<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Ali Güraçar arşivleri - Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/tag/ali-guracar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/tag/ali-guracar/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 May 2012 14:16:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.1</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>Sosyal Medya Eğitimlerimiz Bursa&#8217;da Rekor Katılım ile Başladı</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/sosyal-medya-egitim-bursa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahadır Atasoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 14:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[BilgiBursa]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Güner]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=29977</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi ve sosyalmedya.co'nun birlikte düzenlediği Sosyal Medyada Marka Yönetimi isimli eğitim programı 5 Mayıs Cumartesi günü Bursa'da rekor katılım ile başladı. Beş hafta sürecek eğitim Bursalı profesyoneller ve üniversite...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi ve sosyalmedya.co&#8217;nun birlikte düzenlediği Sosyal Medyada Marka Yönetimi isimli eğitim programı 5 Mayıs Cumartesi günü Bursa&#8217;da rekor katılım ile başladı. Beş hafta sürecek eğitim Bursalı profesyoneller ve üniversite öğrencilerinin yoğun ilgisi ile karşılaştı.</p>
<p>Bursa&#8217;da yapılan ilk sosyal medya eğitimi olma özelliğini taşıyan program 50 katılımcı ile start aldı. Bilgi Eğitim tarafından organize edilen eğitim <a href="http://bilgi.edu.tr/bilgibursa/" target="_blank">BİLGİBursa</a> Merkezi&#8217;nde gerçekleşiyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-29987" title="Sosyal Medyada Marka Yönetimi Eğitim Programı" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/05/Bursa-590x393.jpg" alt="" width="590" height="393" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/05/Bursa-590x393.jpg 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/05/Bursa-300x200.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/05/Bursa.jpg 1600w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-29988" title="Sosyal Medyada Marka Yönetimi" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/05/IMG_8931bbb-590x362.jpg" alt="" width="590" height="362" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/05/IMG_8931bbb-590x362.jpg 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/05/IMG_8931bbb-300x184.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/05/IMG_8931bbb.jpg 1600w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Eğitim programının ilk gününde katılımcılar sosyalmedya.co kurucusu Fatih Güner ve 41?29! Sosyal Medya Direktörü Ali Güracar&#8217;ı dinlediler. BİLGİBursa Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Duygu Yılmazer&#8217;ın de bulunduğu eğitime Bursa Vali Yardımcısı Ahmet Hamdi Usta da katıldı.</p>
<p>Sosyal Medyada Marka Yönetimi programı dört hafta daha devam edecek ve 2 Haziran günü son bulacak. Katılımcılar bu dört hafta içerisinde sosyal medya ve dijital pazarlama alanlarında önemli isimlerden eğitim alacaklar. Eğitime kayıt olanlar arasında reklamcılar, halkla ilişkiler sektörü temsilcileri, iş dünyası temsilcileri, medya temsilcileri, üniversite öğrencileri ve kamu görevlileri yer alıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29977</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dijital Pazarlamacı Manifestosu [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/dijital-pazarlama-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/dijital-pazarlama-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 13:33:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[41?29!]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Burçak Günsev]]></category>
		<category><![CDATA[Dekatlon Buzz]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Pazarlamacı]]></category>
		<category><![CDATA[Dudu]]></category>
		<category><![CDATA[Manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Alaz]]></category>
		<category><![CDATA[Taci Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Erül]]></category>
		<category><![CDATA[Tuna Tiryakioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Vadi Efe]]></category>
		<category><![CDATA[Wanda Digital]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=27114</guid>

					<description><![CDATA[Dünyada ortalama internet kullanıcı sayısı 2 milyardan fazla. Türkiye'de bu rakam 30 milyona denk geliyor. Akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar ile dijital dünyayı çantamızda ve avcumuzun içinde taşıyoruz. Böyle bir dünyada paylaşmanın sonu olmadığı gibi...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ortalama internet kullanıcı sayısı 2 milyardan fazla. Türkiye&#8217;de bu rakam 30 milyona denk geliyor. Akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar ile dijital dünyayı çantamızda ve avcumuzun içinde taşıyoruz. Böyle bir dünyada paylaşmanın sonu olmadığı gibi, her gün değişen platformlara ve kullanım alışkanlıklarına uygun pazarlama stratejilerin de sonu gelmiyor.</p>
<p>Evet; son 10 yılda pazarlama dünyasında çok fazla şey degişti.  Dijital Pazarlama Yöneticileri, uzmanları; yani dijital pazarlamacılar da bu dünyanın  kalbinde duruyor. İşte bu yazının yazılma sebebi de dijital pazarlamacıların profilini çizmek.</p>
<p>Tek soru, 7 cevap&#8230;</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Dijital Pazarlamacının yetenek setinde neler olmalı?[/heading]</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-27115" title="Özgür Alaz" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ozgur-Alaz.jpg" alt="" width="240" height="382" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ozgur-Alaz.jpg 240w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ozgur-Alaz-188x300.jpg 188w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><a href="https://twitter.com/#!/ozguralaz" target="_blank">Özgür Alaz</a>, <a title="Promoqube" href="http://www.promoqube.com/" target="_blank">Promoqube</a> Kurucu Ortak</strong></p>
<p>Yetenekleri sınıflandırmayı seviyorum.</p>
<p>En temelde beceriler var. Hızlı klavye kullanmaktan Excel formulasyonlara, dünyanın en iyi sunumlarını hazırlamaya veya bilgiye ulaşma becerilerine uzanan beceriler gerekiyor.</p>
<p>Bir üst katmanında işle ilgili yetenekler bulunuyor. Google Analytics ve Adwords sertifikasına sahip olmak, kullanılabilirlik nedir bilmek, dijital süreçleri bilmek bu katmanda.</p>
<p>Daha üstünde stratejik yetenekler bulunuyor. İşin temeli pazarlamayı bilmek. Ancak işimiz çok istatistik, strateji ve ekonomi odaklı. Bu tip stratejik konuları bilmek fayda sağlıyor.</p>
<p>Daha üst katmanda da kişinin merakı, yaşam tarzı, tanıştığı kişiler, inovasyon yapma şekli ve düşünme biçimi gibi yetenekler bulunuyor. Tek bir yetenek seti olduğunu düşünmüyorum. Kişiler farklı güçlü yönlerini bilmeli ve kendi kişiliklerine paralel yetenekler geliştirmeli.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-27117" title="Taci Yalçın" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Taci-Yalcin.jpg" alt="" width="240" height="335" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Taci-Yalcin.jpg 240w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Taci-Yalcin-214x300.jpg 214w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><a title="Taci Yalçın" href="https://twitter.com/#!/tacibey" target="_blank">Taci Yalçın</a>, <a href="http://www.leoburnett.com/" target="_blank">Leo Burnett</a> Sosyal Medya Müdürü</strong></p>
<p>“Bir dijital pazarlamacının yetenek seti ne olmalı?” sorusu, açıkçası fazlasıyla iddialı bir soru. Zira dijital sektörün dinamikleri hızla &#8211;  hatta müthiş bir hızla – değişti için yetenek setinden bahsedebilmemiz biraz zor. Nasıl bir liste yaparsak yapalım, çok değil 1 hafta sonra bu listenin değişmesi olası&#8230;</p>
<p>Ben bu yüzden, yetenek setinden çok; bir dijital pazarlamacının, özellikle sosyal medya alanında çalışan herhangi birinin; yani bir direktörün, yöneticinin, hatta stajyerin cevaplaması gereken belli başlı sorular olduğunu düşünüyorum.</p>
<ol>
<li>Global ve yerel trend raporlarının kaçına abonesin? Kaçını düzenli olarak takip ediyorsun?</li>
<li>Global ve yerel sektörel blogların kaçını, hangi sıklıkla takip ediyorsun?</li>
<li>Güncel haberleri takip ediyor musun? Günlük, düzenli okuduğun bir haber sitesi veya gazete var mı?</li>
<li>Twitter’da, sektöründe etkili kaç kişiyi takip ediyorsun? Globalde, yaptığın işi en iyi yapan kişilerden haberdar mısın? Onları Twitter’da takip ediyor musun?</li>
<li>Çalıştığın markanın yereldeki rakiplerini ve globaldeki muadillerini ne sıklıkla takip ediyorsun?</li>
<li>Global ve yerel sosyal medya monitoring araçlarını kullanabiliyor musun? Bu araçları kullanırken aralarındaki farkları görebiliyor musun?</li>
<li>Ücretli veya ücretsiz hiçbir sosyal medya monitoring aracı kullanmadan da takip yapıp, raporlayabilir misin?</li>
<li>Sosyal medya yönetimi üzerine yapılmış araçlardan haberdar mısın? Kaçını, hangi amaçla kullanıyorsun?</li>
<li>Excel’i, raporlama ve analiz konularında ne kadar yaratıcı (evet, yaratıcı) kullanabiliyorsun?</li>
<li>Sosyal medya platformlarının kaçının kullanım koşullarını ve gizlilik sözleşmelerini okudun? Değişme ihtimallerine karşın (evet, zaman zaman değişikliğe uğruyorlar) halihazırda okuduklarını bile tekrar gözden geçirdiğin oldu mu?</li>
<li>Şimdiye kadar bir bilişim avukatıyla herhangi bir konu hakkında konuştuğun oldu mu? Yoksa zaten düzenli olarak iletişimde olduğun bir bilişim avukatı var mı?</li>
<li>API’lerden ve platformların bazı teknik özelliklerinden üst düzey olmasa da yeteri kadar anlıyor musun? Uygulama fikri geliştirirken bunların çok işine yarayacağının farkında mısın?</li>
<li>Yazılımcılarla ne kadar konuşuyorsun? Onlara en son ne zaman bir soru sordun?</li>
<li>Sektörle ilgili veya ilgisiz, kitap okuma alışkanlığın var mı?</li>
<li>Türkçe biliyor musun? Peki yazabiliyor musun?</li>
<li>Araştırma, ölçümleme ve analiz konularına kafayı ne kadar takıyorsun? Bunlar için neler yapıyorsun? Hiç talep gelmediği halde, sadece müşterinin faydası için herhangi bir konuda detaylı bir ölçümleme ve analiz raporu hazırladın mı?</li>
<li>Mecra yönetiminden sosyal medya takibine, kriz yönetiminden rakip analizine kadar yaptığın birçok şeyi raporlaman gerektiğinin farkında mısın? Farkındaysan, raporların –müşterin için- ne kadar anlaşılır ve onlara ne gibi faydalar sağlıyor?</li>
<li>Çalıştığın markanın televizyon reklamlarını, basın ilanlarını düzenli olarak takip ediyor musun? Markanın “diline ve tonuna” hakim misin? Sosyal medya iletişiminde bunu ne kadar dikkate alıyorsun?</li>
<li>Facebook, Twitter ve Google reklamlarını ne kadar etkin kullanabiliyorsun?</li>
<li>Sunum hazırlama ve “sunma” konularında kendini yeterli görüyor musun?</li>
<li>Zaman yönetimi konusunda ne kadar başarılısın?</li>
<li>Sorun çözme konusunda yeterince inisiyatif alıyor musun?</li>
<li>KPI ve ROI kavramlarını duyunca cin çarpmışa mı dönüyorsun?</li>
<li>Müşteriyle empati kurabiliyor musun?</li>
<li>Yapılabilir yaratıcı uygulama fikirleri geliştirebiliyor musun?</li>
<li>Gerektiğinde son kullanıcı seviyesine inip, onlar gibi düşünebiliyor musun?</li>
<li>PM olmadığında proje yönetimi, BM olmadığında müşteri yönetimi yapabiliyor musun?</li>
<li>Birlikte çalışmadığın markalar için de proje fikirleri düşünüyor musun?</li>
<li>Çalıştığın tüm markalara aynı sosyal medya stratejisini mi hazırlıyorsun?</li>
<li>Email marketing, SEM, SEO ve Mobile Marketing gibi yöntemleri sosyal medya iletişimi için ne kadar efektif kullanabiliyorsun?</li>
<li>Çalıştığın markanın fabrikasını/ofisini hiç ziyaret ettin mi?</li>
<li>Milli Piyango dendiğinde aklına sadece yılbaşında aldığın çeyrek bilet mi geliyor?</li>
</ol>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-27118" title="Burçak Günsev" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Burcak.jpg" alt="" width="240" height="353" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Burcak.jpg 240w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Burcak-203x300.jpg 203w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><a href="https://twitter.com/#!/burcakgunsev" target="_blank">Burçak Günsev</a>, <a href="http://www.wandadigital.com/" target="_blank">Wanda Dijital</a> Yönetici Ortak</strong></p>
<p>Reklam sektöründeki en büyük sorunlardan biri, hepimizin bildiği gibi yoğun çalışma temposu ve vakitsizliktir. Bu yüzden iyi bir dijital pazarlamacının öncelikle zaman yönetiminde başarılı olması gerekir. Zamanı, işleri ve ekibi organize edebilme konusunda yetkin olmalı, deadline’ları kaçırmamalıdır. Ama tüm bunları yaparken aynı zamanda sosyal hayata da zaman ayırabilmelidir. Çünkü sosyalleşmek, yaratıcılığı tetikleyen en önemli unsurlardan biridir. Çoğu iyi fikir, evde pineklerken değil farklı etkinliklere katılarak ve insanlarla konuşarak çıkar.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]İyi bir dijital pazarlamacının öncelikle zaman yönetiminde başarılı olması gerekir. Aynı zamanda sosyal hayata da zaman ayırabilmelidir. Çünkü sosyalleşmek, yaratıcılığı tetikleyen en önemli unsurlardan biridir. Çoğu iyi fikir, evde pineklerken değil farklı etkinliklere katılarak ve insanlarla konuşarak çıkar.[/pullquote]</em></p>
<p>Ayrıca, iyi bir dijital pazarlamacı gündemi ve dijital yenilikleri takip etmeli; sosyal ağlardaki dile ve popüler içeriklere hakim olmalıdır. Tüm bunlardan haberdar olmalı ki, marka ve bunlar arasında bağlantı kurabilsin! Kısacası, yetenek setindeki en önemli şeylerden biri de güncel gelişmeleri bilmek ve bunlarla bağlantı kurabilmektir.</p>
<p>Özellikle İngilizce olmak üzere bir yabancı dili çok iyi bilmesinin yanı sıra iyi fikirler geliştirmek isteyen bir dijital pazarlamacı konuşkan olmalıdır. Suskun biri beyin fırtınasının olduğu toplantılara katkıda bulunamaz. Yaratıcı fikirler her zaman diyaloglardan doğar!</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-27120" title="Tuna Tiryakioğlu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Tuna-Profil.jpg" alt="" width="240" height="281" /><a href="https://twitter.com/#!/tunat" target="_blank">Tuna Tiryakioğlu</a>, <a title="C-Section" href="http://www.csdlab.com/" target="_blank">C-Section</a> Genel Koordinatör</strong></p>
<p>Sektör o kadar hızlı değişiyor ki olaylara hızlı adapte olabilen insanlar oldukça başarılı oluyor. Tabii ki bu da yeni şeyleri denemekten korkmayan pazarlama yöneticilerini biraz daha fazla öne çıkartıyor. Standart “Marketing” toolkit`inin yanında ajans geçmişi ve deneyimi olan kişiler ise zaten herşeyin belirsiz olduğu biraz daha kısa dönemli planlar ile ilerlenen bu sektöre daha hızlı adapte oluyor. Dijital Pazarlama sanki kendi başına bir disiplin gibi görünse de aslında birbirinden çok farklı web, mobil, medya ve hatta SEO gibi çok farklı skillset`lerin öğrenilmesini ve bir arada kullanılmasını gerektiriyor. Bu sebeple sadece TV veya sadece radyo değil, birçok konuda bilgi sahibi olan kişiler bu fragmante yapıya daha çabuk ısınıyor. Iyi dijital pazarlamacıların çok ilginç bir şekilde benzer özelliği ise genelde medya veya mobil gibi bir alt kategoride gerçekten uzman olmaları. Diğer kategorilerde kendilerini geliştirip bu rolü başarıyla üstleniyorlar.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]İyi dijital pazarlamacıların çok ilginç bir şekilde benzer özelliği ise genelde medya veya mobil gibi 1 alt kategoride gerçekten uzman olmaları. Diğer kategorilerde kendilerini geliştirip bu rolü başarıyla üstleniyorlar.[/pullquote]</em></p>
<p>Dijital ajanslar için bile çok önemli bir kriter olan kişinin kendisinin de bu yeni medyanın içinde yaşaması yani tablet PC, Pinterest veya Foodspotting deyince “Aaa ben de girdim, ben de aldım” demesi de kendi mutluluğu için önemli. Özetle sevmeden yapılabilecek bir iş değil.</p>
<p>Herkesin katılmadığı ama benim önemine çok inandığım; çok az da olsa bir teknik bilgi sahibi olunması ise dijital pazarlamacıların potansiyeline daha çabuk ulaşmasını sağlıyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-27125" title="Ali Güraçar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ali-Guracar.jpg" alt="" width="240" height="367" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ali-Guracar.jpg 240w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ali-Guracar-196x300.jpg 196w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><a title="Ali Güraçar" href="https://twitter.com/#!/ustunuzum" target="_blank">Ali Güraçar</a>, <a href="http://www.41-29.com/" target="_blank">41?29!</a> Sosyal Medya Müdürü</strong></p>
<p>Dijital çok ama çok hızlı ilerleyen bir alan ve her gün pek çok farklı uygulama geliştiriliyor. Bunların farkında olan ve farklı kaynaklardan beslenerek yeni teknolojilere ve yeni hikaye anlatım biçimlerine hakim bir dijital pazarlamacı güne her zaman 1-0 önde başlıyor. Bu noktada inovasyonları yakından takip eden ve dijital coğrafyaya hakim olan pazarlamacının en önemli silahı devreye giriyor: Cesaret.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]İnovasyonları yakından takip eden ve dijital coğrafyaya hakim olan pazarlamacının en önemli silahı devreye giriyor: Cesaret.[/pullquote]</em></p>
<p>İnovasyonları, marka stratejisi ile örtüşen şekilde uygulamak günümüzde dijital pazarlama adına fark yaratılacak en önemli alanlardan biri. Trendlerin yakından takibi ve marka stratejisi doğrultusunda bu trendlerin üzerine inşa edilmiş inovatif işlere imza atmak hem markanın algısını kuvvetlendiriyor hem de kullanıcı ile kurulan kontağın güçlü olmasını sağlıyor. Cesaret ve takip dışında son yılların en hızlı yükselen konusu olan sosyal medya&#8217;nın &#8220;sosyal&#8221; i de 2012 senesinde bir dijital pazarlamacının yetenek setleri içerisinde yerini alıyor.</p>
<p><strong>Sosyal vizyon</strong></p>
<p>Facebook&#8217;un kurucusu Mark Zuckerberg diyor ki: &#8220;5 sene içerisinde her ürün sosyalleşmek üzere tekrar düşünülecek.&#8221;  Markasının sosyal olması yolunda adımlar atmak için her dijital pazarlamacı bu yeni gelişen sosyal vizyonu anlamak, markasına göre yorumlamak ve sahiplenmek durumunda. Markasını daha paylaşılır kılmak, kullanıcılar için hakkında konuşulacak değerler yaratmak ve 360 derece bütünleşik pazarlama planı dahilinde sosyal medyayı ele almak ve onu pazarlamanın üzerine yeni bir katman olarak yerleştirmek zorundalar. İnovatif ve cesur olmak, trendleri yakından takip etmek, markasının dijital ve sosyal stratejisini, 360 derece pazarlama stratejisinin içerisinde ölçümlenebilir hedefler dahilinde kurgulamak ve en önemlisi markasını sosyal olarak yeniden düşünmek bir dijital pazarlamacının temel yetenek setlerini oluşturuyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-27126" title="Vadi Efe" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Vadi-Efe.jpg" alt="" width="240" height="263" /><a href="https://twitter.com/#!/vadiefe" target="_blank">Vadi Efe</a>, <a title="Dekatlon Buzz" href="http://www.dekatlon.com.tr/" target="_blank">Dekatlon Buzz </a>Yönetici ortak</strong></p>
<p>Dijital medya / iletişim konusunda hizmet veren birçok kişi ve kurumun bulunduğu günümüzde, bu kişi ve kurumlardan hangilerinin bu konuda ‘uzman’ olduğu sorusu sıkça soruluyor. Ben de bu soruya yanıt arayıp önemli olduğunu düşündüğüm bazı noktaları listeleyeceğim.</p>
<p>Bana sorarsanız, “dijital pazarlama” bir ekip işidir, ve bir ekibin sosyal medya konusunda danışmanlık ve hizmet verebilmesi için birçok farklı konuda uzmanlığa sahip olması gerekmektedir.</p>
<p>Bu konu başlıklarını bir liste haline getiriyorum.</p>
<ul>
<li>İnternetin doğuşuna, kitlelere yayılışına, internetsiz bir dünyanın ‘internetli’ bir dünyaya dönüşümüne şahit olmak. Bu sayede sosyal medya araçlarının insan hayatına kattıklarını deneyimlemek ve gözlemlemek. Ülkemizde ve dünyada başarılı olmuş internet projelerini yakından tanımak, neden başarılı olduklarını bilmek. (Ülkemizde 1996 senesinden beri internet kullanılıyor ve o yıllarda en az 12-13 yaşında olup internet kullanmaya başlamış olan kitlenin bu konuda önemli bir bilgi birikimi olduğuna inanıyorum. Uzun zamandır internet kullanıyor olmak, internette sık vakit geçirmek, dijital iletişimde başarılı olmak için önemli)</li>
<li>İnternet projeleri, özellikle ‘sosyal ağ’, ‘forum’, ‘haber sitesi’ formatında kullanıcıların etkileşime geçtiği türden sosyal medya araçları üretmiş ve başarı ile işletmiş olmak. (İnternet kullanıcılarının kullanım deneyimlerini, mecralar üzerinde ürettikleri diyalogların nereden kaynaklandığı, nasıl kontrol edilebildiğini bilmek, kısacası ‘community management‘ konusunda deneyimli olmak, çok önemli.)</li>
<li>Teknoloji üretebilmek ve online ürün yönetebilmek. (Teknolojiyi ‘hands-on’ yani alaylı olarak tanımak ve teknolojik ürünleri stabil bir şekilde üretip yönetebilmek, sosyal medya sektörünün ihtiyaç duyduğu uzmanlık alanları arasında önemli bir tanesi. Bu uzmanlığa sahip olanlar inovasyon yaratabilirler, sosyal medya üzerinde sunulan hizmetleri başarılı bir şekilde analiz edip ölçümleyebilirler, kendi ürünlerini veya iş ortakları için gerekli olan ürünleri kısa sürede üretebilir ve özelleştirebilirler.)</li>
<li>Reklamcılık, iletişim, pazarlama, pazar araştırma, müşteri hizmetleri yönetimi konusunda ve daha birçok konuda bilgi birikimi. (Sosyal medya ve dijital pazarlama o kadar kapsamlı ki, her geçen gün daha fazla insan internet kullandıkça yapılabilecek işler ve alınabilecek geri dönüşler de o derece artıyor. Sosyal medya üzerinde hizmet vermek için bu saydığım konular dışında kimbilir daha kaç konuda bilgi sahibi olmanız gerekiyor. Bütün bu konu başlıklarında uzman olan binlerce şirket ve insan, bu disiplinleri internet üzerine nasıl etkili olarak taşırız, bunu düşünüyorlar.)</li>
<li>Akademik disiplin, eğitim ve altyapı. (Dijital pazarlama sektörü, firmaların aldığı geri dönüşler geliştikçe, yapılan yatırımlar büyüdükçe gelişiyor. Rekabet her geçen gün artıyor. Herhangi bir konuda uzmanlığı bulunmayanların sesinin çok çıktığı bir yerden “uzmanlık”ın geçerli olacağı bir sektör olmaya doğru gidiyor. Akademik disiplin ve altyapı, her konuda olduğu gibi sosyal medya üzerinde hizmet verme konusunda da önemli bir rol oynuyor. İyi bir liseden, üniversiteden mezun bir işletmeci, endüstri mühendisi, ekonomist vb. nasıl en iyi inşaat şirketlerinde oluyorsa, sosyal medya konusunda hizmet veren firmalar da sektör geliştikçe en iyiler ile çalışacaklar. Bilgisayar mühendisliği, programcılık, enformatik gibi bölümler teknoloji ve ürün yönetimi konusunda birikim oluştururken gazetecilik, iletişim, reklamcılık, sosyoloji gibi bölümler de iletişim tarafına hizmet veriyor. Yavaş yavaş üniversiteler yeni medya konusuna da el atıyorlar, fark etmişsinizdir.)</li>
<li>Kültürel birikim, çok yönlülük. (Geleneksel medya yani TV-gazete-dergi gibi mecralar üzerinde nasıl çok yönlü, fark yaratabilen, kültürlü kişiler rağbet görüyorsa sosyal medya da bunu talep ediyor. Kültürlü, birikimli, çok yönlü kişiler sosyal medya üzerinde de fark yaratıyor,  yaratıcılığını gösteriyor.)</li>
<li>Kurumsal tecrübe, internet ve sosyal medya dışarısında iş geliştirme tecrübesi, realist bakış açısı. Kısacası ‘business know-how’ (İnternet üzerinde bir start-upınız, bir e-ticaret siteniz, bir blogunuz, ya da bir ajansınız olabilir. Değişmeyecek olan tek şey, sunduğunuz hizmetin senelerdir değişmeyen arz-talep ilişkilerine, ‘business’ bakış açılarına, insanların internet yokken de talep ettiklerine, internetin oluşmasından sonra talep edeceklerine uyumlu olmasıdır. Yoktan business var etmek değil, dünyanın gidişine ve büyük resme bakmak, ihtiyaçları tespit etmek ve gerçekçi bir şekilde iş geliştirebilmek önemli.)</li>
<li>Küresel bakış açısı, yabancı dillere hakimiyet, yabancı pazarları takip etmek, analiz etmek ve gözlemlemek. (Sadece sosyal medya için değil belki de herhangi bir işte, sektörde, hatta hayatta önemli olan bir konu varsa o da Türkiye dışında işlerin nasıl yürüdüğünü gözlemleyebilmek. Hem gelişmiş pazarlardaki öncü oyuncuların neler yaptığını, nasıl adımlar attığını görmek, hem de gelişmekte olan pazarlardaki eğilimleri incelemek, doldurulan boşlukları fark etmek çok önemli. Bütün bunları yapabilmek için iyi yabancı dil bilgisi, bol bol okumak, seyahat etmek, insanlarla ve firmalarla tanışmak gerekiyor.)</li>
</ul>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-27127" title="Tuğçe Erül" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Tugce-Erul.jpg" alt="" width="240" height="356" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Tugce-Erul.jpg 240w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Tugce-Erul-202x300.jpg 202w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /><a title="Tuğçe Erül" href="https://twitter.com/#!/_duche_" target="_blank">Tuğçe Erül</a>, DUDU İstanbul Stratejik Planlama Grup Direktoru </strong></p>
<p>Öncelikle şunu göz önünde bulundurmak lazım; dijital pazarlamadan beklenti bir kaç yıl içinde oldukça değişti. Eskiden ses getiren dijital kampanyalar yapmak ön plandayken şimdi marka mesajı iletmek, uzun vadeli stratejiler geliştirmek, marka ile birey arasında bir ilişki yaratmak misyonları üstleniLİyor. Hal böyleyken dijital pazarlama konusunda yetkin ve bir markayı emanet edeceğimiz kişide olması beklenen özellikler de farklılaştı tabii. Bir &#8220;olmazsa-olmazlar&#8221; ve &#8220;olursa fark yaratırlar&#8221; listesi yapmak gerekirse sanırım özetle şunları sıralardım:</p>
<ol>
<li>Pazarlama stratejisi, marka yaratma süreçleri, marka stratejisi, marka vaadi konularında üretken</li>
<li>Marka stratejisini anlama, bunu dijital stratejiye uyarlayabilme yetisi</li>
<li>Entegre yaratıcı dijital strateji oluşturabilme</li>
<li>Kısa ve uzun dönemli dijital yol haritası oluşturabilme</li>
<li>Dijital medyaya full hakimiyet: internet, sosyal medya, mobil, viral, kullanıcı kullanım alışkanlıkları</li>
<li>Sosyoloji bilgisi</li>
<li>Proje planlama bilgisi</li>
<li>Yaratıcı iş değerlendirebilme yetisi</li>
<li>Reklam ve reklamcılık bilgisi</li>
<li>Pazar ve trend bilgisi</li>
<li>Teknik konularda yetkinlik</li>
<li>Tüketici bilgisi</li>
<li>Dijital iş süreçleri yönetimi</li>
<li>&#8220;Resourceful&#8221; :)</li>
<li>Yaratıcı</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/dijital-pazarlama-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">27114</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medyanın Kanayan Yarası: Ölçümleme [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/sosyal-medya-olcumleme-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/sosyal-medya-olcumleme-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 11:37:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[41-29]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[comScore]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[eConsultancy]]></category>
		<category><![CDATA[İdil Kesten]]></category>
		<category><![CDATA[Klout]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Monitera]]></category>
		<category><![CDATA[Peerindex]]></category>
		<category><![CDATA[Radian 6]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Monitoring]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Ölçümleme]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Takibi]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Bülent Öngün]]></category>
		<category><![CDATA[Tick Tock Boom]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Esenkar]]></category>
		<category><![CDATA[Visilabs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=20222</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlar markaları sevsin, konuşsun, tavsiye etsin, arada bir bağlılık olsun, marka değeri artsın, markalar tüketicileri ile büyüsün. Amaç bu. Bu uğurda yapılan çalışmaların etkisini ölçmek, görmek de markaların hakkı tabii. Bütün pazarlama direktörlerinin ve marka...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyanın getirisi nedir? Mashable’ın deyimi ile milyon dolarlık soru bu. Marka değeri bazında baktığımızda evet; gerçekten milyon dolarlık bir soru olabilir aslında.</p>
<p>Bu konu ile ilgili <strong>Radian 6</strong>, <strong>Biz360</strong>, <strong>TweetEffect</strong>, <strong>Klout</strong>, <strong>PeerIndex</strong> gibi araçlar var. Peki yeterli mi? Tabii ki değil.</p>
<p>Sosyal medyaya onbinlerce liralar harcanıyor. Son 23 yıl içinde ilk defa bu sene <strong>Pepsi, Super Bowl için reklam vermeyeceğini, bu kaynağı sosyal medyaya ayıracağını açıklamıştı</strong> mesela. Altimeter Group’tan sektör analisti Jeremiah Owyang, 2010 yılının sonunda markaların 2011 yılı içinde sosyal medya stratejileri için toplamda ne kadar para harcamayı planladıkları hakkında bir <a title="How Much Will Brands Spend On Social Media in 2011" href="http://www.mediabistro.com/prnewser/how-much-will-brands-spend-on-social-media-in-2011_b11875" target="_blank">araştırma yapmış</a>; 140 kurumsal şirkete sorularak bir öngörüde bulunmuştu. Rakamlar – firma büyüklükleri ile orantılı olarak– 2 milyon dolara kadar çıkmış. Yatırımın ya da şirketin ne büyüklükte olduğu fark etmiyor. Sosyal medyanın yadsınamaz bir etkisi olduğu kesin.  Yoksa ‘<strong>tam olarak ölçülemeyen bir etki</strong>’ uğruna bu paralar harcanmazdı. Demek ki bir de etki gibi soyut bir kavramı tam olarak ölçecek yolu bulsak, mecra tadından yenmeyecek.</p>
<p>İnsanlar markaları sevsin, konuşsun, tavsiye etsin, arada bir bağlılık olsun, marka değeri artsın, markalar tüketicileri ile büyüsün. Amaç bu. Bu uğurda yapılan çalışmaların etkisini ölçmek, görmek de markaların hakkı tabii. Bütün pazarlama direktörlerinin ve marka sahiplerinin en büyük dileği bu olsa gerek. Her sene yeni bir umutla ‘evet bu sene ölçülür’ diye düşündüklerinden eminim.</p>
<p>2011 Kasım ayında da bir rapor açıklandı konu ile ilgili. Sosyal medyanın böyle bir güce sahip olmasına rağmen şirketler tarafından verimli bir şekilde ölçülüp ölçülmediği konusu Econsultancy, LBI ve Bigmouth tarafından incelenmiş. Hatta bu raporu <a href="https://sosyalmedya.co/sosyal-medya-olcumleri-infographic/" target="_blank">daha önce sunmuştuk</a>. 1000’in üzerinde çevrimiçi şirketle yapılan araştırma sonucunda şirketlerin %37’si sosyal medyaya yaptıkları yatırımın geri dönüşünü hesaplama konusunda sıkıntı yaşıyor. Araştırmaya göre şirketlerin %41’i sosyal medyaya yaptıkları yatırımın hiçbir kısmı ile ilgili en ufak bir ölçüm kriterine sahip değilken, sosyal medya yatırımlarının çok küçük bir meblasını ölçebildiklerini söyleyen şirketlerin oranı da %26.</p>
<p><strong>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]‘Reklam bütçemin yarısının boşa gittiğini biliyorum, ama hangi yarısı onu bilmiyorum’[/pullquote]<br />
</strong></p>
<p>Fakat altını çizelim ki sosyal medyanın etkisi hiç ölçümlenemiyor değil; sadece tam olarak ölçümlenemiyor. John Wannamaker’ın ünlü sözü geliyor akla: ‘Reklam bütçemin yarısının boşa gittiğini biliyorum, ama hangi yarısı, onu bilmiyorum’. Online’da sayıları ölçebiliyoruz ama rakamlarla, yaratılan etki aynı anlama gelmiyor ne yazık ki.</p>
<p>Peki, Sosyal medyayı 2012’de ölçebilecek miyiz? Valla biz de bilemiyoruz. Ölçümlemeye yönelik mükemmel bir araç henüz hayata geçmedi. Bekliyoruz bakalım…. Beklerken bu konuda neler yapılıyor, daha neler yapılabilir onu sorduk sektördeki uzmanlara…</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Markaların sadece rakamlara değil, rakamların ötesinde yarattığı anlama bakmaları gerek[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-20229" title="İdil Kesten - comScore İş Geliştirme Müdürü" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/idil-kesten-comscore.jpg" alt="" width="200" height="214" />İdil Kesten, comscore.com İş Geliştirme Müdürü</strong></p>
<p>Dijital platformların sürekli büyüdüğü bir dönemde şirketler pazarlama stratejilerine her geçen gün daha fazla internet, daha fazla mobil ve hepsinden daha çok sosyal medya koyuyorlar. Tabii bütçeler büyüdükçe geri dönüşümü görmek ve ölçümleme de önem kazanıyor.</p>
<p>comScore olarak bizi diğer ölçümleme yöntemlerinden ayıran en önemli fark felsefemiz. Pazarlamanın merkezinde insan olduğuna göre makineleri saymanın yetersiz olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle ister web sitesi istatistiği verelim, ister sosyal medya ölçümlemesi yapalım hep insanları ve davranışlarını ölçerek anlamlı veriler ortaya koymaya çalışıyoruz. O nedenle ürünlerimizle fark yaratıyoruz.</p>
<p>Türkiye’de internetteki sitelerin tamamını  kategorilerine göre hem dikey hem de yatay olarak analiz edebildiğimiz Media Metrix, kullanıcıların davranışlarına göre segmente edildiği segment metrix,  GRP hesaplanabilen Reach / Frequency ve online video kullanıcıları hakkında detaylı veri veren Video Metrix ürünlerimiz var. Bununla birlikte kampanya ölçümlemesine de farklı bir boyut kazandırmaya çalışıyoruz. Tıklama oranlarının yok denecek kadar azaldığı aşikar…İnsanlar internette gördükleri bir reklamı tıklamıyorlar belki ama reklam ile verilen mesajı ya da ürünü daha sonra alıyorlar…Nasıl TV’de ne kadar GRP yaratıldığına ve kaç kişiye ulaşıldığına bakılıyorsa, yeni ürünümüz campaign Essentials ile internet kampanyalarında aynı verileri raporlayabiliyoruz.</p>
<p><strong>Sosyal medyada da hedefimiz sadece rakamları masaya koymak değil</strong>!</p>
<p>[pullquote style=&#8221;1&#8243;]Sosyal medyada da hedefimiz sadece rakamları masaya koymak değil. Temel bazı soruların yanıtını verebilmek.[/pullquote]Henüz Türkiye’de kullanılmaya başlanmayan ama Amerika’da ilk lanse edildiğinde büyük ilgi kazanmış bir ürünümüz var: Social Essentials… Odaklandığı alan markaların Facebok fan sayfaları ve bunun markalara getirisi. Facebook ve comScore araştırması şunu ortaya koyuyor. Markalar fan sayfaları ile sadece beğen butonuna tıklayan insanları kazanmıyorlar, en az onlar kadar hatta daha fazla oranda onların arkadaşlarını etkliyorlar. Nedeni ise basit, tüketiciler en çok arkadaş tavsisiyle ürün seçimi yapıyor.Bu çıkarımla beraber Social Essentials’ın cevap verdiği sorular şunlar :</p>
<ul>
<li>Benim markamın fan’ları kimler? Onların arkadaşları kimler?</li>
<li>Sosyal medya özelinde gerçekleştirdiğim pazarlama ve reklam kampanyası ile kaç kişiye ulaşıyorum?</li>
<li>Sosyal medya yayılımımın(exposure) etkisi ne?</li>
<li>Sosyal medya ile yarattığım etkiyi fanlarımın harcama eğilimini ve marka bağlılığıyla  engagement) ne oranda ilişkilendiriyorum?</li>
</ul>
<p>Türkiye, dünyada Facebook’un en yüksek erişime payına sahip olduğu 2. ülke. Ekim ayı comScore raporuna göre %93.1 erişim ie Filipinlerin hemen arkasından geliyor. Ya da diğer bir değişle kabaca Türkiye’de internete giren her 100 kişiden 93’ü bir ay içerisinde Facebook’u en az 1 kere ziyaret ediyor. Geçirilen sürenin de yüksek olduğu göz önüne alındığında markaların sayfalarından en yüksek verimi almak için sadece rakamlara değil, rakamların ötesinde yarattığı anlama bakmaları gerekir diye düşünüyorum. 2012 yılında comScore social Essentials ile bu konuda en büyük yardımları olacağız sanırım.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Şu an yapılan ölçümleme çok ilkel bir düzeyde ve nicel özellikleri ağır basıyor [/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-20233" title="Tevfik Bülent Öngün - Tick Tock Boom Kurucu Ortak / CEO" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/tevfik-bulent-ongun.jpg" alt="" width="200" height="208" />Tevfik Bülent Öngün, Tick Tock Boom Kurucu Ortak / CEO</strong></p>
<p>Şu etap için baktığımızda Klout ve Peerindex gibi sistemler etkinin ölçümlenmesi açısından yeterli değiller. Tüm bu araçlar henüz çok yeni ve kat etmeleri gereken ciddi bir yol var. Evet, belirli konularda fikir veriyorlar ancak gerçek ve istikrarlı bir ölçümlemeden bahsediyorsak, kriterlerin çok net tanımlı olması gerek. Yani işin tam anlamıyla formülize edilmiş olması gerek.</p>
<p>Etkinin ölçümlenmesindeki temel sorunların başında kişilerin bilgi gizliliği ve sosyal mecraların bu bilgilerin ne kadarını bu ölçümleme kanallarıyla paylaştığı, paylaşabileceği ya da paylaşmak isteyeceği geliyor. Elbette, yanıt bulması gereken başlıca konu etkinin hangi koşullarda neye ve kime göre ölçüldüğü. Etkinin hangi konuda olduğunun tanımının doğru yapılmış olması lazım.</p>
<p><strong>Her bir sosyal mecra kendi içinde bir evrimleşme geçiriyor </strong></p>
<p>Bu etkin ölçümleme problemini kanayan yara olarak görmüyorum. Sosyal medya, bir evrimleşme sürecinde ve bu evrimini tamamlaması epey bir sürecek gibi görünüyor. Her bir sosyal mecra kendi içinde bir evrimleşme geçiriyor. Bu evrimleşme süreci içerisinde de veriler mecraların kendi insiyatifleri doğrultusunda kademe kademe dış dünya ile paylaşılıyor. Örneklemek gerekirse, Facebook’un bugün reklam verenleri hedefleyerek paylaştığı veriler çok detaylı ancak Facebook’un elinde bu bilginin çok daha detaylısının da olduğunu unutmamak gerek. Kullanıcı alışkanlıkları, birbirleriyle veya belirli konularla ilişkileri vb.</p>
<p>Tabii, bu arada atlamamamız gereken bir diğer konu ise her sosyal mecranın kendine ait farklı dinamiği ve kullanım şeklinin olması. Aslında bu noktada doğru ölçümlemede en faydalı olabilecek kanalların başında amaçları çok net olan <em>linkedin</em> ve <em>get glue</em> gibi kanallar geliyor. Bu kanallar insanların iş ve özel yaşamıyla ilgili daha derin ve net bilgileri dış dünyaya sağlayabilir. Tabii her zaman önlerinde Facebook’ta olduğu gibi bilgilerin paylaşımına ait <strong>gizlilik</strong> konusu çıkacaktır.</p>
<p>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]Sosyal medya, şu haliyle bile birçok medya kanalına göre çok daha geniş bir etki ölçümleme imkanı sunuyor.[/pullquote]Sadece dört dörtlük ve eksiksiz bir araç ortada yok. Sonuçta herkese açık olan hesaplar üzerinden &#8211; BoomSonar gibi bir program üzerinden &#8211; konuşmaların sayılarını ve tonlarını ölçümleyebiliyor; bu verileri kişilere ait takipçi sayısından tutun da ilgi alanlarına kadar birçok konuda bilgi ve kanalların genel istatistikleri ile birlikte harmanlayarak daha nitelikli şekilde sunabiliyorsunuz.</p>
<p><strong>Mevcutta sunulan parametreler bu iş için yeterli değil </strong></p>
<p>Ölçümleme konusunda kanaldan kanala değişen parametreler söz konusu ve mevcutta sunulan parametreler bu iş için yeterli değil. Şu an yapılan ölçümleme aslında çok ilkel bir düzeyde ve nicel özellikleri ağır basıyor. Ancak, bunun kanalın dinamiklerinden üretilen içeriğe, takip eden kişilerin karakteristiğinden tutun, kişisel değerlerine kadar nitel boyutu da var. Dolayısıyla açık olan çok net bir şey var. Takipçi sayıları ve o takipçilerin ulaştığı kişi sayıları ya da attıkları tweet ya da mesaj sayıları üzerinden hesaplanan etki değerleri aslında çok yavan ve naif değerler.</p>
<p><strong>Sosyal medya Facebook’tan ibaret değil </strong></p>
<p>Facebook, sunduğu datanın daha iyi değerlendirilmesi konusunda bir adım atmıştır. Evet, bir değerdir ancak etkinin ölçümlemesi konusunda şu an için oldukça vasat bir değerdir. Facebook’un “Talking About This” gibi bir değeri devreye sokması ve Facebook Insights’ta çok daha fazla detay vermeye başlamasını, daha çok iş ve reklam modeline yönelik bir geliştirme olarak görüyorum. Tabii, bu adımları bahsettiğimiz “etki ölçümleme” konusunda otorite olmayı hedefleyerek de atmış olabilir. Eğer öyleyse Facebook’un bu yaklaşımı fazla hayalci&#8230;</p>
<p>Günümüzde Facebook dünyanın en büyük sosyal ağıdır ancak tek sosyal ağı da değildir. Sosyal medya Facebook’tan ibaret değil ve hiçbir zaman da öyle olacağını düşünmüyorum.</p>
<p>Tick Tock Boom olarak bizim de konuyla ilgili ciddi projelerimiz var. Yakında, eş zamanlı internet ve sosyal medya takip programımız BoomSonar üzerinden ilgi çekici sürprizlerimiz olacak.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sosyal medyada yaratılan etkinin ölçümlenmesi için etkin bir aracın mevcut olduğunu düşünmüyorum[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-20241" title="Tuğçe Esenkar - Visilabs Pazarlama ve İletişim Müdürü" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/tugce-esenkar-visilabs.jpg" alt="" width="200" height="266" />Tuğçe Esenkar, Visilabs Pazarlama ve İletişim Müdürü</strong></p>
<p>Sosyal medyada yaratılan etkinin göreceli bir kavram olduğunu düşünüyorum. Özellikle dijital ortamda etkinin ölçülmesi zahmetli ve karmaşık bir iş. Klout, Peerindex vb. sosyal medya ölçümleme araçları bir takım parametreler ile sosyal medyada yapılan aktivitenin puanlanması işlemini gerçekleştiriyor. Etki bir yazının, videonun, fotoğrafın ve buna benzer içeriklerin paylaşılmasıyla ölçümlenemez. Salt olarak yapılan yorum sayısıyla da ölçülemez. Etki anlık olabileceği gibi farkında olmadan da benimsenebilir. Dijital ortamda bu gibi araçlar ancak anlık etkiyi içerik paylaşımını baz alarak ölçebilirler.</p>
<p>Evet, bu mecrada yaratılan etki gerçek anlamıyla ölçümlenemiyor. Sosyal medya platformlarının içerisinde yer alan ve o alandaki etkinliğini ölçen metriklerin bulunduğu raporlarda etkinliğin doğru ve güvenilir bir şekilde ölçüldüğüne de inanmıyorum. Gerek firma gerek kişi olarak yapılan bir takım kampanyalarla etkinliği gösteren parametre değerlerinin artabildiğini görüyoruz. Bu alanda geçtiğimiz aylarda Facebook’un  önemli adımlar attığını düşünüyorum.</p>
<p>Sosyal medyada yaratılan etkinin ölçümlenmesi için var olan etkin bir aracın mevcut olduğunu düşünmüyorum. Bence bu noktada sosyal medya monitoring işin içine giriyor. Yaratılan etkinin tek başına  yorumlardan, içerik paylaşımından ölçümlenebileceği kanısında değilim. Bu noktada profil veya sayfalar hakkında yapılan yorumların anlamsal önemi de büyük. Yapılan yorumlardan yola çıkarak kişiler üzerinde bırakılan etki gerçek anlamda ölçümlenmiş olur. <strong></strong></p>
<p><strong>Ölçümlemede etkili 3 parametre var</strong></p>
<p>Parametre dediğiniz zaman Influence ve engagement ilk aklıma gelen parametreler. Sosyal medya alanında amaç, yaratılan etkileşimler ile marka veya kişinin farkındalığının sağlanmasıdır. Bu açıdan baktığımız zaman bu üç parametrenin (influence, engagement, awareness) etkiyi ölçümlemede önemli olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]Facebook’un geçtiğimiz aylarda yayınına başladığı ‘hakkında konuşuyor’ metriği ile markaların sayfalarının etkileşiminin bir nebze olsun gerçek anlamda ölçüldüğü kanısındayım.[/pullquote]Bu metrik öncesinde sayfaların etkinliği sadece beğenilme sayısıyla ölçümleniyordu. Takdir edersiniz ki yapılan çalışmalarla bu sayıyı üst seviyelere çekmek çok kolaydı. Ancak  Bu metrikle içeriğinizin paylaşılma sayısı, yapılan yorumlar ve yorumlara verilen cevapların sayısı göz önünde bulundurularak bir  istatistik ortaya çıkartılıyor.</p>
<p>Biz Visilabs olarak 2000 yılından beri online pazarlama ürünleri geliştiren bir yazılım firmasıyız. Sosyal medya alanında da bir takım eksikliklerin olduğunu fark ettik ve bunun üzerine Facebook ve Twitter hesabına sahip kişi ve markaların, bulundukları sektördeki durumunu analiz edebilmeleri için “analytics” ürünümüzün içerisinde bulunan ve aynı zamanda internet sitemiz üzerinden ücretsiz olarak yayınladığımız bir sosyal medya raporu oluşturduk. Bu raporla Facebook’ta hesap sahipleri etkinlik ölçen birbirinden farklı birçok parametre ile,  Twitter’da hesap sahibi olanlar ise takipçi ve tweet sayısı ile sektördeki sıralamasını kolayca görebilmektedirler.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Ne yazık ki dünyada müthiş formül henüz bulunmuş değil[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-20242" title="Metin Kahraman - Monitera Yönetici Ortağı" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/metin-kahraman-monitera.jpg" alt="" width="200" height="200" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/metin-kahraman-monitera.jpg 200w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/metin-kahraman-monitera-150x150.jpg 150w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/metin-kahraman-monitera-160x160.jpg 160w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/metin-kahraman-monitera-61x61.jpg 61w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/metin-kahraman-monitera-45x45.jpg 45w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/metin-kahraman-monitera-109x109.jpg 109w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" />Metin Kahraman, Monitera Yonetici Ortağı</strong></p>
<p>Online&#8217;da birçok farklı ölçüm yapılabiliyor evet ama sosyal mecralarda yaratılan etkiyi ölçümlemek gerçekten kolay değil. Çünkü burada kişilerin karakteri, sosyal mecralardaki aktiviteleri, gercek hayattaki arkadaşları ve online dünyadaki arkadaşları ile ilişki düzeyi, konu özelinde kişinin yetkinliği, güvenilirliği gibi bir çok değişken devreye giriyor. Klout vb servisler kişilerin mevcut paylaşımları üzerinden ilerliyor ve buna göre bir değerlendirme yapıyor. Puanlama sistemi üzerinden kişileri değerlendirmenin çok doğru olduğunu düşünmüyoruz.</p>
<p>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]Evet ölçümleme, online medya takibinin en önemli ihtiyaçlarından biri. Ve ne yazık ki dünyada müthiş formül henüz bulunmuş değil. [/pullquote]Yurtdışında ölçümleme ile ilgili birçok<strong> </strong>akademik ve bilimsel çalışma yapılıyor fakat bu calışmaların hemen hepsi deneysel düzeyde ve halen işin çok başında olduğumuzu söyleyebiliriz.</p>
<p>Bu konudaki çabalardan biri olarak Facebook’tan bahseymek gerekirse; markaların cazibe merkezi, gelir modeli reklama dayanan Facebook&#8217;un bu yeni metriklerini(!) yani özelliklerini değerlendirmek için henüz erken olduğunu düsünüyoruz.</p>
<p>Bu konuda Monitera olarak bizim de her marka özelinde bir süredir devam eden ölçümleme çalışmalarımız bulunuyor. Daha çok yurtdışından bir araştırma şirketi ile sürdürdüğümüz bu çalışmalarda konuya hakim akademisyenler de yer almakta. Yine Türkiye&#8217;de konuyla ilgili modeli geliştirmek üzere danışmanlık aldığımız uzmanlar var. Daha önce Türkiye&#8217;deki genel seçimler için yaptığımız çalışmada iyi sonuçlar aldık. Bunu markalara uyarlayarak sonuçlarını inceliyor ve üzerine yeni stratejiler gelistiriyoruz.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]Kişilerin değil; konuşmaların etkisinin, yönünün, gelişiminin ölçümlenmesi için halen yetkin bir çözüm yok[/heading]</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-20246" title="Ali Güraçar - 41?29! Sosyal Medya Müdürü" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/12/ali-guracar-41-29.png" alt="" width="200" height="275" />Ali Güracar, 41? 29! Sosyal Medya Müdürü </strong></p>
<p>Aslına bakarsanız ölçümleme problemi, kanayan bir yara fakat bu yaranın da uzun süre kanayacağını sanmıyorum. Mevcut sosyal paylaşım kültüründe, hayatımıza girecek yeni farklı ve pürüzsüz  metodlar geliştirecektir. Bu metodlar ile biriken data arttıkça, daha isabetli ölçümlemeler yapıyor olacağız.</p>
<p>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]Aslında son dönemde hem Klout hem de PeerIndex’in çalışmaları ciddi anlamda ilerleme kaydetti. Kişilerin etkili oldukları alanların da beraberlerinde listelenmesi önemli fark yarattı. Fakat tabii ki tam anlamıyla yetkin olduklarını söyleyemeyiz, Global ölçekte bir kullanım alışkanlığı üzerinden etkiyi ölçtükleri için yerel influencer’ları bulmakta yetersiz kalıyorlar.[/pullquote]Kişilerin değil de, diyalogların etkisini ölçmek üzerine yetkin bir sistemin hala olmayışı da yine bu firmaların mevcut eksiklerinden sayılabilir. Elde varolan araçlar şimdilik tek başlarına yetmeseler bile kesiştikleri noktalar ile sosyal medya etkisi ölçümlememizde fayda sağlıyorlar. Fakat halen gelişecek çok yön var. Daha önce de söylediğim gibi kişilerin değil konuşmaların etkisinin, yönünün, gelişiminin ölçümlenmesi halen yetkin bir çözümün sunulamadığı bir alan.</p>
<p><strong>Halihazırdaki parametreleri hibridleyerek yeni parametreler oluşturuyor olmalıyız </strong></p>
<p>Ölçüm için halihazırda bulunan parametreler hemen herkes tarafından biliniyor. Esas bu parametreleri hibridleyerek yeni parametreler oluşturuyor olmalıyız. Social Bakers Engagement rate yeterliliği tartışılır olsa dahi bu yaklaşımın fark yaratacağının önemli bir örneği. Facebook’un uygulaması da, bir marka hakkında olan konuşmaların ölçülmesi için oldukça önemli bir adım. Temelde 1 hafta boyunca marka hakkında newsfeed’lerde çıkan “story” sayısını veriyor bu data. Fakat bir markayı like etmek de bir story olduğu için yoğun FacebookAds kampanyalarında anormal sonuçlar ile karşılaşabiliniyor. Her şeye ragmen, Facebook Ads raporları ile birlikte günlük bazda izlendiğinde oldukça faydalı. Henüz çok yeni, zamanla optimize olacaktır.</p>
<p>41? 29! olarak her gün değişen sosyal medya coğrafyasını doğru analiz etmek için sürekli yeni sistemleri takip ediyoruz. Klout, PeerIndex, Socialbakers gibi sistemler haricinde pek çok social app suite’in kendi raporlama sistemleri de bulunuyor, monitoring’den de edindiğimiz data ile birlikte farklı konularda farklı etki ölçümleri üzerinde çalışıyoruz. Bu konuda en çok gibi kantitatif metrikleri hibridleyerek kalitatif metrikler çıkartmak, ve bu metrikler ile konuya bir perspektif katmak için çalışıyoruz.</p>
<p>[note color=&#8221;#FFCC00&#8243;]</p>
<p><strong>Forrester tarafından yayınlanan “Social Media Measurement Proxies That Work” araştırmasına göre pazarlamacılar sosyal medyanın etkisini gerçekten ölçemiyor. Hatta kullanılan ifade şu şekilde: Pazarlamacılar bu etkiyi ölçmek için doğruluğu ve güvenilirliği kanıtlanmamış yöntemler kullanmak zorunda kalıyor.” Siz bu fikre katılıyor musunuz?</strong></p>
<p><strong><em>Ali Güracar, 41? 29! Sosyal Medya Müdürü</em></strong>: Katılıyorum. Socialbakers, Klout, PeerIndex gibi firmalar gelişip güçlendikçe bu alanda da standartlar gelişecektir. Şimdilik henüz yerleşmiş bir standart yok, yerleşmek isteyenler de henüz yetersiz. Bu durum ajansları ek değer katmak adına kendi metodlarını geliştirmeye itiyor. Sonuçta ise aynı bilginin birbirinden farklı düzinelerce tercümesi oluyor.</p>
<p><strong><em>Tevfik Bülent Öngün, Tick Tock Boom Kurucu Ortak / CEO:</em></strong> Doğrudan etkinin ölçümlemesinden bahsediliyorsa şu an için katılıyorum. Sosyal medyada birçok ölçümlenebilir şey var ama gerçek etkinin ve devamında ROI gibi değerlerin tam olarak ölçümlenmesi günümüz koşullarında pek mümkün değil. Yakın gelecekte kanalların evrimleşmesinin sonucunda ideal olmasa da ideale yakın bir formül ortaya konabilir belki ancak Almanya’da olduğu gibi kişilerin bilgi gizliliğine yönelik birçok farklı yaptırımların da ortaya çıkması mümkün. Dolayısıyla, etkinin ölçümlemesinde kişilerin ve sosyal mecra kanallarının yanı sıra devletlerin bile izninin olması gerekiyor. Elbette; etik kısmına girersek, Klout’un yaptığı gibi kişilerin ölçümleme sistemine halka açık şekilde izinsiz olarak dahil edilmesi bile aslında ayrı bir sorun.</p>
<p><strong><em>Tuğçe Esenkar, Visilabs Pazarlama ve İletişim Müdürü:</em></strong> Katılıyorum. Ortada var olan araçların çoğu kendilerine has istatistikler ortaya koyuyor.  Hal böyle olunca bir çok farklı metrik işin içine giriyor. Kullanılan parametrelerin farklılıklarından  ötürü sosyal medyayı bir pazarlama aracı olarak kullanan pazarlamacının bu alanda yapmış olduğu faaliyeti ölçümlemesi de bir hayli zor oluyor.  Bu nedenle özellikle firmalar sosyal medyada yapmış olduğu faaliyetlerin etkinliğinin ölçülmesi konusunda eksik kalabiliyorlar.</p>
<p><strong><em>Metin Kahraman, Monitera Yonetici Ortağı:</em></strong> Daha önce kullanılan araştırma yöntemleri bugün yeni metriklerin oluşturulmasında başvurulan ana kaynak oldu. Fakat bu yöntemlerle tatmin edici sonuçlar alınamayınca birbirinden ayrı ve farklı birçok deneysel çalışma yapılmaya başlandı, belki şu an çok güvenilir yöntemler olmayabilir ama bir süre sonra sonuçlar paylaşıldıkça kabul görecektir.[/note]</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/sosyal-medya-olcumleme-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">20222</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Facebook Olmasaydı&#8230; [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2011 10:04:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[41-29]]></category>
		<category><![CDATA[Ajanslar]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endes]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Günel]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Kacar]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook Olmasa Ne Olurdu?]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Lara Akış Baruh]]></category>
		<category><![CDATA[Meltem Yetener]]></category>
		<category><![CDATA[Project House]]></category>
		<category><![CDATA[Wanda Social]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=16411</guid>

					<description><![CDATA[2004 yılından önce, yani sadece 7 sene önce, Facebook diye birşey yoktu. İnsan iyiye çabuk alışırmış derler ya; eminim sanki Facebook hep vardı gibi hisseden milyonlarca insan bulabilirim. Hatta bu fikirden bir Facebook sayfası bile yapabilirim! Hayatımız artık resmen bir film şeridi gibi gözlerimizin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2004 yılından önce, yani sadece 7 sene önce, Facebook diye birşey yoktu. İnsan iyiye çabuk alışırmış derler ya; eminim sanki Facebook hep vardı gibi hisseden milyonlarca insan bulabilirim. Hatta bu fikirden bir Facebook sayfası bile yapabilirim!</p>
<p>Hayatımız artık resmen bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçiyor. Zaman Tüneli ile yeni bir sarsıntı yaratan Facebook sadece bir sosyal paylaşım sitesi olmaktan çıkalı çok oldu;  pazarlama dünyasını yöneten bir pozisyona geleli de&#8230; Facebook’ta sayfası olmayan insan da marka da varolmuş sayılmıyor. 57 yaşındaki babamdan 8 yaşındaki kuzenime kadar herkesin bir Facebook sayfası var.  Yeni kurulmuş küçük ölçekli bir işletmeden, dev global firmalara kadar da&#8230;</p>
<p>Facebook’la ilgili rakamlara ve gerek sosyal gerekse iş hayatımız içindeki yerine bakarsak, insan düşünüyor: Biz Facebook’tan önce ne yapıyorduk? Bu konu daha önce çok yazıldığı için biz de aslında herkesin sorduğu ama detaylı olarak bir yazının oluşturulmadığı soruyu soralım dedik. <strong>Facebook olmasaydı hayat nasıl olurdu? Ve Facebook olmasaydı şu an pazarlama dünyası nasıl olurdu?</strong></p>
<p>Soruyu sektör profesyonellerine yönelttik. Onlardan bu konuda bir tablo çizmelerini istedik. Ortaya çıkan derleme oldukça eğlenceli oldu aslında. Ama önce Facebook’la ilgili rakamlara bir bakalım&#8230;</p>
<p><strong>Facebook istatistikleri:</strong></p>
<p>&#8211;          Facebook’ta 800 milyondan fazla aktif kullanıcı var.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Kullanıcıların ortalama arkadaş sayısı 130.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Günde ortalama 2 milyar post beğeniliyor ya da yorum yapılıyor.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Günde ortalama 250 milyon fotoğraf post’lanıyor.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          Kullanıcıların &amp;75’i Amerika dışından. <strong></strong></p>
<p>&#8211;          Facebook’tan uygulama indirme sayısı günde ortalama 20 milyon.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          7 milyondan fazla uygulama ve websitesi Facebook ile entegre olmuş durumda.<strong></strong></p>
<p>&#8211;          350 milyondan fazla kişi Facebook’a mobil cihazlardan bağlanıyor.</p>
<p><em>Kaynak: Facebook</em></p>
<p><strong>Facebook’ta:</strong></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,000,000 link paylaşılıyor. <em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,484,000 event davetiyesi postlanıyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,323,000 yeni fotoğraf etiketleniyor. <em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 2,716,000 fotoğraf yükleniyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 1,851,000 durum güncellemesi yapılıyor.<em></em></p>
<p>&#8211;          Her  20 dakikada 10.2 milyon yorum yapılıyor.</p>
<p><em>Kaynak: </em><em><a href="http://www.jeffbullas.com/2011/04/28/50-fascinating-facebook-facts-and-figures">http://www.jeffbullas.com/2011/04/28/50-fascinating-facebook-facts-and-figures</a></em></p>
<p>‘Facebook olmasaydı’ cümlesini Facebook’un kardeşi Twitter’da arattığımızda da karşımıza yine eğlenceli tweet’ler çıktı:</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16412" title="1" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1.png" alt="" width="500" height="85" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/1-300x51.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16414" title="2" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2.png" alt="" width="500" height="69" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/2-300x41.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16415" title="3" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3.png" alt="" width="500" height="78" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/3-300x46.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16416" title="4" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4.png" alt="" width="500" height="64" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/4-300x38.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-16417" title="5" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5.png" alt="" width="500" height="82" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/5-300x49.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<h4>Facebook olmasaydı hayat nasıl olurdu? Ve Facebook olmasaydı şu an pazarlama dünyası nasıl olurdu?</h4>
<h3>Bu kadar çok ‘sosyal medya uzmanı!’ olmazdı</h3>
<figure id="attachment_16419" aria-describedby="caption-attachment-16419" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16419" title="CemBatu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/Cem-Batu.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16419" class="wp-caption-text">Cem Batu, Plasenta Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Cem Batu, <em><a href="http://plasenta.com.tr/" target="_blank">Plasenta</a> Kurucu Ortak</em></strong></p>
<p>Dijital dünyada gerçek kimliklerimiz ile yer alma olgusu çok daha geç hayatımıza girerdi. Bu da pazarlama iletişimini doğrudan etkilerdi. <strong></strong></p>
<p>Herkes ‘Mark’ olmak istemeyebilirdi.</p>
<p>Etkileşim, deneyim gibi daha fazla duygusal bağ oluşturma kavramları yerine hala sayfayı kaç kişi ziyaret etti, banner kaç tıklama aldı gibi kavramları konuşuyor olabilirdik.</p>
<p>Bana feys’ten göndersene diyen bir annem olmazdı, msn’i tercih edebilirdi.</p>
<p>3. parti uygulamalar sayesinde farklılaşan ve zenginleşen dijital dünya hala kampanya siteleri, mikro siteler üzerinden dönüyor olabilirdi.</p>
<p>Tüketiciler’in ‘yürüyen mecralar’ haline gelmesi daha uzun zaman alabilirdi.</p>
<p>Paylaşılabilir, ‘değerli içerik’ üretiminin değeri bu kadar net anlaşılamayabilirdi.</p>
<p>Facebook’un başarısı ile değişen günlük deneyimlerimize entegre olan bir çok sosyal platform da hayatımızda olmayabilirdi. Twitter da dahil olmak üzere.</p>
<p>Bu kadar çok ‘sosyal medya uzmanı!’ olmazdı. Bak bu iyi olabilirdi.</p>
<p>Bugün için en önemlisi, yıllarca yaşadıklarımızı aktararak farkında olmadan tuttuğumuz, blog tadında bir ‘ben kimim’ platformu, yani ‘timeline’ımız olmazdı.</p>
<h3>Facebook olmasaydı adı ‘memyselfandbffs’ ya da ‘findyourlovedones’ olan başka bir sosyal paylaşım sitesi olurdu</h3>
<figure id="attachment_16420" aria-describedby="caption-attachment-16420" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16420" title="Eray Endes" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/erayendes1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16420" class="wp-caption-text">Eray Endes, Creasoup Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Eray Endes, <em><a href="http://creasoup.com/" target="_blank">Creasoup</a> Yönetici Ortak</em></strong></p>
<p>Facebook olmasaydı adı ‘memyselfandbffs’ ya da ‘findyourlovedones’ ya da ‘xpages’ olan başka bir sosyal paylaşım sitesi olurdu. Durum şu ki, araç ve şekil teknolojiye ve içinde bulunduğumuz koşullara göre değişse de, insanların iletişim kurma isteği ve ihtiyacı bitmiyor. Bir zamanlar güvercinle yollanan notlar bir gün büyük bir gelişmeyle posta arabası sayesinde yollanır oldu; fakat bugün kaçımız mektup yazıyoruz? Bir zamanlar erkeğe ilgisini mendilini düşürerek atan kadın bugün &#8216;yanlışlıkla&#8217; bir SMS atıyor ya da Facebook&#8217;tan dürtüyor. Artık mektup yazmıyor olmamız, hasret gidermek ve birbirimizden haberdar olmaktan vazgeçtiğimiz için değil, iletişimimizin formu değiştiğinden. Gelişen teknolojiler ve tabii ki internetin web 2.0&#8217;a dönüşümü de bizim yaşama biçimimizi etkiliyor. Peki Facebook olmasaydı pazarlama iletişimi ne olurdu?</p>
<p>İnsanlar, tarihte uzun bir süredir ticari faaliyet içindeler ve aslında bir şeyleri pazarlıyorlar. İletişim kurma yöntemlerimiz gibi, pazarlama iletişimi de içinde bulunduğumuz zamana göre değişiyor. Çığırtkanın yerini banner alıyor belki mağazanın kapısına asılan tabelanın yanına da Facebook profil fotoğrafı ekleniyor. Durum aslında şu ki, Facebook ile uzun süredir gelişen bir trend &#8211; yani hedef kitlenin nişler haline gelmesi &#8211; oluşuyor. 1960’larda birdenbire beliren televizyonla reklamcılık nasıl &#8216;yaratıldıysa&#8217;, tam da öyle bir süreçten geçiyoruz. Facebook olmasaydı, adı başka bir şey olan bir platformda benzer şeyler yapıyor olurduk; mümkün olduğunca data toplamaya, elimizdeki kitleyi tanımaya ve onlara neyi nasıl pazarlayabileceğimiz üzerine kafa yormaya devam ederdik.</p>
<h3>Facebook olmasaydı kesin bi macebook olurdu</h3>
<figure id="attachment_16422" aria-describedby="caption-attachment-16422" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16422 " title="Tuğçe Erül" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/lowe-tugce-erul.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16422" class="wp-caption-text">Tuğçe Erül, Lowe Istanbul Dijital Grup Direktörü</figcaption></figure>
<p><strong>Tuğçe Erül, <em><a href="http://www.loweistanbul.com/" target="_blank">Lowe Istanbul</a> Dijital Grup Direktörü</em></strong></p>
<p>Facebook olmasaydı kesin bi macebook olurdu :)</p>
<p>Ama hadi o da olmadı ve social community siteleri arkadaş bulma ve piyasa yapma sitelerinde öteye gidemedi diyelim&#8230; Daha az boşanma olurdu, çiftler daha az kavga ederdi ve özel hayatımızı ifşa etme eğilimine hiç girmemiş olurduk.</p>
<p>Paylaşma bağımlısı olmazdık, telefonu telefon açmak için kullanırdık ya da mesajlaşmak için; Facebook&#8217;a girmek için değil.</p>
<p>Profil resmi fenomeni olmayacağı için fotoğraf stüdyoları bu konuda ciro yapamazdı.</p>
<p>Her yerden sürekli resim post etme çabasında olmayacağımız için daha az bakımlı olurduk.</p>
<p>Özlü sözleri daha az kullanırdık. Facebook sağolsun özlü sözler konusunda çok bilgili bir toplum olduk. Çevrimdışı dünyada sosyal hareketi başlatmak için bir araç olmazdı elimizde. Ama bir dakika bunun için Twitter da var :)</p>
<p>Tüm hayatım gözümün önümden bir film şeridi gibi geçti demek için ölüme yakın bir deneyim yaşamamız gerekirdi. Oysaki şimdi timeline var!</p>
<p>Işin şakası bir yana Facebook yüzünden herkesin ipliği meydanda da olsa şu dönemde &#8220;being connected to the world and everyone who know&#8221; hayatımızın çok önemli bir bölümünü kaplamaya başladı. Radyo ve TV olmadan da yaşam vardı, Facebook olmasa da yaşam aynen devam eder. Sadece farklı bir boyutta&#8230;</p>
<h3>Myspace, en popüler sosyal platformlardan biri olarak kalmaya devam ederdi</h3>
<figure id="attachment_16425" aria-describedby="caption-attachment-16425" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16425 " title="Hakan Şık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/hakan-digitaliz.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16425" class="wp-caption-text">Hakan Şık, Digitaliz Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Hakan Şık, <em><a href="http://digitalizagency.com/" target="_blank">Digitaliz</a> Kurucu Ortak</em></strong></p>
<p>“Hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşüncenin gücüne karşı koyamaz” der Victor Hugo. Eğer Mark Zuckerberg, Harvard’lı öğrencilerin fotoğraflarıyla eğlenmek yerine başka birşey yapmayı tercih etmiş olsaydı; muhtemelen benzer fikirlerle ortaya çıkmış farklı kişiler hakkında konuşuyor olurduk.</p>
<p>Facebook ile yaklaşık aynı tarihlerde kurulan Yonja, Türkiye pazarına giren Hi5 ile mücadele ederken; Google, Google Plus gibi riskli bir karşı hamle yerine Orkut’u Türkiye’de yaygınlaştırabilmek için farklı stratejiler geliştirebilirdi. Myspace, en popüler sosyal platformlardan biri olarak kalmaya devam ederken, Facebook’dan ilham alan Qzone (Çin) ve Vkontakte (Rusya) gibi platformlar hiç açılmamış olabilirdi. Facebook’un yarattığı sosyal medya rüzgarını arkasına almamış olan Twitter, Microsoft tarafından satın alınmış ve Windows Live ile birleştirilerek kullanıcılara sunulmuş olabilirdi.</p>
<p>Markaların sosyal medya kullanımı açısından bakacak olursak; insanlar bu farklı platformlarda yine markalar hakkında konuşacaklar ve satın alma alışkanlıkları markanın onlarla kurduğu iletişim ve ortaya konulan yaratıcı projeler doğrultusunda değişmeye devam edecekti. Sosyal CRM, tüm bu farklı platformlar üzerinden yürütülecek ve oluşturulan stratejiler, bu platformların dinamiklerine uygun olarak şekillenecekti.</p>
<p>Facebook olmasaydı, sosyal medya kavramı yine en az şimdiki kadar önemli ve değerli olacaktı. Etkileşim, en önemli dijital dinamiklerden biri olmaya devam edecekti. Zaten web 2.0’ın doğuşu, pazarlama dünyasında bugün gelinen noktanın sinyallerini çoktan vermişti.</p>
<h3>Birer tüketici olarak markalarla bu kadar yakın olamayacaktık</h3>
<figure id="attachment_16434" aria-describedby="caption-attachment-16434" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16434 " title="Meltem Yetener" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/MeltemYetener.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16434" class="wp-caption-text">Meltem Yetener, Pixelplus Interactive Sosyal Medya Departmanı, Yönetici</figcaption></figure>
<p><strong>Meltem Yetener, <em><a href="http://www.pixelplus.net/" target="_blank">Pixelplus</a> Interactive Sosyal Medya Departmanı, Yönetici</em> </strong></p>
<p>Facebook, herkesin internet ortamında kendini var edebildiği bir platform. İnternet mesafeleri azalttı derdik ama Facebook bu mesafeleri neredeyse yok etti. İlkokul arkadaşımızdan eski sevgilimize, iş arkadaşlarımızdan ailemizin tüm bireylerine kadar herkes burada. Facebook olmasaydı eski sevgilimizin yeni sevgilisinin kim olduğunu öğrenemeyecektik. 2 dakika önce çektiğimiz fotoğrafları arkadaşlarımızla paylaşamayacak, yazdığımız iletilerin altına yüzlerce yorum ve beğeni gelmesini beklemeyecektik. Hatta Facebook olmasaydı bu yazımız kaç “like” alacak, kaç kez paylaşılacak diye düşünmeyecektik.</p>
<p>Özel hayatımızın merkezinde böylesine güçlü bir yere sahip olan Facebook olmasaydı markalarla olan iletişimimiz, satın alma davranışlarımız, marka sadakatimiz de kendi halinde ilerliyor olacaktı. Birer tüketici olarak markalarla bu kadar yakın olamayacaktık. Artık her şey çok net, açık, olağan ve şeffaf. Böyle bir eksen üzerinde kurulan marka &#8211; tüketici iletişimi de diğer mecralara göre çok daha samimi. Facebook’ta kullanıcılardan direkt alınan geri dönüşleri diğer mecralardan sağlamak çok güç. Facebook olmasaydı markalar tüketicileri bu kadar iyi dinleyemeyecek ve onlarla konuşamayacaklardı. Markalar reklam ve tanıtım faaliyetlerini artık Facebook üzerinde çok daha düşük bütçelerle ve daha iyi etkileşim yaratarak gerçekleştirme fırsatı buldular.</p>
<h3>Can Yücel şiirlerini ezbere bilmezdik</h3>
<figure id="attachment_16435" aria-describedby="caption-attachment-16435" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16435 " title="Lara Akis Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/lara-akis-baruh.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16435" class="wp-caption-text">Lara Akış Baruh, Wanda Socialist Group Head</figcaption></figure>
<p><strong>Lara Akış Baruh, <em>Wanda Socialist Group Head</em></strong></p>
<p><strong>F</strong>acebook olmasaydı;</p>
<p><strong>A</strong>rkadaşlar Poke&#8217;suz, fotoğraflar Tag&#8217;siz, sorular Poll&#8217;suz, sayfalar Like&#8217;sız olurdu</p>
<p><strong>C</strong>an Yücel şiirlerini ezbere bilmezdik</p>
<p><strong>E</strong>bediyen MIRC odalarında sıkışıp kalırdık</p>
<p><strong>B</strong>irbirimize supergirl18, ateşlidelikanlı diye hitap ederdik</p>
<p><strong>O</strong> markalar hala tüketicilere ürünlerini tattıramamış, bir çift laf edememiş olurlardı</p>
<p><strong>O</strong> zaman hep dışarıdan yaratılan algılarla idare etmek zorunda kalırlardı</p>
<p><strong>K</strong>im, kiminle, nerede, nasıl oyununu heyecanla yeni nesillere aktarırdık</p>
<p><strong>O</strong><strong> </strong>değil de; hala Yonja’da birbirimize “testimonial” yazıyor olurduk</p>
<p><strong>L</strong>ibya ve Mısır’da rejim değişiklikleri olmamış olurdu</p>
<p><strong>M</strong>übarek hala görevde, Kaddafi de sarayında olurdu</p>
<p><strong>A</strong>ma ben<strong> </strong>prodüksiyon sektörüne yönelir ve koşuşturmaktan doğal olarak zayıflardım</p>
<p><strong>S</strong>osyalmedya.co’da böyle bir yazı olmazdı</p>
<p><strong>A</strong>nnelerimizi yeniden tanıma şansımız olmazdı</p>
<p><strong>Y</strong>eni saç modelimi nasıl buldun sorusunu 500 arkadaşımıza soramazdık</p>
<p><strong>D</strong>erin mevzulara ve filozof triplerine girmezdik</p>
<p><strong>I</strong>ssız zamanlarda hayatımız gözlerimizin önünden Facebook profilimiz gibi geçmezdi J</p>
<h3>Şu an olduğu kadar Sosyal Medya Ajansı olmayabilirdi</h3>
<figure id="attachment_16436" aria-describedby="caption-attachment-16436" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16436" title="Evren Kacar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/evren-kacar.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16436" class="wp-caption-text">Evren Kacar, Boomerang Kurucu Ortak / CCO</figcaption></figure>
<p><strong>Evren Kacar, <em><a href="http://www.boomerangistanbul.com/" target="_blank">Boomerang</a> Kurucu Ortak / CCO</em></strong></p>
<p>İlk olarak, şu an olduğu kadar Sosyal Medya Ajansı olmayabilirdi. Buna firmamız Boomerang İstanbul da dahil. Şahsen çok yakında tamamen Facebook’a odaklanmış “Facebook Ajansları”nın da türeyeceğini öngörüyorum.</p>
<p>Facebook olmasaydı, Mark Zuckenberg  dünyanın en genç milyarderi olamazdı. Her ne kadar otoritelerce Facebook’un gelir modeli tartışılsa da, son f8 konferansında açıklanan yenilik ve anlaşmalar Facebook’un  gelir modeli üzerinde çalıştığını ve birçok gelişmenin yakın olduğunun göstergeleri.</p>
<p>Facebook olmasaydı, “timeline” kavramı da olmazdı.Ttimeline’ın Facebook var olduğundan beri eklenen en önemli ve şaşırtıcı özelliklerden biri olduğunu düşünüyorum. Facebook’a kayıt olduğunuz tarihten bugüne tüm dijital aktivitelerinizi tek bir sayfada görüntüleyebiliyor ve “Activity Log” ek sayfasında, tüm aktivitelerinizi filtreleyebiliyorsunuz. Elbette, timeline’ı fikir ve uygulama olarak çok beğenmemle beraber çok da akıllıca ve stratejik bir hamle olduğunu düşünüyorum. Facebook, timeline ile henüz doğmamış çocukların bile ebeveynlerini ikna ederek, daha annelerinin karnındayken Facebook üyesi olmalarını sağlayacak. Zira, timeline üzerinde, “You were born” modülünün altına da post girişi yapılabiliyor.</p>
<p>You were an embryo. &gt; You became a Facebook member. &gt; You were born. :)</p>
<h3>Facebook olmasaydı bir grup insana dair bu kadar sosyal bilgiyi 10 dakikada değil 6 ay içerisinde alıyor olurduk</h3>
<figure id="attachment_16437" aria-describedby="caption-attachment-16437" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16437" title="Ali Güracar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/img_0267-1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16437" class="wp-caption-text">Ali Güraçar, 41? 29!</figcaption></figure>
<p><strong>Ali Güraçar, <em><a href="http://www.41-29.com/" target="_blank">41? 29!</a></em></strong></p>
<p>Birkaç ay önce cep telefonumu tamamen kapatıp hiç açmamaya karar verdiğimde farkettim ki, hem ben daha dakik bir insan haline geldim hem de arkadaşlarımla olan programlarım çok daha net ve kesin çizgiler ile belirlenmeye başladı. Çünkü artık yolda karar vermek gibi bir eyleme, &#8220;Neredesiniz ben de geliyorum&#8221; demeye yarayacak bir objeye sahip değildim. Facebook olmasaydı da aynı şekilde sosyal yaşantımıza ve davranış biçimlerimize etkileri elbette ki çok büyük olurdu. Konuştuğunuz kişinin kaç arkadaşı var ve ne sırayla hangisinin hangi feed’ine hangi yorumu bırakıyor, like yapıyor gibi davranışlar iletişimde o kişiye olan bakışınıza yepyeni bir boyut kattı. Artık karşınızdakini &#8220;tanıdığınız kadarıyla iyi bir insan&#8221; olarak algılamaktansa, &#8220;Bak işte ona bunu demiş, sonra şunu paylaşmış, sonra geldi bana mesaj attı abi&#8221; diyerek yargılayamayacaktık belki de.</p>
<p>Facebook insanları algılayış biçimimizi ve sosyal zekamızın karar mekanizmalarının hızlanmasını sağladı. Facebook olmasaydı bir grup insana dair bu kadar sosyal bilgiyi 10 dakikada değil 6 ay içerisinde alıyor olurduk. Bazı muhakemeleri 10 dakika içerisinde değil 6 aylık periyotlarda yapıyor olurduk. Arkadaşlık kavramı zaman içerisinde daha kıymetli olurdu böylece.</p>
<p>Facebook ile birlikte gelen pek çok sosyal interaksiyon tipi Facebook ile icat edildiği için bu gün olmazdı belki ama çok benzer başka şeyler muhakkak olurdu. Facebook olmasaydı en önemlisi, gerçek hayata dijital bir interface icat edecek başka birileri olurdu ve şimdi de o olmasaydı ne yapıyor olurduk diye konuşuyor olurduk. Çünkü teşhir etmek insan doğasının en önemli öğelerinden biri, teşhir edilene bakmak da bir diğeri. Bu ikisinin oluşturduğu dinamik bir şekilde dijital dünyada kendisine yer bulacaktı. İnsan yapısı zaten bunu dikte ediyor.</p>
<h3>Facebook olmasaydı sadece ABD’de 182 bin kişi işsiz kalırdı</h3>
<div>
<figure id="attachment_16423" aria-describedby="caption-attachment-16423" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-16423" title="Esra Günel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/09/esra-gunel.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-16423" class="wp-caption-text">Esra Günel, Project House Sosyal Medya Ekip Lideri</figcaption></figure>
<dl id="attachment_16423">
<dt><strong>Esra Günel, <em><a href="http://www.ph.com.tr/" target="_blank">Project House</a> Sosyal Medya Ekip Lideri</em></strong></dt>
</dl>
</div>
<p>Facebook olmasaydı sadece ABD’de 182 bin kişi işsiz kalırdı. Bu rakama illaki diğer Avrupa ülkelerinden ve ülkemizde de katkı olacağını düşünürsek yüksek bir istihdam yarattığı kesin!</p>
<p>Sosyal hayata bakacak olursak da birçok insan Facebook sayesinde, kaybettiği eski aşklarına yeniden kavuştu ya da var olan ilişkisini kaybetti. Yenilerini bulacağı Facebook’a kavuştuğu için&#8230; :) Bu açıdan da Facebook olmasaydı bir çok evli çift ya da ilişki şu an yaşanamazdı diyebiliriz. :)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/facebook-olmasaydi-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16411</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sosyal Sansüre 3 Kala: İnterneti Nasıl Bilirdiniz? [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/interneti-nasil-bilirdiniz/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/interneti-nasil-bilirdiniz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2011 10:58:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Internet Sansürü]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[22 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Cici]]></category>
		<category><![CDATA[Av. M. Gökhan Ahi]]></category>
		<category><![CDATA[BTK]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endes]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Güner]]></category>
		<category><![CDATA[GörüşlerBurcu Atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Sansürü]]></category>
		<category><![CDATA[Köksal Abdurrahmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nurettin Özdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Turgut]]></category>
		<category><![CDATA[Serhat Özeren]]></category>
		<category><![CDATA[Sina Afra]]></category>
		<category><![CDATA[TİB]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Erül]]></category>
		<category><![CDATA[Yrd.Doç.Dr Erkan Saka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=14086</guid>

					<description><![CDATA[22 Ağustos’ta yürürlüğe girmesi planlanan “Güvenli İnternet Hizmetine İlişkin Usul ve Esaslar”, 22 Kasım’a ertelendi ve sorular da akabinde yükseldi. Kararın 22 Kasım’a ertelenmesi 22 Ağustos için yapılan protestolarının işe yaradığını mı gösteriyor, yoksa sadece yumuşak bir geçiş mi yapılıyor?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>22 Ağustos’ta yürürlüğe girmesi planlanan “Güvenli İnternet Hizmetine İlişkin Usul ve Esaslar”, 22 Kasım’a ertelendi ve sorular da akabinde yükseldi. Kararın 22 Kasım’a ertelenmesi 22 Ağustos için yapılan protestolarının işe yaradığını mı gösteriyor, yoksa sadece yumuşak bir geçiş mi yapılıyor? BTK kamuoyuna kulak vermeye mi karar verdi? Pazarlama dünyası bundan nasıl etkilenecek?” BTK’nın yeni açıklamasıyla ilgili kim, ne dedi?</p></blockquote>
<p>Geçtiğimiz günlerde konuya dair BTK, yeni bir karar metni yayınladı. Kurum, uğruna binlerce kişinin ayaklanma yaptığı filtreli internet paketlerinin ağlarımıza girmesine 5 kala, uygulamayla ilgili deneme süresi koymaya verdi ve 22 Ağustos’ta yürürlüğe girmesi planlanan uygulamayı 22 Kasım’a ertelendi. Ufak bir not; uygulama aslında tamamen ertelenmedi. Çünkü yeni taslağa göre 22 Ağustos, uygulamanın başlayacağı değil, testlerin başlayacağı tarih olarak tanımlanıyor. Başlangıç tarihi ise 22 Kasım 2011 olarak belirlenen BTK&#8217;nın yeni taslağının tam metnini okumak için <a href="https://sosyalmedya.co/22-kasim-internet-paketleri/" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p>Bu açıklama ile, bir süre alevi sönen internet yasakları konusu, gerek iletişim sektörü gerekse internet kullanıcıları için bir anda tekrar alevlendi. Ne de olsa 35 milyon internet kullanıcısının olduğu, Facebook kullanımında 30 milyon kişi ile dünya genelinde ilk 5’te olan bir ülkeden bahsediyoruz. Pazar da büyük, kullanıcı oranları da&#8230;</p>
<p>Peki, BTK’nın kararın resmileşmesinin 22 Kasım tarihine ertelemesi, 22 Ağustos protestolarının işe yaradığını mı gösteriyor, yoksa sadece yumuşak bir geçiş mi yapılıyor? Türk internet dünyası sınırlandırılınca Türkiye nasıl bir sürece girecek? İş dünyası bundan nasıl etkilenecek? Gazetecilere, dijital ajanslara, İnternet Kurulu Başkanı’na, markaların medya müdürlerine, internet girişimcilerine ve Facebook üyelerimize sorduk. Markalar görüş verme konusunda çekimser davranıp dosya konumuza katılmamayı tercih ederken, sektörün diğer kesimleri ve ilgili kişiler fikirlerini gayet net ortaya koydu.</p>
<h2>Facebook kullanıcıları iyi niyete inanmıyor!</h2>
<p>Dün sabah saatlerinde <a href="http://www.facebook.com/SosyalMedyaCO" target="_blank">SosyalMedya.co Facebook</a> sayfamızda bir <a href="http://goo.gl/BSxyv" target="_blank">anket</a> açtık. Facebook üyelerimize sorduk: Bu esaslar ile ilgili BTK’nın iyi niyetine inanıyor musunuz?</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-14090" title="Anket" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Anket.png" alt="" width="500" height="159" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Anket.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Anket-300x95.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-14091" title="Yorumlar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Yorumlar.png" alt="" width="500" height="443" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Yorumlar.png 500w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Yorumlar-300x265.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<h2>Kim, ne dedi?</h2>
<p>Gelen görüşlerden ortaya çıkan tabloyu okumak gerekirse: Konunun ana taraflarından biri olan İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren son derece netti. “Bu bir özgürlük kısıtlaması veya sansür kesinlikle değildir” diyen Özeren, bütün dünyanın ‘Güvenli İnternet’ için yöntemler aradığını ve ertelemenin sadece teknik bir erteleme olduğunu söyledi.</p>
<p>Gazeteci Serdar Turgut ise uygulama harika niyetlerle yapılmış olsa bile ortaya çıkacak sonucun olumsuz olacağını düşünenlerden. Bilişim hukuku uzmanı Av. M. Gökhan Ahi ise  görüşünde BTK’nın bu konuda düzenleme yapmaya hukuken yetkin olmadığı gibi konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığına değindi. Ajanslar da konuya negatif yaklaşıyor ama arada ‘Bu erteleme 22 Ağustos protestolarının işe yaradığı gösteriyor’ diyenler de var. Bunun yanı sıra ‘Sansürün azı çoğu olmaz’ diyen de var, ‘Türkiye internet dünyası için bir kaos olur’ diyen de. Genel yargı, sektörün az ya da çok, ama bir şekilde olumsuz etkileneceği yönünde.</p>
<h3>Bu bir özgürlük kısıtlaması veya sansür kesinlikle değildir</h3>
<p><strong>Serhat Özeren, </strong><em>İnternet Kurulu Başkanı, @serozeren</em></p>
<figure id="attachment_14093" aria-describedby="caption-attachment-14093" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14093" title="Serhat Özeren" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/serhatozeren.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14093" class="wp-caption-text">Serhat Özeren, İnternet Kurulu Başkanı</figcaption></figure>
<p>22 Ağustos’tan sonra da 22 Kasım’dan sonra da bir şey değişmeyecek. 22 Ağustos’tan sonra testler başlayacak sadece ve bundan da kimse etkilenmez. 22 Kasım’dan sonra ise isteyenler, piyasada satılan bir filtre programını kullanıyor gibi filtre kullanacaklar. Tamamen tercihe bağlı bir seçim olacak. Bakın, ilk baştan beri ne dediysem onu yaptım. Yine söylüyorum bu bir özgürlük kısıtlaması veya sansür kesinlikle değildir. Bütün dünya ‘Güvenli İnternet’ için yöntemler arıyor. Genelde bilgisayar kullanmayı çok iyi bilen arkadaşlar bu uygulamaları eleştiriyorlar. Unutmasınlar ki, toplumun her kesimi bilgisayar kullanmayı ve interneti onlar kadar iyi bilmiyor. Bu konuda kültürel olarak mesafeler olabilir. Bu gerçek ışığında konuya bakarlarsa konu daha net anlaşılır. Tabii ki filtre tek başına çözüm değildir. Hem toplumu eğiteceksiniz, hem bilinçlendireceksiniz hem de kültürel olarak da zenginleştireceksiniz. Keşke bizim ülkemizde de sosyal ve ekonomik dengeler AB’deki gibi olabilseydi. O zaman devletin bu konuda yanlızca kural koyarak işi yapması yeterli olurdu. Her olayı kendi gerçeği içinde bakmak gerek.</p>
<p>Bu erteleme tamamen teknik bir ertelemedir. İnternet kurulu olarak bizim verdiğimiz rapor ve öneriler BTK tarafından kabul edildiği için ve bu bağlamda yeni yapıya göre değişiklik yapılabilmesi için ek süre verilmiş oldu sadece.</p>
<h3>Sundukları paketlerle benim internete hiç girmemem gerekiyor</h3>
<p><strong>Serdar Turgut, </strong><em>Gazeteci, @serdargut</em></p>
<figure id="attachment_14095" aria-describedby="caption-attachment-14095" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14095" title="Serdar Turgut" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/serdar-turgut.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14095" class="wp-caption-text">Serdar Turgut, Gazeteci</figcaption></figure>
<p>Bence ne yapacaklarını tam olarak bilemedikleri için bir erteleme oldu. Neyi kısıtlayacaklarını bilmiyorlar. Yasağın nasıl işleyeceği konusunu da bulamıyorlar. Sundukları paketlerle benim internete girmemem gerekiyor. Ben bu tür şeyleri kapsamayan sitelerde dolaşmayı seviyorum. Çocuk ve ailelerin yasaklandığı siteler hoşuma gidiyor.</p>
<p>BTK’nın bu yeni kararla ilgili olan iyi niyetine gelince&#8230; Çok iyi niyetli olsalar da yasağın sonucu olumsuz olacaktır. Burada niyeti ölçmeye çalışırsak, iş bizim için çözümsüz olur. Harika niyetlerle yapılmış olsa da ortaya çıkacak sonucun olumsuz olacağını söyleyebiliriz.</p>
<div class="clear"></div>
<h3>22 Ağustos&#8217;tan sonra Türk internetinin sakat kalma olasılığı yüksek</h3>
<p><strong>Fatih Güner, </strong><em>SosyalMedya.co Kurucusu, Internet Girişimcisi, @fatihguner</em><strong><em></em></strong></p>
<figure id="attachment_14097" aria-describedby="caption-attachment-14097" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14097" title="Fatih Güner" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/fatih-guner.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14097" class="wp-caption-text">Fatih Güner, SosyalMedya.co Kurucusu, Internet Girişimcisi</figcaption></figure>
<p>Önce internet dünyası diye tabir ettiğimiz kavramı açalım. 22 Ağustos&#8217;tan sonra dünya internetine hiçbir şey olmaz, ancak Türk internetinin sakat kalma olasılığı yüksek. Dünyanın Türkiye&#8217;ye bakısı ve dünyaca ünlü sivil toplum kuruluşlarının ülkemize verdiği puanların hepsi negatife doğru biraz daha değişecektir. En nihayetinde, kullanıcının bilgi alma özgürlüğüne sekte vurulduğunu ve bunun da bilerek, isteyerek yapıldığını düşünüyorum.</p>
<p>Tarihin 22 Kasım’a ertelenmesini bence sadece göstermelik. Başkalarının aksine BTK&#8217;nin tepkilerden çekindiğini düşünmüyorum. BTK her zamanki tavrıyla 22 Ağustos&#8217;u ertelemeyebilirdi de ancak internet sansürünün 22 Kasım tarihine ertelenmesi, zaten servis sağlayıcıların izleme teknolojisini zamanında yetiştirememesinden sebep. Ertelenmesi ya da revize edilmesi pozitif bir algı oluşturmuyor gözümde.</p>
<p>BTK’nın iyi niyetine kesinlikle inanmıyorum. Net bir sekilde, yüksek sesle HAYIR! diyorum. Daha önce yine sosyalmedya.co’da Batuhan Apaydın&#8217;ın yazdığı &#8216;Internet bir bebekse BTK eski kafalı ebeveyndir&#8217; başlıklı yazı benim tüm düşüncelerimi yansıtıyor.</p>
<p>Eski zamanlarda insanlar kendilerini hapsedilmiş hissettiklerinde isyanlar çıkarırlarmış, haklarını aramak uğruna hayatlarını feda ederlermiş. Modern zamanda ise kısıtlamalar, yanlarında sadece &#8216;yasakları aşma inovasyonu&#8217;nu getiriyor. Bu yüzden de herşeyin olduğu gibi devam edeceğini düsünüyorum. Ancak fazlasıyla yıkıcı görünmek de istemem. Sonuç itibariyle Türkiye her geçen gün internet konusunda büyük bir ivmeyle gelişiyor.</p>
<h3>Kısıtlamalar dijital pazarlama ve iletişim dünyasını hedef kitleye ulaşmak için yeni yollar aramaya itecektir.</h3>
<p><strong>Sina Afra, </strong><em>markafoni Yönetim Kurulu Başkanı, @sinaafra</em></p>
<figure id="attachment_14098" aria-describedby="caption-attachment-14098" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14098" title="Sina Afra" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/Sina_Afra_4.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14098" class="wp-caption-text">Sina Afra, markafoni Yönetim Kurulu Başkanı</figcaption></figure>
<p>İnternet, dış dünyaya kendini kapatmayan, çağın getirdiği kolaylıklardan geri kalmak istemeyen her ülkede özgürlük ve fırsat ortamı olarak öne çıkıyor. 22 Ağustos konusunda endişeler de bundan sonra Türkiye’nin bu ülkelerden biri olmayacağı noktasına odaklanıyor.</p>
<p>Düzenleme yeniden gözden geçirilirken sadece tarih 22 Kasım’a ertelenmekle kalmadı aynı zamanda filtre sayısı 4’ten 2’ye indi ve filtrelerden birini seçme zorunluluğu kalktı. Tüm bunların uygulamada nasıl olduğunu ise zaman gösterecek. Ancak bu haliyle BTK, halkın sesine kulak vermiş gibi görünüyor.</p>
<p>BTK’nın iyi niyetli olduğunu ve internette güvenliği sağlamak amacıyla bu uygulamaları hayata geçirmek istediğini düşünüyorum. Ancak BTK’nın güvenliği sağlamaya çalışırken internet mecrasının özgürlük, fırsat ve kolaylık getiren doğasının bozulmaması için de çaba sarfetmesi gerektiğine inanıyorum. Belki bu kararın uygulanması bir daha ertelenir ve filtre konusu hayatımıza girmeden çıkmış olur.</p>
<p>Bu kısıtlamalar dijital pazarlama ve iletişim dünyasını hedef kitleye ulaşmak için yeni yollar aramaya itecektir. Ancak hem devletin kendi vatandaşlarını her zaman yasal olmayabilecek yolları kullanmak zorunda bırakmasını doğru bulmuyorum hem de sektörün bu yasakları delmek için harcayacağı vakit ve enerjiyi bu ülkenin kaybı olarak görüyorum.</p>
<h3>BTK bu konuda düzenleme yapmaya hukuken yetkin olmadığı gibi konu hakkında yeterince bilgi sahibi değil.</h3>
<p><strong>Av. M. Gökhan Ahi, </strong><em>Bilişim Hukuku Uzmanı, @mgokhanahi</em></p>
<figure id="attachment_14116" aria-describedby="caption-attachment-14116" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14116" title="Gökhan Ahi" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/gokhan11.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14116" class="wp-caption-text">Av. M. Gökhan Ahi</figcaption></figure>
<p>22 Ağustos&#8217;un ‘İnternetin ölüm tarihi’ olarak nitelendirilmesini aşırı bulmakla beraber, ifade özgürlüğünün internette kullanımına ilişkin sıkıntıların artacağını düşünüyorum. Her ne kadar abonelerin filtre seçmekte özgür oldukları söylense de arkadaş baskısı, mahalle baskısı, topluluk baskısı gibi unsurlarla bir çok insanın istemese bile güvenli internet paketine geçeceğini düşünüyorum. Bu da sadece birileri tarafından seçilmiş ve uygun görülmüş sitelere erişim sağlanması anlamına geliyor. Bu durumda muhalif ve marjinal görüşlerin herkese ulaşması mümkün olmayacaktır. Özellikle reklam gelirleri ile yaşayan siteler, ziyaretçi sayılarını düşürmemek için güvenli internet paketinde de yer almak isteyecek, bunun için de tehlikeli olduğu varsayılan içeriklere yer vermemeye çalışacak, bir nevi oto sansür uygulayacaktır. Kaldı ki, halen binlerce siteye erişim engelli durumda.</p>
<p>Tarihin ertelenmiş olmasının tek sebebi, erişim sağlayıcıların hazır olmak için yeterli zamana sahip olmamasıdır. Bu sebeple, yeni düzenlemede 22 Ağustos &#8211; 22 Kasım arası test sürecine girilecektir. Bunun dışında, merkezi filtre düzenlemesinin daha da yumuşadığını görüyoruz. Bu yumuşama kamuoyundan gelen tepkiler sonucu oldu. Ancak bu değişikliklerin de kamuoyunu yeterince tatmin etmediğini söylemek mümkün. Zira, yeni düzenleme de çok sayıda belirsizlik içeriyor ve buna bağlı olarak izleme ve fişlenme endişeleri halen ortadan kaldırılmış değil.</p>
<p>BTK&#8217;nın iyi niyeti veya kötü niyetini tartışmaya gerek yok. Daha çok BTK&#8217;nın düzenlemeye çalıştığı alanda yetkin ve bilgili olup olmadığının tartışılması gerekir. BTK bu konuda düzenleme yapmaya hukuken yetkin olmadığı gibi konu hakkında yeterince bilgi sahibi değil. Çocukların korunması isteniyorsa bunun yolu merkezi filtre değildir. Tam aksine okullarda eğitim ve aileleri bilinçlendirmek gerekir. Ücretsiz kolay kurulabilen filtre yazılımlarının dağıtılması gerekir. Dünyadaki örneklerin iyi incelenmesi ve analiz edilmesi gerek.</p>
<h3>Filtresiz olarak da yeterince engel vardı</h3>
<p><strong>Yrd.Doç.Dr Erkan Saka, </strong><em>İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi, @sakaerka</em></p>
<figure id="attachment_14099" aria-describedby="caption-attachment-14099" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14099" title="Erkan Saka" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/erkan-saka.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14099" class="wp-caption-text">Yrd.Doç.Dr Erkan Saka</figcaption></figure>
<p>Aslında filtresiz olarak da yeterince engel vardı. Filtreyle merkezi yani devlet eliyle kontrol geliyor ki o da istendiğinde zaten yapılabilen bir şeydi. Yakın vadede bariz bir değişiklik olacağını sanmıyorum bu yüzden. Ama test etme süreçlerinde bağlantı kopmaları artabilir gibi geliyor&#8230;<br />
BTK kendince iyi niyetli. Ama iyi niyet yetmiyor. STK&#8217;lardan gelen geri bildirimleri dikkate alacaklarını söylediler ama görünen o ki özünde filtre sistemi kalacak, düzeltmeler daha yüzeysel olacak.</p>
<div class="clear"></div>
<h3>‘Sansür’ ve ‘internet’ kelimeleri birbirine tamamen zıt anlamdadır</h3>
<p><strong>Köksal Abdurrahmanoğlu, </strong><em>Adinteractive, Istanbul.com, Sosyopath , Quppo ve Cityberry Kurucusu, @koksal</em></p>
<figure id="attachment_14110" aria-describedby="caption-attachment-14110" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14110" title="Köksal Abdurrahmanoğlu" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/ad_ceo_koksal_abdurrahmanoglu_sml1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14110" class="wp-caption-text">Köksal Abdurrahmanoğlu</figcaption></figure>
<p>Öncelikle “Sansür” ve “Internet” kelimelerinin birbirine tamamen zıt anlamda olduklarını düşünüyorum. “Özgürlük”le özdeşleşen internetin, doğası gereği “Anarşist” yani baskıyla oturtulmuş düzene karşı çıkan bir yapısı olduğuna inanıyorum. Bu tespitten hareketle Türkiye’deki internet sansürü hareketini, çoğunluğu gerici zihniyette olan sosyal ve kamu alanında söz sahibi yöneticilerin bu özgürlüğü dizginleyip, ellerinden gitmekte olan yönetim güçlerini yeniden ele geçirebilmeye yönelik nafile bir çabaya bağlıyorum.</p>
<p>Nüfusumuzun en az yarısı özgürlüğe ve iletişime susamış yenilik arayışında olan gençlerden oluştuğuna inançla bunun gibi “güya-düzeni” kontrol altına alma çabalarının eninde sonunda bastırılması imkansız bu güce karşı duramayacağını düşünüyorum. Türkiye’nin yanı sıra sosyal-özgürlük unsurları gelişmemiş bir çok ülkede de yaşandığı gibi, bu tarz bastırılmış tüm düzenleri reddetme hareketinin ana gücü hep gençler oldu. Ve ne güzeldir ki bu sefer de bizim gençlerimiz, böyle bir gerici hareketi engellemekte ana güç olacaklar&#8230;</p>
<div class="clear"></div>
<h3>Bu kısıtlamalar dijital pazarlama ve iletişim dünyasını çok ama çok etkiler</h3>
<p><strong>Nurettin Özdoğan, </strong><em>e-ticaret Girişimcisi/Divas Diamond Yönetici Ortağı, @nurettinozdogan</em></p>
<figure id="attachment_14101" aria-describedby="caption-attachment-14101" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14101 " title="Nurettin Özdoğan" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/nurettin-ozdogan.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14101" class="wp-caption-text">Nurettin Özdoğan, e-ticaret Girişimcisi/Divas Diamond Yönetici Ortağı</figcaption></figure>
<p>Her şeyden önce bir internet kullanıcısı olarak 22 Ağustos&#8217;ta ilk testlerin başlayacağı sürecin pozitif ilerlemesini temenni ediyorum. BTK bu test sürecindeki gelişmeleri başta internet sektörü olmak üzere kamuoyu ile paylaşmalı. Ümit ediyorum ki BTK, taslaktaki internet kullanıcılarını kısıtlayacak maddeleri toparlayacaktır.</p>
<p>Kamuoyunun tepkisi işe yaramış ki BTK yeni önerilere göre yeni taslak hazırladı ve tarihi 22 Kasım&#8217;a erteledik. Bu, Türkiye&#8217;nin demokratikleştiğini gösteriyor. BTK&#8217;nın ve Türkiye&#8217;nin önünde bir sınav daha var. O da BTK&#8217;nın temel itirazlar noktasında adım atması.</p>
<p>BTK&#8217;nın interneti daha güvenli bir hale getirme hedefini anlayabiliyorum. Ancak konu, bunun nasıl yapıldığı. Herşeyden önce internetin doğasını anlamak gerekiyor. İnternet doğası gereği yasakları kaldırmıyor. Bunun yerine gelimiş ülkelerdeki gibi internetin kontrolünü kullanıcılara vermesi gerekiyor.</p>
<p>Bu kısıtlamalar dijital pazarlama ve iletişim dünyasını çok ama çok etkiler. Bir alana ne kadar kural ya da kısıtlama koyarsanız her şeyden önce yaratıcılık ölür. Daha sonra insanların bu alanda girişimciliği azalır.</p>
<h3>Paketler içine koyacakları siteler büyük önem arz ediyor</h3>
<p><strong>Eray Endeş, </strong><em>Creasoup Yönetici Ortak, @erayendes</em></p>
<figure id="attachment_14103" aria-describedby="caption-attachment-14103" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14103 " title="Eray Endes" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/erayendes1.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14103" class="wp-caption-text">Eray Endeş, Creasoup Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p>Erteleme biraz daha rölantide beklememize neden olacak. Uygulama tam olarak başlamadan herhangi bir kıpırdanma olmayacak bence. Açıkçası Mayıs ayındaki gibi bir hareket beklemiyorum. Yumuşak bir geçiş başlayacağı için kimseden bir ses çıkmayacak. “O kadar da kötü değilmiş” algısı çıkacak. Ama 22 Ağustos’tan sonra çıkacak tepkilerin şiddeti Kasım ayındaki asıl uygulamayı belirleyecek.</p>
<p>Bir bağırtı koptu, insanlar sokaklara döküldü. 22 Ağustos’ta sert bir geçiş yapmak daha da kıyamet kopmasına neden olabilirdi. Sonuçta BTK’da internet kullanıcılarını karşısına almak istemiyordur. Biraz daha nabız yoklayacakları bir dönem olacak bu.</p>
<p>Nitekim kötü niyetli olduklarını düşünmüyorum. BTK’nın amacı internet kullanıcılarına eziyet etmek değil. Doğru bildiklerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Doğru bir uygulamamı, kesinlikle hayır. Ama bu onların kötü niyetli olduklarını göstermez. Ama paketler içine koyacakları siteler büyük önem arz ediyor. Markaların yoğun kullandığı sosyal ağlar, siteler, portallar bu aile filtresine takılırsa erişim gücü büyük oranda düşer. Bu durumda bu erişimi artırmak için paket içine uygun yeni mecralar oluşmaya başlayacaktır.</p>
<h3>BTK toplumu, basını ve STK&#8217;ları yeterince açık bir şekilde bilgilendirmiyor</h3>
<p><strong>İbrahim Özdemir, </strong><em>Teknoloji editörü, @ibrahimozdemir</em></p>
<figure id="attachment_14117" aria-describedby="caption-attachment-14117" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14117" title="İbrahim Özdemir" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/ibrahim_ozdemir.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14117" class="wp-caption-text">İbrahim Özdemir, Teknoloji editörü</figcaption></figure>
<p>BTK yetkilileri internet filtresi ile ilgili yaptıkları her açıklamada bu düzenlemeler konusunda iyi niyetli olduklarını vurgulama ihtiyacı duyuyorlar. Ancak internet filtresi gibi düzenlemelere karşı kamuoyundan yükselen tepkileri çok dikkate alır gibi de görünmüyorlar. Böylesi önemli bir konuda toplumun her kesiminden, söyleyecek sözü olan tüm tarafların, uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının fikirleri alınmalı, yapılacak icraatlarda her aşama bu tartışmalarda dile getirilecek görüşler dikkate alınarak ilerlemeli.</p>
<p>BTK, sivil toplum kuruluşları, basın, kamuoyu,bilişim ve internet sektörü ile daha açık ve direkt bir iletişim kurmalı, eleştirilere kulak vermeli. Sorunların merkezinde yer alan 5651&#8217;den başlayarak konuşulması, çözülmesi gereken sorunlar var. BTK&#8217;nın bu çetrefilli alandaki icraatları ve çalışma süreçleri hakkında toplumu, basını ve STK&#8217;ları yeterince açık bir şekilde bilgilendirmediği, bu konuda doğru bir iletişim süreci işletmediği yönündeki eleştiriler bence çok haklı gerekçelere dayanıyor. Kendi tecrübeme dayanarak şunu söyleyebilirim: Basın toplantıları için bile sadece bir-iki gün önceden davet gönderen, kulaktan kulağa davet yöntemini benimseyen, iletişim kurmakta hâlâ faks ve telefonu tercih eden, bilgi taleplerinizi içeren e-posta mesajlarınıza cevap alamadığınız bir kurum. Bu durumda anlaşılmamaktan şikayet etmeleri de çok mantıklı değil.</p>
<h3>Bilinçsiz hareketler bizi negatif etkiler</h3>
<p><strong>Tuğçe Erül, </strong><em>Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</em></p>
<figure id="attachment_14105" aria-describedby="caption-attachment-14105" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14105 " title="Tuğce Erul" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/lowe-tugce-erul.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14105" class="wp-caption-text">Tuğçe Erül, Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</figcaption></figure>
<p>Bu uygulma ile internet üzerinde özgür irade ortadan kalkıyor. Bu uygulamanın kitap yasaklarından bir farkı yok bence. Devir değişince yasaklanan mecralar değişiyor sadece ama mentalite aynı. Bir çok insan bu filtrelemeyi atlatmanın yolunu bulacak. Buna bir ceza gelir de örnek teşkil ederse o zaman daha farklı sonuçlar beklenebilir.</p>
<p>Tarihin 22 Kasım’a ertelenmesini biraz ateş üzerine konulan tenceredeki kurbağa hikayesine benzetiyorum. Adım adım yapılan değişiklikler referans noktasını kaybetmenize sebep oluyor. Geçişin yumuşak yapılması amaçlı olduğunu düşünüyorum</p>
<p>Durumu iyi-kötü niyet olarak ayrıştırmıyorum. İyi niyetten maraz doğar. Bunu bu şekilde değerlendiriyorum. Bu kısıtlamalar dijital pazarlama ve iletişim dünyasını nasıl etkiler kısmına gelince; nelerin filtreleneceğini bilmeden buna tam cevap vermek mümkün olmaz fakat çok etkisi olacağını düşünmüyorum. Facebook, Twitter vb siteler kara listeye girerse durum değişir tabii. Etkilediği binlerce blogger hiç hesaba katılmadan Türkiye&#8217;de blogspot bile kapatıldı bir dönem. Bilinçsiz hareketler bizi negatif etkiler. Ama standart ve gerçekten bahsedilen, özellikle çocukları korumaya yönelik bir filtrenin bizi etkilememesi gerekir.</p>
<h3>Bu, insanların temel bir hakkı olan iletişim ve haber alma hakkına getirilen net bir kısıtlamadır</h3>
<p><strong>Ali Güracar, </strong><em>41? 29!, @ustunuzum</em><strong></strong></p>
<figure id="attachment_14106" aria-describedby="caption-attachment-14106" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14106 " title="Ali Güracar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/ali-guracar1.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14106" class="wp-caption-text">Ali Güracar, 41? 29!</figcaption></figure>
<p>22 Ağustos&#8217;tan sonra tekrar bir panik furyası kopacak gibi görünüyor. Daha önce bu mesele ilk ortaya çıktığı zaman oluşan kamuoyunun şimdi tekrardan toplanması gerek. Bunun esas etkileri yalnızca internet dünyasına değil tüm Türkiye&#8217;ye olacak. Öğrenme işlemi, bilgi edindikçe gelişen bir süreçtir. Bir kitlenin bilgi edinme yollarını kontrol etmek, öğrenme biçimini, dolayısıyla hareket etme biçimlerini doğrudan etkileyecektir.</p>
<p>Aslında ertelemenin bir katkısı yok, yalnızca sistemin test edilmesi için geçecek 2 fazla aydan bahsediyoruz. Bu süre bize yalnızca tepkimizi daha da organize etmek için daha çok zaman sağlayacaktır. Bu 2 ay neyin, neden yanlış olduğunu gösterebilmemiz için bize tanınmış kıymetli bir zaman. Bu, insanların temel bir hakkı olan iletişim ve haber alma hakkına getirilen net bir kısıtlamadır. Dolayısıyla insanlık seviyesinde tartışılması gerekiyor diye düşünüyorum. Filtre getirilecek olan içeriklerin ne kadar iyi niyetli seçilip seçilmediği bir yana, bir devlet kurumunun, bir milletin neyi görüp neyi göremeyeceğine karar veren mekanizma haline gelmesi tartışılması gereken esas konu. Hangi 11 kişilik, ne gibi kıstaslar ile benim ailemin bütünlüğünün yararına, çocuğumun gelişiminin doğrultusunda karar verme hakkına sahip olabilir?</p>
<p>Dijital pazarlama dünyası bundan &#8220;iletişim&#8221; in etkilendiği boyutta etkilenecek tabii ki. İletişim hakkı, toplumlarda çok sesliliğin, kendini ifade edebilmenin dolayısıyla demokrasinin temel haklarından biridir.</p>
<h3>Sansürün üzerine filtreleme sistemi gelecekse Türkiye internet dünyası için bir kaos olur</h3>
<p><strong>Alper Cici, </strong><em>Mobilera Dijital Pazarlama Müdürü, @alpercici</em></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-14123" title="Alper Cici" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/alper-cici1.jpg" alt="" width="200" height="275" />04.08.2011 tarihinde yayınlanan BTK kararı ile görünen o ki sansüre karşı tepkiler işe yaramış görünüyor. Söz konusu kararda yer alan &#8216;Güvenli İnternet Hizmetini talep etmeyen abonelerin mevcut İnternet erişim hizmeti, herhangi bir değişiklik olmaksızın sunulmaya devam eder&#8217; maddesi bir çok kullanıcının içini rahatlatacak. Ancak engellenen sayısız sitenin akibeti ise halen meçhul ve ertelenen 3 aylık süre de sıkı bir çalışmanın sinyallerini veriyor.</p>
<p>Kullanıcıların kötü içerikten korunmak istemesi nasıl bir hak ise, diğer tarafta kullanıcının hangi bilgiye ulaşacağına karar vermesi de bir hak olmalı. Sürecin sonundaki hayalimiz hiç bir sitenin engellenmemesi ve kullanıcıların kendi iradeleri ile istediği kategorideki içeriği filtreleyebilmeleri şeklinde. Ancak hali hazırda var olan sansürün üzerine bir filtreleme sistemi gelecek ise Türkiye internet dünyası için bir kaosun başlangıcı olur.</p>
<h3>Sansürün azı çoğu olmaz</h3>
<p><strong>Burcu Atasoy, </strong><em>Wanda Digital Müşteri Direktörü, @bircibirci</em></p>
<figure id="attachment_14107" aria-describedby="caption-attachment-14107" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14107 " title="Burcu Atasoy" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/wanda-burcu.png" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-14107" class="wp-caption-text">Burcu Atasoy, Wanda Digital Müşteri Direktörü</figcaption></figure>
<p>Bu yeni düzenlemenin; geliştirilmesi mümkün olursa daha az tepki göreceğine inanıyorum. Ancak hala bir kısıtlama yönteminin üzerine yapılan yamalardan bahsediyoruz.</p>
<p>Açık konuşmak gerekirse başlangıçta çok daha olumsuz bir tablo vardı. 15 Mayıs&#8217;ta binlerce kişinin katılımı ile Taksim&#8217;de gerçekleşen protesto yürüyüşünün bu yeni düzenlemede etkisi olduğunu düşünüyorum. Test dönemi diye adlandırılan bu süreç dikkate alınarak temizlenir, uygulama internetin doğasına daha uygun hale getirilirse, sansür sıfatından kurtulup niyetine uygun bir uyguluma haline gelecektir. Yapılan ikinci düzenlemeyi, BTK&#8217;nın verilen tepkilere kulak verdiğine dair bir referans olarak kabul etmek isterim. Ancak bilgiye ulaşım özgürlüğünü engellediğiniz sürece niyetin bir önemi kalmıyor. Sansürün azı çoğu olmaz. Umarım öyle bir zaman gelir ki hiçbir filtreye ihtiyaç duymadığımız günlere geri dönebiliriz. Zaten herhangi bir devlet kurumunun kötü niyetli olma ihtimalini düşünmek bile istemeyiz.</p>
<p>Kısıtlama yönteminden uzaklaşmadığımız sürece iletişim ve pazarlama dünyasını olumsuz etkileyeceği kesin.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/interneti-nasil-bilirdiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14086</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Müşterileriniz Sosyal Medyayı Yeterince Anlıyor mu? [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 07:48:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[41-29]]></category>
		<category><![CDATA[adinteractive]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güraçar]]></category>
		<category><![CDATA[Creasoup]]></category>
		<category><![CDATA[Dekatlon Buzz]]></category>
		<category><![CDATA[Digitaliz]]></category>
		<category><![CDATA[Eray Endes]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Günel]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Telci]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Lowe İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Project House]]></category>
		<category><![CDATA[Samet Ensar Sarı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğçe Erül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=13756</guid>

					<description><![CDATA[Herkes burada. Hali hazırdaki tüketici de, potansiyel tüketici de, markalar da, ajanslar da, uzmanlar da... Herkes burada da, iş sosyal medya kullanımına gelince bazı gerçeklerin tekrar edilmesi gerekliliği hiç bitmiyor. Mesela; sosyal medya sadece Facebook ve Twitter’dan oluşmuyor...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, herkes burada. Hali hazırdaki tüketici de, potansiyel tüketici de, markalar da, ajanslar da, uzmanlar da&#8230; Herkes burada da, iş sosyal medya kullanımına gelince bazı gerçeklerin tekrar edilmesi gerekliliği hiç bitmiyor. Mesela; sosyal medya sadece Facebook ve Twitter’dan oluşmuyor, Facebook sihirli bir değnek değil ve bir Facebook sayfası açınca ya da Twitter’da hediye dağıtınca bir anda ‘Love Mark’ olunmuyor gibi&#8230; Sosyal medyada tüketicinin ağzı torba değil, onu da büzemiyorsunuz. E ne yapmak lazım o zaman? Önce bu alanın işleyişini ve dinamiklerini anlamak lazım.</p>
<p>‘Sosyal medya kullanımı’ geniş, uzmanlık gerektiren ‘önemli’ bir konu. Markalar da artık sosyal medyanın önemini kabul ediyor, göz ardı edemiyor. Fakat mecrayı ‘yeterince’ anlıyor mu? Yeni soru bu.</p>
<p>Ajans-müşteri ilişkisi her zaman trajikomik bir hal almıştır. Her diyalogda geçerli olan bir gerçek, ajans-müşteri diyaloğunda kendini tekrar tekrar onaylıyor. “Ne dediğinden çok karşındakinin ne anladığı önemlidir.” Ajansların kafasını omzumuza koyduk, anlat dedik. Anlat&#8230; Müşterilerin sosyal medyayı yeterince anlıyor mu?</p>
<p>Soruyu yönelttiğimiz ajanslar çoğunlukla müşterilerine tam not verdi. Evet, markalar sosyal medyayı gittikçe daha iyi anlıyorlar. Her türlü yeniliğe ve fikre de açıklar. Talepte de bulunuyorlar. Bu taleplerin gerçekçi olanı da var, ilginç olanı da.</p>
<p>Ajansların konu hakkındaki detaylı görüşlerine geçmeden önce karşılaştıkları bazı ilginç taleplere bakalım. :)</p>
<blockquote><p>Ben tek tıkla Facebook’ta 3 milyon kişiye ulaşabillir miyim? Tek tıkla 3 milyon kişiye ulaşacak duruma kaç ayda gelebilirim?</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Eray Endeş, </em><em>Creasoup Yönetici Ortak</em></p>
<blockquote><p>Bu kadar insan internete giriyor mu gerçekten?</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Samet Ensar Sarı, Dekatlon Buzz Kurucu Ortağı</em></p>
<blockquote><p>En ilginç talep şimdiye dek kardeşimden geldi. “Abi ya senin hani bi sürü takipçin falan var ya twitterda. Bi benim şu youtube videosunu paylaşsana be hadi be”. Eskiden arabanın anahtarını isteyen kardeşten şimdi böyle talepler gelmesi ilginç tabii.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Ali Güraçar, 41? 29!</em></p>
<blockquote><p>Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes “Vauv!” desin.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Tuğçe Erül, Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</em></p>
<blockquote><p>Sunulan fikirler arasından ikisini birleştirip yeni bir kolaj yapmak sık karşılaşılanlar arasında…</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Gizem Telci, adinteractive  &#8211; Digital Strategist</em></p>
<blockquote><p>Şu ana kadar gelen en ilginç talep, bir markanın temsilcisinin rakip markaları için negatif içerikler üretilmesini ve yayılımının yapılmasını istemesiydi. Kabul etmedik tabii.</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Hakan Şık, Digitaliz Yönetici ve Kurucu Ortağı</em></p>
<blockquote><p>Zynga&#8217;ya ait bir oyunun aynısını yapmamız istendi bir kere. Süresi de yanlış hatırlamıyorsam 1 aydı. Aslında gerekli bütçe ve zaman ile neden olmasın! :)</p></blockquote>
<p style="text-align: right;"><em>Esra Günel,  Project House Sosyal Medya Ekip Lideri </em></p>
<h3>Asıl mesele sosyal medyanın ne şekilde kullanılacağının anlaşılması</h3>
<figure id="attachment_13768" aria-describedby="caption-attachment-13768" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13768" title="Ali Güraçar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/ali-guracar.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13768" class="wp-caption-text">Ali Güraçar - 41? 29!</figcaption></figure>
<p><strong>Ali Güraçar</strong> &#8211; <em>41? 29!</em></p>
<p>Sosyal medya konusunda Türkiye’de faaliyet gösteren markaların başarı öyküleri duyulmaya başlandıkça sosyal medyanın önemini anlayan marka sayısı gün geçtikçe daha da artıyor. Ama tabii esas mesele sosyal medyanın önemini anlamalarından çok ne şekilde kullanacaklarını anlamaları. Sosyal medyanın bir billboard’dan farklı olması gerektiği gerçeğine ise yavaş yavaş, tadını aldıkça  ısınıyoruz. Sonuçta billboard’u kaç kişinin gördüğünü değil de, kaç kişinin onun hakkında ve nasıl konuştuklarını görmek marka yetkilileri için çok daha heyecan verici.</p>
<p>Sosyal medyanın kullanılma amacı arasında marka imajının oturtulması, markaya dijital bir ses getirilmesi ve takipçiler ile bu doğrultuda anlamlı bağlar kurulması başı çekiyor. Satış, müşteri ilişkileri, prezans yönetimi gibi amaçlar bunlardan sonra geliyor. Amaç markadan markaya değişse de, takipçi adına overall marka deneyimini zenginleştirmek esas amaç olmalı. Yukarıda saydıklarımız ise bunu gerçekleştirmek için kullanabileceğimiz farklı araçlar.</p>
<p><strong>Sosyal medya bir takipçi savaşı değil</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya ile ilgili müşterilerimizi ikna etme konusunda en zorluk çektiğimiz nokta, bunun bir takipçi savaşı olmadığı ve başarının çok daha farklı metrikler ile tanımlanması gerektiği konusu. Türkiye’de markalar elimizdeki araçlara aşık olmuş durumda, oysa ki mecranın esas içgörüsü müşterilere aşık olmak. “Sosyal medyada birşeyler yapmak istiyoruz”un tanımı 100.000 takipçi elde edecek projeler üretmektense o 100.000 kişiyi nasıl aktif kılmak gerektiği olmalı. Engagement dahi yeterli bir başarı kriteri sayılmamalı. Sizinle 1 sene boyunca 1er kere engage etmiş 100.000 kişi ne işinize yarar ki?</p>
<p><strong>Sihirli kelime: Yaklaşım ve strateji!</strong></p>
<p><strong></strong>Markalar sosyal medyanın önemi sunumlarına ve o sunumların barındırdığı meşhur, tüm sosyal medya kanallarının logolarını üst üste bir sepete istifleyen “social media bandwagon” görseline doymuş durumdalar. Bunun bir yaklaşım meselesi olduğu, markanın bütünleşik pazarlama stratejisine entegre bir yol belirlenmesi gerektiği ve bu yolda harcanacak eforun bu yaklaşım doğrultusunda olacağını marka yetkililerine hissettirmek kilidi açan nokta.</p>
<p><strong>Arabanın anahtarını versene!</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya tüm markalar için yeni bir mecra olduğu için ilginç talepler/sorular oldukça çok, fakat markalar ısındıkça bu ilginç talepler de giderek azalıyor tabii :) En ilginç talep ise şimdiye dek kardeşimden geldi. “Abi ya senin hani bi sürü takipçin falan var ya twitterda bi benim şu youtube videosunu paylaşsana be hadi be” şeklinde. Eskiden arabanın anahtarını isteyen kardeşten şimdi böyle talepler gelmesi ilginç tabii.</p>
<h3>Artık sosyal mecralar özelinde iletişim stratejileri hazırlanmaya başlandı</h3>
<figure id="attachment_13781" aria-describedby="caption-attachment-13781" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13781" title="Gizem Telci" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/gizem-telci.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13781" class="wp-caption-text">Gizem Telci - adinteractive - Dijital Stratejist</figcaption></figure>
<p><strong>Gizem Telci</strong> &#8211; <em>adinteractive Digital Strategist</em></p>
<p>Youtube, Vimeo, Facebook ve sonrasında Twitter’ın hayatımıza girmesi günlük yaşam akışımız da dahil olmak üzere birçok şeyi değiştirdi. Konvansiyonel mecralardan aldığımız tüm bilgileri bir süre sonra bu mecralardan öğrenir olduk. Bu durum bir süre sonra markaların da dikkatini çekti ve sosyal medya markaların hayatında önemli bir yer edindi.</p>
<p>Ülkemizde sosyal medya son birkaç yılda oldukça önem kazandı. İlk başlarda yalnızca bir iletişim yolu olarak tanımlanan sosyal medya siteleri markalar tarafından daha efektif kullanılmaya başlandı ve sırf bu mecralar özelinde iletişim stratejileri hazırlanmaya başlandı. Şu anda birçok global ve lokal markayla ile ilgili bilgiyi sosyal medyadan alabiliyoruz.</p>
<p>Hizmet verdiğim çoğu markanın sosyal medyayı kullanmasındaki ana amaçlardan biri, 360 derece entegre iletişimin gücünden faydalanmak ve tüketicileriyle iletişimi, onların günün yarısını geçirdikleri sosyal medya sitelerinde de sürdürmek.</p>
<p><strong>Love mark yaratmak ana amaç olmalı!</strong></p>
<p>Bu mecraları kullanırken müşterilerin izlediği yol/strateji konusunda bir genelleme yapmak çok doğru olmaz. Çünkü her bir markanın kendi vizyonu, hedef kitlesi, stratejisi doğrultusunda izlediği farklı bir iletişim yolu var. Bence ana amacı takipçi sayısını artırmak olan içi boş hediyeli kampanyalar yerine love mark yaratarak insanların bir markaya gönülden bağlanmasını sağlamak çok daha değerlidir.</p>
<p><strong>Müşterinin geleneksel bir bakış açısı varsa süreç sıkıntılı olabiliyor</strong></p>
<p><strong></strong>Sosyal medya konusunda hevesli ve getirisine inanan bir müşteri çoğu zaman yeniliklere açık oluyor. Fakat yeniliklere açık olmayan bir müşteriyle sosyal medyada hareket etmek çoğu zaman sıkıntı yaratabiliyor. Çünkü burası dinamik ve yaşayan bir dünya. Burada uzun onay süreçleri ve katı kurallarla değil, hayata ayak uyduran canlı bir ritimle hareket etmek zorundayız. Müşterinin dar bir vizyonda oluşu ve bu duruma ayak uyduramaması zorluk yaratabiliyor. Müşterinin geleneksel bir bakış açısı varsa onu sosyal medyanın canlı dünyasına adapte etmek sıkıntılı bir süreç haline gelebiliyor. Projelerin markaya olabilecek geri dönüşünü sağlam temellere dayanan bir senaryoyla ortaya koyduğumuzda marka açısından ikna edici oluyor.</p>
<p>Sosyal medya konusunda birçok ilginç taleple karşılaşabiliyoruz. Tek bir örnek vermek çok doğru olmaz ama genelde birçok projede ilginç talepler olabiliyor. Sunulan fikirler arasından ikisini birleştirip yeni bir kolaj yapmak şık karşılaşılanlar arasında…</p>
<h3>Sosyal medyadan mass media’nın sunduklarını beklemek, denizde patates yetişmesini beklemek gibi bir şey</h3>
<figure id="attachment_13784" aria-describedby="caption-attachment-13784" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13784" title="Eray Endeş" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/eray-endes.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13784" class="wp-caption-text">Creasoup - Yönetici Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Eray Endeş</strong> &#8211; <em>Creasoup Yönetici Ortak</em></p>
<p>Türkiye’deki hem global hem de lokal markaların sosyal medyanın önemini anlamaya çalıştıklarından eminiz. Yeterince anlamalarını sağlamaksa hizmet verenlere düşüyor. Markalar “burada olmam lazım” diyor ama “nasıl” kısmında zorlanıyor. Bir de, sosyal medyadan ne beklemesi gerektiği çok net değil müşteri tarafında. Burada da neyin olup neyin olmayacağını anlatmak bize düşüyor. Markanın sosyal medyayı kullanmasındaki amaç konusunda müşteri bağını artırmak genellikle en önemli neden. Sosyal medyada var olmanın kendisi de başlıca bir neden olabiliyor fakat genellikle önem verilen şey hedef kitleyle iletişim kurabilmek. İkincil hedef olarak da ‘denemeye teşvik’ diyebiliriz. Henüz kendisiyle gerçek anlamda tanışmamış potansiyel kitlenin kendisini tanımasını, denemek istemesini amaçlıyor.</p>
<p><strong>Nicelikten çok, nitelik önemli</strong></p>
<p>Müşterilerimiz, pazarlama ve iletişim alanında tecrübeli, bu alanda yıllarca çalışmış marka yöneticileriyle diyalog kuruyor. Onun bilgi birikimindeyse mass media mecraları yer alıyor. En çok zamanı sosyal medyada amacın çok kişiye değil istediğimiz kişiye ulaşmak olduğunu anlatma konusunda harcıyoruz diyebiliriz. Tabii ki sosyal medyayı anlatırken sayılardan, araştırmalardan da yararlanarak ve case study’lerle de destekleyince müşterilerimizle birbirimizi anlamamız kolaylaşıyor. Buradaki zorluk, belli başlı müşterilerle ilgili değil. Pazardaki zorluk, müşterinin alışmış olduğu durum ve koşullardan farklı özelliklere sahip yepyeni bir alanda hareket ediyor olacak olması. Müşterinin aklındaki o paradigma kaymasını yapmak da ajanslara kalıyor. O kısım atlanıp, farklı vaatler sunulunca, o müşteri sosyal medyadan gerçekdışı sonuçlar beklemeye haklı olarak devam ediyor. Müşteriyi ikna etme konusundaki anahtar cümlelerimiz: “Çok kişi değil, doğru kişiler. Hedeflediğim kitleye ulaşmam önemli, hedefimin tamamen dışında olan milyonlara değil.”<br />
Bizce amaç markanın genel iletişim stratejisine uygun bir sosyal medya varlığı yaratmak olmalı. Hedefler de, o yılın stratejisine göre belirlenmeli. Sosyal medyada, uzun vadeli bir iletişim kurmak gerekiyor. Burada önemli olan, sosyal medyadaki mesajı, o mesajla gerçekten ilgilenen kitleye iletmek. Burada nicelikten çok, nitelik önemli olmalı. Sosyal medyadan, mass media’nın sunduklarını beklemek olmaz. Bunu beklemek, denizde patates yetişmesini beklemek gibi bir şey.</p>
<p>Tek atımlık projeler, sosyal medyanın yapısı ve doğasına uygun değil. Televizyonda yalnızca Temmuz ayında reklamınızı gösterirseniz olur ama Facebook sayfanızda yalnızca Temmuz ayında içerik paylaşıp diğer aylar hiçbir şey yapmazsanız olmaz.</p>
<p>Karşılaştığımız ilginç istekler arasında ilk aklıma gelen; ‘Ben tek tıkla Facebook’ta 3 milyon kişiye ulaşabillir miyim? Tek tıkla 3 milyon kişiye ulaşacak duruma kaç ayda gelebilirim?’ bu soru, aslında bize müşterinin kafasında sosyal medya/mass media ayrımının henüz oturmadığını da gösteren soru olmuştu.</p>
<h3>Anlayış bir önceki yıla göre oldukça arttı</h3>
<figure id="attachment_13775" aria-describedby="caption-attachment-13775" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13775" title="Tuğçe Erül" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/tugce-erul.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13775" class="wp-caption-text">Lowe İstanbul - Dijital Grup Direktörü</figcaption></figure>
<p><strong>Tuğçe Erül</strong> &#8211; <em>Lowe İstanbul Dijital Grup Direktörü</em></p>
<p>Sosyal medyanın önemi bir önceki yıla göre müşteri nezdinde çok daha arttı. Sosyal medya, yaptığınız kampanyanın nasıl algılandığını anında test edebileceğiniz bir platform sunar. Lokal markaların bu konuda daha agresif davrandığını düşünüyorum. Türkiye’de özellikle Facebook’ta en fazla hayran sahibi olan markalara baktığımızda çoğunluğunun lokal markalar olduğunu görüyoruz. Elbette sadece Facebook yatırımı iyi bir sosyal medya stratejisini oluşturmuyor. Kapsamlı bir sosyal medya stratejisinin ve planının, mevcut iletişim planlarına tam entegrasyonu sağlandığı zaman markaların bu konunun önemini ne kadar iyi anladığından bahsedebiliriz.</p>
<p><strong>Sosyal mecralar markaların oyun alanları</strong></p>
<p>Sosyal medyayı iletişim platformu olarak kullanmanın en önemli amaçlarından biri tüketicilere yakınlaşmak, onlarla sürekli iletişim halinde olmak. Bu zaten beraberinde istenilen bağlılığa ulaşmak için gereken ortamı sağlıyor. Kendinize ait bir mecra yaratıyorsunuz. Marka dünyanız ve markanız ile ilgili mesajları tüketiciyi sıkmadan aktarabiliyorsunuz. Özetle burası markanın oyun alanı oluyor artık.</p>
<p>Sosyal medyayı bir platform haline getirmek maddi &amp; manevi sürekli yatırım gerektiren bir şey. Mutlaka marka ekiplerinde bu konudan sorumlu bir uzmanın çalışması şart. Bunun yanında tüketicileriniz ile iletişim kurmak demek onların da size cevap vermesi, soru sorması demek. Markalar bunun yönetimi konusunda hassaslar. Pazarlamacılar için en önemli olan konulardan biri de yeni çıkan sosyal ağların yeterince penetre olmaması. Örneğin Foursquare henüz rüştünü ispat etmedi; bu nedenle de yoğun kullanılmıyor. Twitter’ı bile henüz etkin kullanan marka sayısı çok çok az.</p>
<p><strong>“Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes ‘Vauv!’ desin” </strong></p>
<p>“Tüketici neredeyse biz de orada olmalıyız” cümlesi bizce anahtar cümle. Onların bulundukları şekilde ve onların konuştuğu dil ile&#8230; Ve şuan tüketicilerimizin nerede olduğunu net olarak adres edebiliyoruz. Daha da önemlisi sizi takip eden tüketicilerin markanız için değeri nedir ve takipçilerinizi işinizi büyütmek için nasıl değerlendirebilirsiniz, bunun cevabını verebiliyoruz.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığımız ilginç talepler arasında ilk aklımıza gelen: “ Facebook’ta öyle birşey yapalım ki herkes “Vauv!” desin.”</p>
<h3>Markalar geçmiş senelere göre daha açık ve talepkar</h3>
<figure id="attachment_13786" aria-describedby="caption-attachment-13786" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13786 " title="Alper Cici" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/alper-cici.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13786" class="wp-caption-text">Mobilera - Dijital Pazarlama Müdürü</figcaption></figure>
<p><strong>Alper Cici</strong> &#8211; <em>Mobilera Dijital Pazarlama Müdürü</em></p>
<p>Artık çoğu lokal ve global marka sosyal medya’daki takipçi ya da fan sayısının pek bir şey ifade etmediğini biliyor. Asıl önemli olanın müşterileri anlayabilmek adına yapılan kişisel yorumlarını incelemek, analiz etmek ve bunlara yapıcı cevaplarla dönebilmek olduğunu öğreniyorlar. Akıllı markalar, 300-500.000 takipçi kazanmaktan çok, her yeni takipçinin ya da fan’ın markalarına neden önem verdiğini derinlemesine anlamaya çalışıyor; sorular soruyor, interaktif içerikler üretiyor ve anında dönüş yapıyor. Artık markalar da müşterileri ile aralarındaki duvarların kalktığını biliyor ve gün be gün onlarla daha samimi ilişkiler kurmak için iletişim kanallarını kuvvetlendiriyor. Bunu korkutucu gören markalar da olabilir ancak şunu bilmeleri gerekir ki aslında markaların elinde hayranlarının her birinin akıllarından geçeni teker teker görerek, onlara isimleriyle hitap edebilme yetisi sunan bir mekanizma var.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın doğası gereği tüm ilişkiler güven üzerine oturtulmalı</strong></p>
<p>Sosyal medyadaki amaç yukarıda da değindiğimiz gibi müşterileri ile en samimi ilişkiyi kurmak. Büyük rakamlarla ölçülen, sayılara odaklanmış bir anlayıştan uzak stratejilerden vazgeçilmeli. Sosyal medyanın doğası gereği, tüm ilişkilerin güven üzerine oturtulması gerekiyor.</p>
<p>Bundan 10 sene öncesine kadar, markaların müşterilerini dinleyebiliecekleri bir platform yoktu. Artık markaların ürünlerini yenileştirmek, düzeltmek ve müşterilerine uygun hale getirebilmek için ellerinde çok kullanışlı bir çok platform mevcut. İş geliştirme departmanlarının işine yarayacak en önemli kaynak da bizce aslında sosyal medya.</p>
<p>Eğer global bir marka Facebook’ta satış yapmak için varoluyorsa, yanlış yere gelmiş demektir. Eğer yarattığı uygulamada hayranlarının gözünün içine logolarını sokmaya çalışıyorsa, love brand olmayı şimdiden unutmalıdır. Sosyal mecralarda yapılan her manevra, aslında markanın var olan müşterileriyle en samimi ve yapıcı ilişkiyi kurmasına adına yapılmalıdır.</p>
<p>Sosyal medya kullanımı konusunda markalar geçmiş senelere göre daha açık ve talepkar. Anlık etkileşimlerin hızla yayıldığı sosyal medya kullanımında proje üretmek kadar, takibi ve tüketicinin tepkisini de iyi analiz etmek ve projeye yeri geldiğinde müdahele etmek de gerekebiliyor.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda müşterilerimizden gelen öyle çok enteresan bir talep olmadı aslında. Genel olarak insanları şaşırtacak, daha önce yapılmamış şeyleri yapmak gibi taleplerle karşılaştık hep, ki bu da çok normal. Gerek Bir Beren’e Sormak Lazım projesinde, gerek Turkcell Projection Mapping projesinde, gerekse Müsaitseniz Fala Bekleriz projemizde hep bu talepleri karşılamak için çalıştık. Böylece sosyal medyada pek de yapılmamış projeleri hayata geçirerek aslında biz herkezi şaşırtmış olduk.</p>
<h3>Artık markalar sosyal medyada yer almayı kendileri istiyor</h3>
<p><strong>Esra Günel</strong> &#8211; <em>Project House Sosyal Medya Ekip Lideri</em></p>
<figure id="attachment_13788" aria-describedby="caption-attachment-13788" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13788" title="Esra Günel" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/esra-gunel.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13788" class="wp-caption-text">Project House - Sosyal Medya Ekip Lideri</figcaption></figure>
<p>Türkiye her konuda olduğu gibi dijital dünyanın devrimi olarak nitelendirilebilecek olan sosyal medyaya da beklenenden çok daha hızlı adapte oldu. Özellikle global markalar, Avrupa ve Amerika’da var olan gelişmelere adapte olmaya zorlandığından orada verilen hedefleri gerçekleştirmek adına sosyal medya için ayrı bir bütçe ve plan oluşturdu. Bazı markalar ise kendiliğinden etraftaki gelişmelerin arkasında kalmamak için, rekabet için bazen de sadece imaj için sosyal medya ya önem vermeye başladı.</p>
<p>Şu an için sosyal medya daha çok marka ve müşteri arasındaki bağı kuvvetlendirmek ve ayrı bir mecra yaratmak amacıyla kullanılıyor. Bu dönemde markalarının büyük çoğunluğunun başlıca KPI&#8217;ı fan sayısı olduğundan kalabalık bir mecra ön planda. Biz tabii ki elimizden geldiğince bu focus&#8217;u değiştirmeye uzun vadede önemin fan sayısı kadar etkileşim rakamında olduğunu anlatmaya gayret ediyoruz. Sonuçta sosyal medya markaların iletişim platformu bu nedenle tabii ki kaç kişiye seslendiğiniz önemli. Ancak siz seslenirken kaç kişinin de bu sese geri döndüğü aslında iletişim kurup kurmadığımızın gerçek cevabı oluyor.</p>
<p>Biz aynı zamanda yakın bir geçmişte lansmanını da yaptığımız &#8220;social impact &#8221; isimli ürünümüzle sosyal medya kanallarından toplanabilmekte olan demografik bilgiler haricinde<br />
kişilerin yaşam stillerini tespit etmeye çalışarak onlara en doğru zamanda en doğru yerde ulaşmayı hedefliyoruz. Tabii kişinin izni doğrultusunda.</p>
<p><strong>“Müşterileriniz, siz orada olsanız da olmasanız da hakkınızda konuşuyor”</strong></p>
<p>Sosyal medya ile ilgili müşterinizi ikna etme sürecinin geçen sene yaşadığımız bir süreç olduğu kanısındayız. Bu yıl itibariyle artık markalar kendi istekleri ile sosyal medya içinde doğru kanal ve doğru strateji ile yer almak istiyorlar. Anahtar cümle: &#8220;Müşterileriniz, siz orada olsanız da olmasanız da sizin hakkınızda sosyal medyada konuşuyorlar, orada olarak bu süreci yönetmek sizin elinizde!&#8221;</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığınmız en ilginç talep ise; sosyal medyanın yavaş yavaş bazı markalar için duyulduğu 2010&#8217;un ilk yarısında, o dönem çok popüler olan Zynga&#8217;ya ait bir oyunun aynısını yapmamız istenmesi. Süresi de yanlış hatırlamıyorsam 1 aydı. Aslında gerekli bütçe ve zaman ile neden olmasın! :)</p>
<h3>2011 itibariyle markalara ait sosyal medya hesapları arttı</h3>
<p><strong>Lara Akış Baruh</strong> &#8211; <em>Wanda Socialist Group Head</em></p>
<figure id="attachment_13789" aria-describedby="caption-attachment-13789" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13789 " title="Lara Akış Baruh" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/lara-akis-baruh.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13789" class="wp-caption-text">Wanda Socialist - Group Head</figcaption></figure>
<p>Sosyal medyanın önemi ülkemizde gayet iyi anlaşılıyor. Özellikle 2011 itibariyle markalara ait sosyal medya hesaplarının artışını görebilirsiniz. Aslında Türkiye’de global markaların sosyal medyaya girişi ile lokal markalar arasında pek fark olduğunu söyleyemeyiz. Ama global markalar yurtdışındaki örneklerden haberdar oldukları için, lokal markalara göre daha hızlı ilerleyebiliyorlar.</p>
<p>Wanda Socialist olarak hizmet verdiğimiz markalar birçok farklı sektöre ait. Doğal olarak sosyal medya kullanımındaki amaç da farklı. Bazı markalar satış odaklı ilerlemek istiyor, bazı markalar tüketicideki algısını değiştirmek istiyor. Bazısı ise kendi sektöründe ilkleri yakalayacak bir marka olmayı hedefliyor. Bizce amaç her zaman şeffaflık ilkesini benimsemiş, tüketiciyle birebir iletişime geçmiş markalar yaratmak olmalı. Algıyı bu noktada tuttuğumuz zaman diğer hedefler zaten gerçekleşecektir.</p>
<p>Bizim asıl önemli bulduğumuz nokta markanın “tone of voice”u ve duruş noktasıdır. Bu konunun önemini müşterilerimize doğru anlattığımız takdirde ikna konusunda bir sorun yaşamıyoruz.</p>
<p>Markamızı ikna etmek için sihirli bir cümlemiz yok. Biz sunduğumuz fikirlere ve yaratıcılığın gücüne inanıyoruz. :)</p>
<h3>Markalarımızın sosyal medya ve dijital iletişim konusunda açık fikirli ve inovatif</h3>
<figure id="attachment_13790" aria-describedby="caption-attachment-13790" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13790" title="Samet Ensar Sarı" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/samet-ensar-sari.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13790" class="wp-caption-text">Dekatlon Buzz - Kurucu Ortak</figcaption></figure>
<p><strong>Samet Ensar Sarı</strong> &#8211; <em>Dekatlon Buzz Kurucu Ortağı</em></p>
<p>Dekatlon Buzz olarak hem yerel hem de global bir çok büyük iş ortağımıza hizmet veriyoruz. Bilinç düzeyine bakıldığında global markaların bu konuda daha ileride olduğunu söylemek mümkün. Fakat bunda kesinlikle yerel markaların işleyiş biçimleriyle ilgili bir problem yok. Tamamen Türkiye ve dünyanın dijital iletişim konusundaki farklarından kaynaklanıyor bu durum. Yani ortalama bir Türk internet kullanıcısı da Amerika’daki muadiline göre internet konusunda daha düşük bilinç seviyesinde. Fakat bizim avantajımız, hem yerel hem de global iş ortaklarımızın sosyal medya ve dijital iletişim konusunda açık fikirli ve inovatif olmaları.</p>
<p>Sosyal medya; artık pazarlama planlarının ufak bir yerinde yer alacak kadar önemsiz değil. Hatta reklam – halkla ilişkiler gibi iletişim çalışmalarının yanına bir büyük daha geliyor desek abartmış olmayız kesinlikle. Bu açıdan bakıldığında markalar halen klasik iletişim çalışmalarına aslan payını veriyor ve sosyal medya üvey evlat muamelesine maruz kalıyor. Fakat bunun da çok uzun süreceğini düşünmüyorum.</p>
<p><strong>Her markanın nihai hedefi satışı etkilemek</strong></p>
<p>İş ortaklarımız arasında sosyal medya kullanım amaçları arasında şu anda son kullanıcıya ulaşmak başı çekiyor diyebiliriz. Sosyal medya, klasik iletişim çalışmaları ile karşılaştığında daha çok halkla ilişkiler disiplinini yansıttığı için imaj oluşturmak ve sürekli kılmak da var. Türkiye için konuşacak olursak şu anda love mark yaratmak uzak bir hedef olabilir. Bizim çalıştığımız markalar arasında doğrudan satışa tesir göstermesini sağladığımız çalışmalarımız da var. Farklı bir amaçla yola çıkılmış bile olsa neticede her markanın nihai hedefi budur zaten. Bizce şu aşamada sosyal medyada var olma amacı müşteriler ile doğru dilden ve stratejik iletişim olmalıdır. Sonrasında diğer dinamikler zaten kendi kendilerini geliştirecek ve nihai hedef olan satış da gerçekleşecektir.</p>
<p><strong>Bazen marka fazla temkinli davranmak istiyor</strong></p>
<p>Sosyal medya, her gün farklı bir gelişmenin öne geçebileceği bir platform olduğu için klasik pazarlama anlayışından gelen insanların buraya ısınmaları biraz zor olabilir. Birçoğu ile şeffaf bir iletişim içerisinde olduğumuz için ikna konusunda siyah-beyaz ayrımı yaşamıyoruz fakat yine de marjinal denebilecek çalışmalar zaman zaman onları korkutabiliyor. Zorluk çekilen noktada ise genellikle fazla temkinli davranmak istemeleri oluyor. İş ortaklarımız ise klasik mecralarda var olan itibarlarını bu mecrada da yükselterek devam ettirmek istedikleri için bazen süreç uzayabiliyor.</p>
<p>Şimdiye kadar sosyal medya konusunda karşılaştığımız soruların başında “Bu kadar insan internete giriyor mu gerçekten?” sorusu geliyor.</p>
<h3>Etkileşim, viral, sosyal CRM gibi kavramlar markaların jargonlarına girmiş durumda</h3>
<figure id="attachment_13791" aria-describedby="caption-attachment-13791" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13791" title="Hakan Şık" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2011/08/hakan-digitaliz.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-13791" class="wp-caption-text">Digitaliz - Yönetici ve Kurucu Ortağı</figcaption></figure>
<p><strong>Hakan Şık</strong> &#8211; <em>Digitaliz Yönetici ve Kurucu Ortağı</em></p>
<p>2009’dan beri Türkiye’deki global ve yerel markalara sosyal medya pazarlamasının önemi anlatıyoruz. O zamanlar birçok marka yetkilisi “sosyal medya”nın ne olduğunu dahi tam olarak bilmezken, şimdilerde neden sosyal medyada yer almaları gerektiklerinin bilincindeler ve “etkileşim”, “viral”, “sosyal CRM” gibi birçok kavram, jargonlarına çoktan girmiş durumda.</p>
<p>Markaların büyük bir çoğunluğu sosyal medyayı, hedef kitlelerine en efektif şekilde ulaşabilmek ve satışlarını artırmak amacıyla kullanmak istiyor. Marka, yaptığı her çalışmada olduğu gibi sosyal medyada yapacağı çalışmaların da direk veya dolaylı olarak satışlarına yansımasını istiyor. Fakat burada kaçırılmaması gereken bir nokta var; sosyal medyada var olmak isteyen markaların ilk düşünmesi gereken şey, satışlarından çok müşteri veya potansiyel müşterileriyle bağ kurmak olmalı. Müşterilerinin isteklerine kulak vermeyen ve buna göre hareket etmeyen markaların işi gelecek dönemlerde daha da zorlaşacak.</p>
<p><strong>“Neden?”, “Ne kazanacağım?” ve “Nasıl?”</strong></p>
<p>Ajans kendini nasıl konumlandırırsa konumlandırsın, markanın ajanstan cevaplamasını beklediği sorular değişmiyor: “Neden?”, “Ne kazanacağım?” ve “Nasıl?”. Bunu hemen hemen tüm şirket veya markalar için bu şekilde düşünebilirsiniz. Bu sorulara verdiğiniz cevapların, markanın isteklerine paralel ve kendi içinde tutarlı olması çok önemli.</p>
<p>Ekibimizi “Etkileşim Mühendisleri” olarak tanımlıyoruz. Sosyal medyadaki en önemli değişkenlerden biri, belki de en önemlisi “içerik”. Önümüzdeki dönemde globalde ve Türkiye’de “içerik üretimi”nin önemi katlanarak artacak. Sosyal medyada yer alan tüm markalar, önümüzdeki senelerde pazarlama stratejilerini bu doğrultuda yeniden şekillendirecekler. Bu bağlamda “Etkileşim Mühendisleri”, özellikle sosyal ağlarda içerik üretebilen ve gerek bu içeriklerle, gerekse ortaya koydukları projelerle kullanıcıları markalar için içerik üretmeye teşvik edecek beyinlerden oluşuyor.</p>
<p>Şu ana kadar gelen en ilginç talep, bir markanın temsilcinin rakip markaları için negatif içerikler üretilmesini ve yayılımının yapılmasını istemesiydi. Bu çalışmanın kesinlikle “etik” olmayacağını ve böyle bir çalışma yapamayacağımızı kendilerine ilettik. Zaten Türkiye’deki internet kullanıcıları, olumlu veya olumsuz, gerçek olmayan bir içerik ile karşılaştıklarında bunu hemen ayırt ediyor ve ilgili içeriğe itibar etmiyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/musteriler-sosyal-medyayi-anliyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13756</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
