<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Project House arşivleri - Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/tag/project-house/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/tag/project-house/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 May 2014 11:12:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.7</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>Facebook Olmasaydı&#8230; [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2011 10:04:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[41-29]]></category>
		<category><![CDATA[Ajanslar]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endes]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Günel]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Kacar]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook Olmasa Ne Olurdu?]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Akış Baruh]]></category>
		<category><![CDATA[Meltem Yetener]]></category>
		<category><![CDATA[Project House]]></category>
		<category><![CDATA[Wanda Social]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=16411</guid>

					<description><![CDATA[2004 yılından önce, yani sadece 7 sene önce, Facebook diye birşey yoktu. İnsan iyiye çabuk alışırmış derler ya; eminim sanki Facebook hep vardı gibi hisseden milyonlarca insan bulabilirim. Hatta bu fikirden bir Facebook sayfası bile yapabilirim! Hayatımız artık resmen bir film şeridi gibi gözlerimizin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2004 yılından önce, yani sadece 7 sene önce, Facebook diye birşey yoktu. İnsan iyiye çabuk alışırmış derler ya; eminim sanki Facebook hep vardı gibi hisseden milyonlarca insan bulabilirim. Hatta bu fikirden bir Facebook sayfası bile yapabilirim!</p>
<p>Hayatımız artık resmen bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçiyor. Zaman Tüneli ile yeni bir sarsıntı yaratan Facebook sadece bir sosyal paylaşım sitesi olmaktan çıkalı çok oldu;  pazarlama dünyasını yöneten bir pozisyona geleli de&#8230; Facebook’ta sayfası olmayan insan da marka da varolmuş sayılmıyor. 57 yaşındaki babamdan 8 yaşındaki kuzenime kadar herkesin bir Facebook sayfası var.  Yeni kurulmuş küçük ölçekli bir işletmeden, dev global firmalara kadar da&#8230;</p>
<p>Facebook’la ilgili rakamlara ve gerek sosyal gerekse iş hayatımız içindeki yerine bakarsak, insan düşünüyor: Biz Facebook’tan önce ne yapıyorduk? Bu konu daha önce çok yazıldığı için biz de aslında herkesin sorduğu ama detaylı olarak bir yazının oluşturulmadığı soruyu soralım dedik. <strong>Facebook olmasaydı hayat nasıl olurdu? Ve Facebook olmasaydı şu an pazarlama dünyası nasıl olurdu?</strong></p>
<p>Soruyu sektör profesyonellerine yönelttik. Onlardan bu konuda bir tablo çizmelerini istedik. Ortaya çıkan derleme oldukça eğlenceli oldu aslında. Ama önce Facebook’la ilgili rakamlara bir bakalım&#8230;</p>
<p><strong>Facebook istatistikleri:</strong></p>
<p>&#8211;          Facebook’ta 800 milyondan fazla aktif kullanıcı var.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Kullanıcıların ortalama arkadaş sayısı 130.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Günde ortalama 2 milyar post beğeniliyor ya da yorum yapılıyor.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Günde ortalama 250 milyon fotoğraf post’lanıyor.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Kullanıcıların &amp;75’i Amerika dışından. <strong></strong></p>
<p>&#8211;          Facebook’tan uygulama indirme sayısı günde ortalama 20 milyon.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          7 milyondan fazla uygulama ve websitesi Facebook ile entegre olmuş durumda.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          350 milyondan fazla kişi Facebook’a mobil cihazlardan bağlanıyor.</p>
<p><em>Kaynak: Facebook</em></p>
<p><strong>Facebook’ta:</strong></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,000,000 link paylaşılıyor. <em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,484,000 event davetiyesi postlanıyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,323,000 yeni fotoğraf etiketleniyor. <em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 2,716,000 fotoğraf yükleniyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,851,000 durum güncellemesi yapılıyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 10.2 milyon yorum yapılıyor.</p>
<p><em>Kaynak: </em><em><a href="http://www.jeffbullas.com/2011/04/28/50-fascinating-facebook-facts-and-figures">http://www.jeffbullas.com/2011/04/28/50-fascinating-facebook-facts-and-figures</a></em></p>
<p>‘Facebook olmasaydı’ cümlesini Facebook’un kardeşi Twitter’da arattığımızda da karşımıza yine eğlenceli tweet’ler çıktı:</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16412" title="1" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1.png" alt="" width="500" height="85" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1-300x51.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16414" title="2" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2.png" alt="" width="500" height="69" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2-300x41.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16415" title="3" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3.png" alt="" width="500" height="78" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3-300x46.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16416" title="4" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4.png" alt="" width="500" height="64" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4-300x38.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16417" title="5" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5.png" alt="" width="500" height="82" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5-300x49.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<h4>Facebook olmasaydı hayat nasıl olurdu? Ve Facebook olmasaydı şu an pazarlama dünyası nasıl olurdu?</h4>
<h3>Bu kadar çok ‘sosyal medya uzmanı!’ olmazdı</h3>
<figure id="attachment_16419" aria-describedby="caption-attachment-16419" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16419" title="CemBatu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/Cem-Batu.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16419" class="wp-caption-text">Cem Batu, Plasenta Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Cem Batu, <em><a href="http://plasenta.com.tr/" target="_blank">Plasenta</a> Kurucu Ortak</em></strong></p>
<p>Dijital dünyada gerçek kimliklerimiz ile yer alma olgusu çok daha geç hayatımıza girerdi. Bu da pazarlama iletişimini doğrudan etkilerdi. <strong></strong></p>
<p>Herkes ‘Mark’ olmak istemeyebilirdi.</p>
<p>Etkileşim, deneyim gibi daha fazla duygusal bağ oluşturma kavramları yerine hala sayfayı kaç kişi ziyaret etti, banner kaç tıklama aldı gibi kavramları konuşuyor olabilirdik.</p>
<p>Bana feys’ten göndersene diyen bir annem olmazdı, msn’i tercih edebilirdi.</p>
<p>3. parti uygulamalar sayesinde farklılaşan ve zenginleşen dijital dünya hala kampanya siteleri, mikro siteler üzerinden dönüyor olabilirdi.</p>
<p>Tüketiciler’in ‘yürüyen mecralar’ haline gelmesi daha uzun zaman alabilirdi.</p>
<p>Paylaşılabilir, ‘değerli içerik’ üretiminin değeri bu kadar net anlaşılamayabilirdi.</p>
<p>Facebook’un başarısı ile değişen günlük deneyimlerimize entegre olan bir çok sosyal platform da hayatımızda olmayabilirdi. Twitter da dahil olmak üzere.</p>
<p>Bu kadar çok ‘sosyal medya uzmanı!’ olmazdı. Bak bu iyi olabilirdi.</p>
<p>Bugün için en önemlisi, yıllarca yaşadıklarımızı aktararak farkında olmadan tuttuğumuz, blog tadında bir ‘ben kimim’ platformu, yani ‘timeline’ımız olmazdı.</p>
<h3>Facebook olmasaydı adı ‘memyselfandbffs’ ya da ‘findyourlovedones’ olan başka bir sosyal paylaşım sitesi olurdu</h3>
<figure id="attachment_16420" aria-describedby="caption-attachment-16420" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16420" title="Eray Endes" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/erayendes1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16420" class="wp-caption-text">Eray Endes, Creasoup Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Eray Endes, <em><a href="http://creasoup.com/" target="_blank">Creasoup</a> Yönetici Ortak</em></strong></p>
<p>Facebook olmasaydı adı ‘memyselfandbffs’ ya da ‘findyourlovedones’ ya da ‘xpages’ olan başka bir sosyal paylaşım sitesi olurdu. Durum şu ki, araç ve şekil teknolojiye ve içinde bulunduğumuz koşullara göre değişse de, insanların iletişim kurma isteği ve ihtiyacı bitmiyor. Bir zamanlar güvercinle yollanan notlar bir gün büyük bir gelişmeyle posta arabası sayesinde yollanır oldu; fakat bugün kaçımız mektup yazıyoruz? Bir zamanlar erkeğe ilgisini mendilini düşürerek atan kadın bugün &#8216;yanlışlıkla&#8217; bir SMS atıyor ya da Facebook&#8217;tan dürtüyor. Artık mektup yazmıyor olmamız, hasret gidermek ve birbirimizden haberdar olmaktan vazgeçtiğimiz için değil, iletişimimizin formu değiştiğinden. Gelişen teknolojiler ve tabii ki internetin web 2.0&#8217;a dönüşümü de bizim yaşama biçimimizi etkiliyor. Peki Facebook olmasaydı pazarlama iletişimi ne olurdu?</p>
<p>İnsanlar, tarihte uzun bir süredir ticari faaliyet içindeler ve aslında bir şeyleri pazarlıyorlar. İletişim kurma yöntemlerimiz gibi, pazarlama iletişimi de içinde bulunduğumuz zamana göre değişiyor. Çığırtkanın yerini banner alıyor belki mağazanın kapısına asılan tabelanın yanına da Facebook profil fotoğrafı ekleniyor. Durum aslında şu ki, Facebook ile uzun süredir gelişen bir trend &#8211; yani hedef kitlenin nişler haline gelmesi &#8211; oluşuyor. 1960’larda birdenbire beliren televizyonla reklamcılık nasıl &#8216;yaratıldıysa&#8217;, tam da öyle bir süreçten geçiyoruz. Facebook olmasaydı, adı başka bir şey olan bir platformda benzer şeyler yapıyor olurduk; mümkün olduğunca data toplamaya, elimizdeki kitleyi tanımaya ve onlara neyi nasıl pazarlayabileceğimiz üzerine kafa yormaya devam ederdik.</p>
<h3>Facebook olmasaydı kesin bi macebook olurdu</h3>
<figure id="attachment_16422" aria-describedby="caption-attachment-16422" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16422 " title="Tuğçe Erül" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/lowe-tugce-erul.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16422" class="wp-caption-text">Tuğçe Erül, Lowe Istanbul Dijital Grup Direktörü</figcaption></figure>
<p><strong>Tuğçe Erül, <em><a href="http://www.loweistanbul.com/" target="_blank">Lowe Istanbul</a> Dijital Grup Direktörü</em></strong></p>
<p>Facebook olmasaydı kesin bi macebook olurdu :)</p>
<p>Ama hadi o da olmadı ve social community siteleri arkadaş bulma ve piyasa yapma sitelerinde öteye gidemedi diyelim&#8230; Daha az boşanma olurdu, çiftler daha az kavga ederdi ve özel hayatımızı ifşa etme eğilimine hiç girmemiş olurduk.</p>
<p>Paylaşma bağımlısı olmazdık, telefonu telefon açmak için kullanırdık ya da mesajlaşmak için; Facebook&#8217;a girmek için değil.</p>
<p>Profil resmi fenomeni olmayacağı için fotoğraf stüdyoları bu konuda ciro yapamazdı.</p>
<p>Her yerden sürekli resim post etme çabasında olmayacağımız için daha az bakımlı olurduk.</p>
<p>Özlü sözleri daha az kullanırdık. Facebook sağolsun özlü sözler konusunda çok bilgili bir toplum olduk. Çevrimdışı dünyada sosyal hareketi başlatmak için bir araç olmazdı elimizde. Ama bir dakika bunun için Twitter da var :)</p>
<p>Tüm hayatım gözümün önümden bir film şeridi gibi geçti demek için ölüme yakın bir deneyim yaşamamız gerekirdi. Oysaki şimdi timeline var!</p>
<p>Işin şakası bir yana Facebook yüzünden herkesin ipliği meydanda da olsa şu dönemde &#8220;being connected to the world and everyone who know&#8221; hayatımızın çok önemli bir bölümünü kaplamaya başladı. Radyo ve TV olmadan da yaşam vardı, Facebook olmasa da yaşam aynen devam eder. Sadece farklı bir boyutta&#8230;</p>
<h3>Myspace, en popüler sosyal platformlardan biri olarak kalmaya devam ederdi</h3>
<figure id="attachment_16425" aria-describedby="caption-attachment-16425" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16425 " title="Hakan Şık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/hakan-digitaliz.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16425" class="wp-caption-text">Hakan Şık, Digitaliz Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Hakan Şık, <em><a href="http://digitalizagency.com/" target="_blank">Digitaliz</a> Kurucu Ortak</em></strong></p>
<p>“Hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşüncenin gücüne karşı koyamaz” der Victor Hugo. Eğer Mark Zuckerberg, Harvard’lı öğrencilerin fotoğraflarıyla eğlenmek yerine başka birşey yapmayı tercih etmiş olsaydı; muhtemelen benzer fikirlerle ortaya çıkmış farklı kişiler hakkında konuşuyor olurduk.</p>
<p>Facebook ile yaklaşık aynı tarihlerde kurulan Yonja, Türkiye pazarına giren Hi5 ile mücadele ederken; Google, Google Plus gibi riskli bir karşı hamle yerine Orkut’u Türkiye’de yaygınlaştırabilmek için farklı stratejiler geliştirebilirdi. Myspace, en popüler sosyal platformlardan biri olarak kalmaya devam ederken, Facebook’dan ilham alan Qzone (Çin) ve Vkontakte (Rusya) gibi platformlar hiç açılmamış olabilirdi. Facebook’un yarattığı sosyal medya rüzgarını arkasına almamış olan Twitter, Microsoft tarafından satın alınmış ve Windows Live ile birleştirilerek kullanıcılara sunulmuş olabilirdi.</p>
<p>Markaların sosyal medya kullanımı açısından bakacak olursak; insanlar bu farklı platformlarda yine markalar hakkında konuşacaklar ve satın alma alışkanlıkları markanın onlarla kurduğu iletişim ve ortaya konulan yaratıcı projeler doğrultusunda değişmeye devam edecekti. Sosyal CRM, tüm bu farklı platformlar üzerinden yürütülecek ve oluşturulan stratejiler, bu platformların dinamiklerine uygun olarak şekillenecekti.</p>
<p>Facebook olmasaydı, sosyal medya kavramı yine en az şimdiki kadar önemli ve değerli olacaktı. Etkileşim, en önemli dijital dinamiklerden biri olmaya devam edecekti. Zaten web 2.0’ın doğuşu, pazarlama dünyasında bugün gelinen noktanın sinyallerini çoktan vermişti.</p>
<h3>Birer tüketici olarak markalarla bu kadar yakın olamayacaktık</h3>
<figure id="attachment_16434" aria-describedby="caption-attachment-16434" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16434 " title="Meltem Yetener" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/MeltemYetener.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16434" class="wp-caption-text">Meltem Yetener, Pixelplus Interactive Sosyal Medya Departmanı, Yönetici</figcaption></figure>
<p><strong>Meltem Yetener, <em><a href="http://www.pixelplus.net/" target="_blank">Pixelplus</a> Interactive Sosyal Medya Departmanı, Yönetici</em> </strong></p>
<p>Facebook, herkesin internet ortamında kendini var edebildiği bir platform. İnternet mesafeleri azalttı derdik ama Facebook bu mesafeleri neredeyse yok etti. İlkokul arkadaşımızdan eski sevgilimize, iş arkadaşlarımızdan ailemizin tüm bireylerine kadar herkes burada. Facebook olmasaydı eski sevgilimizin yeni sevgilisinin kim olduğunu öğrenemeyecektik. 2 dakika önce çektiğimiz fotoğrafları arkadaşlarımızla paylaşamayacak, yazdığımız iletilerin altına yüzlerce yorum ve beğeni gelmesini beklemeyecektik. Hatta Facebook olmasaydı bu yazımız kaç “like” alacak, kaç kez paylaşılacak diye düşünmeyecektik.</p>
<p>Özel hayatımızın merkezinde böylesine güçlü bir yere sahip olan Facebook olmasaydı markalarla olan iletişimimiz, satın alma davranışlarımız, marka sadakatimiz de kendi halinde ilerliyor olacaktı. Birer tüketici olarak markalarla bu kadar yakın olamayacaktık. Artık her şey çok net, açık, olağan ve şeffaf. Böyle bir eksen üzerinde kurulan marka &#8211; tüketici iletişimi de diğer mecralara göre çok daha samimi. Facebook’ta kullanıcılardan direkt alınan geri dönüşleri diğer mecralardan sağlamak çok güç. Facebook olmasaydı markalar tüketicileri bu kadar iyi dinleyemeyecek ve onlarla konuşamayacaklardı. Markalar reklam ve tanıtım faaliyetlerini artık Facebook üzerinde çok daha düşük bütçelerle ve daha iyi etkileşim yaratarak gerçekleştirme fırsatı buldular.</p>
<h3>Can Yücel şiirlerini ezbere bilmezdik</h3>
<figure id="attachment_16435" aria-describedby="caption-attachment-16435" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16435 " title="Lara Akis Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/lara-akis-baruh.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16435" class="wp-caption-text">Lara Akış Baruh, Wanda Socialist Group Head</figcaption></figure>
<p><strong>Lara Akış Baruh, <em>Wanda Socialist Group Head</em></strong></p>
<p><strong>F</strong>acebook olmasaydı;</p>
<p><strong>A</strong>rkadaşlar Poke&#8217;suz, fotoğraflar Tag&#8217;siz, sorular Poll&#8217;suz, sayfalar Like&#8217;sız olurdu</p>
<p><strong>C</strong>an Yücel şiirlerini ezbere bilmezdik</p>
<p><strong>E</strong>bediyen MIRC odalarında sıkışıp kalırdık</p>
<p><strong>B</strong>irbirimize supergirl18, ateşlidelikanlı diye hitap ederdik</p>
<p><strong>O</strong> markalar hala tüketicilere ürünlerini tattıramamış, bir çift laf edememiş olurlardı</p>
<p><strong>O</strong> zaman hep dışarıdan yaratılan algılarla idare etmek zorunda kalırlardı</p>
<p><strong>K</strong>im, kiminle, nerede, nasıl oyununu heyecanla yeni nesillere aktarırdık</p>
<p><strong>O</strong><strong> </strong>değil de; hala Yonja’da birbirimize “testimonial” yazıyor olurduk</p>
<p><strong>L</strong>ibya ve Mısır’da rejim değişiklikleri olmamış olurdu</p>
<p><strong>M</strong>übarek hala görevde, Kaddafi de sarayında olurdu</p>
<p><strong>A</strong>ma ben<strong> </strong>prodüksiyon sektörüne yönelir ve koşuşturmaktan doğal olarak zayıflardım</p>
<p><strong>S</strong>osyalmedya.co’da böyle bir yazı olmazdı</p>
<p><strong>A</strong>nnelerimizi yeniden tanıma şansımız olmazdı</p>
<p><strong>Y</strong>eni saç modelimi nasıl buldun sorusunu 500 arkadaşımıza soramazdık</p>
<p><strong>D</strong>erin mevzulara ve filozof triplerine girmezdik</p>
<p><strong>I</strong>ssız zamanlarda hayatımız gözlerimizin önünden Facebook profilimiz gibi geçmezdi J</p>
<h3>Şu an olduğu kadar Sosyal Medya Ajansı olmayabilirdi</h3>
<figure id="attachment_16436" aria-describedby="caption-attachment-16436" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16436" title="Evren Kacar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/evren-kacar.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16436" class="wp-caption-text">Evren Kacar, Boomerang Kurucu Ortak / CCO</figcaption></figure>
<p><strong>Evren Kacar, <em><a href="http://www.boomerangistanbul.com/" target="_blank">Boomerang</a> Kurucu Ortak / CCO</em></strong></p>
<p>İlk olarak, şu an olduğu kadar Sosyal Medya Ajansı olmayabilirdi. Buna firmamız Boomerang İstanbul da dahil. Şahsen çok yakında tamamen Facebook’a odaklanmış “Facebook Ajansları”nın da türeyeceğini öngörüyorum.</p>
<p>Facebook olmasaydı, Mark Zuckenberg  dünyanın en genç milyarderi olamazdı. Her ne kadar otoritelerce Facebook’un gelir modeli tartışılsa da, son f8 konferansında açıklanan yenilik ve anlaşmalar Facebook’un  gelir modeli üzerinde çalıştığını ve birçok gelişmenin yakın olduğunun göstergeleri.</p>
<p>Facebook olmasaydı, “timeline” kavramı da olmazdı.Ttimeline’ın Facebook var olduğundan beri eklenen en önemli ve şaşırtıcı özelliklerden biri olduğunu düşünüyorum. Facebook’a kayıt olduğunuz tarihten bugüne tüm dijital aktivitelerinizi tek bir sayfada görüntüleyebiliyor ve “Activity Log” ek sayfasında, tüm aktivitelerinizi filtreleyebiliyorsunuz. Elbette, timeline’ı fikir ve uygulama olarak çok beğenmemle beraber çok da akıllıca ve stratejik bir hamle olduğunu düşünüyorum. Facebook, timeline ile henüz doğmamış çocukların bile ebeveynlerini ikna ederek, daha annelerinin karnındayken Facebook üyesi olmalarını sağlayacak. Zira, timeline üzerinde, “You were born” modülünün altına da post girişi yapılabiliyor.</p>
<p>You were an embryo. &gt; You became a Facebook member. &gt; You were born. :)</p>
<h3>Facebook olmasaydı bir grup insana dair bu kadar sosyal bilgiyi 10 dakikada değil 6 ay içerisinde alıyor olurduk</h3>
<figure id="attachment_16437" aria-describedby="caption-attachment-16437" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16437" title="Ali Güracar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/img_0267-1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16437" class="wp-caption-text">Ali Güraçar, 41? 29!</figcaption></figure>
<p><strong>Ali Güraçar, <em><a href="http://www.41-29.com/" target="_blank">41? 29!</a></em></strong></p>
<p>Birkaç ay önce cep telefonumu tamamen kapatıp hiç açmamaya karar verdiğimde farkettim ki, hem ben daha dakik bir insan haline geldim hem de arkadaşlarımla olan programlarım çok daha net ve kesin çizgiler ile belirlenmeye başladı. Çünkü artık yolda karar vermek gibi bir eyleme, &#8220;Neredesiniz ben de geliyorum&#8221; demeye yarayacak bir objeye sahip değildim. Facebook olmasaydı da aynı şekilde sosyal yaşantımıza ve davranış biçimlerimize etkileri elbette ki çok büyük olurdu. Konuştuğunuz kişinin kaç arkadaşı var ve ne sırayla hangisinin hangi feed’ine hangi yorumu bırakıyor, like yapıyor gibi davranışlar iletişimde o kişiye olan bakışınıza yepyeni bir boyut kattı. Artık karşınızdakini &#8220;tanıdığınız kadarıyla iyi bir insan&#8221; olarak algılamaktansa, &#8220;Bak işte ona bunu demiş, sonra şunu paylaşmış, sonra geldi bana mesaj attı abi&#8221; diyerek yargılayamayacaktık belki de.</p>
<p>Facebook insanları algılayış biçimimizi ve sosyal zekamızın karar mekanizmalarının hızlanmasını sağladı. Facebook olmasaydı bir grup insana dair bu kadar sosyal bilgiyi 10 dakikada değil 6 ay içerisinde alıyor olurduk. Bazı muhakemeleri 10 dakika içerisinde değil 6 aylık periyotlarda yapıyor olurduk. Arkadaşlık kavramı zaman içerisinde daha kıymetli olurdu böylece.</p>
<p>Facebook ile birlikte gelen pek çok sosyal interaksiyon tipi Facebook ile icat edildiği için bu gün olmazdı belki ama çok benzer başka şeyler muhakkak olurdu. Facebook olmasaydı en önemlisi, gerçek hayata dijital bir interface icat edecek başka birileri olurdu ve şimdi de o olmasaydı ne yapıyor olurduk diye konuşuyor olurduk. Çünkü teşhir etmek insan doğasının en önemli öğelerinden biri, teşhir edilene bakmak da bir diğeri. Bu ikisinin oluşturduğu dinamik bir şekilde dijital dünyada kendisine yer bulacaktı. İnsan yapısı zaten bunu dikte ediyor.</p>
<h3>Facebook olmasaydı sadece ABD’de 182 bin kişi işsiz kalırdı</h3>
<div>
<figure id="attachment_16423" aria-describedby="caption-attachment-16423" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16423" title="Esra Günel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/esra-gunel.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16423" class="wp-caption-text">Esra Günel, Project House Sosyal Medya Ekip Lideri</figcaption></figure>
<dl id="attachment_16423">
<dt><strong>Esra Günel, <em><a href="http://www.ph.com.tr/" target="_blank">Project House</a> Sosyal Medya Ekip Lideri</em></strong></dt>
</dl>
</div>
<p>Facebook olmasaydı sadece ABD’de 182 bin kişi işsiz kalırdı. Bu rakama illaki diğer Avrupa ülkelerinden ve ülkemizde de katkı olacağını düşünürsek yüksek bir istihdam yarattığı kesin!</p>
<p>Sosyal hayata bakacak olursak da birçok insan Facebook sayesinde, kaybettiği eski aşklarına yeniden kavuştu ya da var olan ilişkisini kaybetti. Yenilerini bulacağı Facebook’a kavuştuğu için&#8230; :) Bu açıdan da Facebook olmasaydı bir çok evli çift ya da ilişki şu an yaşanamazdı diyebiliriz. :)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16411</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Online İtibar Yönetimi Kimin İşi? [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/online-itibar-yonetimi-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/online-itibar-yonetimi-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Aug 2011 10:23:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[41-29]]></category>
		<category><![CDATA[Capital Ogilvy PR]]></category>
		<category><![CDATA[Google Alerts]]></category>
		<category><![CDATA[Me on the Web]]></category>
		<category><![CDATA[Online İtibar Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Project House]]></category>
		<category><![CDATA[Radian 6]]></category>
		<category><![CDATA[Reputation Defender]]></category>
		<category><![CDATA[SEOmoz]]></category>
		<category><![CDATA[Social Media World Forum]]></category>
		<category><![CDATA[Tick Tock Boom]]></category>
		<category><![CDATA[WSI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=14887</guid>

					<description><![CDATA[Online İtibar Yönetimi kimin işi? Ya da sadece birinin işi mi? İnteraktif ajansların mı, dijital iletişim ajanslarının mı, PR ajanslarının mı yoksa özel olarak  ‘dijital PR’ uzmanlığı ile açılmış ajansların mı? Arada bir çizgi çizmek mümkün mü? Ya da gerekli mi? Online itibar yönetimi sadece bir...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet her şeyi kaydediyor ve hiçbir şeyi unutmuyor. Hafızasını hiç kaybetmeyen, kötü haberin iyi haberden daha hızlı yayıldığı bir dünyada itibar yönetimi yapmak markalar için en hayati konulardan biri. Marka değerlerinin korunması olarak özetleyebileceğimiz bir kavram olan itibar yönetimi zor iş, evet. Bir yandan da şöhret olmanın bedeli diyebiliriz aslında. Marka olarak bugüne kadar üzerine titrediğiniz itibarınız, internette herhangi biri ya da rakipleriniz tarafından birkaç dakikada zarara uğrayabilir.</p>
<p>İnsanlar/tüketiciler bir firmayı/markayı online araştırdığı zaman, sadece markanın web sitesini ya da Facebook sayfasını görüntülemiyor. Müşteri yorumları, bloglar, forumlar, aslı olan olmayan yorumlar, tartışma grupları, sıralamalar vs&#8230; Her şey birkaç saniyede kişinin önüne dökülüyor.</p>
<p>İtibarın kelime anlamı “saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu, saygınlık, prestij” olarak geçiyor sözlüklerde. Bu ifade itibarın ve itibar yönetiminin önemini yeterince açıklıyor zaten. Ve konu, markaların sosyal medyaya açılması ile daha da geniş ve kontrolü zor bir alan haline geliyor.</p>
<p>İtibar yönetimi, bir halka ilişkiler disiplini olarak anılıyor. İtbar yönetmek dediğiniz zaman işin içine birçok alt disiplin ve ciddi bir uzmanlık giriyor. Bir SEO çalışmasından çok genel bir algıdan bahsettiğimizi düşünürsek, konunun öneminin büyüklüğü kendiliğinden ortaya çıkıyor zaten.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-medium wp-image-14906" title="Reputation Defender" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/sosyal-medya-300x154.png" alt="" width="300" height="154" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/sosyal-medya-300x154.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/sosyal-medya.png 350w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Ağustos 2008’de yayınlanan bir online rapor, İngiltere’deki online itibar yönetim piyasasının o yıl % 30 artarak tahmini £60 milyon olduğunu söylemiş. Bireylerin (sadece markaların değil) online itibarlarını yönetmelerine yardım etmek için kurulan ilk şirket ise Reputation Defender (şimdiki adı Reputation.com). 2010 yılında World Economic Forum, Reputation Defender’ı <a title="2011 Yılının 31 Teknoloji Öncüsü" href="http://www.huffingtonpost.com/2010/09/02/technology-pioneers-2011_n_703972.html#slide_image">2011 yılının 31 teknoloji öncüsünden biri</a> olarak tanımlamış.</p>
<p>Yine her ne kadar marka ya da kurum olarak değil de kişisel bazda bir uygulama olsa da, Google da bu hassasiyetin farkına varmış olacak ki geçtiğimiz aylarda kullanıcılarını düşünerek bu konuda bir adım attı, “<a title="Me on the Web" href="https://sosyalmedya.co/google-online-itibar-yonetimi/" target="_blank">Me on the Web</a>” isimli hizmetini duyurdu.</p>
<p>Şu bir gerçek ki bireysel ya da kurumsal, itibar itibardır. Bazı kaynaklara göre bireysel itibarlar da kurumsal itibarları etkileyebiliyor çoğu zaman. Kanadalı ajans WSI Internet Marketing’in blogunda 5 Ağustos 2011’de yayınlanan bir makalede <a title="Online İtibar Yönetimi Hakkında 5 Gerçek" href="http://wsimarketingstrategy.com/_blog/WSI_Internet_Marketing_Blog/post/Online-Reputation-Management-Marketing-Environment/" target="_blank">Online İtibar Yönetimi hakkında 5 gerçekten</a> bahsedilirken bu konuya da değinilmiş.</p>
<ul>
<li>Tüketiciler, iş ortaklarınız, hissedarlarınız, pazarlamacılar, gazeteciler, çalışanlarınız, potansiyel müşterileriniz ve diğerleri&#8230; Herkes online itibarınızı önemsiyor, inceliyor. Siz de önemseyin!</li>
<li>İnsanlar herhangi bir karar vermeden önce karar verme konularını arama motorlarında mutlaka aratıyor. Çıkan negatif sonuçlar satıştan yatırımcı ilişkilerine, iş alımlarından finansallarınıza kadar her konuyu etkileyebilir. Başka bir deyişle, itibarınıza zarar verebilir.</li>
<li>Online dünyada bir kişinin söylediği bir şey milyonlar tarafından duyulabilir. Pozitif itibar, pozitif buzz markanıza duyulan güveni destekler ve en nihayetinde satışlarınızı da etkiler.</li>
<li>Kişisel itibarlar da markaları etkiler. Örnek: IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn Manhattan Otel’de bir temizlik görevlisine tecavüz suçu ile suçlanıyor.” Kişisel itibarınız markanızın itibarını da etkiler.</li>
<li>Online itibar yönetimi bir promosyon değil, savunmadır. Eğer siz markanızın itibarını online olarak kontrol altına alamazsanız, başkası alır.  Algıları kontrol edemezsiniz ama yönlendirebilirsiniz.</li>
</ul>
<p>İtibar yönetimi, bir halka ilişkiler disiplini olarak anılıyor demiştik. Fakat iş sosyal medyaya ve dijital dünyaya geldiği zaman aradaki çizgiler daha da belirsizleşiyor. Dijital iletişim ajansı dediğiniz zaman pazarlama ve iletişim stratejilerinden PR aktivitelerine kadar genişleyebiliyor tanım. Peki Online İtibar Yönetimi kimin işi? Ya da sadece birinin işi mi? İnteraktif ajansların mı, dijital iletişim ajanslarının mı, PR ajanslarının mı yoksa özel olarak  ‘dijital PR’ uzmanlığı ile açılmış ajansların mı? Arada bir çizgi çizmek mümkün mü? Ya da gerekli mi? Online itibar yönetimi sadece bir SEO çalışması mıdır? Daha da önemlisi; bu iş nasıl yapılır, yapılıyor ve yapılmalı?</p>
<h3>Bu iş tek bir yere aittir diyemeyiz</h3>
<figure id="attachment_14890" aria-describedby="caption-attachment-14890" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14890" title="Tevfik Bülent Öngün" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/tevfik-bulent-ongun.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14890" class="wp-caption-text">Tevfik Bülent Öngün - Tick Tock Boom, Genel Müdür</figcaption></figure>
<p><strong>Tevfik Bülent Öngün, <em>Tick Tock Boom Genel Müdür</em></strong></p>
<p>Tick Tock Boom olarak 2009 yılının başından beri hizmet veriyoruz. Geçen kısa sürede dijital PR, online itibar yönetimi ve sosyal medya takip olmak üzere bir çok konuda ilkleri hayata geçirmeyi başardık.</p>
<p>Dijital iletişim denildiğinde tüm dijital mecraları ve burada yapılan tüm işleri içeren genel bir kavramdan bahsediyoruz. Dijital PR’ı kavram olarak ne kadar geniş tutarsanız tutun, dijital iletişim çatısı altında yer alan önemli bir kırılım olarak nitelendirmek daha doğru geliyor.</p>
<p>Türkiye’nin ilk Dijital PR ajansının kurucusu olarak “bu iş tek bir yere aittir” demek istemem. Ancak, işin hem iletişim hem de teknik bilgi ve donanım açısından çok ciddi sayıda uzmanlığı aynı çatı altında barındırmayı gerektirdiğinin de altını çizmemiz lazım. Dijital PR, sosyal medyanın sunduğu fırsatları, marka hedefleri doğrultusunda harmanlayıp oluşturduğunuz stratejilerle müşterilere verdiğimiz çok geniş kapsamlı bir hizmet. Bunun da ötesinde bu işi harmanlarken, yalnızca iletişim ya da teknik kısımda çok iyi olmanız yeterli değil. Ekibinizde birçok farklı konuda uzman kişiyi barındırmanız ve her birinin asıl amaç doğrultusunda birbirleriyle uyumlu bir şekilde çalışıyor olması gerekiyor. Dolayısıyla, Dijital PR’ın ajansların uzmanlaşması ve doğrudan odaklanması gereken bir hizmet olduğunun altını çizmemiz lazım.</p>
<p>Son dönemlerde özellikle büyük markaların gündemine de ciddi şekilde oturan Dijital PR, internet ve sosyal medyanın sunduğu fırsatların bir bütün olarak ele alındığı ve bunların dijital iletişim stratejileri kapsamında hayata geçirildiği bir hizmet. Online itibar yönetimi de bunun bir disiplini.</p>
<p><strong>İşi sadece SEO ya da sadece sosyal medya takip ve Social CRM olarak algılamak yanlış</strong></p>
<p>Online itibar yönetimini marka, ürün, servis ve aynı zamanda kişilerin dijital ortamlardaki algı ve krizlerinin yönetimi olarak özetleyebiliriz. Online itibar yönetimi arama motoru optimizasyonundan, internet ve sosyal medya takibine, online müşteri ilişkileri yönetiminden bilişim hukukuna kadar bir çok farklı konuda gerçek anlamda uzmanlık gerektiren bir hizmettir. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu hizmeti sunduğunu düşünen ajans, hizmetin kapsamını sadece arama motoru optimizasyonu ya da sadece sosyal medya takip ve Social CRM olarak algılamakta.</p>
<p>Online itibar yönetiminin, klasik tarzda itibar yönetimiyle kesişen bir çok ortak noktası var, ancak bu işin online tarafına geçtiğinizde çok daha farklı ve birbirinden bağımsız konuda donanımlı olmanız gerekiyor. Öncelikle, dijital mecralar çift yönlü iletişimin yoğun yaşandığı, geleneksel medyadan farklı olarak herkesin içerik üretebildiği ve fikirlerini yayabildiği ortamlardır. Paylaşımın, kitlesel etkileşimlerin saniyeler içinde yaşandığını görebiliriz. Bir Twitter mesajı diğer kullanıcıların desteği ile birden bire gündeme oturabilir. Kullanılan araçların farklılığı klasik ve dijital arasındaki büyük farkı oluşturur, izlenen yolların farklılığının nedeni de bu farktır.</p>
<p><strong>Online itibar yönetiminde birçok farklı tipte krizlere hazırlık olmanız, çok hızlı çözüm üretmeniz ve hareket etmeniz gerek</strong></p>
<p>Dijital mecralar içerisinde markaların krizlerini yönetme metotları da sayı olarak ciddi şekilde fazladır ve farklılaşır. Online itibar yönetiminde birçok farklı tipte krizlere hazırlık olmanız, çok çok hızlı çözüm üretmeniz ve hareket etmeniz gerekiyor. Ayrıca, tüm bunları yaparken markanızla eş zamanlı ve uyum içerisinde çalışabiliyor olmanız lazım. Bunun için de markalarınızı olası krizler için hazırlamanız ve de o tarafta yer alan kişilerle bir ekip ruhuyla çalışabiliyor olmanız gerekli. Arama motoru optimizasyonu başlı başına bir uzmanlık alanıdır, ancak online itibar yönetimi çatısı altında olmazsa olmaz uzmanlık alanlarından da sadece bir tanesidir. Kapsam olarak online itibar yönetimi çok daha geniştir.</p>
<p>Tick Tock Boom olarak dijital PR ve online itibar yönetimini Türkiye’ye ilk getiren şirket olma amacıyla kurulduk. İlk andan itibaren en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin, interneti ve sosyal medyayı eş zamanlı takip etmek olduğunu gördük ve bu noktada o dönemde neredeyse tüm yabancı araçları denedik. Ancak, bu çözümlerin Türkiye için eksik olduğunu görerek, kendi içimizde buna yatırım yapmaya karar verdik. Ve, yakında globale de açmaya hazırlandığımız Türkiye’nin ilk eş zamanlı internet ve sosyal medya takip programı BoomSonar bu şekilde ortaya çıktı. BoomSonar, online itibar yönetimi çalışmalarımızda her zaman en önemli aracımız oldu.</p>
<p>Rahatlıkla, online itibar yönetimi çalışmalarımızda en önemli enstrümanımızın BoomSonar olduğunu söyleyebilirim. Bu sadece bizim için değil, birçok ajans için de böyle. Ancak, elbette tek başına değil. Hem arama motoru optimizasyonu hem de ölçümlemeler için çalışmalarımızda ücretli, ücretsiz birçok farklı aracı da kullanıyoruz.</p>
<p>Türkiye’nin bu konudaki ilk uzman ajansı Tick Tock Boom olarak, bugüne kadar birçok farklı sektörden büyük marka ve kişinin online algılarını ve dijital dünyada yaşadığı krizleri bu hizmet kapsamında  yönettik ve yönetmeye devam ediyoruz.</p>
<h3>Online itibar yönetimi standart bir SEO çalışmasına göre daha zorlu ve detaylı</h3>
<figure id="attachment_14893" aria-describedby="caption-attachment-14893" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14893" title="Rand Fishkin - SEOmoz, CEO" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/rand-fishkin.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14893" class="wp-caption-text">Rand Fishkin - SEOmoz, CEO</figcaption></figure>
<p><strong>Rand Fishkin, <em>SEOmoz, CEO</em></strong></p>
<p>İtibarınız online dünyada sizi gereleneksel medyaya göre çok daha fazla takip eder. Çünkü içerik burada daha ortada. Dünyada online itibar yönetimi (ORM) denince akla ilk ilk gelen – daha doğrusu en çok yapılan – marka hakkında konuşulanları izlemek, arama motorlarının ilk 1-2 sayfadaki sonuçlarının olumlu ifadelerden oluşmasını sağlamak. Bununla ilgili blogumuzda da <a href="http://www.seomoz.org/blog/google-wont-remove-that-page-you-dont-like-but-you-or-your-seo-can" target="_blank">birşeyler yazmıştım</a> hatta.</p>
<p>SEO, bazı anahtar kelimeleri kullanarak markanın üst sırada yer almasını sağlamak, trafik yoğunluğunu ve kaliteyi artırmaktır. Online itibar yönetimi ise sayıca daha az anahtar kelimeye odaklı, sadece sayfadaki sıralamayla değil, marka hakkındaki ilk 10-30 sayfada görünen her söylemin niteleği ile de ilgilenir. Standart bir SEO çalışmasına göre çok daha zor ve detaylıdır diyebilirim.</p>
<p>ORM’de <a title="Google Alerts" href="http://google.com/alerts" target="_blank">Google Alerts</a> herkes için ana araçlardan biri zaten. Trackur da birçok kişi tarafından itibar monitoring’i için kullanılıyor. Büyük firmalar <a title="Radian 6" href="http://radian6.com/" target="_blank">Radian6</a> veya <a title="Converseon" href="http://converseon.com/" target="_blank">Converseon</a> gibi daha pahalı araçları tercih edebiliyor.</p>
<p>ORM ilk bakışta iyi bir PR ekibi ile çalışan, kurumun içinde bulunan pazarlama departmanın ana sorumluluğu gibi görünüyor. Sadece onların işi demiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Savunmanın ilk oyuncuları sadece&#8230; <a title="Distilled" href="http://distilled.net/" target="_blank">Distilled</a>, Seer Interactive ve <a title="P=ortent" href="http://portent.com/" target="_blank">Portent</a> gibi itibar yönetimi SEO’su yapan şirkertler var mesela. Takım çalışması diyebiliriz.</p>
<p>SEOmoz olarak örnek verebileceğim bir case var. Birkaç yıl önce istihdam uygulamaları yapan bir firmanın, yaptığı uygulamalar karşısında negatif etki ile karşılaşması sonucu bir çalışma yaptık. Sonuçları aşağı çekmek için çok uğraştık ama her seferinde ciddi bir karmaşaya sebep olan yeni bir link ya da içerik fırlıyordu.  Sonunda bütün negatif içerikleri ve linkleri en altlara itebildik. Çoğu zaman negatif sonuçlar çok inatçı olabiliyor. Pozitif etkiden daha hızlı yayılıp ürüyorlar.</p>
<h3>İş, kurumun halkla ilişkiler faaliyetlerini yürüten tüm tarafların ortak sorumluluğundadır</h3>
<figure id="attachment_14895" aria-describedby="caption-attachment-14895" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14895" title="Emine Çubukçu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/emine-cubukcu.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14895" class="wp-caption-text">Emine Çubukçu - Capital Ogilvy PR, Genel Müdür</figcaption></figure>
<p><strong>Emine Çubukçu, <em>Capitol Ogilvy PR Genel Müdürü</em> </strong></p>
<p>Ogilvy PR, değişen iletişim dengelerini yakından takip ederek, kendi ticari markası haline gelen “360 Degree Digital Influence” adlı iletişim uygulamasını dünya çapında kullanıyor. Ogilvy PR İstanbul da, Mayıs 2010’dan bu yana bölgesel ve uluslararası program eğitimleri ile kendisini bu alanda geliştirmeye devam ediyor. Müşterilerini, özel iletişim programı kapsamında eğitiyor ve kendilerine özellikle stratejik danışmanlık, online itibar yönetimi, medya ilişkileri ve içerik desteği konularında hizmetler sunuyor.</p>
<p>Tek yönlü bilgi paylaşımından çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına geçildiği günümüz iletişim dünyasında, sosyal paylaşım siteleri, bloglar, arama motoru, forum ve haber siteleri özellikle WOM yaratımında oldukça etkin bir role sahip. Tüm bu etkileşim içerisinde son dönemde Dijital PR olarak tanımlanan kavramı, bahsi geçen internet araçlarının halkla ilişkiler faaliyetleri amaçlı kullanılması olarak ifade edebiliriz. Stratejik bir yönetim fonksiyonu olan halkla ilişkiler, iletişim ana çatısı altında son derece önemli, algı, ikna ve itibara dayalı bir disiplindir. Dijital iletişim ise yine iletişim ana şemsiyesi altında incelemekte fayda var. Kavramsal ve yöntemsel olarak birbirlerine benzeseler de dijital iletişim, halkla ilişkilerden farklı olarak ve halkla ilişkiler disiplinini de içine alarak, reklam, pazarlama ve farklı tanıtım faaliyetlerini de içerir.</p>
<p><strong>Online itibar yönetimi özel bir uzmanlık ve hız gerektirir</strong><strong></strong></p>
<p>Bu işin, herhangi bir ajansın tekelinde olmasından ziyade temel olarak kurumun/şirketin/markanın halkla ilişkiler ajansının yönetiminde ve dijital ajansların desteğinde yürütülmesinin en sağlıklı yöntem olduğuna inanıyoruz. Elbette şirketin kurumsal iletişim ve dijital iletişim departmanındaki yöneticilerinin de işin içinde olması çok önemli. Dijital PR işi, markanın ya da kurumun halkla ilişkiler faaliyetlerini yürüten tüm tarafların ortak sorumluluğundadır ve ancak doğru görev paylaşımı ile sağlıklı ve başarılı bir şekilde yönetilebilir.</p>
<p>Kurumsal itibar ise kişiler, kurumlar, şirketler ve markalar için hayati önem arz eden konuların başında gelir. İtibar, bir kurumun en kıymetli sermayesidir. Bu nedenle yönetimi de aynı oranda titizlik ve önem gerektirir. İtibar yönetimi sürdürülebilir olmalıdır. Online itibar yönetimi de dijital dünya ile birlikte hayatımıza girmiş bir kavramdır. Kurum, marka, ürün, hizmet ve kurumları temsil eden kişilerin dijital ortamlardaki algı yönetimlerini temel alır. Dijital ortamların saniyelerle ifade edebilecek sürelerde değiştiğini göz önüne alırsak, özel bir uzmanlık ve hız gerektirdiği kesin. Burada da, dinleme, takip, hızlı aksiyon ve raporlama son derece önemli araçlar.</p>
<p>Arama motoru optimizasyonu, arama motorlarının web sayfalarını daha kolay bir şekilde taramasına olanak sağlayan teknik düzenlemeleri içerir. Sonuçta bu düzenlemeler, bir kurumun/şirketin/markanın/kişinin itibar yönetiminde size kolaylık ve hız kazandıran önemli birer araçtır. Kurumsal itibar, bir kuruma yönelik algılamaların toplamından oluştuğu için, itibar yönetimi de uzun vadeli ve strateji gerektiren ciddi bir iştir. Elbette teknolojinin nimetlerinden yararlanmak, danışmanlara hız ve kurumlara rekabette üstünlük kazandırır.</p>
<p>Dijital itibar yönetimi konusunda<strong> </strong>Ogilvy 360 Degree Digital Influence İletişim Programımız kapsamında izlediğimiz üç temel adım bulunuyor;<strong> </strong>etkileyicileri belirlemek ve onlarla iletişime geçmek<strong>, </strong>sosyal paylaşım alanlarını hareketlendirerek, insanların fikir paylaşımını desteklemek, marka bilinirliğini destekleyen, marka sadakatini artıran iletişim tecrübeleri oluşturmak ve WOM yaratmak<strong></strong></p>
<p>Bu adımları hayata geçirirkenki metodolojimiz ise sırasıyla dinleme: Öncelikle var olan dijital dünyayı ve oyuncuları belirleyip onları takip etmek yaptıklarını izlemek, olası kriz noktalarını belirlemek, daha sonra planlama: Dijital dünyanın oyuncuları etkileyiciler ile bir araya gelinecek iletişim platformları oluşturmak ve üçüncü olarak da bağlantı kurma: Etkileyicilerle bağlantıyı kuran ve ilişkiyi zenginleştiren içerikler sağlamak.</p>
<h3>Markalar kurumlarını dijital iletişimde kime emanet etmek istiyorlarsa, onların işidir</h3>
<figure id="attachment_14899" aria-describedby="caption-attachment-14899" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14899" title="Serhat Akkılıç" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/serhat-akkilic.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14899" class="wp-caption-text">Serhat Akkılıç - Project House, Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Serhat Akkılıç, <em>Project House Yönetici Ortak</em></strong></p>
<p>PR kavramı ortaya çıktığında, o dönemde bu kavramın isimlendirilmesinden icra edilmesine kadar tüm sürecin, araçlarının, paydaşlarının dönüşümü söz konusuydu ve bugün yapılan işin adı “PR” değil, iletişim danışmanlığıdır. Bunu dijital mecrada veya dijital olmayan mecrada yapmanız tanımını etkilemez, yapılma şeklini etkiler. İletişimi bilmeyen bir profesyonelin dijital iletişimi hakkıyla yapma şansı yoktur ve hiçbir zaman da olmayacaktır.</p>
<p>Dijital PR; markalar iletişim ortaklarını doğru bir süzgeçten geçirdikten sonra kurumlarını dijital iletişimde kime emanet etmek istiyorlarsa, onların işidir. Elbette ki sosyal medyanın dinamiklerinden haberdar olmayan bir “offline” PR ajansı da, hayatında bir kriz yaşamamış yeni yetmenin geçen ay kurduğu sosyal medya ajansı da, yanlış partnerler olacaktır. Mesele ajansın kökeni değil, iletişim yönetimi birikimini, dijital iletişimin dinamiklerini kavrayıp kavramadığı, markaya bu alanda vizyon ve doğru uygulama sunup sunamadığıdır. Vizyon (neden yapılacağı, nereye gideceği) ve uygulama (ne yapılacağı , nasıl yapılacağı) hiçbir “ajans ırkı”nın tekelinde değildir. Bununla beraber sektörde genel olarak dijital iletişimi anlamaktan çok uzak bir iletişim ajansı güruhu olduğu için çoğu kişinin yüzeysel cevabı, bu işi dijital kökenleri kurumlara vermek yönündedir. Sadece “Dijital PR”a odaklanmış olan ajansların ise, marjinal kalacağını ve yine dijital alanda ama daha bütünsel bir yaklaşımla iletişim çözümleri getirerek hayatta kalacaklarını düşünüyorum. Sosyal Medya projeleri ile web marketing arasındaki çizginin yok olmaya başladığı bir dönemde, Sosyal Medya Ajansı denen yapının da, salt bu tanım ve hizmet yelpazesi ile tek başına ayakta kalması çok mümkün değildir. Aynı yorum online itibar yönetimi için de geçerlidir.</p>
<p><strong>Fark, dijitalin kendine has dinamiklerindedir</strong></p>
<p>Online itibar yönetimi ile geleneksel itibar yönetiminin farkı özünde değil, araçlarında ve dijitalin kendine has dinamiklerindedir. İletişim ve prensipleri tektir, uygulandığı mecraya göre özelleştirilir ve dijital bu anlamda yönetilmesi gereken çok fazla alt bileşenle beraber gelir. Bu alt bileşenlerin ve teknolojinin varlığı ise dijital iletişimi farklılaştırır. Bu alt bileşenleri bilmek, iyi iletişimci olmanın yeter şartı değildir ama gerek şartlarından biri olmaktadır.</p>
<p>Arama motoru sonuçları, online itibar yönetiminin parametrelerinden biridir ve arama motoru optimizasyonu da, bu parametrenin bir aracıdır. İyi bıçak kullanmak çok iyi bir avantaj olsa da, iyi yemek yapmanızı garanti edemez.</p>
<p>Online itibar yönetimi, marka ile ilgili doğru bir fotoğraf çekebilmek,  konuşmaların sadece kantitatif olarak değil, konuşma kaynağının önemine göre sınıflandırılıp buna uygun bir şekilde aksiyon alınması, kriz yönetiminin kurallarının dijitalde daha hızlı akan bir kum saati ile işlediğinin unutulmaması, offline ve dijital PR arasında itibar yönetimi süreçleri açısından entegre hareketin önemi, tarama sistemlerinde çıkan sonuçların mümkün olduğu kadar fazla (online ve offline) mecrayı kapsaması ve bütünsel değerlendirilmesi gibi pek çok püf noktası olan bir konu.</p>
<p>Daha önce Pazarlama Zirvesi’nde beraberce bu konuya özel bir vaka sunumu yaptığımız Yakala.co bilinirlik kampanyası sırasında sitenin çökmesi ve olumsuz olarak ölçümlenen dijital algının yönetim süreci, konuyla ilgili yaptığımız işlerden paylaşabileceğimiz bir örnek.</p>
<p><strong>Gelecek melezin olacak! </strong></p>
<p>Dijital iletişim, yepyeni bir bakış açısı. Offline PR’ın hayatında dert etmediği uzun kuyruktaki konuşmalarla&#8230; Kurumların iletişim dendiğinde tüm fonksiyonlarına nüfuz eden bir kavramı anlaması gerektiğini tokat gibi vurarak anlatmasıyla&#8230;Arama motoru sonuçlarındaki algı yönetimiyle&#8230;Teknolojiyi çok iyi bildiği için, teknoloji için iş yaptığı yanılgısına düşebilen yeni nesil zıpkın gibi kafalarla&#8230; ve daha bir çok kendine has özelliğiyle, yepyeni bir disiplin. Ama kökeni ve dayanağı iletişim disiplini. Kendisini dijital kökenli tanımlayan tüm kurumların (ister dijital ajans ister dijital PR ajansı), minik bir iğneyi yine kendilerine batırması gerekiyor diye düşünüyorum. Dijitalde yaşayan ajansların, dijital olmayan iletişimi küçümsemeden önce, oradaki tecrübelerden, bu alandaki üstadların birikiminden yararlanma gibi bir zorunluluğu var. Son dönemde dijitalde doğmuş ortalama bir ajansın, iletişim kültürü oluşturabilecek kadar çok iş ve iletişim tecrübesi maalesef yok. Dijital ile dijital olmayanı harmanlamakta, bunun yaparken de ne offline tarafın dijital ajansa, ne de dijital ajansın offline ajansa köylü muamelesi yapmayacağı, sektörel aşağılık komplekslerimizden arınmış bir yeni nesil ajans dünyasını yaratmalıyız.</p>
<p>Zira gelecek, ne “dijital”dekinin ne de “offline”dakinin. Project House’un kulağının küpesidir: Gelecek, melezin olacak.</p>
<h3>Marka ve dijital ajans birlikteliği bu işin daha doğru yapılmasını sağlıyor</h3>
<figure id="attachment_14901" aria-describedby="caption-attachment-14901" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14901" title="Kutay Ateş" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/kutay-ates.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14901" class="wp-caption-text">Kutay Ateş - 41?29!, Sosyal Medya Direktörü</figcaption></figure>
<p><strong>Kutay Ateş,<em> 41? 29! Sosyal Medya Direktörü</em></strong></p>
<p>41? 29!, 4 yıldan uzun zamandır markalara dijital iletişim ve pazarlama stratejileri geliştirip bu stratejiler doğrultusunda kreatif projeler geliştiriyor. Son 2 yıldır da sosyal medya hizmetleri çerçevesinde, Dijital PR yönetimi hizmeti veriyor. Bu hizmeti online itibar yönetimini de içeriyor. Bunun, genel olarak marka ekibi ve markanın ajanslarıyla ortak bir iletişim stratejisinin parçası olarak yapılması taraftarıyız.</p>
<p>Dijital PR ve dijital iletişim kullanıcı algısını belirlemek ve buna uygun iletişim modelleri geliştirmek, en genel çerçevede buna uygun stratejinin belli başlı kırılımlarını oluşturuyor. Dijital PR’ı daha çok markanın varlığını yaymak üzerine yapılan aksiyonlar olarak tanımlarsak, dijital iletişim ise stratejilerin toplamı şeklinde kurgulanabilir.</p>
<p>İtibar yönetimi de aslında tam olarak “algı yönetimi”dir. Marka değerlerinin korunumu esasına yönelik yapılan tüm çalışmayı itibar yönetimi olarak adlandırmak mümkün. Bu noktada geleneksel ve dijital ayrımını aslında mecraların dinamiği belirliyor. Dijital mecra çok daha hızlı, çok daha anlık bir etkileşim platformu ve doğal olarak buradaki kontrol çok daha zor ve algıyı yönetmek çok daha fazla efor istiyor.</p>
<p><strong>Dijital PR  ve online itbar yönetimi kimin işi? </strong></p>
<p>“Marka itibarını yaratmak 20 yıl sürer, yok etmek 5 dakika” sözü, konunun önemini oldukça net bir şekilde ifade ediyor. Aslında, temelde yalnızca işi bu olan ajansların bu hizmeti vermesi en doğrusu. Ancak işin geçmişiyle ilgili olarak, özellikle geleneksel PR ajansları hem markaların hem de geleneksel diğer ajansların yaşadığı adaptasyon problemini yaşamakta. Bu sebeple yine PR geçmişi olan ve adaptasyonu iyi sağlamış ajansların bu işi yapıyor olması gerek. Ancak dijital pazarlama ajansları özelinde bakılırsa, hem halihazırda mecranın dinamiklerine hakim olmaları hem de stratejik olarak bütünleşik bir pazarlama bakış açısıyla konuya yaklaşmaları, onları bu alanda daha öne çıkartıyor.</p>
<p>Genel olarak itibar yönetimi, tek başına ajansın tekelinde olabilecek bir süreç değil. Bu noktada, özellikle markalara büyük iş düşüyor. En son noktada marka, bir kullanıcı için o markayı temsil eden en somut şeyden oluşuyor. Örneğin bir otobüs firması için düşünürsek, marka muavine eşitken, bir GSM firması için kullanıcıya yönelik gönderilen kısa mesaj kullanıcının markaya ait tüm algısını değiştiriyor. Dolayısıyla marka, organizasyonunu en alt kademeden en üst kademeye kadar itibarına yönelik konumlandırmalı, onun üzerine markanın soyut anlamları için profesyonellerden yardım almalı. Dijital PR gibi, online itibar yönetimi için de Türkiye&#8217;de sadece bu işle ilgilenen Dijital PR ajanslarının yanı sıra oldukça deneyimli dijital pazarlama ajansları bulunuyor. Markalar, bu noktada tüm dijital pazarlama faaliyetlerinin tek bir elden yönetilmesini daha çok tercih ediyor. Bu da hem sektördeki çalışanların daha çok profesyonelleşmesini sağlıyor, hem de hızlı hareket kabiliyeti yaratıyor. Dolayısıyla, marka ve dijital ajans birlikteliği bu işin daha doğru yapılmasını sağlıyor.</p>
<p><strong>Arama motoru optimizasyonu tek başına sadece sonucu ifade ediyor </strong></p>
<p>Markaların algısını tek başına iletişim oluşturmuyor. Marka ekseni etrafındaki tüm kavramlar insanların marka algısını belirliyor. Markanın organizasyon yapısı, kurum kültürü, işletme anlayışı vs gibi markayı daha somut algılamamızı sağlayan noktalar da oldukça büyük önem arz ediyor. Bu somutlaştırmanın dijitale yansıması ise ancak strateji odaklı bir dijital varlık yapısı kurmakla mümkün. Bu noktada arama motoru optimizasyonu tek başına sadece sonucu ifade ediyor, markanın dijital varlıkları ise markanın dijitalde konumlandırılmasını ve somutlaşmasını sağlıyor. Öte yandan bu noktada, arama motorunda yapılacak şey sadece edilgen itibar yönetimi sağlarken, sosyal medyada ve diğer dijital kanallarda yapılacak çalışma Word of Mouth’un yönetilmesi ve kullanıcı üzerinden dağılımı kontrol etmek üzerine olacaktır.</p>
<p>Dijital itibar yönetiminde platformlar ve dijital yapı oldukça önemli. En kritik adımları yazmamız gerekirse; Hızlı hareket etmek, problemin tanımını doğru yapmak, aksiyonları etraflıca alıyor (tüm mecraları kapsıyor olarak) olmak, krizi reddetmemek ve artçı etkileri olabileceğini unutmamak temel maddeler olarak sayılabilir. Araçlar için ise monitoring araçları, SEO ve SMO yazılımları ve temel iletişim kuralları en önemli araçlarımız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/online-itibar-yonetimi-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14887</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Müşterileriniz Sosyal Medyayı Yeterince Anlıyor mu? [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 07:48:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[41-29]]></category>
		<category><![CDATA[adinteractive]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Creasoup]]></category>
		<category><![CDATA[Dekatlon Buzz]]></category>
		<category><![CDATA[Digitaliz]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endes]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Günel]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Telci]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Lowe İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Project House]]></category>
		<category><![CDATA[Samet Ensar Sarı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Erül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=13756</guid>

					<description><![CDATA[Herkes burada. Hali hazırdaki tüketici de, potansiyel tüketici de, markalar da, ajanslar da, uzmanlar da... Herkes burada da, iş sosyal medya kullanımına gelince bazı gerçeklerin tekrar edilmesi gerekliliği hiç bitmiyor. Mesela; sosyal medya sadece Facebook ve Twitter’dan oluşmuyor...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, herkes burada. Hali hazırdaki tüketici de, potansiyel tüketici de, markalar da, ajanslar da, uzmanlar da&#8230; Herkes burada da, iş sosyal medya kullanımına gelince bazı gerçeklerin tekrar edilmesi gerekliliği hiç bitmiyor. Mesela; sosyal medya sadece Facebook ve Twitter’dan oluşmuyor, Facebook sihirli bir değnek değil ve bir Facebook sayfası açınca ya da Twitter’da hediye dağıtınca bir anda ‘Love Mark’ olunmuyor gibi&#8230; Sosyal medyada tüketicinin ağzı torba değil, onu da büzemiyorsunuz. E ne yapmak lazım o zaman? Önce bu alanın işleyişini ve dinamiklerini anlamak lazım.</p>
<p>‘Sosyal medya kullanımı’ geniş, uzmanlık gerektiren ‘önemli’ bir konu. Markalar da artık sosyal medyanın önemini kabul ediyor, göz ardı edemiyor. Fakat mecrayı ‘yeterince’ anlıyor mu? Yeni soru bu.</p>
<p>Ajans-müşteri ilişkisi her zaman trajikomik bir hal almıştır. Her diyalogda geçerli olan bir gerçek, ajans-müşteri diyaloğunda kendini tekrar tekrar onaylıyor. “Ne dediğinden çok karşındakinin ne anladığı önemlidir.” Ajansların kafasını omzumuza koyduk, anlat dedik. Anlat&#8230; Müşterilerin sosyal medyayı yeterince anlıyor mu?</p>
<p>Soruyu yönelttiğimiz ajanslar çoğunlukla müşterilerine tam not verdi. Evet, markalar sosyal medyayı gittikçe daha iyi anlıyorlar. Her türlü yeniliğe ve fikre de açıklar. Talepte de bulunuyorlar. Bu taleplerin gerçekçi olanı da var, ilginç olanı da.</p>
<p>Ajansların konu hakkındaki detaylı görüşlerine geçmeden önce karşılaştıkları bazı ilginç taleplere bakalım. :)</p>
<blockquote><p>Ben tek tıkla Facebook’ta 3 milyon kişiye ulaşabillir miyim? Tek tıkla 3 milyon kişiye ulaşacak duruma kaç ayda gelebilirim?</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Eray Endeş, </em><em>Creasoup Yönetici Ortak</em></p>
<blockquote><p>Bu kadar insan internete giriyor mu gerçekten?</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Samet Ensar Sarı, Dekatlon Buzz Kurucu Ortağı</em></p>
<blockquote><p>En ilginç talep şimdiye dek kardeşimden geldi. “Abi ya senin hani bi sürü takipçin falan var ya twitterda. Bi benim şu youtube videosunu paylaşsana be hadi be”. Eskiden arabanın anahtarını isteyen kardeşten şimdi böyle talepler gelmesi ilginç tabii.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Ali Güraçar, 41? 29!</em></p>
<blockquote><p>Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes “Vauv!” desin.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Tuğçe Erül, Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</em></p>
<blockquote><p>Sunulan fikirler arasından ikisini birleştirip yeni bir kolaj yapmak sık karşılaşılanlar arasında…</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Gizem Telci, adinteractive  &#8211; Digital Strategist</em></p>
<blockquote><p>Şu ana kadar gelen en ilginç talep, bir markanın temsilcisinin rakip markaları için negatif içerikler üretilmesini ve yayılımının yapılmasını istemesiydi. Kabul etmedik tabii.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Hakan Şık, Digitaliz Yönetici ve Kurucu Ortağı</em></p>
<blockquote><p>Zynga&#8217;ya ait bir oyunun aynısını yapmamız istendi bir kere. Süresi de yanlış hatırlamıyorsam 1 aydı. Aslında gerekli bütçe ve zaman ile neden olmasın! :)</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Esra Günel,  Project House Sosyal Medya Ekip Lideri </em></p>
<h3>Asıl mesele sosyal medyanın ne şekilde kullanılacağının anlaşılması</h3>
<figure id="attachment_13768" aria-describedby="caption-attachment-13768" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13768" title="Ali Güraçar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/ali-guracar.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13768" class="wp-caption-text">Ali Güraçar - 41? 29!</figcaption></figure>
<p><strong>Ali Güraçar</strong> &#8211; <em>41? 29!</em></p>
<p>Sosyal medya konusunda Türkiye’de faaliyet gösteren markaların başarı öyküleri duyulmaya başlandıkça sosyal medyanın önemini anlayan marka sayısı gün geçtikçe daha da artıyor. Ama tabii esas mesele sosyal medyanın önemini anlamalarından çok ne şekilde kullanacaklarını anlamaları. Sosyal medyanın bir billboard’dan farklı olması gerektiği gerçeğine ise yavaş yavaş, tadını aldıkça  ısınıyoruz. Sonuçta billboard’u kaç kişinin gördüğünü değil de, kaç kişinin onun hakkında ve nasıl konuştuklarını görmek marka yetkilileri için çok daha heyecan verici.</p>
<p>Sosyal medyanın kullanılma amacı arasında marka imajının oturtulması, markaya dijital bir ses getirilmesi ve takipçiler ile bu doğrultuda anlamlı bağlar kurulması başı çekiyor. Satış, müşteri ilişkileri, prezans yönetimi gibi amaçlar bunlardan sonra geliyor. Amaç markadan markaya değişse de, takipçi adına overall marka deneyimini zenginleştirmek esas amaç olmalı. Yukarıda saydıklarımız ise bunu gerçekleştirmek için kullanabileceğimiz farklı araçlar.</p>
<p><strong>Sosyal medya bir takipçi savaşı değil</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya ile ilgili müşterilerimizi ikna etme konusunda en zorluk çektiğimiz nokta, bunun bir takipçi savaşı olmadığı ve başarının çok daha farklı metrikler ile tanımlanması gerektiği konusu. Türkiye’de markalar elimizdeki araçlara aşık olmuş durumda, oysa ki mecranın esas içgörüsü müşterilere aşık olmak. “Sosyal medyada birşeyler yapmak istiyoruz”un tanımı 100.000 takipçi elde edecek projeler üretmektense o 100.000 kişiyi nasıl aktif kılmak gerektiği olmalı. Engagement dahi yeterli bir başarı kriteri sayılmamalı. Sizinle 1 sene boyunca 1er kere engage etmiş 100.000 kişi ne işinize yarar ki?</p>
<p><strong>Sihirli kelime: Yaklaşım ve strateji!</strong></p>
<p><strong></strong>Markalar sosyal medyanın önemi sunumlarına ve o sunumların barındırdığı meşhur, tüm sosyal medya kanallarının logolarını üst üste bir sepete istifleyen “social media bandwagon” görseline doymuş durumdalar. Bunun bir yaklaşım meselesi olduğu, markanın bütünleşik pazarlama stratejisine entegre bir yol belirlenmesi gerektiği ve bu yolda harcanacak eforun bu yaklaşım doğrultusunda olacağını marka yetkililerine hissettirmek kilidi açan nokta.</p>
<p><strong>Arabanın anahtarını versene!</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya tüm markalar için yeni bir mecra olduğu için ilginç talepler/sorular oldukça çok, fakat markalar ısındıkça bu ilginç talepler de giderek azalıyor tabii :) En ilginç talep ise şimdiye dek kardeşimden geldi. “Abi ya senin hani bi sürü takipçin falan var ya twitterda bi benim şu youtube videosunu paylaşsana be hadi be” şeklinde. Eskiden arabanın anahtarını isteyen kardeşten şimdi böyle talepler gelmesi ilginç tabii.</p>
<h3>Artık sosyal mecralar özelinde iletişim stratejileri hazırlanmaya başlandı</h3>
<figure id="attachment_13781" aria-describedby="caption-attachment-13781" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13781" title="Gizem Telci" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/gizem-telci.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13781" class="wp-caption-text">Gizem Telci - adinteractive - Dijital Stratejist</figcaption></figure>
<p><strong>Gizem Telci</strong> &#8211; <em>adinteractive Digital Strategist</em></p>
<p>Youtube, Vimeo, Facebook ve sonrasında Twitter’ın hayatımıza girmesi günlük yaşam akışımız da dahil olmak üzere birçok şeyi değiştirdi. Konvansiyonel mecralardan aldığımız tüm bilgileri bir süre sonra bu mecralardan öğrenir olduk. Bu durum bir süre sonra markaların da dikkatini çekti ve sosyal medya markaların hayatında önemli bir yer edindi.</p>
<p>Ülkemizde sosyal medya son birkaç yılda oldukça önem kazandı. İlk başlarda yalnızca bir iletişim yolu olarak tanımlanan sosyal medya siteleri markalar tarafından daha efektif kullanılmaya başlandı ve sırf bu mecralar özelinde iletişim stratejileri hazırlanmaya başlandı. Şu anda birçok global ve lokal markayla ile ilgili bilgiyi sosyal medyadan alabiliyoruz.</p>
<p>Hizmet verdiğim çoğu markanın sosyal medyayı kullanmasındaki ana amaçlardan biri, 360 derece entegre iletişimin gücünden faydalanmak ve tüketicileriyle iletişimi, onların günün yarısını geçirdikleri sosyal medya sitelerinde de sürdürmek.</p>
<p><strong>Love mark yaratmak ana amaç olmalı!</strong></p>
<p>Bu mecraları kullanırken müşterilerin izlediği yol/strateji konusunda bir genelleme yapmak çok doğru olmaz. Çünkü her bir markanın kendi vizyonu, hedef kitlesi, stratejisi doğrultusunda izlediği farklı bir iletişim yolu var. Bence ana amacı takipçi sayısını artırmak olan içi boş hediyeli kampanyalar yerine love mark yaratarak insanların bir markaya gönülden bağlanmasını sağlamak çok daha değerlidir.</p>
<p><strong>Müşterinin geleneksel bir bakış açısı varsa süreç sıkıntılı olabiliyor</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya konusunda hevesli ve getirisine inanan bir müşteri çoğu zaman yeniliklere açık oluyor. Fakat yeniliklere açık olmayan bir müşteriyle sosyal medyada hareket etmek çoğu zaman sıkıntı yaratabiliyor. Çünkü burası dinamik ve yaşayan bir dünya. Burada uzun onay süreçleri ve katı kurallarla değil, hayata ayak uyduran canlı bir ritimle hareket etmek zorundayız. Müşterinin dar bir vizyonda oluşu ve bu duruma ayak uyduramaması zorluk yaratabiliyor. Müşterinin geleneksel bir bakış açısı varsa onu sosyal medyanın canlı dünyasına adapte etmek sıkıntılı bir süreç haline gelebiliyor. Projelerin markaya olabilecek geri dönüşünü sağlam temellere dayanan bir senaryoyla ortaya koyduğumuzda marka açısından ikna edici oluyor.</p>
<p>Sosyal medya konusunda birçok ilginç taleple karşılaşabiliyoruz. Tek bir örnek vermek çok doğru olmaz ama genelde birçok projede ilginç talepler olabiliyor. Sunulan fikirler arasından ikisini birleştirip yeni bir kolaj yapmak şık karşılaşılanlar arasında…</p>
<h3>Sosyal medyadan mass media’nın sunduklarını beklemek, denizde patates yetişmesini beklemek gibi bir şey</h3>
<figure id="attachment_13784" aria-describedby="caption-attachment-13784" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13784" title="Eray Endeş" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/eray-endes.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13784" class="wp-caption-text">Creasoup - Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Eray Endeş</strong> &#8211; <em>Creasoup Yönetici Ortak</em></p>
<p>Türkiye’deki hem global hem de lokal markaların sosyal medyanın önemini anlamaya çalıştıklarından eminiz. Yeterince anlamalarını sağlamaksa hizmet verenlere düşüyor. Markalar “burada olmam lazım” diyor ama “nasıl” kısmında zorlanıyor. Bir de, sosyal medyadan ne beklemesi gerektiği çok net değil müşteri tarafında. Burada da neyin olup neyin olmayacağını anlatmak bize düşüyor. Markanın sosyal medyayı kullanmasındaki amaç konusunda müşteri bağını artırmak genellikle en önemli neden. Sosyal medyada var olmanın kendisi de başlıca bir neden olabiliyor fakat genellikle önem verilen şey hedef kitleyle iletişim kurabilmek. İkincil hedef olarak da ‘denemeye teşvik’ diyebiliriz. Henüz kendisiyle gerçek anlamda tanışmamış potansiyel kitlenin kendisini tanımasını, denemek istemesini amaçlıyor.</p>
<p><strong>Nicelikten çok, nitelik önemli</strong></p>
<p>Müşterilerimiz, pazarlama ve iletişim alanında tecrübeli, bu alanda yıllarca çalışmış marka yöneticileriyle diyalog kuruyor. Onun bilgi birikimindeyse mass media mecraları yer alıyor. En çok zamanı sosyal medyada amacın çok kişiye değil istediğimiz kişiye ulaşmak olduğunu anlatma konusunda harcıyoruz diyebiliriz. Tabii ki sosyal medyayı anlatırken sayılardan, araştırmalardan da yararlanarak ve case study’lerle de destekleyince müşterilerimizle birbirimizi anlamamız kolaylaşıyor. Buradaki zorluk, belli başlı müşterilerle ilgili değil. Pazardaki zorluk, müşterinin alışmış olduğu durum ve koşullardan farklı özelliklere sahip yepyeni bir alanda hareket ediyor olacak olması. Müşterinin aklındaki o paradigma kaymasını yapmak da ajanslara kalıyor. O kısım atlanıp, farklı vaatler sunulunca, o müşteri sosyal medyadan gerçekdışı sonuçlar beklemeye haklı olarak devam ediyor. Müşteriyi ikna etme konusundaki anahtar cümlelerimiz: “Çok kişi değil, doğru kişiler. Hedeflediğim kitleye ulaşmam önemli, hedefimin tamamen dışında olan milyonlara değil.”<br />
Bizce amaç markanın genel iletişim stratejisine uygun bir sosyal medya varlığı yaratmak olmalı. Hedefler de, o yılın stratejisine göre belirlenmeli. Sosyal medyada, uzun vadeli bir iletişim kurmak gerekiyor. Burada önemli olan, sosyal medyadaki mesajı, o mesajla gerçekten ilgilenen kitleye iletmek. Burada nicelikten çok, nitelik önemli olmalı. Sosyal medyadan, mass media’nın sunduklarını beklemek olmaz. Bunu beklemek, denizde patates yetişmesini beklemek gibi bir şey.</p>
<p>Tek atımlık projeler, sosyal medyanın yapısı ve doğasına uygun değil. Televizyonda yalnızca Temmuz ayında reklamınızı gösterirseniz olur ama Facebook sayfanızda yalnızca Temmuz ayında içerik paylaşıp diğer aylar hiçbir şey yapmazsanız olmaz.</p>
<p>Karşılaştığımız ilginç istekler arasında ilk aklıma gelen; ‘Ben tek tıkla Facebook’ta 3 milyon kişiye ulaşabillir miyim? Tek tıkla 3 milyon kişiye ulaşacak duruma kaç ayda gelebilirim?’ bu soru, aslında bize müşterinin kafasında sosyal medya/mass media ayrımının henüz oturmadığını da gösteren soru olmuştu.</p>
<h3>Anlayış bir önceki yıla göre oldukça arttı</h3>
<figure id="attachment_13775" aria-describedby="caption-attachment-13775" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13775" title="Tuğçe Erül" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/tugce-erul.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13775" class="wp-caption-text">Lowe İstanbul - Dijital Grup Direktörü</figcaption></figure>
<p><strong>Tuğçe Erül</strong> &#8211; <em>Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</em></p>
<p>Sosyal medyanın önemi bir önceki yıla göre müşteri nezdinde çok daha arttı. Sosyal medya, yaptığınız kampanyanın nasıl algılandığını anında test edebileceğiniz bir platform sunar. Lokal markaların bu konuda daha agresif davrandığını düşünüyorum. Türkiye’de özellikle Facebook’ta en fazla hayran sahibi olan markalara baktığımızda çoğunluğunun lokal markalar olduğunu görüyoruz. Elbette sadece Facebook yatırımı iyi bir sosyal medya stratejisini oluşturmuyor. Kapsamlı bir sosyal medya stratejisinin ve planının, mevcut iletişim planlarına tam entegrasyonu sağlandığı zaman markaların bu konunun önemini ne kadar iyi anladığından bahsedebiliriz.</p>
<p><strong>Sosyal mecralar markaların oyun alanları</strong></p>
<p>Sosyal medyayı iletişim platformu olarak kullanmanın en önemli amaçlarından biri tüketicilere yakınlaşmak, onlarla sürekli iletişim halinde olmak. Bu zaten beraberinde istenilen bağlılığa ulaşmak için gereken ortamı sağlıyor. Kendinize ait bir mecra yaratıyorsunuz. Marka dünyanız ve markanız ile ilgili mesajları tüketiciyi sıkmadan aktarabiliyorsunuz. Özetle burası markanın oyun alanı oluyor artık.</p>
<p>Sosyal medyayı bir platform haline getirmek maddi &amp; manevi sürekli yatırım gerektiren bir şey. Mutlaka marka ekiplerinde bu konudan sorumlu bir uzmanın çalışması şart. Bunun yanında tüketicileriniz ile iletişim kurmak demek onların da size cevap vermesi, soru sorması demek. Markalar bunun yönetimi konusunda hassaslar. Pazarlamacılar için en önemli olan konulardan biri de yeni çıkan sosyal ağların yeterince penetre olmaması. Örneğin Foursquare henüz rüştünü ispat etmedi; bu nedenle de yoğun kullanılmıyor. Twitter’ı bile henüz etkin kullanan marka sayısı çok çok az.</p>
<p><strong>“Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes ‘Vauv!’ desin” </strong></p>
<p>“Tüketici neredeyse biz de orada olmalıyız” cümlesi bizce anahtar cümle. Onların bulundukları şekilde ve onların konuştuğu dil ile&#8230; Ve şuan tüketicilerimizin nerede olduğunu net olarak adres edebiliyoruz. Daha da önemlisi sizi takip eden tüketicilerin markanız için değeri nedir ve takipçilerinizi işinizi büyütmek için nasıl değerlendirebilirsiniz, bunun cevabını verebiliyoruz.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığımız ilginç talepler arasında ilk aklımıza gelen: “ Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes “Vauv!” desin.”</p>
<h3>Markalar geçmiş senelere göre daha açık ve talepkar</h3>
<figure id="attachment_13786" aria-describedby="caption-attachment-13786" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13786 " title="Alper Cici" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/alper-cici.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13786" class="wp-caption-text">Mobilera - Dijital Pazarlama Müdürü</figcaption></figure>
<p><strong>Alper Cici</strong> &#8211; <em>Mobilera Dijital Pazarlama Müdürü</em></p>
<p>Artık çoğu lokal ve global marka sosyal medya’daki takipçi ya da fan sayısının pek bir şey ifade etmediğini biliyor. Asıl önemli olanın müşterileri anlayabilmek adına yapılan kişisel yorumlarını incelemek, analiz etmek ve bunlara yapıcı cevaplarla dönebilmek olduğunu öğreniyorlar. Akıllı markalar, 300-500.000 takipçi kazanmaktan çok, her yeni takipçinin ya da fan’ın markalarına neden önem verdiğini derinlemesine anlamaya çalışıyor; sorular soruyor, interaktif içerikler üretiyor ve anında dönüş yapıyor. Artık markalar da müşterileri ile aralarındaki duvarların kalktığını biliyor ve gün be gün onlarla daha samimi ilişkiler kurmak için iletişim kanallarını kuvvetlendiriyor. Bunu korkutucu gören markalar da olabilir ancak şunu bilmeleri gerekir ki aslında markaların elinde hayranlarının her birinin akıllarından geçeni teker teker görerek, onlara isimleriyle hitap edebilme yetisi sunan bir mekanizma var.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın doğası gereği tüm ilişkiler güven üzerine oturtulmalı</strong></p>
<p>Sosyal medyadaki amaç yukarıda da değindiğimiz gibi müşterileri ile en samimi ilişkiyi kurmak. Büyük rakamlarla ölçülen, sayılara odaklanmış bir anlayıştan uzak stratejilerden vazgeçilmeli. Sosyal medyanın doğası gereği, tüm ilişkilerin güven üzerine oturtulması gerekiyor.</p>
<p>Bundan 10 sene öncesine kadar, markaların müşterilerini dinleyebiliecekleri bir platform yoktu. Artık markaların ürünlerini yenileştirmek, düzeltmek ve müşterilerine uygun hale getirebilmek için ellerinde çok kullanışlı bir çok platform mevcut. İş geliştirme departmanlarının işine yarayacak en önemli kaynak da bizce aslında sosyal medya.</p>
<p>Eğer global bir marka Facebook’ta satış yapmak için varoluyorsa, yanlış yere gelmiş demektir. Eğer yarattığı uygulamada hayranlarının gözünün içine logolarını sokmaya çalışıyorsa, love brand olmayı şimdiden unutmalıdır. Sosyal mecralarda yapılan her manevra, aslında markanın var olan müşterileriyle en samimi ve yapıcı ilişkiyi kurmasına adına yapılmalıdır.</p>
<p>Sosyal medya kullanımı konusunda markalar geçmiş senelere göre daha açık ve talepkar. Anlık etkileşimlerin hızla yayıldığı sosyal medya kullanımında proje üretmek kadar, takibi ve tüketicinin tepkisini de iyi analiz etmek ve projeye yeri geldiğinde müdahele etmek de gerekebiliyor.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda müşterilerimizden gelen öyle çok enteresan bir talep olmadı aslında. Genel olarak insanları şaşırtacak, daha önce yapılmamış şeyleri yapmak gibi taleplerle karşılaştık hep, ki bu da çok normal. Gerek Bir Beren’e Sormak Lazım projesinde, gerek Turkcell Projection Mapping projesinde, gerekse Müsaitseniz Fala Bekleriz projemizde hep bu talepleri karşılamak için çalıştık. Böylece sosyal medyada pek de yapılmamış projeleri hayata geçirerek aslında biz herkezi şaşırtmış olduk.</p>
<h3>Artık markalar sosyal medyada yer almayı kendileri istiyor</h3>
<p><strong>Esra Günel</strong> &#8211; <em>Project House Sosyal Medya Ekip Lideri</em></p>
<figure id="attachment_13788" aria-describedby="caption-attachment-13788" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13788" title="Esra Günel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/esra-gunel.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13788" class="wp-caption-text">Project House - Sosyal Medya Ekip Lideri</figcaption></figure>
<p>Türkiye her konuda olduğu gibi dijital dünyanın devrimi olarak nitelendirilebilecek olan sosyal medyaya da beklenenden çok daha hızlı adapte oldu. Özellikle global markalar, Avrupa ve Amerika’da var olan gelişmelere adapte olmaya zorlandığından orada verilen hedefleri gerçekleştirmek adına sosyal medya için ayrı bir bütçe ve plan oluşturdu. Bazı markalar ise kendiliğinden etraftaki gelişmelerin arkasında kalmamak için, rekabet için bazen de sadece imaj için sosyal medya ya önem vermeye başladı.</p>
<p>Şu an için sosyal medya daha çok marka ve müşteri arasındaki bağı kuvvetlendirmek ve ayrı bir mecra yaratmak amacıyla kullanılıyor. Bu dönemde markalarının büyük çoğunluğunun başlıca KPI&#8217;ı fan sayısı olduğundan kalabalık bir mecra ön planda. Biz tabii ki elimizden geldiğince bu focus&#8217;u değiştirmeye uzun vadede önemin fan sayısı kadar etkileşim rakamında olduğunu anlatmaya gayret ediyoruz. Sonuçta sosyal medya markaların iletişim platformu bu nedenle tabii ki kaç kişiye seslendiğiniz önemli. Ancak siz seslenirken kaç kişinin de bu sese geri döndüğü aslında iletişim kurup kurmadığımızın gerçek cevabı oluyor.</p>
<p>Biz aynı zamanda yakın bir geçmişte lansmanını da yaptığımız &#8220;social impact &#8221; isimli ürünümüzle sosyal medya kanallarından toplanabilmekte olan demografik bilgiler haricinde<br />
kişilerin yaşam stillerini tespit etmeye çalışarak onlara en doğru zamanda en doğru yerde ulaşmayı hedefliyoruz. Tabii kişinin izni doğrultusunda.</p>
<p><strong>“Müşterileriniz, siz orada olsanız da olmasanız da hakkınızda konuşuyor”</strong></p>
<p>Sosyal medya ile ilgili müşterinizi ikna etme sürecinin geçen sene yaşadığımız bir süreç olduğu kanısındayız. Bu yıl itibariyle artık markalar kendi istekleri ile sosyal medya içinde doğru kanal ve doğru strateji ile yer almak istiyorlar. Anahtar cümle: &#8220;Müşterileriniz, siz orada olsanız da olmasanız da sizin hakkınızda sosyal medyada konuşuyorlar, orada olarak bu süreci yönetmek sizin elinizde!&#8221;</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığınmız en ilginç talep ise; sosyal medyanın yavaş yavaş bazı markalar için duyulduğu 2010&#8217;un ilk yarısında, o dönem çok popüler olan Zynga&#8217;ya ait bir oyunun aynısını yapmamız istenmesi. Süresi de yanlış hatırlamıyorsam 1 aydı. Aslında gerekli bütçe ve zaman ile neden olmasın! :)</p>
<h3>2011 itibariyle markalara ait sosyal medya hesapları arttı</h3>
<p><strong>Lara Akış Baruh</strong> &#8211; <em>Wanda Socialist Group Head</em></p>
<figure id="attachment_13789" aria-describedby="caption-attachment-13789" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13789 " title="Lara Akış Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/lara-akis-baruh.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13789" class="wp-caption-text">Wanda Socialist - Group Head</figcaption></figure>
<p>Sosyal medyanın önemi ülkemizde gayet iyi anlaşılıyor. Özellikle 2011 itibariyle markalara ait sosyal medya hesaplarının artışını görebilirsiniz. Aslında Türkiye’de global markaların sosyal medyaya girişi ile lokal markalar arasında pek fark olduğunu söyleyemeyiz. Ama global markalar yurtdışındaki örneklerden haberdar oldukları için, lokal markalara göre daha hızlı ilerleyebiliyorlar.</p>
<p>Wanda Socialist olarak hizmet verdiğimiz markalar birçok farklı sektöre ait. Doğal olarak sosyal medya kullanımındaki amaç da farklı. Bazı markalar satış odaklı ilerlemek istiyor, bazı markalar tüketicideki algısını değiştirmek istiyor. Bazısı ise kendi sektöründe ilkleri yakalayacak bir marka olmayı hedefliyor. Bizce amaç her zaman şeffaflık ilkesini benimsemiş, tüketiciyle birebir iletişime geçmiş markalar yaratmak olmalı. Algıyı bu noktada tuttuğumuz zaman diğer hedefler zaten gerçekleşecektir.</p>
<p>Bizim asıl önemli bulduğumuz nokta markanın “tone of voice”u ve duruş noktasıdır. Bu konunun önemini müşterilerimize doğru anlattığımız takdirde ikna konusunda bir sorun yaşamıyoruz.</p>
<p>Markamızı ikna etmek için sihirli bir cümlemiz yok. Biz sunduğumuz fikirlere ve yaratıcılığın gücüne inanıyoruz. :)</p>
<h3>Markalarımızın sosyal medya ve dijital iletişim konusunda açık fikirli ve inovatif</h3>
<figure id="attachment_13790" aria-describedby="caption-attachment-13790" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13790" title="Samet Ensar Sarı" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/samet-ensar-sari.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13790" class="wp-caption-text">Dekatlon Buzz - Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Samet Ensar Sarı</strong> &#8211; <em>Dekatlon Buzz Kurucu Ortağı</em></p>
<p>Dekatlon Buzz olarak hem yerel hem de global bir çok büyük iş ortağımıza hizmet veriyoruz. Bilinç düzeyine bakıldığında global markaların bu konuda daha ileride olduğunu söylemek mümkün. Fakat bunda kesinlikle yerel markaların işleyiş biçimleriyle ilgili bir problem yok. Tamamen Türkiye ve dünyanın dijital iletişim konusundaki farklarından kaynaklanıyor bu durum. Yani ortalama bir Türk internet kullanıcısı da Amerika’daki muadiline göre internet konusunda daha düşük bilinç seviyesinde. Fakat bizim avantajımız, hem yerel hem de global iş ortaklarımızın sosyal medya ve dijital iletişim konusunda açık fikirli ve inovatif olmaları.</p>
<p>Sosyal medya; artık pazarlama planlarının ufak bir yerinde yer alacak kadar önemsiz değil. Hatta reklam – halkla ilişkiler gibi iletişim çalışmalarının yanına bir büyük daha geliyor desek abartmış olmayız kesinlikle. Bu açıdan bakıldığında markalar halen klasik iletişim çalışmalarına aslan payını veriyor ve sosyal medya üvey evlat muamelesine maruz kalıyor. Fakat bunun da çok uzun süreceğini düşünmüyorum.</p>
<p><strong>Her markanın nihai hedefi satışı etkilemek</strong></p>
<p>İş ortaklarımız arasında sosyal medya kullanım amaçları arasında şu anda son kullanıcıya ulaşmak başı çekiyor diyebiliriz. Sosyal medya, klasik iletişim çalışmaları ile karşılaştığında daha çok halkla ilişkiler disiplinini yansıttığı için imaj oluşturmak ve sürekli kılmak da var. Türkiye için konuşacak olursak şu anda love mark yaratmak uzak bir hedef olabilir. Bizim çalıştığımız markalar arasında doğrudan satışa tesir göstermesini sağladığımız çalışmalarımız da var. Farklı bir amaçla yola çıkılmış bile olsa neticede her markanın nihai hedefi budur zaten. Bizce şu aşamada sosyal medyada var olma amacı müşteriler ile doğru dilden ve stratejik iletişim olmalıdır. Sonrasında diğer dinamikler zaten kendi kendilerini geliştirecek ve nihai hedef olan satış da gerçekleşecektir.</p>
<p><strong>Bazen marka fazla temkinli davranmak istiyor</strong></p>
<p>Sosyal medya, her gün farklı bir gelişmenin öne geçebileceği bir platform olduğu için klasik pazarlama anlayışından gelen insanların buraya ısınmaları biraz zor olabilir. Birçoğu ile şeffaf bir iletişim içerisinde olduğumuz için ikna konusunda siyah-beyaz ayrımı yaşamıyoruz fakat yine de marjinal denebilecek çalışmalar zaman zaman onları korkutabiliyor. Zorluk çekilen noktada ise genellikle fazla temkinli davranmak istemeleri oluyor. İş ortaklarımız ise klasik mecralarda var olan itibarlarını bu mecrada da yükselterek devam ettirmek istedikleri için bazen süreç uzayabiliyor.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığımız soruların başında “Bu kadar insan internete giriyor mu gerçekten?” sorusu geliyor.</p>
<h3>Etkileşim, viral, sosyal CRM gibi kavramlar markaların jargonlarına girmiş durumda</h3>
<figure id="attachment_13791" aria-describedby="caption-attachment-13791" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13791" title="Hakan Şık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/hakan-digitaliz.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13791" class="wp-caption-text">Digitaliz - Yönetici ve Kurucu Ortağı</figcaption></figure>
<p><strong>Hakan Şık</strong> &#8211; <em>Digitaliz Yönetici ve Kurucu Ortağı</em></p>
<p>2009’dan beri Türkiye’deki global ve yerel markalara sosyal medya pazarlamasının önemi anlatıyoruz. O zamanlar birçok marka yetkilisi “sosyal medya”nın ne olduğunu dahi tam olarak bilmezken, şimdilerde neden sosyal medyada yer almaları gerektiklerinin bilincindeler ve “etkileşim”, “viral”, “sosyal CRM” gibi birçok kavram, jargonlarına çoktan girmiş durumda.</p>
<p>Markaların büyük bir çoğunluğu sosyal medyayı, hedef kitlelerine en efektif şekilde ulaşabilmek ve satışlarını artırmak amacıyla kullanmak istiyor. Marka, yaptığı her çalışmada olduğu gibi sosyal medyada yapacağı çalışmaların da direk veya dolaylı olarak satışlarına yansımasını istiyor. Fakat burada kaçırılmaması gereken bir nokta var; sosyal medyada var olmak isteyen markaların ilk düşünmesi gereken şey, satışlarından çok müşteri veya potansiyel müşterileriyle bağ kurmak olmalı. Müşterilerinin isteklerine kulak vermeyen ve buna göre hareket etmeyen markaların işi gelecek dönemlerde daha da zorlaşacak.</p>
<p><strong>“Neden?”, “Ne kazanacağım?” ve “Nasıl?”</strong></p>
<p>Ajans kendini nasıl konumlandırırsa konumlandırsın, markanın ajanstan cevaplamasını beklediği sorular değişmiyor: “Neden?”, “Ne kazanacağım?” ve “Nasıl?”. Bunu hemen hemen tüm şirket veya markalar için bu şekilde düşünebilirsiniz. Bu sorulara verdiğiniz cevapların, markanın isteklerine paralel ve kendi içinde tutarlı olması çok önemli.</p>
<p>Ekibimizi “Etkileşim Mühendisleri” olarak tanımlıyoruz. Sosyal medyadaki en önemli değişkenlerden biri, belki de en önemlisi “içerik”. Önümüzdeki dönemde globalde ve Türkiye’de “içerik üretimi”nin önemi katlanarak artacak. Sosyal medyada yer alan tüm markalar, önümüzdeki senelerde pazarlama stratejilerini bu doğrultuda yeniden şekillendirecekler. Bu bağlamda “Etkileşim Mühendisleri”, özellikle sosyal ağlarda içerik üretebilen ve gerek bu içeriklerle, gerekse ortaya koydukları projelerle kullanıcıları markalar için içerik üretmeye teşvik edecek beyinlerden oluşuyor.</p>
<p>Şu ana kadar gelen en ilginç talep, bir markanın temsilcinin rakip markaları için negatif içerikler üretilmesini ve yayılımının yapılmasını istemesiydi. Bu çalışmanın kesinlikle “etik” olmayacağını ve böyle bir çalışma yapamayacağımızı kendilerine ilettik. Zaten Türkiye’deki internet kullanıcıları, olumlu veya olumsuz, gerçek olmayan bir içerik ile karşılaştıklarında bunu hemen ayırt ediyor ve ilgili içeriğe itibar etmiyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13756</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
