<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Tuğçe Erül arşivleri - Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/tag/tugce-erul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/tag/tugce-erul/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Apr 2012 10:20:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.1</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>Dijital Pazarlamacı Manifestosu [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/dijital-pazarlama-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/dijital-pazarlama-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 13:33:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[41?29!]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Burçak Günsev]]></category>
		<category><![CDATA[Dekatlon Buzz]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Pazarlamacı]]></category>
		<category><![CDATA[Dudu]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Alaz]]></category>
		<category><![CDATA[Taci Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Erül]]></category>
		<category><![CDATA[Tuna Tiryakioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Vadi Efe]]></category>
		<category><![CDATA[Wanda Digital]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=27114</guid>

					<description><![CDATA[Dünyada ortalama internet kullanıcı sayısı 2 milyardan fazla. Türkiye'de bu rakam 30 milyona denk geliyor. Akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar ile dijital dünyayı çantamızda ve avcumuzun içinde taşıyoruz. Böyle bir dünyada paylaşmanın sonu olmadığı gibi...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ortalama internet kullanıcı sayısı 2 milyardan fazla. Türkiye&#8217;de bu rakam 30 milyona denk geliyor. Akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar ile dijital dünyayı çantamızda ve avcumuzun içinde taşıyoruz. Böyle bir dünyada paylaşmanın sonu olmadığı gibi, her gün değişen platformlara ve kullanım alışkanlıklarına uygun pazarlama stratejilerin de sonu gelmiyor.</p>
<p>Evet; son 10 yılda pazarlama dünyasında çok fazla şey degişti.  Dijital Pazarlama Yöneticileri, uzmanları; yani dijital pazarlamacılar da bu dünyanın  kalbinde duruyor. İşte bu yazının yazılma sebebi de dijital pazarlamacıların profilini çizmek.</p>
<p>Tek soru, 7 cevap&#8230;</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Dijital Pazarlamacının yetenek setinde neler olmalı?[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-27115" title="Özgür Alaz" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ozgur-Alaz.jpg" alt="" width="240" height="382" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ozgur-Alaz.jpg 240w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ozgur-Alaz-188x300.jpg 188w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><a href="https://twitter.com/#!/ozguralaz" target="_blank">Özgür Alaz</a>, <a title="Promoqube" href="http://www.promoqube.com/" target="_blank">Promoqube</a> Kurucu Ortak</strong></p>
<p>Yetenekleri sınıflandırmayı seviyorum.</p>
<p>En temelde beceriler var. Hızlı klavye kullanmaktan Excel formulasyonlara, dünyanın en iyi sunumlarını hazırlamaya veya bilgiye ulaşma becerilerine uzanan beceriler gerekiyor.</p>
<p>Bir üst katmanında işle ilgili yetenekler bulunuyor. Google Analytics ve Adwords sertifikasına sahip olmak, kullanılabilirlik nedir bilmek, dijital süreçleri bilmek bu katmanda.</p>
<p>Daha üstünde stratejik yetenekler bulunuyor. İşin temeli pazarlamayı bilmek. Ancak işimiz çok istatistik, strateji ve ekonomi odaklı. Bu tip stratejik konuları bilmek fayda sağlıyor.</p>
<p>Daha üst katmanda da kişinin merakı, yaşam tarzı, tanıştığı kişiler, inovasyon yapma şekli ve düşünme biçimi gibi yetenekler bulunuyor. Tek bir yetenek seti olduğunu düşünmüyorum. Kişiler farklı güçlü yönlerini bilmeli ve kendi kişiliklerine paralel yetenekler geliştirmeli.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-27117" title="Taci Yalçın" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Taci-Yalcin.jpg" alt="" width="240" height="335" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Taci-Yalcin.jpg 240w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Taci-Yalcin-214x300.jpg 214w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><a title="Taci Yalçın" href="https://twitter.com/#!/tacibey" target="_blank">Taci Yalçın</a>, <a href="http://www.leoburnett.com/" target="_blank">Leo Burnett</a> Sosyal Medya Müdürü</strong></p>
<p>“Bir dijital pazarlamacının yetenek seti ne olmalı?” sorusu, açıkçası fazlasıyla iddialı bir soru. Zira dijital sektörün dinamikleri hızla &#8211;  hatta müthiş bir hızla – değişti için yetenek setinden bahsedebilmemiz biraz zor. Nasıl bir liste yaparsak yapalım, çok değil 1 hafta sonra bu listenin değişmesi olası&#8230;</p>
<p>Ben bu yüzden, yetenek setinden çok; bir dijital pazarlamacının, özellikle sosyal medya alanında çalışan herhangi birinin; yani bir direktörün, yöneticinin, hatta stajyerin cevaplaması gereken belli başlı sorular olduğunu düşünüyorum.</p>
<ol>
<li>Global ve yerel trend raporlarının kaçına abonesin? Kaçını düzenli olarak takip ediyorsun?</li>
<li>Global ve yerel sektörel blogların kaçını, hangi sıklıkla takip ediyorsun?</li>
<li>Güncel haberleri takip ediyor musun? Günlük, düzenli okuduğun bir haber sitesi veya gazete var mı?</li>
<li>Twitter’da, sektöründe etkili kaç kişiyi takip ediyorsun? Globalde, yaptığın işi en iyi yapan kişilerden haberdar mısın? Onları Twitter’da takip ediyor musun?</li>
<li>Çalıştığın markanın yereldeki rakiplerini ve globaldeki muadillerini ne sıklıkla takip ediyorsun?</li>
<li>Global ve yerel sosyal medya monitoring araçlarını kullanabiliyor musun? Bu araçları kullanırken aralarındaki farkları görebiliyor musun?</li>
<li>Ücretli veya ücretsiz hiçbir sosyal medya monitoring aracı kullanmadan da takip yapıp, raporlayabilir misin?</li>
<li>Sosyal medya yönetimi üzerine yapılmış araçlardan haberdar mısın? Kaçını, hangi amaçla kullanıyorsun?</li>
<li>Excel’i, raporlama ve analiz konularında ne kadar yaratıcı (evet, yaratıcı) kullanabiliyorsun?</li>
<li>Sosyal medya platformlarının kaçının kullanım koşullarını ve gizlilik sözleşmelerini okudun? Değişme ihtimallerine karşın (evet, zaman zaman değişikliğe uğruyorlar) halihazırda okuduklarını bile tekrar gözden geçirdiğin oldu mu?</li>
<li>Şimdiye kadar bir bilişim avukatıyla herhangi bir konu hakkında konuştuğun oldu mu? Yoksa zaten düzenli olarak iletişimde olduğun bir bilişim avukatı var mı?</li>
<li>API’lerden ve platformların bazı teknik özelliklerinden üst düzey olmasa da yeteri kadar anlıyor musun? Uygulama fikri geliştirirken bunların çok işine yarayacağının farkında mısın?</li>
<li>Yazılımcılarla ne kadar konuşuyorsun? Onlara en son ne zaman bir soru sordun?</li>
<li>Sektörle ilgili veya ilgisiz, kitap okuma alışkanlığın var mı?</li>
<li>Türkçe biliyor musun? Peki yazabiliyor musun?</li>
<li>Araştırma, ölçümleme ve analiz konularına kafayı ne kadar takıyorsun? Bunlar için neler yapıyorsun? Hiç talep gelmediği halde, sadece müşterinin faydası için herhangi bir konuda detaylı bir ölçümleme ve analiz raporu hazırladın mı?</li>
<li>Mecra yönetiminden sosyal medya takibine, kriz yönetiminden rakip analizine kadar yaptığın birçok şeyi raporlaman gerektiğinin farkında mısın? Farkındaysan, raporların –müşterin için- ne kadar anlaşılır ve onlara ne gibi faydalar sağlıyor?</li>
<li>Çalıştığın markanın televizyon reklamlarını, basın ilanlarını düzenli olarak takip ediyor musun? Markanın “diline ve tonuna” hakim misin? Sosyal medya iletişiminde bunu ne kadar dikkate alıyorsun?</li>
<li>Facebook, Twitter ve Google reklamlarını ne kadar etkin kullanabiliyorsun?</li>
<li>Sunum hazırlama ve “sunma” konularında kendini yeterli görüyor musun?</li>
<li>Zaman yönetimi konusunda ne kadar başarılısın?</li>
<li>Sorun çözme konusunda yeterince inisiyatif alıyor musun?</li>
<li>KPI ve ROI kavramlarını duyunca cin çarpmışa mı dönüyorsun?</li>
<li>Müşteriyle empati kurabiliyor musun?</li>
<li>Yapılabilir yaratıcı uygulama fikirleri geliştirebiliyor musun?</li>
<li>Gerektiğinde son kullanıcı seviyesine inip, onlar gibi düşünebiliyor musun?</li>
<li>PM olmadığında proje yönetimi, BM olmadığında müşteri yönetimi yapabiliyor musun?</li>
<li>Birlikte çalışmadığın markalar için de proje fikirleri düşünüyor musun?</li>
<li>Çalıştığın tüm markalara aynı sosyal medya stratejisini mi hazırlıyorsun?</li>
<li>Email marketing, SEM, SEO ve Mobile Marketing gibi yöntemleri sosyal medya iletişimi için ne kadar efektif kullanabiliyorsun?</li>
<li>Çalıştığın markanın fabrikasını/ofisini hiç ziyaret ettin mi?</li>
<li>Milli Piyango dendiğinde aklına sadece yılbaşında aldığın çeyrek bilet mi geliyor?</li>
</ol>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-27118" title="Burçak Günsev" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Burcak.jpg" alt="" width="240" height="353" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Burcak.jpg 240w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Burcak-203x300.jpg 203w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><a href="https://twitter.com/#!/burcakgunsev" target="_blank">Burçak Günsev</a>, <a href="http://www.wandadigital.com/" target="_blank">Wanda Dijital</a> Yönetici Ortak</strong></p>
<p>Reklam sektöründeki en büyük sorunlardan biri, hepimizin bildiği gibi yoğun çalışma temposu ve vakitsizliktir. Bu yüzden iyi bir dijital pazarlamacının öncelikle zaman yönetiminde başarılı olması gerekir. Zamanı, işleri ve ekibi organize edebilme konusunda yetkin olmalı, deadline’ları kaçırmamalıdır. Ama tüm bunları yaparken aynı zamanda sosyal hayata da zaman ayırabilmelidir. Çünkü sosyalleşmek, yaratıcılığı tetikleyen en önemli unsurlardan biridir. Çoğu iyi fikir, evde pineklerken değil farklı etkinliklere katılarak ve insanlarla konuşarak çıkar.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]İyi bir dijital pazarlamacının öncelikle zaman yönetiminde başarılı olması gerekir. Aynı zamanda sosyal hayata da zaman ayırabilmelidir. Çünkü sosyalleşmek, yaratıcılığı tetikleyen en önemli unsurlardan biridir. Çoğu iyi fikir, evde pineklerken değil farklı etkinliklere katılarak ve insanlarla konuşarak çıkar.[/pullquote]</em></p>
<p>Ayrıca, iyi bir dijital pazarlamacı gündemi ve dijital yenilikleri takip etmeli; sosyal ağlardaki dile ve popüler içeriklere hakim olmalıdır. Tüm bunlardan haberdar olmalı ki, marka ve bunlar arasında bağlantı kurabilsin! Kısacası, yetenek setindeki en önemli şeylerden biri de güncel gelişmeleri bilmek ve bunlarla bağlantı kurabilmektir.</p>
<p>Özellikle İngilizce olmak üzere bir yabancı dili çok iyi bilmesinin yanı sıra iyi fikirler geliştirmek isteyen bir dijital pazarlamacı konuşkan olmalıdır. Suskun biri beyin fırtınasının olduğu toplantılara katkıda bulunamaz. Yaratıcı fikirler her zaman diyaloglardan doğar!</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-27120" title="Tuna Tiryakioğlu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Tuna-Profil.jpg" alt="" width="240" height="281" /><a href="https://twitter.com/#!/tunat" target="_blank">Tuna Tiryakioğlu</a>, <a title="C-Section" href="http://www.csdlab.com/" target="_blank">C-Section</a> Genel Koordinatör</strong></p>
<p>Sektör o kadar hızlı değişiyor ki olaylara hızlı adapte olabilen insanlar oldukça başarılı oluyor. Tabii ki bu da yeni şeyleri denemekten korkmayan pazarlama yöneticilerini biraz daha fazla öne çıkartıyor. Standart “Marketing” toolkit`inin yanında ajans geçmişi ve deneyimi olan kişiler ise zaten herşeyin belirsiz olduğu biraz daha kısa dönemli planlar ile ilerlenen bu sektöre daha hızlı adapte oluyor. Dijital Pazarlama sanki kendi başına bir disiplin gibi görünse de aslında birbirinden çok farklı web, mobil, medya ve hatta SEO gibi çok farklı skillset`lerin öğrenilmesini ve bir arada kullanılmasını gerektiriyor. Bu sebeple sadece TV veya sadece radyo değil, birçok konuda bilgi sahibi olan kişiler bu fragmante yapıya daha çabuk ısınıyor. Iyi dijital pazarlamacıların çok ilginç bir şekilde benzer özelliği ise genelde medya veya mobil gibi bir alt kategoride gerçekten uzman olmaları. Diğer kategorilerde kendilerini geliştirip bu rolü başarıyla üstleniyorlar.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]İyi dijital pazarlamacıların çok ilginç bir şekilde benzer özelliği ise genelde medya veya mobil gibi 1 alt kategoride gerçekten uzman olmaları. Diğer kategorilerde kendilerini geliştirip bu rolü başarıyla üstleniyorlar.[/pullquote]</em></p>
<p>Dijital ajanslar için bile çok önemli bir kriter olan kişinin kendisinin de bu yeni medyanın içinde yaşaması yani tablet PC, Pinterest veya Foodspotting deyince “Aaa ben de girdim, ben de aldım” demesi de kendi mutluluğu için önemli. Özetle sevmeden yapılabilecek bir iş değil.</p>
<p>Herkesin katılmadığı ama benim önemine çok inandığım; çok az da olsa bir teknik bilgi sahibi olunması ise dijital pazarlamacıların potansiyeline daha çabuk ulaşmasını sağlıyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-27125" title="Ali Güraçar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ali-Guracar.jpg" alt="" width="240" height="367" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ali-Guracar.jpg 240w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ali-Guracar-196x300.jpg 196w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><a title="Ali Güraçar" href="https://twitter.com/#!/ustunuzum" target="_blank">Ali Güraçar</a>, <a href="http://www.41-29.com/" target="_blank">41?29!</a> Sosyal Medya Müdürü</strong></p>
<p>Dijital çok ama çok hızlı ilerleyen bir alan ve her gün pek çok farklı uygulama geliştiriliyor. Bunların farkında olan ve farklı kaynaklardan beslenerek yeni teknolojilere ve yeni hikaye anlatım biçimlerine hakim bir dijital pazarlamacı güne her zaman 1-0 önde başlıyor. Bu noktada inovasyonları yakından takip eden ve dijital coğrafyaya hakim olan pazarlamacının en önemli silahı devreye giriyor: Cesaret.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]İnovasyonları yakından takip eden ve dijital coğrafyaya hakim olan pazarlamacının en önemli silahı devreye giriyor: Cesaret.[/pullquote]</em></p>
<p>İnovasyonları, marka stratejisi ile örtüşen şekilde uygulamak günümüzde dijital pazarlama adına fark yaratılacak en önemli alanlardan biri. Trendlerin yakından takibi ve marka stratejisi doğrultusunda bu trendlerin üzerine inşa edilmiş inovatif işlere imza atmak hem markanın algısını kuvvetlendiriyor hem de kullanıcı ile kurulan kontağın güçlü olmasını sağlıyor. Cesaret ve takip dışında son yılların en hızlı yükselen konusu olan sosyal medya&#8217;nın &#8220;sosyal&#8221; i de 2012 senesinde bir dijital pazarlamacının yetenek setleri içerisinde yerini alıyor.</p>
<p><strong>Sosyal vizyon</strong></p>
<p>Facebook&#8217;un kurucusu Mark Zuckerberg diyor ki: &#8220;5 sene içerisinde her ürün sosyalleşmek üzere tekrar düşünülecek.&#8221;  Markasının sosyal olması yolunda adımlar atmak için her dijital pazarlamacı bu yeni gelişen sosyal vizyonu anlamak, markasına göre yorumlamak ve sahiplenmek durumunda. Markasını daha paylaşılır kılmak, kullanıcılar için hakkında konuşulacak değerler yaratmak ve 360 derece bütünleşik pazarlama planı dahilinde sosyal medyayı ele almak ve onu pazarlamanın üzerine yeni bir katman olarak yerleştirmek zorundalar. İnovatif ve cesur olmak, trendleri yakından takip etmek, markasının dijital ve sosyal stratejisini, 360 derece pazarlama stratejisinin içerisinde ölçümlenebilir hedefler dahilinde kurgulamak ve en önemlisi markasını sosyal olarak yeniden düşünmek bir dijital pazarlamacının temel yetenek setlerini oluşturuyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-27126" title="Vadi Efe" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Vadi-Efe.jpg" alt="" width="240" height="263" /><a href="https://twitter.com/#!/vadiefe" target="_blank">Vadi Efe</a>, <a title="Dekatlon Buzz" href="http://www.dekatlon.com.tr/" target="_blank">Dekatlon Buzz </a>Yönetici ortak</strong></p>
<p>Dijital medya / iletişim konusunda hizmet veren birçok kişi ve kurumun bulunduğu günümüzde, bu kişi ve kurumlardan hangilerinin bu konuda ‘uzman’ olduğu sorusu sıkça soruluyor. Ben de bu soruya yanıt arayıp önemli olduğunu düşündüğüm bazı noktaları listeleyeceğim.</p>
<p>Bana sorarsanız, “dijital pazarlama” bir ekip işidir, ve bir ekibin sosyal medya konusunda danışmanlık ve hizmet verebilmesi için birçok farklı konuda uzmanlığa sahip olması gerekmektedir.</p>
<p>Bu konu başlıklarını bir liste haline getiriyorum.</p>
<ul>
<li>İnternetin doğuşuna, kitlelere yayılışına, internetsiz bir dünyanın ‘internetli’ bir dünyaya dönüşümüne şahit olmak. Bu sayede sosyal medya araçlarının insan hayatına kattıklarını deneyimlemek ve gözlemlemek. Ülkemizde ve dünyada başarılı olmuş internet projelerini yakından tanımak, neden başarılı olduklarını bilmek. (Ülkemizde 1996 senesinden beri internet kullanılıyor ve o yıllarda en az 12-13 yaşında olup internet kullanmaya başlamış olan kitlenin bu konuda önemli bir bilgi birikimi olduğuna inanıyorum. Uzun zamandır internet kullanıyor olmak, internette sık vakit geçirmek, dijital iletişimde başarılı olmak için önemli)</li>
<li>İnternet projeleri, özellikle ‘sosyal ağ’, ‘forum’, ‘haber sitesi’ formatında kullanıcıların etkileşime geçtiği türden sosyal medya araçları üretmiş ve başarı ile işletmiş olmak. (İnternet kullanıcılarının kullanım deneyimlerini, mecralar üzerinde ürettikleri diyalogların nereden kaynaklandığı, nasıl kontrol edilebildiğini bilmek, kısacası ‘community management‘ konusunda deneyimli olmak, çok önemli.)</li>
<li>Teknoloji üretebilmek ve online ürün yönetebilmek. (Teknolojiyi ‘hands-on’ yani alaylı olarak tanımak ve teknolojik ürünleri stabil bir şekilde üretip yönetebilmek, sosyal medya sektörünün ihtiyaç duyduğu uzmanlık alanları arasında önemli bir tanesi. Bu uzmanlığa sahip olanlar inovasyon yaratabilirler, sosyal medya üzerinde sunulan hizmetleri başarılı bir şekilde analiz edip ölçümleyebilirler, kendi ürünlerini veya iş ortakları için gerekli olan ürünleri kısa sürede üretebilir ve özelleştirebilirler.)</li>
<li>Reklamcılık, iletişim, pazarlama, pazar araştırma, müşteri hizmetleri yönetimi konusunda ve daha birçok konuda bilgi birikimi. (Sosyal medya ve dijital pazarlama o kadar kapsamlı ki, her geçen gün daha fazla insan internet kullandıkça yapılabilecek işler ve alınabilecek geri dönüşler de o derece artıyor. Sosyal medya üzerinde hizmet vermek için bu saydığım konular dışında kimbilir daha kaç konuda bilgi sahibi olmanız gerekiyor. Bütün bu konu başlıklarında uzman olan binlerce şirket ve insan, bu disiplinleri internet üzerine nasıl etkili olarak taşırız, bunu düşünüyorlar.)</li>
<li>Akademik disiplin, eğitim ve altyapı. (Dijital pazarlama sektörü, firmaların aldığı geri dönüşler geliştikçe, yapılan yatırımlar büyüdükçe gelişiyor. Rekabet her geçen gün artıyor. Herhangi bir konuda uzmanlığı bulunmayanların sesinin çok çıktığı bir yerden “uzmanlık”ın geçerli olacağı bir sektör olmaya doğru gidiyor. Akademik disiplin ve altyapı, her konuda olduğu gibi sosyal medya üzerinde hizmet verme konusunda da önemli bir rol oynuyor. İyi bir liseden, üniversiteden mezun bir işletmeci, endüstri mühendisi, ekonomist vb. nasıl en iyi inşaat şirketlerinde oluyorsa, sosyal medya konusunda hizmet veren firmalar da sektör geliştikçe en iyiler ile çalışacaklar. Bilgisayar mühendisliği, programcılık, enformatik gibi bölümler teknoloji ve ürün yönetimi konusunda birikim oluştururken gazetecilik, iletişim, reklamcılık, sosyoloji gibi bölümler de iletişim tarafına hizmet veriyor. Yavaş yavaş üniversiteler yeni medya konusuna da el atıyorlar, fark etmişsinizdir.)</li>
<li>Kültürel birikim, çok yönlülük. (Geleneksel medya yani TV-gazete-dergi gibi mecralar üzerinde nasıl çok yönlü, fark yaratabilen, kültürlü kişiler rağbet görüyorsa sosyal medya da bunu talep ediyor. Kültürlü, birikimli, çok yönlü kişiler sosyal medya üzerinde de fark yaratıyor,  yaratıcılığını gösteriyor.)</li>
<li>Kurumsal tecrübe, internet ve sosyal medya dışarısında iş geliştirme tecrübesi, realist bakış açısı. Kısacası ‘business know-how’ (İnternet üzerinde bir start-upınız, bir e-ticaret siteniz, bir blogunuz, ya da bir ajansınız olabilir. Değişmeyecek olan tek şey, sunduğunuz hizmetin senelerdir değişmeyen arz-talep ilişkilerine, ‘business’ bakış açılarına, insanların internet yokken de talep ettiklerine, internetin oluşmasından sonra talep edeceklerine uyumlu olmasıdır. Yoktan business var etmek değil, dünyanın gidişine ve büyük resme bakmak, ihtiyaçları tespit etmek ve gerçekçi bir şekilde iş geliştirebilmek önemli.)</li>
<li>Küresel bakış açısı, yabancı dillere hakimiyet, yabancı pazarları takip etmek, analiz etmek ve gözlemlemek. (Sadece sosyal medya için değil belki de herhangi bir işte, sektörde, hatta hayatta önemli olan bir konu varsa o da Türkiye dışında işlerin nasıl yürüdüğünü gözlemleyebilmek. Hem gelişmiş pazarlardaki öncü oyuncuların neler yaptığını, nasıl adımlar attığını görmek, hem de gelişmekte olan pazarlardaki eğilimleri incelemek, doldurulan boşlukları fark etmek çok önemli. Bütün bunları yapabilmek için iyi yabancı dil bilgisi, bol bol okumak, seyahat etmek, insanlarla ve firmalarla tanışmak gerekiyor.)</li>
</ul>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-27127" title="Tuğçe Erül" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Tugce-Erul.jpg" alt="" width="240" height="356" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Tugce-Erul.jpg 240w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Tugce-Erul-202x300.jpg 202w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><a title="Tuğçe Erül" href="https://twitter.com/#!/_duche_" target="_blank">Tuğçe Erül</a>, DUDU İstanbul Stratejik Planlama Grup Direktoru </strong></p>
<p>Öncelikle şunu göz önünde bulundurmak lazım; dijital pazarlamadan beklenti bir kaç yıl içinde oldukça değişti. Eskiden ses getiren dijital kampanyalar yapmak ön plandayken şimdi marka mesajı iletmek, uzun vadeli stratejiler geliştirmek, marka ile birey arasında bir ilişki yaratmak misyonları üstleniLİyor. Hal böyleyken dijital pazarlama konusunda yetkin ve bir markayı emanet edeceğimiz kişide olması beklenen özellikler de farklılaştı tabii. Bir &#8220;olmazsa-olmazlar&#8221; ve &#8220;olursa fark yaratırlar&#8221; listesi yapmak gerekirse sanırım özetle şunları sıralardım:</p>
<ol>
<li>Pazarlama stratejisi, marka yaratma süreçleri, marka stratejisi, marka vaadi konularında üretken</li>
<li>Marka stratejisini anlama, bunu dijital stratejiye uyarlayabilme yetisi</li>
<li>Entegre yaratıcı dijital strateji oluşturabilme</li>
<li>Kısa ve uzun dönemli dijital yol haritası oluşturabilme</li>
<li>Dijital medyaya full hakimiyet: internet, sosyal medya, mobil, viral, kullanıcı kullanım alışkanlıkları</li>
<li>Sosyoloji bilgisi</li>
<li>Proje planlama bilgisi</li>
<li>Yaratıcı iş değerlendirebilme yetisi</li>
<li>Reklam ve reklamcılık bilgisi</li>
<li>Pazar ve trend bilgisi</li>
<li>Teknik konularda yetkinlik</li>
<li>Tüketici bilgisi</li>
<li>Dijital iş süreçleri yönetimi</li>
<li>&#8220;Resourceful&#8221; :)</li>
<li>Yaratıcı</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/dijital-pazarlama-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">27114</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sosyal Sansüre 3 Kala: İnterneti Nasıl Bilirdiniz? [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/interneti-nasil-bilirdiniz/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/interneti-nasil-bilirdiniz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2011 10:58:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Internet Sansürü]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[22 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Cici]]></category>
		<category><![CDATA[Av. M. Gökhan Ahi]]></category>
		<category><![CDATA[BTK]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endes]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Güner]]></category>
		<category><![CDATA[GörüşlerBurcu Atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Sansürü]]></category>
		<category><![CDATA[Köksal Abdurrahmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nurettin Özdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Turgut]]></category>
		<category><![CDATA[Serhat Özeren]]></category>
		<category><![CDATA[Sina Afra]]></category>
		<category><![CDATA[TİB]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Erül]]></category>
		<category><![CDATA[Yrd.Doç.Dr Erkan Saka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=14086</guid>

					<description><![CDATA[22 Ağustos’ta yürürlüğe girmesi planlanan “Güvenli İnternet Hizmetine İlişkin Usul ve Esaslar”, 22 Kasım’a ertelendi ve sorular da akabinde yükseldi. Kararın 22 Kasım’a ertelenmesi 22 Ağustos için yapılan protestolarının işe yaradığını mı gösteriyor, yoksa sadece yumuşak bir geçiş mi yapılıyor?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>22 Ağustos’ta yürürlüğe girmesi planlanan “Güvenli İnternet Hizmetine İlişkin Usul ve Esaslar”, 22 Kasım’a ertelendi ve sorular da akabinde yükseldi. Kararın 22 Kasım’a ertelenmesi 22 Ağustos için yapılan protestolarının işe yaradığını mı gösteriyor, yoksa sadece yumuşak bir geçiş mi yapılıyor? BTK kamuoyuna kulak vermeye mi karar verdi? Pazarlama dünyası bundan nasıl etkilenecek?” BTK’nın yeni açıklamasıyla ilgili kim, ne dedi?</p></blockquote>
<p>Geçtiğimiz günlerde konuya dair BTK, yeni bir karar metni yayınladı. Kurum, uğruna binlerce kişinin ayaklanma yaptığı filtreli internet paketlerinin ağlarımıza girmesine 5 kala, uygulamayla ilgili deneme süresi koymaya verdi ve 22 Ağustos’ta yürürlüğe girmesi planlanan uygulamayı 22 Kasım’a ertelendi. Ufak bir not; uygulama aslında tamamen ertelenmedi. Çünkü yeni taslağa göre 22 Ağustos, uygulamanın başlayacağı değil, testlerin başlayacağı tarih olarak tanımlanıyor. Başlangıç tarihi ise 22 Kasım 2011 olarak belirlenen BTK&#8217;nın yeni taslağının tam metnini okumak için <a href="https://sosyalmedya.co/22-kasim-internet-paketleri/" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p>Bu açıklama ile, bir süre alevi sönen internet yasakları konusu, gerek iletişim sektörü gerekse internet kullanıcıları için bir anda tekrar alevlendi. Ne de olsa 35 milyon internet kullanıcısının olduğu, Facebook kullanımında 30 milyon kişi ile dünya genelinde ilk 5’te olan bir ülkeden bahsediyoruz. Pazar da büyük, kullanıcı oranları da&#8230;</p>
<p>Peki, BTK’nın kararın resmileşmesinin 22 Kasım tarihine ertelemesi, 22 Ağustos protestolarının işe yaradığını mı gösteriyor, yoksa sadece yumuşak bir geçiş mi yapılıyor? Türk internet dünyası sınırlandırılınca Türkiye nasıl bir sürece girecek? İş dünyası bundan nasıl etkilenecek? Gazetecilere, dijital ajanslara, İnternet Kurulu Başkanı’na, markaların medya müdürlerine, internet girişimcilerine ve Facebook üyelerimize sorduk. Markalar görüş verme konusunda çekimser davranıp dosya konumuza katılmamayı tercih ederken, sektörün diğer kesimleri ve ilgili kişiler fikirlerini gayet net ortaya koydu.</p>
<h2>Facebook kullanıcıları iyi niyete inanmıyor!</h2>
<p>Dün sabah saatlerinde <a href="http://www.facebook.com/SosyalMedyaCO" target="_blank">SosyalMedya.co Facebook</a> sayfamızda bir <a href="http://goo.gl/BSxyv" target="_blank">anket</a> açtık. Facebook üyelerimize sorduk: Bu esaslar ile ilgili BTK’nın iyi niyetine inanıyor musunuz?</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-14090" title="Anket" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Anket.png" alt="" width="500" height="159" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Anket.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Anket-300x95.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-14091" title="Yorumlar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Yorumlar.png" alt="" width="500" height="443" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Yorumlar.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Yorumlar-300x265.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<h2>Kim, ne dedi?</h2>
<p>Gelen görüşlerden ortaya çıkan tabloyu okumak gerekirse: Konunun ana taraflarından biri olan İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren son derece netti. “Bu bir özgürlük kısıtlaması veya sansür kesinlikle değildir” diyen Özeren, bütün dünyanın ‘Güvenli İnternet’ için yöntemler aradığını ve ertelemenin sadece teknik bir erteleme olduğunu söyledi.</p>
<p>Gazeteci Serdar Turgut ise uygulama harika niyetlerle yapılmış olsa bile ortaya çıkacak sonucun olumsuz olacağını düşünenlerden. Bilişim hukuku uzmanı Av. M. Gökhan Ahi ise  görüşünde BTK’nın bu konuda düzenleme yapmaya hukuken yetkin olmadığı gibi konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığına değindi. Ajanslar da konuya negatif yaklaşıyor ama arada ‘Bu erteleme 22 Ağustos protestolarının işe yaradığı gösteriyor’ diyenler de var. Bunun yanı sıra ‘Sansürün azı çoğu olmaz’ diyen de var, ‘Türkiye internet dünyası için bir kaos olur’ diyen de. Genel yargı, sektörün az ya da çok, ama bir şekilde olumsuz etkileneceği yönünde.</p>
<h3>Bu bir özgürlük kısıtlaması veya sansür kesinlikle değildir</h3>
<p><strong>Serhat Özeren, </strong><em>İnternet Kurulu Başkanı, @serozeren</em></p>
<figure id="attachment_14093" aria-describedby="caption-attachment-14093" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14093" title="Serhat Özeren" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/serhatozeren.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14093" class="wp-caption-text">Serhat Özeren, İnternet Kurulu Başkanı</figcaption></figure>
<p>22 Ağustos’tan sonra da 22 Kasım’dan sonra da bir şey değişmeyecek. 22 Ağustos’tan sonra testler başlayacak sadece ve bundan da kimse etkilenmez. 22 Kasım’dan sonra ise isteyenler, piyasada satılan bir filtre programını kullanıyor gibi filtre kullanacaklar. Tamamen tercihe bağlı bir seçim olacak. Bakın, ilk baştan beri ne dediysem onu yaptım. Yine söylüyorum bu bir özgürlük kısıtlaması veya sansür kesinlikle değildir. Bütün dünya ‘Güvenli İnternet’ için yöntemler arıyor. Genelde bilgisayar kullanmayı çok iyi bilen arkadaşlar bu uygulamaları eleştiriyorlar. Unutmasınlar ki, toplumun her kesimi bilgisayar kullanmayı ve interneti onlar kadar iyi bilmiyor. Bu konuda kültürel olarak mesafeler olabilir. Bu gerçek ışığında konuya bakarlarsa konu daha net anlaşılır. Tabii ki filtre tek başına çözüm değildir. Hem toplumu eğiteceksiniz, hem bilinçlendireceksiniz hem de kültürel olarak da zenginleştireceksiniz. Keşke bizim ülkemizde de sosyal ve ekonomik dengeler AB’deki gibi olabilseydi. O zaman devletin bu konuda yanlızca kural koyarak işi yapması yeterli olurdu. Her olayı kendi gerçeği içinde bakmak gerek.</p>
<p>Bu erteleme tamamen teknik bir ertelemedir. İnternet kurulu olarak bizim verdiğimiz rapor ve öneriler BTK tarafından kabul edildiği için ve bu bağlamda yeni yapıya göre değişiklik yapılabilmesi için ek süre verilmiş oldu sadece.</p>
<h3>Sundukları paketlerle benim internete hiç girmemem gerekiyor</h3>
<p><strong>Serdar Turgut, </strong><em>Gazeteci, @serdargut</em></p>
<figure id="attachment_14095" aria-describedby="caption-attachment-14095" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14095" title="Serdar Turgut" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/serdar-turgut.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14095" class="wp-caption-text">Serdar Turgut, Gazeteci</figcaption></figure>
<p>Bence ne yapacaklarını tam olarak bilemedikleri için bir erteleme oldu. Neyi kısıtlayacaklarını bilmiyorlar. Yasağın nasıl işleyeceği konusunu da bulamıyorlar. Sundukları paketlerle benim internete girmemem gerekiyor. Ben bu tür şeyleri kapsamayan sitelerde dolaşmayı seviyorum. Çocuk ve ailelerin yasaklandığı siteler hoşuma gidiyor.</p>
<p>BTK’nın bu yeni kararla ilgili olan iyi niyetine gelince&#8230; Çok iyi niyetli olsalar da yasağın sonucu olumsuz olacaktır. Burada niyeti ölçmeye çalışırsak, iş bizim için çözümsüz olur. Harika niyetlerle yapılmış olsa da ortaya çıkacak sonucun olumsuz olacağını söyleyebiliriz.</p>
<div class="clear"></div>
<h3>22 Ağustos&#8217;tan sonra Türk internetinin sakat kalma olasılığı yüksek</h3>
<p><strong>Fatih Güner, </strong><em>SosyalMedya.co Kurucusu, Internet Girişimcisi, @fatihguner</em><strong><em></em></strong></p>
<figure id="attachment_14097" aria-describedby="caption-attachment-14097" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14097" title="Fatih Güner" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/fatih-guner.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14097" class="wp-caption-text">Fatih Güner, SosyalMedya.co Kurucusu, Internet Girişimcisi</figcaption></figure>
<p>Önce internet dünyası diye tabir ettiğimiz kavramı açalım. 22 Ağustos&#8217;tan sonra dünya internetine hiçbir şey olmaz, ancak Türk internetinin sakat kalma olasılığı yüksek. Dünyanın Türkiye&#8217;ye bakısı ve dünyaca ünlü sivil toplum kuruluşlarının ülkemize verdiği puanların hepsi negatife doğru biraz daha değişecektir. En nihayetinde, kullanıcının bilgi alma özgürlüğüne sekte vurulduğunu ve bunun da bilerek, isteyerek yapıldığını düşünüyorum.</p>
<p>Tarihin 22 Kasım’a ertelenmesini bence sadece göstermelik. Başkalarının aksine BTK&#8217;nin tepkilerden çekindiğini düşünmüyorum. BTK her zamanki tavrıyla 22 Ağustos&#8217;u ertelemeyebilirdi de ancak internet sansürünün 22 Kasım tarihine ertelenmesi, zaten servis sağlayıcıların izleme teknolojisini zamanında yetiştirememesinden sebep. Ertelenmesi ya da revize edilmesi pozitif bir algı oluşturmuyor gözümde.</p>
<p>BTK’nın iyi niyetine kesinlikle inanmıyorum. Net bir sekilde, yüksek sesle HAYIR! diyorum. Daha önce yine sosyalmedya.co’da Batuhan Apaydın&#8217;ın yazdığı &#8216;Internet bir bebekse BTK eski kafalı ebeveyndir&#8217; başlıklı yazı benim tüm düşüncelerimi yansıtıyor.</p>
<p>Eski zamanlarda insanlar kendilerini hapsedilmiş hissettiklerinde isyanlar çıkarırlarmış, haklarını aramak uğruna hayatlarını feda ederlermiş. Modern zamanda ise kısıtlamalar, yanlarında sadece &#8216;yasakları aşma inovasyonu&#8217;nu getiriyor. Bu yüzden de herşeyin olduğu gibi devam edeceğini düsünüyorum. Ancak fazlasıyla yıkıcı görünmek de istemem. Sonuç itibariyle Türkiye her geçen gün internet konusunda büyük bir ivmeyle gelişiyor.</p>
<h3>Kısıtlamalar dijital pazarlama ve iletişim dünyasını hedef kitleye ulaşmak için yeni yollar aramaya itecektir.</h3>
<p><strong>Sina Afra, </strong><em>markafoni Yönetim Kurulu Başkanı, @sinaafra</em></p>
<figure id="attachment_14098" aria-describedby="caption-attachment-14098" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14098" title="Sina Afra" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Sina_Afra_4.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14098" class="wp-caption-text">Sina Afra, markafoni Yönetim Kurulu Başkanı</figcaption></figure>
<p>İnternet, dış dünyaya kendini kapatmayan, çağın getirdiği kolaylıklardan geri kalmak istemeyen her ülkede özgürlük ve fırsat ortamı olarak öne çıkıyor. 22 Ağustos konusunda endişeler de bundan sonra Türkiye’nin bu ülkelerden biri olmayacağı noktasına odaklanıyor.</p>
<p>Düzenleme yeniden gözden geçirilirken sadece tarih 22 Kasım’a ertelenmekle kalmadı aynı zamanda filtre sayısı 4’ten 2’ye indi ve filtrelerden birini seçme zorunluluğu kalktı. Tüm bunların uygulamada nasıl olduğunu ise zaman gösterecek. Ancak bu haliyle BTK, halkın sesine kulak vermiş gibi görünüyor.</p>
<p>BTK’nın iyi niyetli olduğunu ve internette güvenliği sağlamak amacıyla bu uygulamaları hayata geçirmek istediğini düşünüyorum. Ancak BTK’nın güvenliği sağlamaya çalışırken internet mecrasının özgürlük, fırsat ve kolaylık getiren doğasının bozulmaması için de çaba sarfetmesi gerektiğine inanıyorum. Belki bu kararın uygulanması bir daha ertelenir ve filtre konusu hayatımıza girmeden çıkmış olur.</p>
<p>Bu kısıtlamalar dijital pazarlama ve iletişim dünyasını hedef kitleye ulaşmak için yeni yollar aramaya itecektir. Ancak hem devletin kendi vatandaşlarını her zaman yasal olmayabilecek yolları kullanmak zorunda bırakmasını doğru bulmuyorum hem de sektörün bu yasakları delmek için harcayacağı vakit ve enerjiyi bu ülkenin kaybı olarak görüyorum.</p>
<h3>BTK bu konuda düzenleme yapmaya hukuken yetkin olmadığı gibi konu hakkında yeterince bilgi sahibi değil.</h3>
<p><strong>Av. M. Gökhan Ahi, </strong><em>Bilişim Hukuku Uzmanı, @mgokhanahi</em></p>
<figure id="attachment_14116" aria-describedby="caption-attachment-14116" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14116" title="Gökhan Ahi" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/gokhan11.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14116" class="wp-caption-text">Av. M. Gökhan Ahi</figcaption></figure>
<p>22 Ağustos&#8217;un ‘İnternetin ölüm tarihi’ olarak nitelendirilmesini aşırı bulmakla beraber, ifade özgürlüğünün internette kullanımına ilişkin sıkıntıların artacağını düşünüyorum. Her ne kadar abonelerin filtre seçmekte özgür oldukları söylense de arkadaş baskısı, mahalle baskısı, topluluk baskısı gibi unsurlarla bir çok insanın istemese bile güvenli internet paketine geçeceğini düşünüyorum. Bu da sadece birileri tarafından seçilmiş ve uygun görülmüş sitelere erişim sağlanması anlamına geliyor. Bu durumda muhalif ve marjinal görüşlerin herkese ulaşması mümkün olmayacaktır. Özellikle reklam gelirleri ile yaşayan siteler, ziyaretçi sayılarını düşürmemek için güvenli internet paketinde de yer almak isteyecek, bunun için de tehlikeli olduğu varsayılan içeriklere yer vermemeye çalışacak, bir nevi oto sansür uygulayacaktır. Kaldı ki, halen binlerce siteye erişim engelli durumda.</p>
<p>Tarihin ertelenmiş olmasının tek sebebi, erişim sağlayıcıların hazır olmak için yeterli zamana sahip olmamasıdır. Bu sebeple, yeni düzenlemede 22 Ağustos &#8211; 22 Kasım arası test sürecine girilecektir. Bunun dışında, merkezi filtre düzenlemesinin daha da yumuşadığını görüyoruz. Bu yumuşama kamuoyundan gelen tepkiler sonucu oldu. Ancak bu değişikliklerin de kamuoyunu yeterince tatmin etmediğini söylemek mümkün. Zira, yeni düzenleme de çok sayıda belirsizlik içeriyor ve buna bağlı olarak izleme ve fişlenme endişeleri halen ortadan kaldırılmış değil.</p>
<p>BTK&#8217;nın iyi niyeti veya kötü niyetini tartışmaya gerek yok. Daha çok BTK&#8217;nın düzenlemeye çalıştığı alanda yetkin ve bilgili olup olmadığının tartışılması gerekir. BTK bu konuda düzenleme yapmaya hukuken yetkin olmadığı gibi konu hakkında yeterince bilgi sahibi değil. Çocukların korunması isteniyorsa bunun yolu merkezi filtre değildir. Tam aksine okullarda eğitim ve aileleri bilinçlendirmek gerekir. Ücretsiz kolay kurulabilen filtre yazılımlarının dağıtılması gerekir. Dünyadaki örneklerin iyi incelenmesi ve analiz edilmesi gerek.</p>
<h3>Filtresiz olarak da yeterince engel vardı</h3>
<p><strong>Yrd.Doç.Dr Erkan Saka, </strong><em>İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi, @sakaerka</em></p>
<figure id="attachment_14099" aria-describedby="caption-attachment-14099" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14099" title="Erkan Saka" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/erkan-saka.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14099" class="wp-caption-text">Yrd.Doç.Dr Erkan Saka</figcaption></figure>
<p>Aslında filtresiz olarak da yeterince engel vardı. Filtreyle merkezi yani devlet eliyle kontrol geliyor ki o da istendiğinde zaten yapılabilen bir şeydi. Yakın vadede bariz bir değişiklik olacağını sanmıyorum bu yüzden. Ama test etme süreçlerinde bağlantı kopmaları artabilir gibi geliyor&#8230;<br />
BTK kendince iyi niyetli. Ama iyi niyet yetmiyor. STK&#8217;lardan gelen geri bildirimleri dikkate alacaklarını söylediler ama görünen o ki özünde filtre sistemi kalacak, düzeltmeler daha yüzeysel olacak.</p>
<div class="clear"></div>
<h3>‘Sansür’ ve ‘internet’ kelimeleri birbirine tamamen zıt anlamdadır</h3>
<p><strong>Köksal Abdurrahmanoğlu, </strong><em>Adinteractive, Istanbul.com, Sosyopath , Quppo ve Cityberry Kurucusu, @koksal</em></p>
<figure id="attachment_14110" aria-describedby="caption-attachment-14110" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14110" title="Köksal Abdurrahmanoğlu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/ad_ceo_koksal_abdurrahmanoglu_sml1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14110" class="wp-caption-text">Köksal Abdurrahmanoğlu</figcaption></figure>
<p>Öncelikle “Sansür” ve “Internet” kelimelerinin birbirine tamamen zıt anlamda olduklarını düşünüyorum. “Özgürlük”le özdeşleşen internetin, doğası gereği “Anarşist” yani baskıyla oturtulmuş düzene karşı çıkan bir yapısı olduğuna inanıyorum. Bu tespitten hareketle Türkiye’deki internet sansürü hareketini, çoğunluğu gerici zihniyette olan sosyal ve kamu alanında söz sahibi yöneticilerin bu özgürlüğü dizginleyip, ellerinden gitmekte olan yönetim güçlerini yeniden ele geçirebilmeye yönelik nafile bir çabaya bağlıyorum.</p>
<p>Nüfusumuzun en az yarısı özgürlüğe ve iletişime susamış yenilik arayışında olan gençlerden oluştuğuna inançla bunun gibi “güya-düzeni” kontrol altına alma çabalarının eninde sonunda bastırılması imkansız bu güce karşı duramayacağını düşünüyorum. Türkiye’nin yanı sıra sosyal-özgürlük unsurları gelişmemiş bir çok ülkede de yaşandığı gibi, bu tarz bastırılmış tüm düzenleri reddetme hareketinin ana gücü hep gençler oldu. Ve ne güzeldir ki bu sefer de bizim gençlerimiz, böyle bir gerici hareketi engellemekte ana güç olacaklar&#8230;</p>
<div class="clear"></div>
<h3>Bu kısıtlamalar dijital pazarlama ve iletişim dünyasını çok ama çok etkiler</h3>
<p><strong>Nurettin Özdoğan, </strong><em>e-ticaret Girişimcisi/Divas Diamond Yönetici Ortağı, @nurettinozdogan</em></p>
<figure id="attachment_14101" aria-describedby="caption-attachment-14101" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14101 " title="Nurettin Özdoğan" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/nurettin-ozdogan.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14101" class="wp-caption-text">Nurettin Özdoğan, e-ticaret Girişimcisi/Divas Diamond Yönetici Ortağı</figcaption></figure>
<p>Her şeyden önce bir internet kullanıcısı olarak 22 Ağustos&#8217;ta ilk testlerin başlayacağı sürecin pozitif ilerlemesini temenni ediyorum. BTK bu test sürecindeki gelişmeleri başta internet sektörü olmak üzere kamuoyu ile paylaşmalı. Ümit ediyorum ki BTK, taslaktaki internet kullanıcılarını kısıtlayacak maddeleri toparlayacaktır.</p>
<p>Kamuoyunun tepkisi işe yaramış ki BTK yeni önerilere göre yeni taslak hazırladı ve tarihi 22 Kasım&#8217;a erteledik. Bu, Türkiye&#8217;nin demokratikleştiğini gösteriyor. BTK&#8217;nın ve Türkiye&#8217;nin önünde bir sınav daha var. O da BTK&#8217;nın temel itirazlar noktasında adım atması.</p>
<p>BTK&#8217;nın interneti daha güvenli bir hale getirme hedefini anlayabiliyorum. Ancak konu, bunun nasıl yapıldığı. Herşeyden önce internetin doğasını anlamak gerekiyor. İnternet doğası gereği yasakları kaldırmıyor. Bunun yerine gelimiş ülkelerdeki gibi internetin kontrolünü kullanıcılara vermesi gerekiyor.</p>
<p>Bu kısıtlamalar dijital pazarlama ve iletişim dünyasını çok ama çok etkiler. Bir alana ne kadar kural ya da kısıtlama koyarsanız her şeyden önce yaratıcılık ölür. Daha sonra insanların bu alanda girişimciliği azalır.</p>
<h3>Paketler içine koyacakları siteler büyük önem arz ediyor</h3>
<p><strong>Eray Endeş, </strong><em>Creasoup Yönetici Ortak, @erayendes</em></p>
<figure id="attachment_14103" aria-describedby="caption-attachment-14103" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14103 " title="Eray Endes" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/erayendes1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14103" class="wp-caption-text">Eray Endeş, Creasoup Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p>Erteleme biraz daha rölantide beklememize neden olacak. Uygulama tam olarak başlamadan herhangi bir kıpırdanma olmayacak bence. Açıkçası Mayıs ayındaki gibi bir hareket beklemiyorum. Yumuşak bir geçiş başlayacağı için kimseden bir ses çıkmayacak. “O kadar da kötü değilmiş” algısı çıkacak. Ama 22 Ağustos’tan sonra çıkacak tepkilerin şiddeti Kasım ayındaki asıl uygulamayı belirleyecek.</p>
<p>Bir bağırtı koptu, insanlar sokaklara döküldü. 22 Ağustos’ta sert bir geçiş yapmak daha da kıyamet kopmasına neden olabilirdi. Sonuçta BTK’da internet kullanıcılarını karşısına almak istemiyordur. Biraz daha nabız yoklayacakları bir dönem olacak bu.</p>
<p>Nitekim kötü niyetli olduklarını düşünmüyorum. BTK’nın amacı internet kullanıcılarına eziyet etmek değil. Doğru bildiklerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Doğru bir uygulamamı, kesinlikle hayır. Ama bu onların kötü niyetli olduklarını göstermez. Ama paketler içine koyacakları siteler büyük önem arz ediyor. Markaların yoğun kullandığı sosyal ağlar, siteler, portallar bu aile filtresine takılırsa erişim gücü büyük oranda düşer. Bu durumda bu erişimi artırmak için paket içine uygun yeni mecralar oluşmaya başlayacaktır.</p>
<h3>BTK toplumu, basını ve STK&#8217;ları yeterince açık bir şekilde bilgilendirmiyor</h3>
<p><strong>İbrahim Özdemir, </strong><em>Teknoloji editörü, @ibrahimozdemir</em></p>
<figure id="attachment_14117" aria-describedby="caption-attachment-14117" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14117" title="İbrahim Özdemir" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/ibrahim_ozdemir.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14117" class="wp-caption-text">İbrahim Özdemir, Teknoloji editörü</figcaption></figure>
<p>BTK yetkilileri internet filtresi ile ilgili yaptıkları her açıklamada bu düzenlemeler konusunda iyi niyetli olduklarını vurgulama ihtiyacı duyuyorlar. Ancak internet filtresi gibi düzenlemelere karşı kamuoyundan yükselen tepkileri çok dikkate alır gibi de görünmüyorlar. Böylesi önemli bir konuda toplumun her kesiminden, söyleyecek sözü olan tüm tarafların, uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının fikirleri alınmalı, yapılacak icraatlarda her aşama bu tartışmalarda dile getirilecek görüşler dikkate alınarak ilerlemeli.</p>
<p>BTK, sivil toplum kuruluşları, basın, kamuoyu,bilişim ve internet sektörü ile daha açık ve direkt bir iletişim kurmalı, eleştirilere kulak vermeli. Sorunların merkezinde yer alan 5651&#8217;den başlayarak konuşulması, çözülmesi gereken sorunlar var. BTK&#8217;nın bu çetrefilli alandaki icraatları ve çalışma süreçleri hakkında toplumu, basını ve STK&#8217;ları yeterince açık bir şekilde bilgilendirmediği, bu konuda doğru bir iletişim süreci işletmediği yönündeki eleştiriler bence çok haklı gerekçelere dayanıyor. Kendi tecrübeme dayanarak şunu söyleyebilirim: Basın toplantıları için bile sadece bir-iki gün önceden davet gönderen, kulaktan kulağa davet yöntemini benimseyen, iletişim kurmakta hâlâ faks ve telefonu tercih eden, bilgi taleplerinizi içeren e-posta mesajlarınıza cevap alamadığınız bir kurum. Bu durumda anlaşılmamaktan şikayet etmeleri de çok mantıklı değil.</p>
<h3>Bilinçsiz hareketler bizi negatif etkiler</h3>
<p><strong>Tuğçe Erül, </strong><em>Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</em></p>
<figure id="attachment_14105" aria-describedby="caption-attachment-14105" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14105 " title="Tuğce Erul" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/lowe-tugce-erul.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14105" class="wp-caption-text">Tuğçe Erül, Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</figcaption></figure>
<p>Bu uygulma ile internet üzerinde özgür irade ortadan kalkıyor. Bu uygulamanın kitap yasaklarından bir farkı yok bence. Devir değişince yasaklanan mecralar değişiyor sadece ama mentalite aynı. Bir çok insan bu filtrelemeyi atlatmanın yolunu bulacak. Buna bir ceza gelir de örnek teşkil ederse o zaman daha farklı sonuçlar beklenebilir.</p>
<p>Tarihin 22 Kasım’a ertelenmesini biraz ateş üzerine konulan tenceredeki kurbağa hikayesine benzetiyorum. Adım adım yapılan değişiklikler referans noktasını kaybetmenize sebep oluyor. Geçişin yumuşak yapılması amaçlı olduğunu düşünüyorum</p>
<p>Durumu iyi-kötü niyet olarak ayrıştırmıyorum. İyi niyetten maraz doğar. Bunu bu şekilde değerlendiriyorum. Bu kısıtlamalar dijital pazarlama ve iletişim dünyasını nasıl etkiler kısmına gelince; nelerin filtreleneceğini bilmeden buna tam cevap vermek mümkün olmaz fakat çok etkisi olacağını düşünmüyorum. Facebook, Twitter vb siteler kara listeye girerse durum değişir tabii. Etkilediği binlerce blogger hiç hesaba katılmadan Türkiye&#8217;de blogspot bile kapatıldı bir dönem. Bilinçsiz hareketler bizi negatif etkiler. Ama standart ve gerçekten bahsedilen, özellikle çocukları korumaya yönelik bir filtrenin bizi etkilememesi gerekir.</p>
<h3>Bu, insanların temel bir hakkı olan iletişim ve haber alma hakkına getirilen net bir kısıtlamadır</h3>
<p><strong>Ali Güracar, </strong><em>41? 29!, @ustunuzum</em><strong></strong></p>
<figure id="attachment_14106" aria-describedby="caption-attachment-14106" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14106 " title="Ali Güracar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/ali-guracar1.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14106" class="wp-caption-text">Ali Güracar, 41? 29!</figcaption></figure>
<p>22 Ağustos&#8217;tan sonra tekrar bir panik furyası kopacak gibi görünüyor. Daha önce bu mesele ilk ortaya çıktığı zaman oluşan kamuoyunun şimdi tekrardan toplanması gerek. Bunun esas etkileri yalnızca internet dünyasına değil tüm Türkiye&#8217;ye olacak. Öğrenme işlemi, bilgi edindikçe gelişen bir süreçtir. Bir kitlenin bilgi edinme yollarını kontrol etmek, öğrenme biçimini, dolayısıyla hareket etme biçimlerini doğrudan etkileyecektir.</p>
<p>Aslında ertelemenin bir katkısı yok, yalnızca sistemin test edilmesi için geçecek 2 fazla aydan bahsediyoruz. Bu süre bize yalnızca tepkimizi daha da organize etmek için daha çok zaman sağlayacaktır. Bu 2 ay neyin, neden yanlış olduğunu gösterebilmemiz için bize tanınmış kıymetli bir zaman. Bu, insanların temel bir hakkı olan iletişim ve haber alma hakkına getirilen net bir kısıtlamadır. Dolayısıyla insanlık seviyesinde tartışılması gerekiyor diye düşünüyorum. Filtre getirilecek olan içeriklerin ne kadar iyi niyetli seçilip seçilmediği bir yana, bir devlet kurumunun, bir milletin neyi görüp neyi göremeyeceğine karar veren mekanizma haline gelmesi tartışılması gereken esas konu. Hangi 11 kişilik, ne gibi kıstaslar ile benim ailemin bütünlüğünün yararına, çocuğumun gelişiminin doğrultusunda karar verme hakkına sahip olabilir?</p>
<p>Dijital pazarlama dünyası bundan &#8220;iletişim&#8221; in etkilendiği boyutta etkilenecek tabii ki. İletişim hakkı, toplumlarda çok sesliliğin, kendini ifade edebilmenin dolayısıyla demokrasinin temel haklarından biridir.</p>
<h3>Sansürün üzerine filtreleme sistemi gelecekse Türkiye internet dünyası için bir kaos olur</h3>
<p><strong>Alper Cici, </strong><em>Mobilera Dijital Pazarlama Müdürü, @alpercici</em></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-14123" title="Alper Cici" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/alper-cici1.jpg" alt="" width="200" height="275" />04.08.2011 tarihinde yayınlanan BTK kararı ile görünen o ki sansüre karşı tepkiler işe yaramış görünüyor. Söz konusu kararda yer alan &#8216;Güvenli İnternet Hizmetini talep etmeyen abonelerin mevcut İnternet erişim hizmeti, herhangi bir değişiklik olmaksızın sunulmaya devam eder&#8217; maddesi bir çok kullanıcının içini rahatlatacak. Ancak engellenen sayısız sitenin akibeti ise halen meçhul ve ertelenen 3 aylık süre de sıkı bir çalışmanın sinyallerini veriyor.</p>
<p>Kullanıcıların kötü içerikten korunmak istemesi nasıl bir hak ise, diğer tarafta kullanıcının hangi bilgiye ulaşacağına karar vermesi de bir hak olmalı. Sürecin sonundaki hayalimiz hiç bir sitenin engellenmemesi ve kullanıcıların kendi iradeleri ile istediği kategorideki içeriği filtreleyebilmeleri şeklinde. Ancak hali hazırda var olan sansürün üzerine bir filtreleme sistemi gelecek ise Türkiye internet dünyası için bir kaosun başlangıcı olur.</p>
<h3>Sansürün azı çoğu olmaz</h3>
<p><strong>Burcu Atasoy, </strong><em>Wanda Digital Müşteri Direktörü, @bircibirci</em></p>
<figure id="attachment_14107" aria-describedby="caption-attachment-14107" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14107 " title="Burcu Atasoy" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/wanda-burcu.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14107" class="wp-caption-text">Burcu Atasoy, Wanda Digital Müşteri Direktörü</figcaption></figure>
<p>Bu yeni düzenlemenin; geliştirilmesi mümkün olursa daha az tepki göreceğine inanıyorum. Ancak hala bir kısıtlama yönteminin üzerine yapılan yamalardan bahsediyoruz.</p>
<p>Açık konuşmak gerekirse başlangıçta çok daha olumsuz bir tablo vardı. 15 Mayıs&#8217;ta binlerce kişinin katılımı ile Taksim&#8217;de gerçekleşen protesto yürüyüşünün bu yeni düzenlemede etkisi olduğunu düşünüyorum. Test dönemi diye adlandırılan bu süreç dikkate alınarak temizlenir, uygulama internetin doğasına daha uygun hale getirilirse, sansür sıfatından kurtulup niyetine uygun bir uyguluma haline gelecektir. Yapılan ikinci düzenlemeyi, BTK&#8217;nın verilen tepkilere kulak verdiğine dair bir referans olarak kabul etmek isterim. Ancak bilgiye ulaşım özgürlüğünü engellediğiniz sürece niyetin bir önemi kalmıyor. Sansürün azı çoğu olmaz. Umarım öyle bir zaman gelir ki hiçbir filtreye ihtiyaç duymadığımız günlere geri dönebiliriz. Zaten herhangi bir devlet kurumunun kötü niyetli olma ihtimalini düşünmek bile istemeyiz.</p>
<p>Kısıtlama yönteminden uzaklaşmadığımız sürece iletişim ve pazarlama dünyasını olumsuz etkileyeceği kesin.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/interneti-nasil-bilirdiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14086</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Müşterileriniz Sosyal Medyayı Yeterince Anlıyor mu? [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 07:48:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[41-29]]></category>
		<category><![CDATA[adinteractive]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Creasoup]]></category>
		<category><![CDATA[Dekatlon Buzz]]></category>
		<category><![CDATA[Digitaliz]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endes]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Günel]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Telci]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Lowe İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Project House]]></category>
		<category><![CDATA[Samet Ensar Sarı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Erül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=13756</guid>

					<description><![CDATA[Herkes burada. Hali hazırdaki tüketici de, potansiyel tüketici de, markalar da, ajanslar da, uzmanlar da... Herkes burada da, iş sosyal medya kullanımına gelince bazı gerçeklerin tekrar edilmesi gerekliliği hiç bitmiyor. Mesela; sosyal medya sadece Facebook ve Twitter’dan oluşmuyor...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, herkes burada. Hali hazırdaki tüketici de, potansiyel tüketici de, markalar da, ajanslar da, uzmanlar da&#8230; Herkes burada da, iş sosyal medya kullanımına gelince bazı gerçeklerin tekrar edilmesi gerekliliği hiç bitmiyor. Mesela; sosyal medya sadece Facebook ve Twitter’dan oluşmuyor, Facebook sihirli bir değnek değil ve bir Facebook sayfası açınca ya da Twitter’da hediye dağıtınca bir anda ‘Love Mark’ olunmuyor gibi&#8230; Sosyal medyada tüketicinin ağzı torba değil, onu da büzemiyorsunuz. E ne yapmak lazım o zaman? Önce bu alanın işleyişini ve dinamiklerini anlamak lazım.</p>
<p>‘Sosyal medya kullanımı’ geniş, uzmanlık gerektiren ‘önemli’ bir konu. Markalar da artık sosyal medyanın önemini kabul ediyor, göz ardı edemiyor. Fakat mecrayı ‘yeterince’ anlıyor mu? Yeni soru bu.</p>
<p>Ajans-müşteri ilişkisi her zaman trajikomik bir hal almıştır. Her diyalogda geçerli olan bir gerçek, ajans-müşteri diyaloğunda kendini tekrar tekrar onaylıyor. “Ne dediğinden çok karşındakinin ne anladığı önemlidir.” Ajansların kafasını omzumuza koyduk, anlat dedik. Anlat&#8230; Müşterilerin sosyal medyayı yeterince anlıyor mu?</p>
<p>Soruyu yönelttiğimiz ajanslar çoğunlukla müşterilerine tam not verdi. Evet, markalar sosyal medyayı gittikçe daha iyi anlıyorlar. Her türlü yeniliğe ve fikre de açıklar. Talepte de bulunuyorlar. Bu taleplerin gerçekçi olanı da var, ilginç olanı da.</p>
<p>Ajansların konu hakkındaki detaylı görüşlerine geçmeden önce karşılaştıkları bazı ilginç taleplere bakalım. :)</p>
<blockquote><p>Ben tek tıkla Facebook’ta 3 milyon kişiye ulaşabillir miyim? Tek tıkla 3 milyon kişiye ulaşacak duruma kaç ayda gelebilirim?</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Eray Endeş, </em><em>Creasoup Yönetici Ortak</em></p>
<blockquote><p>Bu kadar insan internete giriyor mu gerçekten?</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Samet Ensar Sarı, Dekatlon Buzz Kurucu Ortağı</em></p>
<blockquote><p>En ilginç talep şimdiye dek kardeşimden geldi. “Abi ya senin hani bi sürü takipçin falan var ya twitterda. Bi benim şu youtube videosunu paylaşsana be hadi be”. Eskiden arabanın anahtarını isteyen kardeşten şimdi böyle talepler gelmesi ilginç tabii.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Ali Güraçar, 41? 29!</em></p>
<blockquote><p>Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes “Vauv!” desin.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Tuğçe Erül, Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</em></p>
<blockquote><p>Sunulan fikirler arasından ikisini birleştirip yeni bir kolaj yapmak sık karşılaşılanlar arasında…</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Gizem Telci, adinteractive  &#8211; Digital Strategist</em></p>
<blockquote><p>Şu ana kadar gelen en ilginç talep, bir markanın temsilcisinin rakip markaları için negatif içerikler üretilmesini ve yayılımının yapılmasını istemesiydi. Kabul etmedik tabii.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Hakan Şık, Digitaliz Yönetici ve Kurucu Ortağı</em></p>
<blockquote><p>Zynga&#8217;ya ait bir oyunun aynısını yapmamız istendi bir kere. Süresi de yanlış hatırlamıyorsam 1 aydı. Aslında gerekli bütçe ve zaman ile neden olmasın! :)</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Esra Günel,  Project House Sosyal Medya Ekip Lideri </em></p>
<h3>Asıl mesele sosyal medyanın ne şekilde kullanılacağının anlaşılması</h3>
<figure id="attachment_13768" aria-describedby="caption-attachment-13768" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13768" title="Ali Güraçar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/ali-guracar.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13768" class="wp-caption-text">Ali Güraçar - 41? 29!</figcaption></figure>
<p><strong>Ali Güraçar</strong> &#8211; <em>41? 29!</em></p>
<p>Sosyal medya konusunda Türkiye’de faaliyet gösteren markaların başarı öyküleri duyulmaya başlandıkça sosyal medyanın önemini anlayan marka sayısı gün geçtikçe daha da artıyor. Ama tabii esas mesele sosyal medyanın önemini anlamalarından çok ne şekilde kullanacaklarını anlamaları. Sosyal medyanın bir billboard’dan farklı olması gerektiği gerçeğine ise yavaş yavaş, tadını aldıkça  ısınıyoruz. Sonuçta billboard’u kaç kişinin gördüğünü değil de, kaç kişinin onun hakkında ve nasıl konuştuklarını görmek marka yetkilileri için çok daha heyecan verici.</p>
<p>Sosyal medyanın kullanılma amacı arasında marka imajının oturtulması, markaya dijital bir ses getirilmesi ve takipçiler ile bu doğrultuda anlamlı bağlar kurulması başı çekiyor. Satış, müşteri ilişkileri, prezans yönetimi gibi amaçlar bunlardan sonra geliyor. Amaç markadan markaya değişse de, takipçi adına overall marka deneyimini zenginleştirmek esas amaç olmalı. Yukarıda saydıklarımız ise bunu gerçekleştirmek için kullanabileceğimiz farklı araçlar.</p>
<p><strong>Sosyal medya bir takipçi savaşı değil</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya ile ilgili müşterilerimizi ikna etme konusunda en zorluk çektiğimiz nokta, bunun bir takipçi savaşı olmadığı ve başarının çok daha farklı metrikler ile tanımlanması gerektiği konusu. Türkiye’de markalar elimizdeki araçlara aşık olmuş durumda, oysa ki mecranın esas içgörüsü müşterilere aşık olmak. “Sosyal medyada birşeyler yapmak istiyoruz”un tanımı 100.000 takipçi elde edecek projeler üretmektense o 100.000 kişiyi nasıl aktif kılmak gerektiği olmalı. Engagement dahi yeterli bir başarı kriteri sayılmamalı. Sizinle 1 sene boyunca 1er kere engage etmiş 100.000 kişi ne işinize yarar ki?</p>
<p><strong>Sihirli kelime: Yaklaşım ve strateji!</strong></p>
<p><strong></strong>Markalar sosyal medyanın önemi sunumlarına ve o sunumların barındırdığı meşhur, tüm sosyal medya kanallarının logolarını üst üste bir sepete istifleyen “social media bandwagon” görseline doymuş durumdalar. Bunun bir yaklaşım meselesi olduğu, markanın bütünleşik pazarlama stratejisine entegre bir yol belirlenmesi gerektiği ve bu yolda harcanacak eforun bu yaklaşım doğrultusunda olacağını marka yetkililerine hissettirmek kilidi açan nokta.</p>
<p><strong>Arabanın anahtarını versene!</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya tüm markalar için yeni bir mecra olduğu için ilginç talepler/sorular oldukça çok, fakat markalar ısındıkça bu ilginç talepler de giderek azalıyor tabii :) En ilginç talep ise şimdiye dek kardeşimden geldi. “Abi ya senin hani bi sürü takipçin falan var ya twitterda bi benim şu youtube videosunu paylaşsana be hadi be” şeklinde. Eskiden arabanın anahtarını isteyen kardeşten şimdi böyle talepler gelmesi ilginç tabii.</p>
<h3>Artık sosyal mecralar özelinde iletişim stratejileri hazırlanmaya başlandı</h3>
<figure id="attachment_13781" aria-describedby="caption-attachment-13781" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13781" title="Gizem Telci" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/gizem-telci.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13781" class="wp-caption-text">Gizem Telci - adinteractive - Dijital Stratejist</figcaption></figure>
<p><strong>Gizem Telci</strong> &#8211; <em>adinteractive Digital Strategist</em></p>
<p>Youtube, Vimeo, Facebook ve sonrasında Twitter’ın hayatımıza girmesi günlük yaşam akışımız da dahil olmak üzere birçok şeyi değiştirdi. Konvansiyonel mecralardan aldığımız tüm bilgileri bir süre sonra bu mecralardan öğrenir olduk. Bu durum bir süre sonra markaların da dikkatini çekti ve sosyal medya markaların hayatında önemli bir yer edindi.</p>
<p>Ülkemizde sosyal medya son birkaç yılda oldukça önem kazandı. İlk başlarda yalnızca bir iletişim yolu olarak tanımlanan sosyal medya siteleri markalar tarafından daha efektif kullanılmaya başlandı ve sırf bu mecralar özelinde iletişim stratejileri hazırlanmaya başlandı. Şu anda birçok global ve lokal markayla ile ilgili bilgiyi sosyal medyadan alabiliyoruz.</p>
<p>Hizmet verdiğim çoğu markanın sosyal medyayı kullanmasındaki ana amaçlardan biri, 360 derece entegre iletişimin gücünden faydalanmak ve tüketicileriyle iletişimi, onların günün yarısını geçirdikleri sosyal medya sitelerinde de sürdürmek.</p>
<p><strong>Love mark yaratmak ana amaç olmalı!</strong></p>
<p>Bu mecraları kullanırken müşterilerin izlediği yol/strateji konusunda bir genelleme yapmak çok doğru olmaz. Çünkü her bir markanın kendi vizyonu, hedef kitlesi, stratejisi doğrultusunda izlediği farklı bir iletişim yolu var. Bence ana amacı takipçi sayısını artırmak olan içi boş hediyeli kampanyalar yerine love mark yaratarak insanların bir markaya gönülden bağlanmasını sağlamak çok daha değerlidir.</p>
<p><strong>Müşterinin geleneksel bir bakış açısı varsa süreç sıkıntılı olabiliyor</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya konusunda hevesli ve getirisine inanan bir müşteri çoğu zaman yeniliklere açık oluyor. Fakat yeniliklere açık olmayan bir müşteriyle sosyal medyada hareket etmek çoğu zaman sıkıntı yaratabiliyor. Çünkü burası dinamik ve yaşayan bir dünya. Burada uzun onay süreçleri ve katı kurallarla değil, hayata ayak uyduran canlı bir ritimle hareket etmek zorundayız. Müşterinin dar bir vizyonda oluşu ve bu duruma ayak uyduramaması zorluk yaratabiliyor. Müşterinin geleneksel bir bakış açısı varsa onu sosyal medyanın canlı dünyasına adapte etmek sıkıntılı bir süreç haline gelebiliyor. Projelerin markaya olabilecek geri dönüşünü sağlam temellere dayanan bir senaryoyla ortaya koyduğumuzda marka açısından ikna edici oluyor.</p>
<p>Sosyal medya konusunda birçok ilginç taleple karşılaşabiliyoruz. Tek bir örnek vermek çok doğru olmaz ama genelde birçok projede ilginç talepler olabiliyor. Sunulan fikirler arasından ikisini birleştirip yeni bir kolaj yapmak şık karşılaşılanlar arasında…</p>
<h3>Sosyal medyadan mass media’nın sunduklarını beklemek, denizde patates yetişmesini beklemek gibi bir şey</h3>
<figure id="attachment_13784" aria-describedby="caption-attachment-13784" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13784" title="Eray Endeş" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/eray-endes.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13784" class="wp-caption-text">Creasoup - Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Eray Endeş</strong> &#8211; <em>Creasoup Yönetici Ortak</em></p>
<p>Türkiye’deki hem global hem de lokal markaların sosyal medyanın önemini anlamaya çalıştıklarından eminiz. Yeterince anlamalarını sağlamaksa hizmet verenlere düşüyor. Markalar “burada olmam lazım” diyor ama “nasıl” kısmında zorlanıyor. Bir de, sosyal medyadan ne beklemesi gerektiği çok net değil müşteri tarafında. Burada da neyin olup neyin olmayacağını anlatmak bize düşüyor. Markanın sosyal medyayı kullanmasındaki amaç konusunda müşteri bağını artırmak genellikle en önemli neden. Sosyal medyada var olmanın kendisi de başlıca bir neden olabiliyor fakat genellikle önem verilen şey hedef kitleyle iletişim kurabilmek. İkincil hedef olarak da ‘denemeye teşvik’ diyebiliriz. Henüz kendisiyle gerçek anlamda tanışmamış potansiyel kitlenin kendisini tanımasını, denemek istemesini amaçlıyor.</p>
<p><strong>Nicelikten çok, nitelik önemli</strong></p>
<p>Müşterilerimiz, pazarlama ve iletişim alanında tecrübeli, bu alanda yıllarca çalışmış marka yöneticileriyle diyalog kuruyor. Onun bilgi birikimindeyse mass media mecraları yer alıyor. En çok zamanı sosyal medyada amacın çok kişiye değil istediğimiz kişiye ulaşmak olduğunu anlatma konusunda harcıyoruz diyebiliriz. Tabii ki sosyal medyayı anlatırken sayılardan, araştırmalardan da yararlanarak ve case study’lerle de destekleyince müşterilerimizle birbirimizi anlamamız kolaylaşıyor. Buradaki zorluk, belli başlı müşterilerle ilgili değil. Pazardaki zorluk, müşterinin alışmış olduğu durum ve koşullardan farklı özelliklere sahip yepyeni bir alanda hareket ediyor olacak olması. Müşterinin aklındaki o paradigma kaymasını yapmak da ajanslara kalıyor. O kısım atlanıp, farklı vaatler sunulunca, o müşteri sosyal medyadan gerçekdışı sonuçlar beklemeye haklı olarak devam ediyor. Müşteriyi ikna etme konusundaki anahtar cümlelerimiz: “Çok kişi değil, doğru kişiler. Hedeflediğim kitleye ulaşmam önemli, hedefimin tamamen dışında olan milyonlara değil.”<br />
Bizce amaç markanın genel iletişim stratejisine uygun bir sosyal medya varlığı yaratmak olmalı. Hedefler de, o yılın stratejisine göre belirlenmeli. Sosyal medyada, uzun vadeli bir iletişim kurmak gerekiyor. Burada önemli olan, sosyal medyadaki mesajı, o mesajla gerçekten ilgilenen kitleye iletmek. Burada nicelikten çok, nitelik önemli olmalı. Sosyal medyadan, mass media’nın sunduklarını beklemek olmaz. Bunu beklemek, denizde patates yetişmesini beklemek gibi bir şey.</p>
<p>Tek atımlık projeler, sosyal medyanın yapısı ve doğasına uygun değil. Televizyonda yalnızca Temmuz ayında reklamınızı gösterirseniz olur ama Facebook sayfanızda yalnızca Temmuz ayında içerik paylaşıp diğer aylar hiçbir şey yapmazsanız olmaz.</p>
<p>Karşılaştığımız ilginç istekler arasında ilk aklıma gelen; ‘Ben tek tıkla Facebook’ta 3 milyon kişiye ulaşabillir miyim? Tek tıkla 3 milyon kişiye ulaşacak duruma kaç ayda gelebilirim?’ bu soru, aslında bize müşterinin kafasında sosyal medya/mass media ayrımının henüz oturmadığını da gösteren soru olmuştu.</p>
<h3>Anlayış bir önceki yıla göre oldukça arttı</h3>
<figure id="attachment_13775" aria-describedby="caption-attachment-13775" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13775" title="Tuğçe Erül" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/tugce-erul.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13775" class="wp-caption-text">Lowe İstanbul - Dijital Grup Direktörü</figcaption></figure>
<p><strong>Tuğçe Erül</strong> &#8211; <em>Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</em></p>
<p>Sosyal medyanın önemi bir önceki yıla göre müşteri nezdinde çok daha arttı. Sosyal medya, yaptığınız kampanyanın nasıl algılandığını anında test edebileceğiniz bir platform sunar. Lokal markaların bu konuda daha agresif davrandığını düşünüyorum. Türkiye’de özellikle Facebook’ta en fazla hayran sahibi olan markalara baktığımızda çoğunluğunun lokal markalar olduğunu görüyoruz. Elbette sadece Facebook yatırımı iyi bir sosyal medya stratejisini oluşturmuyor. Kapsamlı bir sosyal medya stratejisinin ve planının, mevcut iletişim planlarına tam entegrasyonu sağlandığı zaman markaların bu konunun önemini ne kadar iyi anladığından bahsedebiliriz.</p>
<p><strong>Sosyal mecralar markaların oyun alanları</strong></p>
<p>Sosyal medyayı iletişim platformu olarak kullanmanın en önemli amaçlarından biri tüketicilere yakınlaşmak, onlarla sürekli iletişim halinde olmak. Bu zaten beraberinde istenilen bağlılığa ulaşmak için gereken ortamı sağlıyor. Kendinize ait bir mecra yaratıyorsunuz. Marka dünyanız ve markanız ile ilgili mesajları tüketiciyi sıkmadan aktarabiliyorsunuz. Özetle burası markanın oyun alanı oluyor artık.</p>
<p>Sosyal medyayı bir platform haline getirmek maddi &amp; manevi sürekli yatırım gerektiren bir şey. Mutlaka marka ekiplerinde bu konudan sorumlu bir uzmanın çalışması şart. Bunun yanında tüketicileriniz ile iletişim kurmak demek onların da size cevap vermesi, soru sorması demek. Markalar bunun yönetimi konusunda hassaslar. Pazarlamacılar için en önemli olan konulardan biri de yeni çıkan sosyal ağların yeterince penetre olmaması. Örneğin Foursquare henüz rüştünü ispat etmedi; bu nedenle de yoğun kullanılmıyor. Twitter’ı bile henüz etkin kullanan marka sayısı çok çok az.</p>
<p><strong>“Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes ‘Vauv!’ desin” </strong></p>
<p>“Tüketici neredeyse biz de orada olmalıyız” cümlesi bizce anahtar cümle. Onların bulundukları şekilde ve onların konuştuğu dil ile&#8230; Ve şuan tüketicilerimizin nerede olduğunu net olarak adres edebiliyoruz. Daha da önemlisi sizi takip eden tüketicilerin markanız için değeri nedir ve takipçilerinizi işinizi büyütmek için nasıl değerlendirebilirsiniz, bunun cevabını verebiliyoruz.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığımız ilginç talepler arasında ilk aklımıza gelen: “ Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes “Vauv!” desin.”</p>
<h3>Markalar geçmiş senelere göre daha açık ve talepkar</h3>
<figure id="attachment_13786" aria-describedby="caption-attachment-13786" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13786 " title="Alper Cici" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/alper-cici.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13786" class="wp-caption-text">Mobilera - Dijital Pazarlama Müdürü</figcaption></figure>
<p><strong>Alper Cici</strong> &#8211; <em>Mobilera Dijital Pazarlama Müdürü</em></p>
<p>Artık çoğu lokal ve global marka sosyal medya’daki takipçi ya da fan sayısının pek bir şey ifade etmediğini biliyor. Asıl önemli olanın müşterileri anlayabilmek adına yapılan kişisel yorumlarını incelemek, analiz etmek ve bunlara yapıcı cevaplarla dönebilmek olduğunu öğreniyorlar. Akıllı markalar, 300-500.000 takipçi kazanmaktan çok, her yeni takipçinin ya da fan’ın markalarına neden önem verdiğini derinlemesine anlamaya çalışıyor; sorular soruyor, interaktif içerikler üretiyor ve anında dönüş yapıyor. Artık markalar da müşterileri ile aralarındaki duvarların kalktığını biliyor ve gün be gün onlarla daha samimi ilişkiler kurmak için iletişim kanallarını kuvvetlendiriyor. Bunu korkutucu gören markalar da olabilir ancak şunu bilmeleri gerekir ki aslında markaların elinde hayranlarının her birinin akıllarından geçeni teker teker görerek, onlara isimleriyle hitap edebilme yetisi sunan bir mekanizma var.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın doğası gereği tüm ilişkiler güven üzerine oturtulmalı</strong></p>
<p>Sosyal medyadaki amaç yukarıda da değindiğimiz gibi müşterileri ile en samimi ilişkiyi kurmak. Büyük rakamlarla ölçülen, sayılara odaklanmış bir anlayıştan uzak stratejilerden vazgeçilmeli. Sosyal medyanın doğası gereği, tüm ilişkilerin güven üzerine oturtulması gerekiyor.</p>
<p>Bundan 10 sene öncesine kadar, markaların müşterilerini dinleyebiliecekleri bir platform yoktu. Artık markaların ürünlerini yenileştirmek, düzeltmek ve müşterilerine uygun hale getirebilmek için ellerinde çok kullanışlı bir çok platform mevcut. İş geliştirme departmanlarının işine yarayacak en önemli kaynak da bizce aslında sosyal medya.</p>
<p>Eğer global bir marka Facebook’ta satış yapmak için varoluyorsa, yanlış yere gelmiş demektir. Eğer yarattığı uygulamada hayranlarının gözünün içine logolarını sokmaya çalışıyorsa, love brand olmayı şimdiden unutmalıdır. Sosyal mecralarda yapılan her manevra, aslında markanın var olan müşterileriyle en samimi ve yapıcı ilişkiyi kurmasına adına yapılmalıdır.</p>
<p>Sosyal medya kullanımı konusunda markalar geçmiş senelere göre daha açık ve talepkar. Anlık etkileşimlerin hızla yayıldığı sosyal medya kullanımında proje üretmek kadar, takibi ve tüketicinin tepkisini de iyi analiz etmek ve projeye yeri geldiğinde müdahele etmek de gerekebiliyor.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda müşterilerimizden gelen öyle çok enteresan bir talep olmadı aslında. Genel olarak insanları şaşırtacak, daha önce yapılmamış şeyleri yapmak gibi taleplerle karşılaştık hep, ki bu da çok normal. Gerek Bir Beren’e Sormak Lazım projesinde, gerek Turkcell Projection Mapping projesinde, gerekse Müsaitseniz Fala Bekleriz projemizde hep bu talepleri karşılamak için çalıştık. Böylece sosyal medyada pek de yapılmamış projeleri hayata geçirerek aslında biz herkezi şaşırtmış olduk.</p>
<h3>Artık markalar sosyal medyada yer almayı kendileri istiyor</h3>
<p><strong>Esra Günel</strong> &#8211; <em>Project House Sosyal Medya Ekip Lideri</em></p>
<figure id="attachment_13788" aria-describedby="caption-attachment-13788" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13788" title="Esra Günel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/esra-gunel.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13788" class="wp-caption-text">Project House - Sosyal Medya Ekip Lideri</figcaption></figure>
<p>Türkiye her konuda olduğu gibi dijital dünyanın devrimi olarak nitelendirilebilecek olan sosyal medyaya da beklenenden çok daha hızlı adapte oldu. Özellikle global markalar, Avrupa ve Amerika’da var olan gelişmelere adapte olmaya zorlandığından orada verilen hedefleri gerçekleştirmek adına sosyal medya için ayrı bir bütçe ve plan oluşturdu. Bazı markalar ise kendiliğinden etraftaki gelişmelerin arkasında kalmamak için, rekabet için bazen de sadece imaj için sosyal medya ya önem vermeye başladı.</p>
<p>Şu an için sosyal medya daha çok marka ve müşteri arasındaki bağı kuvvetlendirmek ve ayrı bir mecra yaratmak amacıyla kullanılıyor. Bu dönemde markalarının büyük çoğunluğunun başlıca KPI&#8217;ı fan sayısı olduğundan kalabalık bir mecra ön planda. Biz tabii ki elimizden geldiğince bu focus&#8217;u değiştirmeye uzun vadede önemin fan sayısı kadar etkileşim rakamında olduğunu anlatmaya gayret ediyoruz. Sonuçta sosyal medya markaların iletişim platformu bu nedenle tabii ki kaç kişiye seslendiğiniz önemli. Ancak siz seslenirken kaç kişinin de bu sese geri döndüğü aslında iletişim kurup kurmadığımızın gerçek cevabı oluyor.</p>
<p>Biz aynı zamanda yakın bir geçmişte lansmanını da yaptığımız &#8220;social impact &#8221; isimli ürünümüzle sosyal medya kanallarından toplanabilmekte olan demografik bilgiler haricinde<br />
kişilerin yaşam stillerini tespit etmeye çalışarak onlara en doğru zamanda en doğru yerde ulaşmayı hedefliyoruz. Tabii kişinin izni doğrultusunda.</p>
<p><strong>“Müşterileriniz, siz orada olsanız da olmasanız da hakkınızda konuşuyor”</strong></p>
<p>Sosyal medya ile ilgili müşterinizi ikna etme sürecinin geçen sene yaşadığımız bir süreç olduğu kanısındayız. Bu yıl itibariyle artık markalar kendi istekleri ile sosyal medya içinde doğru kanal ve doğru strateji ile yer almak istiyorlar. Anahtar cümle: &#8220;Müşterileriniz, siz orada olsanız da olmasanız da sizin hakkınızda sosyal medyada konuşuyorlar, orada olarak bu süreci yönetmek sizin elinizde!&#8221;</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığınmız en ilginç talep ise; sosyal medyanın yavaş yavaş bazı markalar için duyulduğu 2010&#8217;un ilk yarısında, o dönem çok popüler olan Zynga&#8217;ya ait bir oyunun aynısını yapmamız istenmesi. Süresi de yanlış hatırlamıyorsam 1 aydı. Aslında gerekli bütçe ve zaman ile neden olmasın! :)</p>
<h3>2011 itibariyle markalara ait sosyal medya hesapları arttı</h3>
<p><strong>Lara Akış Baruh</strong> &#8211; <em>Wanda Socialist Group Head</em></p>
<figure id="attachment_13789" aria-describedby="caption-attachment-13789" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13789 " title="Lara Akış Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/lara-akis-baruh.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13789" class="wp-caption-text">Wanda Socialist - Group Head</figcaption></figure>
<p>Sosyal medyanın önemi ülkemizde gayet iyi anlaşılıyor. Özellikle 2011 itibariyle markalara ait sosyal medya hesaplarının artışını görebilirsiniz. Aslında Türkiye’de global markaların sosyal medyaya girişi ile lokal markalar arasında pek fark olduğunu söyleyemeyiz. Ama global markalar yurtdışındaki örneklerden haberdar oldukları için, lokal markalara göre daha hızlı ilerleyebiliyorlar.</p>
<p>Wanda Socialist olarak hizmet verdiğimiz markalar birçok farklı sektöre ait. Doğal olarak sosyal medya kullanımındaki amaç da farklı. Bazı markalar satış odaklı ilerlemek istiyor, bazı markalar tüketicideki algısını değiştirmek istiyor. Bazısı ise kendi sektöründe ilkleri yakalayacak bir marka olmayı hedefliyor. Bizce amaç her zaman şeffaflık ilkesini benimsemiş, tüketiciyle birebir iletişime geçmiş markalar yaratmak olmalı. Algıyı bu noktada tuttuğumuz zaman diğer hedefler zaten gerçekleşecektir.</p>
<p>Bizim asıl önemli bulduğumuz nokta markanın “tone of voice”u ve duruş noktasıdır. Bu konunun önemini müşterilerimize doğru anlattığımız takdirde ikna konusunda bir sorun yaşamıyoruz.</p>
<p>Markamızı ikna etmek için sihirli bir cümlemiz yok. Biz sunduğumuz fikirlere ve yaratıcılığın gücüne inanıyoruz. :)</p>
<h3>Markalarımızın sosyal medya ve dijital iletişim konusunda açık fikirli ve inovatif</h3>
<figure id="attachment_13790" aria-describedby="caption-attachment-13790" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13790" title="Samet Ensar Sarı" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/samet-ensar-sari.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13790" class="wp-caption-text">Dekatlon Buzz - Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Samet Ensar Sarı</strong> &#8211; <em>Dekatlon Buzz Kurucu Ortağı</em></p>
<p>Dekatlon Buzz olarak hem yerel hem de global bir çok büyük iş ortağımıza hizmet veriyoruz. Bilinç düzeyine bakıldığında global markaların bu konuda daha ileride olduğunu söylemek mümkün. Fakat bunda kesinlikle yerel markaların işleyiş biçimleriyle ilgili bir problem yok. Tamamen Türkiye ve dünyanın dijital iletişim konusundaki farklarından kaynaklanıyor bu durum. Yani ortalama bir Türk internet kullanıcısı da Amerika’daki muadiline göre internet konusunda daha düşük bilinç seviyesinde. Fakat bizim avantajımız, hem yerel hem de global iş ortaklarımızın sosyal medya ve dijital iletişim konusunda açık fikirli ve inovatif olmaları.</p>
<p>Sosyal medya; artık pazarlama planlarının ufak bir yerinde yer alacak kadar önemsiz değil. Hatta reklam – halkla ilişkiler gibi iletişim çalışmalarının yanına bir büyük daha geliyor desek abartmış olmayız kesinlikle. Bu açıdan bakıldığında markalar halen klasik iletişim çalışmalarına aslan payını veriyor ve sosyal medya üvey evlat muamelesine maruz kalıyor. Fakat bunun da çok uzun süreceğini düşünmüyorum.</p>
<p><strong>Her markanın nihai hedefi satışı etkilemek</strong></p>
<p>İş ortaklarımız arasında sosyal medya kullanım amaçları arasında şu anda son kullanıcıya ulaşmak başı çekiyor diyebiliriz. Sosyal medya, klasik iletişim çalışmaları ile karşılaştığında daha çok halkla ilişkiler disiplinini yansıttığı için imaj oluşturmak ve sürekli kılmak da var. Türkiye için konuşacak olursak şu anda love mark yaratmak uzak bir hedef olabilir. Bizim çalıştığımız markalar arasında doğrudan satışa tesir göstermesini sağladığımız çalışmalarımız da var. Farklı bir amaçla yola çıkılmış bile olsa neticede her markanın nihai hedefi budur zaten. Bizce şu aşamada sosyal medyada var olma amacı müşteriler ile doğru dilden ve stratejik iletişim olmalıdır. Sonrasında diğer dinamikler zaten kendi kendilerini geliştirecek ve nihai hedef olan satış da gerçekleşecektir.</p>
<p><strong>Bazen marka fazla temkinli davranmak istiyor</strong></p>
<p>Sosyal medya, her gün farklı bir gelişmenin öne geçebileceği bir platform olduğu için klasik pazarlama anlayışından gelen insanların buraya ısınmaları biraz zor olabilir. Birçoğu ile şeffaf bir iletişim içerisinde olduğumuz için ikna konusunda siyah-beyaz ayrımı yaşamıyoruz fakat yine de marjinal denebilecek çalışmalar zaman zaman onları korkutabiliyor. Zorluk çekilen noktada ise genellikle fazla temkinli davranmak istemeleri oluyor. İş ortaklarımız ise klasik mecralarda var olan itibarlarını bu mecrada da yükselterek devam ettirmek istedikleri için bazen süreç uzayabiliyor.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığımız soruların başında “Bu kadar insan internete giriyor mu gerçekten?” sorusu geliyor.</p>
<h3>Etkileşim, viral, sosyal CRM gibi kavramlar markaların jargonlarına girmiş durumda</h3>
<figure id="attachment_13791" aria-describedby="caption-attachment-13791" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13791" title="Hakan Şık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/hakan-digitaliz.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13791" class="wp-caption-text">Digitaliz - Yönetici ve Kurucu Ortağı</figcaption></figure>
<p><strong>Hakan Şık</strong> &#8211; <em>Digitaliz Yönetici ve Kurucu Ortağı</em></p>
<p>2009’dan beri Türkiye’deki global ve yerel markalara sosyal medya pazarlamasının önemi anlatıyoruz. O zamanlar birçok marka yetkilisi “sosyal medya”nın ne olduğunu dahi tam olarak bilmezken, şimdilerde neden sosyal medyada yer almaları gerektiklerinin bilincindeler ve “etkileşim”, “viral”, “sosyal CRM” gibi birçok kavram, jargonlarına çoktan girmiş durumda.</p>
<p>Markaların büyük bir çoğunluğu sosyal medyayı, hedef kitlelerine en efektif şekilde ulaşabilmek ve satışlarını artırmak amacıyla kullanmak istiyor. Marka, yaptığı her çalışmada olduğu gibi sosyal medyada yapacağı çalışmaların da direk veya dolaylı olarak satışlarına yansımasını istiyor. Fakat burada kaçırılmaması gereken bir nokta var; sosyal medyada var olmak isteyen markaların ilk düşünmesi gereken şey, satışlarından çok müşteri veya potansiyel müşterileriyle bağ kurmak olmalı. Müşterilerinin isteklerine kulak vermeyen ve buna göre hareket etmeyen markaların işi gelecek dönemlerde daha da zorlaşacak.</p>
<p><strong>“Neden?”, “Ne kazanacağım?” ve “Nasıl?”</strong></p>
<p>Ajans kendini nasıl konumlandırırsa konumlandırsın, markanın ajanstan cevaplamasını beklediği sorular değişmiyor: “Neden?”, “Ne kazanacağım?” ve “Nasıl?”. Bunu hemen hemen tüm şirket veya markalar için bu şekilde düşünebilirsiniz. Bu sorulara verdiğiniz cevapların, markanın isteklerine paralel ve kendi içinde tutarlı olması çok önemli.</p>
<p>Ekibimizi “Etkileşim Mühendisleri” olarak tanımlıyoruz. Sosyal medyadaki en önemli değişkenlerden biri, belki de en önemlisi “içerik”. Önümüzdeki dönemde globalde ve Türkiye’de “içerik üretimi”nin önemi katlanarak artacak. Sosyal medyada yer alan tüm markalar, önümüzdeki senelerde pazarlama stratejilerini bu doğrultuda yeniden şekillendirecekler. Bu bağlamda “Etkileşim Mühendisleri”, özellikle sosyal ağlarda içerik üretebilen ve gerek bu içeriklerle, gerekse ortaya koydukları projelerle kullanıcıları markalar için içerik üretmeye teşvik edecek beyinlerden oluşuyor.</p>
<p>Şu ana kadar gelen en ilginç talep, bir markanın temsilcinin rakip markaları için negatif içerikler üretilmesini ve yayılımının yapılmasını istemesiydi. Bu çalışmanın kesinlikle “etik” olmayacağını ve böyle bir çalışma yapamayacağımızı kendilerine ilettik. Zaten Türkiye’deki internet kullanıcıları, olumlu veya olumsuz, gerçek olmayan bir içerik ile karşılaştıklarında bunu hemen ayırt ediyor ve ilgili içeriğe itibar etmiyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13756</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
