<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Bilim arşivleri - Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/tag/bilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/tag/bilim/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 Aug 2017 09:45:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.1</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>Bilim, kaygının bir sorun olmadığını söylüyor</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/bilim-kayginin-bir-sorun-olmadigini-soyluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Öztürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2017 12:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=143590</guid>

					<description><![CDATA[Kaygı bir diğer deyişle anksiyete sözcüğünü duyduğunuzda ne düşünüyorsunuz? Belki de, halka açık bir sunum yapmak üzereyken karşılaştığınız terli avuç içi ve hızlı kalp atışlarını hayal etmelisiniz. Veya uykusuzluk sorunu çektiğiniz zamanları düşünün. Borçlar ya da işyerinde yaşadığınız sorunları düşünmek sizi ne kadar kaygılandırıyor? Kaygı, genel olarak potansiyelinizi sınırlandırmaya neden olur. Fakat, yeni yapılan bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaygı bir diğer deyişle anksiyete sözcüğünü duyduğunuzda ne düşünüyorsunuz? Belki de, halka açık bir sunum yapmak üzereyken karşılaştığınız terli avuç içi ve hızlı kalp atışlarını hayal etmelisiniz. Veya uykusuzluk sorunu çektiğiniz zamanları düşünün. Borçlar ya da <a href="https://sosyalmedya.co/isyerindeki-bir-narsist-guveninizi-oldurebilir/">işyerinde</a> yaşadığınız sorunları düşünmek sizi ne kadar kaygılandırıyor?</p>
<p>Kaygı, genel olarak potansiyelinizi sınırlandırmaya neden olur. Fakat, yeni yapılan bir araştırma kaygıya nasıl tepki vereceğinizi biliyorsanız performansınız konusunda size yardımcı bile olabileceğini açıklıyor.</p>
<p><strong>Kaygı neyi oluşturur?</strong></p>
<p>Amerikan Psikoloji Birliği, kaygıyı, &#8220;gerginlik hisleri, endişe duyulan düşünceler ve artan tansiyon gibi fiziksel değişikliklerle karakterize edilen bir duygu&#8221; olarak tanımlıyor. Kaygıyla ilgili başka bir tanım yapmak gerekirse; tehdit altındayken tutuklanma hissi ile ortaya çıkan psikolojik ve fizyolojik belirtidir diyebiliriz. Belirtiler, kişiden kişiye göre değişir ve algılanan tehdidin büyüklüğüne bağlıdır.</p>
<p>Dolayısıyla bir kişi yalnız kalmaktan dolayı kaygılanırken bir başkası ise, baş döndürücü iş yığınından dolayı kaygılanabilir.</p>
<p><strong>Kaygının amacı</strong></p>
<p>Kaygı, insan hayatının normal bir parçasıdır. Ve sizi güvende tutmaya yardımcı olabilir.</p>
<p>Herhangi bir endişeniz olmasaydı, caddeyi geçmeden önce yolun iki tarafına da bakmazdınız. Ancak çoğu insan, yaşamı tehdit eden küçük çaplı kaygılara takılı kalır&#8230; Faturanızı biraz geç ödüyorsanız veya maaşınıza zam istemek muhtemelen sizi öldürmez. Fakat vücudunuz, uçurumun kenarından sarkmış gibi bir tepki verebilir.</p>
<p><strong>Kaygı performansınızı nasıl etkiler?</strong></p>
<p>Birçok çalışma, kaygının hafızayı zayıflatıp konsantrasyonu azaltabileceğini göstermiştir. Ancak yeni araştırmalar, kaygının performansı her zaman azaltmadığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Journal of Individual Differences dergisinde yayınlanan 2017 yılındaki bir araştırma, kaygının insanları daha iyi motive edebileceğini ortaya koydu. Stresli bir durumu bir tehdit olarak değerlendiren kişilerin bu durumu enerjiye de çevirebileceği görülmüştür.</p>
<p>Örneğin; öğrenciler, sınavlarda kötü bir not alma kaygısından dolayı oturup daha sıkı ders çalışabilirler. Aksine birçok kişi enerjisini kaygısını bastırmaya ya da tamamen önlemeye koymuştur. Ancak bu durum kaygıyı daha da arttırabilir.  Yani aslında kaygı, hedeflerinize ulaşmak için size bir basamak bile olabilir&#8230;</p>
<p>Sonuç olarak araştırmacılar, kişilerin kaygılarını kabul ettikleri zaman daha iyi performans gösterdiğini keşfetti. Kişilerin, kaygılı hissetmesinin duygu süreçlerinin bir parçası olabileceğini kabul etmeleri, zaman ve enerjilerini hedeflerine ayırmalarına yardımcı olabileceğini ortaya koydu.</p>
<p>Sizlere tavsiyemiz; kaygının tolere edilebilir olduğunu unutmayın!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">143590</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilime göre profil fotoğrafı, kişinin karakteri hakkında neler söylüyor?</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/bilime-gore-profil-fotografi-kisinin-karakteri-hakkinda-neler-soyluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Banu Öztürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2017 12:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[Profil]]></category>
		<category><![CDATA[Profil Fotoğrafı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=143386</guid>

					<description><![CDATA[Seçtiğiniz sosyal medya profil resmi hayal ettiğinizden daha fazlasını ortaya koyuyor. Bahse girebiliriz ki, sörf tahtası tutan adam doğa sporlarında üşüyebilir, metalci tişörtü giyen kişinin ise metal müzikle ilgisi olmayabilir. Öyleyse sosyal medya profil fotoğrafından daha başka neler öğrenebiliriz birlikte inceleyelim. Büyük bir araştırma kitlesi, insanların birbirlerinin kişiliklerini en hızlı şekilde bakışlarından anlamak için garip [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seçtiğiniz sosyal medya profil resmi hayal ettiğinizden daha fazlasını ortaya koyuyor. Bahse girebiliriz ki, sörf tahtası tutan adam doğa sporlarında üşüyebilir, metalci tişörtü giyen kişinin ise metal müzikle ilgisi olmayabilir. Öyleyse sosyal medya profil fotoğrafından daha başka neler öğrenebiliriz birlikte inceleyelim.</p>
<p>Büyük bir araştırma kitlesi, insanların birbirlerinin kişiliklerini en hızlı şekilde bakışlarından anlamak için garip bir yeteneğe sahip olduklarını gösteriyor. (bu, ilk izlenimlerin çok önemli ve kalıcı olmasının nedenlerinden biri). Ve yeni bir araştırma, birini tanımlayabilmek için onu görmemize gerek olmadığını gösteriyor. Facebook veya Tinder’a bakmanın yeterli olduğu söyleniyor.</p>
<p><strong>Profil fotoğrafınızda yer alan 5 kişisel özelliğiniz</strong><br />
Kişileri sınıflandırmak için yapılan araştırma, insanları beş boyutta değerlendiriyor: içe-dışa dönüklük, yeni deneyimlere açık olma, dürüst olma, sempatiklik ve nevrotiklik.</p>
<p>PsyBlog&#8217;un açıklamış olduğu yeni bir çalışmada, sosyal medya profil fotoğrafınızın sadece yeterli bir bakış açısı sağlanması durumunda, doğru bir şekilde kişilik analizinizi gerçekleştirebilmektedir. Araştırmacıların, binlerce kişinin sosyal medya profil fotoğrafları üzerinde yaptığı analizler sonucunda buldukları sonuçlar şöyledir;</p>
<p><strong>Dürüstlük:</strong> PsyBlog &#8220;Dürüst insanların daha doğal, renkli ve parlak fotoğraflar kullandıklarını&#8221; açıklıyor.</p>
<p><strong>Yeni deneyimlere açık olma:</strong> Korku ifade eden resimler kullanan kullanıcıların, açıklığa sahip olanlara ait olduğuna kanaat getirilmekteydi (bu özellik yaratıcılığa kesinlikle bağlıdır). Resimler daha fazla kontrasta sahipti ve genellikle daha sanatsal veya olağandışıydı.</p>
<p><strong>Dışa dönüklük:</strong> İlgisini dışarıya yöneltme eğiliminde olan insanların profil fotoğraflarında süprize yer olmamaktadır. Onlar renkli fotoğraflar kullanmakta ve gülümsemektedirler.</p>
<p><strong>Nevrotiklik:</strong> Az renkli basit bir fotoğraf, aşırı nevrotiklik işaretidir. PsyBlog, &#8220;nevrotik bozukluğa sahip olan insanlar, boş bir ifade gösterme veya hatta yüzlerini gizleme eğilimindeydiler&#8221; diye ekliyor.</p>
<p><strong>Sempatiklik:</strong> Sempatik güzel insanlar profillerinde en iyi fotoğraflarını kullanmazlar. Araştırmaya göre, &#8220;Oldukça hoş insanlar nispeten iddaasız fotoğraflar kullanıyor. Fakat yine de gülüyorlar, parlak ve canlı fotoğraflar paylaşmaktadırlar.&#8221;</p>
<p>Bir profil fotoğrafından iyi kişilik analizi yapabildiğinizi düşünüyor musunuz? Eğer cevabınız evet ise, bu bulgular kişisel gözlemlerinizle uyumlu mu?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">143386</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilimsel çalışmalar, arkadaş sayısı çok olanların daha az zeki olduğunu söylüyor</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/bilimsel-calismalar-arkadas-sayisi-cok-olanlarin-daha-az-zeki-oldugunu-soyluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlen Öncel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2016 12:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=138966</guid>

					<description><![CDATA[Zaman geçiyor ve çevrenizdeki insanlar git gide azalıyor mu? genelde seyahatlere yalnız mı çıkıyorsunuz? Hafta sonları herkes buluşup partiden partiye koşarken siz daha çok evde tek başınıza ya da partnerinizle keyif yapmayı mı seviyorsunuz? Bu durum zekanızdan kaynaklı olabilir. Birleşik Krallık’tan evrimsel psikolog Satoshia Kanazawa ve Norma Li, dâhilerin yalnızlığını araştırdı. Araştırma sonucunda çıkan sonuç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman geçiyor ve çevrenizdeki insanlar git gide azalıyor mu? genelde seyahatlere yalnız mı çıkıyorsunuz? Hafta sonları herkes buluşup partiden partiye koşarken siz daha çok evde tek başınıza ya da partnerinizle keyif yapmayı mı seviyorsunuz? Bu durum zekanızdan kaynaklı olabilir.<span id="more-138966"></span></p>
<p>Birleşik Krallık’tan evrimsel psikolog Satoshia Kanazawa ve Norma Li, dâhilerin yalnızlığını araştırdı. Araştırma sonucunda çıkan sonuç ise, birçok zeki kişinin arkadaşlarının azalmasıyla beraber huzurunun artması. Özellikle aşırı derecede zeki kişiler, arkadaşlarıyla vakit geçirmekten hoşlanmıyor.<br />
Dünyanın en büyük ve eski IQ topluluğu olan Mensa’dan Ann Clarkson ise bu durumun kişiden kişiye değişebileceğiniz söylüyor. Onların verilerine göre hem içe kapanık hem de sosyal kişilerin yüksek IQ’ye sahip olabileceğini söylüyor.<br />
Fakat Clarkson, Kanazawa ve Li’nin tezine tamamen karşı değil. Clarkson’ın belirttiğine göre zeki insanlar, dünyayı daha farklı gördüğü için bazen sosyal dünyadan izole olup kendi kabuklarına çekilmek isteyebiliyor. Bunun sebebi, toplumun %2’lik kısmıyla aynı zekaya sahip olmaktan kaynaklanıyor. Bu kişiler birbirini bulunca daha sağlıklı sosyalleşebiliyor, bulamadığı zaman da kendi kabuğuna sıklıkla çekiliyor.<br />
Cornell Üniversitesi profesörü Dr. Robert Sternberg ise yüksek zekanın psikolojik bir karşılığı olmadığını söylüyor, çünkü analitik zeka (IQ), yaratıcı zeka ve pratik zeka gibi birçok zeka türü var. Maalesef, eğitim sistemleri analitik zekaya sahip öğrencileri ödüllendirmeden yana ve bu sakıncalı sonuçlar doğurabiliyor.<br />
Evrimsel psikologlar Kanazawa ve Li ise savan teorisinden yola çıkıyor. Daha önceki yazılarda da aktardığımız bu teori, atalarımızın avcı ve toplayıcı döneminde birbirlerine daha uzak yaşadığı ve daha mutlu olduğuyla alakalı. Bu aynı zamanda zeki insanların, hayatlarındaki problemleri daha kolay çözmesiyle de sonuçlanıyor. Bu noktada ilişkilerin önemi de azalabiliyor.<br />
Dr. Sternberg ise akademik kariyer yapmaya çalışan insanların daha çok insana ihtiyaç duyduğunu, onlarla fikir alışverişi yapma gerekliliği olduğunu ayrıca belirtiyor. Tabi bu teorisinin ardında yine zeka türü farklılıklarının da önemini vurguluyor. Akıllı kişilerin başarılı olması için insan ilişkilerinin de güçlü olması taraftarı olan Sternberg, ilişkilerde başarısız olunduğunda fikirlerinizi insanlara aktarmanın da imkânsızlaşacağı fikrinde. Eğer zeki biri toplumdan uzaklaşıyorsa, muhtemelen çevresinde kendi zekasına değer katacak seviyede bir insan olmamasıyla ilgili olabilir de diyor. Yani Mensa gibi, Dr. Sternberg de, bu bilginin yalınlaştırması konusunda şüpheci yaklaşıma sahip; ancak yine de herkes bir noktada buluşuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">138966</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kilo almanızın 9 bilimsel nedeni</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/kilo-almanizin-9-bilimsel-nedeni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlen Öncel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2016 10:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=138280</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">138280</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çekiciliğinizi öldüren 10 nokta</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/cekiciliginizi-olduren-10-nokta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlen Öncel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Sep 2016 08:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çekicilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=137282</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">137282</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yeni bir araştırma erkeklerin kendilerini her konunun uzmanı sandığını gösteriyor</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/yeni-bir-arastirma-erkeklerin-kendilerini-her-konunun-uzmani-sandigini-gosteriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlen Öncel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2016 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=136465</guid>

					<description><![CDATA[Bilim, her zaman bizim iyiliğimiz için çalışıyor; daha iyi olmamız için bize destek oluyor, yol gösteriyor. Ancak bu sefer bilim bizleri biraz gülümsetti. Özellikle de kadınları. Çünkü bu sefer bilim, erkeklerle ilgili bilinen ama “kuruntu” olarak nitelendirilen bir durumun aslında gerçek olduğunu gösteriyor. Bu çalışmanın belirttiğine göre; erkekler kendilerini ispatlamak için ortaya sundukları argümanları en [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim, her zaman bizim iyiliğimiz için çalışıyor; daha iyi olmamız için bize destek oluyor, yol gösteriyor.<span id="more-136465"></span> Ancak bu sefer bilim bizleri biraz gülümsetti. Özellikle de kadınları. Çünkü bu sefer bilim, erkeklerle ilgili bilinen ama “kuruntu” olarak nitelendirilen bir durumun aslında gerçek olduğunu gösteriyor. Bu çalışmanın belirttiğine göre; erkekler kendilerini ispatlamak için ortaya sundukları argümanları en çok bu otoriteye dayanarak belirliyor: Kendilerine!</p>
<p>Peki bu durum nasıl ortaya çıktı? Akademik makalelerden.</p>
<p>Akademik makalelerin doğruluğunu kanıtlamanın en önemli yollarından biri, başka çalışmalardan alıntılar yapmaktır. Eğer yaptığınız çalışma, yüzlerce kez alıntı olarak kullanıldıysa, alanınızda güzel bir adım atmış sayılırsınız. Hatta üniversiteler, akademisyenleri işe alırken, bu duruma çok dikkat eder.</p>
<p>Son zamanlarda yapılan araştırmada ilginç bir sonuç ortaya çıktı. Akademisyenler, alıntılanma oranını artırmak için yeni işlerinde eski işlerinden alıntı yapıyor.</p>
<p>Aslında bu çok da yadırganacak bir durum değil; çünkü eğer bir konuda uzmanlaşmaya çalışıyor ve birikiminizi artırmak için uğraşıyorsanız, eski işlerinize gönderme yapmanız çok normal. Bunun sebebi de, yaptığınız araştırmayı yapanın çok az olması.</p>
<p>Molly M. King ve Standford, Washington ve New York Üniversitelerindeki meslektaşları, JSTOR’da yer alan, 1779-2011 yıllarında yayınlanan 1,5 milyon makalenin üzerinden geçmiş.</p>
<p>İlk bulguları, kendi kendini alıntılama oranının ciddi anlamda çok olduğu. 1,5 milyon makalenin içerisinde, akademisyenler 8,2 milyon alıntı yapmış. Bu alıntıların 775.000 tanesi kendi işlerinden yapılan alıntılar. Yani bu neredeyse %10 demek.</p>
<p>Örneğin, alanının öne çıkan bilim insanı olarak sayılan bir kişinin işinden 7000 civarında alıntı yapılmış. Bu sayısının beşte birinden fazlasını ise kendisi yapmış.</p>
<p>King’in bulduğu diğer ilginç sonuçlardan bir diğeri, kadın ve erkekler arasındaki kendi işinden alıntı yapma oranı. Erkeklerin kendi işlerinden yaptığı alıntı, kadınlardan %56 daha fazla. Tabi bu 1779-2011 yıllarının ortalaması. Son 20 yıla bakıldığında, bu oran %70’e çıkıyor. Bu durum, biyoloji, sosyoloji, psikoloji ve hukuk anlamında büyük bir akademik boşluk yaratıyor.</p>
<p>Başka bir sonuç da, erkeklerin kariyerlerinin başlangıcında kendilerine olan güvenleri. Bu oran da kadınların kendilerine olan güvenlerinden fazla. Bu da isimlerini daha kolay tanıtmalarına sebep oluyor. Bu da kendi işinden alıntılamayı beraberinde getiriyor. İşin kötü yanı, bunun en büyük sebebinin kolayca iş bulabilmek olması.<br />
Bilim adına daha güzel işlerin yapılması umuduyla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">136465</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilime göre, daha mutlu olmak için her gün yapmanız gereken 11 şey</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/bilime-gore-daha-mutlu-olmak-icin-her-gun-yapmaniz-gereken-11-sey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlen Öncel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2016 07:00:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=135700</guid>

					<description><![CDATA[Herkes daha mutlu olmak için çalışır ama mutluluğun hayatın hangi noktalarında durduğunu bilmek de gerekir. Mutluluk sadece bir sonuç değildir, aynı zamanda bir etmendir. Mutlu insanların daha çok şey başarmasının sebebi de burada yatar. Merhaba dünya programının kurucusu Belle Beth Cooper, bilimin de onayladığı 11 mutlu olma formülünden bahsediyor. Daha fazla gülümseyin Gülümsemek bizi mutlu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Herkes daha mutlu olmak için çalışır ama mutluluğun hayatın hangi noktalarında durduğunu bilmek de gerekir. Mutluluk sadece bir sonuç değildir, aynı zamanda bir etmendir. Mutlu insanların daha çok şey başarmasının sebebi de burada yatar.<span id="more-135700"></span></p>
<p>Merhaba dünya programının kurucusu Belle Beth Cooper, bilimin de onayladığı 11 mutlu olma formülünden bahsediyor.</p>
<h2>Daha fazla gülümseyin</h2>
<p>Gülümsemek bizi mutlu etmekle kalmaz, olumlu düşüncelerin de yapıcısı olur. Michigan Devlet Üniversitesi de bunu destekliyor. Olumsuzluk, verimliliği düşürüyor. Gülümseyen çalışanlarsa daha verimli oluyor.</p>
<p>Tabi bunun için “gerçekten gülümsemek” gerekiyor. Sahte gülücüklerin negatif etkisi büyük.</p>
<p>Gülümsemek aynı zamanda zorlu durumlardaki stresi ve acıyı azaltıyor.</p>
<h2>En az yedi dakika egzersiz yapın</h2>
<p>Sağlık ve Psikoloji Dergisi’nin yaptığı bir araştırmada düzenli egzersiz yapan kişiler, fiziksel bir değişim yaşamasalar bile daha mutlu oluyorlar.</p>
<p>16 erkek ve 18 kadın üzerinde vücut oranları, şekli ve kilosu gözden geçirilmiş. İlk olarak 6&#215;40 saat egzersiz yaptırılmış. Daha sonra da 6&#215;40 saat kitap okutturulmuş. İki durumda da fiziksel olarak bir değişim yaşanmamış. Ancak egzersiz sonrasındaki mutluluk oranı daha yüksek olmuş.</p>
<h2>Daha fazla uyuyun</h2>
<p>Uyku sürecinde, gün içerisinde yaşadığınız zorluklar yüzünden yıpranan vücudunuz kendini tedavi eder. Bu durum da bizim daha verimli olmamızı sağlar. Mutluluk için çok ama çok önemlidir.</p>
<p>BPS Research Digest’in yaptığı bir araştırmada, uykunun negatif hislerdeki hassasiyeti araştırılmış. Yüz tanıma işleminin yapıldığı araştırmada, kişilerin negatif ve pozitif hislere verdiği tepkiler gözlemlenmiş. Arada uyuyan denekler, uykudan sonra mutlu yüzleri daha çok hatırlamaya başlamış.</p>
<h2>Ailenizle ve arkadaşlarınızla daha çok vakit geçirin</h2>
<p>Burada bahsettiğimiz şey onlarla iletişim halinde olmak değil, onlarla gerçekten vakit geçirmek. Bunu daha önce ölmeden önce yaşanan pişmanlıklar yazımızda paylaşmıştık.</p>
<p>72 yıllık araştırmayı sürdüren ve 268 kişi üzerinde çalışan George Vaillant, mutluluğun ne olduğunu araştırmış. 2008 yılında yaptığı açıklamada şu sonucu ortaya koymuş: “Mutluluk, başkalarıyla olan ilişkinizdir.”.</p>
<h2>Dışarıda daha çok vakit geçirin</h2>
<p>Sussex Üniversitesi’nde yapılan başka bir araştırmada, dışarıda vakit geçirmenin insanları mutlu ettiği ortaya çıkmış. Çalışmaya katılan deneklerin, şehir içerisindense, doğa içerisinde daha da mutlu olduğu da ayrı bir bilgi.</p>
<p>Amerikan Meteoroloji Topluluğu’nun yaptığı başka bir araştırmada da, hava şartlarının insanların mutluluğu üzerinde etkili olduğunu söylüyor. İnsanlar çok sıcak ya da çok nemli havalarda mutsuz oluyor.</p>
<h2>Başkalarına yardım edin</h2>
<p>Yılda ortalama 100 saatinizi birilerine yardım etmekle geçirmeniz, sizi mutlu eder.</p>
<p>Almanya’da yapılan bir araştırmada, yardım yapma fırsatları ellerinden alınan gönüllülerin verdikleri tepkiler araştırılmış. Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından, gönüllülük en yüksek seviyesine ulaşmış. İki ayrı kutba taşınan ülkenin yeniden birleşmesi ve birbirini yeniden tanımaya çalışması, şok etkisi yaratan bir çalışma gerçekleştirilmiş. Denek grubunun elinden yardım etme fırsatı alınmış, gözlem grubu ise yardıma devam etmiş. Gözlem sonucunda denek grubunun memnuniyetsizliğinin yükseldiği gözlemlenmiş.</p>
<p>Kısacası, yardım etmek size kendinizi daha iyi hissettiriyor.</p>
<h2>Gezi düzenleyin (gitmeyecek olsanız bile)</h2>
<p>Tatili beklemeden, hafta sonu için küçük geziler düzenlemek, psikolojinize iyi gelecektir. Yapılan başka bir araştırmaya göre yapılan bir gezi, ortalama sekiz hafta boyunca modunuzu yüksek tutabiliyor. Bunun yerine oturup evde film izlerseniz, endorfin oranınız sadece %27 artacaktır; ancak bir gezi, sizi haftalarca mutlu edecektir.</p>
<h2>Meditasyon yapın</h2>
<p>Bundan neredeyse her yazımızda bahsediyoruz. Hala daha başlamadıysanız, bir de Massachusetts Hastanesi’nde yapılan araştırmaya göz atın.</p>
<p>Meditasyon saatlerine katılan 16 kişi üzerinde yapılan araştırmada, MR ile beyin fonksiyonları da gözlemleniyor. Araştırma sonunda beynin bireysel farkındalık ve şefkatle ilgili olan bölümleri büyüyerek, stres bölümünü daraltıyor.</p>
<p>Yani meditasyon gerçekten de size iyi geliyor.</p>
<h2>İşinize yakın bir yere taşının</h2>
<p>Farkında olmayabilirsiniz ama aslında bu durum sizi çok fazla miktarda mutsuz ediyor.</p>
<p>Harvard psikoloğu Daniel Gilbert, trafiğin başka bir cehennem olduğunu söylüyor. Daha büyük evde yaşamak için daha uzağa taşınmak sizi daha mutlu etmiyor. Hatta daha da mutsuz ediyor.</p>
<h2>Minnettar olmayı öğrenin</h2>
<p>Basit gözükebilir, ancak bunu yapabilmeniz için birkaç tekniğe ihtiyacınız var.</p>
<p>Bir günlük tutun. Günlüğe her gün minnettar olduğunuz şeylerle doldurun. Her gün yaşadığınız güzel şeyleri yazın. Mutlaka işe yarayacaktır.</p>
<p>Aslında bu Mutluluk Çalışmaları Dergisi’nin de kullandığı teknikle aynı. 219 kişiden oluşan denekler, üç hafta boyunca minnettar oldukları noktaları not alıyorlar ve üç haftanın sonunda mutluluk seviyelerinin arttığı görülüyor.</p>
<h2>Ve en basiti: Yaşlanın!</h2>
<p>Yaşlanmaktan korkmayın, hatta bunun için sabırsızlanın.</p>
<p>Orta yaşı geçmiş olan insanlar, daha kolay mutlu oluyor.</p>
<p>Yazarların da dahil olduğu başka bir araştırmada, yaşla beraber modun da yükseldiği gözlemlenmiş. Sosyal çevre, elenmiş ve azalmış oluyor. Yaşanılan hayal kırıklıkları, onları daha güçlü yapmış oluyor. Hedefler daha gerçekçi ve insancıl hale geliyor.</p>
<p>Yani yaşlanmak, mutluluğu beraberinde getiriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">135700</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilime göre dünyanın en güzel kadınları</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/bilime-gore-dunyanin-en-guzel-kadinlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlen Öncel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2016 12:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=135892</guid>

					<description><![CDATA[Bilim insanları, yüz oranlarını ölçerek en güzel ünlüleri seçmiş ve bu ünlülerden, bilimsel olarak en güzel kadını yaratmış.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, yüz oranlarını ölçerek en güzel ünlüleri seçmiş ve bu ünlülerden, bilimsel olarak en güzel kadını yaratmış.<span id="more-135892"></span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">135892</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilim açıkladı: sessizlik size fayda ediyor</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/bilim-acikladi-sessizlik-size-fayda-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe İçözü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2016 06:33:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[gürültü]]></category>
		<category><![CDATA[sessizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=135293</guid>

					<description><![CDATA[Bilim adamları sessizliğin beyin üzerindeki büyük etkisi karşısında şaşkın. Şimdi şaşırma sırası sizde! En son ne zaman gerçekten sessiz bir an yaşadınız? Eğer sessiz ve uzak bir yerde yaşayacak kadar şanslıysanız bu sorunun cevabını vermek o kadar da zor değil. Fakat çoğu kent sakini için araba kornalarının kakafonisinden, inşaat gürültüsünden ve insanların gevezeliğinden kaçmak nadir gerçekleşen büyük [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim adamları sessizliğin beyin üzerindeki büyük etkisi karşısında şaşkın. Şimdi şaşırma sırası sizde!<span id="more-135293"></span></p>
<p>En son ne zaman gerçekten sessiz bir an yaşadınız?</p>
<p>Eğer sessiz ve uzak bir yerde yaşayacak kadar şanslıysanız bu sorunun cevabını vermek o kadar da zor değil. Fakat çoğu kent sakini için araba kornalarının kakafonisinden, inşaat gürültüsünden ve insanların gevezeliğinden kaçmak nadir gerçekleşen büyük bir olay.</p>
<p>Acaba hepimiz bu gürültülü dünyadan daha sık kaçarak biraz sessizlik ve biraz huzur bulmak için çaba göstermeli miyiz?</p>
<p>İşte <a href="http://nautil.us/issue/38/noise/this-is-your-brain-on-silence-rp" target="_blank" rel="nofollow">Daniel A. Gross</a> tarafından <a href="http://nautil.us/issue/38/noise/this-is-your-brain-on-silence-rp" target="_blank" rel="nofollow">Nautilus</a>&#8216;da ele alınan yazının konusu tam da bu! Yazı, sessizliğin insan beyni üzerindeki etkileri üzerine yürütülen en son araştırmayı derinlemesine inceliyor. Biz sessizliği genellikle, olumlu bir durum yerine bir yokluk, gürültünün yokluğu olarak değerlendirme eğilimindeyiz. Fakat bu bilimsel araştırmaya göre sessizlik beyniniz için kötü değil aksine etkin bir şekilde iyi.</p>
<h2>Beyniniz gürültüye maruz kaldığında ne oluyor?</h2>
<p>Şimdiye kadar bu haber güncelliğini çoktan yitirdi ancak iyi belirlenmiş bir araştırma bütünü; çok fazla sesin, gürültünün sağlığınıza zararlı olduğunu onaylıyor. Üstelik bu haber en çok DJ&#8217;leri ve tren raylarına yakın bir bölgede yaşayanları ilgilendiriyor.</p>
<p>Gross:  &#8220;20. yüzyılın ortalarında epidemiyoloji uzmanları, yüksek tansiyon ile otoyol ve hava alanı gibi kronik gürültü kaynakları arasında bir bağlantı olduğunu keşfetti. Daha sonraları araştırma gürültüyü; uykusuzluk, kalp hastalıkları ve kulak çınlaması oranlarının artmasına bağladı.&#8221; diye yazıyor.</p>
<p>Ve zarar sadece fiziksel değil. Komşunuzun dört geveze köpeğinin sizi gerçekten strese soktuğunu bilim kanıtlıyor. Gross konuyu detaylı olarak şöyle açıklıyor: &#8220;Nörofizyoloji ile ilgili bir araştırma seslerin ilk olarak bademcikleri ve beynin şakak loblarındaki nöron kümelerini etkinleştirdiği ortaya koyuyor. Bu nöronlar da hafıza formasyonu ve duygularla ilişkili! Etkinleştirme ise kortizol gibi stres hormonlarının salgılanmasına neden oluyor. Düzenli olarak gürültülü ortamda yaşayanlar kronik olarak yüksek seviyede stres hormonu üretiyorlar.&#8221;</p>
<p>Bu kadar stres, sağlığın bozulmasına yol açıyor. WHO ise bunu rakamlara dökmeye çalışmış. Gross bu konuda şöyle yazıyor: &#8220;Batı Avrupa&#8217;nın 340 milyon sakini, gürültü yüzünden her yıl, sağlıklı hayatından toplamda bir milyon yıllık kısmını kaybediyor. &#8221;</p>
<h2>Sessizliğin beyne etkisi nedir?</h2>
<p>Tüm bu çalışmalar göz önünde bulundurulunca sessizliğin stersi azaltması kimseyi şoke etmiyor. Fakat bilim adamları gürültünün sağlık üzerindeki etkilerini araştırırken tesadüfen sürpriz bir sonuçla karşılaştı: sessizlik, gürültü kirliliği yoksunluğundan daha fazlasıydı. Bizim üzerimizde fizyolojik ve psikolojik olarak olumlu etkileri olan etkin bir fayda!</p>
<p>Örneğin, bir Duke biyoloğu tarafından yönetilen tek fare çalışmasının sonuçları araştırma ekibi için tam bir muamma. Bebek farelerin çağrılarının yetişkinlerin beyin hücrelerinin büyümesini teşvik ettiği hipotei üzerine çalışan ekip, beynin kendini yenilemesine en çok sessizliğin katkıda bulunduğunu keşfetti.</p>
<p>&#8220;Günde iki saatlik sessizlik, hissiyatlar dahil olmak üzere hafıza formasyonuyla ilişkili hipokampüsteki hücre gelişimini teşvik ediyor.&#8221; diyor Gross ve düzenli olarak sessizce vakit geçirmenin beyinde gerçekleşen şaşırtıcı faydalarını listelemeye devam ediyor:</p>
<p>&#8220;Gürültüden ve hedef odaklı görevlerden uzaklaşmak, bilinçli çalışma alanımızın görevini yapmasını, dünyada kendimize dokunmamızı ve nereye uyum sağlayacağımızı keşfetmemizi sağlıyor. Bedenimizi sakinleştiriyor, iç sesimizin yükselmesini ve dünyayla olan bağımıza ayak uydurmamızı sağlıyor.&#8221;</p>
<p>Şimdi yeniden soralım: en son ne zaman gerçekten sessiz bir an yaşadınız?</p>
<p>Ve belki de gürültüden düzenli olarak kaçmak için daha fazla çaba göstermelisiniz. Ne dersiniz?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">135293</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilime göre kendinizi motive etmenin 7 etkili yolu</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/bilime-gore-kendinizi-motive-etmenin-7-etkili-yolu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlen Öncel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2016 08:14:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Motivasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=134950</guid>

					<description><![CDATA[Başarının sırrı motivasyonda yatıyor ama hadi deyince motive olmak da mümkün değil. Çevredeki dikkat dağıtıcı birçok öğeden arınmak ve işinize odaklanmak isterseniz, bilimin de belirttiği bu 7 yolu izleyebilirsiniz. Hedefiniz olsun Edwin Locke ve ekibinin yapmış olduğu araştırmaya göre, inşalara en iyilerini yapmalarını söylemekle, onlara belirli hedefler vermek arasında ciddi bir performans farkı var. Daha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başarının sırrı motivasyonda yatıyor ama hadi deyince motive olmak da mümkün değil. Çevredeki dikkat dağıtıcı birçok öğeden arınmak ve işinize odaklanmak isterseniz, bilimin de belirttiği bu 7 yolu izleyebilirsiniz.<span id="more-134950"></span></p>
<h2>Hedefiniz olsun</h2>
<p>Edwin Locke ve ekibinin yapmış olduğu araştırmaya göre, inşalara en iyilerini yapmalarını söylemekle, onlara belirli hedefler vermek arasında ciddi bir performans farkı var. Daha akıllı ve etkili çalışmak için nereye gittiğinizi bilmek önemli.</p>
<h2>Tutkunuzu keşfedin</h2>
<p>Çünkü tutkulu olduğunuz şeyi yapmak size keyif verir. İşin kendisi, başlı başına bir motivasyon kaynağı olur.</p>
<h2>Bardağın dolu tarafına bakın</h2>
<p>İyimserlik, çok ama çok güçlü bir enerji kaynağı. Gerçekçilikle negatifliği birbirine karıştıran bizler, artık bir şeyleri değiştirmeli.<br />
Nörolog Tali Sharot, bardağın boş tarafındansa dolu tarafına bakmanın, motivasyonun güçlü bir kaynağı olduğunu söylüyor. İyimser yaklaşımınızı günlük hayatınızdaki basit şeylere taşımanın, ilerde büyük çapta değişiklik yaratacağını da belirtiyor.</p>
<h2>Emeğinize odaklanın</h2>
<p>Araştırmalar, ille de sonuca odaklanmamanız konusunda diretiyor. Sonuç kadar sarf ettiğiniz efor da önemli. Çabanıza odaklanın ve tek seferde bir ya da iki hedefe yönelin. Asla üç ya da daha fazlasını hedeflemeyin. Hedeflerinizi minimum sayıda tutmak, harcadığınız enerjiyi dengeleyecek; bu sayede daha çok başarmaya başlayacak ve daha çok motive olacaksınız.</p>
<h2>Kişisel çemberinize sizin gibi düşünen insanları sokun</h2>
<p>Bilim insanları, iş ve kişisel çevrenizdeki insanların, davranışlarınız üzerine büyük etkileri olduğunu gösteriyor. Yüksek motivasyonlu insanlarla vakit geçirmek, sizin motivasyonunuzu da artıracaktır.</p>
<h2>Israrcı olun</h2>
<p>İlk denemenizde başarısız olmanız, motivasyonunuzu kolayca düşürür. Unutmayın, büyük işler bir günde gerçekleşmez. Azimli olun, tekrar denemekten çekinmeyin.</p>
<h2>Kendinizi ödüllendirin</h2>
<p>Motivasyon uzmanı Bob Nelson, “Ödüllendirildiğinizi alırsınız.” diyor. Başarıları yoğun çalışma gerektirir. Bunun sonucunda kendinizi ödüllendirin. Bu sayede doğal seyrinizde motive olmuş olursunuz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">134950</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
