<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Lara Akış Baruh arşivleri - Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/tag/lara-akis-baruh/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/tag/lara-akis-baruh/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 May 2014 17:04:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.1</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>‘BEĞEN’ilmek mi, ‘PAYLAŞ’ılmak mı? [DOSYA]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/begenilmek-mi-paylasilmak-mi-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/begenilmek-mi-paylasilmak-mi-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Nov 2012 13:06:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Afşin Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Bakır]]></category>
		<category><![CDATA[Beğen]]></category>
		<category><![CDATA[Christoph Bornschein]]></category>
		<category><![CDATA[Dominic Sparkes]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Emeric Ernoult]]></category>
		<category><![CDATA[Krombera]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Akış Baruh]]></category>
		<category><![CDATA[Merve Karabağlı]]></category>
		<category><![CDATA[Ödül Küçük]]></category>
		<category><![CDATA[Paylaş]]></category>
		<category><![CDATA[Plasenta]]></category>
		<category><![CDATA[Reach]]></category>
		<category><![CDATA[Selva Aydıner]]></category>
		<category><![CDATA[Sertaç Şener]]></category>
		<category><![CDATA[Wanda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=51074</guid>

					<description><![CDATA[Sosyal medyada tıklayacak düğme çok. Yükle, yayınla, beğen, orada paylaş, burada paylaş, ekle, yorum yap, etiketle, pin’le, tweet’le, Retweet yap, +1'le vs...Örneğin, Facebook’tan aldığımız bilgilere göre...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada tıklayacak düğme çok. Yükle, yayınla, beğen, orada paylaş, burada paylaş, ekle, yorum yap, etiketle, pin’le, tweet’le, Retweet yap, +1&#8217;le vs&#8230;</p>
<p>Örneğin, Facebook’tan aldığımız bilgilere göre:</p>
<ul>
<li>Tam 1 milyar kişi Facebook’u ayda en az bir kez kullanıyor.</li>
<li><strong>Facebook açıldığından beri toplam 1.13 trilyon kez like tuşuna basılmış.</strong></li>
<li><strong>Facebook’ta günde</strong> <strong>2.45 milyar içerik ve beğenilen 2.7 milyar post paylaşılıyor.</strong></li>
<li>Günde ortalama 300 milyodan fazla fotoğraf yükleniyor.</li>
<li>219 milyar fotoğraf paylaşılmış. <em>(Veriler 9/10/2012 tarihine aittir. Silinmiş fotoğraflar rakamlara dahil değildir. Fotoğraf paylaşımı için rakamlar 2005 sonbaharından itibaren ölçümlenmiştir.)</em></li>
<li>17 milyar check-in <em>(Bu rakama lokasyon etiketlemeli post’lar da dahildir. Veriler 9/10/201 tarihine aittir. Rakamlar Ağustos 2010 tarihinden itibaren ölçümlenmiştir.)</em></li>
<li>Facebook üzerinden 62.6 milyon şarkı 22 milyar kez çalınmış/dinlenmiş.</li>
</ul>
<p><em>(Veriler 9/10/201 tarihine aittir. Rakamlar, Müzik Dinleneme uygulamasının başladığı tarih olan Eylül 2011’den itibaren ölçümlenmiştir.)</em></p>
<p>Markaların da ajansların da derdi hedef kitlelerini o düğmelere mümkün olduğu kadar çok tıklatmak. Aslında önemli olan tüketiciyi o düğmeye nasıl tıklattığınız. <em>‘Ne olursa olsun rakamlarımız yüksek olsun’</em> diyerek sosyal medya magazinciliğini tercih eden de var, <em>‘Kim neyi beğenir, paylaşır?’</em> diye soran da, <em>‘Bize yakışan içerik nedir?’</em> diyen de&#8230;  Genel olarak <em>(istisnalar kaideyi bozmaz)</em> markalar <strong>&#8216;Nicelik!!!&#8217;</strong> diye, ajanslar <strong>&#8216;Nitelik!!!&#8217;</strong> diye haykırıyor. Rekabet sayılar üzerinde dönüyor. Bir işten çıkan sonucun olumlu ya da olumsuz olduğunu yine rakamlarla ölçülüyor. Peki başarı kriteri dediğimiz zaman kim, neyi tercih ediyor? Beğenilmeyi mi, paylaşılmayı mı?</p>
<p>Konuyla ilgili hem reklamverenlere/markalara hem de yabancı ve Türk ajanslara gittik. Soru tek: &#8216;<strong>BEĞEN’ilmek mi, ‘PAYLAŞ’ılmak mı?&#8217;</strong></p>
<p><em>(Burada ‘beğen’ ve ‘paylaş’ kelimeleri Facebook’un tekelinde olan kelimeler anlamında değil; sosyal medyada platformlarında beğeniyi ve paylaşmayı temsil eden tuşlar için kullanıldı. Buna Reblog, Repin, ReTweet, Paylaş butonlarının hepsi dahil.) </em></p>
<p>Görüşlerin hemen hemen hepsi paylaşılmayı nitelik, beğenilmeyi nicelik olarak tanımlar nitelikte. İkisi de önemli diyen de var, hiçbiri diyen de veya sadece birini seçen de…</p>
<p>Krombera Kurucu Ortaklarından Alper Afşin Özdemir, bize gönderdiği görüşünün girişinde <a href="http://www.dr.com.tr/Kitap/Unmarketing/Scott-Stratten/Egitim-Basvuru/Is-Ekonomi-Hukuk/Satis-Pazarlama-Halkla-Iliskiler/urunno=0000000370580" target="_blank">Unmarketing</a> kitabının yazarı Scott Stratten’dan bir alıntıyı paylaşmış. Stratten, <strong>‘’Pazarlamayı bırakın, bağ kurmaya başlayın’’ </strong>diyerek sosyal medya için bir banka benzetmesi yapıyor. <strong>‘’Bir bankada hesap açıp da içine hiçbir şey yatırmadan $5000 çekme talebinde bulunamazsınız. Bankacı deli olduğunuzu düşünür. </strong>Yine de insanlar sosyal medyaya giriyorlar, hesap açıyorlar ve sonunda şikayetçi oluyorlar…’’</p>
<p>Bu benzetme aslında her şeyi özetliyor. Ama biz yine de kim, ne demiş, ona bakalım bir de&#8230;</p>
<p>İşte size hem sektör profesyonellerinin hem de markaların görüşlerini bir arada bulabileceğiniz bir dosya. <strong></strong></p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Doğru hedef kitlenin paylaşımı beğeninin bir adım önündedir[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-51096" title="Selva Aydıner" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Jack-Daniels-Selva_Aydiner_21.jpg" alt="" width="255" height="365" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Jack-Daniels-Selva_Aydiner_21.jpg 255w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Jack-Daniels-Selva_Aydiner_21-209x300.jpg 209w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" /><a href="https://twitter.com/selvaaydiner" target="_blank">Selva Aydıner</a>, Jack Daniel’s ve Southern Comfort Kıdemli Marka Müdürü</strong></p>
<p>Günümüzde internet ve sosyal medya birer kanal değil, günlük yaşamımızın önemli parçaları. İnsanlar hissiyatlarını, memnuniyet/memnuniyetsizliklerini, görüşlerini anlatmak istiyorlar.  Markalar ile konuşamazlarsa, zaten arkadaşlarıyla veya sosyal çevreleriyle paylaşıyorlar.</p>
<p>Artık kurumsal söylemler ve basmakalıp cümlelerdense, tüketicinin dilini konuşmak markalar için dikkat edilmesi gereken en önemli nokta. Çok uzun bir tarihi olan Jack Daniel’s markasının çok keyifli ve sevenlerinin paylaşmaktan keyif aldığı hikayeleri olduğu için biz bunları güncel deneyimlerle birlikte konuşuyoruz. <strong>Paylaşım, içeriklerinin kalitesi ve markanın doğasıyla uyumu, yönetilen markanın gerçek kitlesini de belirliyor.</strong><em> </em>Bunun sonucu olarak Jack Daniel’s Türkiye Facebook sayfamız, Türkiye’deki en çok takipçiye sahip ithal içki markası. Ayrıca etkileşim rakamları da oldukça yüksek seviyede. Bunun temel sebebi takipçi sayımızın ağırlıklı olarak organik büyümeden kaynaklanması.</p>
<p><strong><em>İnandırıcılık tavsiye ile arttığı ve markanın kendisinden bahsetmesi yerine, onun sevenlerinin bahsetmesi demek olduğu için – tabii ki doğru hedef kitlenin paylaşımı beğeninin bir adım önündedir.</em></strong><strong><em></em></strong></p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Hem beğenilme hem paylaşılma hem de yorumlar bizim için önemli[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-51099" title="Sertaç Şener" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/sertac_sener.jpg" alt="" width="255" height="349" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/sertac_sener.jpg 255w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/sertac_sener-219x300.jpg 219w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" /><a href="http://www.linkedin.com/pub/serta%C3%A7-%C5%9Fener/9/868/b16" target="_blank">Sertaç Şener</a>, Nokia Türkiye Pazarlama Direktörü</strong></p>
<p>Nokia Türkiye olarak sosyal medyada gördüğümüz ilgiden son derece memnunuz. Bugüne kadar yaptığımız çalışmaların karşılığında son derece olumlu dönüşler elde ediyoruz. Kullanıcı yorumlarından pozitif olan bir yorumun neden pozitif, negatif bir yorumun neden negatif olduğunu anlamaya çalışıyoruz ve paylaşılan içerikleri analiz edip, geleceğe dönük aksiyonlarımızı buna göre planlıyoruz.</p>
<p>Sosyal medya ortamı, nihai kullanıcıyla doğrudan iletişim kurmamızı sağlayan çok önemli bir mecra olduğu için, yayınladığımız içeriğin türüne bağlı olarak hem beğenilme hem paylaşılma hem de yorumlar bizim için çok önemli. Bu nedenle hem üreticinin hem de tüketicinin sosyal medyayı karşılıklı olarak etkin bir şekilde kullanması her iki taraf için de büyük avantaj sağlıyor.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Paylaşmak ya da beğenmek değil, KİMİN paylaşıp beğendiği önemli[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-51101" title="Christoph Bornschein" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/tlgg.jpg" alt="" width="255" height="356" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/tlgg.jpg 255w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/tlgg-214x300.jpg 214w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" /><a href="https://twitter.com/Playrough" target="_blank">Christoph Bornschein</a>, TLGG CEO</strong></p>
<p>Bana göre beğenmek ya da paylaşmak olsun; her türlü interaction markalar için büyük önem taşıyor. <strong>Herkesin yakın zamanda farkedeceği şey ise; bu içerikleri KİMİN paylaştığını ya da beğendiğini anlamadan bütün bu beğeni ve paylaşımların anlamsız olacağı.</strong> Kullanıcının kim olduğunu bilmeden, ne tip bir tüketici olduğunu anlamadan sağlanan inreaction gerçek bir iş değeri ortaya çıkaramadığınızı gösterir.</p>
<p>Benim kişisel görüşüm markaların yakın zamanda kullanıcıların kim olduğunu belirleme adına adım atacakları ya da birilerine adım attıracakları yönünde. Çünkü ancak o zaman sosyal medyada yatırımın geri dönüş oranını (ROI) alabiliriz/anlayabiliriz.</p>
<p>‘Beğenmek mi, paylaşmak mı?’ demeden ve tartışmadan önce içerikle hedeflediğiniz ve o içerikle etkileşim yapan kullanıcının ya da tüketicinin kim olduğuna ve kim olması gerektiğine odaklanmak lazım.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Markalara tavsiyemiz: Önce kullanışlı olun. Rakamlar için sonra endişelenin[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-51103" title="Dominic Sparkes" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Dom-Sparkes.jpg" alt="" width="255" height="262" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Dom-Sparkes.jpg 255w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Dom-Sparkes-45x45.jpg 45w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" /><a href="https://twitter.com/domsparks" target="_blank">Dominic Sparkes</a>, CEO, Tempero: Social Media Management</strong></p>
<p>Sektörel anlamda sosyal medya hala çocukluk dönemini yaşıyor. Tıpkı radyo, televizyon ve dijital reklamcılık gibi&#8230; Onlar da ilk zamanlarında şaşaalı bir dönem, yüksek rakamlar, astronomik reach’ler yakamışlardı. Fakat zamanla asıl konu olan ‘niteliğin’ nicelikten çok daha önemli olduğu anlaşıldı. Bu durum sosyal medya için de olacaktır.</p>
<p>Şu an için ise henüz ulaşılmamış ‘milyarlarca’ insandan/tüketiciden dolayı rakamların baş döndürücü etkisi altındayız. Ortam bir ‘pazarlama cenneti’ gibi görünüyor.  Gerçek şu ki: mass online kitleye belirli bir hedefleme yapmadan ya da belli bir amaca sahip olmadan ‘brandcasting’ yapmak markaya son derece zarar verir; verecektir. Artık hepimiz spam’lerden tiksinmiyor muyuz mesela?</p>
<p><strong>Birçok global markayı sosyal medyada temsil eden bir dijital ajans olarak astronomik rakamlarla reklamverenin/markanın başını döndürmek bizim için de çok kolay. Fakat asıl değer ‘sosyal’ olmak için sebep yaratmakta ve insanlarla gerçek anlamda bir etkileşim sağlamakta yatıyor<em>.</em></strong> Bu ilk başta küçük bir kitle ve sayısı az bir topluluk ile olsa bile&#8230; Rekabet ‘beğeni’ ya da ‘paylaşma’ rakamları üzerinden olmamalı.</p>
<p>Eğer bir markaya sosyal medya ile ilgili tek bir tavsiye verecek olacak, söyleyeceğimiz şey sadece şudur: “Önce işe yarar/kullanışlı olun. Rakamlar için sonra endişelenin.”</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Genel başarı kriterlerine göre sosyal aksiyonlar değil, amaca ve içeriğe uygun sosyal aksiyonlar önemli[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-51108" title="Ödül Küçük" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Ödül-Küçük.jpg" alt="" width="255" height="346" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Ödül-Küçük.jpg 255w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Ödül-Küçük-221x300.jpg 221w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" /><a href="https://twitter.com/odul_kucuk" target="_blank">Ödül Küçük</a>, Plasenta İş Geliştirme Müdürü</strong></p>
<p>Açıkçası biz Plasenta olarak sosyal aksiyonların her birini ayrı ayrı değerlendiriyoruz. Her aksiyonun arkasında yatan farklı bir motivasyon ve aksiyon sonrası kullanıcının social currency’sine farklı yansıyan  bir etki olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p>Bu konuda markanın ihtiyaçları ve başarı kriterleriyle kullanıcıların ihtiyaçlarını kesinlikle birbirinden ayrıştırmamalıyız. Dolayısıyla markalar için “şu veya bu aksiyon daha başarılı” sonucu işaret eder demenin doğru olmadığını düşünüyoruz.</p>
<p><strong><em>Elbette ki kullanıcı tarafından gösterilen efor göz önüne alındığında “paylaşmak” daha büyük bir psikolojik değere sahip, fakat marka içeriğinin hangi stratejiyle ve ne amaçla servis edildiği, sonucunda karşılaşılan sosyal aksiyonun değerlendirilmesinde kuvvetli bir korelasyon içeriyor.</em></strong><strong><em></em></strong></p>
<p>Bu yüzden, yönetim (sayfa/hesap) başarısının genel olarak sosyal aksiyonlardan birinin görece üstünlüğüne göre değil, farklı strateji ve hedeflere sahip içerik kategorilerinin dinamiklerine göre kendi içlerinde değerlendirilmesi sonucunda oluşan tabloya göre belirlenmesini doğru buluyoruz.</p>
<p>Örneğin; amacı “conversation yaratmak” olan bir içeriğin mecrasına göre bile değişkenlik gösterecek sosyal aksiyon ihtiyacı başka, “hızla yayılması hedeflenen” bir içeriğin başka olacaktır. <strong>Dolayısıyla biz genel başarı kriterlerine göre sosyal aksiyonlar değil, amaca ve içeriğe uygun sosyal aksiyonlar şeklinde yaklaşılması gerektiğini düşünüyoruz.</strong></p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Artık herkes bunun bir skor işi olmadığının farkında[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-51109" title="Lara Akış Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/lara-photo.jpg" alt="" width="255" height="281" /><a href="https://twitter.com/thelaraab" target="_blank">Lara Akış Baruh</a>, Wanda Socialist Group Head</strong></p>
<p>Bu sorunun cevabı platformların dinamiklerine göre değişkenlik gösteriyor. Okunma / görüntülenme sayısı gibi verilerin birebir kriter olacak kadar gerçeği yansıttığını düşünmüyorum. Elbette fikir veriyor ancak kaç kişinin gerçekten görüp görmediği hakkında hala dijital alanda bilgi eksikleri var. İçerik üretiminin değeri ise hala “Content is the King!” seviyelerine ulaşamadı ülkemizde. <strong>Markaların genel stratejileri ve sosyal medyadaki ürkeklikleri de “paylaş”ılmaya değer içerik yaratılmasını engelliyor.</strong><em> </em>Türk tüketicisinin davranışlarında genelde kampanyaları paylaşmaya daha eğilimli olduklarını görebiliyoruz. <strong>Facebook gibi platformlarda üretilen içeriklere bakarsak “beğen”mek çok daha kolay ve alışıldık bir aksiyon.</strong> Dolayısıyla tüketici tarafından girdiğimiz içeriklerin “beğen”ilmesi bizim açımızdan daha önemli. Zaten beğendiği zaman aynı zamanda profilinde de paylaşmış oluyor.  Yorum derseniz ayrı bir mesele. Beğenmek, paylaşmak gibi aksiyonlar varken tüketicinin yorum yapması zorlaşıyor. Tüketici hala kısa kısa yazabileceği interaksiyonları, alternatifleri seviyor, 1-2-3-4 yazmak kadar kolay şeyleri tercih ediyor. <strong>Twitter ise tüketiciyle ilişkinin daha zor kurulduğu ve aksiyonların çok daha düşünülerek alındığı bir alan. Favorite Button bizim için elbette önemli; ancak bize bu içeriğini beğendiğini nedense takipçileriyle paylaşacak değerde bulmadığını gösteriyor. Bu nedenle kriterimiz Retweet oluyor bu alanda. </strong></p>
<p>Hayran ve takipçi sayılarında ise çok farklı noktalardayız. Markaların da hızlıca adapte olduğu birtakım metrikler var artık. Engagement rate, People Talking About gibi. Artık herkes bunun bir skor işi olmadığının farkında çünkü biz burada birebir satış yapmıyoruz. Biz istediğimiz mesajları verebilmek adına markanın imajını yaratıyoruz. Bu nedenle <strong>orada ne kadar hayran veya takipçimiz olduğundansa; onlarla ne kadar iletişime geçtiğimiz, onların derdine derman bulup bulamadığımız, onların isteklerine karşılık verip veremediğimiz önem kazanıyor.</strong> Bu nedenle elbette tüketicinin benim mesajımı taşımak için yaptığı aksiyonlar çok önemli. Bunu “beğen”erek de, “paylaş”arak da yapabilir. İkisi de yapılan işin başarılı olduğunu gösterir.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Bizim için öncelik, yaptığımız işin gerçekten işe yaradığına inanmış olmak[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-51110" title="Barış Bakır" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/DSCN2936.jpg" alt="" width="255" height="273" /><a href="http://www.linkedin.com/in/barisbakir" target="_blank">Barış Bakır</a>, Ajans Luxus Ortağı</strong></p>
<p>Sosyal medya ölçümlemesinde kullanılan teknikler ne yazık ki televizyon döneminin son derece anlamsız olan teknikleri. Nasıl eskiden GRP’lere ya da share’lere bakılıyordu, bugün de bu alışkanlık “like” sayılarına “fan” sayılarına bakılarak devam ediliyor. <strong>Bu, özellikle reklamveren tarafındaki profesyonellerin kendilerini güvende hissetmek için rakamların ardına gizlenmelerinden dolayı ortaya çıkıyor.</strong> Ancak insanların istekli bir şekilde markalarla iletişime geçtiği sosyal medyada, bu tarz ölçüm teknikleriyle yapılan işin başarısını ölçmeye çalışmak imkânsız. Bu, bence sadece “like”lar ve “fan sayıları” için değil, paylaşımlar ve retweetler gibi kullanıcının maruz kaldığı içeriği benimseyerek yaydığı durumlar için de geçerli. Bir markanın içeriği paylaşılabilir ya da retweet edilebilir. Ama bu, içeriğin gerçekten markanın iletişim amacına hizmet ettiğini göstermez.</p>
<p>Tüm dijital mecralar gibi sosyal medya da bugüne kadar hiçbir mecranın sunmadığı ölçüm tekniklerini sunuyor. Ancak insanların büyük kitlesel sınıflara bölünemediği bir tüketim çağı yaşıyoruz. İnsanları sadece bir yazılım tarafından üretilen datayla anlamak mümkün değil. <strong>Bu yüzden sosyal medyayla ilgilenen insanların çok daha cesaretli olması ve üzerinde çalıştıkları sistemlerden elde ettikleri rakamları kişisel birikimleri sayesinde elde ettikleri içgörülerle birleştirerek yorumlayabilmeleri gerekiyor.</strong></p>
<p><strong>Günün sonunda bir içerik ajansı olarak yaptığımız işi rakamlarla değerlendirmemiz gerektiğinde fan sayıları ya da beğenmeler yerine paylaşmalar ya da retweetler bizim için daha önemli.</strong> Ancak bunlar da yeterli değil. Bizim için öncelik olan, yaptığımız işin gerçekten işe yaradığına inanmış olmak.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sosyal dolaşım kavramından bahsetmek gerekiyor[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-51111" title="Alper Afşin Özdemir" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Alper_Afsin_Ozdemir.jpg" alt="" width="255" height="312" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Alper_Afsin_Ozdemir.jpg 255w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Alper_Afsin_Ozdemir-245x300.jpg 245w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" /><a href="http://www.krombera.com/alperozdemir/" target="_blank">Alper Afşin Özdemir</a>, Krombera Kurucu Ortak / Ajans Başkanı</strong></p>
<p>Bu soruya son zamanlarda okuduğum bir kitaptan alıntı yaparak başlamak istiyorum. Unmarketing kitabının yazarı Scott Stratten, <strong>‘’Pazarlamayı bırakın, bağ kurmaya başlayın’’</strong><em><strong> </strong></em>diyerek sosyal medya için bir banka benzetmesi yapıyor. <strong>‘’Bir bankada hesap açıp da içine hiçbir şey yatırmadan $5000 çekme talebinde bulunamazsınız. Bankacı deli olduğunuzu düşünür. Yine de insanlar sosyal medyaya giriyorlar, hesap açıyorlar ve sonunda şikayetçi oluyorlar…’’ sözleriyle düşüncesini ifade eden Stratten aslında çok doğru bir örneklemede bulunmuş.</strong></p>
<p>Bugün birçok marka sosyal medyada bulunmanın gerekliliğine ikna olmuş durumda. Fakat gözden kaçırılan bir nokta var ki o da, bu platformlarda ‘’ne şekilde’’ yer alınması, kitlelere ‘’ne konuşmak’’ gerektiği. <strong>İnsanlara markanızı beğenmeleri için sunduğunuz değer teklifiniz ne? Burada da ‘’social currency’’ (sosyal dolaşım) kavramından bahsetmek gerekiyor. </strong>Sosyal medyanın karşılıklı sohbet eylemi olduğunu düşünürsek, sosyal dolaşım da bu sohbeti tetikleyen ve ilgiyi canlı tutan herhangi bir şey olabilir. Krombera bu noktada, gerçek hayatta var olan hikayeleri sahipleniyor. Markaların hikayelerini anlatabilecekleri bir alan sunarak, müşterileriyle doğal yoldan etkileşim yaratan, uzun soluklu ilişkiler kurmalarını hedefliyor.</p>
<p>Bizim yapmaya çalıştığımız, bu sosyal dolaşım içerisinde insanlara dokunarak marka ile dijital bir deneyim yaşamalarını sağlamak ve bunun karşılığında marka ile ilgili tecrübelerini paylaşmalarını tetiklemek. “Yalnızca ürün değil, ürün deneyimi” de bir o kadar önemli diyebiliriz.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sizin 10 bin takipçinizin olması 10 bin kişinin de sizinle ilgileniyor olması anlamına gelmez[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-51112" title="Merve Karabağlı" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Papillon-Merve-Karabağlı.jpg" alt="" width="255" height="331" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Papillon-Merve-Karabağlı.jpg 255w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/11/Papillon-Merve-Karabağlı-231x300.jpg 231w" sizes="(max-width: 255px) 100vw, 255px" /><a href="https://twitter.com/mervemsi" target="_blank">Merve Karabağlı</a>, Papillon Sosyal Medya Koordinatörü</strong></p>
<p><strong>‘Peki şimdi bizi kaç kişi beğenecek/beğendi Facebook’ta? Kaç kişi takip edecek/ediyor Twitter’da?’’Bunlar, bir markanın sosyal medyaya adımını atmadan önce başlayan ve başladıktan sonra da bitmeyecek olan sorularıdır.</strong> Markaların bu şekilde düşünmesi çok normal. Çünkü öncelikle o kişilere her an ulaşabiliriz hissiyatında oluyorlar ya da markayı takip eden/sayfasını beğenen her kişinin markaya ait içeriklerle ilgilenmek zorunda olduklarını düşünüyorlar. <strong>Sizin 10 bin takipçinizin olması 10 bin kişinin de sizinle ilgileniyor olması anlamına gelmez.</strong> İnsanlar bir markanın sosyal hesabını takip ederken/beğenirken şu maddeler etken oluyor;</p>
<ol>
<li>Markanın bilinirliği : Kişi markayı kullanmasa bile tanıdığı için beğeniyor.</li>
<li>Markanın tüketicisi olması: Kişi ürün veya hizmeti deneyimlediği için beğeniyor.</li>
<li>Marka tarafından kullanıcıyı etkileyen içeriğin paylaşılması: Kişi o markaya ait ürün veya hizmeti kullansa da kullanmasa da eğer içeriği beğendiyse PAYLAŞIYOR.</li>
<li>Yarışma veya kampanya olması: Kişi markaya ait ürün veya hizmeti kullansa da kullanmasa da verilen ödüle sahip olmak için PAYLAŞIYOR.</li>
</ol>
<p>Bu etkenlere bakıldığında ilk 2 maddeden dolayı beğenenleriniz/takipçileriniz varsa ve diğer maddelerde de iyi olursanız beğeni ve takipçi sayınız daha hızlı artar. Burada paylaşmaya iten etkenler 3. ve 4. maddelerdir.</p>
<p><strong>Markaya bunu baştan izah etmek gerekir yoksa sadece beğensinler, takip etsinler demek bir kalabalığı bir yere toplayıp hiçbir organizasyon düzenlemeden onları aynı yerde tutmaya çalışmak demektir.</strong><strong><em> </em></strong>Eğer ki topladığınız grup sizinle ilgilensin istiyorsanız sahnede onun dikkatini çekmek, eğlendirmek, yanında olmak, güzel anlarınızı paylaşmak zorundasınız ki onlar da sizi PAYLAŞSIN. Eğer ki bunları başarabiliyorsanız o zaman sizinle gerçekten ilgilenen 10 bin beğenen/takipçiye sahipsiniz demektir ve sayıyı önemsemekte haklısınız. İşte o zaman yüksek beğeniye sahip/ takipçsi olan sayfalara baktığınızda (bu 4 madde de gerçekleşiyorsa) diyebilirsiniz ki bu sayının yüksek olması bir başarıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/begenilmek-mi-paylasilmak-mi-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">51074</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2012 Dijital Pazarlama Trendleri [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/2012-dijital-pazarlama-trendleri-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/2012-dijital-pazarlama-trendleri-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 11:34:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Batu]]></category>
		<category><![CDATA[Ceyhun Saraçoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Cem Çınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Günel]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Yaşar]]></category>
		<category><![CDATA[Frank Grindrod]]></category>
		<category><![CDATA[Gaye Güzelay]]></category>
		<category><![CDATA[Kutay Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Akış Baruh]]></category>
		<category><![CDATA[Samet Ensar Sarı]]></category>
		<category><![CDATA[Timothy Pitts]]></category>
		<category><![CDATA[Trend]]></category>
		<category><![CDATA[Trendwatching.com]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Tuncel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=23419</guid>

					<description><![CDATA[2011’in sonlarında 2012 beklentileri konuşuldu, tahminleri yapıldı. Bütçeler, cirolar, sosyal rakamlar da açıklandı. Peki 2012’nin ilk ayını geride bırakırken beklenenle gerçekleşmesi muhtemel gerçekler arasındaki fark ne oldu? Çok fazla bir değişiklik yok, evet...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2011’in sonlarında 2012 beklentileri konuşuldu, tahminleri yapıldı. Bütçeler, cirolar, sosyal rakamlar da açıklandı.</p>
<p>Peki 2012’nin ilk ayını geride bırakırken beklenenle gerçekleşmesi muhtemel gerçekler arasındaki fark ne oldu? Çok fazla bir değişiklik yok, evet; fakat “2012 dijital trendi nedir?” sorusunun çerçevesi biraz daha netleşti. Dünyada üzerinde ciddi yatırımlar yapılan, ülkemize de hızla etki eden birçok gelişme var mesela. Bunların başında lokasyon bazlı servisler, sosyal ağların entegrasyonuyla oluşturualacak reklam stratejileri ve cep telefonuyla ödeme olanağı sağlayan mobil cüzdan teknolojisi… Burada da 2012’nin yıldızı kendini gösteriyor hemen: <strong>MOBİL</strong>!</p>
<p>Görünen o ki 2012 djital pazarlama trendi, her stratejiyi ve imkanı bir şekilde mobile uyarlamak. Mobilin yanı sıra gittikçe yükselen iki trend daha var. <strong>Social CRM</strong> ve T<strong>V-Sosyal Medya entegrasyonu.</strong></p>
<p>Biz de tabii ki her zamanki gibi sektör profesyonellerine döndük hemen: “Sizce 2012’nin dijital trendi nedir?” diye sorduk. Hemen hemen bütün cevaplar bu üçlü üzerinde birleşti.</p>
<p>Tabii ki bu hızlı dünyada neyin ne zaman olacağını net bir şekilde söylemek mümkün değil. Fakat olası senaryoları görüp ona göre hazırlık yapmak gerek.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Ekran kültürü ve mobil[/heading]</strong></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-23422" title="Timothy Pitts" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Timothy-Pitts.jpg" alt="" width="220" height="220" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Timothy-Pitts.jpg 220w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Timothy-Pitts-150x150.jpg 150w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Timothy-Pitts-160x160.jpg 160w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Timothy-Pitts-61x61.jpg 61w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Timothy-Pitts-45x45.jpg 45w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Timothy-Pitts-109x109.jpg 109w" sizes="(max-width: 220px) 100vw, 220px" /></p>
<p><strong>Timothy Pitts, <a href="http://Trendwatching.com" target="_blank">Trendwatching.com</a> Yönetici Ortak</strong></p>
<p>2 önemli trendden bahsedebilirim. Birincisi <strong><a href="http://trendwatching.com/tr/trends/pointknowbuy/" target="_blank">Point &amp; Know &amp; Buy</a></strong>. Şimdilerde üzerlerinde akıllı telefon taşıyan tüketiciler, dış dünyada karşılaştıkları birçok şey hakkında anında bilgi sahibi olabildikleri (hatta satın alma yapabildikleri) bir dünyanın keyfini çıkarıyor. Bilgiye metin formunda arama yaparak ulaşmak herkes için ulaşılabilir bir şey olduğundan beri, bilgiye görsel arama yoluyla ulaşma yarışı başladı. Yakında gerçek dünyada karşılaştığımız her nesne (hatta kişi) akıllı telefonu olan hareket halindeki tüketiciler tarafından ‘bilinebilir’ hale gelecek. Tüketiciler telefonlarını canlarının istediği herhangi bir şeyin üzerine getirerek o şey hakkında detaylı bilgi sahibi olabilecekler. İnsanlar gördükleri ya da işittikleri her şey hakkında ne olduğunu bilmeseler ya da sözcüklerle tarif edemeseler bile anında bilgi sahibi olabilecek (hatta satın alabilecekler). Bir çok dijital tüketici trendinde olduğu gibi, Point-Know-Buy trendinin de arkasındaki itici güç de (neredeyse onlara yapışık halde yaşadığımız) akıllı telefonlar ve ‘görsel’ bir teknoloji ekosisteminin (QR kodlardan gelişmiş görsel aramaya kadar) oluşmuş olması. Bu modelin en önemli örneği Shazam. Öncü mobil müzik uygulaması Shazam, Eylül 2011’de kullanıcılarının yılda 1 milyarı aşkın şarkı etiketlediğini ve Shazam’ın limitsiz etiketleme hizmeti sunmaya devam edeceğini açıkladı. Heinz da kısa süre önce Blippar teknolojisine dayalı bir ‘zenginleştirilmiş gerçeklik yemek kitabını’ tüketicilerin kullanımına sundu. Kullanıcılar telefonlarının kamerasını Heinz ketçap şişesinin alt bölümüne odaklayarak tek tek şişeden dışarı çıkan tarifleri görebiliyordu. WhereToGet.It kullanıcıların sokak, dergi, blog veya filmlerden kareler paylaşarak resimde görünen ürünlerin nerede satıldığı sorusunu diğerlerine yöneltebildikleri bir Fransız internet sitesi. <strong></strong></p>
<p>İkincisi ise <a href="http://trendwatching.com/tr/trends/12trends2012/?screenculture" target="_blank"><strong>Screen Culture</strong> – Ekran Kültürü</a>. 2012’de hayat, daha yaygın olarak karşımıza çıkacak olan, etrafımızı çepeçevre saracak, daha kişisel ve daha interaktif ekranlarda yaşanacak. Screen Culture tek başına bir trend olmaktan çok, en son Trend Briefing’de de söz ettiğimiz pek çok trendin kendini ortaya koyacağı bir aracı platform aslında. Ekranlar bugün olduklarından daha yaygın, daha mobil ve daha ucuz olacaklar. Mobil internet ve yeni cihazlarla 2012’de giderek yaygınlaşıp sonunda adım başı rastlayacağımız bir teknoloji halini alacak olan &#8216;cloud&#8217; da bu konuya yardımcı olacak. İşin aslı, tüketiciler gelecekte ekranın kendisi ve ekran üzerinden ulaşılabilen özellikler dışındaki herşeyi görmezden gelecekler.</p>
<p>‘Online’ ile ‘offline’ın çakışması fenomeni, tüketicilerin yeni ürün ve hizmetler keşfetmek ve mevcut seçenekler arasından tercih yapmak için arkadaşları, fan’ları ve takipçilerinden oluşan sosyal ağlarına başvurmasını anlatan the F-Factor (F-faktör – friends, followers and fans) trendi.  &#8216;Rahatlık/kolaylık/pratiklik&#8217; gibi etkisini hiç yitirmeyen bir mega-trend&#8230; Tüketici kültürünün her yere ve herşeye nüfuz edecek olan Screen Culture tarafından şekillendirilmesine ve herşeyin o platformda yaşanmasına hazırlıklı olun.Ve hayır, ekranlardan ‘sıkılma’ veya ‘bıkma’ henüz söz konusu bile değil.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sosyal öncülü, transmedia ve social CRM[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-23423" title="Kutay Ateş" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/kutay-ates.jpg" alt="" width="220" height="290" />Kutay Ateş, 41? 29! Sosyal Medya Direktörü</strong></p>
<p>Dijital pazarlama açısından, 2012&#8217;de sık sık duyacağımızı düşündüğüm 3 kavram var.</p>
<p>Bunlardan ilki &#8220;sosyal&#8221; öncülünün, 2011&#8217;de de olduğu gibi hayatımızın her alanını kapsayacak olması&#8230; Sosyal ticaret, sosyal devlet (dijitale entegre), sosyal teknolojiler, sosyal ürünler gibi teorik olarak konuşulan ancak pratiğe net olarak dökülemeyen kavramlar, somut olarak hayatımıza girecekler. 2011 yılı içerisinde bu konuda başarılı atılımlar gördük. 2012&#8217;de ise konsept olarak daha genişleyeceklerini ve &#8220;sosyal&#8221; kavramının içinin daha net doldurulacağını göreceğiz.</p>
<p>İkincisi, transmedia kullanımı&#8230; Yine 2011 içerisinde başarılı örneklerini gördük, özellikle daha çok kreatif projeler ve kampanyalarda. 2012&#8217;de bu trend artarak devam ediyor olacak, ayrıca fonksiyonel olarak hayatımıza yerleşecek araçlar da görüyor olacağız. Özellikle TV &amp; Mobil etkileşimi, kullanıcı etkileşimini ve davranışlarını da etkileyecek ve pazarlama açısından yepyeni fırsatlarla karşı karşıya olacağız.</p>
<p>Üçüncüsü ise Social CRM. Türkiye&#8217;de özellikle müşteri odaklı markalar için çok büyük önem taşıyan Social CRM, henüz çok primitif şekilde kullanılmakta. Markalar hem altyapı olarak, hem de faaliyetler açısından Social CRM&#8217;e henüz uygun değiller. Bu noktada önemli bir fırsat bulunuyor ve yavaş yavaş bu yatırımlar gerçekleştiriliyor. 2012&#8217;de markaların gerçekleştireceği tüm dış faaliyetler, bu alana yönelik data toplama ve kullanıcı datasıyla müşteri datasının birleştirilmesi amacıyla ilerleyecek. Son noktada ise teknolojik entegrasyonla birlikte, kullanıcı davranışı odaklı bir yapı, markaların tüm pazarlama faaliyetlerinin odak noktası haline gelecek. Bu da marka adına yeni fırsatlar anlamını taşırken, kullanıcılar için de markaların daha güleryüzlü hale gelmelerini sağlayacak.</p>
<p>Tüm bunların yanında Türkiye için ilk dönemde çok anılmasa bile, son çeyrekte oyunlaştırma, ses ve yüz tanımlama sistemleri ve collaboration kavramlarını konuşacağımızı ve bu kavramlara ait ilk önemli atılımları görüyor olacağımızı düşünüyorum.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]“Müşteri desteği” olgusu daha da alevlenerek geri dönecek[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-23424" title="Frank Grindrod" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/profilepic.jpg" alt="" width="220" height="284" />Frank Grindrod,  1000heads Müşteri İlişkileri Direktörü</strong></p>
<p>2012’de “müşteri desteği” olgusu daha da alevlenerek geri dönecek. Markalar, müşterilerinin satın alma kararlarında pozitif tavsiyelerin ve ağızdan ağıza pazarlamanın önemini her geçen daha da anlıyor; ve bu “müşteri desteği”ni kullanabileceği her alanı keşfediyor. Başarıyı yakalayacak markalar, bu müşteri desteğini arkasına alan markalar olacak. Dürüstlük ve transaparan iletişim konusunda ince eleyip sık dokuyan organizasyonlar kazanacak. Gerçek bir ağızdan ağıza pazarlama ve tavsiyeler, satın alınabilen olgular değildir. Bunların kazanılması gerekir.</p>
<p>2011 hep video’nun yılı olacak dendi fakat bence asıl 2012’de bu konuda ciddi bir gelişim göreceğiz. Viral yaklaşım içinde video zaten kendine has bir yere sahip.  Marka tarafından oluşturulmuş bir içerik , video kullanımı ve sosyal medyayı birleştiren en önemli özellik.  Bu da interaktiviteyi, katılımı ve paylaşımı alevlendiren ve ağızdan ağıza pazarlamayı desteklediği için daha sık kullanılacak.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Branded utility[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-23425" title="Ceyhun Saraçoğlu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Ceyhun-Saraçoğlu-C-Section-foto.jpg" alt="" width="220" height="212" />Ceyhun Saraçoğlu, C-Section Creative Head</strong></p>
<p>2012 marketing trendi olarak “branded utility“leri görüyorum. Herşeyin bu kadar açıkça konuşulduğu, şikayetlerin, övgülerin, olumlu, olumsuz eleştirilerin bu kadar rahat yazılıp çizilen dünyada insanlara gerçekten fayda sağlayan şeyler sunmak gerekiyor. Tüketiciye bir şey vermeyen, onun yararına olmayan bi reklamla ilgilenmiyor insanlar. Yani demek istediğim reklamın kendisi ürün oluyor. En bilinen örneği Nike+, Heineken Star Player, Fiat EcoDrive gibi… 2012’de çeşitlerin artmasıyla birlikte bu tür utility’lerin kullanımının da hızlı bir ivmeyle artacağını düşünüyorum.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Pazarlamama, Yürüyen Medya ve efektif içerik yaratma[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-23427" title="Cem Batu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Cem-Batu.png" alt="" width="200" height="275" />Cem Batu, Plasenta Kurucu ortak</strong></p>
<p>Artık konvansiyonel, dijital, sosyal medya, mobil, etkinlik vs. gibi ayırımlar olmaması en önemli trend. Yani ne yaparsan yap, deneyimi özel kıl ve” bir ‘conversation’ yarat ya da katıl” odak noktası olacak. Alt kırılımları ise:</p>
<p>1.         Pazarlamama</p>
<p>2.         Yürüyen Medya (sen, ben, o, biz, siz, onlar) Odaklı Deneyim Yaratma</p>
<p>3.         Mecra bağımsız (ki aynı içerik herhangi bir mecrada kullanıldığında, o mecraya özel deneyim ile sosyal medyada etki yaratabilecek ve ‘conversation’a dönüşebilecek – bu sayede maliyet avantajı yaratacak), efektif içerik yaratma</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Pazarlama yöneticileri açısından sosyal ağlardaki fırsatların kullanımı oldukça artacak[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-23428" title="Dr. Cem Çınlar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Cem-Cinlar.jpg" alt="" width="220" height="270" />Dr. Cem Çınlar, Tick Tock Boom Dijital Pazarlama ve PR Ajansı Genel Koordinatörü ve Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi</strong></p>
<p>2012 yılı veri taşımacılığının iyiden iyiye artığı bir yıl olacak. Mobil pazarın çift haneli büyüme hızının altında altyapı çalışmalarının artırılması ve veri trafiğinin sağladığı zengin paylaşım olanakları bu yıla damgasını vuracak gibi görünüyor. Sosyal ağların mobil olanaklar sunması, sosyal oyun (social gaming) bu alanda kitlelere daha fazla yayılacak. Foursquare gibi oyuna dönüştürülebilecek özellikler sununan ağların kullanıcı portföyünü hızlıca artırması bunun bir ispatı olarak görülebilir. İnternet tabanlı radyo dinleme ve TV izleme oranlarının artacak olması bu pastadan faydalanmak isteyen markaların iştahını kabartıyor. Klasik anlamda takibin ötesine taşınacak olan bu hizmetlere interaktif fonksiyonlar eklenmeye başlanmıştı. Bu eğilimin giderek artacağını da söylemek mümkün. Mobil uygulamalar, sunduğu hizmetlerle sosyalleşme olanaklarını artıracak. Bu artış sadece ürün tabanlı çalışmalarda değil, haber gibi kişinin temel haklarına da farklı bir pencere açacak.</p>
<p>Sosyal ağların fonksiyonelliklerini geliştirmeleri sürekli hale getirildi. Sosyal ağlarda reklam çalışmalarının yeni fikirlerle bezendiğini, satın alım olanaklarının artırılmasının yanı sıra kolaylaştırılacağına dair de bir ön görüde bulunabiliriz. Sosyal ticaretin kendini hissettirir bir şekilde gündemde olmasını bekleyebiliriz.</p>
<p><strong>Bu yıl yaşanacak en önemli değişim; yıllardır toplanan CRM verilerinin social CRM ile entegrasyonu üzerine olacak</strong></p>
<p>Markalar açısından bakıldığında sosyal ağlarda reklam ve hizmet sunma çalışmalarının hız kazanacağını söyleyebiliriz. Son yıllarda gerek imaj tazeleme ve gerekse sosyal ağları tanıma süreçlerini tamamlayan markaların bu alandaki reklam ve pazarlama çalışmalarını artıracağı aşikar. Pazarlama yöneticileri açısından sosyal ağlardaki fırsatların kullanımı oldukça artacak. Bu durum orta büyüklükteki yapıların da pazarlama kalemlerine arasına sosyal ağları iyiden iyiye katacağının habercisi. Dijital pazarlama, gerek sağladığı fayda ve gerekse tekrar ulaşılabilirlik açısından düşünüldüğünde pazarlama payının kayda değer bir bölümünü almaya başlayacak. Hatta bazı kurumlar için artık 360° olarak tanımlanan alanların çekirdek pazarlama yapısı olarak sunulmaya başlandığını göreceğiz. Konvansiyonelin pazarlama alışkanlıklarının ortadan kalkacağını söylemek mümkün değil. 90’ların sonunda yaşanan .com krizi halen akıllarda. Fakat dijital pazarlamanın sağladığı katkı tüm bu edinilmiş tecrübeleri unutturacağa benziyor.</p>
<p>Bu yıl yaşanacak en önemli değişim; yıllardır toplanan CRM verilerinin social CRM ile entegrasyonu üzerine olacak. Geçen yıl büyük markalar, interneti ve sosyal ağları takip eden özel araçlarla dinlemenin ve sonucunda marka trendini algılamanın önemini farkermişti.  Bu sürecin etkili yürütülebilmesi için toplanan verilerin entegrasyonundan öte aksiyona dayalı iç görü üretilmesi olacak. Toplanan ve işlenen verilerle elde edilen bu iç görüler dijital pazarlama ve dijital PR çalışmaları için temel veriyi oluşturuyor. Son olarak, tüm bu süreçlerde hizmet veren bizim gibi yetkin ajansların büyümeye devam edeceğini söylemek yanlış olmaz.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Segmentasyon2.0[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-23429" title="Samet Ensar Sarı" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/sametensarsari-dergi-foto-2.jpg" alt="" width="220" height="275" />Samet Ensar Sarı, Dekatlon Buzz Kurucu Ortağı</strong></p>
<p>Lokasyonların önemi 2011 yılında olduğu gibi 2012’de de artarak devam edecek. Hatta 2012 patlama noktası olacak diyebiliriz. Bunda mobilin artan kullanımının etkisi çok büyük. Fırsat sitelerini, lokasyon bazlı fırsat uygulamaları takip edecek. Tabii lokasyon özelindeki</p>
<p>dijital ekranlar da pazarlama iletişimi için önemli araçlar olacak.</p>
<p>Sosyal medyadaki tüketicinin hareketlerine göre reklamcılık anlayışına yönelik farkındalık artacak ve bütçeler de bu doğrultuda bu tarafa kaydırılacak. Facebook’un yeni araçlar ve özelliklerle buna destek verecek olması da süreci yönlendirecektir. Bu doğrultuda segmentasyon2.0, sürecin gelişim gösteren önemli bir parçası olacak. Sosyal arama motoruna yapılan yatırımların da sonuçlarını ve etkilerini göreceğimiz bir yıl bizi bekliyor.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]2012 trendi: TV ile Sosyal medyanın aşkı[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-23430" title="Lara Akış Batuh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/Lara-Akış-Batuh.jpg" alt="" width="200" height="263" />Lara Akış Baruh, Wanda Socialist Group Head</strong></p>
<p>Wanda Socialist olarak bu yılın en önemli trendinin TV-Sosyal Medya entegrasyonu olduğunu düşünüyoruz.  Bu entegrasyon, aslında yıllardır yaptığımız alışkanlığı yeni mecrasına taşımaktan ibaret. Bugüne kadar tek kanallı dönemler dahil, akşam televizyonda izlenen; dizi, film ve eğlenceler ertesi günün sohbet konuları olurdu. Kimin ne konuştuğu ve ne tartıştığı ise bilinmezdi. Sosyal ağlar sayesinde biz bu sohbeti artık tv karşısında herkesle bir arada, o anda, canlı canlı yapabiliyoruz.</p>
<p>Özellikle Twitter bu konuda çok etkin rol oynuyor. Araştırmalar tüketicilerin %51’i televizyon karşısında mobil araçlarını ellerinden bırakmadığını gösteriyor.  Akıllı telefonların bu atağı televizyon kanallarının, internet platformunda daha etkin olmasını sağlıyor.  Eskiden 2 kişi arasında geçecek bir yorum, özgürce 600 kişilik bir takipçi kitlesine ulaşabiliyor. Bu da bir anda reytingleri bile yerinden oynatacak bir gücü açığa çıkarıyor!</p>
<p>Artık pasif TV izleyicisinin interaktif sosyal bir izleyiciye dönüştüğünü kabul etmek gerek. Daha ilerleyen dönemlerde farklı entegrasyon ve teknolojiler oluştukça aslında yeni trendler de edineceğiz. Belki de dizileri canlı canlı yönlendireceğiz ya da program akışına anında karışacağız.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Beklenen trend: SOLOMO[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-23431" title="Esra Günel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/esra-gunel.jpg" alt="" width="200" height="275" />Esra Günel, Project House Sosyal Medya Ekip Lideri</strong></p>
<p>2012 ‘de bana göre offline-online entegrasyon çok daha fazla hayatımıza girecek. Bu anlamda da özellikle şu anki sosyal medya platformlarının da mobil app ve entegrasyonlara yapacağı yatırımlar artacak.</p>
<p>Foursquare gibi location base uygulamalar çeşitlenecek ve güçlenecek. Zaten 2011 sonuna doğru Foursquare bu atılımları yapmaya başladı bile. Bu anlamda beklenen trend bir çoğumuzun yılın sonuna doğru en çok karşılaştığı kısaltma aslında SOLOMO.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Augmented reality, Lokasyon Bazlı Pazarlama Uygulamaları ve Sosyal Medya-Mobil Entegre Kampanyalar[/heading] </strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-23433 alignright" title="Uğur Tuncel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/UgurTuncel.jpg" alt="" width="220" height="288" />Uğur Tuncel, Soc.rates Yönetici Ortak</strong></p>
<p>Akıllı cihazların penetrasyonunun ve performansının artmasıyla birlikte sanal gerçeklik dediğimiz uygulamaların kullanımı fazlalaşacak. Önümüzde Tesco örneği var. Sadece prestij için değil; satışa, ciro ve karlılık olarak etki edecek uygulamalar üretmek markaların dikkatini çekecek.</p>
<p>2011’in dijital pazarlama trendlerinden olan lokasyon bazlı pazarlama uygulamaları 2012’de yükselişe geçecek diye düşünüyoruz. Foursquare’in yükselişi, Facebook’un bu işe bakış açısı olayın rengini değiştirmiş durumda. Ayrıca operatörlerinde lokasyon bazlı SMS kurguları ile targeted kitlelere ulaşma imkanı sunması markalar için cazip lokal seçenekler sunmakta.</p>
<p>Sosyal medya ve mobil’in entegrasyonunun 2011’de fazla örneğini görmedik fakat bunun 2012’nin yükselen trendi olacağını düşünüyorum. Özellikle sosyal medya popülasyonu ile mobilin esnek satış kurguları bir araya geldiğinde markalar için gelir yaratabilecek kampanyaların ortaya çıkacağını deneyimleyebileceğiz.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]2012 trendi: Sosyal Ticaret[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-23434 alignleft" title="Fatih Yaşar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/fatih-yaşar-194x3001.jpg" alt="" width="194" height="300" />Fatih Yaşar, Papillon Marka Pazarlama Direktörü </strong></p>
<p>Geriye dönüp baktığımızda 2011 yılı sosyal medyanın gövde gösterisi yaptığı, e-ticaret&#8217;e olan güvenin arttığı ve buna paralel olarak da sektör hacminin genişlediği, sektöre yapılan yatırımların yukarılara tırmandığı ve akıllı telefon, tablet satışlarının masaüstü bilgisayar satışlarını geçtiği bir yıl oldu . 2012 yılında da sosyal medya ,e-ticaret ve mobil üçlüsü sıkça adından  söz ettirmeye devam etmenin yanı sıra çok konuşulan dijital pazarlama trendlerinden olmaya da aday görünüyor.</p>
<p>Peki 2012, 2011 gibi dijital pazarlamaya hizmet eden sadece belirli trendlerin konuşulduğu monoton bir yıl mı olacak? Bu soruya cevabım tabi ki büyük bir &#8216;HAYIR.&#8217; Bana göre sosyal medya , e-ticaret ve mobil kelimelerini  tamamlayan dördüncü bir kelime daha var: &#8221;Değişim.&#8221;</p>
<p>Değişim kelimesinin bu alanlar ile bütünleştiği kesin ve bu üç alan için  değişimin süresi de artık çok daha kısalmış durumda.  Bana göre 2012 yılı bu üç kavramın birbiri içine geçmesi ile oluşacak yeni bir kavrama ev sahipliği yapacak.Bu üçlüyü bünyesinde barındırarak dijital pazarlamada ikinci bir adım olacak bu kavram: Sosyal Ticaret!</p>
<p>İlk olarak nihayet ülkemizde e-ticarete olan güven problemi aşılmış gibi görünüyor. Dikey e-ticaret&#8217;e olan ilgi ve projelere yapılacak kazandırıcı yatırımlar ile e-ticaret 2012&#8217;de de adından sıkla söz ettirecek.</p>
<p>İkincil olarak sosyal medyada  Facebook , Twitter gibi Foursquare ve Linkedin de yeni yıla damgasını vuracaklardır. Bununla birlikte sosyal mecraların gücünden henüz faydalanmamış olan markalar ise artık mecralardaki yerlerini daha fazla gecikmeden alacaklar ve &#8221;Sosyalleşme Akımı&#8221; yolundan çıkmadan hızla devam edecektir. Sene içinde bu &#8221;Sosyal Devler&#8221; sundukları yenilikleri ile çığır açma yolunda ellerinden geleni ardlarına koymayacakları görüntüsünü çizmektedirler.</p>
<p>Son olarak ise 2012&#8217;de mobil sektörde yaşanan gelişmelerde gözle görülür bir şekilde devam edecek. IDC araştırma şirketinin son hazırladığı rapora göre 2015’te yaklaşık 1.3 milyar kişi mobil olarak çalışmaya başlayacak.Yani bu da demek oluyor ki mobilden kullanıcılara ulaşmak, pazarlama trendlerini epey değiştirecek. Papillon olarak katıldığımız &#8221;İnovasyon Yıldızları Türkiye&#8217;de &#8221; konferansında mobilin 2012 ve devamında da gelişimine ilişkin olarak Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv&#8217;in sözlerini aynen aktarıyorum:</p>
<p>&#8221;Şu anda dünyada 6 milyar cep telefonu var. Kişisel bilgisayar satışlarını geçen tablet ve akıllı telefon satışları ile birlikte önümüzdeki 5 yılda 5 milyar insan bu aletler ile internet kullacak.&#8221;</p>
<p><strong>Mobilden kullanıcılara ulaşmak, pazarlama trendlerini epeyce değiştirecek </strong></p>
<p>Doğal olarak internet kullanımı artttıkça dijital pazarlamanın önemi de buna paralel olarak artacak ve mobil de dijital pazarlamanın 2012&#8217;de vazgeçilmez trendleri arasında olacaktır.</p>
<p>Özetle Sosyal Medya, Mobil ve E-ticaret&#8217;in 2012 yılında da konuşulan trendlerden olacağının tahmininde bulunmak zor olmasa gerek .Fakat biz Papillon olarak artık ikinci adımın atılması için tüm olguların oluştuğunu ve  2012&#8217;de trend olacak bu ikinci adımın bu üçlünün karşımından ibaret olacak &#8216;Sosyal Ticaret&#8217; olacağı iddiasındayız.</p>
<p>Facebook kullanıcılarının %93&#8217;ünün alışveriş önerisinde bulunduğu ,insanların markaların kendileri ile ilgili söyledikerinden ziyade yakınlarının, arkadaşlarının marka ile ilgili geri bildirimine daha fazla güvendikleri ve benimsedikleri, e-ticaret&#8217;te tüketicilerin alışveriş yapıp yapmama kararının altında yatan iki güdüden birinin güven, diğerinin ise yakın çevresi tarafından önerilme, beğenilme olmasıyla birlikte mobil alandaki hızlı değişim ve internete erişim kolaylığı düşünüldüğünde 2012&#8217;nin  &#8221;Sosyal Ticaret&#8221; kavramına dokunduğu bir yıl olacağı öngörüsündeyim. Her hâlükârda unutulmaması gereken şu ki:  &#8221;Sosyal Olmak Gelecektir.’’</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]E-ticaret ve mobilleşme gibi birçok farklı trendin dijital pazarlama uygulamaları ile kesişme noktası sosyal medya olacak[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-23435 alignright" title="Gaye Güzelay" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/01/gaye_guzelay.jpg" alt="" width="200" height="275" />Gaye Güzelay, Gri Creative Sosyal Medya &amp; Strateji Yöneticisi</strong></p>
<p>Yeni teknolojilerin ve değişen tüketici davranışlarının beraberinde getirdiği trendler doğrultusunda şekillenen sosyal medya uygulamaları, 2012’nin dijital pazarlama trendi olacak. Başka bir ifadeyle; e-ticaretin, mobilleşmenin, internet videolarının yaygınlaşması gibi birçok farklı trendin dijital pazarlama uygulamaları ile kesişme noktası sosyal medya olacak.</p>
<p>Bugün mobil teknolojilerin hızla yaygınlaşmasına paralel olarak; cep telefonlarını hayatı kolaylaştırmaya, eğlenceli vakit geçirmeye, sosyalleşmeye imkan veren cihazlara dönüştüren uygulamaların daha başarılı hale gelmesiyle, tüketicilerin alışkanlıklarının değişimine şahit oluyoruz.</p>
<p>Lokasyon bazlı ağların ve uygulamaların kullanımı, sosyal medya ile entegre yerel ve tam zamanlı pazarlama uygulamalarını artıracak. Başka bir trend, mobil ödeme sistemlerinin her geçen gün daha kolay kullanılır hale gelmesi, cep telefonlarımıza cüzdan işlevi gördürecek. Yalnızca bu trend dahi, sosyal medyanın da akıllıca entegre edilmesiyle, öncü proje ve uygulamalar geliştirme fırsatını bizlere sunuyor.</p>
<p>Puan toplama, seviye atlama gibi oyun tekniklerini oyun olmayan ortamlara aktararak katılımı artıran oyunlaştırmanın (gamification) uygulama alanları gittikçe çeşitleniyor. Kişileri “oyuna katılma”ya ikna etme özelliği, oyunlaştırmanın eğitimden sağlığa, müşteri sadakatinden müşteri hizmetlerine kadar farklı alanlarda hayat bulmasını beraberinde getiriyor. Oyunlaştırma sosyal medya ile harmanlandığında başarılı sonuçları beraberinde getirebiliyor.</p>
<p>Sosyal medyanın e-ticarete nasıl taze kan getirdiğini farklı uygulama örnekleri ile görüyoruz. 2012’de bu iki iyi arkadaşın birbirlerine daha da yakınlaşacaklarını görüyoruz. Bankacılığın dahi sosyal medyada, iletişim ve etkileşimin ötesinde bankacılık işlemleri notasında kendine yer bulduğunu hatırlayalım.</p>
<p>İnternetin televizyonun yerini alması, oturma odalarında TV yerine Youtube gibi kaynakların izlenmesi ve buna paralel olarak TV reklam ölçümlemelerinde kuralların yeniden yazılması da sosyal medya entegrasyonu ile paralel ilerleyecek.</p>
<p>Sözün özü, 2012’de sosyal medya “olmazsa olmaz” pazarlama trendi olacak, tabii “yakınlaştığı” arkadaşlarını yani diğer trendleri de yanına alarak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/2012-dijital-pazarlama-trendleri-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">23419</post-id>	</item>
		<item>
		<title>2011 için Kim, Ne Dedi? [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/2011-icin-kim-ne-dedi-dosya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 12:32:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[2011 Yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Almanak]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Cici]]></category>
		<category><![CDATA[Çağıl Yüzer]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Akış Baruh]]></category>
		<category><![CDATA[Meltem Yetener]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Çağlargil]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Bülent Öngün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=21392</guid>

					<description><![CDATA[2011’de sosyal medyada birçok yenilik ve gelişme oldu. Yapılan yatırımlar, platformlardaki değişiklikler, yaratıcı projeler, başarısız projeler, yasaklanan siteler, kısıtlamalar, kullanım oranları, yeni platformlar, rekor rakamlar. Bütün bu kalabalık...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2011’de sosyal medyada birçok yenilik ve gelişme oldu. Yapılan yatırımlar, platformlardaki değişiklikler, yaratıcı projeler, başarısız projeler, yasaklanan siteler, kısıtlamalar, kullanım oranları, yeni platformlar, rekor rakamlar vs&#8230;</p>
<p>Bütün bu kalabalık haber silsilesinin yanı sıra sektör profesyonellerinin görüşlerine göre 2011’in yıldızı Twitter! Çünkü 2011 sosyal medya dünyasında en çok dikkat çekenler; Twitter Türk kullanıcı sayısındaki ciddi artış ve Van depremi sırasında Twitter’ın hayat kurtaran kullanımı. Onur Air’in sosyal medya kazası da hala akıllarda&#8230; Foursquare ve LinkedIn’in rekora koşuşlarını da unutmamak gerek tabii.</p>
<p>İşin ‘Neler oldu?’ kısmını zaten gün gün – anında – haber aldık. Peki 2011 yılı hem global anlamda hem de Türkiye özelinde nasıl geçti? Sosyal medya 2011 için kim, ne dedi?</p>
<p>Görüşler, 2011’in sosyal medya ve dijital dünya açısından güzel bir yıl olduğu yönünde. Yasaklardan ve Türkiye’de erişimi engellenen sitelerden ise bahsedilmiyor.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sosyal medya, pazarlama ve iletişim stratejilerinin en üst sıralarında ciddi bir yer edindi[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-21399" title="Tevfik Bülent Öngün" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/tevfik-bulent-ongun1.jpg" alt="" width="200" height="208" />Tevfik Bülent Öngün, Tick Tock Boom Kurucu Ortak / CEO</strong></p>
<p>2011 dijital dünyada birçok açıdan çok hareketli bir yıl oldu. Başlarda sosyal medyayı deneysel olarak algılayan birçok marka, 2011 içerisinde sosyal medyanın kendileri açısından ne kadar büyük fırsatları barındırdığını iyiden iyiye görmeye başladı.  Sosyal mecraların ne kadar fazla katma değer yaratabileceğini hayata geçirilen uygulamalarla görmeye başlayan kurumsal iletişim, pazarlama, müşteri ilişkileri, araştırma geliştirme ve insan kaynakları gibi birimler, sosyal medyadan daha profesyonel şekillerde yararlanmayı öğrendi.  Dolayısıyla, birçok firma açısından sosyal medya artık pazarlama ve iletişim stratejilerinin en üst sıralarında kendine çok ciddi bir yer edindi ve önemini 2012’de daha da arttıracak.</p>
<p>Tüm bu gelişmelerin yanında geride bıraktığımız senede sosyal ağlara adım atan küçük, büyük birçok markaya tanık olurken, bunların birçoğunun stratejilerinin olmadığını ve bu mecraların dinamiklerine pek de hâkim olmadıklarını gördük. Onlar da bazı şeyleri deneyimleyip, diğer markalara benzer süreçleri geriden takip edeceklerdir. Sosyal medyada bir süredir yer alan markalar ise, şimdiye kadar ki çalışmalarını masaya yatırmaya, ROI ve sonraki adımlara nasıl geçecekleri gibi konuları tartışmaya başladı. İşe başladığımız günden beri vurguladığım gibi sayılardan ziyade, takipçilerin nitelikleri önem kazanıyor.</p>
<p><strong>Markalar eş zamanlı sosyal medya takibinin öneminin ciddi şekilde farkına vardı</strong></p>
<p>BoomSonar üzerinden deneyimlediğimiz şeylere dayanarak da bir şeyler söylemem gerekirse, markalar eş zamanlı sosyal medya takibinin öneminin ciddi şekilde farkına vardı. Taleplerinin derinliği ve kapsamı her geçen gün artmakta. Başlangıçta sadece kendilerine odaklanan birçok büyük şirket, artık rakiplerini de kendileri gibi yakından takip edip, analiz ediyor.</p>
<p>Keza, aynı şey işin araştırma boyutunda da söz konusu. Bu noktada online araştırmalar ve bunların dayandırıldığı yeni metodolojiler bu sene daha da ön plana çıkacak. Bu konuda dünyanın önde gelen şirketleriyle ciddi ortak çalışmalar yürütmeye başladık bile. Tick Tock Boom gibi ajansların profesyonel desteği üzerinden Social CRM çalışmalarını yönetmeye başlayan Türkiye’deki büyük yerli ve global markalar, konunun önemini iyice kavradılar. CRM’in online boyutu çok daha fazla önem kazandı.</p>
<p><strong>Twitter’ın Türkiye’deki kullanımının ciddi şekilde arttı</strong></p>
<p>2011’de en güzel gelişmelerden biri, kişisel olarak birçok insan gibi ekstra bir sempati duyduğum Twitter’ın Türkiye’deki kullanımının ciddi şekilde artması. Bizim tahminlerimize göre 4 milyonun üzerinde olan kullanıcıların sayısı, bazı önemli kaynaklara göre 6.5 milyon civarında.. Her hâlükârda iki rakam da çok önemli. Uzun bir süredir var olan kanalın birden bire bu hızla büyümesindeki en önemli etkenleri basın ve yayın kanalları ile ünlülerin Twitter’a olan ilgisi şeklinde özetleyebiliriz.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]Twitter üzerinden marka değerini düşüren ve düşürmeye devam eden çok fazla ünlü var[/pullquote]</strong></p>
<p>Bu arada ünlüler konusuna ayrı bir parantez açmadan geçemeyeceğim. Maalesef, Twitter bize ülkemizdeki birçok ünlü sanatçı ve kişinin fikir ve kültürel açıdan ne kadar boş olduğunu da gösteren bir kanal oldu. Elbette, doğru yönetenler de yok değil ancak Twitter üzerinden marka değerini düşüren ve düşürmeye devam eden çok fazla ünlü olduğunun da altını çizmemiz gerekir.</p>
<p>Facebook’u anlatmamıza gerek bile yok. Türkiye’de ve dünyada geldiği durum ortada. Dinamikliğini, yeniliklerdeki öncülüğünü bu sene de sürdürdü. Özellikle reklam konusundaki atılımı takdire şayan.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sosyal medya 2011’de çok hızlı gelişti[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-21400" title="Çağıl Yüzer" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Çağıl-Yüzer.jpg" alt="" width="200" height="240" />Çağıl Yüzer, Boomerang CEO / Yönetici Ortak</strong></p>
<p>Geride bıraktığımız 2011 yılının sosyal medya dünyası açısından oldukça hareketli bir yıl olduğunu söyleyebiliriz.  Doğası itibarı ile sürekli değişime ve gelişime açık olan sosyal medyanın kullanımı 2011’de de çok hızlı bir şekilde gelişti. Bu gelişim bize önümüzdeki yıllarda sosyal medyanın hayatımızdaki öneminin ne kadar artacağı yönünde çeşitli ipuçları da verdi.</p>
<p>Yeni yılda sosyal medyanın merkezinde yer alan ve “kısa hikayeleri” anlatmanın hızlı tüketilen şekli olan online videonun, 2011’deki yükselişini artarak sürdüreceğini düşünüyorum. Özellikle Türkiye’de online video kullanımının son 12 ayda %54 artışı, 2012’de yerel pazarda yoğun online video kullanımıyla daha sık karşılaşacağımızı gösteriyor.</p>
<p>Geçtiğimiz yılın sosyal medyaya getirdiği önemli yeniliklerden birinin de Google + olduğunu düşünüyorum. Google + şu an için sosyal medyanın tartışmasız lideri olan Facebook ile rekabet edecek seviyede değil, ancak sosyal medyanın bu yeni sayılabilecek mecrasının şimdiden Facebook’un kendini yenileme ihtiyacı hissetmesine neden olduğunu söyleyebiliriz. Google +’ın açılmasından sonra Facebook’a eklenen “subscription”, “her post için gizlilik ayarı yapabilme” gibi çeşitli özellikler bunun açık bir göstergesi.  2012 boyunca Facebook Google rekabetinden ilginç sonuçlar ve her iki ağ için de birçok yeni özellik çıkacağını ve haliyle bu özelliklerin kullanıcıların menfaatine olacağını düşünüyorum.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]2012’yi, özellikle Facebook halka arz edildiğinde olacakları görmek için merakla bekliyoruz[/pullquote] </strong></p>
<p>2011’de sosyal medyada olan önemli gelişmelerden biri de Linkedin’in halka açılması. Bu gelişme ve Linkedin’in halka arz sonrası beklenenden çok daha fazla bir değere ulaşması, sektördeki diğer şirketleri de halka arz konusunda cesaretlendirdi. Bu nedenle 2012’yi, özellikle Facebook halka arz edildiğinde olacakları görmek için merakla bekliyoruz.  Merakla beklediğim bir başka konu da 2012 yılı içerisinde sosyal ticaret kavramının hangi noktaya ulaşacağı. Facebook’un da sosyal ticarete yönelik yeni uygulamalar, stratejiler geliştireceğini düşünüyorum. 2012 bu stratejilerin uygulanıp, sosyal ticaretin Facebook’a başarılı bir biçimde entegre edildiği bir yıl olabilir.</p>
<p><strong>2012’de sosyal medya ajansları çok önemli bir konuma yerleşecek</strong></p>
<p>2011’de markaların sosyal medyanın gücünü kabul etmesi ve düzenledikleri sosyal medya kampanyaları ile elde edilen sonuçların netlik kazanması, yatırımlarının geri dönüşlerinin daha kolay ölçümlenebilmesini sağladı. Bu nedenle 2012 yılında sosyal medya ajanslarının çok önemli bir konuma yerleşeceğini düşünüyorum.</p>
<p>2011 yılı, henüz genç olan ajansımız Boomerang için de oldukça hareketli geçti. Geçtiğimiz yıl içerisinde müşteri portföyümüze Deloitte, Best Western gibi global markaların yanı sıra  Lineadecor, Santralistanbul, Letoonia Resorts, YogaŞala, ALÇIDER gibi birçok önemli markayı da ekledik.</p>
<p>Bu markalar için sosyal medya yazılım ürünlerimiz olan Kampanyapp, Fırsatkapp ve Sosyal CRM ile çeşitli sosyal medya yarışmaları ve sosyal medya avantajlı satış uygulamaları gerçekleştirdik. Bizi diğer sosyal medya ajanslarından ayıracak yeni yazılım ürünlerimizin ise altyapı çalışmalarını tamamladık ve yeni yılda bunları markaların hizmetine sunuyor olacağız.</p>
<p>Boomerang olarak 2012’den beklentimiz, portföyümüze katılacak olan yeni müşterilerimizin sosyal medya yatırımlarının geri dönüşünü sağlayabilecekleri ve bunu net bir şekilde ölçümleyebilecekleri yeni sosyal medya kampanyalarını hayata geçirebilmek.</p>
<p>2012’nin herkes için sağlık ve barış dolu bir yıl olması dileklerimle&#8230;</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]2011’de sosyal medya olaylara yön veren bir platform özelliği kazandı[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-21401" title="Alper Cici" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/alper-cici1.jpg" alt="" width="200" height="248" />Alper Cici, Mobilera Dijital Pazarlama Müdürü </strong></p>
<p>2011 yılında Sosyal medya, paylaşım ve takip sağlayan bir kanal olmasının yanı sıra olaylara direk yön veren bir platform özelliği de kazandı. Daha Şubat ayında Defne Joy hakkında ileri geri konuşan Hıncal Uluç, sosyal medyadan bir ulusun ortak tokadını yedi. YGS skandalı ve atanamayan öğretmenler Türkiye’de aksayan eğitim sistemini tüm açıklığı ile gözler önüne serdi. Van depreminde ise bölgedeki anlık ihtiyaçları öğrenen kullanıcılar, ihtiyaç olan ürünü üreten tüm grup şirketlerini yardıma çağırarak birçok insanın daha iyi şartlarda yaşamasını, belki de hayatta kalmasını sağladılar. Sosyal medya bu gibi birçok konuda yönlendirici ve ortak bir ses haline geldi.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]2011 aynı zamanda markaların ve ajansların da sosyal medyadaki yükseliş yılı oldu[/pullquote] </strong></p>
<p>Belli başlı markalar Sosyal medyada yerlerini alıp kendilerini profesyonel ajanslara emanet ettiler. Facebook üzerindeki 30 milyon kullanıcının etkisine kapılıp müşterilerini kucaklayan farklı kategorilerden birçok başarılı marka gördük. Aldığı ‘like’ başına depremzedelere yardım vaad eden bir Havayolu şirketi de 2011 yılının sosyal medya pazarlama faciasına imza attı. <strong></strong></p>
<p>Markaların iştahına paralel birçok girişimci sosyal medya kategorisinde ajanslarını kurdu.  Bunun yanı sıra farklı ajanslar da kendi içerisinde Sosyal Medya departmanları kurmaya başladı. Uygulama geliştirme, takip, digital PR, içerik geliştirme ve topluluk yönetimi gibi kategorilerde hizmet veren ajanslar artık daha fazla hayatımızdalar.</p>
<p>Sosyal medya hayatımızın her anında yer aldığı için mobil internet kullanımı da hızla artmaya devam ediyor. Mobil internet, 2011 yılında 3.4 milyon kişinin katılımı ile toplam 7.2 milyon kullanıcıya ulaştı. Burada lokasyon bazlı uygulamaların yükselişini görmemek mümkün değil. Foursquare ve Facebook Places 2011’in gözde servisleri arasında. Şimdilerde hemen hemen her yere ait bir ‘Venue’ ve bir ‘Mayor’ görebilmek mümkün.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]2011’de Türk sosyal medyasının parlayan yıldızı Twitter oldu[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-21402" title="Hakan Şık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Hakan-Şık.jpg" alt="" width="200" height="242" />Hakan Şık, Digitaliz Yönetici ve Kurucu Ortağı </strong></p>
<p>Sosyal paylaşım ağları açısından belki de en önemli gelişmelerden biri, Twitter’daki Türk kullanıcı sayısındaki kayda değer artış oldu. Tabii ki bunda Twitter’ın Türkçe dil desteği sunmaya başlamasının çok önemli payı var.</p>
<p>Yine Türkiye için konuşmak gerekirse; geçtiğimiz senelerde dijital aktivizm, belirli olay, kişiler veya gündem ile ilgili olaylar için Facebook’da “1 milyon  kişi bulma” ana trendi üzerinden ilerlerliyordu. İnternet kullanıcıları, gündem veya populer kültür ile ilgili görüş veya tepkilerini açılan Facebook sayfalarını beğenerek gösteriyordu.</p>
<p>Twitter’ın Türkiye’deki daha yaygın kullanımı ile “1 milyon kişi bulma” trendi, yerini hastag’lere ve trending topic’e bıraktı. Bu şekilde gündem daha organik ve kullanıcı bazlı bir şekilde oluşmaya başladı. Ama bu demek değil ki Twitter, Facebook’un pabucunu dama attı. Facebook, halen Türkiye’deki en çok kullanılan sosyal ağ olma özelliğini koruyor. Bunun yanı sıra kariyer ve iş ağı olarak konumlanan Linkedin’deki Türk kullanıcı sayısında, geçtiğimiz senelere göre gözle görülür bir artış var.</p>
<p>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]<strong>Gündemi takip etmek ve yetkin danışman ve ajanslarla sürekli bir dirsek temasında olmak çok önemli</strong>[/pullquote]</p>
<p>Malum geçtiğimiz aylarda ülke olarak Van Depremi gibi büyük ve üzücü bir felaket yaşadık. Van Depremi ile ilgili gelişmelerin neredeyse tümünü ilk olarak Twitter’dan öğrendik. Attıkları tweet’ler ile göçük altından kurtulan insanlar oldu. İnsanlar, sosyal medya ve özellikle Twitter’da organize olarak depremzedelere ve deprem bölgesine birçok konuda yardım ettiler veya yardım edilmesi için önayak oldular. Tabii ki bir havayolu şirketinin de sosyal medya ruhuna aykırı ve etik olmayan yardım kampanyasına da şahitlik ettik malesef. Benzer bir kampanya ve aynı hatayı sene başında global bir şirket Japonya Depremi’nde yaşamıştı. Bu anlamda global gelişmeler ve gündemi takip etmek ve yetkin danışman ve ajanslarla sürekli bir dirsek temasında olmak çok önemli.</p>
<p>Türk internet kullanıcıları, özellikle de Y jenerasyonu, yenilik ve teknolojik gelişmelere çok çabuk adapte oluyor. Ama bu çoğu zaman yeterli değil, bilgi ile kesinlikle desteklenmesi gerekiyor. Örneğin sponsor olduğumuz ve BJK TV’de yayınlanan sosyalkafa programı var. Program, Türk internet kullanıcılarını gündem ve teknolojik gelişmeler ile ilgili bilgilendirmeyi ve onlara farklı bakış açıları sunmayı amaçlıyor. Bu gibi program ve platformların artması ile insanlar, sosyal medyayı daha etkin ve bilinçli kullanacaklardır.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]2011, sosyal medya yılı oldu[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-21403" title="Lara Akış Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Lara-Akış-Batuh.jpg" alt="" width="200" height="263" />Lara Akış Baruh, Wanda Socialist Group Head</strong></p>
<p>2011, sosyal medya yılı oldu. Sosyal medya 2010 yılında henüz yan öğe iken 2011 yılında stratejilerin merkezinde yer almaya başladı. Markalar açısından bakarsak; markalar sosyal medyayı çok daha ciddi bir alan olarak benimseyip bu alanlara yatırım yapmaya başladılar. Buralarda yapılacak iletişimin tüketiciyle marka arasında ne kadar önemli bir bağ kurduğunu anladılar ve sonuçlarını görmeye başladılar. Bununla beraber müşterilerimize para ile kontrol edilemeyecek tek alan olan sosyal medyanın gücünü detaylıca anlattığımız seanslarımız, daha işe yarar bir hale geldi ve projelerimiz dillendi.</p>
<p><strong>Google Plus, Facebook ve Twitter</strong></p>
<p>Google Plus gibi farklı sosyal medya araçları hayatımıza girdi. Google Plus çok güçlü pazarlama araçları sunmamasına rağmen bu durum; rekabet açısından diğer mecraların kendini geliştirmesini sağladı. Bu da elbette bizim açımızdan olumlu oldu. Facebook’taki haber kaynağındaki yeni gelişmeler ve reklam modelleri markalarımız açısından çok önemli değişikliklerdi. Facebook’un bu akılcı çözümleriyle birlikte markalar çok ciddi bir görünürlük artışı sağladılar. Google önemli bir atılım gerçekleştirmiş olsa da görüntülenme açısından Facebook Google’ı geçti!</p>
<p>Facebook “engagement” kavramının önemini tekrar hatırlattı bizlere. Uzun zamandır skorlara oynayan sosyal medya ajansları ve dijital ajanslar buna göre yönünü değiştirdi.  Hedef kitleyle birebir iletişim kurarak duygusal bağ oluşturmada içeriğin gücü ve önemi yeniden ortaya çıktı.</p>
<p>Twitter markalar tarafından daha çok benimsenmeye ve talep edilmeye başladı. Hala fazla bir pazarlama aracı sunmasa da ufak tefek reklam modelleriyle ürün iletişimlerinde daha önemli bir rol oynamaya başladı. Bu noktada Twitter da alternatif bir alan olarak yükselmeye başladı.</p>
<p>Videolar hayatımızın her dakikasına yayıldı. Tüketici bu yöne doğru kayarken biz de işlerimizde videoları mutlaka kullandık. Tüketicinin kontrol edebildiği annotation video yapısı da oldukça ilgi gördü. Ayrıca “Kedili feed”ler de hayatımızdaki önemli yerini hala koruyor.</p>
<p><strong>Bu sene ölçümleme araçları da büyük atak yaptı</strong></p>
<p>Ölçümlemede istediğimiz değerde datalar veremiyorduk. Fakat şimdi özellikle Facebook ve Twitter için önemli datalar elde edebiliyoruz. Bunları müşterilerimizle paylaştıktan sonra nasıl aksiyonlar alacağımız konusunda çok daha doğru çıkarımlar yaparak daha net kararlar verebiliyoruz.</p>
<p>Tüm bunların sonucunda, sosyal medyanın etkisi sektör tarafından eskisine göre daha fazla önemsenmeye başlandı ve interaktif reklamcılık ödüllerinde sosyal medya kategorileri artış gösterdi.</p>
<p>Kendi klasmanında hızlıca yükselen mobil pazarlamanın sosyal mecralarla ile entegrasyonu da bu sene gerçekleşti. Bu gelişmeyle birlikte biz de birçok uygulamamızda mobil ajansımızla işbirliği içerisinde ilerledik. Mobil araçların sunduğu seçeneklerin çok güçlü olması sosyal medyada çok büyük etki yarattı. İnsanların mobilleşmesi bu yıl mobilden çok sosyal medyaya yarar sağladı. Ayrıca bu entegrasyon satış rakamlarına da çok olumlu bir şekilde yansıdı.</p>
<p>2011, sosyal medya açısından çok önemli gelişmelerle kapanıyor. 2012 bizi çok heyecanlandırıyor! Wanda Digital, Wanda Socialist ve Mobi Wan birleşiminde harika projelerle karşınızda olacağız :)</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]2011 Twitter’ın yılı oldu[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-21404" title="Ozan Çaglargil" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/ozan-çaglargil.jpg" alt="" width="200" height="210" />Ozan Çağlargil, Creasoup Yaratıcı Ortak</strong></p>
<p>Türk İnternet&#8217;i 2010 senesinin ortalarından beri, 2011&#8217;in Sosyal Medya&#8217;nın öneminin anlaşılacağı yıl olacağını öngörüyordu zaten. 2011 bu öngörüleri fazlasıyla gerçekleştirdi. 2011 hangi servisin/sitenin senesiydi dersek, kesinlikle Twitter.</p>
<p>Özellikle ünlülerin Twitter&#8217;ı keşfetmesiyle birlikte, herkesin gayesi bir mesajla sevdiği/takip ettiği kişiye sesini duyurmak oldu. Futbolda yaşanan şike skandalı döneminde ünlü futbol yorumcularının Twitter’dan görüş bildirmesi, Panpişler, Cicişler, Twitter kavgaları derken yıllardır televizyonda en çok reyting alan magazin programları, Twitter üzerinde yaşanır oldu. Üstelik bu maceraları yaşayanlara bir butona basarak sesini duyurabilmek, insanların çok ilgisini çekti. Şu an twitter.com, Türkiye&#8217;de en çok ziyaret edilen 10. site durumunda. Reklam Tweet’leri can sıkıcı bir hal alana kadar bu şekilde devam diye düşünüyorum.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]2011, birçok şirketin sosyal medyayı pazarlama stratejilerinin odağına koyduğu bir yıl oldu[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-21410" title="Gaye Güzelay" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Gaye-Güzelay.jpg" alt="" width="200" height="249" />Gaye Güzelay, Gri Creative Sosyal Medya &amp; Strateji Yöneticisi</strong></p>
<p>Geçen yıl bu zamanlar verdiğimiz gelecek yıl öngörüleri, 2011’e sosyal medyanın damgasını vuracağı şeklindeydi. Geride bıraktığımız yıl içerisinde bu öngörüler gerçeğe dönüştü, 2010’da kendini belirgin bir şekilde gösteren sosyal medya trendi 2011’de ağırlığını artırmayı sürdürdü. 2011, birçok şirketin sosyal medyayı keşfettiği, etkin kullandığı, hatta pazarlama stratejilerinin odağına koyduğu veya koyma kararı verdiği bir yıl oldu. Pazarlama bütçelerinde dijitalin ve sosyal medyanın payının arttığını son derece somut örnekler ile gördük. Son tüketiciye yönelik markaların yanı sıra en büyük çaplısından en küçüğüne, b2b şirketlere, hatta mahallenizdeki küçük esnafa kadar her türden şirket sosyal medyanın gücünü keşfetmeye, kendi işi için keşfetmese dahi bu gücün etkilerine tanıklık etmeye başladı. “Kurumsal” şirket dilinden taviz vermeyen, sosyal medyayı çok riskli olarak değerlendiren en katı şirketler dahi sosyal medyada var olmaları gerektiğinin, en azından bir yerden başlamaları gerektiğinin, önemli olanın doğru strateji ve plan doğrultusunda hareket etmek olduğunun farkına varmaya başladı.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]Sosyal medyadaki kullanıcı sayısı gibi yaş aralığı da genişledi[/pullquote] </strong></p>
<p>Tüm bu gelişmeler tabii ki tüketicilerin de konuya ilgisinin ve farkındalığının artmasına paralel gerçekleşti. İstatistiklerin de söylediği gibi, sosyal medyadaki kullanıcı sayısı gibi yaş aralığı da genişledi. Markalar ile ilişkilerini daha bilinçli yürüten, sosyal medya hesaplarını daha ekin kullanan tüketici sayısı arttı, hala artmaya devam ediyor.</p>
<p>Sosyal medya danışmanlığı ve topluluk yönetimi hizmet veren ajanslar da 2011 yılı boyunca epey pratik yapma imkanı buldular. Türkiye’de son derece yaratıcı, başarılı kampanyalar ve uygulamaların hayata geçtiğini görüyoruz. Sektörde kötü uygulama örnekleri de yaşanmadı değil. İyi niyetle ortaya çıkarılmış ancak iletişimin bazı gerekleri göz önüne alınmadığı için krize davetiye çıkartan kampanyalarla da maalesef karşılaştık.</p>
<p>2012’nin, iş hedeflerine hizmet eden, daha doğru, daha yaratıcı ve daha dinamik uygulamaları beraberinde getirmesi dileğiyle..:)</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sosyal medyada yapılan pazarlama yatırımları hala yeterli değil[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-21405 alignright" title="Meltem Yetener" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Meltem-Yetener.jpg" alt="" width="200" height="244" />Meltem Yetener, Pixel Plus Sosyal Medya Yöneticisi</strong></p>
<p>2011 yılı Türkiye’de markaların dijital pazarlamaya olan ilgilerinin daha da arttığı, sosyal medyanın daha da büyüdüğü ve bu doğrultuda markaların daha fazla dijitalleştiği bir yıl oldu. Ancak yine de sosyal medyada yapılan pazarlama yatırımlarının yeterli olduğunu söylemek doğru olmaz. Sektörün geneline baktığınızda “neden sosyal medyaya yatırım yapayım?”, “sosyal medya markama ne katacak?” gibi sorularla hala karşılaşmaktayız. Dolayısıyla bugüne dek sosyal medyada pazarlamaya uzak durmuş, markasına getireceği pazarlama gücünü kavramamış ya da farkında olsa bile hala şüpheyle yaklaşan pek çok marka bulunmakta.</p>
<p><strong>2011’de birbirinden yaratıcı ve tüm platformlarla entegre fikirlere şahit olduk </strong></p>
<p>Sosyal medyaya inanan ve yatırım yapan markalara baktığımızda, 2011 yılında birbirinden yaratıcı ve mobil, outdoor, TV gibi tüm platformlarla entegre fikirler geliştirildiğine ve uygulandığına da şahit olduk. Türkiye’den sosyal medya projeleri hem yurtdışında hem de ulusal yarışmalarda ödül kazandı, bazıları da Facebook Studio’ya girme başarısını yakaladılar.</p>
<p>2011’de sosyal medya platformlarında yeniliklere de şahit olduk. Facebook Ekim ayında F8’de duyurduğu yeniliklerle önemli bir atılım yaptı. Open Graph, Timeline ve Ticker gibi yeni özelliklerle sosyal medyanın en büyük oyuncusu olma konumunu pekiştiren platform, etkileşimini “beğen”menin önüne geçirmeyi başardı. F8 lansmanının dünyada yapıldığı 3 ülkeden biri olmamız da, Türk pazarının bu konuda ne kadar hızlı ve büyük olduğunun bir kanıtı.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]</strong><strong>2012’de Twitter markaların pazarlama iletişimi içinde önemli bir yer tutacak</strong><strong>[/pullquote]</strong></p>
<p>Micro-blogging kavramını günlük hayatın merkezine sokan Twitter ise 2011 yılında yine politikadan magazine ülke ve dünya gündemini değiştiren gelişmeleri yaymaya devam etti. Özellikle ülkemizde Van depremi sırasında ve sonrasında Twitter yardım çalışmalarında en önemli iletişim aracı oldu. 2011 bitmeden arayüzünün yenilemesi, marka sayfalarının açılması, yeni reklam servisi ile 2012’de Twitter’ın markaların pazarlama iletişimi içinde önemli bir yer tutacağını şimdiden söyleyebiliriz.</p>
<p>LinkedIn de tüm dünyada “profesyonellerin sosyal ağı” olarak anılmayı başardı ancak tam olarak markalar tarafından etkin kullanıldığı söylenemez. 2012’de LinkedIn’de daha fazla kurumun pazarlama iletişimi yapmak üzere var olmasını bekliyoruz. Geçtiğimiz yıl önemli bir çıkış yapan Foursquare lokasyon bazlı check-in devriminin bir anlamda mimarı oldu. Özellikle mağazalar, restoranlar Foursquare’i çok sevdiler, tüketicilere sürpriz fırsatlar dağıttılar. Foursquare ile Facebook arasında kızışan rekabeti de unutmamak lazım. Yine 2011 yılı bitmeden Facebook’un Gowalla’yı satın alma haberi 2012’de lokasyon bazlı pazarlama çalışmalarının hareketleneceğini gösteren bir işaret.</p>
<p>2011 Türk sosyal medyasında bu gelişmelerle geçti, 2012’de yeni teknolojiler ve yeni platformlarla çok daha güzel işlere şahit olacağız.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Daha bilinçli müşteri, daha gelişmiş ajanslar, daha geniş hizmet skalası, daha büyük yatırımlar&#8230;[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-21407 alignleft" title="Uğur Tuncel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/Uğur-Tuncel1.jpg" alt="" width="200" height="256" />Uğur Tuncel, Soc.rates Yönetici Ortak                                          </strong></p>
<p>Markalar birkaç sene önce ikiye ayrılıyordu; ilk olmak isteyip, buna cesareti olanlar ve ‘’bakalım, görelim’’ diyenler. Sürecin zaman içerisinde kendini kanıtlaması ile ‘’bakalım, görelim’’ diyenler de en az ilk olanlar kadar istekliler. Bunu müşteri adaylarımızla yaptığımız görüşmelerdeki ana soru kalıbının değişmesinden anlıyoruz; eskiden ana soru ‘’sosyal medyada var olmalı mıyız?’’ iken artık ‘’nasıl var olalım?’’ halini aldı. Kısacası tüm markalar ve ajanslar artık giriş sürecini geçmiş, gelişme aşamasına geçmiş bir durumda.</p>
<p>2011 yılını sosyal medya pazarlama iletişimi aksiyonları bazında ele aldığımızda sonucu şöyle özetleyebiliriz; daha bilinçli müşteri, daha gelişmiş ajanslar, daha geniş hizmet skalası, daha büyük yatırımlar&#8230;</p>
<p>Soc.rates’te bu gelişmelerden pozitif yönde payını aldı. Bu yılın ikinci çeyreğinin başında kurulmuş olmamıza rağmen aradan geçen süre içerisinde hizmet skala ve tamamlama süreçlerinde diğer BPİ süreçlerinin sahip olamadığı bir ivmeyle olumlu yönde geliştik. Tabii ki bu da müşterilerimize olumlu yönde yansıdı ve yansımaya devam ediyor.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]Sosyal medya pazarlama iletişimi ‘’ucuz’’ kalıbından çıkıp ‘yatırım yapılması gereken’ bir süreç haline geldi[/pullquote] </strong></p>
<p>2012 yılında, daha pahalı olan konvansiyonel tanıtım süreçlerinin, daha ucuz olan sosyal medyaya destek amacıyla kullanılması tezatı ile oldukça karşılaşacağız. Bunun sinyallerini aldığımız projeleri az da olsa bu sene görmeye başladık. Bu durum da marka ve ajansların daha da bilinçlendiğinin bir kanıtı olarak gözler önünde duruyor. Eskiden ‘’bir stajyer oturturum Facebook sayfası açar’’ mantığı güdebilen bazı işletmeler, şu an ‘’Sosyal medya süreçlerimi hangi diğer mecralar ile promote ederim’’ diye düşünüyor. Bu da sosyal medya pazarlama iletişimini ‘’ucuz’’ kalıbından çıkarıp, mutlak gerekli hatta yatırım yapılması gereken bir süreç haline geldiğini gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">21392</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tüketici 2.0 ile İletişimin Yolu: Topluluk Yönetimi [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/topluluk-yonetimi/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/topluluk-yonetimi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 11:41:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Alex Truby]]></category>
		<category><![CDATA[Ali İhsan Altıparmakoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Charlotte Lesage]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer.net]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Akış Baruh]]></category>
		<category><![CDATA[Philippe Vellozzo]]></category>
		<category><![CDATA[Topluluk Yöneticisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uğue Tuncel]]></category>
		<category><![CDATA[Wanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Azoz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=18907</guid>

					<description><![CDATA[Son zamanlarda hem dijital ajanslar hem de sosyal medyada aktif olan markalar tarafından çok aranan bir kişi var. Topluluk Yöneticisi. Yıldızı yükselen bir iş tanımı evet; ama kafaları karıştırdığı da kesin. Quara.com’da gördüğüm bir soru da marka/müşteri tarafındaki kavram...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda hem dijital ajanslar hem de sosyal medyada aktif olan markalar tarafından çok aranan bir kişi var. Topluluk Yöneticisi. Yıldızı yükselen bir iş tanımı evet; ama kafaları karıştırdığı da kesin. <a href="http://www.quora.com/Will-community-management-in-social-network-replace-PR-agencies">Quora.com’da gördüğüm</a> bir soru da marka/müşteri tarafındaki kavram karmaşasını gözler önüne seriyor. “Firmamız için bir PR uzmanını işe almak istiyoruz fakat acaba bu bütçeyi iyi bir topluluk yöneticisine ve sosyal ağlara mı harcasak?”</p>
<p>Soru bu. Bir de cevaplar var tabii. Yazılan cevaplardan kitap yazılırdı aslında ama biz şimdilik dosya konusu yapmakla yetindik. Uzman görüşleri aynı. Halkla ilişkiler ve topluluk yönetimi tanımı dijital ortama gelindiğinde ortak noktalara sahip olsa da, birbiri ile yer değiştiremeyecek kavramlar. Peki bu yıldızı yükselen iş tanımının marka iletişimi içindeki önemi nedir? Gelecekte ne olur?</p>
<p>Community Manager &#8211; yani Topluluk Yöneticisi &#8211; bir marka etrafındaki online toplulukları yaratan, büyüten ve yöneten kişiye deniyor. Aslında topluluk yönetiminin kabaca tarifi, online araçları kullanarak tüketiciler ile ‘insani’ boyutta iletişim kurmak. Markayı daha canayakın hale getirmek. Kullanılan tabir ‘in a human way&#8230;’ Tüketiciler dijital ortamda karşılarında bir ‘insan’ bulmaktan hoşlanıyor. Topluluk yöneticisi öncelikle bunu sağlıyor. Ve bu iş tanımı her geçen gün değerleniyor.</p>
<p><strong>‘Sosyal medya ilanlarının %26’sı Topluluk Yöneticisi pozisyonu ile ilgili”</strong></p>
<p>Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz, sosyal medya ve dijital iletişim alanının son yıllarda kariyer.net’teki artan personel talebiyle de dikkat çektiğini belirtiyor.  “Sosyal medya uzmanı, yöneticisi veya danışmanı” adları altında kurumlar sosyal medya süreçlerini yönetecek profesyonellere ihtiyaç duyuyor. 2011 yılında iş tanımında bu terimler geçen 100’e yakın iş ilanı yayınlanmış olduğunu görüyoruz. Bu ilanların %26’sı  Topluluk Yöneticisi ile ilgili ilanlardan oluşuyor. Yine de bu talebin henüz sayıca çok fazla bir noktaya ulaşmış olduğunu söyleyemeyiz. Ancak sosyal medyanın gelişimine bakarak talebin artacağını tahmin etmek güç değil. Topluluk yöneticisi pozisyonu kesinlikle yükselen bir trend.”</p>
<p>Topluluk yöneticileri, sosyal medyada iletişimin sadece Facebook ve Twitter hesaplarında ürünlerle ilgili post girmekten öte bir dünyanın olduğunun savunucuları aslında. Aynı zamanda da ispatı. ‘Bir topluluk yöneticisi ne yapar, ne yapmalı?’ sorusunu hem yerli hem de yabancı ajanslara sorduk. Cevaplar birbirinden çok farklı değil. Ortaya çıkan kurallar ise yazınca basit görünüyor.</p>
<p>Topluluk yöneticisi dediğin&#8230;</p>
<p>&#8211;          İş tanımını yapınca kolay gibi görünebilir fakat insani ve kişiler arası iletişim becerileri, çabuk kavrama yeteneği, online alanlarda teknik deneyim, bilgi  ve ticari anlayış da gerektirir. Aynı zamanda da PR ve pazarlama içgüdüsü&#8230;</p>
<p>&#8211;          İnsanlar markalarla konuşmaz; insanlarla konuşur. Topluluk yöneticisinin yarattığı diyologlar, firmayı bir sonraki basamağa taşıyacak içgörüler için inanılmaz bir kaynaktır; kaynak olmalıdır.</p>
<p>&#8211;          İçerik yaratmak tabii ki önemli. Fakat bir de tüketici ile karşılıklı iletişimi sağlayabilecek, onların katılımını sağlayacak içerikler/sorular olmalı.</p>
<p>&#8211;          Sosyal medyada ne dediğin de önemli, nasıl dediğin de. Markanın hikayesini anlatmalı topluluk yöneticileri. Tüketicilere dokunacak hikayeler&#8230; Bu yüzden de hedef kitleyi anlayabilmeli, iyi tanıyabilmeli.</p>
<p>&#8211;          Genelden çok özelle ilgilenmeli. Spesifik konular, spesifik tartışmalar&#8230;</p>
<p>&#8211;          Gelen yorumlara / fikirlere kopyala-yapıştır cevaplar vermemeli. Kişiye ‘ilgilenildiğini’ hissettirmeli.</p>
<p>&#8211;          Samimi, dürüst, özgün, kaliteli, yaratıcı içerik ve özveri, topluluk yönetiminin olmazsa olmazlarıdır.</p>
<p>&#8211;          Atılan her adımın  topluluk tarafından nasıl karşılanacağını doğru tahmin edebilmeli, neden olabileceği olumlu-olumsuz tepkiler ve sonuçları (krizler dahil) öngörebilmeli.</p>
<p>&#8211;          Topluluk yöneticisi biraz ‘diplomatik’ olabilmeli.</p>
<h3>İyi bir topluluk yöneticisi olmak iyi bir ev sahibi olmak gibidir</h3>
<figure id="attachment_18912" aria-describedby="caption-attachment-18912" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-18912" title="Alex Truby" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/11/alex-truby.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-18912" class="wp-caption-text">Alex Truby, Sosyal Medya Yöneticisi, FreshNetworks</figcaption></figure>
<p><strong>Alex Truby, <em>Sosyal Medya Yöneticisi, FreshNetworks, Londra</em></strong></p>
<p>İyi bir topluluk yöneticisi olmak iyi bir ev sahibi olmak gibidir. Misafirperver… Öncelikle doğru insanları bulmalısınız. Onları iyi ağırlamanız, kendi evlerinde gibi rahat hissettirmeniz gerekir.  İletişim kurmanız gereken kitleyi  ayarladığınız zaman artık onları etklileşim içinde tutmalı ve eğlendirmelisiniz. Yararlı ve ilginç diyaloglar oluşturmalısınız. Aynı zamanda insanların birbirini rahatsız etmemesini ve uygunsuz diyaloglar yaratmamasını da sağlamalısınız.</p>
<p>Böyle anlatınca kolay gibi görünebilir fakat topluluk yöneticiliği hiç de kolay bir iş değildir. Herkesin yapabileceği bir iş de değildir ayrıca. İnsani ve kişiler arası iletişim becerileri, çabuk kavrama yeteneği, online alanlarda teknik deneyim, bilgi  ve ticari anlayış da gerektirir. Aynı zamanda da PR ve pazarlama içgüdüsü&#8230;</p>
<p>Bence topluluk yöneticisinde olması gereken en önemli özellik hedef kitlesini anlayabilmesidir. Bunu sağladığınız zaman iş amacınıza yönelik stratejilerinizi oluşturmanız daha kolay olur zaten.</p>
<p><a href="http://www.vetsnow.com/" target="_blank">Vets Now</a> adına Facebook’ta köpek sahipleri için oluşturduğumuz <a href="https://www.facebook.com/joinparkbench?sk=info" target="_blank">Park Bench sayfası</a>, İngiltere’deki en önemli evcil hayvan sayfalarından biri. Aynı zamanda da İngiltere’de etkileşimi en yüksek olan 3. Ve en aktif olan/kullanılan 9. Facebook sayfası. <a href="http://www.socialbakers.com/blog/232-socialbakers-local-country-report-for-august-2011-united-kingdom/" target="_blank">Social Bakers’ın son raporuna</a> göre etkileşim oranımız 0.57%. 6 ayda sıfır hayran sayısı ve hiç bilinmeyen bir marka adından buralara geldik. Bununla da gurur duyuyoruz tabii. Şu andaki hayran sayımız. 46 bin. Bu gelişim ile tabii ki gurur duyuyoruz.</p>
<p><strong>Sizce  gelecekte topluluk yönetimi dijital PR’ın yerini alabilir mi? </strong></p>
<p>Sanmıyorum. İyi bir topluluk yönetimi stratejisi, bir PR stratejisinin sahip olduğu amaçtan ve bakış açısından çok daha fazlasını gerektirir. Evet, PR ajanslarının sosyal medyaya yatkın ve ilgili olmalı gerekir. Tıpkı topluluk yöneticisinin PR becerilerine sahip olması gerektiği gibi. Fakat birinin diğerinin yerini alacağını düşünmüyorum.</p>
<h3>Topluluk yönetimi şu an marka iletişiminin en önemli adımlarından biri</h3>
<figure id="attachment_18913" aria-describedby="caption-attachment-18913" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-18913" title="Lara Akış Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/11/laralara.22jpg.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-18913" class="wp-caption-text">Lara Akış Baruh, Wanda Digital Socialist Group Head</figcaption></figure>
<p><strong>Lara Akış Baruh, <em>Wanda Digital Socialist Group Head</em></strong></p>
<p>Topluluk yöneticisi, markaya ait topluluk alanlarının oluşturulması, içerik geliştirilmesi, orada oluşturulacak iletişimin yönetilmesini yapan kişilerdir. Topluluk yöneticisinin, markaya ve yönettiği topluluğa hakim olmasının dışında sosyal ağların tüm özelliklerini de etkili bir şekilde kullanmayı bilmesi gerek. Biz Wanda Socialist olarak müşterilerimize “Topluluk Yönetimi” hizmeti de veriyoruz. Hatta Socialist tamamen bunun üzerine yapılanmış bir grup. Topluluk yönetimi, şu an marka iletişiminin en önemli adımlarından biri. Dışında kalmak olmaz…</p>
<p>Wanda Socialist olarak öncelikle hangi markaların hangi alanlarda topluluk oluşturması gerektiğine karar veriyoruz. Bu kararlar sonucunda alanları oluşturuyoruz. Bu alanlarda hangi yorumlara ne şekilde tepki vereceğimizin çalışmasını marka temsilcileri ile koordineli bir şekilde yapıyoruz.</p>
<p>Ekibimiz içerisinde markaya en uygun olabilecek kişiyi seçip onu markanın Topluluk Yöneticisi olarak atıyoruz. Sonra bu markanın hedef kitlesini nasıl oluşturacağımıza dair kreatif süreçlere ilerliyoruz.</p>
<p><strong>Marka kesinlikle tüketicilerine reklam yapar yönde yaklaşmamalı</strong></p>
<p>Sürekli ürün iletişimi yapmak doğru bir yöntem değil sosyal mecralarda. Artık tüketici çok bilinçli olduğundan reklamları direkt yoldan kabul etmiyor. Bu yüzden iletişim mutlaka ilgi çekici ama ürünle mutlaka bağlantılı olmalı. Ayrıca kendi hesaplarımız için bizim kendi içimizde belirlediğimiz bir kural var. O da sayfada yapılan her şeyin kreatif yapıda olması. Çünkü topluluk yönetimi her şekilde yapılabilir. Önemli olan bu konuda farklılaşmak ve tam olarak hedef kitlenin ihtiyaçlarına cevap verebilmek. Pazarlama iletişimi kavramı sosyal medyanın devreye girmesiyle büyük bir değişime uğradı.  Artık markalar gerçekten tüketicisinin ne istediğini biliyor. Tüketici de artık yanıt bekliyor. Ve iyi yönetilen markalar tüketicilerinde gerçekten olumlu etkiler bırakıyorlar. Eskiden varsayımlar vardı. Şimdi ise gerçekler ve tatmin edilmeyi bekleyen müşteriler var.</p>
<p>Türkiye’nin bu konuda çok ilerlediğini ve birçok ülkeden daha iyi durumda olduğunu düşünüyoruz. Ancak bazı markalara bu işin önemini anlatabilmek daha uzun sürüyor. Sosyal medya ve topluluk yönetiminin önemi ve başardıkları doğru bir şekilde anlatılırsa çok iyi işler çıkabiliyor. Başarı tamamen buna bağlı.</p>
<p><strong>Gelecekte topluluk yönetimi dijital PR’ın yerini alabilir mi?</strong></p>
<p>Topluluk yönetiminde ve dijital PR’da ulaşılmaya çalışılan hedef kitleler çok farklı. Bu iki kavramın birbirinin yerini alacağını düşünmüyoruz. İlerde topluluk yönetimi de dijital PR da kendi alanında detaylanacak ve kendi ara dallarını yaratarak belki de yepyeni iş kolları yaratacak.</p>
<h3>Topluluk yönetimindeki en can alıcı nokta alışılagelmiş iletişim modelini bırakmaktır</h3>
<figure id="attachment_18914" aria-describedby="caption-attachment-18914" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-18914" title="Philippe Vellozzo" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/11/276388_1065930713_271655_n.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-18914" class="wp-caption-text">Philippe Vellozzo, Online İtibar Proje Yönetmeni, Comptoirs du Multimedia</figcaption></figure>
<p><strong><em>Philippe Vellozzo, Online İtibar Proje Yönetmeni, Comptoirs du Multimedia, Paris</em></strong></p>
<p>Topluluk yönetimi; tüketicilerin marka veya kurum ile etkileşime geçiş sürecini ve şeklini operasyonel ve stratejik anlamda yönetmektir.</p>
<p>Topluluk yöneticisi de markanın/kurumun bir veya birden fazla sosyal medya platforumunda gerçek diyaloglar, oyunlar, özel kampanyalar, indirimler, haberler vs üzerinden insanlarla (sadece hali hazırdaki tüketicilerin değil) iletişim kurmasına yardımcı olan ve etkileşim kuran, bu çift yönlü ilişkiyi kolaylaştıran ve yöneten kişidir.</p>
<p>Topluluk yönetimindeki en can alıcı nokta ve gereklilik, alışılagelmiş iletişim modelini bırakmaktır. Tabii ki bunu marka stratejisine uygun bir şekilde yaparak. İnsanlarla iletişim kurmak ve onların marka ile etkişelimi sağlamak sadece bir ‘iletişim’ değildir. Bu planlı bir aksiyondur.</p>
<p><strong>Sizce  gelecekte topluluk yönetimi dijital PR’ın yerini alabilir mi? </strong></p>
<p>Bence topluluk yönetimi dijital PR’ın yerini almaz. Olacak olan &#8211; daha doğrusu olması gereken şey, PR ajanslarının sosyal medyaya ve özellikle de bloggerlara daha fazla önem vermesi.</p>
<h3>‘Topluluk Yöneticisi’ out, ‘Etkileşim Mühendisi’ in</h3>
<figure id="attachment_18915" aria-describedby="caption-attachment-18915" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-18915" title="Ali İhsan Altıparmakoğlu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/11/Ali-İhsan-Altıparmakoğlu.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-18915" class="wp-caption-text">Ali İhsan Altıparmakoğlu, Digitaliz Kurucu ve Yönetici Ortağı</figcaption></figure>
<p><strong>Ali İhsan Altıparmakoğlu, <em>Digitaliz Kurucu ve Yönetici Ortağı</em></strong></p>
<p>Markaların sosyal ağlar üzerindeki sayfalarında oluşturulan iletişim stratejisine göre içerik girişleri yaparak diyalog başlatan ve bu diyaloğu ilerleten kişi olarak genel bir tanım yapabiliriz topluluk yöneticisi için. Biz, topluluk yöneticisi kavramı yerine “Etkileşim Mühendisi” kavramını kullanmayı tercih ediyoruz. Etkileşim Mühendisliği’nin tanımını ise şu şekilde yapabiliriz; “Özellikle sosyal medyada yürüttüğü iletişim çalışmalarında, dijital dinamikler paralelinde nasıl etkileşim yaratılacağı konusunda yetkinlik sahibi kişi”. Kısacası “Topluluk Yöneticisi” out, “Etkileşim Mühendisi” in. Topluluk Yönetimi yani etkileşim mühendisliği de ajans olarak ana hizmet kalemlerimizin başında geliyor.</p>
<p>Bu anlamda topluluk yönetimi çatısı altında iletişim stratejisinin oluşturulması, etkileşim yaratılması, içerik üretilmesi, marka ihtiyacına göre 7/24 moderasyon, sadakat programı, facebook reklam stratejileri ve raporlama gibi çalışmalar yürütüyoruz. Bunlara ek olarak sosyal müşteri hizmetleri (Social CRM), online itibar yönetimi ve viral projeler de hizmetlerimiz arasında.</p>
<p><strong>İş zor ve pek hata götürmüyor</strong></p>
<p>Samimiyet, özgün, kaliteli ve yaratıcı içerik ve özveri topluluk yönetiminin olmazsa olmazlarıdır. Şunu açıkça ifade etmeliyim bu iş zor ve pek hata götürmeyen bir iş. Markalar, profesyonel ve tecrübeli ekiplerle çalışmalı. Markalar, ancak bu şekilde geçtiğimiz günlerde de yeni örnekleriyle karşılaştığımız sosyal medya krizlerinin önüne geçebilir ve topluluk yönetimi çalışmalarından kaliteli ve efektif bir geri dönüş sağlayabilirler. Topluluk yönetimi ile markalar ete kemiğe bürünüyor. Duygular ve markanın kişiliği ön plana çıkıyor. Marka, topluluğu ile girdiği diyaloglar ile onlara daha yakın olma şansını elde ediyor. Böyle bir şans varken markaların bunu değerlendirmemesi, sadakat programı kapsamında pek de mantıklı olmayacaktır.</p>
<p><strong>Çok güzel işlere imza atan ajanslar ve markalar azınlıkta </strong></p>
<p>Çok güzel işlere imza atan ajanslar ve markalar var tabii ki. Biz de bu çalışma ve projeleri gördükçe mutlu oluyoruz ancak bunların azınlıkta kaldığını görmek de aynı oranda üzücü.  Bu durumun üç ana nedeni var bana göre. İlki, sosyal medyanın hem markalar hem de ajanslar tarafından hala yeterince anlaşılamamış olması. Sosyal medya fazlasıyla dinamik bir yapı olduğu için, en önemli önceliklerden biri yeni trend ve teknolojilerin takip edilmesi olmalı. Biz zamanımızın önemli bir kısmını buna ayırıyoruz. İkincisi, “Ne olacak, bizim arkadaş hemen size bir Facebook sayfası açar.” mantığıyla hareket eden şirket ve marka yetkililerinin olması. Bu bakış açısı değişecek, bu değişimde tüm yetkin ajans ve sektörden kişiler olarak sorumluluklarımız var ve bu bağlamda her zaman anlattıklarımızı anlatmaya devam edeceğiz. Üçüncüsü ise, markaların halen dijital ve sosyal medya için yeterli bütçeleri ayırmıyor olması. Sektördeki birçok insanla özellikle genel gidişat hakkında konuşuyoruz , neredeyse hepsinin en çok şikayetçi oldukları konu bu. Tabi ki kimsenin moral bozmasına gerek yok. Zaman geçtikçe, sosyal medyanın önemi yeterince anlaşılmaya başladıkça, bu anlamda da olumlu gelişmeler olacaktır.</p>
<p><strong>Topluluk yönetimi gelecekte dijital PR’ın yerini alabilir mi?</strong></p>
<p>Marka hakkındaki bir gelişme veya projenenin farklı kitlelere ulaştıralabilmesi ve bir prestij çalışması olarak icra edilmesinden dolayı böyle bir öngörümüz yok. Dijital PR, ortaya koyduğunuz bir proje, yeni kampanyanız veya kitlelere duyurmak istediğiniz önemli bir mesajınız olduğunda gelecekte de yapılması gereken çalışmalardan biri olarak değerini koruyacaktır.</p>
<h3>Topluluk yöneticisinde bulunması gereken en önemli özellik ‘diplomatik’ olabilmesi</h3>
<figure id="attachment_18916" aria-describedby="caption-attachment-18916" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-18916" title="Charlotte Synthesio" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/11/Charlotte-Synthesio.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-18916" class="wp-caption-text">Charlotte Lesage, Topluluk Yöneticisi &amp; Pazarlama Analisti, Synthesio UK</figcaption></figure>
<p><strong>Charlotte Lesage, <em>Topluluk Yöneticisi &amp; Pazarlama Analisti, Synthesio UK, Londra</em></strong></p>
<p>Topluluk yöneticileri firmaların ya da markaların web üzerindeki elçileridir.  Topluluk yöneticisi Twitter, Facebook, blog ve forum gibi birçok platform gözlemler, denetler. Bunun yanı sıra resmi hesapları günceller, pazarlama içeriklerini yayınlar ve ‘ilişkileri’ oluşturur.</p>
<p>Bir topluluk yöneticisinin hem sosyal medyaya çok hakim olması hem de iletişim yeteneklerinin çok iyi olması gerekir ki markanın dijital ortamdaki sözcüsü olabilsin. Bence topluluk yöneticisinde bulunması gereken en önemli özellik biraz ‘diplomatik’ olabilmesi.</p>
<p><strong>Gelecekte topluluk yönetimi dijital PR’ın yerini alabilir mi? </strong></p>
<p>Bu kurumun organizasyon yapısına gore değişir. Benim düşüncem topluluk yöneticisi hayranların, tüketicilerin ve hatta ortakların oluşturduğu toplulukları yönetirken, PR ajansları sadece gazetecilerle/haber portalları ile olan ilişkileri yönetecek.</p>
<h3>Topluluk Yöneticisi bir nevi sınıf başkanıdır</h3>
<figure id="attachment_18918" aria-describedby="caption-attachment-18918" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-18918" title="Uğur Tuncel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/11/ugur-2.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-18918" class="wp-caption-text">Uğur Tuncel, Socrates Agency Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Uğur Tuncel, <em>Socrates Agency Yönetici Ortak</em></strong></p>
<p>Topluluk Yöneticisine kelime anlamı olarak baktığımızda, sosyal platformlarda oluşturulan hesaplardaki içerik girişlerini düzenleyen, girilen post ve yorumların sayfa kurallarına uygunluğunu denetleyen, çizilen strateji doğrultusunda da markayı takipçiler ile konuşturan kişidir. Sınıf başkanıdır bir nevi. Gerektiğinde çok konuşanları tahtaya yazar, herkesin huzuru ve mutluluğu için çalışır; sınıfın içinden biridir ama kendi kimliğini bi kenara atıp bir üst kimliğe ulaşıp başka bir benlikle hareket eder.</p>
<p>Takipçiler ve marka arasındaki anahtar bir rol. Bu rolün ortadan kalkması söz konusu olamaz, farklı dijital iletişim çalışması sürüren ajanslar bu rolü farklı şekillerde adlandırıp başka rollerle kombine ediyorlar. Biz bu rolü çok önemsiyoruz ve bu operasyonu ayrı bir iş tanımı içinde düşünüyoruz. Fakat ayrı olması tabi ki yalnız olduğu anlamına gelmiyor. Söz konusu operasyonlar, stratejik, görsel ve metinsel anlamda desteklendiği bir ekiple sürekli bir koordine halinde gerçekleşir.</p>
<p><strong>İnsanlar markalarla konuşmaz; insanlar insanlarla konuşur</strong></p>
<p>Gerçek ve samimi olunmalıdır. İletişime geçmeye çalışılanların insan olduğu kesinlikle unutmamalıyız. İnsanlar, markalarla konuşmaz; insanlar insanlarla ya da kendi oluş biçimlerine yakın varlıklarla konuşur. Konuşma olduğu zaman, bu diyalog daha büyük organik bir topluluk oluşumuna açılan anahtardır. Firmayı belki de bir sonraki basamağa taşıyacak içgörüler için inanılmaz bir kaynaktır. Bunun yanında yurtdışında büyük firmaların konsantre olmaya başladığı bir konu ise faydacılıktır. Tüketicilere/takipçilere sağlanan fayda ön plana çıkmaktadır. Artık bir su markası gibi çok kategorizasyon olmayan bir üründe “Al ben su satıyorum, sağlıklıdır” demesi çok eskide kalmış bir söylem tarzıdır. Yeni yaklaşımda ise “Ben bu suyu yapıyorum ve eğer içersen Ay’a gitmeyeceksin fakat susuzluğun geçecek. Ama sana hayatının genelinde süregelen bir şekilde nasıl katkı sağlayabilirim” şeklindedir.</p>
<p>Türkiye’de bahsettiğimiz yeni yaklaşımı benimseyen marka sayısı umut verir nitelikte; yine aynı şekilde çalışma kaliteleri de artmaya devam ediyor. Bu hizmeti veren ajanslar da bu süreçte markaların daha doğru konumlanması için profesyonel destek vermeye devam ediyor. Yine umuyoruz ki sürecin öneminin farkındalığı gün geçtikçe artmaya devam edecek.</p>
<p><strong>Gelecekte topluluk yönetimi dijital PR’ın yerini alabilir mi?</strong></p>
<p>Bu sorunun cevabı kavramları nasıl tanımladığınızla ilgili. Topluluk yönetimi operasyon olarak, yapılan dijital PR çalışmaları kapsamında değerlendirilebilir. O yüzden birbirinin yerini alma gibi bir şeyden söz edemeyiz.</p>
<h3>Topluluk yönetimi marka yönetiminin olmazsa olmazıdır</h3>
<figure id="attachment_18917" aria-describedby="caption-attachment-18917" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-18917" title="Gaye Güzelay" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/11/gaye_guzelay.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-18917" class="wp-caption-text">Gaye Güzelay, Gri Creative Sosyal Medya &amp; Strateji Yöneticisi</figcaption></figure>
<p><strong>Gaye Güzelay, <em>Gri Creative Sosyal Medya &amp; Strateji Yöneticisi</em></strong></p>
<p>Topluluk yöneticisi; geniş anlamda, sorumlu olduğu şirket veya markanın sosyal medyadaki varlığını temsil eder. Başarı kriteri, yaptığı uygulamalar sonucunda “X markası sosyal medyayı etkin kullanan, sosyal medyada hitap ettiği topluluk ile tam zamanlı, birebir ve eksiksiz iletişim kurabilen, geniş bir topluluk tarafından takip edilen ve hakkında konuşulan bir markadır” algısını yaratmaktır diyebiliriz.</p>
<p>Sosyal medya ile ilgili tüm çalışmalarımızı “Sosyal Medya ve Topluluk Yönetimi” kapsamı dahilinde gerçekleştiriyoruz. Topluluk yönetimi yapılmadan, yani konu bütünüyle ele alınmadan sosyal medya yönetimi sağlıklı ve başarılı olmayacaktır.</p>
<p><strong>Topluluk yönetimi, birçok marka ve şirket yöneticisi için hala yeni bir kavram</strong></p>
<p>Öncelikle attığınız tüm adımların, sosyal medya stratejinize hizmet ettiğinden emin olmanız, planlamalarınızı bu doğrultuda yapmanız gerekiyor. Belirlenen yaklaşım çerçevesinde, sosyal medya dinamiklerine uygun içerik oluşturmak önemli işlerin başında geliyor. Hitap ettiğiniz topluluğun ilgisini çeken, onu oluşturan bireyleri ortak noktada buluşturan, paylaşımlarda bulunmasını sağlayan içerikleri oluşturma yeteneğine sahip olmak gerekiyor. Bu noktada, hitap edilen topluluğun tepki ve davranışlarını eksiksiz takip etmek, yorumlamak ve gerektiğinde bu verilere göre yön belirlemek, yaratıcı aksiyonlar geliştirmek de şart. En kritik alan ise attığınız her adımın – bu gelen detay bir soruya verdiğiniz yanıt da olabilir, başlattığınız geniş kapsamlı bir kampanya da- topluluk tarafından nasıl karşılanacağını doğru tahmin edebilmek, neden olabileceği olumlu-olumsuz tepkiler ve sonuçları (krizler dahil) öngörebilmek olarak ortaya çıkıyor. Bunun için, söz konusu markanın veya şirketin topluluk yönetimi stratejisini belirleyen kişilerin, kitle iletişimi konusunda pratiği bulunan, tecrübe sahibi kişiler olmaları gerekiyor.</p>
<p>Unutulmaması gereken bir olmazsa olmaz da, topluluk yönetiminin 7/24 bir iş olduğudur. Dolayısıyla, tam zamanlı yapılan sosyal medya takibine istinaden; gelen tepkilere, sorulara ve yorumlara yönelik anlık aksiyonlar alınması gerekir.</p>
<p>Bugün marka yönetiminin eksiksiz yapılabilmesi için, topluluk yönetimini de kapsayacak şekilde uygulanması gerekiyor. Dolayısıyla marka yönetimi açısından topluluk yönetimi olmazsa olmaz diye adlandırılabilecek kadar önemlidir diyebiliriz.</p>
<p>Türkiye’de başarılı örneklerin arttığını görüyoruz. Diğer yandan Van depreminin ardından yaşanan malum örnekte olduğu gibi, krize dönüşebilen uygulamalara da rastlıyoruz. Topluluk yönetimi, birçok marka ve şirket yöneticisi için hala yeni bir kavram. Bu noktada ajansların markalar için doğru şekilde yönlendirici olmaları, tüm stratejilerini ve aksiyon planlamalarını çok hassas dengeleri de gözeterek yapmaları gerekiyor.</p>
<h3>Topluluk yöneticisi pozisyonu, kesinlikle yükselen bir trend</h3>
<figure id="attachment_18920" aria-describedby="caption-attachment-18920" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/11/kariyernet-Yusuf-Azoz.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-18920" title="Yusuf Azoz" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/11/kariyernet-Yusuf-Azoz.jpg" alt="" width="200" height="275" /></a><figcaption id="caption-attachment-18920" class="wp-caption-text">Yusuf Azoz, Kariyer.net Genel Müdürü</figcaption></figure>
<p><strong>Yusuf Azoz, <em>Kariyer.net Genel Müdürü</em> </strong></p>
<p>Kurumlar sosyal medyayı iş yapış şekillerine daha fazla entegre etmeye başladıkça, bu  pozisyona olan ihtiyaç da şüphesiz artacaktır. Sosyal medya henüz gelişmekte olan bir alan olduğu için bu tanımın da zaman içinde dinamik bir şekilde değişebileceğini, farklı kurumların bu pozisyona farklı sorumluluklar yükleyebileceğini düşünüyorum.  Şu an şirketlerin sosyal medya uzmanlarını Pazarlama veya Kurumsal İletişim birimleri içinde istihdam ettiklerini gözlemliyoruz.</p>
<p>Sitemizde yayınlanan ilanlara baktığımızda, bu pozisyonun çerçevesinin genel olarak aşağıdaki sorumluluklarla çizildiğini görüyoruz:</p>
<p>&#8211; Online topluluklar karşısında şirketin ve ürünün sesi olmak</p>
<p>&#8211; Sosyal medya  platformlarında topluluğun isteklerini, sorunlarını yönetmek</p>
<p>&#8211; Ürün ile topluluk arasındaki bağı oluşturmak ve yönetmek</p>
<p>&#8211; Topluluktan geri bildirim toplayarak bunu şirket içinde gerekli departmanlara iletmek</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/topluluk-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">18907</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Facebook Olmasaydı&#8230; [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2011 10:04:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[41-29]]></category>
		<category><![CDATA[Ajanslar]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endes]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Günel]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Kacar]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook Olmasa Ne Olurdu?]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Akış Baruh]]></category>
		<category><![CDATA[Meltem Yetener]]></category>
		<category><![CDATA[Project House]]></category>
		<category><![CDATA[Wanda Social]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=16411</guid>

					<description><![CDATA[2004 yılından önce, yani sadece 7 sene önce, Facebook diye birşey yoktu. İnsan iyiye çabuk alışırmış derler ya; eminim sanki Facebook hep vardı gibi hisseden milyonlarca insan bulabilirim. Hatta bu fikirden bir Facebook sayfası bile yapabilirim! Hayatımız artık resmen bir film şeridi gibi gözlerimizin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2004 yılından önce, yani sadece 7 sene önce, Facebook diye birşey yoktu. İnsan iyiye çabuk alışırmış derler ya; eminim sanki Facebook hep vardı gibi hisseden milyonlarca insan bulabilirim. Hatta bu fikirden bir Facebook sayfası bile yapabilirim!</p>
<p>Hayatımız artık resmen bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçiyor. Zaman Tüneli ile yeni bir sarsıntı yaratan Facebook sadece bir sosyal paylaşım sitesi olmaktan çıkalı çok oldu;  pazarlama dünyasını yöneten bir pozisyona geleli de&#8230; Facebook’ta sayfası olmayan insan da marka da varolmuş sayılmıyor. 57 yaşındaki babamdan 8 yaşındaki kuzenime kadar herkesin bir Facebook sayfası var.  Yeni kurulmuş küçük ölçekli bir işletmeden, dev global firmalara kadar da&#8230;</p>
<p>Facebook’la ilgili rakamlara ve gerek sosyal gerekse iş hayatımız içindeki yerine bakarsak, insan düşünüyor: Biz Facebook’tan önce ne yapıyorduk? Bu konu daha önce çok yazıldığı için biz de aslında herkesin sorduğu ama detaylı olarak bir yazının oluşturulmadığı soruyu soralım dedik. <strong>Facebook olmasaydı hayat nasıl olurdu? Ve Facebook olmasaydı şu an pazarlama dünyası nasıl olurdu?</strong></p>
<p>Soruyu sektör profesyonellerine yönelttik. Onlardan bu konuda bir tablo çizmelerini istedik. Ortaya çıkan derleme oldukça eğlenceli oldu aslında. Ama önce Facebook’la ilgili rakamlara bir bakalım&#8230;</p>
<p><strong>Facebook istatistikleri:</strong></p>
<p>&#8211;          Facebook’ta 800 milyondan fazla aktif kullanıcı var.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Kullanıcıların ortalama arkadaş sayısı 130.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Günde ortalama 2 milyar post beğeniliyor ya da yorum yapılıyor.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Günde ortalama 250 milyon fotoğraf post’lanıyor.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Kullanıcıların &amp;75’i Amerika dışından. <strong></strong></p>
<p>&#8211;          Facebook’tan uygulama indirme sayısı günde ortalama 20 milyon.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          7 milyondan fazla uygulama ve websitesi Facebook ile entegre olmuş durumda.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          350 milyondan fazla kişi Facebook’a mobil cihazlardan bağlanıyor.</p>
<p><em>Kaynak: Facebook</em></p>
<p><strong>Facebook’ta:</strong></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,000,000 link paylaşılıyor. <em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,484,000 event davetiyesi postlanıyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,323,000 yeni fotoğraf etiketleniyor. <em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 2,716,000 fotoğraf yükleniyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,851,000 durum güncellemesi yapılıyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 10.2 milyon yorum yapılıyor.</p>
<p><em>Kaynak: </em><em><a href="http://www.jeffbullas.com/2011/04/28/50-fascinating-facebook-facts-and-figures">http://www.jeffbullas.com/2011/04/28/50-fascinating-facebook-facts-and-figures</a></em></p>
<p>‘Facebook olmasaydı’ cümlesini Facebook’un kardeşi Twitter’da arattığımızda da karşımıza yine eğlenceli tweet’ler çıktı:</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16412" title="1" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1.png" alt="" width="500" height="85" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1-300x51.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16414" title="2" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2.png" alt="" width="500" height="69" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2-300x41.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16415" title="3" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3.png" alt="" width="500" height="78" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3-300x46.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16416" title="4" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4.png" alt="" width="500" height="64" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4-300x38.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16417" title="5" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5.png" alt="" width="500" height="82" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5-300x49.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<h4>Facebook olmasaydı hayat nasıl olurdu? Ve Facebook olmasaydı şu an pazarlama dünyası nasıl olurdu?</h4>
<h3>Bu kadar çok ‘sosyal medya uzmanı!’ olmazdı</h3>
<figure id="attachment_16419" aria-describedby="caption-attachment-16419" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16419" title="CemBatu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/Cem-Batu.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16419" class="wp-caption-text">Cem Batu, Plasenta Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Cem Batu, <em><a href="http://plasenta.com.tr/" target="_blank">Plasenta</a> Kurucu Ortak</em></strong></p>
<p>Dijital dünyada gerçek kimliklerimiz ile yer alma olgusu çok daha geç hayatımıza girerdi. Bu da pazarlama iletişimini doğrudan etkilerdi. <strong></strong></p>
<p>Herkes ‘Mark’ olmak istemeyebilirdi.</p>
<p>Etkileşim, deneyim gibi daha fazla duygusal bağ oluşturma kavramları yerine hala sayfayı kaç kişi ziyaret etti, banner kaç tıklama aldı gibi kavramları konuşuyor olabilirdik.</p>
<p>Bana feys’ten göndersene diyen bir annem olmazdı, msn’i tercih edebilirdi.</p>
<p>3. parti uygulamalar sayesinde farklılaşan ve zenginleşen dijital dünya hala kampanya siteleri, mikro siteler üzerinden dönüyor olabilirdi.</p>
<p>Tüketiciler’in ‘yürüyen mecralar’ haline gelmesi daha uzun zaman alabilirdi.</p>
<p>Paylaşılabilir, ‘değerli içerik’ üretiminin değeri bu kadar net anlaşılamayabilirdi.</p>
<p>Facebook’un başarısı ile değişen günlük deneyimlerimize entegre olan bir çok sosyal platform da hayatımızda olmayabilirdi. Twitter da dahil olmak üzere.</p>
<p>Bu kadar çok ‘sosyal medya uzmanı!’ olmazdı. Bak bu iyi olabilirdi.</p>
<p>Bugün için en önemlisi, yıllarca yaşadıklarımızı aktararak farkında olmadan tuttuğumuz, blog tadında bir ‘ben kimim’ platformu, yani ‘timeline’ımız olmazdı.</p>
<h3>Facebook olmasaydı adı ‘memyselfandbffs’ ya da ‘findyourlovedones’ olan başka bir sosyal paylaşım sitesi olurdu</h3>
<figure id="attachment_16420" aria-describedby="caption-attachment-16420" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16420" title="Eray Endes" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/erayendes1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16420" class="wp-caption-text">Eray Endes, Creasoup Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Eray Endes, <em><a href="http://creasoup.com/" target="_blank">Creasoup</a> Yönetici Ortak</em></strong></p>
<p>Facebook olmasaydı adı ‘memyselfandbffs’ ya da ‘findyourlovedones’ ya da ‘xpages’ olan başka bir sosyal paylaşım sitesi olurdu. Durum şu ki, araç ve şekil teknolojiye ve içinde bulunduğumuz koşullara göre değişse de, insanların iletişim kurma isteği ve ihtiyacı bitmiyor. Bir zamanlar güvercinle yollanan notlar bir gün büyük bir gelişmeyle posta arabası sayesinde yollanır oldu; fakat bugün kaçımız mektup yazıyoruz? Bir zamanlar erkeğe ilgisini mendilini düşürerek atan kadın bugün &#8216;yanlışlıkla&#8217; bir SMS atıyor ya da Facebook&#8217;tan dürtüyor. Artık mektup yazmıyor olmamız, hasret gidermek ve birbirimizden haberdar olmaktan vazgeçtiğimiz için değil, iletişimimizin formu değiştiğinden. Gelişen teknolojiler ve tabii ki internetin web 2.0&#8217;a dönüşümü de bizim yaşama biçimimizi etkiliyor. Peki Facebook olmasaydı pazarlama iletişimi ne olurdu?</p>
<p>İnsanlar, tarihte uzun bir süredir ticari faaliyet içindeler ve aslında bir şeyleri pazarlıyorlar. İletişim kurma yöntemlerimiz gibi, pazarlama iletişimi de içinde bulunduğumuz zamana göre değişiyor. Çığırtkanın yerini banner alıyor belki mağazanın kapısına asılan tabelanın yanına da Facebook profil fotoğrafı ekleniyor. Durum aslında şu ki, Facebook ile uzun süredir gelişen bir trend &#8211; yani hedef kitlenin nişler haline gelmesi &#8211; oluşuyor. 1960’larda birdenbire beliren televizyonla reklamcılık nasıl &#8216;yaratıldıysa&#8217;, tam da öyle bir süreçten geçiyoruz. Facebook olmasaydı, adı başka bir şey olan bir platformda benzer şeyler yapıyor olurduk; mümkün olduğunca data toplamaya, elimizdeki kitleyi tanımaya ve onlara neyi nasıl pazarlayabileceğimiz üzerine kafa yormaya devam ederdik.</p>
<h3>Facebook olmasaydı kesin bi macebook olurdu</h3>
<figure id="attachment_16422" aria-describedby="caption-attachment-16422" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16422 " title="Tuğçe Erül" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/lowe-tugce-erul.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16422" class="wp-caption-text">Tuğçe Erül, Lowe Istanbul Dijital Grup Direktörü</figcaption></figure>
<p><strong>Tuğçe Erül, <em><a href="http://www.loweistanbul.com/" target="_blank">Lowe Istanbul</a> Dijital Grup Direktörü</em></strong></p>
<p>Facebook olmasaydı kesin bi macebook olurdu :)</p>
<p>Ama hadi o da olmadı ve social community siteleri arkadaş bulma ve piyasa yapma sitelerinde öteye gidemedi diyelim&#8230; Daha az boşanma olurdu, çiftler daha az kavga ederdi ve özel hayatımızı ifşa etme eğilimine hiç girmemiş olurduk.</p>
<p>Paylaşma bağımlısı olmazdık, telefonu telefon açmak için kullanırdık ya da mesajlaşmak için; Facebook&#8217;a girmek için değil.</p>
<p>Profil resmi fenomeni olmayacağı için fotoğraf stüdyoları bu konuda ciro yapamazdı.</p>
<p>Her yerden sürekli resim post etme çabasında olmayacağımız için daha az bakımlı olurduk.</p>
<p>Özlü sözleri daha az kullanırdık. Facebook sağolsun özlü sözler konusunda çok bilgili bir toplum olduk. Çevrimdışı dünyada sosyal hareketi başlatmak için bir araç olmazdı elimizde. Ama bir dakika bunun için Twitter da var :)</p>
<p>Tüm hayatım gözümün önümden bir film şeridi gibi geçti demek için ölüme yakın bir deneyim yaşamamız gerekirdi. Oysaki şimdi timeline var!</p>
<p>Işin şakası bir yana Facebook yüzünden herkesin ipliği meydanda da olsa şu dönemde &#8220;being connected to the world and everyone who know&#8221; hayatımızın çok önemli bir bölümünü kaplamaya başladı. Radyo ve TV olmadan da yaşam vardı, Facebook olmasa da yaşam aynen devam eder. Sadece farklı bir boyutta&#8230;</p>
<h3>Myspace, en popüler sosyal platformlardan biri olarak kalmaya devam ederdi</h3>
<figure id="attachment_16425" aria-describedby="caption-attachment-16425" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16425 " title="Hakan Şık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/hakan-digitaliz.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16425" class="wp-caption-text">Hakan Şık, Digitaliz Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Hakan Şık, <em><a href="http://digitalizagency.com/" target="_blank">Digitaliz</a> Kurucu Ortak</em></strong></p>
<p>“Hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşüncenin gücüne karşı koyamaz” der Victor Hugo. Eğer Mark Zuckerberg, Harvard’lı öğrencilerin fotoğraflarıyla eğlenmek yerine başka birşey yapmayı tercih etmiş olsaydı; muhtemelen benzer fikirlerle ortaya çıkmış farklı kişiler hakkında konuşuyor olurduk.</p>
<p>Facebook ile yaklaşık aynı tarihlerde kurulan Yonja, Türkiye pazarına giren Hi5 ile mücadele ederken; Google, Google Plus gibi riskli bir karşı hamle yerine Orkut’u Türkiye’de yaygınlaştırabilmek için farklı stratejiler geliştirebilirdi. Myspace, en popüler sosyal platformlardan biri olarak kalmaya devam ederken, Facebook’dan ilham alan Qzone (Çin) ve Vkontakte (Rusya) gibi platformlar hiç açılmamış olabilirdi. Facebook’un yarattığı sosyal medya rüzgarını arkasına almamış olan Twitter, Microsoft tarafından satın alınmış ve Windows Live ile birleştirilerek kullanıcılara sunulmuş olabilirdi.</p>
<p>Markaların sosyal medya kullanımı açısından bakacak olursak; insanlar bu farklı platformlarda yine markalar hakkında konuşacaklar ve satın alma alışkanlıkları markanın onlarla kurduğu iletişim ve ortaya konulan yaratıcı projeler doğrultusunda değişmeye devam edecekti. Sosyal CRM, tüm bu farklı platformlar üzerinden yürütülecek ve oluşturulan stratejiler, bu platformların dinamiklerine uygun olarak şekillenecekti.</p>
<p>Facebook olmasaydı, sosyal medya kavramı yine en az şimdiki kadar önemli ve değerli olacaktı. Etkileşim, en önemli dijital dinamiklerden biri olmaya devam edecekti. Zaten web 2.0’ın doğuşu, pazarlama dünyasında bugün gelinen noktanın sinyallerini çoktan vermişti.</p>
<h3>Birer tüketici olarak markalarla bu kadar yakın olamayacaktık</h3>
<figure id="attachment_16434" aria-describedby="caption-attachment-16434" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16434 " title="Meltem Yetener" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/MeltemYetener.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16434" class="wp-caption-text">Meltem Yetener, Pixelplus Interactive Sosyal Medya Departmanı, Yönetici</figcaption></figure>
<p><strong>Meltem Yetener, <em><a href="http://www.pixelplus.net/" target="_blank">Pixelplus</a> Interactive Sosyal Medya Departmanı, Yönetici</em> </strong></p>
<p>Facebook, herkesin internet ortamında kendini var edebildiği bir platform. İnternet mesafeleri azalttı derdik ama Facebook bu mesafeleri neredeyse yok etti. İlkokul arkadaşımızdan eski sevgilimize, iş arkadaşlarımızdan ailemizin tüm bireylerine kadar herkes burada. Facebook olmasaydı eski sevgilimizin yeni sevgilisinin kim olduğunu öğrenemeyecektik. 2 dakika önce çektiğimiz fotoğrafları arkadaşlarımızla paylaşamayacak, yazdığımız iletilerin altına yüzlerce yorum ve beğeni gelmesini beklemeyecektik. Hatta Facebook olmasaydı bu yazımız kaç “like” alacak, kaç kez paylaşılacak diye düşünmeyecektik.</p>
<p>Özel hayatımızın merkezinde böylesine güçlü bir yere sahip olan Facebook olmasaydı markalarla olan iletişimimiz, satın alma davranışlarımız, marka sadakatimiz de kendi halinde ilerliyor olacaktı. Birer tüketici olarak markalarla bu kadar yakın olamayacaktık. Artık her şey çok net, açık, olağan ve şeffaf. Böyle bir eksen üzerinde kurulan marka &#8211; tüketici iletişimi de diğer mecralara göre çok daha samimi. Facebook’ta kullanıcılardan direkt alınan geri dönüşleri diğer mecralardan sağlamak çok güç. Facebook olmasaydı markalar tüketicileri bu kadar iyi dinleyemeyecek ve onlarla konuşamayacaklardı. Markalar reklam ve tanıtım faaliyetlerini artık Facebook üzerinde çok daha düşük bütçelerle ve daha iyi etkileşim yaratarak gerçekleştirme fırsatı buldular.</p>
<h3>Can Yücel şiirlerini ezbere bilmezdik</h3>
<figure id="attachment_16435" aria-describedby="caption-attachment-16435" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16435 " title="Lara Akis Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/lara-akis-baruh.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16435" class="wp-caption-text">Lara Akış Baruh, Wanda Socialist Group Head</figcaption></figure>
<p><strong>Lara Akış Baruh, <em>Wanda Socialist Group Head</em></strong></p>
<p><strong>F</strong>acebook olmasaydı;</p>
<p><strong>A</strong>rkadaşlar Poke&#8217;suz, fotoğraflar Tag&#8217;siz, sorular Poll&#8217;suz, sayfalar Like&#8217;sız olurdu</p>
<p><strong>C</strong>an Yücel şiirlerini ezbere bilmezdik</p>
<p><strong>E</strong>bediyen MIRC odalarında sıkışıp kalırdık</p>
<p><strong>B</strong>irbirimize supergirl18, ateşlidelikanlı diye hitap ederdik</p>
<p><strong>O</strong> markalar hala tüketicilere ürünlerini tattıramamış, bir çift laf edememiş olurlardı</p>
<p><strong>O</strong> zaman hep dışarıdan yaratılan algılarla idare etmek zorunda kalırlardı</p>
<p><strong>K</strong>im, kiminle, nerede, nasıl oyununu heyecanla yeni nesillere aktarırdık</p>
<p><strong>O</strong><strong> </strong>değil de; hala Yonja’da birbirimize “testimonial” yazıyor olurduk</p>
<p><strong>L</strong>ibya ve Mısır’da rejim değişiklikleri olmamış olurdu</p>
<p><strong>M</strong>übarek hala görevde, Kaddafi de sarayında olurdu</p>
<p><strong>A</strong>ma ben<strong> </strong>prodüksiyon sektörüne yönelir ve koşuşturmaktan doğal olarak zayıflardım</p>
<p><strong>S</strong>osyalmedya.co’da böyle bir yazı olmazdı</p>
<p><strong>A</strong>nnelerimizi yeniden tanıma şansımız olmazdı</p>
<p><strong>Y</strong>eni saç modelimi nasıl buldun sorusunu 500 arkadaşımıza soramazdık</p>
<p><strong>D</strong>erin mevzulara ve filozof triplerine girmezdik</p>
<p><strong>I</strong>ssız zamanlarda hayatımız gözlerimizin önünden Facebook profilimiz gibi geçmezdi J</p>
<h3>Şu an olduğu kadar Sosyal Medya Ajansı olmayabilirdi</h3>
<figure id="attachment_16436" aria-describedby="caption-attachment-16436" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16436" title="Evren Kacar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/evren-kacar.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16436" class="wp-caption-text">Evren Kacar, Boomerang Kurucu Ortak / CCO</figcaption></figure>
<p><strong>Evren Kacar, <em><a href="http://www.boomerangistanbul.com/" target="_blank">Boomerang</a> Kurucu Ortak / CCO</em></strong></p>
<p>İlk olarak, şu an olduğu kadar Sosyal Medya Ajansı olmayabilirdi. Buna firmamız Boomerang İstanbul da dahil. Şahsen çok yakında tamamen Facebook’a odaklanmış “Facebook Ajansları”nın da türeyeceğini öngörüyorum.</p>
<p>Facebook olmasaydı, Mark Zuckenberg  dünyanın en genç milyarderi olamazdı. Her ne kadar otoritelerce Facebook’un gelir modeli tartışılsa da, son f8 konferansında açıklanan yenilik ve anlaşmalar Facebook’un  gelir modeli üzerinde çalıştığını ve birçok gelişmenin yakın olduğunun göstergeleri.</p>
<p>Facebook olmasaydı, “timeline” kavramı da olmazdı.Ttimeline’ın Facebook var olduğundan beri eklenen en önemli ve şaşırtıcı özelliklerden biri olduğunu düşünüyorum. Facebook’a kayıt olduğunuz tarihten bugüne tüm dijital aktivitelerinizi tek bir sayfada görüntüleyebiliyor ve “Activity Log” ek sayfasında, tüm aktivitelerinizi filtreleyebiliyorsunuz. Elbette, timeline’ı fikir ve uygulama olarak çok beğenmemle beraber çok da akıllıca ve stratejik bir hamle olduğunu düşünüyorum. Facebook, timeline ile henüz doğmamış çocukların bile ebeveynlerini ikna ederek, daha annelerinin karnındayken Facebook üyesi olmalarını sağlayacak. Zira, timeline üzerinde, “You were born” modülünün altına da post girişi yapılabiliyor.</p>
<p>You were an embryo. &gt; You became a Facebook member. &gt; You were born. :)</p>
<h3>Facebook olmasaydı bir grup insana dair bu kadar sosyal bilgiyi 10 dakikada değil 6 ay içerisinde alıyor olurduk</h3>
<figure id="attachment_16437" aria-describedby="caption-attachment-16437" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16437" title="Ali Güracar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/img_0267-1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16437" class="wp-caption-text">Ali Güraçar, 41? 29!</figcaption></figure>
<p><strong>Ali Güraçar, <em><a href="http://www.41-29.com/" target="_blank">41? 29!</a></em></strong></p>
<p>Birkaç ay önce cep telefonumu tamamen kapatıp hiç açmamaya karar verdiğimde farkettim ki, hem ben daha dakik bir insan haline geldim hem de arkadaşlarımla olan programlarım çok daha net ve kesin çizgiler ile belirlenmeye başladı. Çünkü artık yolda karar vermek gibi bir eyleme, &#8220;Neredesiniz ben de geliyorum&#8221; demeye yarayacak bir objeye sahip değildim. Facebook olmasaydı da aynı şekilde sosyal yaşantımıza ve davranış biçimlerimize etkileri elbette ki çok büyük olurdu. Konuştuğunuz kişinin kaç arkadaşı var ve ne sırayla hangisinin hangi feed’ine hangi yorumu bırakıyor, like yapıyor gibi davranışlar iletişimde o kişiye olan bakışınıza yepyeni bir boyut kattı. Artık karşınızdakini &#8220;tanıdığınız kadarıyla iyi bir insan&#8221; olarak algılamaktansa, &#8220;Bak işte ona bunu demiş, sonra şunu paylaşmış, sonra geldi bana mesaj attı abi&#8221; diyerek yargılayamayacaktık belki de.</p>
<p>Facebook insanları algılayış biçimimizi ve sosyal zekamızın karar mekanizmalarının hızlanmasını sağladı. Facebook olmasaydı bir grup insana dair bu kadar sosyal bilgiyi 10 dakikada değil 6 ay içerisinde alıyor olurduk. Bazı muhakemeleri 10 dakika içerisinde değil 6 aylık periyotlarda yapıyor olurduk. Arkadaşlık kavramı zaman içerisinde daha kıymetli olurdu böylece.</p>
<p>Facebook ile birlikte gelen pek çok sosyal interaksiyon tipi Facebook ile icat edildiği için bu gün olmazdı belki ama çok benzer başka şeyler muhakkak olurdu. Facebook olmasaydı en önemlisi, gerçek hayata dijital bir interface icat edecek başka birileri olurdu ve şimdi de o olmasaydı ne yapıyor olurduk diye konuşuyor olurduk. Çünkü teşhir etmek insan doğasının en önemli öğelerinden biri, teşhir edilene bakmak da bir diğeri. Bu ikisinin oluşturduğu dinamik bir şekilde dijital dünyada kendisine yer bulacaktı. İnsan yapısı zaten bunu dikte ediyor.</p>
<h3>Facebook olmasaydı sadece ABD’de 182 bin kişi işsiz kalırdı</h3>
<div>
<figure id="attachment_16423" aria-describedby="caption-attachment-16423" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16423" title="Esra Günel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/esra-gunel.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16423" class="wp-caption-text">Esra Günel, Project House Sosyal Medya Ekip Lideri</figcaption></figure>
<dl id="attachment_16423">
<dt><strong>Esra Günel, <em><a href="http://www.ph.com.tr/" target="_blank">Project House</a> Sosyal Medya Ekip Lideri</em></strong></dt>
</dl>
</div>
<p>Facebook olmasaydı sadece ABD’de 182 bin kişi işsiz kalırdı. Bu rakama illaki diğer Avrupa ülkelerinden ve ülkemizde de katkı olacağını düşünürsek yüksek bir istihdam yarattığı kesin!</p>
<p>Sosyal hayata bakacak olursak da birçok insan Facebook sayesinde, kaybettiği eski aşklarına yeniden kavuştu ya da var olan ilişkisini kaybetti. Yenilerini bulacağı Facebook’a kavuştuğu için&#8230; :) Bu açıdan da Facebook olmasaydı bir çok evli çift ya da ilişki şu an yaşanamazdı diyebiliriz. :)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16411</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
