<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Hakan Şık arşivleri - Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/tag/hakan-sik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/tag/hakan-sik/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Jan 2012 08:43:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.1</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>2011 için Kim, Ne Dedi? [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/2011-icin-kim-ne-dedi-dosya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 12:32:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[2011 Yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Almanak]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Cici]]></category>
		<category><![CDATA[Çağıl Yüzer]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Akış Baruh]]></category>
		<category><![CDATA[Meltem Yetener]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Çağlargil]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Bülent Öngün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=21392</guid>

					<description><![CDATA[2011’de sosyal medyada birçok yenilik ve gelişme oldu. Yapılan yatırımlar, platformlardaki değişiklikler, yaratıcı projeler, başarısız projeler, yasaklanan siteler, kısıtlamalar, kullanım oranları, yeni platformlar, rekor rakamlar. Bütün bu kalabalık...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2011’de sosyal medyada birçok yenilik ve gelişme oldu. Yapılan yatırımlar, platformlardaki değişiklikler, yaratıcı projeler, başarısız projeler, yasaklanan siteler, kısıtlamalar, kullanım oranları, yeni platformlar, rekor rakamlar vs&#8230;</p>
<p>Bütün bu kalabalık haber silsilesinin yanı sıra sektör profesyonellerinin görüşlerine göre 2011’in yıldızı Twitter! Çünkü 2011 sosyal medya dünyasında en çok dikkat çekenler; Twitter Türk kullanıcı sayısındaki ciddi artış ve Van depremi sırasında Twitter’ın hayat kurtaran kullanımı. Onur Air’in sosyal medya kazası da hala akıllarda&#8230; Foursquare ve LinkedIn’in rekora koşuşlarını da unutmamak gerek tabii.</p>
<p>İşin ‘Neler oldu?’ kısmını zaten gün gün – anında – haber aldık. Peki 2011 yılı hem global anlamda hem de Türkiye özelinde nasıl geçti? Sosyal medya 2011 için kim, ne dedi?</p>
<p>Görüşler, 2011’in sosyal medya ve dijital dünya açısından güzel bir yıl olduğu yönünde. Yasaklardan ve Türkiye’de erişimi engellenen sitelerden ise bahsedilmiyor.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sosyal medya, pazarlama ve iletişim stratejilerinin en üst sıralarında ciddi bir yer edindi[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-21399" title="Tevfik Bülent Öngün" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/tevfik-bulent-ongun1.jpg" alt="" width="200" height="208" />Tevfik Bülent Öngün, Tick Tock Boom Kurucu Ortak / CEO</strong></p>
<p>2011 dijital dünyada birçok açıdan çok hareketli bir yıl oldu. Başlarda sosyal medyayı deneysel olarak algılayan birçok marka, 2011 içerisinde sosyal medyanın kendileri açısından ne kadar büyük fırsatları barındırdığını iyiden iyiye görmeye başladı.  Sosyal mecraların ne kadar fazla katma değer yaratabileceğini hayata geçirilen uygulamalarla görmeye başlayan kurumsal iletişim, pazarlama, müşteri ilişkileri, araştırma geliştirme ve insan kaynakları gibi birimler, sosyal medyadan daha profesyonel şekillerde yararlanmayı öğrendi.  Dolayısıyla, birçok firma açısından sosyal medya artık pazarlama ve iletişim stratejilerinin en üst sıralarında kendine çok ciddi bir yer edindi ve önemini 2012’de daha da arttıracak.</p>
<p>Tüm bu gelişmelerin yanında geride bıraktığımız senede sosyal ağlara adım atan küçük, büyük birçok markaya tanık olurken, bunların birçoğunun stratejilerinin olmadığını ve bu mecraların dinamiklerine pek de hâkim olmadıklarını gördük. Onlar da bazı şeyleri deneyimleyip, diğer markalara benzer süreçleri geriden takip edeceklerdir. Sosyal medyada bir süredir yer alan markalar ise, şimdiye kadar ki çalışmalarını masaya yatırmaya, ROI ve sonraki adımlara nasıl geçecekleri gibi konuları tartışmaya başladı. İşe başladığımız günden beri vurguladığım gibi sayılardan ziyade, takipçilerin nitelikleri önem kazanıyor.</p>
<p><strong>Markalar eş zamanlı sosyal medya takibinin öneminin ciddi şekilde farkına vardı</strong></p>
<p>BoomSonar üzerinden deneyimlediğimiz şeylere dayanarak da bir şeyler söylemem gerekirse, markalar eş zamanlı sosyal medya takibinin öneminin ciddi şekilde farkına vardı. Taleplerinin derinliği ve kapsamı her geçen gün artmakta. Başlangıçta sadece kendilerine odaklanan birçok büyük şirket, artık rakiplerini de kendileri gibi yakından takip edip, analiz ediyor.</p>
<p>Keza, aynı şey işin araştırma boyutunda da söz konusu. Bu noktada online araştırmalar ve bunların dayandırıldığı yeni metodolojiler bu sene daha da ön plana çıkacak. Bu konuda dünyanın önde gelen şirketleriyle ciddi ortak çalışmalar yürütmeye başladık bile. Tick Tock Boom gibi ajansların profesyonel desteği üzerinden Social CRM çalışmalarını yönetmeye başlayan Türkiye’deki büyük yerli ve global markalar, konunun önemini iyice kavradılar. CRM’in online boyutu çok daha fazla önem kazandı.</p>
<p><strong>Twitter’ın Türkiye’deki kullanımının ciddi şekilde arttı</strong></p>
<p>2011’de en güzel gelişmelerden biri, kişisel olarak birçok insan gibi ekstra bir sempati duyduğum Twitter’ın Türkiye’deki kullanımının ciddi şekilde artması. Bizim tahminlerimize göre 4 milyonun üzerinde olan kullanıcıların sayısı, bazı önemli kaynaklara göre 6.5 milyon civarında.. Her hâlükârda iki rakam da çok önemli. Uzun bir süredir var olan kanalın birden bire bu hızla büyümesindeki en önemli etkenleri basın ve yayın kanalları ile ünlülerin Twitter’a olan ilgisi şeklinde özetleyebiliriz.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]Twitter üzerinden marka değerini düşüren ve düşürmeye devam eden çok fazla ünlü var[/pullquote]</strong></p>
<p>Bu arada ünlüler konusuna ayrı bir parantez açmadan geçemeyeceğim. Maalesef, Twitter bize ülkemizdeki birçok ünlü sanatçı ve kişinin fikir ve kültürel açıdan ne kadar boş olduğunu da gösteren bir kanal oldu. Elbette, doğru yönetenler de yok değil ancak Twitter üzerinden marka değerini düşüren ve düşürmeye devam eden çok fazla ünlü olduğunun da altını çizmemiz gerekir.</p>
<p>Facebook’u anlatmamıza gerek bile yok. Türkiye’de ve dünyada geldiği durum ortada. Dinamikliğini, yeniliklerdeki öncülüğünü bu sene de sürdürdü. Özellikle reklam konusundaki atılımı takdire şayan.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sosyal medya 2011’de çok hızlı gelişti[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-21400" title="Çağıl Yüzer" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Çağıl-Yüzer.jpg" alt="" width="200" height="240" />Çağıl Yüzer, Boomerang CEO / Yönetici Ortak</strong></p>
<p>Geride bıraktığımız 2011 yılının sosyal medya dünyası açısından oldukça hareketli bir yıl olduğunu söyleyebiliriz.  Doğası itibarı ile sürekli değişime ve gelişime açık olan sosyal medyanın kullanımı 2011’de de çok hızlı bir şekilde gelişti. Bu gelişim bize önümüzdeki yıllarda sosyal medyanın hayatımızdaki öneminin ne kadar artacağı yönünde çeşitli ipuçları da verdi.</p>
<p>Yeni yılda sosyal medyanın merkezinde yer alan ve “kısa hikayeleri” anlatmanın hızlı tüketilen şekli olan online videonun, 2011’deki yükselişini artarak sürdüreceğini düşünüyorum. Özellikle Türkiye’de online video kullanımının son 12 ayda %54 artışı, 2012’de yerel pazarda yoğun online video kullanımıyla daha sık karşılaşacağımızı gösteriyor.</p>
<p>Geçtiğimiz yılın sosyal medyaya getirdiği önemli yeniliklerden birinin de Google + olduğunu düşünüyorum. Google + şu an için sosyal medyanın tartışmasız lideri olan Facebook ile rekabet edecek seviyede değil, ancak sosyal medyanın bu yeni sayılabilecek mecrasının şimdiden Facebook’un kendini yenileme ihtiyacı hissetmesine neden olduğunu söyleyebiliriz. Google +’ın açılmasından sonra Facebook’a eklenen “subscription”, “her post için gizlilik ayarı yapabilme” gibi çeşitli özellikler bunun açık bir göstergesi.  2012 boyunca Facebook Google rekabetinden ilginç sonuçlar ve her iki ağ için de birçok yeni özellik çıkacağını ve haliyle bu özelliklerin kullanıcıların menfaatine olacağını düşünüyorum.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]2012’yi, özellikle Facebook halka arz edildiğinde olacakları görmek için merakla bekliyoruz[/pullquote] </strong></p>
<p>2011’de sosyal medyada olan önemli gelişmelerden biri de Linkedin’in halka açılması. Bu gelişme ve Linkedin’in halka arz sonrası beklenenden çok daha fazla bir değere ulaşması, sektördeki diğer şirketleri de halka arz konusunda cesaretlendirdi. Bu nedenle 2012’yi, özellikle Facebook halka arz edildiğinde olacakları görmek için merakla bekliyoruz.  Merakla beklediğim bir başka konu da 2012 yılı içerisinde sosyal ticaret kavramının hangi noktaya ulaşacağı. Facebook’un da sosyal ticarete yönelik yeni uygulamalar, stratejiler geliştireceğini düşünüyorum. 2012 bu stratejilerin uygulanıp, sosyal ticaretin Facebook’a başarılı bir biçimde entegre edildiği bir yıl olabilir.</p>
<p><strong>2012’de sosyal medya ajansları çok önemli bir konuma yerleşecek</strong></p>
<p>2011’de markaların sosyal medyanın gücünü kabul etmesi ve düzenledikleri sosyal medya kampanyaları ile elde edilen sonuçların netlik kazanması, yatırımlarının geri dönüşlerinin daha kolay ölçümlenebilmesini sağladı. Bu nedenle 2012 yılında sosyal medya ajanslarının çok önemli bir konuma yerleşeceğini düşünüyorum.</p>
<p>2011 yılı, henüz genç olan ajansımız Boomerang için de oldukça hareketli geçti. Geçtiğimiz yıl içerisinde müşteri portföyümüze Deloitte, Best Western gibi global markaların yanı sıra  Lineadecor, Santralistanbul, Letoonia Resorts, YogaŞala, ALÇIDER gibi birçok önemli markayı da ekledik.</p>
<p>Bu markalar için sosyal medya yazılım ürünlerimiz olan Kampanyapp, Fırsatkapp ve Sosyal CRM ile çeşitli sosyal medya yarışmaları ve sosyal medya avantajlı satış uygulamaları gerçekleştirdik. Bizi diğer sosyal medya ajanslarından ayıracak yeni yazılım ürünlerimizin ise altyapı çalışmalarını tamamladık ve yeni yılda bunları markaların hizmetine sunuyor olacağız.</p>
<p>Boomerang olarak 2012’den beklentimiz, portföyümüze katılacak olan yeni müşterilerimizin sosyal medya yatırımlarının geri dönüşünü sağlayabilecekleri ve bunu net bir şekilde ölçümleyebilecekleri yeni sosyal medya kampanyalarını hayata geçirebilmek.</p>
<p>2012’nin herkes için sağlık ve barış dolu bir yıl olması dileklerimle&#8230;</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]2011’de sosyal medya olaylara yön veren bir platform özelliği kazandı[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-21401" title="Alper Cici" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/alper-cici1.jpg" alt="" width="200" height="248" />Alper Cici, Mobilera Dijital Pazarlama Müdürü </strong></p>
<p>2011 yılında Sosyal medya, paylaşım ve takip sağlayan bir kanal olmasının yanı sıra olaylara direk yön veren bir platform özelliği de kazandı. Daha Şubat ayında Defne Joy hakkında ileri geri konuşan Hıncal Uluç, sosyal medyadan bir ulusun ortak tokadını yedi. YGS skandalı ve atanamayan öğretmenler Türkiye’de aksayan eğitim sistemini tüm açıklığı ile gözler önüne serdi. Van depreminde ise bölgedeki anlık ihtiyaçları öğrenen kullanıcılar, ihtiyaç olan ürünü üreten tüm grup şirketlerini yardıma çağırarak birçok insanın daha iyi şartlarda yaşamasını, belki de hayatta kalmasını sağladılar. Sosyal medya bu gibi birçok konuda yönlendirici ve ortak bir ses haline geldi.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]2011 aynı zamanda markaların ve ajansların da sosyal medyadaki yükseliş yılı oldu[/pullquote] </strong></p>
<p>Belli başlı markalar Sosyal medyada yerlerini alıp kendilerini profesyonel ajanslara emanet ettiler. Facebook üzerindeki 30 milyon kullanıcının etkisine kapılıp müşterilerini kucaklayan farklı kategorilerden birçok başarılı marka gördük. Aldığı ‘like’ başına depremzedelere yardım vaad eden bir Havayolu şirketi de 2011 yılının sosyal medya pazarlama faciasına imza attı. <strong></strong></p>
<p>Markaların iştahına paralel birçok girişimci sosyal medya kategorisinde ajanslarını kurdu.  Bunun yanı sıra farklı ajanslar da kendi içerisinde Sosyal Medya departmanları kurmaya başladı. Uygulama geliştirme, takip, digital PR, içerik geliştirme ve topluluk yönetimi gibi kategorilerde hizmet veren ajanslar artık daha fazla hayatımızdalar.</p>
<p>Sosyal medya hayatımızın her anında yer aldığı için mobil internet kullanımı da hızla artmaya devam ediyor. Mobil internet, 2011 yılında 3.4 milyon kişinin katılımı ile toplam 7.2 milyon kullanıcıya ulaştı. Burada lokasyon bazlı uygulamaların yükselişini görmemek mümkün değil. Foursquare ve Facebook Places 2011’in gözde servisleri arasında. Şimdilerde hemen hemen her yere ait bir ‘Venue’ ve bir ‘Mayor’ görebilmek mümkün.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]2011’de Türk sosyal medyasının parlayan yıldızı Twitter oldu[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-21402" title="Hakan Şık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Hakan-Şık.jpg" alt="" width="200" height="242" />Hakan Şık, Digitaliz Yönetici ve Kurucu Ortağı </strong></p>
<p>Sosyal paylaşım ağları açısından belki de en önemli gelişmelerden biri, Twitter’daki Türk kullanıcı sayısındaki kayda değer artış oldu. Tabii ki bunda Twitter’ın Türkçe dil desteği sunmaya başlamasının çok önemli payı var.</p>
<p>Yine Türkiye için konuşmak gerekirse; geçtiğimiz senelerde dijital aktivizm, belirli olay, kişiler veya gündem ile ilgili olaylar için Facebook’da “1 milyon  kişi bulma” ana trendi üzerinden ilerlerliyordu. İnternet kullanıcıları, gündem veya populer kültür ile ilgili görüş veya tepkilerini açılan Facebook sayfalarını beğenerek gösteriyordu.</p>
<p>Twitter’ın Türkiye’deki daha yaygın kullanımı ile “1 milyon kişi bulma” trendi, yerini hastag’lere ve trending topic’e bıraktı. Bu şekilde gündem daha organik ve kullanıcı bazlı bir şekilde oluşmaya başladı. Ama bu demek değil ki Twitter, Facebook’un pabucunu dama attı. Facebook, halen Türkiye’deki en çok kullanılan sosyal ağ olma özelliğini koruyor. Bunun yanı sıra kariyer ve iş ağı olarak konumlanan Linkedin’deki Türk kullanıcı sayısında, geçtiğimiz senelere göre gözle görülür bir artış var.</p>
<p>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]<strong>Gündemi takip etmek ve yetkin danışman ve ajanslarla sürekli bir dirsek temasında olmak çok önemli</strong>[/pullquote]</p>
<p>Malum geçtiğimiz aylarda ülke olarak Van Depremi gibi büyük ve üzücü bir felaket yaşadık. Van Depremi ile ilgili gelişmelerin neredeyse tümünü ilk olarak Twitter’dan öğrendik. Attıkları tweet’ler ile göçük altından kurtulan insanlar oldu. İnsanlar, sosyal medya ve özellikle Twitter’da organize olarak depremzedelere ve deprem bölgesine birçok konuda yardım ettiler veya yardım edilmesi için önayak oldular. Tabii ki bir havayolu şirketinin de sosyal medya ruhuna aykırı ve etik olmayan yardım kampanyasına da şahitlik ettik malesef. Benzer bir kampanya ve aynı hatayı sene başında global bir şirket Japonya Depremi’nde yaşamıştı. Bu anlamda global gelişmeler ve gündemi takip etmek ve yetkin danışman ve ajanslarla sürekli bir dirsek temasında olmak çok önemli.</p>
<p>Türk internet kullanıcıları, özellikle de Y jenerasyonu, yenilik ve teknolojik gelişmelere çok çabuk adapte oluyor. Ama bu çoğu zaman yeterli değil, bilgi ile kesinlikle desteklenmesi gerekiyor. Örneğin sponsor olduğumuz ve BJK TV’de yayınlanan sosyalkafa programı var. Program, Türk internet kullanıcılarını gündem ve teknolojik gelişmeler ile ilgili bilgilendirmeyi ve onlara farklı bakış açıları sunmayı amaçlıyor. Bu gibi program ve platformların artması ile insanlar, sosyal medyayı daha etkin ve bilinçli kullanacaklardır.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]2011, sosyal medya yılı oldu[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-21403" title="Lara Akış Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Lara-Akış-Batuh.jpg" alt="" width="200" height="263" />Lara Akış Baruh, Wanda Socialist Group Head</strong></p>
<p>2011, sosyal medya yılı oldu. Sosyal medya 2010 yılında henüz yan öğe iken 2011 yılında stratejilerin merkezinde yer almaya başladı. Markalar açısından bakarsak; markalar sosyal medyayı çok daha ciddi bir alan olarak benimseyip bu alanlara yatırım yapmaya başladılar. Buralarda yapılacak iletişimin tüketiciyle marka arasında ne kadar önemli bir bağ kurduğunu anladılar ve sonuçlarını görmeye başladılar. Bununla beraber müşterilerimize para ile kontrol edilemeyecek tek alan olan sosyal medyanın gücünü detaylıca anlattığımız seanslarımız, daha işe yarar bir hale geldi ve projelerimiz dillendi.</p>
<p><strong>Google Plus, Facebook ve Twitter</strong></p>
<p>Google Plus gibi farklı sosyal medya araçları hayatımıza girdi. Google Plus çok güçlü pazarlama araçları sunmamasına rağmen bu durum; rekabet açısından diğer mecraların kendini geliştirmesini sağladı. Bu da elbette bizim açımızdan olumlu oldu. Facebook’taki haber kaynağındaki yeni gelişmeler ve reklam modelleri markalarımız açısından çok önemli değişikliklerdi. Facebook’un bu akılcı çözümleriyle birlikte markalar çok ciddi bir görünürlük artışı sağladılar. Google önemli bir atılım gerçekleştirmiş olsa da görüntülenme açısından Facebook Google’ı geçti!</p>
<p>Facebook “engagement” kavramının önemini tekrar hatırlattı bizlere. Uzun zamandır skorlara oynayan sosyal medya ajansları ve dijital ajanslar buna göre yönünü değiştirdi.  Hedef kitleyle birebir iletişim kurarak duygusal bağ oluşturmada içeriğin gücü ve önemi yeniden ortaya çıktı.</p>
<p>Twitter markalar tarafından daha çok benimsenmeye ve talep edilmeye başladı. Hala fazla bir pazarlama aracı sunmasa da ufak tefek reklam modelleriyle ürün iletişimlerinde daha önemli bir rol oynamaya başladı. Bu noktada Twitter da alternatif bir alan olarak yükselmeye başladı.</p>
<p>Videolar hayatımızın her dakikasına yayıldı. Tüketici bu yöne doğru kayarken biz de işlerimizde videoları mutlaka kullandık. Tüketicinin kontrol edebildiği annotation video yapısı da oldukça ilgi gördü. Ayrıca “Kedili feed”ler de hayatımızdaki önemli yerini hala koruyor.</p>
<p><strong>Bu sene ölçümleme araçları da büyük atak yaptı</strong></p>
<p>Ölçümlemede istediğimiz değerde datalar veremiyorduk. Fakat şimdi özellikle Facebook ve Twitter için önemli datalar elde edebiliyoruz. Bunları müşterilerimizle paylaştıktan sonra nasıl aksiyonlar alacağımız konusunda çok daha doğru çıkarımlar yaparak daha net kararlar verebiliyoruz.</p>
<p>Tüm bunların sonucunda, sosyal medyanın etkisi sektör tarafından eskisine göre daha fazla önemsenmeye başlandı ve interaktif reklamcılık ödüllerinde sosyal medya kategorileri artış gösterdi.</p>
<p>Kendi klasmanında hızlıca yükselen mobil pazarlamanın sosyal mecralarla ile entegrasyonu da bu sene gerçekleşti. Bu gelişmeyle birlikte biz de birçok uygulamamızda mobil ajansımızla işbirliği içerisinde ilerledik. Mobil araçların sunduğu seçeneklerin çok güçlü olması sosyal medyada çok büyük etki yarattı. İnsanların mobilleşmesi bu yıl mobilden çok sosyal medyaya yarar sağladı. Ayrıca bu entegrasyon satış rakamlarına da çok olumlu bir şekilde yansıdı.</p>
<p>2011, sosyal medya açısından çok önemli gelişmelerle kapanıyor. 2012 bizi çok heyecanlandırıyor! Wanda Digital, Wanda Socialist ve Mobi Wan birleşiminde harika projelerle karşınızda olacağız :)</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]2011 Twitter’ın yılı oldu[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-21404" title="Ozan Çaglargil" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/ozan-çaglargil.jpg" alt="" width="200" height="210" />Ozan Çağlargil, Creasoup Yaratıcı Ortak</strong></p>
<p>Türk İnternet&#8217;i 2010 senesinin ortalarından beri, 2011&#8217;in Sosyal Medya&#8217;nın öneminin anlaşılacağı yıl olacağını öngörüyordu zaten. 2011 bu öngörüleri fazlasıyla gerçekleştirdi. 2011 hangi servisin/sitenin senesiydi dersek, kesinlikle Twitter.</p>
<p>Özellikle ünlülerin Twitter&#8217;ı keşfetmesiyle birlikte, herkesin gayesi bir mesajla sevdiği/takip ettiği kişiye sesini duyurmak oldu. Futbolda yaşanan şike skandalı döneminde ünlü futbol yorumcularının Twitter’dan görüş bildirmesi, Panpişler, Cicişler, Twitter kavgaları derken yıllardır televizyonda en çok reyting alan magazin programları, Twitter üzerinde yaşanır oldu. Üstelik bu maceraları yaşayanlara bir butona basarak sesini duyurabilmek, insanların çok ilgisini çekti. Şu an twitter.com, Türkiye&#8217;de en çok ziyaret edilen 10. site durumunda. Reklam Tweet’leri can sıkıcı bir hal alana kadar bu şekilde devam diye düşünüyorum.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]2011, birçok şirketin sosyal medyayı pazarlama stratejilerinin odağına koyduğu bir yıl oldu[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-21410" title="Gaye Güzelay" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Gaye-Güzelay.jpg" alt="" width="200" height="249" />Gaye Güzelay, Gri Creative Sosyal Medya &amp; Strateji Yöneticisi</strong></p>
<p>Geçen yıl bu zamanlar verdiğimiz gelecek yıl öngörüleri, 2011’e sosyal medyanın damgasını vuracağı şeklindeydi. Geride bıraktığımız yıl içerisinde bu öngörüler gerçeğe dönüştü, 2010’da kendini belirgin bir şekilde gösteren sosyal medya trendi 2011’de ağırlığını artırmayı sürdürdü. 2011, birçok şirketin sosyal medyayı keşfettiği, etkin kullandığı, hatta pazarlama stratejilerinin odağına koyduğu veya koyma kararı verdiği bir yıl oldu. Pazarlama bütçelerinde dijitalin ve sosyal medyanın payının arttığını son derece somut örnekler ile gördük. Son tüketiciye yönelik markaların yanı sıra en büyük çaplısından en küçüğüne, b2b şirketlere, hatta mahallenizdeki küçük esnafa kadar her türden şirket sosyal medyanın gücünü keşfetmeye, kendi işi için keşfetmese dahi bu gücün etkilerine tanıklık etmeye başladı. “Kurumsal” şirket dilinden taviz vermeyen, sosyal medyayı çok riskli olarak değerlendiren en katı şirketler dahi sosyal medyada var olmaları gerektiğinin, en azından bir yerden başlamaları gerektiğinin, önemli olanın doğru strateji ve plan doğrultusunda hareket etmek olduğunun farkına varmaya başladı.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]Sosyal medyadaki kullanıcı sayısı gibi yaş aralığı da genişledi[/pullquote] </strong></p>
<p>Tüm bu gelişmeler tabii ki tüketicilerin de konuya ilgisinin ve farkındalığının artmasına paralel gerçekleşti. İstatistiklerin de söylediği gibi, sosyal medyadaki kullanıcı sayısı gibi yaş aralığı da genişledi. Markalar ile ilişkilerini daha bilinçli yürüten, sosyal medya hesaplarını daha ekin kullanan tüketici sayısı arttı, hala artmaya devam ediyor.</p>
<p>Sosyal medya danışmanlığı ve topluluk yönetimi hizmet veren ajanslar da 2011 yılı boyunca epey pratik yapma imkanı buldular. Türkiye’de son derece yaratıcı, başarılı kampanyalar ve uygulamaların hayata geçtiğini görüyoruz. Sektörde kötü uygulama örnekleri de yaşanmadı değil. İyi niyetle ortaya çıkarılmış ancak iletişimin bazı gerekleri göz önüne alınmadığı için krize davetiye çıkartan kampanyalarla da maalesef karşılaştık.</p>
<p>2012’nin, iş hedeflerine hizmet eden, daha doğru, daha yaratıcı ve daha dinamik uygulamaları beraberinde getirmesi dileğiyle..:)</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sosyal medyada yapılan pazarlama yatırımları hala yeterli değil[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-21405 alignright" title="Meltem Yetener" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Meltem-Yetener.jpg" alt="" width="200" height="244" />Meltem Yetener, Pixel Plus Sosyal Medya Yöneticisi</strong></p>
<p>2011 yılı Türkiye’de markaların dijital pazarlamaya olan ilgilerinin daha da arttığı, sosyal medyanın daha da büyüdüğü ve bu doğrultuda markaların daha fazla dijitalleştiği bir yıl oldu. Ancak yine de sosyal medyada yapılan pazarlama yatırımlarının yeterli olduğunu söylemek doğru olmaz. Sektörün geneline baktığınızda “neden sosyal medyaya yatırım yapayım?”, “sosyal medya markama ne katacak?” gibi sorularla hala karşılaşmaktayız. Dolayısıyla bugüne dek sosyal medyada pazarlamaya uzak durmuş, markasına getireceği pazarlama gücünü kavramamış ya da farkında olsa bile hala şüpheyle yaklaşan pek çok marka bulunmakta.</p>
<p><strong>2011’de birbirinden yaratıcı ve tüm platformlarla entegre fikirlere şahit olduk </strong></p>
<p>Sosyal medyaya inanan ve yatırım yapan markalara baktığımızda, 2011 yılında birbirinden yaratıcı ve mobil, outdoor, TV gibi tüm platformlarla entegre fikirler geliştirildiğine ve uygulandığına da şahit olduk. Türkiye’den sosyal medya projeleri hem yurtdışında hem de ulusal yarışmalarda ödül kazandı, bazıları da Facebook Studio’ya girme başarısını yakaladılar.</p>
<p>2011’de sosyal medya platformlarında yeniliklere de şahit olduk. Facebook Ekim ayında F8’de duyurduğu yeniliklerle önemli bir atılım yaptı. Open Graph, Timeline ve Ticker gibi yeni özelliklerle sosyal medyanın en büyük oyuncusu olma konumunu pekiştiren platform, etkileşimini “beğen”menin önüne geçirmeyi başardı. F8 lansmanının dünyada yapıldığı 3 ülkeden biri olmamız da, Türk pazarının bu konuda ne kadar hızlı ve büyük olduğunun bir kanıtı.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]</strong><strong>2012’de Twitter markaların pazarlama iletişimi içinde önemli bir yer tutacak</strong><strong>[/pullquote]</strong></p>
<p>Micro-blogging kavramını günlük hayatın merkezine sokan Twitter ise 2011 yılında yine politikadan magazine ülke ve dünya gündemini değiştiren gelişmeleri yaymaya devam etti. Özellikle ülkemizde Van depremi sırasında ve sonrasında Twitter yardım çalışmalarında en önemli iletişim aracı oldu. 2011 bitmeden arayüzünün yenilemesi, marka sayfalarının açılması, yeni reklam servisi ile 2012’de Twitter’ın markaların pazarlama iletişimi içinde önemli bir yer tutacağını şimdiden söyleyebiliriz.</p>
<p>LinkedIn de tüm dünyada “profesyonellerin sosyal ağı” olarak anılmayı başardı ancak tam olarak markalar tarafından etkin kullanıldığı söylenemez. 2012’de LinkedIn’de daha fazla kurumun pazarlama iletişimi yapmak üzere var olmasını bekliyoruz. Geçtiğimiz yıl önemli bir çıkış yapan Foursquare lokasyon bazlı check-in devriminin bir anlamda mimarı oldu. Özellikle mağazalar, restoranlar Foursquare’i çok sevdiler, tüketicilere sürpriz fırsatlar dağıttılar. Foursquare ile Facebook arasında kızışan rekabeti de unutmamak lazım. Yine 2011 yılı bitmeden Facebook’un Gowalla’yı satın alma haberi 2012’de lokasyon bazlı pazarlama çalışmalarının hareketleneceğini gösteren bir işaret.</p>
<p>2011 Türk sosyal medyasında bu gelişmelerle geçti, 2012’de yeni teknolojiler ve yeni platformlarla çok daha güzel işlere şahit olacağız.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Daha bilinçli müşteri, daha gelişmiş ajanslar, daha geniş hizmet skalası, daha büyük yatırımlar&#8230;[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-21407 alignleft" title="Uğur Tuncel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Uğur-Tuncel1.jpg" alt="" width="200" height="256" />Uğur Tuncel, Soc.rates Yönetici Ortak                                          </strong></p>
<p>Markalar birkaç sene önce ikiye ayrılıyordu; ilk olmak isteyip, buna cesareti olanlar ve ‘’bakalım, görelim’’ diyenler. Sürecin zaman içerisinde kendini kanıtlaması ile ‘’bakalım, görelim’’ diyenler de en az ilk olanlar kadar istekliler. Bunu müşteri adaylarımızla yaptığımız görüşmelerdeki ana soru kalıbının değişmesinden anlıyoruz; eskiden ana soru ‘’sosyal medyada var olmalı mıyız?’’ iken artık ‘’nasıl var olalım?’’ halini aldı. Kısacası tüm markalar ve ajanslar artık giriş sürecini geçmiş, gelişme aşamasına geçmiş bir durumda.</p>
<p>2011 yılını sosyal medya pazarlama iletişimi aksiyonları bazında ele aldığımızda sonucu şöyle özetleyebiliriz; daha bilinçli müşteri, daha gelişmiş ajanslar, daha geniş hizmet skalası, daha büyük yatırımlar&#8230;</p>
<p>Soc.rates’te bu gelişmelerden pozitif yönde payını aldı. Bu yılın ikinci çeyreğinin başında kurulmuş olmamıza rağmen aradan geçen süre içerisinde hizmet skala ve tamamlama süreçlerinde diğer BPİ süreçlerinin sahip olamadığı bir ivmeyle olumlu yönde geliştik. Tabii ki bu da müşterilerimize olumlu yönde yansıdı ve yansımaya devam ediyor.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]Sosyal medya pazarlama iletişimi ‘’ucuz’’ kalıbından çıkıp ‘yatırım yapılması gereken’ bir süreç haline geldi[/pullquote] </strong></p>
<p>2012 yılında, daha pahalı olan konvansiyonel tanıtım süreçlerinin, daha ucuz olan sosyal medyaya destek amacıyla kullanılması tezatı ile oldukça karşılaşacağız. Bunun sinyallerini aldığımız projeleri az da olsa bu sene görmeye başladık. Bu durum da marka ve ajansların daha da bilinçlendiğinin bir kanıtı olarak gözler önünde duruyor. Eskiden ‘’bir stajyer oturturum Facebook sayfası açar’’ mantığı güdebilen bazı işletmeler, şu an ‘’Sosyal medya süreçlerimi hangi diğer mecralar ile promote ederim’’ diye düşünüyor. Bu da sosyal medya pazarlama iletişimini ‘’ucuz’’ kalıbından çıkarıp, mutlak gerekli hatta yatırım yapılması gereken bir süreç haline geldiğini gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">21392</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Facebook Olmasaydı&#8230; [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2011 10:04:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[41-29]]></category>
		<category><![CDATA[Ajanslar]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endes]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Günel]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Kacar]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook Olmasa Ne Olurdu?]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Akış Baruh]]></category>
		<category><![CDATA[Meltem Yetener]]></category>
		<category><![CDATA[Project House]]></category>
		<category><![CDATA[Wanda Social]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=16411</guid>

					<description><![CDATA[2004 yılından önce, yani sadece 7 sene önce, Facebook diye birşey yoktu. İnsan iyiye çabuk alışırmış derler ya; eminim sanki Facebook hep vardı gibi hisseden milyonlarca insan bulabilirim. Hatta bu fikirden bir Facebook sayfası bile yapabilirim! Hayatımız artık resmen bir film şeridi gibi gözlerimizin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2004 yılından önce, yani sadece 7 sene önce, Facebook diye birşey yoktu. İnsan iyiye çabuk alışırmış derler ya; eminim sanki Facebook hep vardı gibi hisseden milyonlarca insan bulabilirim. Hatta bu fikirden bir Facebook sayfası bile yapabilirim!</p>
<p>Hayatımız artık resmen bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçiyor. Zaman Tüneli ile yeni bir sarsıntı yaratan Facebook sadece bir sosyal paylaşım sitesi olmaktan çıkalı çok oldu;  pazarlama dünyasını yöneten bir pozisyona geleli de&#8230; Facebook’ta sayfası olmayan insan da marka da varolmuş sayılmıyor. 57 yaşındaki babamdan 8 yaşındaki kuzenime kadar herkesin bir Facebook sayfası var.  Yeni kurulmuş küçük ölçekli bir işletmeden, dev global firmalara kadar da&#8230;</p>
<p>Facebook’la ilgili rakamlara ve gerek sosyal gerekse iş hayatımız içindeki yerine bakarsak, insan düşünüyor: Biz Facebook’tan önce ne yapıyorduk? Bu konu daha önce çok yazıldığı için biz de aslında herkesin sorduğu ama detaylı olarak bir yazının oluşturulmadığı soruyu soralım dedik. <strong>Facebook olmasaydı hayat nasıl olurdu? Ve Facebook olmasaydı şu an pazarlama dünyası nasıl olurdu?</strong></p>
<p>Soruyu sektör profesyonellerine yönelttik. Onlardan bu konuda bir tablo çizmelerini istedik. Ortaya çıkan derleme oldukça eğlenceli oldu aslında. Ama önce Facebook’la ilgili rakamlara bir bakalım&#8230;</p>
<p><strong>Facebook istatistikleri:</strong></p>
<p>&#8211;          Facebook’ta 800 milyondan fazla aktif kullanıcı var.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Kullanıcıların ortalama arkadaş sayısı 130.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Günde ortalama 2 milyar post beğeniliyor ya da yorum yapılıyor.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Günde ortalama 250 milyon fotoğraf post’lanıyor.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Kullanıcıların &amp;75’i Amerika dışından. <strong></strong></p>
<p>&#8211;          Facebook’tan uygulama indirme sayısı günde ortalama 20 milyon.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          7 milyondan fazla uygulama ve websitesi Facebook ile entegre olmuş durumda.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          350 milyondan fazla kişi Facebook’a mobil cihazlardan bağlanıyor.</p>
<p><em>Kaynak: Facebook</em></p>
<p><strong>Facebook’ta:</strong></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,000,000 link paylaşılıyor. <em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,484,000 event davetiyesi postlanıyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,323,000 yeni fotoğraf etiketleniyor. <em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 2,716,000 fotoğraf yükleniyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,851,000 durum güncellemesi yapılıyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 10.2 milyon yorum yapılıyor.</p>
<p><em>Kaynak: </em><em><a href="http://www.jeffbullas.com/2011/04/28/50-fascinating-facebook-facts-and-figures">http://www.jeffbullas.com/2011/04/28/50-fascinating-facebook-facts-and-figures</a></em></p>
<p>‘Facebook olmasaydı’ cümlesini Facebook’un kardeşi Twitter’da arattığımızda da karşımıza yine eğlenceli tweet’ler çıktı:</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16412" title="1" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1.png" alt="" width="500" height="85" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1-300x51.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16414" title="2" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2.png" alt="" width="500" height="69" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2-300x41.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16415" title="3" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3.png" alt="" width="500" height="78" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3-300x46.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16416" title="4" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4.png" alt="" width="500" height="64" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4-300x38.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16417" title="5" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5.png" alt="" width="500" height="82" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5-300x49.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<h4>Facebook olmasaydı hayat nasıl olurdu? Ve Facebook olmasaydı şu an pazarlama dünyası nasıl olurdu?</h4>
<h3>Bu kadar çok ‘sosyal medya uzmanı!’ olmazdı</h3>
<figure id="attachment_16419" aria-describedby="caption-attachment-16419" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16419" title="CemBatu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/Cem-Batu.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16419" class="wp-caption-text">Cem Batu, Plasenta Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Cem Batu, <em><a href="http://plasenta.com.tr/" target="_blank">Plasenta</a> Kurucu Ortak</em></strong></p>
<p>Dijital dünyada gerçek kimliklerimiz ile yer alma olgusu çok daha geç hayatımıza girerdi. Bu da pazarlama iletişimini doğrudan etkilerdi. <strong></strong></p>
<p>Herkes ‘Mark’ olmak istemeyebilirdi.</p>
<p>Etkileşim, deneyim gibi daha fazla duygusal bağ oluşturma kavramları yerine hala sayfayı kaç kişi ziyaret etti, banner kaç tıklama aldı gibi kavramları konuşuyor olabilirdik.</p>
<p>Bana feys’ten göndersene diyen bir annem olmazdı, msn’i tercih edebilirdi.</p>
<p>3. parti uygulamalar sayesinde farklılaşan ve zenginleşen dijital dünya hala kampanya siteleri, mikro siteler üzerinden dönüyor olabilirdi.</p>
<p>Tüketiciler’in ‘yürüyen mecralar’ haline gelmesi daha uzun zaman alabilirdi.</p>
<p>Paylaşılabilir, ‘değerli içerik’ üretiminin değeri bu kadar net anlaşılamayabilirdi.</p>
<p>Facebook’un başarısı ile değişen günlük deneyimlerimize entegre olan bir çok sosyal platform da hayatımızda olmayabilirdi. Twitter da dahil olmak üzere.</p>
<p>Bu kadar çok ‘sosyal medya uzmanı!’ olmazdı. Bak bu iyi olabilirdi.</p>
<p>Bugün için en önemlisi, yıllarca yaşadıklarımızı aktararak farkında olmadan tuttuğumuz, blog tadında bir ‘ben kimim’ platformu, yani ‘timeline’ımız olmazdı.</p>
<h3>Facebook olmasaydı adı ‘memyselfandbffs’ ya da ‘findyourlovedones’ olan başka bir sosyal paylaşım sitesi olurdu</h3>
<figure id="attachment_16420" aria-describedby="caption-attachment-16420" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16420" title="Eray Endes" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/erayendes1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16420" class="wp-caption-text">Eray Endes, Creasoup Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Eray Endes, <em><a href="http://creasoup.com/" target="_blank">Creasoup</a> Yönetici Ortak</em></strong></p>
<p>Facebook olmasaydı adı ‘memyselfandbffs’ ya da ‘findyourlovedones’ ya da ‘xpages’ olan başka bir sosyal paylaşım sitesi olurdu. Durum şu ki, araç ve şekil teknolojiye ve içinde bulunduğumuz koşullara göre değişse de, insanların iletişim kurma isteği ve ihtiyacı bitmiyor. Bir zamanlar güvercinle yollanan notlar bir gün büyük bir gelişmeyle posta arabası sayesinde yollanır oldu; fakat bugün kaçımız mektup yazıyoruz? Bir zamanlar erkeğe ilgisini mendilini düşürerek atan kadın bugün &#8216;yanlışlıkla&#8217; bir SMS atıyor ya da Facebook&#8217;tan dürtüyor. Artık mektup yazmıyor olmamız, hasret gidermek ve birbirimizden haberdar olmaktan vazgeçtiğimiz için değil, iletişimimizin formu değiştiğinden. Gelişen teknolojiler ve tabii ki internetin web 2.0&#8217;a dönüşümü de bizim yaşama biçimimizi etkiliyor. Peki Facebook olmasaydı pazarlama iletişimi ne olurdu?</p>
<p>İnsanlar, tarihte uzun bir süredir ticari faaliyet içindeler ve aslında bir şeyleri pazarlıyorlar. İletişim kurma yöntemlerimiz gibi, pazarlama iletişimi de içinde bulunduğumuz zamana göre değişiyor. Çığırtkanın yerini banner alıyor belki mağazanın kapısına asılan tabelanın yanına da Facebook profil fotoğrafı ekleniyor. Durum aslında şu ki, Facebook ile uzun süredir gelişen bir trend &#8211; yani hedef kitlenin nişler haline gelmesi &#8211; oluşuyor. 1960’larda birdenbire beliren televizyonla reklamcılık nasıl &#8216;yaratıldıysa&#8217;, tam da öyle bir süreçten geçiyoruz. Facebook olmasaydı, adı başka bir şey olan bir platformda benzer şeyler yapıyor olurduk; mümkün olduğunca data toplamaya, elimizdeki kitleyi tanımaya ve onlara neyi nasıl pazarlayabileceğimiz üzerine kafa yormaya devam ederdik.</p>
<h3>Facebook olmasaydı kesin bi macebook olurdu</h3>
<figure id="attachment_16422" aria-describedby="caption-attachment-16422" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16422 " title="Tuğçe Erül" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/lowe-tugce-erul.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16422" class="wp-caption-text">Tuğçe Erül, Lowe Istanbul Dijital Grup Direktörü</figcaption></figure>
<p><strong>Tuğçe Erül, <em><a href="http://www.loweistanbul.com/" target="_blank">Lowe Istanbul</a> Dijital Grup Direktörü</em></strong></p>
<p>Facebook olmasaydı kesin bi macebook olurdu :)</p>
<p>Ama hadi o da olmadı ve social community siteleri arkadaş bulma ve piyasa yapma sitelerinde öteye gidemedi diyelim&#8230; Daha az boşanma olurdu, çiftler daha az kavga ederdi ve özel hayatımızı ifşa etme eğilimine hiç girmemiş olurduk.</p>
<p>Paylaşma bağımlısı olmazdık, telefonu telefon açmak için kullanırdık ya da mesajlaşmak için; Facebook&#8217;a girmek için değil.</p>
<p>Profil resmi fenomeni olmayacağı için fotoğraf stüdyoları bu konuda ciro yapamazdı.</p>
<p>Her yerden sürekli resim post etme çabasında olmayacağımız için daha az bakımlı olurduk.</p>
<p>Özlü sözleri daha az kullanırdık. Facebook sağolsun özlü sözler konusunda çok bilgili bir toplum olduk. Çevrimdışı dünyada sosyal hareketi başlatmak için bir araç olmazdı elimizde. Ama bir dakika bunun için Twitter da var :)</p>
<p>Tüm hayatım gözümün önümden bir film şeridi gibi geçti demek için ölüme yakın bir deneyim yaşamamız gerekirdi. Oysaki şimdi timeline var!</p>
<p>Işin şakası bir yana Facebook yüzünden herkesin ipliği meydanda da olsa şu dönemde &#8220;being connected to the world and everyone who know&#8221; hayatımızın çok önemli bir bölümünü kaplamaya başladı. Radyo ve TV olmadan da yaşam vardı, Facebook olmasa da yaşam aynen devam eder. Sadece farklı bir boyutta&#8230;</p>
<h3>Myspace, en popüler sosyal platformlardan biri olarak kalmaya devam ederdi</h3>
<figure id="attachment_16425" aria-describedby="caption-attachment-16425" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16425 " title="Hakan Şık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/hakan-digitaliz.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16425" class="wp-caption-text">Hakan Şık, Digitaliz Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Hakan Şık, <em><a href="http://digitalizagency.com/" target="_blank">Digitaliz</a> Kurucu Ortak</em></strong></p>
<p>“Hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşüncenin gücüne karşı koyamaz” der Victor Hugo. Eğer Mark Zuckerberg, Harvard’lı öğrencilerin fotoğraflarıyla eğlenmek yerine başka birşey yapmayı tercih etmiş olsaydı; muhtemelen benzer fikirlerle ortaya çıkmış farklı kişiler hakkında konuşuyor olurduk.</p>
<p>Facebook ile yaklaşık aynı tarihlerde kurulan Yonja, Türkiye pazarına giren Hi5 ile mücadele ederken; Google, Google Plus gibi riskli bir karşı hamle yerine Orkut’u Türkiye’de yaygınlaştırabilmek için farklı stratejiler geliştirebilirdi. Myspace, en popüler sosyal platformlardan biri olarak kalmaya devam ederken, Facebook’dan ilham alan Qzone (Çin) ve Vkontakte (Rusya) gibi platformlar hiç açılmamış olabilirdi. Facebook’un yarattığı sosyal medya rüzgarını arkasına almamış olan Twitter, Microsoft tarafından satın alınmış ve Windows Live ile birleştirilerek kullanıcılara sunulmuş olabilirdi.</p>
<p>Markaların sosyal medya kullanımı açısından bakacak olursak; insanlar bu farklı platformlarda yine markalar hakkında konuşacaklar ve satın alma alışkanlıkları markanın onlarla kurduğu iletişim ve ortaya konulan yaratıcı projeler doğrultusunda değişmeye devam edecekti. Sosyal CRM, tüm bu farklı platformlar üzerinden yürütülecek ve oluşturulan stratejiler, bu platformların dinamiklerine uygun olarak şekillenecekti.</p>
<p>Facebook olmasaydı, sosyal medya kavramı yine en az şimdiki kadar önemli ve değerli olacaktı. Etkileşim, en önemli dijital dinamiklerden biri olmaya devam edecekti. Zaten web 2.0’ın doğuşu, pazarlama dünyasında bugün gelinen noktanın sinyallerini çoktan vermişti.</p>
<h3>Birer tüketici olarak markalarla bu kadar yakın olamayacaktık</h3>
<figure id="attachment_16434" aria-describedby="caption-attachment-16434" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16434 " title="Meltem Yetener" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/MeltemYetener.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16434" class="wp-caption-text">Meltem Yetener, Pixelplus Interactive Sosyal Medya Departmanı, Yönetici</figcaption></figure>
<p><strong>Meltem Yetener, <em><a href="http://www.pixelplus.net/" target="_blank">Pixelplus</a> Interactive Sosyal Medya Departmanı, Yönetici</em> </strong></p>
<p>Facebook, herkesin internet ortamında kendini var edebildiği bir platform. İnternet mesafeleri azalttı derdik ama Facebook bu mesafeleri neredeyse yok etti. İlkokul arkadaşımızdan eski sevgilimize, iş arkadaşlarımızdan ailemizin tüm bireylerine kadar herkes burada. Facebook olmasaydı eski sevgilimizin yeni sevgilisinin kim olduğunu öğrenemeyecektik. 2 dakika önce çektiğimiz fotoğrafları arkadaşlarımızla paylaşamayacak, yazdığımız iletilerin altına yüzlerce yorum ve beğeni gelmesini beklemeyecektik. Hatta Facebook olmasaydı bu yazımız kaç “like” alacak, kaç kez paylaşılacak diye düşünmeyecektik.</p>
<p>Özel hayatımızın merkezinde böylesine güçlü bir yere sahip olan Facebook olmasaydı markalarla olan iletişimimiz, satın alma davranışlarımız, marka sadakatimiz de kendi halinde ilerliyor olacaktı. Birer tüketici olarak markalarla bu kadar yakın olamayacaktık. Artık her şey çok net, açık, olağan ve şeffaf. Böyle bir eksen üzerinde kurulan marka &#8211; tüketici iletişimi de diğer mecralara göre çok daha samimi. Facebook’ta kullanıcılardan direkt alınan geri dönüşleri diğer mecralardan sağlamak çok güç. Facebook olmasaydı markalar tüketicileri bu kadar iyi dinleyemeyecek ve onlarla konuşamayacaklardı. Markalar reklam ve tanıtım faaliyetlerini artık Facebook üzerinde çok daha düşük bütçelerle ve daha iyi etkileşim yaratarak gerçekleştirme fırsatı buldular.</p>
<h3>Can Yücel şiirlerini ezbere bilmezdik</h3>
<figure id="attachment_16435" aria-describedby="caption-attachment-16435" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16435 " title="Lara Akis Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/lara-akis-baruh.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16435" class="wp-caption-text">Lara Akış Baruh, Wanda Socialist Group Head</figcaption></figure>
<p><strong>Lara Akış Baruh, <em>Wanda Socialist Group Head</em></strong></p>
<p><strong>F</strong>acebook olmasaydı;</p>
<p><strong>A</strong>rkadaşlar Poke&#8217;suz, fotoğraflar Tag&#8217;siz, sorular Poll&#8217;suz, sayfalar Like&#8217;sız olurdu</p>
<p><strong>C</strong>an Yücel şiirlerini ezbere bilmezdik</p>
<p><strong>E</strong>bediyen MIRC odalarında sıkışıp kalırdık</p>
<p><strong>B</strong>irbirimize supergirl18, ateşlidelikanlı diye hitap ederdik</p>
<p><strong>O</strong> markalar hala tüketicilere ürünlerini tattıramamış, bir çift laf edememiş olurlardı</p>
<p><strong>O</strong> zaman hep dışarıdan yaratılan algılarla idare etmek zorunda kalırlardı</p>
<p><strong>K</strong>im, kiminle, nerede, nasıl oyununu heyecanla yeni nesillere aktarırdık</p>
<p><strong>O</strong><strong> </strong>değil de; hala Yonja’da birbirimize “testimonial” yazıyor olurduk</p>
<p><strong>L</strong>ibya ve Mısır’da rejim değişiklikleri olmamış olurdu</p>
<p><strong>M</strong>übarek hala görevde, Kaddafi de sarayında olurdu</p>
<p><strong>A</strong>ma ben<strong> </strong>prodüksiyon sektörüne yönelir ve koşuşturmaktan doğal olarak zayıflardım</p>
<p><strong>S</strong>osyalmedya.co’da böyle bir yazı olmazdı</p>
<p><strong>A</strong>nnelerimizi yeniden tanıma şansımız olmazdı</p>
<p><strong>Y</strong>eni saç modelimi nasıl buldun sorusunu 500 arkadaşımıza soramazdık</p>
<p><strong>D</strong>erin mevzulara ve filozof triplerine girmezdik</p>
<p><strong>I</strong>ssız zamanlarda hayatımız gözlerimizin önünden Facebook profilimiz gibi geçmezdi J</p>
<h3>Şu an olduğu kadar Sosyal Medya Ajansı olmayabilirdi</h3>
<figure id="attachment_16436" aria-describedby="caption-attachment-16436" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16436" title="Evren Kacar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/evren-kacar.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16436" class="wp-caption-text">Evren Kacar, Boomerang Kurucu Ortak / CCO</figcaption></figure>
<p><strong>Evren Kacar, <em><a href="http://www.boomerangistanbul.com/" target="_blank">Boomerang</a> Kurucu Ortak / CCO</em></strong></p>
<p>İlk olarak, şu an olduğu kadar Sosyal Medya Ajansı olmayabilirdi. Buna firmamız Boomerang İstanbul da dahil. Şahsen çok yakında tamamen Facebook’a odaklanmış “Facebook Ajansları”nın da türeyeceğini öngörüyorum.</p>
<p>Facebook olmasaydı, Mark Zuckenberg  dünyanın en genç milyarderi olamazdı. Her ne kadar otoritelerce Facebook’un gelir modeli tartışılsa da, son f8 konferansında açıklanan yenilik ve anlaşmalar Facebook’un  gelir modeli üzerinde çalıştığını ve birçok gelişmenin yakın olduğunun göstergeleri.</p>
<p>Facebook olmasaydı, “timeline” kavramı da olmazdı.Ttimeline’ın Facebook var olduğundan beri eklenen en önemli ve şaşırtıcı özelliklerden biri olduğunu düşünüyorum. Facebook’a kayıt olduğunuz tarihten bugüne tüm dijital aktivitelerinizi tek bir sayfada görüntüleyebiliyor ve “Activity Log” ek sayfasında, tüm aktivitelerinizi filtreleyebiliyorsunuz. Elbette, timeline’ı fikir ve uygulama olarak çok beğenmemle beraber çok da akıllıca ve stratejik bir hamle olduğunu düşünüyorum. Facebook, timeline ile henüz doğmamış çocukların bile ebeveynlerini ikna ederek, daha annelerinin karnındayken Facebook üyesi olmalarını sağlayacak. Zira, timeline üzerinde, “You were born” modülünün altına da post girişi yapılabiliyor.</p>
<p>You were an embryo. &gt; You became a Facebook member. &gt; You were born. :)</p>
<h3>Facebook olmasaydı bir grup insana dair bu kadar sosyal bilgiyi 10 dakikada değil 6 ay içerisinde alıyor olurduk</h3>
<figure id="attachment_16437" aria-describedby="caption-attachment-16437" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16437" title="Ali Güracar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/img_0267-1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16437" class="wp-caption-text">Ali Güraçar, 41? 29!</figcaption></figure>
<p><strong>Ali Güraçar, <em><a href="http://www.41-29.com/" target="_blank">41? 29!</a></em></strong></p>
<p>Birkaç ay önce cep telefonumu tamamen kapatıp hiç açmamaya karar verdiğimde farkettim ki, hem ben daha dakik bir insan haline geldim hem de arkadaşlarımla olan programlarım çok daha net ve kesin çizgiler ile belirlenmeye başladı. Çünkü artık yolda karar vermek gibi bir eyleme, &#8220;Neredesiniz ben de geliyorum&#8221; demeye yarayacak bir objeye sahip değildim. Facebook olmasaydı da aynı şekilde sosyal yaşantımıza ve davranış biçimlerimize etkileri elbette ki çok büyük olurdu. Konuştuğunuz kişinin kaç arkadaşı var ve ne sırayla hangisinin hangi feed’ine hangi yorumu bırakıyor, like yapıyor gibi davranışlar iletişimde o kişiye olan bakışınıza yepyeni bir boyut kattı. Artık karşınızdakini &#8220;tanıdığınız kadarıyla iyi bir insan&#8221; olarak algılamaktansa, &#8220;Bak işte ona bunu demiş, sonra şunu paylaşmış, sonra geldi bana mesaj attı abi&#8221; diyerek yargılayamayacaktık belki de.</p>
<p>Facebook insanları algılayış biçimimizi ve sosyal zekamızın karar mekanizmalarının hızlanmasını sağladı. Facebook olmasaydı bir grup insana dair bu kadar sosyal bilgiyi 10 dakikada değil 6 ay içerisinde alıyor olurduk. Bazı muhakemeleri 10 dakika içerisinde değil 6 aylık periyotlarda yapıyor olurduk. Arkadaşlık kavramı zaman içerisinde daha kıymetli olurdu böylece.</p>
<p>Facebook ile birlikte gelen pek çok sosyal interaksiyon tipi Facebook ile icat edildiği için bu gün olmazdı belki ama çok benzer başka şeyler muhakkak olurdu. Facebook olmasaydı en önemlisi, gerçek hayata dijital bir interface icat edecek başka birileri olurdu ve şimdi de o olmasaydı ne yapıyor olurduk diye konuşuyor olurduk. Çünkü teşhir etmek insan doğasının en önemli öğelerinden biri, teşhir edilene bakmak da bir diğeri. Bu ikisinin oluşturduğu dinamik bir şekilde dijital dünyada kendisine yer bulacaktı. İnsan yapısı zaten bunu dikte ediyor.</p>
<h3>Facebook olmasaydı sadece ABD’de 182 bin kişi işsiz kalırdı</h3>
<div>
<figure id="attachment_16423" aria-describedby="caption-attachment-16423" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16423" title="Esra Günel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/esra-gunel.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16423" class="wp-caption-text">Esra Günel, Project House Sosyal Medya Ekip Lideri</figcaption></figure>
<dl id="attachment_16423">
<dt><strong>Esra Günel, <em><a href="http://www.ph.com.tr/" target="_blank">Project House</a> Sosyal Medya Ekip Lideri</em></strong></dt>
</dl>
</div>
<p>Facebook olmasaydı sadece ABD’de 182 bin kişi işsiz kalırdı. Bu rakama illaki diğer Avrupa ülkelerinden ve ülkemizde de katkı olacağını düşünürsek yüksek bir istihdam yarattığı kesin!</p>
<p>Sosyal hayata bakacak olursak da birçok insan Facebook sayesinde, kaybettiği eski aşklarına yeniden kavuştu ya da var olan ilişkisini kaybetti. Yenilerini bulacağı Facebook’a kavuştuğu için&#8230; :) Bu açıdan da Facebook olmasaydı bir çok evli çift ya da ilişki şu an yaşanamazdı diyebiliriz. :)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16411</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Müşterileriniz Sosyal Medyayı Yeterince Anlıyor mu? [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 07:48:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[41-29]]></category>
		<category><![CDATA[adinteractive]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Creasoup]]></category>
		<category><![CDATA[Dekatlon Buzz]]></category>
		<category><![CDATA[Digitaliz]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endes]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Günel]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Telci]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Lowe İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Project House]]></category>
		<category><![CDATA[Samet Ensar Sarı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Erül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=13756</guid>

					<description><![CDATA[Herkes burada. Hali hazırdaki tüketici de, potansiyel tüketici de, markalar da, ajanslar da, uzmanlar da... Herkes burada da, iş sosyal medya kullanımına gelince bazı gerçeklerin tekrar edilmesi gerekliliği hiç bitmiyor. Mesela; sosyal medya sadece Facebook ve Twitter’dan oluşmuyor...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, herkes burada. Hali hazırdaki tüketici de, potansiyel tüketici de, markalar da, ajanslar da, uzmanlar da&#8230; Herkes burada da, iş sosyal medya kullanımına gelince bazı gerçeklerin tekrar edilmesi gerekliliği hiç bitmiyor. Mesela; sosyal medya sadece Facebook ve Twitter’dan oluşmuyor, Facebook sihirli bir değnek değil ve bir Facebook sayfası açınca ya da Twitter’da hediye dağıtınca bir anda ‘Love Mark’ olunmuyor gibi&#8230; Sosyal medyada tüketicinin ağzı torba değil, onu da büzemiyorsunuz. E ne yapmak lazım o zaman? Önce bu alanın işleyişini ve dinamiklerini anlamak lazım.</p>
<p>‘Sosyal medya kullanımı’ geniş, uzmanlık gerektiren ‘önemli’ bir konu. Markalar da artık sosyal medyanın önemini kabul ediyor, göz ardı edemiyor. Fakat mecrayı ‘yeterince’ anlıyor mu? Yeni soru bu.</p>
<p>Ajans-müşteri ilişkisi her zaman trajikomik bir hal almıştır. Her diyalogda geçerli olan bir gerçek, ajans-müşteri diyaloğunda kendini tekrar tekrar onaylıyor. “Ne dediğinden çok karşındakinin ne anladığı önemlidir.” Ajansların kafasını omzumuza koyduk, anlat dedik. Anlat&#8230; Müşterilerin sosyal medyayı yeterince anlıyor mu?</p>
<p>Soruyu yönelttiğimiz ajanslar çoğunlukla müşterilerine tam not verdi. Evet, markalar sosyal medyayı gittikçe daha iyi anlıyorlar. Her türlü yeniliğe ve fikre de açıklar. Talepte de bulunuyorlar. Bu taleplerin gerçekçi olanı da var, ilginç olanı da.</p>
<p>Ajansların konu hakkındaki detaylı görüşlerine geçmeden önce karşılaştıkları bazı ilginç taleplere bakalım. :)</p>
<blockquote><p>Ben tek tıkla Facebook’ta 3 milyon kişiye ulaşabillir miyim? Tek tıkla 3 milyon kişiye ulaşacak duruma kaç ayda gelebilirim?</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Eray Endeş, </em><em>Creasoup Yönetici Ortak</em></p>
<blockquote><p>Bu kadar insan internete giriyor mu gerçekten?</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Samet Ensar Sarı, Dekatlon Buzz Kurucu Ortağı</em></p>
<blockquote><p>En ilginç talep şimdiye dek kardeşimden geldi. “Abi ya senin hani bi sürü takipçin falan var ya twitterda. Bi benim şu youtube videosunu paylaşsana be hadi be”. Eskiden arabanın anahtarını isteyen kardeşten şimdi böyle talepler gelmesi ilginç tabii.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Ali Güraçar, 41? 29!</em></p>
<blockquote><p>Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes “Vauv!” desin.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Tuğçe Erül, Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</em></p>
<blockquote><p>Sunulan fikirler arasından ikisini birleştirip yeni bir kolaj yapmak sık karşılaşılanlar arasında…</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Gizem Telci, adinteractive  &#8211; Digital Strategist</em></p>
<blockquote><p>Şu ana kadar gelen en ilginç talep, bir markanın temsilcisinin rakip markaları için negatif içerikler üretilmesini ve yayılımının yapılmasını istemesiydi. Kabul etmedik tabii.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Hakan Şık, Digitaliz Yönetici ve Kurucu Ortağı</em></p>
<blockquote><p>Zynga&#8217;ya ait bir oyunun aynısını yapmamız istendi bir kere. Süresi de yanlış hatırlamıyorsam 1 aydı. Aslında gerekli bütçe ve zaman ile neden olmasın! :)</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Esra Günel,  Project House Sosyal Medya Ekip Lideri </em></p>
<h3>Asıl mesele sosyal medyanın ne şekilde kullanılacağının anlaşılması</h3>
<figure id="attachment_13768" aria-describedby="caption-attachment-13768" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13768" title="Ali Güraçar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/ali-guracar.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13768" class="wp-caption-text">Ali Güraçar - 41? 29!</figcaption></figure>
<p><strong>Ali Güraçar</strong> &#8211; <em>41? 29!</em></p>
<p>Sosyal medya konusunda Türkiye’de faaliyet gösteren markaların başarı öyküleri duyulmaya başlandıkça sosyal medyanın önemini anlayan marka sayısı gün geçtikçe daha da artıyor. Ama tabii esas mesele sosyal medyanın önemini anlamalarından çok ne şekilde kullanacaklarını anlamaları. Sosyal medyanın bir billboard’dan farklı olması gerektiği gerçeğine ise yavaş yavaş, tadını aldıkça  ısınıyoruz. Sonuçta billboard’u kaç kişinin gördüğünü değil de, kaç kişinin onun hakkında ve nasıl konuştuklarını görmek marka yetkilileri için çok daha heyecan verici.</p>
<p>Sosyal medyanın kullanılma amacı arasında marka imajının oturtulması, markaya dijital bir ses getirilmesi ve takipçiler ile bu doğrultuda anlamlı bağlar kurulması başı çekiyor. Satış, müşteri ilişkileri, prezans yönetimi gibi amaçlar bunlardan sonra geliyor. Amaç markadan markaya değişse de, takipçi adına overall marka deneyimini zenginleştirmek esas amaç olmalı. Yukarıda saydıklarımız ise bunu gerçekleştirmek için kullanabileceğimiz farklı araçlar.</p>
<p><strong>Sosyal medya bir takipçi savaşı değil</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya ile ilgili müşterilerimizi ikna etme konusunda en zorluk çektiğimiz nokta, bunun bir takipçi savaşı olmadığı ve başarının çok daha farklı metrikler ile tanımlanması gerektiği konusu. Türkiye’de markalar elimizdeki araçlara aşık olmuş durumda, oysa ki mecranın esas içgörüsü müşterilere aşık olmak. “Sosyal medyada birşeyler yapmak istiyoruz”un tanımı 100.000 takipçi elde edecek projeler üretmektense o 100.000 kişiyi nasıl aktif kılmak gerektiği olmalı. Engagement dahi yeterli bir başarı kriteri sayılmamalı. Sizinle 1 sene boyunca 1er kere engage etmiş 100.000 kişi ne işinize yarar ki?</p>
<p><strong>Sihirli kelime: Yaklaşım ve strateji!</strong></p>
<p><strong></strong>Markalar sosyal medyanın önemi sunumlarına ve o sunumların barındırdığı meşhur, tüm sosyal medya kanallarının logolarını üst üste bir sepete istifleyen “social media bandwagon” görseline doymuş durumdalar. Bunun bir yaklaşım meselesi olduğu, markanın bütünleşik pazarlama stratejisine entegre bir yol belirlenmesi gerektiği ve bu yolda harcanacak eforun bu yaklaşım doğrultusunda olacağını marka yetkililerine hissettirmek kilidi açan nokta.</p>
<p><strong>Arabanın anahtarını versene!</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya tüm markalar için yeni bir mecra olduğu için ilginç talepler/sorular oldukça çok, fakat markalar ısındıkça bu ilginç talepler de giderek azalıyor tabii :) En ilginç talep ise şimdiye dek kardeşimden geldi. “Abi ya senin hani bi sürü takipçin falan var ya twitterda bi benim şu youtube videosunu paylaşsana be hadi be” şeklinde. Eskiden arabanın anahtarını isteyen kardeşten şimdi böyle talepler gelmesi ilginç tabii.</p>
<h3>Artık sosyal mecralar özelinde iletişim stratejileri hazırlanmaya başlandı</h3>
<figure id="attachment_13781" aria-describedby="caption-attachment-13781" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13781" title="Gizem Telci" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/gizem-telci.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13781" class="wp-caption-text">Gizem Telci - adinteractive - Dijital Stratejist</figcaption></figure>
<p><strong>Gizem Telci</strong> &#8211; <em>adinteractive Digital Strategist</em></p>
<p>Youtube, Vimeo, Facebook ve sonrasında Twitter’ın hayatımıza girmesi günlük yaşam akışımız da dahil olmak üzere birçok şeyi değiştirdi. Konvansiyonel mecralardan aldığımız tüm bilgileri bir süre sonra bu mecralardan öğrenir olduk. Bu durum bir süre sonra markaların da dikkatini çekti ve sosyal medya markaların hayatında önemli bir yer edindi.</p>
<p>Ülkemizde sosyal medya son birkaç yılda oldukça önem kazandı. İlk başlarda yalnızca bir iletişim yolu olarak tanımlanan sosyal medya siteleri markalar tarafından daha efektif kullanılmaya başlandı ve sırf bu mecralar özelinde iletişim stratejileri hazırlanmaya başlandı. Şu anda birçok global ve lokal markayla ile ilgili bilgiyi sosyal medyadan alabiliyoruz.</p>
<p>Hizmet verdiğim çoğu markanın sosyal medyayı kullanmasındaki ana amaçlardan biri, 360 derece entegre iletişimin gücünden faydalanmak ve tüketicileriyle iletişimi, onların günün yarısını geçirdikleri sosyal medya sitelerinde de sürdürmek.</p>
<p><strong>Love mark yaratmak ana amaç olmalı!</strong></p>
<p>Bu mecraları kullanırken müşterilerin izlediği yol/strateji konusunda bir genelleme yapmak çok doğru olmaz. Çünkü her bir markanın kendi vizyonu, hedef kitlesi, stratejisi doğrultusunda izlediği farklı bir iletişim yolu var. Bence ana amacı takipçi sayısını artırmak olan içi boş hediyeli kampanyalar yerine love mark yaratarak insanların bir markaya gönülden bağlanmasını sağlamak çok daha değerlidir.</p>
<p><strong>Müşterinin geleneksel bir bakış açısı varsa süreç sıkıntılı olabiliyor</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya konusunda hevesli ve getirisine inanan bir müşteri çoğu zaman yeniliklere açık oluyor. Fakat yeniliklere açık olmayan bir müşteriyle sosyal medyada hareket etmek çoğu zaman sıkıntı yaratabiliyor. Çünkü burası dinamik ve yaşayan bir dünya. Burada uzun onay süreçleri ve katı kurallarla değil, hayata ayak uyduran canlı bir ritimle hareket etmek zorundayız. Müşterinin dar bir vizyonda oluşu ve bu duruma ayak uyduramaması zorluk yaratabiliyor. Müşterinin geleneksel bir bakış açısı varsa onu sosyal medyanın canlı dünyasına adapte etmek sıkıntılı bir süreç haline gelebiliyor. Projelerin markaya olabilecek geri dönüşünü sağlam temellere dayanan bir senaryoyla ortaya koyduğumuzda marka açısından ikna edici oluyor.</p>
<p>Sosyal medya konusunda birçok ilginç taleple karşılaşabiliyoruz. Tek bir örnek vermek çok doğru olmaz ama genelde birçok projede ilginç talepler olabiliyor. Sunulan fikirler arasından ikisini birleştirip yeni bir kolaj yapmak şık karşılaşılanlar arasında…</p>
<h3>Sosyal medyadan mass media’nın sunduklarını beklemek, denizde patates yetişmesini beklemek gibi bir şey</h3>
<figure id="attachment_13784" aria-describedby="caption-attachment-13784" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13784" title="Eray Endeş" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/eray-endes.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13784" class="wp-caption-text">Creasoup - Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Eray Endeş</strong> &#8211; <em>Creasoup Yönetici Ortak</em></p>
<p>Türkiye’deki hem global hem de lokal markaların sosyal medyanın önemini anlamaya çalıştıklarından eminiz. Yeterince anlamalarını sağlamaksa hizmet verenlere düşüyor. Markalar “burada olmam lazım” diyor ama “nasıl” kısmında zorlanıyor. Bir de, sosyal medyadan ne beklemesi gerektiği çok net değil müşteri tarafında. Burada da neyin olup neyin olmayacağını anlatmak bize düşüyor. Markanın sosyal medyayı kullanmasındaki amaç konusunda müşteri bağını artırmak genellikle en önemli neden. Sosyal medyada var olmanın kendisi de başlıca bir neden olabiliyor fakat genellikle önem verilen şey hedef kitleyle iletişim kurabilmek. İkincil hedef olarak da ‘denemeye teşvik’ diyebiliriz. Henüz kendisiyle gerçek anlamda tanışmamış potansiyel kitlenin kendisini tanımasını, denemek istemesini amaçlıyor.</p>
<p><strong>Nicelikten çok, nitelik önemli</strong></p>
<p>Müşterilerimiz, pazarlama ve iletişim alanında tecrübeli, bu alanda yıllarca çalışmış marka yöneticileriyle diyalog kuruyor. Onun bilgi birikimindeyse mass media mecraları yer alıyor. En çok zamanı sosyal medyada amacın çok kişiye değil istediğimiz kişiye ulaşmak olduğunu anlatma konusunda harcıyoruz diyebiliriz. Tabii ki sosyal medyayı anlatırken sayılardan, araştırmalardan da yararlanarak ve case study’lerle de destekleyince müşterilerimizle birbirimizi anlamamız kolaylaşıyor. Buradaki zorluk, belli başlı müşterilerle ilgili değil. Pazardaki zorluk, müşterinin alışmış olduğu durum ve koşullardan farklı özelliklere sahip yepyeni bir alanda hareket ediyor olacak olması. Müşterinin aklındaki o paradigma kaymasını yapmak da ajanslara kalıyor. O kısım atlanıp, farklı vaatler sunulunca, o müşteri sosyal medyadan gerçekdışı sonuçlar beklemeye haklı olarak devam ediyor. Müşteriyi ikna etme konusundaki anahtar cümlelerimiz: “Çok kişi değil, doğru kişiler. Hedeflediğim kitleye ulaşmam önemli, hedefimin tamamen dışında olan milyonlara değil.”<br />
Bizce amaç markanın genel iletişim stratejisine uygun bir sosyal medya varlığı yaratmak olmalı. Hedefler de, o yılın stratejisine göre belirlenmeli. Sosyal medyada, uzun vadeli bir iletişim kurmak gerekiyor. Burada önemli olan, sosyal medyadaki mesajı, o mesajla gerçekten ilgilenen kitleye iletmek. Burada nicelikten çok, nitelik önemli olmalı. Sosyal medyadan, mass media’nın sunduklarını beklemek olmaz. Bunu beklemek, denizde patates yetişmesini beklemek gibi bir şey.</p>
<p>Tek atımlık projeler, sosyal medyanın yapısı ve doğasına uygun değil. Televizyonda yalnızca Temmuz ayında reklamınızı gösterirseniz olur ama Facebook sayfanızda yalnızca Temmuz ayında içerik paylaşıp diğer aylar hiçbir şey yapmazsanız olmaz.</p>
<p>Karşılaştığımız ilginç istekler arasında ilk aklıma gelen; ‘Ben tek tıkla Facebook’ta 3 milyon kişiye ulaşabillir miyim? Tek tıkla 3 milyon kişiye ulaşacak duruma kaç ayda gelebilirim?’ bu soru, aslında bize müşterinin kafasında sosyal medya/mass media ayrımının henüz oturmadığını da gösteren soru olmuştu.</p>
<h3>Anlayış bir önceki yıla göre oldukça arttı</h3>
<figure id="attachment_13775" aria-describedby="caption-attachment-13775" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13775" title="Tuğçe Erül" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/tugce-erul.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13775" class="wp-caption-text">Lowe İstanbul - Dijital Grup Direktörü</figcaption></figure>
<p><strong>Tuğçe Erül</strong> &#8211; <em>Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</em></p>
<p>Sosyal medyanın önemi bir önceki yıla göre müşteri nezdinde çok daha arttı. Sosyal medya, yaptığınız kampanyanın nasıl algılandığını anında test edebileceğiniz bir platform sunar. Lokal markaların bu konuda daha agresif davrandığını düşünüyorum. Türkiye’de özellikle Facebook’ta en fazla hayran sahibi olan markalara baktığımızda çoğunluğunun lokal markalar olduğunu görüyoruz. Elbette sadece Facebook yatırımı iyi bir sosyal medya stratejisini oluşturmuyor. Kapsamlı bir sosyal medya stratejisinin ve planının, mevcut iletişim planlarına tam entegrasyonu sağlandığı zaman markaların bu konunun önemini ne kadar iyi anladığından bahsedebiliriz.</p>
<p><strong>Sosyal mecralar markaların oyun alanları</strong></p>
<p>Sosyal medyayı iletişim platformu olarak kullanmanın en önemli amaçlarından biri tüketicilere yakınlaşmak, onlarla sürekli iletişim halinde olmak. Bu zaten beraberinde istenilen bağlılığa ulaşmak için gereken ortamı sağlıyor. Kendinize ait bir mecra yaratıyorsunuz. Marka dünyanız ve markanız ile ilgili mesajları tüketiciyi sıkmadan aktarabiliyorsunuz. Özetle burası markanın oyun alanı oluyor artık.</p>
<p>Sosyal medyayı bir platform haline getirmek maddi &amp; manevi sürekli yatırım gerektiren bir şey. Mutlaka marka ekiplerinde bu konudan sorumlu bir uzmanın çalışması şart. Bunun yanında tüketicileriniz ile iletişim kurmak demek onların da size cevap vermesi, soru sorması demek. Markalar bunun yönetimi konusunda hassaslar. Pazarlamacılar için en önemli olan konulardan biri de yeni çıkan sosyal ağların yeterince penetre olmaması. Örneğin Foursquare henüz rüştünü ispat etmedi; bu nedenle de yoğun kullanılmıyor. Twitter’ı bile henüz etkin kullanan marka sayısı çok çok az.</p>
<p><strong>“Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes ‘Vauv!’ desin” </strong></p>
<p>“Tüketici neredeyse biz de orada olmalıyız” cümlesi bizce anahtar cümle. Onların bulundukları şekilde ve onların konuştuğu dil ile&#8230; Ve şuan tüketicilerimizin nerede olduğunu net olarak adres edebiliyoruz. Daha da önemlisi sizi takip eden tüketicilerin markanız için değeri nedir ve takipçilerinizi işinizi büyütmek için nasıl değerlendirebilirsiniz, bunun cevabını verebiliyoruz.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığımız ilginç talepler arasında ilk aklımıza gelen: “ Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes “Vauv!” desin.”</p>
<h3>Markalar geçmiş senelere göre daha açık ve talepkar</h3>
<figure id="attachment_13786" aria-describedby="caption-attachment-13786" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13786 " title="Alper Cici" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/alper-cici.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13786" class="wp-caption-text">Mobilera - Dijital Pazarlama Müdürü</figcaption></figure>
<p><strong>Alper Cici</strong> &#8211; <em>Mobilera Dijital Pazarlama Müdürü</em></p>
<p>Artık çoğu lokal ve global marka sosyal medya’daki takipçi ya da fan sayısının pek bir şey ifade etmediğini biliyor. Asıl önemli olanın müşterileri anlayabilmek adına yapılan kişisel yorumlarını incelemek, analiz etmek ve bunlara yapıcı cevaplarla dönebilmek olduğunu öğreniyorlar. Akıllı markalar, 300-500.000 takipçi kazanmaktan çok, her yeni takipçinin ya da fan’ın markalarına neden önem verdiğini derinlemesine anlamaya çalışıyor; sorular soruyor, interaktif içerikler üretiyor ve anında dönüş yapıyor. Artık markalar da müşterileri ile aralarındaki duvarların kalktığını biliyor ve gün be gün onlarla daha samimi ilişkiler kurmak için iletişim kanallarını kuvvetlendiriyor. Bunu korkutucu gören markalar da olabilir ancak şunu bilmeleri gerekir ki aslında markaların elinde hayranlarının her birinin akıllarından geçeni teker teker görerek, onlara isimleriyle hitap edebilme yetisi sunan bir mekanizma var.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın doğası gereği tüm ilişkiler güven üzerine oturtulmalı</strong></p>
<p>Sosyal medyadaki amaç yukarıda da değindiğimiz gibi müşterileri ile en samimi ilişkiyi kurmak. Büyük rakamlarla ölçülen, sayılara odaklanmış bir anlayıştan uzak stratejilerden vazgeçilmeli. Sosyal medyanın doğası gereği, tüm ilişkilerin güven üzerine oturtulması gerekiyor.</p>
<p>Bundan 10 sene öncesine kadar, markaların müşterilerini dinleyebiliecekleri bir platform yoktu. Artık markaların ürünlerini yenileştirmek, düzeltmek ve müşterilerine uygun hale getirebilmek için ellerinde çok kullanışlı bir çok platform mevcut. İş geliştirme departmanlarının işine yarayacak en önemli kaynak da bizce aslında sosyal medya.</p>
<p>Eğer global bir marka Facebook’ta satış yapmak için varoluyorsa, yanlış yere gelmiş demektir. Eğer yarattığı uygulamada hayranlarının gözünün içine logolarını sokmaya çalışıyorsa, love brand olmayı şimdiden unutmalıdır. Sosyal mecralarda yapılan her manevra, aslında markanın var olan müşterileriyle en samimi ve yapıcı ilişkiyi kurmasına adına yapılmalıdır.</p>
<p>Sosyal medya kullanımı konusunda markalar geçmiş senelere göre daha açık ve talepkar. Anlık etkileşimlerin hızla yayıldığı sosyal medya kullanımında proje üretmek kadar, takibi ve tüketicinin tepkisini de iyi analiz etmek ve projeye yeri geldiğinde müdahele etmek de gerekebiliyor.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda müşterilerimizden gelen öyle çok enteresan bir talep olmadı aslında. Genel olarak insanları şaşırtacak, daha önce yapılmamış şeyleri yapmak gibi taleplerle karşılaştık hep, ki bu da çok normal. Gerek Bir Beren’e Sormak Lazım projesinde, gerek Turkcell Projection Mapping projesinde, gerekse Müsaitseniz Fala Bekleriz projemizde hep bu talepleri karşılamak için çalıştık. Böylece sosyal medyada pek de yapılmamış projeleri hayata geçirerek aslında biz herkezi şaşırtmış olduk.</p>
<h3>Artık markalar sosyal medyada yer almayı kendileri istiyor</h3>
<p><strong>Esra Günel</strong> &#8211; <em>Project House Sosyal Medya Ekip Lideri</em></p>
<figure id="attachment_13788" aria-describedby="caption-attachment-13788" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13788" title="Esra Günel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/esra-gunel.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13788" class="wp-caption-text">Project House - Sosyal Medya Ekip Lideri</figcaption></figure>
<p>Türkiye her konuda olduğu gibi dijital dünyanın devrimi olarak nitelendirilebilecek olan sosyal medyaya da beklenenden çok daha hızlı adapte oldu. Özellikle global markalar, Avrupa ve Amerika’da var olan gelişmelere adapte olmaya zorlandığından orada verilen hedefleri gerçekleştirmek adına sosyal medya için ayrı bir bütçe ve plan oluşturdu. Bazı markalar ise kendiliğinden etraftaki gelişmelerin arkasında kalmamak için, rekabet için bazen de sadece imaj için sosyal medya ya önem vermeye başladı.</p>
<p>Şu an için sosyal medya daha çok marka ve müşteri arasındaki bağı kuvvetlendirmek ve ayrı bir mecra yaratmak amacıyla kullanılıyor. Bu dönemde markalarının büyük çoğunluğunun başlıca KPI&#8217;ı fan sayısı olduğundan kalabalık bir mecra ön planda. Biz tabii ki elimizden geldiğince bu focus&#8217;u değiştirmeye uzun vadede önemin fan sayısı kadar etkileşim rakamında olduğunu anlatmaya gayret ediyoruz. Sonuçta sosyal medya markaların iletişim platformu bu nedenle tabii ki kaç kişiye seslendiğiniz önemli. Ancak siz seslenirken kaç kişinin de bu sese geri döndüğü aslında iletişim kurup kurmadığımızın gerçek cevabı oluyor.</p>
<p>Biz aynı zamanda yakın bir geçmişte lansmanını da yaptığımız &#8220;social impact &#8221; isimli ürünümüzle sosyal medya kanallarından toplanabilmekte olan demografik bilgiler haricinde<br />
kişilerin yaşam stillerini tespit etmeye çalışarak onlara en doğru zamanda en doğru yerde ulaşmayı hedefliyoruz. Tabii kişinin izni doğrultusunda.</p>
<p><strong>“Müşterileriniz, siz orada olsanız da olmasanız da hakkınızda konuşuyor”</strong></p>
<p>Sosyal medya ile ilgili müşterinizi ikna etme sürecinin geçen sene yaşadığımız bir süreç olduğu kanısındayız. Bu yıl itibariyle artık markalar kendi istekleri ile sosyal medya içinde doğru kanal ve doğru strateji ile yer almak istiyorlar. Anahtar cümle: &#8220;Müşterileriniz, siz orada olsanız da olmasanız da sizin hakkınızda sosyal medyada konuşuyorlar, orada olarak bu süreci yönetmek sizin elinizde!&#8221;</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığınmız en ilginç talep ise; sosyal medyanın yavaş yavaş bazı markalar için duyulduğu 2010&#8217;un ilk yarısında, o dönem çok popüler olan Zynga&#8217;ya ait bir oyunun aynısını yapmamız istenmesi. Süresi de yanlış hatırlamıyorsam 1 aydı. Aslında gerekli bütçe ve zaman ile neden olmasın! :)</p>
<h3>2011 itibariyle markalara ait sosyal medya hesapları arttı</h3>
<p><strong>Lara Akış Baruh</strong> &#8211; <em>Wanda Socialist Group Head</em></p>
<figure id="attachment_13789" aria-describedby="caption-attachment-13789" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13789 " title="Lara Akış Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/lara-akis-baruh.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13789" class="wp-caption-text">Wanda Socialist - Group Head</figcaption></figure>
<p>Sosyal medyanın önemi ülkemizde gayet iyi anlaşılıyor. Özellikle 2011 itibariyle markalara ait sosyal medya hesaplarının artışını görebilirsiniz. Aslında Türkiye’de global markaların sosyal medyaya girişi ile lokal markalar arasında pek fark olduğunu söyleyemeyiz. Ama global markalar yurtdışındaki örneklerden haberdar oldukları için, lokal markalara göre daha hızlı ilerleyebiliyorlar.</p>
<p>Wanda Socialist olarak hizmet verdiğimiz markalar birçok farklı sektöre ait. Doğal olarak sosyal medya kullanımındaki amaç da farklı. Bazı markalar satış odaklı ilerlemek istiyor, bazı markalar tüketicideki algısını değiştirmek istiyor. Bazısı ise kendi sektöründe ilkleri yakalayacak bir marka olmayı hedefliyor. Bizce amaç her zaman şeffaflık ilkesini benimsemiş, tüketiciyle birebir iletişime geçmiş markalar yaratmak olmalı. Algıyı bu noktada tuttuğumuz zaman diğer hedefler zaten gerçekleşecektir.</p>
<p>Bizim asıl önemli bulduğumuz nokta markanın “tone of voice”u ve duruş noktasıdır. Bu konunun önemini müşterilerimize doğru anlattığımız takdirde ikna konusunda bir sorun yaşamıyoruz.</p>
<p>Markamızı ikna etmek için sihirli bir cümlemiz yok. Biz sunduğumuz fikirlere ve yaratıcılığın gücüne inanıyoruz. :)</p>
<h3>Markalarımızın sosyal medya ve dijital iletişim konusunda açık fikirli ve inovatif</h3>
<figure id="attachment_13790" aria-describedby="caption-attachment-13790" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13790" title="Samet Ensar Sarı" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/samet-ensar-sari.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13790" class="wp-caption-text">Dekatlon Buzz - Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Samet Ensar Sarı</strong> &#8211; <em>Dekatlon Buzz Kurucu Ortağı</em></p>
<p>Dekatlon Buzz olarak hem yerel hem de global bir çok büyük iş ortağımıza hizmet veriyoruz. Bilinç düzeyine bakıldığında global markaların bu konuda daha ileride olduğunu söylemek mümkün. Fakat bunda kesinlikle yerel markaların işleyiş biçimleriyle ilgili bir problem yok. Tamamen Türkiye ve dünyanın dijital iletişim konusundaki farklarından kaynaklanıyor bu durum. Yani ortalama bir Türk internet kullanıcısı da Amerika’daki muadiline göre internet konusunda daha düşük bilinç seviyesinde. Fakat bizim avantajımız, hem yerel hem de global iş ortaklarımızın sosyal medya ve dijital iletişim konusunda açık fikirli ve inovatif olmaları.</p>
<p>Sosyal medya; artık pazarlama planlarının ufak bir yerinde yer alacak kadar önemsiz değil. Hatta reklam – halkla ilişkiler gibi iletişim çalışmalarının yanına bir büyük daha geliyor desek abartmış olmayız kesinlikle. Bu açıdan bakıldığında markalar halen klasik iletişim çalışmalarına aslan payını veriyor ve sosyal medya üvey evlat muamelesine maruz kalıyor. Fakat bunun da çok uzun süreceğini düşünmüyorum.</p>
<p><strong>Her markanın nihai hedefi satışı etkilemek</strong></p>
<p>İş ortaklarımız arasında sosyal medya kullanım amaçları arasında şu anda son kullanıcıya ulaşmak başı çekiyor diyebiliriz. Sosyal medya, klasik iletişim çalışmaları ile karşılaştığında daha çok halkla ilişkiler disiplinini yansıttığı için imaj oluşturmak ve sürekli kılmak da var. Türkiye için konuşacak olursak şu anda love mark yaratmak uzak bir hedef olabilir. Bizim çalıştığımız markalar arasında doğrudan satışa tesir göstermesini sağladığımız çalışmalarımız da var. Farklı bir amaçla yola çıkılmış bile olsa neticede her markanın nihai hedefi budur zaten. Bizce şu aşamada sosyal medyada var olma amacı müşteriler ile doğru dilden ve stratejik iletişim olmalıdır. Sonrasında diğer dinamikler zaten kendi kendilerini geliştirecek ve nihai hedef olan satış da gerçekleşecektir.</p>
<p><strong>Bazen marka fazla temkinli davranmak istiyor</strong></p>
<p>Sosyal medya, her gün farklı bir gelişmenin öne geçebileceği bir platform olduğu için klasik pazarlama anlayışından gelen insanların buraya ısınmaları biraz zor olabilir. Birçoğu ile şeffaf bir iletişim içerisinde olduğumuz için ikna konusunda siyah-beyaz ayrımı yaşamıyoruz fakat yine de marjinal denebilecek çalışmalar zaman zaman onları korkutabiliyor. Zorluk çekilen noktada ise genellikle fazla temkinli davranmak istemeleri oluyor. İş ortaklarımız ise klasik mecralarda var olan itibarlarını bu mecrada da yükselterek devam ettirmek istedikleri için bazen süreç uzayabiliyor.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığımız soruların başında “Bu kadar insan internete giriyor mu gerçekten?” sorusu geliyor.</p>
<h3>Etkileşim, viral, sosyal CRM gibi kavramlar markaların jargonlarına girmiş durumda</h3>
<figure id="attachment_13791" aria-describedby="caption-attachment-13791" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13791" title="Hakan Şık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/hakan-digitaliz.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13791" class="wp-caption-text">Digitaliz - Yönetici ve Kurucu Ortağı</figcaption></figure>
<p><strong>Hakan Şık</strong> &#8211; <em>Digitaliz Yönetici ve Kurucu Ortağı</em></p>
<p>2009’dan beri Türkiye’deki global ve yerel markalara sosyal medya pazarlamasının önemi anlatıyoruz. O zamanlar birçok marka yetkilisi “sosyal medya”nın ne olduğunu dahi tam olarak bilmezken, şimdilerde neden sosyal medyada yer almaları gerektiklerinin bilincindeler ve “etkileşim”, “viral”, “sosyal CRM” gibi birçok kavram, jargonlarına çoktan girmiş durumda.</p>
<p>Markaların büyük bir çoğunluğu sosyal medyayı, hedef kitlelerine en efektif şekilde ulaşabilmek ve satışlarını artırmak amacıyla kullanmak istiyor. Marka, yaptığı her çalışmada olduğu gibi sosyal medyada yapacağı çalışmaların da direk veya dolaylı olarak satışlarına yansımasını istiyor. Fakat burada kaçırılmaması gereken bir nokta var; sosyal medyada var olmak isteyen markaların ilk düşünmesi gereken şey, satışlarından çok müşteri veya potansiyel müşterileriyle bağ kurmak olmalı. Müşterilerinin isteklerine kulak vermeyen ve buna göre hareket etmeyen markaların işi gelecek dönemlerde daha da zorlaşacak.</p>
<p><strong>“Neden?”, “Ne kazanacağım?” ve “Nasıl?”</strong></p>
<p>Ajans kendini nasıl konumlandırırsa konumlandırsın, markanın ajanstan cevaplamasını beklediği sorular değişmiyor: “Neden?”, “Ne kazanacağım?” ve “Nasıl?”. Bunu hemen hemen tüm şirket veya markalar için bu şekilde düşünebilirsiniz. Bu sorulara verdiğiniz cevapların, markanın isteklerine paralel ve kendi içinde tutarlı olması çok önemli.</p>
<p>Ekibimizi “Etkileşim Mühendisleri” olarak tanımlıyoruz. Sosyal medyadaki en önemli değişkenlerden biri, belki de en önemlisi “içerik”. Önümüzdeki dönemde globalde ve Türkiye’de “içerik üretimi”nin önemi katlanarak artacak. Sosyal medyada yer alan tüm markalar, önümüzdeki senelerde pazarlama stratejilerini bu doğrultuda yeniden şekillendirecekler. Bu bağlamda “Etkileşim Mühendisleri”, özellikle sosyal ağlarda içerik üretebilen ve gerek bu içeriklerle, gerekse ortaya koydukları projelerle kullanıcıları markalar için içerik üretmeye teşvik edecek beyinlerden oluşuyor.</p>
<p>Şu ana kadar gelen en ilginç talep, bir markanın temsilcinin rakip markaları için negatif içerikler üretilmesini ve yayılımının yapılmasını istemesiydi. Bu çalışmanın kesinlikle “etik” olmayacağını ve böyle bir çalışma yapamayacağımızı kendilerine ilettik. Zaten Türkiye’deki internet kullanıcıları, olumlu veya olumsuz, gerçek olmayan bir içerik ile karşılaştıklarında bunu hemen ayırt ediyor ve ilgili içeriğe itibar etmiyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13756</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
