<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Sansürcü Zihniyet arşivleri - Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/tag/sansurcu-zihniyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/tag/sansurcu-zihniyet/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Mar 2011 07:32:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.1</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>Blogspot Yasağında Kimi Suçlamalıyız?</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/blogspot-yasaginda-kimi-suclamaliyiz/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/blogspot-yasaginda-kimi-suclamaliyiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2011 18:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Internet Sansürü]]></category>
		<category><![CDATA[5651]]></category>
		<category><![CDATA[Blogspot]]></category>
		<category><![CDATA[Blogspot Yasaklandı]]></category>
		<category><![CDATA[Digiturk]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[Internet Sansürleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sansürcü Zihniyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=3947</guid>

					<description><![CDATA[Hoşumuza gitmeyen bir olayla karşı karşıya kaldığımızda, durumu etraflıca irdelemek yerine aklımıza ilk yatan tarafı ya da kalabalıkların en çok eleştirdiğini suçlamak insani hallerimizin temel kusurlarından biri. Tek bir tarafın tek bir suçlu ilan edilmesi biz mağdurları rahatlatıyor...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hoşumuza gitmeyen bir olayla karşı karşıya kaldığımızda, durumu etraflıca irdelemek yerine <strong>aklımıza ilk yatan tarafı ya da kalabalıkların en çok eleştirdiğini suçlamak</strong> insani hallerimizin temel kusurlarından biri. Tek bir tarafın tek bir suçlu ilan edilmesi <strong>biz mağdurları rahatlatıyor</strong> ve böylece olayın içindeki özne rolünü paylaşan diğer tarafları eleştirme zahmetine girmeyerek <strong>zihnimizi yormamış oluyoruz</strong>. Ek olarak, birden çok tarafı suçlayarak hatası olmayanları topa tutma olasılığını da azaltmış oluyoruz. Peki doğru olan nedir? <strong>Blogspot’un yasaklanmasında asıl suçlu kim?</strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-3950" title="Stop" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/stop-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/stop-300x225.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/stop-646x484.jpg 646w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/stop.jpg 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Sabahtan beri <strong>Blogspot</strong>’un yasaklanmasına tepki olarak <strong>Twitter</strong> kullanıcılarının attıkları mesajları takip ediyorum. Kimisi mahkemeden çıkan <strong>sansür</strong> kararını, <strong>telif hakları</strong> konusunu görmezden gelerek, salt sansür kapsamında inceliyor ve <strong>özgürlüklerin kısıtlandığını</strong> iddia ederek <strong>hükümeti</strong> suçluyor. İdarenin suçlandığı başka bir tepkinin konusu ise <strong>yasalardaki gerekli düzenlemelerin yokluğu</strong> ve bu nedenle birkaç blog yüzünden tüm bloglara kilit vurulmuş olması. Ayrıca ve doğal olarak, <strong>Blogspot</strong>’a erişimi engelleme amacıyla mahkemeye başvurduğu için <strong>Digitürk</strong>’ü suçlayan da var. Her birinin de <strong>haklı, haksız ve kaçınılmaz olarak eksik</strong> tarafları var. Dedim ya, en temel kusurlarımızdan biri en kısa yoldan sonuca ulaşma arzumuz.</p>
<p>Niyetim sansüre yol açan tarafları suçlamaktan ziyade eleştirmek olacak. Çünkü burada <strong>yasalardan </strong>sorumlu olan<strong> idarenin</strong> de, <strong>Digitürk</strong>’ün de ve <strong>Blogspot</strong>’un sahibi olan <strong>Google</strong>’ın da düzeltmesi gereken tarafları ya da eleştirilebilecek stratejileri var.</p>
<h3>Sansürcü Zihniyet mi Eli Kolu Bağlı Mahkemeler mi?</h3>
<p>İlk olarak meseleye <strong>yasalar</strong> açısından yaklaşmak gerekiyor. Şu bir gerçek ki, internetin <strong>kaotik</strong> ve aynı zamanda <strong>paylaşımcı</strong> yapısının hayatlarımıza böylesi etki edeceğini hükümetlerin ön görememiş olması <strong>bir</strong> <strong>hata değil, eksikliktir</strong>. Eleştirilebilecek nokta, bu farkındalığın oluşmasıyla beraber internetle ilgili yasaların <strong>bu zamana kadar hızlıca oluşturulamamış olmasıdır.</strong> Bu ülkede telif hakları ya da kişilere hakaretten dolayı bundan önce <strong>WordPress, Ekşi Sözlük, Youtube, Fizy</strong> ve <strong>Vimeo</strong> kapatıldı. Kapatılma kararlarını mahkemeler kafalarına göre değil, <strong>ilgili yasalara dayanarak verdi.</strong> Yani birkaç kalın kafalının sansürcü zihniyetini suçlamaktan ziyade, <strong>yasalarımızın güncel olmayışını dillendirmemiz gerekiyor.</strong></p>
<p>Gerçek şu ki, <strong>tek bir blog</strong> yüzünden, servisin hizmet sağladığı <strong>bütün blogların</strong> kesik yemesini engellemek için belirli bir teknik alt yapının ve bütçenin sağlanmış olması lazım. Maalesef öngörülerden güç almayarak <strong>zamanında üretilmeyen çözümler</strong>, sonrasında çıkan kitlesel tepki sayesinde hayat bulabiliyor. Sürecin kaybedenleri ise bu yasalara <strong>kurunun yanında yaş halde yakalananlar </strong>oluyor.</p>
<p>Neyse ki TBMM, kurunun yanında yaşın da yanmaması için, şu sıralar gerekli <strong>yasal düzenlemelerin ve altyapı yatırımının oluşturulacağı </strong>çalışmaları sürdürüyor. Eğer ki yeni çıkacak yasaların ertesinde hala benzer durumlarla karşılaşıyor olursak, o zaman ilk fırsatta herkesin <strong>sansürcü zihniyeti</strong> eleştirmesi ve hatta suçlaması <strong>yersiz değil haklı bir davranış</strong> olacaktır. O zamana kadar <strong>ayakları yere basan</strong> ve <strong>değişime yönelik</strong> olan eleştiriler haklılığını koruyacaktır. Ancak şu anda koşulları gözetmeden salt zihniyeti eleştirmek, tamamen <strong>önceki sansür tecrübelerimizin mirasıdır.</strong> <strong> </strong></p>
<h3>Digitürk’ün Yatırımına Sahip Çıkma Stratejisi</h3>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-medium wp-image-3952" title="Digiturk" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/digiturk-logo-300x99.jpg" alt="" width="300" height="99" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/digiturk-logo-300x99.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/digiturk-logo-646x215.jpg 646w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Değineceğim ikinci konu <strong>Digitürk</strong>’ün bu süreçte attığı adımlar olacak. Süper Lig’in yayıncı kuruluşunun stratejisi birkaç farklı bakış açısıyla irdelenebilir. Öncelikle <strong>Sezar’ın hakkını Sezar</strong>’a verelim. <strong>Digitürk</strong> futbol maçlarının yayınlarına boşu boşuna yüz milyonlarca lira ödemedi. <strong>Telif hakkını koruma</strong> isteklerini somut bir stratejiye dönüştürmeleri ve <strong>kural ihlalleri </strong>ertesinde mahkemeye başvurmaları anlaşılabilir bir hareket. Ancak bir kurumun milyonlarca liralık yatırım yapmış olması, onun <strong>stratejisini eleştiremeyeceğimiz anlamına gelmez.</strong></p>
<p>Süper Lig’in kalitesinin artması demek <strong>Digitürk</strong>’ün yatırım yaptığı işin değerinin artması demektir. Bir işin kalitesinin artması ise yalnızca o yapının iyi olmasıyla değil, o yapının kalitesi hakkında <strong>paylaşımda bulunan tüketiciler</strong> sayesinde olur. Şimdilik beklentileri karşılayamayan Web TV girişimini bir kenara bırakırsak, <strong>Digitürk</strong>’ün yalnızca TV yayınıyla ve kendi sitesi üzerinden maç yayını yapmasından dolayı, İngiliz bir taraftar <strong>Arda Turan</strong>’ın ya da Portekizli bir taraftar <strong>Ricardo Quaresma</strong>’nın gollerini <strong>internet</strong> <strong>üzerinden</strong> izleyemiyor. Çünkü <strong>Digitürk</strong> yatırım yapmış olduğu maçların görüntülerini <strong>yalnızca kendisi</strong> yayınlamak istiyor. Peki Türkiye’de oynanan futbolu bütün Dünya’ya belli bir sınırda olsa da yaymak, uzun vadede <strong>ligin ve dolayısıyla yayıncı kuruluşun yatırımını</strong> daha değerli kılmaz mı? Yine de tekrarlamak isterim: Eleştirdiğim bu strateji <strong>Digitürk</strong>’ü haksız yapmaz. Telif haklarını ödedikleri işi korumak istiyorlar ama bu sırada <strong>potansiyel bir pazarın</strong> farkına varamıyorlar.</p>
<h3>Google Sansürün Neresinde?</h3>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-medium wp-image-3953" title="Google" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/google_logo_01-300x212.gif" alt="" width="300" height="212" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/google_logo_01-300x212.gif 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/google_logo_01-646x458.gif 646w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/google_logo_01-85x60.gif 85w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/03/google_logo_01.gif 842w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Son olarak, <strong>Google</strong>’ın eleştirilmesi gereken ama belki de hak vereceğimiz yanlışı ise <strong>illegal yayın yapan siteleri</strong> durduramamış olmasıdır. <strong>Digitürk</strong>’ün yaptığı basın açıklamasında şöyle bir cümle geçiyor:  “Kanunların kurumumuza yüklediği bütün yükümlülükler eksiksiz yerine getirilip, <strong>içerik ve yer sağlayıcılar defalarca uyarılmasına rağmen</strong> internetten illegal yayın yapılmasına son verilmemiştir.” Blogların yasaklanması <strong>Google</strong>’ın illegal yayın yapan blogları <strong>kapatamamasından dolayı</strong> gerçekleşmiştir ancak <strong>Google</strong>, birkaç dakikada açılıp anında illegal yayın yapmaya başlayabilecek her blog’u <strong>takip edecek beceride olmayabilir.</strong> İnternetin kaotik yapısının <strong>evrildiği</strong> ve içerik üretimi takibinin <strong>hem iş gücü hem de teknik altyapı</strong> istediği noktada <strong>Google</strong>’ın bile etki edemediği alanlar olabilir.</p>
<p>Başka bir konu ise <strong>Google</strong>’ın mahkeme kararıyla bile olsa <strong>yasak</strong> ve <strong>sansür</strong> mekanizmasına alışkın olmaması olabilir. Dünya’nın her yerinde yasaklarla karşılaşıyorlar ancak <strong>Google</strong>’ın böylesi bir güce ve hakimiyete henüz kısa bir süre önce ulaştığını aklımızdan çıkarmamalıyız. Yani <strong>Google</strong>’ın sansür gibi bazı konulardaki <strong>hareket kabiliyetinin</strong> ve bununla ilgili <strong>davranış alışkanlıklarının </strong>yeni yeni oluşuyor olması bizi şaşırtmamalıdır. Aynı zamanda <strong>Google,</strong> Dünya’nın her yerinde hakim güç olsa da <strong>her ülkenin dinamikleri</strong> farklıdır ve <strong>Google</strong>’ın da <strong>yerel hatalar</strong> yapma haklı saklıdır. Tabi <strong>Google</strong>’ın Türkiye’den gelen taleplere gerekli <strong>hassasiyeti</strong> ve <strong>samimiyeti</strong> gösterdiğini varsayarak böyle bir çıkarımda bulunuyorum.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Yazı boyunca üzerinde durduğum nokta, <strong>eleştiri</strong> olgusuna nasıl farklı bir gözle bakılabileceği ve <strong>Blogspot</strong> özelinde taraflara nasıl yaklaşabileceğimizdi. Bu argümanları ve <strong>Blogspot</strong> özelindeki durumu anlamak için başka bir yazıda bahsedilebilecek diğer bir konu ise <strong>internetin kendine has dinamikleri</strong> olmalıdır. İnterneti, sosyal medya araçlarını ve tüketicilerin içerik üretimlerini <strong>kontrol altına almak</strong> ve <strong>belli bir düzene sokmak</strong> için sansür yolundan ziyade <strong>ölçülü özgürlük yolu</strong> izlenmelidir diye düşünüyorum. İnternet kullanıcıları <strong>sınırsız</strong> ve <strong>ücretsiz</strong> içeriğin (mp3, yazılım, film vb) ne anlama geldiğini ve ona <strong>nasıl</strong> ulaşması gerektiğini (download, crack, dns vb) biliyor ya da eninde sonunda keşfediyorken, <strong>sansür</strong> uygulayarak uzun vadede sonuç beklemek pek mantıklı gibi durmuyor.</p>
<p>Özetlemek gerekirse, <strong>geçmiş tecrübelerimizden</strong> ve <strong>kolektif mirasımızdan</strong> dolayı <strong>Blogspot</strong> yasağını “<strong>sansürcü zihniyet</strong>” kapsamında eleştirmemiz doğaldır ama bu görüşümüz tamamen haklılık payı içermez. Çünkü “<strong>sansürcü</strong> <strong>zihniyet</strong>” diyerek özetlediğimiz bu mevzuda, aslında <strong>birbirinden farklı öznelerin</strong> hataları ya da eksiklikleri vardır. Ayağı yere basan ve değişime davet eden eleştiriler, mahkemelerin onay vermek zorunda olduğu yasakların bir <strong>sansür alışkanlığına </strong>dönmesine engel olacaktır. Bütün bunların ötesinde, sevinmemiz gereken şey ise Türk internet kullanıcısının <strong>DNS</strong>’in ne olduğunu bilmeden onu nasıl kullanacağını bilmesidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/blogspot-yasaginda-kimi-suclamaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3947</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
