<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Kullanım Alışkanlıkları arşivleri - Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/tag/kullanim-aliskanliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/tag/kullanim-aliskanliklari/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 23 Nov 2012 14:37:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.1</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>Maslow&#8217;un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Üzerinden Sosyal Medya Tüketim Alışkanlıkları</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/maslow-hiyerarsisi-ve-sosyal-medya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahadır Atasoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2012 18:28:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanım Alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Maslow]]></category>
		<category><![CDATA[Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi]]></category>
		<category><![CDATA[Mobil Uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Maslow]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=50033</guid>

					<description><![CDATA[Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi, sosyal medya ve mobil uygulama kullanımı konusunda farkı bakış açıları sunabilir. İhtiyaç sınıflarını tam anlamıyla sosyal medya tüketimine uyarlayamasak da, basamaklar arası geçişleri...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Maslow_teorisi" target="_blank">Maslow&#8217;un ihtiyaçlar hiyerarşisi</a> teorisine göre, bir insan <strong>ancak temel ihtiyaçları karşılandığında daha komplike ihtiyaçlarına yönelmeye başlar</strong>. İhtiyaçları beş kategoride sınıflandıran ve bir piramit oluşturan Maslow yemek, uyumak, üremek gibi fiziksel ihtiyaçları karşılanan bir insanın, ikinci basamak olan güvenlik ihtiyaçlarına yöneleceğini söylüyor. Piramidin en sonunda ise <em>(tüm ihtiyaçlar karşılandığında)</em> kişisel tatmin gibi gereksinimler yer alıyor.</p>
<p>Daha önce <a href="https://sosyalmedya.co/maslov-ihtiyaclar-hiyerarsisi-infografik/">Maslow&#8217;un teorisini sosyal medyaya uyarlayan</a> bir infografik yayınlanmıştı. Pek de tatmin edici olmayan bu infografikte ihtiyaç piramidini hangi sosyal ağların karşıladığına dair saptamalar yer alıyordu.</p>
<p>Maslow&#8217;un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi, <strong>sosyal medya ve mobil uygulama kullanımı</strong> konusunda farkı bakış açıları sunabilir. İhtiyaç sınıflarını tam anlamıyla sosyal medya tüketimine uyarlayamasak da, <strong>basamaklar arası geçişleri referans olarak kullanabiliriz</strong>.</p>
<p>İnternet üzerinden sunulan servislerin <em>(sosyal ağlar, mobil uygulamalar, web uygulamaları vs.)</em> sayısının her geçen gün arttığı ve ne kadar ilgili olsak da yeni ürünlere yetişmenin mümkün olmadığı bir dönemde yaşıyoruz. <strong>Ücretsiz ürünlerin çoğunlukta olması</strong> işleri daha da karmaşık hale dönüştürüyor. Eğer akıllı cihazına <strong>onlarca uygulama yükleyip her birine bir iki dakika göz attıktan sonra silen</strong> kullanıcılardan iseniz bilin ki yalnız değilsiniz.</p>
<p><strong>Hayatımızda yer eden uygulamaları/sosyal ağları diğerlerin ayıran şey ne?</strong></p>
<p>İşte burada devreye Maslow&#8217;un piramidi giriyor. Üründen aldığımız tatmin, beklentiler ve kişiye göre değişen ihtiyaçlar ile şekilleniyor.</p>
<p>Hemen örnek üzerinden ilerleyelim. Facebook, sunduğu yüzlerce özellik ile bir milyar kullanıcıyı <em>(az veya çok)</em> kendisine çekmeyi başarıyor. Ayrı ayrı hepimiz Facebook&#8217;tan farklı deneyimler elde ediyoruz. Fotoğraf paylaşımı, check-inler, içerik paylaşımı, mesajlaşma, oyunlar vs. <strong>Bu geniş platformu ihtiyaçlarımız doğrultusunda kullanıyoruz.</strong> Sunduğu geniş imkanlar ile de <strong>Facebook, Twitter ile birlikte piramidin en altındaki geniş bölgeyi</strong> kaplıyor.</p>
<p>Facebook ve Twitter kullanıcıya yetmediği zaman ise yardıma diğer sosyal ağlar yetişiyor. Ancak buradan sonrasını kategorilere ayırmak bir hayli güç.</p>
<p>Bu yazıda esas değinmek istediğim nokta ise <strong>piramidin dışında kalanlar veya çok az kullanıcının özel piramidine girmeyi</strong> başaranlar. Binlercesinin arasında kaliteli ve haberdar olanları hayrete düşüren ürünler mevcut. Ancak ne kadar parıltılı fikirler olsa da bu servisler benzerlerinin oluşturduğu okyanusun içinde kaybolup gidiyor. Bazıları hiç tanınmadan, bazıları ise milyonlarca kullanıcıya ulaştıktan sonra.</p>
<p>Bu kategori için örnek bir hayli fazla. <strong>&#8216;There is an app for that&#8217; </strong>devrinde yaşıyoruz ve işimizde, özel hayatımızda bize inanılmaz çözümler üreten servisler mevcut. Ancak bunların bir çoğunu bilmemize rağmen kullanmıyoruz, <strong>çünkü ihtiyaç duymuyoruz</strong> <em>(veya öyle hissediyoruz)</em>.</p>
<p>Foursquare ve Pinterest&#8217;i bu kategorinin en popüler iki üyesi. Her ikisi de bir dönem oldukça popülerdi ancak her ikisi de şu günlerde sadık <em>(ihtiyaç duyan)</em> kullanıcılarının insafına kalmış durumda. Foursquare&#8217;de kaç arkadaşınızın sıfır puanı olduğunu veya Pinterest&#8217;te ana sayfanızdaki içeriklerin ne kadar zamandır orada olduğunu kontrol ederek siz de bu acı gerçeği görebilirsiniz.</p>
<p>Ne kadar harika olsa da hayata geçirilecek her fikrin insanların ihtiyacı <em>(veya ne kadar insanın ihtiyacı)</em> olup olmayacağının sorgulanması gerekiyor. Çünkü muhteşem kullanıcı dostu arayüzler, şık tasarımlar, sunulan kolaylıklar, alınan zevkler bir yerden sonra kullanıcıya yetmemeye ve hafızadaki yerleri silikleşmeye başlıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">50033</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nescafe, Kaddafi ve Felix Magath Üçgeninde Online İtibar Üzerine Düşünmek</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/online-itibar-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 22:47:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Felix Magath]]></category>
		<category><![CDATA[Kaddafi]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanım Alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Nescafe]]></category>
		<category><![CDATA[Online İtibar Yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=5312</guid>

					<description><![CDATA[Web 2.0 devriminin getirdiği en temel yeniliklerden birisinin, kullanıcıların arasındaki fiziksel mesafenin veriler aracılığıyla da olsa kısalması olduğunu söyleyebiliriz. Yalnızca salt bireyler arasında değil; gerçek dünyadaki itibarlarını yeniden konumlandırmak ya da pekiştirmek...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“İnsanlar içine hap atılmış Nescafe içip protestolara katılıyor”</em> Libya Devlet Başkanı <strong>Muammer</strong> <strong>Kaddafi</strong>’nin son dönemde artan protestolara karşı 25 Şubat 2010’da yaptığı açıklamadan bir kesit.</p>
<p><em>“İsviçre’de bir başka (snowboard) organizasyonuna daha imza atan Nescafe takımını kutlarız!”</em> 15 Şubat 2010’da <strong>Nescafe</strong>’nin <strong>Twitter</strong>’dan takipçilerine gönderdiği mesaj.</p>
<p><em>“Artık kendimize gelmeliyiz. Ligdeki kötü sonuçlardan dolayı hepimiz üzgünüz. Artık puan kaybetmemeliyiz. Takımın taraftarların desteğine ihtiyacı var.”</em> 27 Şubat 2010’da <strong>Felix</strong> <strong>Magath</strong>’ın <strong>Facebook</strong>’taki sayfasından taraftarlara çağrısı.</p>
<p>Nescafe &#8211; Kaddafi ilişkisi ve Felix Magath’ın Facebook sayfası… Yukarıdaki iki dijital mecra hikayesinin birbiriyle doğrudan bir ilişkisi yok. <strong>Ancak doğru soruları sorduğumuzda iki hikayenin de benzer paydada tartışılabileceğini görebiliriz. </strong>Hikayelerin ilkinde Kaddafi’nin garip Nescafe demecine karşılık olarak, online mecrada iletişimi arttırmak için açılan Nescafe’nin Twitter sayfasındaki son mesajı görüyoruz. Yani Nescafe’nin Kaddafi’ye cevabını görmek için sayfaya girenler, İsviçre’de gerçekleşen organizasyon hakkında günler önce atılan tebrik mesajıyla karşılaşıyor. İkinci hikayede ise ligdeki kötü gidişattan dolayı istifası istenen Alman futbol kulübü Schalke 04’ün teknik direktörü Felix Magath’ın, offline itibarını yeniden konumlandırmak için oluşturduğu Facebook sayfasından taraftarlara seslenişini görüyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5314" title="Online İtibar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Gossip2.jpg" alt="" width="475" height="315" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Gossip2.jpg 475w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Gossip2-300x198.jpg 300w" sizes="(max-width: 475px) 100vw, 475px" /></p>
<p>Web 2.0 devriminin getirdiği en temel yeniliklerden birisinin, <strong>kullanıcıların arasındaki fiziksel mesafenin veriler aracılığıyla da olsa kısalması olduğunu söyleyebiliriz. </strong>Yalnızca salt bireyler arasında değil; gerçek dünyadaki itibarlarını yeniden konumlandırmak ya da pekiştirmek için sanal dünyada yerlerini alan markaların ve ünlü isimlerin de tüketicileriyle aralarındaki mesafe azaldı. <strong>Sürecin bizi getirdiği nokta ise geçmişte merak unsurunu körükleyen ulaşılmazlık faktörünün yerini ulaşılabilirlik ve şeffaflığın alması oldu.</strong></p>
<p>Herkesin katılım sağlayabildiği sosyal medyanın demokratik dinamiklerine kıyasla, yalnızca markaların ve ünlülerin kitlelere ulaşma imkanının olduğu ve geri kalan bizlerin ancak altın günlerinde ufak da olsa kitlelere fikir belirtebildiği geçmişin geleneksel anlayışında, birebir iletişim yoluyla markaların itibar koruması bir gereksinim değildi. <strong>Şimdi ise altın günleri küresel bir hal aldı. </strong>Artık bir İngiliz, bir Fransız, bir Alman ve bir Türk gerçekten bir araya gelip tuttukları takım (Schalke 04) ya da içtikleri kahve (Nescafe) hakkında konuşabiliyorlar. <strong>Bu yeni alışkanlıklar ise markaların itibarlarını korumaları için yeni stratejiler edinmelerini gerektiriyor.</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-5317" title="Nescafe Trendistic" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Nescafe-Trendistic.jpg" alt="" width="580" height="198" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Nescafe-Trendistic.jpg 580w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/Nescafe-Trendistic-300x102.jpg 300w" sizes="(max-width: 580px) 100vw, 580px" /></strong></p>
<p><strong></strong>Libya’da Şubat’ın sonuna doğru artan protestolar Kaddafi’yi henüz tahtından indiremedi ancak Kaddafi’nin göstericilere yönelik bir açıklaması Nescafe’yi sosyal medyada en çok konuşulan markalardan (bkz: Trendistic grafiği) biri haline getirdi. Bu durumun sebeplerinden biri Kaddafi’nin <em>“insanlar içine hap atılmış Nescafe içip protestolara katılıyor”</em> dediği absürd açıklaması, diğeri ise açıklamanın üzerinden 3 gün geçmesine rağmen Nescafe’nin Twitter hesabından konuya dair hala açıklama yapmamış olması. Kaddafi’nin Nescafe güzellemesini gören ve markanın tepkisini merak edip Twitter hesabına girenler konuyla alakasız olan tebrik mesajını görüyorlar. Gerçek şu ki, bu tip alışılmamış olaylar, markaların kendilerini ifade etmeleri için çekici fırsatlar olabileceği gibi, aynı zamanda atılan herhangi dikkatsiz bir adımın geri dönüşünün onarılamaz sonuçlara yol açabileceği durumlardır. <strong>Küresel ölçekte tartışılan ve devrilmesi beklenen bir devlet başkanının demeci üzerine markanızın sosyal medyaya malzeme olması durumunda geri çekilip beklemek yerine ne yapabilirdiniz?</strong> Online mecradaki varlığıyla proaktif olması beklenen Nescafe markasını, Kaddafi’nin absürd açıklamasına reaksiyon göstermediği için eleştirebilir miyiz?</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-5318" title="Schalke 04 Pankartı" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/schalkepankart.jpg" alt="" width="590" height="272" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/schalkepankart.jpg 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/schalkepankart-300x138.jpg 300w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Geçen sene Schalke 04’ün ligi ikinci bitirmesinde büyük payı olan, bu sene ise ardı ardına gelen yenilgilere çare bulamayan ve istifaya çağrılan teknik direktör Felix Magath’ın Facebook sayfasından taraftarlara seslenmesi ve itibarını yenileme çabası şimdilik doğru bir yol gibi görünüyor. Bu stratejinin şimdilik de olsa doğru olduğunu her durum güncellediğinde aldığı binlerce like’tan da anlayabiliriz. Peki yeterli mi? Değil. <strong>Çünkü siz online ortamda ne kadar sevimli ya da yapıcı olursanız olun gerçek dünyanın parametreleri, etrafımızdaki dinamikleri belirleyen ana etmenler olmaya devam edecektir. </strong>Nitekim, Magath’ın Facebook açılımına rağmen kötü sonuçların devam etmesine karşılık olarak Schalke 04 taraftarları tribünlerde, yani offline ortamda, açtıkları “unlike” pankartlarıyla salt online itibar yönetiminin işe yaramayacağını kanıtladılar. Burada Magath’ın yapması gereken şey, online mecradaki varlığını istikrarlı bir şekilde sürdürmek ve offline mecrada daha fazla maç kazanmak gibi gözüküyordu ki, Magath’ın geçtiğimiz günlerde görevine son verildi.</p>
<p>Yazıyı iki olayı tek bir potada eriterek sonlandıralım: <strong>Online mecrada var olmak ve itibarı korumanın yollarını aramak</strong><strong> kaçınılmazdır ve ancak offline mecranın dengelerini yine de gözetmek durumundasınız.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5312</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kötü Tasarlanmış Kullanım Alışkanlıkları Bir Kültür Oluşturdu</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/kullanim-aliskanliklari-kulturu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kenan Bölükbaşı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2011 14:31:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mobil]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Galatasaray Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanım Alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Mobil Cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mobil Sosyal Ağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mobil Teknolojiler]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürol Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[SMW]]></category>
		<category><![CDATA[Social Media Week]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Haftası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=2911</guid>

					<description><![CDATA[Social Media Week’in ikinci gününde “Mobil Sosyal Ağlarda Kullanıcı Deneyimi” isimli panelin ardından konuşmacılardan Özgürol Öztürk ile görüştük. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak akademik kariyerini sürdüren Özgürol Hoca'nın teknolojik arabirimler ve...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Social Media Week’in ikinci gününde “Mobil Sosyal Ağlarda Kullanıcı Deneyimi” isimli panelin ardından konuşmacılardan Özgürol Öztürk ile görüştük. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi&#8217;nde araştırma görevlisi olarak akademik kariyerini sürdüren Özgürol Hoca&#8217;nın teknolojik arabirimler ve ergonomi üzerine fikirlerini aldık.</em></p>
<p><strong>Kenan Bölükbaşı: Söyleşi sırasında mobil cihazlar için geliştirilen projelerde arayüz kullanılabilirliğinin henüz olgunlaşmadığına değindiniz. Sizce kullanıcıların kemikleşmiş alışkanlıkları buna engel teşkil ediyor olabilir mi?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Özgürol Öztürk:</strong> Kullanıcıların çok küçük bir yüzdesi yeni teknolojilere hemen adapte olmaya ve başarılı bulduğu ürünü yaymaya çalışır. Fakat burada yapılması gereken uygulama geliştiricilerinin proje üretirken bu durumu göz önünde bulundurması. Bir takım uygulamalar Apple firmasının uygulama kuralları çerçevesinde geliştiriliyor, fakat etkileşime yönelik birçok tasarım kriteri göz ardı ediliyor.</p>
<p><strong>K.B.: Dünyada mobil cihaz üreticisi firmaların aldığı ve tekelleşmeye yol açabilecek her türlü karara o cihazlara aplikasyon geliştiren kesimin dahi reaksiyonunu çok hızlı görebiliyoruz. Sizce bizde durum nasıl?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ö.Ö.: </strong>Büyük ölçekli teknoloji firmalarının tekelleşme çabası kullanıcı olarak baktığımda da aynı oranda büyük bir tehlike aslında. Çünkü her cihaz farklı bir deneyim sunuyor ve o deneyimi sıfırdan öğrenmeyi gerektiriyor. Örneğin her firmanın farklı bir klavye tipine sahip olması her cihaz değiştirdiğimde bana sıkıntılar yaşatıyor, üstelik ben F klavye kullanıcısıyım. Bu durumda cihaz değiştirirken genellikle aynı cihazın daha yeni versiyonunu tercih etmek durumunda kalıyoruz. Onların ticari kaygıları kullanıcı olarak bizi sıkıştırıyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-2914 alignnone" title="Kullanım Alışkanlıkları" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/user-behavior.jpg" alt="" width="425" height="282" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/user-behavior.jpg 425w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/02/user-behavior-300x199.jpg 300w" sizes="(max-width: 425px) 100vw, 425px" /></p>
<p><strong>K.B.: Yaş gruplarıyla alakalı çalışmanıza değinelim. Önceden çoğu sosyal medya aracının ağırlıklı hedef kitlesi gençlerdi. Son zamanlarda daha farklı yaş grupları da bu platformlara giriş yapıyorlar ve aktif şekilde yer alıyorlar. Sizce bu süreç sırasında yeni kullanıcılar mı platformlara kendilerini adapte ediyorlar, yoksa platformlar mı yeni kullanıcılar için adaptasyona uğruyor?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ö.Ö.: </strong>Aslında adaptasyon çift yönlü olmalı. Panelde kullanıcı çeşitliliği başlığı altında çok küçük bir bölümünü ele alıp benzer yaş gruplarından bahsettim. Ama kullanıcının yaş grubu değiştikçe aynı deneyimi alabilmesi için arayüzün de değişmesi gerekiyor. Örneğin daha üst yaş grubunda birinin kullanımını hedefliyorsanız uygulamanıza otomatik metin büyütme küçültme gibi fonksiyonları eklemelisiniz. Fakat ben bu saptamayı yapmamıştım çünkü ben Facebook kullanmaya başlamadan önce annem kullanıyordu.</p>
<p><strong>K.B.: Sanırım genel olarak platformun kendisinden ziyade bu platformlarda olgunlaşmış jargonlar sıkıntı yaratıyor. Farklı yaş grupları aynı jargonu kullanmak yerine platformu kendi öngördükleri biçimde kullanmayı yeğliyor diyebilir miyiz?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ö.Ö.: </strong>Tabii. Aslında ben de tam olarak adapte olduğumu söyleyemem. Bir fotoğrafın altına yazılan gülme/gülümseme anlamındaki farklı smiley’lerin bunları kullananlar açısından aralarında bir fark var mı? Bilmiyorum. Bu jargonu tasarımcılar da bilmiyor. Zaten o yüzden bu araştırmalara ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>K.B.: Şu an mobil cihazlarda kullanıcı arayüzlerinin henüz gelişim aşamasında olduğu ve birçok firmanın stratejisinin rakiplerinin ürünlerinde başarılı bulduğu özellikleri kendi sistemlerine uyarlamaktan ibaret olduğu görülüyor. Öte yandan PC ve dizüstü sistemlerde kullanıcı arayüzlerinin durumu ve geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ö.Ö.: </strong>Şöyle başlayalım. Bu sistemler en başından beri hiç doğru bulmadığım bir şekilde geliştiği için geldiği nokta da doğru bir nokta değil. Microsoft kendi ürünlerini yaygınlaştırdığı andan itibaren bir ergonomi problemiyle karşı karşıya olduğumuz ortadaydı. Ben yıllar önce bunu söylediğimde çok ciddi tepkiler aldım. Şimdi herkes aynısını söylüyor. Şu an yaygın olan tasarım “35 yaşında beyaz Amerikalı erkek” baz alınarak oluşturulmuş. Dolayısıyla beni kapsamıyor. Birçok insanı kapsamıyor ama ne yazık ki artık öğrenilmiş olan bu ve kendisi bir kültür haline gelmiş durumda. Temel alınan, 80&#8217;lerde Xerox&#8217;un oluşturduğu grafik kullanıcı arayüzünden çok da ileri gittiği söylenemez. Arayüzler çeşitli efektlerle süslendi ama ergonomik açıdan çok fazla adım atılamadı. Apple&#8217;ın MacOS ile bir adım önde olduğunu söyleyebiliriz bu konuda. Steve Jobs&#8217;un kurduğu yapı temel alınarak inşa edilmiş bir arayüzü var. Şimdilik çok ciddi ilerlemeler olmasa da gelecekte bu adımların atılabileceğini tahmin ediyorum.</p>
<p><strong>K.B.: Ben hem yazı tabanlı hem de grafik arayüzleri sıkça kullanan biri olarak halen bazı durumlarda yazı tabanlı arayüzü daha avantajlı buluyorum. Eminim benzer düşünen birçok kişi vardır. Özellikle Linux kullanıcıları. Sizce çoğunluğun modası geçmiş bulduğu bu tarz araçlar tekrar araştırılmaya değer mi?</strong></p>
<p><strong>Ö.Ö.: </strong>Tabii. Etkin kullanan kişiler için birçok araç yaygın alternatiflerine oranla daha ergonomik. Fakat bu araçların öğretilmesi nispeten daha zor. Linux ve Android ile ilgili en büyük problemimiz geliştiriciler tarafından çok iyi kullanılıp öneriliyorken son kullanıcı açısından durumun farklı oluşu. Bizim geliştiriciler olarak son kullanıcıyı ikna etmemiz ya da onun kullanabileceği alternatifleri yaratmamız gerekiyor. Bana sorarsanız ben elbette özgür yazılımı destekliyorum. Fakat bunu anneme öğretemiyorum. Belki de sadece tasarımda değil, mantıksal hiyerarşide de bir farklılaşmaya ihtiyaç var.</p>
<p><strong>K.B.: Arayüzler ve özellikle mobil cihazların kullanılabilirliğine değindik. Peki klavye/fare gibi alışkın olduğumuz etkileşim cihazlarının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ö.Ö.: </strong>Genel kullanıcı kitlesine yönelik bir değişim olur mu bilmiyorum. Ama temelde ergonomik açıdan kötü tasarlanmış kullanım alışkanlıkları bir kültür oluşturdu ve tasarım kriterleri haline geldi. Kullanıcıların alışkanlıklarını değiştirirken aynı zamanda onlara farklı şeyler sunmuyorsanız yenilikler genellikle tutmuyor. Tek elle kullanılan klavye ve benzeri cihazlar genel kullanıcıda yansıma bulamasa da handikaplı gruplar dediğimiz engelliler tarafında hemen kabul edilebilir hale geldi ve kullanımları arttı. Biraz bekleyip görmek lazım.</p>
<p><strong>K.B.: Türk girişimciler için bir soru soralım. Sektöre girmek isteyen girişimciler sizce projelerinde küçük adımlarla başlayıp önce yerel pazara mı yoğunlaşmalı yoksa büyük oynayıp global pazarı mı hedeflemeli?</strong></p>
<p><strong>Ö.Ö.: </strong>Yerel pazarlar da artık çok küçük değiller. Panelde çok ciddi rakamlardan bahsedildi ve geliştiricilerin ticari beklentileri çok yüksek. Beni de “bir uygulama yapsam, 1 dolara satsam, 1 milyon kişi indirse” gibi hesaplar yapmaya itti dinlerken. Artık çok fazla yerel uygulamanın kaldığını da düşünmüyorum. Belki dil tercihlerinden dolayı yerel kalmış uygulamalardan bahsedebiliriz ama onun dışında artık bu ayrım pek yok gibi. Burada asıl sorun tabii ki bir ihtiyaca cevap verebilmek ve bunu doğru zamanda yapmak.</p>
<p><strong>K.B.: Son olarak, eklemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ö.Ö.: </strong>İlk sorduğunuz soruya cevaben bir şey ekleyebilirim. Proje geliştirenler şu konuya dikkat etmeliler: Bizler kullanılabilirlik çalışmalarını sadece son aşamada kullanıcı deneyimi ve arayüz üzerinden yapmıyoruz. Bunlar tek başına yeterince doğru sonuç vermiyor. Kullanılabilirlik testlerini projenin fikir aşamasından başlayarak bütün proje sürecinde tekrar tekrar yaparsak istediğimiz sonuçları alabiliyoruz. Bir de şunu eklemek istiyorum: Sosyal medya para değildir, sosyal bir tarafı da vardır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2911</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
