max-width: 765px) 100vw, 765px" /></p>
<p><strong>5) İnsanların yüzde 60&#8217;ından fazlası, e-postalarda mizaha yer verilmesinde bir sakınca olduğunu düşünmüyor.</strong><br />
<img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-108483" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/51.png" alt="5" width="600" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/51.png 766w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/51-389x300.png 389w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/51-624x481.png 624w" sizes="(max-width: 766px) 100vw, 766px" /></p>
<p><strong>6) İnsanların yüzde 70&#8217;i aşırı noktalama işareti kullanılmasına karşı.</strong><br />
<img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-108484" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/61.png" alt="6" width="600" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/61.png 769w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/61-150x150.png 150w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/61-300x300.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/61-60x60.png 60w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/61-624x624.png 624w" sizes="(max-width: 769px) 100vw, 769px" /></p>
<p><strong>7) İnsanların yüzde 30&#8217;u e-postakarda, sosyal mecra linklerinin gönderilmesine karşı.</strong><br />
<img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-108485" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/7.png" alt="7" width="600" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/7.png 766w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/7-322x300.png 322w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2015/05/7-624x582.png 624w" sizes="(max-width: 766px) 100vw, 766px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">108478</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Alaycı insanlar neden daha başarılı olur?</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/alayci-insanlar-neden-daha-basarili-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alparslan Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2016 11:30:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[alaycı]]></category>
		<category><![CDATA[Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kinaye]]></category>
		<category><![CDATA[Komik]]></category>
		<category><![CDATA[Popüler]]></category>
		<category><![CDATA[Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=117102</guid>

					<description><![CDATA[Araştırmalar, kinayeli konuşmanın “zekânın en üstün hali” olduğunu söylüyor ve kinayeli olmanın iş hayatında da başarı getireceğini iddia ediyor. Peki, bu nasıl mümkün? Alaycı konuşan insanlar, çoğu zaman bulundukları ortamı neşelendirirler. Sürekli olarak etrafta uçuşan şakalar herkese kendisini iyi hissettirir; fakat genelde durum profesyonel hayata geldiğinde pek faydalı olduğu söylenmez. Muhtemelen size de üst mevkiinizde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmalar, kinayeli konuşmanın “zekânın en üstün hali” olduğunu söylüyor ve kinayeli olmanın iş hayatında da başarı getireceğini iddia ediyor. Peki, bu nasıl mümkün?<span id="more-117102"></span></p>
<p>Alaycı konuşan insanlar, çoğu zaman bulundukları ortamı neşelendirirler. Sürekli olarak etrafta uçuşan şakalar herkese kendisini iyi hissettirir; fakat genelde durum profesyonel hayata geldiğinde pek faydalı olduğu söylenmez. Muhtemelen size de üst mevkiinizde olan kişiler daha ciddi olmanın başarıyı getireceğini söylemiştir; ancak araştırmalar bunun tam aksini söylüyor. Araştırmalara göre kinaye yapmayı seven kişiler sadece çevresindekileri mutlu etmekle kalmıyor, aynı zamanda yaratıcı düşünce güçlerini geliştirerek daha başarılı olabiliyor.</p>
<p>Harvard Üniversitesi, Columbia Üniversitesi ve INSEAD tarafından gerçekleştirilen <a href="http://www.hbs.edu/faculty/Pages/item.aspx?num=49283"><em style="font-weight: inherit;">The Highest Form of Intelligence: Sarcasm Increases Creativity Through Abstract Thinking for Both Expressers and Recipients</em></a> adındaki incelemelerde gruplar alaycı, samimi ve nötr olarak üçe ayrıldı ve hangi tarafın yaratıcılığının daha sağlıklı ilerleyeceği test edildi.</p>
<p>Harvard’taki araştırmalar sonucunda kinayeyi seven kişilerde açık ara farkla muhteşem bir ilerleme görüldü. Grupta yer alan kişiler,  hem kinayeli konuştular hem de kinayeli konuşmaların dinleyicisi oldular. Bu sayede konuşmalarda söylenenlerin ciddi olup olmadığını anlamaya çalışmaları, düşünsel becerilerini geliştirmiş oldu. Zihin içerisinde sürekli olarak soyutlama durumunun çözülüyor olması, yaratıcı zekânın gelişmesine sebep oldu.</p>
<p>Yine aynı ekipten olan Adam Galinsky, alaycı ekibin samimi ve ciddi ekipten daha iyi sonuç vermesinin sebebinin karmaşık cümlelerin düşünce sistemini ateşlemesinden kaynaklandığını söylüyor.</p>
<p>Fakat araştırmalar şunun da altını kalın bir çizgiyle çiziyor: Böyle bir ortamda güven şart! Her insanın bünyesi alaycı insanların sözlerini kaldıramadığı için ortamda olumsuz bir hava esebiliyor. Alaycı kişinin bu durum karşısında modunun düşmesi, iş temposunu da düşürüyor. Bu sebeple bazı ortamlarda alaycı tavra bir sınır koymak da gerekiyor.</p>
<p>Kinaye, motivasyon düşürücü ve aşağılayıcı bir şey olarak görüldüğü için daha önceki çalışmalarda olumlu bir öğe olarak tasvir edilmiyordu. Ancak çalışmaların sonunda, kinayenin kişilerin birbirlerini incitmekten daha çok aralarında bağ oluşmasını sağladığı ortaya çıktı. Topraklarımızda mizah yapmanın zorluklarını ve teknolojide çağ atlamış bir ülke olduğumuzu düşündüğümüzde, kinaye araştırmasına hak vermemek mümkün olmuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">117102</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İyi bir sabaha başlamanın 5 kuralı</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/iyi-bir-sabaha-baslamanin-5-kurali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alparslan Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2016 06:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[sabah ritüelleri]]></category>
		<category><![CDATA[verim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=110947</guid>

					<description><![CDATA[Zinde ve dinç bir şekilde işe başlamak, elbette o günün harika geçeceği anlamına gelmez. Fakat zihnen ve bedenen güne başlamaya hazır olmamak, muhtemelen mesainin bitmesi için dakika sayarak vakit geçirmeye çalışmak anlamına gelecektir. Nottingham Üniversitesi&#8217;nin 83 denek üzerinde yaptığı çalışma, bazı sabah ritüellerinin, gün içerisindeki çalışma verimi üzerinde olağanüstü bir etkisi olduğunu gösteriyor. Hatta kişisel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zinde ve dinç bir şekilde işe başlamak, elbette o günün harika geçeceği anlamına gelmez. <span id="more-110947"></span>Fakat zihnen ve bedenen güne başlamaya hazır olmamak, muhtemelen mesainin bitmesi için dakika sayarak vakit geçirmeye çalışmak anlamına gelecektir. Nottingham Üniversitesi&#8217;nin 83 denek üzerinde yaptığı çalışma, bazı sabah ritüellerinin, gün içerisindeki çalışma verimi üzerinde olağanüstü bir etkisi olduğunu gösteriyor. Hatta kişisel kontrol ve düşünce kabiliyetlerinin dahi, güne iyi başlamakla yakından ilgisi var.</p>
<p>İşte sabahlara daha iyi başlamanın 5 yolu;</p>
<p><strong>1 &#8211; Egzersiz </strong><br />
Güne spor yaparak başlamak, elbette sağlık açısından son derece faydalı. Fakat aynı zamanda güne büyük bir enerjiyle başlamak ve gün içerisinde hem zihinsel hem de fiziksel temponuzu en üst seviyede tutmanın yolu sabah sporundan geçiyor. İmkanlar dahilindeyse, yüzmek, sabaha başlamanın en iyi yolu. Fakat elbette küçük bir koşu dahi, hissedebileceğiniz ölçüde fark yaratacaktır.</p>
<p><strong>Planlama ve Strateji</strong><br />
Güne başlarken istemsiz de olsa her insan bir planlama yapar. Fakat bu planlamayı yaparken stratejik düşünmek gerekiyor. Gün içerisinde yapılacak işleri yukarıdan aşağıya yazıp, sonrasında da en üstten başlayarak işleri yapmaya çalışmak pek de stratejik olmayacaktır. İşinizin niteliğine göre doğru bir stratejiyle planlama yapmak, gün içerisinde daha verimli olmanızı sağlayacaktır.</p>
<p><strong>En zor işi ilk başta yapın</strong><br />
Mark Twain, &#8220;Sabaha canlı bir kurbağa yiyerek başlarsanız, günün geri kalanında başınıza daha kötü bir şey gelemez.&#8221; diyor. Yani güne en zor işi yaparak başladığınızda, geri kalan vakti çok daha rahat bir şekilde geçirebilirsiniz.</p>
<p><strong>Motivasyon</strong><br />
Özellikle son yıllarda neredeyse sürekli duyduğumuz bir kelime, motivasyon&#8230; Gerçekçi olarak bakıldığında, hayattan zevk almadan çalışmak veya yaşamak çok da bir anlam ifade etmemelidir. Steve Jobs, &#8220;Her sabah aynaya baktığınızda şu soruyu sorun: &#8216;Eğer bugün hayatımın son günü olsaydı, bugün yine aynı şeyleri yapar mıydım?&#8217; Eğer art arda cevabınız &#8216;hayır&#8217; olmaya başladıysa, bir şeyleri değiştirmenin vakti gelmiş demektir.&#8221; diyor. Ve unutulmaması gereken, bir işi sevmeden yapan insanlar asla tam anlamıyla verimli olamaz.</p>
<p><strong>Sevdiğiniz bir ritüeliniz olsun</strong><br />
Egzersiz, yüzme, strateji veya planlama; tüm bunlar gün içerisinde sizi daha dinç bir hale getirecektir. Fakat güne keyifli başlayabilmek de en az fiziksel verim faktörleri kadar önemlidir. Bu yüzden sevdiğiniz bir sabah ritüeli size, güne daha mutlu başlama fırsatı sağlayacaktır. Bu ister ailenizle yapacağınız güzel bir kahvaltı olabilir, isterseniz de dinleyeceğiniz bir şarkı olabilir. Tüm bunlar çok daha keyifli ve verimli bir güne başlamanıza olanak sağlayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">110947</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Araştırmalar, peynirin uyuşturucu gibi bağımlılık yaptığını söylüyor</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/arastirmalar-peynirin-uyusturucu-gibi-bagimlilik-yaptigini-soyluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlen Öncel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2016 10:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=137784</guid>

					<description><![CDATA[Peynir, kahvaltınızın olmazsa olmazı mı? Kahvaltı sofranızda kaç çeşit peynir var? Yediğiniz her yemeğe peynir katmayı sever misiniz? Peki, bunun bağımlılık olduğunu hiç düşündünüz mü? Bilim insanlarının yaptıkları çalışmalarda, peynirin içinde bağımlılık yapan uyuşturucularda da bulunan bir madde bulundu; kazein. Bu madde, tüm süt ürünlerinde bulunuyor ve beynin, bağımlılıkla bağlantısı olan opioid reseptörlerini harekete geçiriyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Peynir, kahvaltınızın olmazsa olmazı mı? Kahvaltı sofranızda kaç çeşit peynir var? Yediğiniz her yemeğe peynir katmayı sever misiniz? Peki, bunun bağımlılık olduğunu hiç düşündünüz mü?<span id="more-137784"></span><br />
Bilim insanlarının yaptıkları çalışmalarda, peynirin içinde bağımlılık yapan uyuşturucularda da bulunan bir madde bulundu; kazein. Bu madde, tüm süt ürünlerinde bulunuyor ve beynin, bağımlılıkla bağlantısı olan opioid reseptörlerini harekete geçiriyor.</p>
<p>Yale Üniversitesi’nin yaptığı araştırma, aynı zamanda farklı yiyeceklerin bağımlılık yapma ihtimalini de gözler önüne seriyor. Abur cuburlar, yağlı yiyecekler, bırakılması en zor yiyecekler. Bağımlılık yapan yiyecekler içerisinde, peynir içerikli olanlar ise çoğunlukta.</p>
<p>Yale Üniversitesi’ne bağlı Yale Food Addiction Scale’de yapılan ankette, 120 üniversite öğrencisinin besin değeri farklılık gösteren 35 yiyecek arasından seçim yapması istenmiş.</p>
<p>Araştırmanın ikinci ayağında, 384 kişiye aynı yiyecekler sunulmuş, ancak bu sefer hiyerarşik bir sıralama yapmaları istenmiş.</p>
<p>Bu araştırmadan sonuçtan biri de, problemin yiyecek bağımlılığından daha çok, alınan zararlı yağ oranından kaynaklanması. Araştırma ekibinden Erica Schulte’nin de dediğine göre, zararlı yağlar, sağlık problemlerinin başlıca sorunu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">137784</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sizi çok daha mutlu edecek 5 şey</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/sizi-cok-daha-mutlu-edecek-5-sey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe İçözü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2016 07:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=136817</guid>

					<description><![CDATA[Etrafta mutluluk üzerine başınızı döndürecek kadar çok tavsiye var. Herkes birbirinden farklı olduğu için bu anlaşılabilir bir durum. Sonuçta sizi mutlu eden bir şey bir başkasını sefil edebilir. Bunca çelişkiye ve subjektif tavsiyeye karşı, eğer daha mutlu bir yaşam sürmek istiyorsanız ne yapmalısınız? Tüm subjektif tavsiyeleri unutun ve enerjinizi, dikkatinizi bilim tarafından kanıtlanmış gerçeklere odaklayın. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Etrafta mutluluk üzerine başınızı döndürecek kadar çok tavsiye var. Herkes birbirinden farklı olduğu için bu anlaşılabilir bir durum. Sonuçta sizi mutlu eden bir şey bir başkasını sefil edebilir.<span id="more-136817"></span></p>
<p>Bunca çelişkiye ve subjektif tavsiyeye karşı, eğer daha mutlu bir yaşam sürmek istiyorsanız ne yapmalısınız? Tüm subjektif tavsiyeleri unutun ve enerjinizi, dikkatinizi bilim tarafından kanıtlanmış gerçeklere odaklayın.</p>
<p><em>&#8220;Mutluluk size hazır bir şekilde gelmez, sizin kendi eylemlerinizden doğar.&#8221;&#8211; Dalai Lama</em></p>
<p>UCLA sinir bilim araştırmacısı Alex Korb beyindeki farklı mutluluk stratejilerinin etkileri üzerine ciddi bir vakit vakfetti. Bulguları ise konu mutluluğu arttırmaya geldiğinde gerçekten neyin işe yaradığını bize öğretiyor.</p>
<p>Korb&#8217;un araştırması düşüncelerinizin ve o düşüncelere cevaben hissettiğiniz duyguların, beynin şaşırtıcı bölgeleri üzerinde derin bir etkisi olduğunu ispat ediyor.</p>
<p>Örneğin, suçluluk ve utanç, beynin ödül merkezini etkinleştiriyor. Bu da neden kendimize suçluluk ve utanç yükleme konusunda güçlü bir eğilime olduğumuzu açıklıyor. Benzer şekilde endişelenmek , alın korteksindeki ( rasyonel beyin) hareketliliği arttırıyor bu nedenle de endişelenmek, size kendinizi hiçbir şey yapmamış olmaktan daha kontrol sahibi hissettiriyor.</p>
<p><strong>1.Şükran duymak mutluluk yaratıyor. </strong>Endişenin, suçluluğun ve utancın mutluluğa giden yol olduğunu savunmuyorum. Yapılan açıklama bu duyguları besleyen düşüncelere neden yenilme eğiliminde olduğumuz ile ilgiliydi. Gerçek nöral antidepresan ise şükran! Şükran, beynin mutlu kimyasalları olan ve aynı zamanda antidepresan ilaçlarında hedeflenen serotonin ve dopamin seviyelerini yükseltir.Şükran hakkında çarpıcı olan şey ise işler sizin için iyi gitmediğinde dahi bu durumun işe yaraması! Bunun nedeni is oldukça açık: beyninizde kimyasal değişimler olması için kendi kendinize minnettar hissetmemenize gerek yoktur, bunun yerine hayatınızda şükredecek bir şey bulmak için kendinizi düşünmeye zorlamanız gerekir. Bu düşünce dizisi, beyninizi daha mutlu hissetmeniz  için harekete geçirir.</p>
<p><strong>2. Negatif duyguları etiketlemek onların gücünü azaltır. </strong>Negatif duygularınızı etiketlemek, büyüleyici bir etkiye sahip. Yapılan bir çalışmada katılımcılar, negatif duygularını etiketlerken onlara fMRI taraması yapıldı. Duygularını isimlendirdiklerinde, beynin alın korteksi nöbeti devralıyor ve amigdala&#8217;yı (duyguların üretildiği yer) sakinleştiriyordu. Bu etki sadece kendi duygularınızın üstünde değil aynı zamanda başka insanların duygularını etiketlerken de işe yarıyor ve onları da sakinleştiriyor. Bu nedenle de FBI rehine arabulucuları sıklıkla bu tekniğe güveniyor.</p>
<p><strong>3. Karar vermek iyi hissettirir. </strong>Duyguları adlandırmaya benzer bir şekilde, karar vermek de amigdalayı ve limbik sistemin geri kalanını sakinleştiren alın korteksine bağlanıyor. Bunun anahtarı ise &#8220;yeteri kadar iyi&#8221; bir karar vermek. Mükemmel bir karar vermek ise strese yol açıyor. Bunu her zaman biliyorduk ancak artık bunun nedenini açıklayan bilimsel bir araştırma var. &#8220;Yeteri kadar iyi&#8221; bir karar vermek beynin dorsolateral prefrontal alanlarını harekete geçiriyor, duyguları sakinleştiriyor ve daha kontrolde hissetmenizi sağlıyor. Diğer yandan mükemmel bir karar vermek alt orta frontal aktiviteyi arttırıyor bu da karar verme sürecinde duygularınızın aşırı derecede sürece dahil olması anlamına geliyor.</p>
<p><strong>4. Yardım eli uzatmak mutlu olmanızı sağlıyor. </strong>Meslektaşlarınıza yardım etmek için vakit ayırmak sadece onları değil sizi de mutlu ediyor. Başka insanlara yardım etmek, güzel hisler yaratan oksitoksin, serotonin ve dopaminin aniden yükselmesini sağlıyor. Harvard&#8217;da yapılan bir araştırmaya göre; diğerlerine yardım eden çalışanlar iş yerinde 10 kat daha odaklanmış oluyor ve terfi alma şansları yüzde 40 oranında artıyor. Aynı çalışma, başkalarına düzenli olarak sosyal destek veren insanların yüksek stres anlarında dahi mutlu olduğunu gösteriyor.  Kendi üzerinize gerekli olandan fazla yük almadığınız sürece, başkalarına yardım etmenin mutluluğunuz üzerinde olumlu bir etkisi var.</p>
<p><strong>5. Beyinlerimiz dokunuşa bağlıdır. </strong>İnsanlar sosyal hayvanlardır, bunun kanıtı ise beynimizin anterior singulat ve insula&#8217;daki aktivitesinin; sosyal dışlanmışlığa, acıyla aynı şekilde tepki göstermesidir. Benzer şekilde beyinlerimiz, dokunuşu sosyal bir kabul olarak görür. Dokunuş, amidalayı ve bunun sonucunda duyguları sakinleştiren oksitoksini salgılamak için başlıca uyaranlardan biridir. Bunun yanı sıra sevgilinizin elini tutmanın, beynin acıya olan tepkimesini azalttığını gösteren araştırmalar da var. Bu bulguların, sosyal olarak izole bir hayat yaşayan insanlar için kötü bir haber olduğunu düşünebilirsiniz ancak çalışmalar masajın da serotonini yüzde 30 oranında yükselttiğini gösteriyor. Dokunuş stres hormonlarını azaltıyor, acı algısını düşürüyor, uykuyu düzenliyor ve yorgunluğu azaltıyor.</p>
<p><strong>Sonuçta; </strong></p>
<p>Kolb&#8217;un araştırması beynin ne derece büyüleyici olduğunu ortaya çıkarıyor ve Kolb, şu açıklamayla bulgularını özetliyor; &#8220;Her şey birbirine bağlı. Şükran uykuyu düzenliyor. Uyku acıyı azaltıyor. Azaltılan acı modunuzu geliştiriyor. Gelişen mod, kaygıyı azaltıyor. Bu da odaklanmayı ve planlamayı geliştiriyor. Odaklanma ve planlama karar vermeye yardımcı oluyor. Karar verme kaygıyı azaltmaya yardımcı oluyor ve keyfi arttırıyor. Keyif, size şükran duyacağınız bir çok şey sağlıyor, böylece bu döngünün içinde kalıyorsunuz. Keyif sayesinde egzersiz yapıyor ve daha sosyal oluyorsunuz bu da sizi daha mutlu yapıyor.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">136817</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Twitter&#8217;da gazeteler ve gazete takipçileri analizi</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/twitterda-gazeteler-ve-gazete-takipcileri-analizi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Budak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2016 11:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Gazete]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Takipçi]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=136450</guid>

					<description><![CDATA[Gazeteler fiziksel dünyada pek sık kullanmadığımız birer haber kaynağı olsa da hala çok büyük bir kitle haberleri gazetelerin online kanallarından takip etmeyi tercih ediyor. Her gün aynı gazeteyi evine alan kişiler yine aynı şekilde online mecralarda da bu gazeteleri takip etmeye devam ediyor. Eskiden evinize tek bir gazeteyi düzenli olarak alıyorken artık online mecralar sayesinde bunu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteler fiziksel dünyada pek sık kullanmadığımız birer haber kaynağı olsa da hala çok büyük bir kitle haberleri gazetelerin online kanallarından takip etmeyi tercih ediyor. <span id="more-136450"></span>Her gün aynı gazeteyi evine alan kişiler yine aynı şekilde online mecralarda da bu gazeteleri takip etmeye devam ediyor. Eskiden evinize tek bir gazeteyi düzenli olarak alıyorken artık online mecralar sayesinde bunu çeşitlendirmek tamamen sizin elinizde.</p>
<p>Aşağıda <a href="http://sosyaldata.com/" target="_blank">Sosyaldata.com</a>&#8216;un hazırladığı ve muhtemelen başka bir yerde bulamayacağınız bir araştırmayı paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Twitter’da 500.000 ve üzeri takipçisi olan 10 gazetenin takipçileri üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gazete hesaplarını takip eden kullanıcıların, diğer hangi gazeteleri takip ettiğini gösteren bir araştırma hazırlandı. <strong>14.952.000</strong> kişilik bir kitleyi kapsayan araştırmaya katılan gazeteler ve takipçi sayıları söyle;</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-136452" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2016/08/sosyaldata-gazete-arastirmasi.png" alt="sosyaldata gazete arastirmasi" width="1444" height="972" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2016/08/sosyaldata-gazete-arastirmasi.png 1444w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2016/08/sosyaldata-gazete-arastirmasi-446x300.png 446w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2016/08/sosyaldata-gazete-arastirmasi-768x517.png 768w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2016/08/sosyaldata-gazete-arastirmasi-787x530.png 787w" sizes="(max-width: 1444px) 100vw, 1444px" /></p>
<p>Yukarıda gördüğünüz grafik türünün adı Chordal grafiği. Grafiği açıklayacak olursak;</p>
<p>Gazete bazınca düşünüldüğünde hangi gazetenin takipçileri diğer hangi gazeteyi daha çok takip ediyor detaylı olarak inceleyebileceğiniz gibi aşağıdaki tabloda da bu durumu okuyabiliriz.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-136456" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2016/08/gazetelerin-takipci-dagilimi.png" alt="gazetelerin takipci dagilimi" width="693" height="283" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2016/08/gazetelerin-takipci-dagilimi.png 693w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2016/08/gazetelerin-takipci-dagilimi-600x245.png 600w" sizes="(max-width: 693px) 100vw, 693px" /></p>
<p>Yukarıdaki grafik ve tabloya bakarak şunu söyleyebiliriz. Örneğin, Akşam Gazetesi&#8217;nin takipçilerinin %70&#8217;i Sabah Gazetesi&#8217;ni takip ediyor yani Akşam Gazetesi okuyucuları en çok Sabah Gazetesi&#8217;ni de okumayı tercih ediyor. En az ise %10 oranı ile Birgün Gazetesi&#8217;ni okumayı tercih ediyor. Grafikteki renk dağılımları diğer aradaki oranları veriyor.</p>
<p>Sadece kendi gazetesini takip eden kullanıcı oranı en fazla olan gazete %26 ile Hürriyet. Başka bir deyişle Hürriyet okurlarının ¼ (dörtte biri)’ünden fazlası başka bir gazeteyi takip etmiyor. Bu oran %4 ile en az Star Gazetesi&#8217;nde, Star Gazetesi&#8217;ni takip edenlerin %96’sı diğer gazeteleri de takip ediyor.</p>
<p><strong>En fazla takipçisi olan 3 gazete; Hürriyet, Habertürk ve Milliyet</strong></p>
<p>Kasım 2015 Tarihinden bu yana büyüme hızları ise;</p>
<p>Akşam: %44<br />
Birgün: %30<br />
Cumhuriyet: %31<br />
Sözcü: %19<br />
Habertürk: %30<br />
Hürriyet: %31<br />
Milliyet: %31<br />
Sabah: %35<br />
Star: %51<br />
Yenişafak: %17</p>
<p>Sosyal medya kanallarında var olan verilerin anlamlandırılması ve incelenmesi sonucunda bir çok analiz ve çıkarımlar yapılabilir. Bu analizin çıkarımlarını yapmak tabi ki sizlere kalmış. Sosyaldata.com ve Ahmet Oğuz Koca&#8217;ya bu analiz için teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">136450</post-id>	</item>
		<item>
		<title>40 yaşın üzerindeki insanların haftada 25 saatten fazla çalışması beyinlerine zarar veriyor</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/40-yasin-uzerindeki-insanlarin-haftada-25-saatten-fazla-calismasi-beyinlerine-zarar-veriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe İçözü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2016 06:30:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=135220</guid>

					<description><![CDATA[Çok fazla çalışmanın sağlığınıza zarar vermesi pek de şaşırtıcı değil fakat bilim artık daha az çalışmanız gerektiğiniz söylüyor.  Özellikle 40 yaşın üzerinde olanlar için yeni bir araştırma haftada sadece 25 saatin üzerinde çalışmanın sağlığa zarar verdiğini ifade ediyor. Peki araştırma bu konuda ne söylüyor? Avustralya&#8217;daki Melbourne Enstitüsü&#8217;nün Uygulamalı İktisat ve Sosyal Araştırmalar bölümündeki araştırmacılar 40 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çok fazla çalışmanın sağlığınıza zarar vermesi pek de şaşırtıcı değil fakat bilim artık daha az çalışmanız gerektiğiniz söylüyor. <span style="text-decoration: underline;"><span id="more-135220"></span></span></p>
<p>Özellikle 40 yaşın üzerinde olanlar için yeni bir araştırma haftada sadece 25 saatin üzerinde çalışmanın sağlığa zarar verdiğini ifade ediyor.</p>
<p><b>Peki araştırma bu konuda ne söylüyor?</b></p>
<p>Avustralya&#8217;daki Melbourne Enstitüsü&#8217;nün Uygulamalı İktisat ve Sosyal Araştırmalar bölümündeki araştırmacılar 40 yaşın üzerindeki 6,000 çalışan üzerinde bir araştırma yürüttü. Özellikle okuma, şablon ve hafıza konularında yapılan testler, haftalık çalışma saatlerinin zihinsel yetenekleri ne kadar etkilediğini ölçmek için yürütüldü. Kayda değer bulgular ise şöyle:</p>
<ul>
<li>Daha önce yapılan araştırmalar fazla mesainin zihinsel sağlığın bozulmasına yol açtığını gösteriyordu, aynı bozukluk 40 yaşındaki insanların sadece bir hafta çalışması ile ortaya çıkabiliyor.</li>
<li>Her ne kadar kişinin bilgiyi işleme yeteneği erken yaşta düşebilse de, hafıza testleri ve zihinsel yaşlanmayı ölçen diğer egzersizlerde 40 yaşındaki insanların performansı düşmeye başlayabiliyor.</li>
<li>Ortalama emeklilik yaşı yükseltildiği için 40 yaşında 40 saat çalışmak şu an için standart olabilir fakat gerçek şu ki zihinlerimiz bu yaşta o kadar saat stres ve tekrarlamaya maruz kalmak için uygun değil.</li>
<li>&#8220;Uzman uygulayıcılar&#8221; olarak değerlendirilenler ise araştırma esnasında haftada 21-35 saat arası çalıştı. Yine de günde 3- 5 saat arası çalıştılar ve hiç bir gün çalışma 5 saati aşmadı.</li>
<li>Erkekler için en iyi çalışma saatleri haftada 25-30 saat arası olarak belirlendi ki bu çalışmanın bilme yetisinde olumlu etkisi olduğu ortaya çıktı. Kadınlar için ise haftada 22-27 saat arasında çalışmak ideal. Bu saatler aşıldığı taktirde bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumsuz bir etki gözleniyor.</li>
<li>Stress bilişsel fonksiyonları ilk olarak hormonlar üzerinden etkiliyor.</li>
<li>Hem fiziksel hem de psikolojik stres, aşırı çalışma saatleri sonucunda bilişsel fonksiyonlara zarar verebilir.</li>
</ul>
<p><b>Peki mesai saatleri konusunda ne yapılmalı? </b></p>
<p>Bu rakamlarla dalga geçmeniz mümkün ne de olsa çalışma programınızı aniden değiştirmeniz söz konusu değil. Tabi 25 saatin en ideal çalışma süresi olduğu bilgisini de reddedebilirsiniz. Yine de bu konu da hala yapabileceğiniz bir şey var. O da çalışma haftanızı maksimuma çıkarmak ve optimize etmek için doğru adımları atmak! Örneğin bünyenizin yeterli uykuyu almasını sağlayabilirsiniz. Peki, yeterli derken neyi kastediyoruz? 26 yaşının üstündeki insanlara bir gecede 7 saatten fazla uyku uyumaları tavsiye ediliyor. Buna alternatif olarak fiziksel ve zihinsel olarak olabildiğince aktif olmanızı tavsiye ederiz. Bir program yaparak ona uymanız da buna dahil!</p>
<p>Kendinizin farkında olmak işin anahtarı! Çok çalışın ancak çoook çalışmayın!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">135220</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
