<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Uğur Şeker arşivleri - Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/tag/ugur-seker/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/tag/ugur-seker/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 May 2014 11:02:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>14 Sektör Profesyonelinin Yer Aldığı Cep Pazarlama Dizisi Yayında</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/cep-pazarlama-dizisi-yayinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salih Kural]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jan 2013 09:31:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Pazarlama Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[DBI]]></category>
		<category><![CDATA[Interaktif Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Marketing Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Marketing Mektep]]></category>
		<category><![CDATA[Marketing Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=55054</guid>

					<description><![CDATA[Daha önce Sosyal Akademi'de eğitmen olarak ağırladığımız Dijital Büro İstanbul (DBI)'un kurucusu Uğur Şeker'in İnteraktif Pazarlama adını taşıyan yeni kitabı raflardaki yerini aldı. Marketing Türkiye'nin Cep Pazarlama Dizisi'nin parçası...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce Sosyal Akademi&#8217;de eğitmen olarak ağırladığımız Dijital Büro İstanbul (DBI)&#8217;un kurucusu Uğur Şeker&#8217;in İnteraktif Pazarlama adını taşıyan yeni kitabı raflardaki yerini aldı. Marketing Türkiye&#8217;nin <a href="http://mamegitimleri.com/cepkitaplari.html" target="_blank">Cep Pazarlama Dizisi</a>&#8216;nin parçası olan kitap aynı zamanda Uğur Şeker&#8217;in deneyimlerini de taşıyor.</p>
<p>Sektördeki önemini her geçen gün daha da artıran interaktif pazarlamanın konu edildiği kitapta, modern pazarlamada yaşanan değişimin bayrağını taşıyan ve bir mecra olmaktan öte, başlı başına pazarlamanın kendisine dönüşen bu disiplin hakkındaki hemen her şey dile getiriliyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignright  wp-image-55061" title="İnteraktif Pazarlama - Uğur Şeker" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2013/01/interaktif-pazarlama.jpg" alt="" width="270" height="346" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2013/01/interaktif-pazarlama.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2013/01/interaktif-pazarlama-234x300.jpg 234w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" />14 kitaptan oluşan Cep Pazarlama Dizisi, Marketing Anadolu ve Mektep eğitimlerinin bir uzantısı olarak hayata geçirilmiş. Seride strateji, pazarlama, reklam, halkla ilişkiler, girişimcilik ve insan kaynakları gibi farklı alanlara yönelik sektör profesyonellerinin deneyimleri okuyucuya aktarılmaya çalışılmış.</p>
<p>Pazarlamada müşteriye dokunmanın öneminin daha çok öne çıktığı günümüzde, bu kitaplar kitlelerle birebir temas kurmak ve deneyim yaşatmanın yöntemlerini gözler önüne seriyor.</p>
<p>Tüm pazarlama sürecini Türkiye penceresinden değerlendiren seri, yoğun rekabetin yaşandığı bu dünyada ilk tercih edilen olmanın ipuçlarını barındırması bakımından konuya ilgi duyanlar için önemli bir kaynak niteliğinde. Rota Yayınları&#8217;ndan çıkan Cep Pazarlama Dizisi&#8217;ni kitapçılarda bulabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">55054</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnternet, Reklam Pastasından Nasıl Daha Fazla Pay Alır? [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/internet-reklamlari-dosya/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/internet-reklamlari-dosya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fulya Çimen]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jun 2012 11:34:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dijital Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[AIG]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Özkaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Güner]]></category>
		<category><![CDATA[Google Adwords]]></category>
		<category><![CDATA[Google Reklamları]]></category>
		<category><![CDATA[IAB Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[LinkedIn]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam Ölçümü]]></category>
		<category><![CDATA[Reyting Ölçümü]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Şeker]]></category>
		<category><![CDATA[Volkan Çağsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=32332</guid>

					<description><![CDATA[Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Pazarlama ve reklam bütçeleri dağılımı için ölçümleme sonuçları çok çok önemli. Sektörün tüm tarafları bunu gayet net biliyor. Ölçümlemenin olmaması karanlıkta yolunu bulmaya benzer ne de olsa. El yordamıyla. Reklam bütçelerinin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Pazarlama ve reklam bütçeleri dağılımı için ölçümleme sonuçları çok çok önemli. Sektörün tüm tarafları bunu gayet net biliyor. Ölçümlemenin olmaması karanlıkta yolunu bulmaya benzer ne de olsa. El yordamıyla… Reklam bütçelerinin devasalığı göz önünde bulundurulursa bu bütçelerin aktarıldığı kampanyaları, reklamı kim görecek, ne zaman görecek, nerede görecek ya da duyacak konusu da hem marka hem mecra sahipleri hem de ajanslar için hayati bir konu. Aksi halde ‘körler sağırlar birbirini ağırlar’dan farklı bi durum çıkmıyor ortaya.</p>
<p><strong>Yazının başından söyleyelim; bizim buradaki amacımız herhangi bir mecrayı kötülemek ya da bir başkasını yüceltmek değil. Bu dosyanın hazırlanma sebebi, aktarılan bütçelerin adil, akılcı ve istatistiki realiteler doğrultusunda hazırlanabilmesi.</strong> <strong>Ve tabii ki tüm dünya ‘Gelecek dijitalde’ diye bağırırken ve ülkemizin bu konuda ‘<a href="https://sosyalmedya.co/sosyal-medya-avrupa/" target="_blank">parlayan yıldız</a>’ olarak değerlendirilirken </strong><strong>dijital girişimlerin ve internetin ülkemizde de hak ettiği yeri bulup, payını alması&#8230; </strong></p>
<p>Televizyon her zaman olacak, olmalı da. 1 numaralı mecra olmanın yanı sıra güç göstergesi ne de olsa… Bizim sormak istediğimiz soru şu: Televizyonun mecra olarak önemini bilmek için rakamlara ihtiyaç duymasak da, ölçümleme konusunda sıkıntı yaşanan bir mecrayken ve internet düzgün ölçümlenebilen tek mecra iken, gelecek de dijitalde yatarken, internet neden hak ettiği payı alamıyor? Daha da önemlisi; alabilmesi için neler yapılmalı, neler olmalı?</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><strong>2011 yılı medya yatırımları</strong></p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-32345" title="Türkiye Medya Yatırımları" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/Turkiye-Medya-Yatirimlari1.jpg" alt="" width="640" height="368" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/Turkiye-Medya-Yatirimlari1.jpg 640w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/Turkiye-Medya-Yatirimlari1-300x172.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/Turkiye-Medya-Yatirimlari1-590x339.jpg 590w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p style="text-align: left;" align="center"><em>Kaynak: </em><a href="http://www.rd.org.tr/"><em>www.rd.org.tr</em></a><strong><em></em></strong></p>
<p><strong>İnternet gerçekten 2015 yılında TV’den sonra </strong><strong>ikinci büyük mecra haline gelecek mi?</strong></p>
<p>Hatırlayalım; Televizyon İzleme Araştırmaları AŞ (TİAK) geçtiğimiz yıl reyting sisteminin doğru ölçülmediği ve denek listelerinin yapımcılarının eline geçtiği gerekçesiyle AGB şirketi ile olan sözleşmesini feshederek TNS şirketiyle anlaşmıştı. TİAK, sistemin sağlıklı yürümesi için de Marmara Üniversitesi’ni “denetçi” olarak görevlendirdi.Fakat ölçüm sistemi başlamadan önce Marmara Üniversitesi hazırladığı raporlarla sistemin eksikliklerini rapor etti ve ölçümleme konusu yine ciddi bir güvensizlik içinde en önemli tartışma konularından biri haline geldi. Şu an için televizyon mecrası bazında düzgün bir araştırma yapılmıyor. Diğer taraftan, şu an doğru düzgün ölçümlenebilen tek mecra internet. Ve internetin 2015 yılında TV’den sonra ikinci büyük mecra haline geleceği konuşuluyor.</p>
<p>Bu dosya konusu için görüş aldığımız SEM | Search Engine Marketing, Kurucu &amp; Yönetici Direktörü Cem Özkaynak’ın da görüşünde değindiği gibi, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri gibi gelişmiş pazarlarda internet televizyonun hemen gerisinde; 2. sırada yer alıyor. İngiltere&#8217;de ise TV&#8217;yi geçmiş durumda. İnsanların kullanım alışkanlıkları ve internette geçirilen sürelerin de önemli oranda artmasıyla internet mecrasının 2015 yılından sonra televizyonu geçme olasılığı yüksek diyebiliriz.</p>
<p>[quote style=&#8221;1&#8243;]<strong>Tabii tüm bunların yanı sıra tüm mecralar bir şekilde dijitalleşmeye de başladı. İnternet başta TV ile yakınsamaya başladı. Smart TV ve IPTV bunun en güzel örnekleri. Önümüzdeki yıllarda mecralar arası yeni karmalar oluşacağı da kesin. Dbistanbul Genel Müdürü Uğur Şeker’in de dediği gibi;10 sene sonra internet ve televizyon çok ayrı ele alınamayacak bir birlikteliğe doğru gidiyorlar.</strong>[/quote]</p>
<p>Yazının başında da bahsettiğimiz gibi biz de sektör profesyonellerine sorduk: Gelecek dijitalde yatarken internet neden hak ettiği payı alamıyor? Daha da önemlisi; alabilmesi için neler yapılmalı, neler olmalı<strong>? İAB Türkiye’de Aygen Tezcan, IAB Turkiye bu aşamada yorum yapamayacağını bildirirken, Kantar Media ve TNS’den gelen cevap ise ““Halen hizmet kurulum sürecinde” olduğumuz için, müşterimiz TIAK A.Ş. dışında hiç bir yere yazılı veya sözlü açıklama yapmamaktayız” oldu. </strong></p>
<p>Aldığımız görüşler içinde ise ortak bir payda çıktı: Önümüzdeki yıllarda mecraların hepsi bir şekilde dijitalleşecek ve mecralar arasındaki bu kalın çizgi artık bu kadar “kalın” olmayacak…</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Internet ve televizyon 10 sene içinde çok ayrı ele alınamayacak bir birlikteliğe doğru gidiyorlar[/heading]</strong></p>
<p><strong><em><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-32333" title="Uğur Şeker" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/uğur-şeker-2.jpg" alt="" width="250" height="283" />Uğur Şeker, dbistanbul, Genel Müdür</em></strong><em></em></p>
<p>Mecranın ölçülmesi veya ölçülmemesi bir etken olmakla beraber, televizyon geniş kitlelere erişebilmek için oldukça önemli bir mecra. İnternet de çok önemli ve gerçek zamanlı ölçümlenebiliyor. Ancak bu iki mecrayı etkinlikleri anlamında çok karıştırmamak gerek. Her ikisinin işlevi farklı.</p>
<p>Bütçelerim mecralara paylaştırılması seçenekleri bir medya mixi tercihidir. Ölçülmemesi tek kıstas olmamakla beraber TV’nin etkinliği yadsınamaz. Bu hem marka hem de ajansların ortak tercihi.İnternet sürekli büyüyen ve etkinliği de artan bir mecra. TV’den en önemli farkı tüketicinin daha odaklı olması ve interaktif bir opsiyonun sunulması.Tabii gönül ister ki Türkiye’ de de internetin almış olduğu pay İngiltere ve Amerika’ daki gibi TV’ye çok yakın olsun. Yeni nesil tüketicilerle ve kullanım alışkanlıklarının değişmesiyle beraber orta ve uzun vadede bu da olacaktır. Türkiye’ de TV şu an için ölçümlenemese de geniş kitlelere ulaşmak için halen uygun ve ucuz bir mecra.</p>
<p><strong>En önemli adım kaliteli iş gücü</strong></p>
<p>“Gelecek dijitalde” nidalarının atıldığı reklam sektöründe, internetin reklam bütçelerinden hakettiği payı alması için neler yapılması gerekiyor? sorusunun cevabı kaliteli iş gücünün üretilmesi. Bugüne kadar patronlar bu mecraya inanmıyorlardı ama artık durum değişti. Artık patronun çocukları internette ve o da kulak kabartıyor bu mecraya. Bilgisayar kullanmadan binlerce kişi yönetmekle övünenlerin elinden iPad düşmez oldu. Bu bir dönüşümün ve değişimin başlangıcı aslında, bir milad. Ekranların çoğalıyor ve özelliklerinin de cezbedici olması ana TV ekranından farklı yönelişleri de beraberinde getiriyor. Patronları ikna edecek ve onları yönlendirecek profesyonel kadrolar gerekli artık.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]<strong>Bugüne kadar patronlar bu mecraya inanmıyorlardı ama artık durum değişti. Artık patronun çocukları internette ve o da kulak kabartıyor bu mecraya. Bilgisayar kullanmadan binlerce kişi yönetmekle övünenlerin elinden iPad düşmez oldu. Bu bir dönüşümün ve değişimin başlangıcı aslında, bir milad.</strong>[/pullquote]</em></p>
<p>Pazarlama ve reklam kampanyaları tamamen ölçümlenebilir hale getirilmesi tüm dünyada kafa yorulan ve neredeyse her firmanın kendi içinde farklı metriklerle halletmeye çalıştığı bir konu. Pazarlama ve reklam kampanyalarının verimliliğinin ölçümlenmesinde farklı metodlar kullanılmakla beraber entegre bir ölçümden bahsedemiyoruz şu an. Bu reklamveren tarafında önemli bir ihtiyaç. Araştırma şirketleri, yazılım şirketleri ve ajansların ortak kafa yorması gereken bir konu.</p>
<p><strong>İnternetteki asıl önemli farklılık kampanya sonuçlarının anlık takip edilebiliyor olması <em></em></strong></p>
<p>Ölçümleme için bağımsız denetim şirketlerinin  olması ve devamlılığın sağlanması çok önemli. Bu tarz raporların subjektif olmaması reklemverenin ajansın kafasında  soru işareti yaratmıyor olması gerekli.<strong><em> </em></strong>Kampanyanın öncesi olduğu kadar sonrasındaki iş sonuçları da önemli. Reklamverenin de bu sürece aktif olarak katılıyor ve iş ortaklarını bilgilendiriyor olması önemli.<strong><em></em></strong></p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]<strong>Ölçümleme için bağımsız denetim şirketlerinin olması ve devamlılığın sağlanması çok önemli. Bu tarz raporların subjektif olmaması reklemverenin ajansın kafasında soru işareti yaratmıyor olması gerekli.</strong>[/pullquote]</em></p>
<p>İnternet ölçümlenmesinde durum daha güvenli. Çok partili bir organizasyonun denetiminde aslında yapılması ve uygulanması çok güç birşey başarılmış durumda. Burada rayting, tiraj gibi konular ölçümleniyor, internette de trafikler ziyaretçiler vs. İnternet için asıl önemli farklılık kampanya sonuçlarının anlık takip edilebiliyor olması ve hem de reklamveren tarafından raporlanması. Burada gizlilik ve denetim tamamen markanın sorumluluğunda. Bir kampanyaya başladıktan 1 dakika sonra kaç kişi o krediye başvurmuş, kaçı kabul olmuş bunların hepsine bakabiliyorsunuz. Bu noktada isterse o sitenin trafiği hiç ölçümlenmesin ancak kampanyaya geri dönüş veriyorsa mutlaka medya mixi içinde yer bulur.</p>
<p><strong>İnternet başta TV ile yakınsamaya başladı </strong></p>
<p>İnternet başta TV ile yakınsamaya başladı. Smart TV ve IPTV bunun en güzel örnekleri. İş sadece reklam ve pazarlama değil,e-Ticaret anlamında da 3 Milyar TL’lik bir ekonomiden söz ediliyor. Çok hareketli ve heyecanlı günler bizi bekliyor. Önümüzdeki 10 sene içinde gelişmiş ekonomilerde internet 1 numaraya çıkar. Gelişmekte olan ekonomilerde 2 numarada olur. Ancak mecralar arası yeni karmalar oluşacağı kanısındayım. 10 sene sonra internet ve televizyon çok ayrı ele alınamayacak bir birlikteliğe doğru gidiyorlar. Diğer konvansiyonel mecralar da internetle yakınsayabildiği oranda ayakta kalacaktır kanısındayım.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]İnternete aktarılan bütçelerin düşük olmasındaki en büyük etken, bu alanda uzman/eğitimli insan sayısının çok az olması [/heading]</strong></p>
<p><strong><em><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-32334" title="Cem Özkaynak" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/cem-ozkaynak.jpg" alt="" width="220" height="220" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/cem-ozkaynak.jpg 220w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/cem-ozkaynak-150x150.jpg 150w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/cem-ozkaynak-160x160.jpg 160w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/cem-ozkaynak-61x61.jpg 61w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/cem-ozkaynak-45x45.jpg 45w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/cem-ozkaynak-109x109.jpg 109w" sizes="(max-width: 220px) 100vw, 220px" />Cem Özkaynak, SEM | Search Engine Marketing, Kurucu &amp; Yönetici Direktör,</em></strong></p>
<p>Almanya, Amerika Birleşik Devletleri gibi gelişmiş pazarlarda internet televizyonun hemen gerisinde; 2. sırada yer alıyor. İngiltere&#8217;de ise TV&#8217;yi geçmiş durumda. İnsanların kullanım alışkanlıkları ve internette geçirilen sürelerin de önemli oranda artmasıyla internet mecrasının 2015 yılından sonra televizyonu geçme olasılığı yüksek diyebiliriz.</p>
<p>Pazarlama kanallarına yapılan bütçe dağılımı kararı verirken yöneticiler, veriye dayanmak yerine önsezileriyle hareket edebiliyorlar. Alışkanlıkların etkisi ve yöneticilerin internet mecrasını risk olarak görmesi internete aktarılan bütçelerin az olmasında önemli bir rol oynuyor. Buna ek olarak medya planlama ajansları ve markalar arasındaki çıkar ilişkileri de internete aktarılan bütçelerin düşmesinde etkili.</p>
<p><strong>Geleceğin en büyük ve en verimli mecrası internet olacak</strong></p>
<p>İnternet performans odaklı olmasına rağmen, doğru yönetilmediği takdirde sonuç alınması zor olan mecralardan biri. Başarısız ve doğru yönetilmeyen kaynaklar nedeniyle internete aktardıkları bütçeyi azaltan şirketler de var. Sektörün gelişebilmesi için internet ajansları ve markalar arasında şeffaf ve sürekli iletişime dayanan sağlıklı bir ilişkinin kurulması gerek. Buna ek olarak hem markaların hem de ajanslarda internet bütçelerini yöneten insanların mecra hakkında bilgili ve eğitimli olmaları şart. Şu aşamada internet mecrasına aktarılan bütçelerin düşük olmasındaki en büyük etkenin bu alanda uzman/eğitimli insan sayısının çok az olmasını söyleyebiliriz.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]<strong>100% ölçümleme internet de dahil olmak üzere söz konusu değil; fakat yapılan kampanyaları %90&#8217;ın üzerinde tutarlılıkla ölçümlemek internet mecrasında mümkün. Tutarlılığın artırılması için şirketlerin ölçümleme için ayrı bütçe ayırması; gerekli yazılım, hizmet ve insan kaynağı yatırımlarını yapması gereklidir.</strong>[/pullquote]</em></p>
<p>Internet trafiğinin tutarlı ölçümlenebilmesi adına web sitelerinde mutlaka kurumsal performans analiz araçlarının kullanılması gerek. Buna ek olarak farklı amaçlara (web sitesi dışında gelişen kullanıcı aktivitelerinin takibi gibi) hizmet eden analiz araçlarının da kullanılması gerekiyor. İnternet ölçümlemesinde gizlilik ve güvenlik kurumsal analiz araçlarında en çok ön plana çıkan özellik diyebiliriz. Performans odaklı olması, hedefleme seçeneklerinin daha kesin ve net olması, ölçülebilir olması nedeniyle geleceğin en büyük ve en verimli mecrası internet olacaktır.</p>
<p><em>[quote style=&#8221;1&#8243;]<strong>Önümüzdeki 10 yıl içinde reklam pastasının çok büyük bir kısmı internet mecrasına kayacak. Televizyon ve internetin yeni teknolojiler (IP TV, internet içeriğinin ve reklamlarının TV içeriğine kayması, vs.) nedeniyle iç içe geçmesi nedeniyle bu iki mecra birbiri ile daha çok örtüşmeye başlayacaktır. Tablet ve mobil kullanımının artması, basılı yayın mecrasındaki reklam harcama oranları ciddi oranda azaltacaktır.</strong>[/quote]</em></p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]İnternetin sorunu ölçümlenebilme değil, verilerin analizi ve analizlerden kullanılabilir iş sonuçları çıkarmak[/heading]</strong></p>
<p><strong><em><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-32335" title="Volkan Çağsal" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/Volkan-Cagsal.jpg" alt="" width="250" height="223" />Volkan Çağsal, PUBLIK Kurucu Ortak</em></strong></p>
<p>Dijital mecralar, pek çok farklı nedenden ve dinamikten dolayı ciddi bir yükseliş trendinde. Ölçümlenebilme ise bunların arasından önemli bir neden. TV’nin kolay kolay bozulmayacak bir liderliği olsa da birkaç yıl içinde dijitalin TV’den sonra yerini alması gayet olası. Ancak 2-3 sene sonrasının tahminlerini yaparken şunu unutmamak gerekiyor; TV, radyo gibi tüm mecralar kendi içinde zaten bir dijitalleşme içerisinde. Onedenle 2015 yılında dijital mecralar derken tanımladığımız alan da çoktan değişmiş olabilir.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]<strong>TV, radyo gibi tüm mecralar kendi içinde zaten bir dijitalleşme içerisinde. Onedenle 2015 yılında dijital mecralar derken tanımladığımız alan da çoktan değişmiş olabilir.</strong>[/pullquote]</em></p>
<p>Dijital bu güne kadar hiç bir mecranın sunamadığı bir ölçümlenme imkanı sunuyor ve etkisini tam olarak ölçebiliyoruz. Ancak diğer mecraların etkisinin bu netlikte ölçülememesi, onların etkili olmadığı anlamına gelmiyor. Ortada uzun yılların oluşturduğu lider bir mecra, belirli bir ekosistem ve birikmiş ciddi bir know-how var. TV’de yapılan her kampanya yerini buluyor mu, her bütçe gerçekten doğru bütçe mi tartışılır; ancak TV dinamikleri çok belli olan, hem müşterinin hem ajansların alışık olduğu ve kısa sürede büyük bilinirlik sağlanabilen bir mecra. İnterneti başka bir mecranın alternatifi olarak sunmak yerine, faydalarına odaklanmak daha doğru olacaktır. Örneğin pek çok araştırma TV bütçesine ayrılan bütçenin belirli bir yüzdesinin online video reklamlarına ayrılması sonucu toplam geri dönüşün ciddi oranda arttığını gösteriyor. “TV bütçenizi internete kaydırın” gibi radikal öneriler yerine, öncelikle tamamlayıcı öneriler sunup markaların bu aşamaları teker teker aşmasına yardımcı olmak daha akıllıca bir strateji olacaktır.<em> </em>Türkiye’de TV reklamı yapan pek çok internet girişimi bunun geri dönüşünden memnun kaldıklarını, üyelikleri ve satışlara pozitif etki yarattığını belirtmekteler. Amaç TV ağırlıklı müşterilerin dijital paylarını arttırmak olmalı.</p>
<p><em>[quote style=&#8221;1&#8243;]<strong>Pek çok araştırma TV bütçesine ayrılan bütçenin belirli bir yüzdesinin online video reklamlarına ayrılması sonucu toplam geri dönüşün ciddi oranda arttığını gösteriyor. “TV bütçenizi internete kaydırın” gibi radikal öneriler yerine, öncelikle tamamlayıcı öneriler sunup markaların bu aşamaları teker teker aşmasına yardımcı olmak daha akıllcı bir strateji olacaktır.</strong>[/quote]</em></p>
<p><strong>İnternetin en büyük avantajı ölçümlenebilme, çoğu zaman en büyük dezavantajı da olabiliyor</strong></p>
<p>Daha uzun süredir kullanılan, dinamikleri belli mecralarda belki ölçümleme tarafında sorun yaşanıyor olabilir ancak alışılageldik planlar ve stratejilerle sonuca daha kolay ulaşıldığı görülebiliyor. İnternette ise elde kullanılmayı bekleyen o kadar çok veri var ki; ölçümlemek kolay olabilir ancak bunları doğru analiz edip başarıya ulaşmak hiç de kolay değil. O nedenle internete ayrılan bütçelerin artmasını istiyorsak, müşterilere internetin ne kadar ölçümlenebilir bir mecra olduğunu söyleyerek ezber cümlelerle gitmemek gerekiyor. Amacın ne olduğunu, bu amacın KPI’larının nasıl belirlendiğini, tam olarak neyin, nasıl ölçümleneceğini, farklı internet mecralarındaki ölçümlerin nasıl konsolide edileceğini, sonunda ise bu ölçümlerin nasıl analiz edilip müşterinin iş sonuçları açısından yorumlanacağını bir paket olarak sunup gitmek gerekiyor. Müşterilerin istediği tek bir şey var; kendi KPI’larını gerçekleştirmek. Biz yukarıdaki gibi baştan sona bir hizmet sunup bunu yapıyorsak, internetin payı zaten artışa devam edecektir. Ancak çok iyi ölçümleme yapıyor ama iş sonuçlarına yardımcı olamıyorsak, maalesef o ölçümlemenin hiç bir anlamı kalmıyor.</p>
<p><strong>İnternetin teknik olarak üstünlüğü tartışılmaz</strong></p>
<p>Markalar mecralardan raporlar alabilir, medya ajanslarından konsolide rapor toplayabilir veya doğrudan kendi takip sistemlerini kurup yaptıkları tüm yayınların durumlarını ve sonuçlarını birebir takip edebilirler. Bunlar düşünüldüğünde internet, ölçümlenme konusunda bu kadar sorun yaşayan TV gibi bir mecraya göre çok üstün olarak görünebilir; ancak internetin sorunu ölçümlenebilme değil, bu verilerin analizi ve bu analizlerden kullanılabilir iş sonuçları çıkarmak. Günün sonunda bir reklam kampanyasını çok iyi ölçebilirsiniz ancak ölçtüğünüz sonuç “Kesin ve net olarak ölçtük ki başarısız bir kampanya yürüttük” ise bunun pek bir avantajı olmayacaktır. Markaların öncelikle kendi içlerinde bir ölçüm/sonuç altyapısı oluşturmaları ve tüm sonuçları kendi KPI’ları üzerinden yorumlamaları gerekiyor.</p>
<p>Biz şirket olarak aslında bu dosya konusuna çok yakın bir ekibiz. PUBLIK kurucularından  Selçuk Büyükbayrak ve Nil Aldemir’in Türkiye’nin en büyük TV kuruluşlarında 10 yıla yakın, benim ise 3 yıllık bir TV tecrübem var. Biz hem TV hem dijital tarafta çalışmış, iki tarafı da çok iyi bilen, ancak PUBLIK ile dijitale odaklanmayı tercih etmiş bir ekibiz.</p>
<p>Konu sadece reklam bütçelerinin mecra dağılımları değil. TV şu an bir iş modeli olarak tüketicinin hayatındaki yerini nasıl koruyacağını arayan, kendi varoluşunun gideceği yeri araştıran bir mecra. İnternet ise inovasyonun tartışmasız en üst noktada olduğu, geleceği çok parlak bir mecra. Ancak diğer mecralara göre de en fazla alternatifin, en fazla çözümün, en fazla verinin olduğu mecra. Bu nedenle bu mecrada özellikle reklam tarafında müşterisinin asıl işini iyi anlayan, iş sonuçlarını analiz edebilen ve elindeki verileri/ürünleri bu sonuçlara göre yorumlayıp internetin gücünü bu yönde kullanabilen şirketler öne çıkacaktır.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]<strong>IAB Türkiye Türkiye’de internet reklamcılığının önünden çekilirse bir gün, işte o gün sektör için çiçekler açıyor olur!</strong>[/heading]</p>
<p><strong><em><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-32336" title="Fatih Güner" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/fatih-guner.png" alt="" width="200" height="275" />Fatih Güner, sosyalmedya.co Kurucusu &amp; CMO, Entelijans</em></strong></p>
<p>Ölçülebilen bir mecra olan internetin, ölçümleme konusunda büyük sıkıntı yaşayan televizyonu geçmesi Türkiye’de önümüzdeki 3 sene içinde çok muhtemel görünmüyor. Internet ve sosyal medyanın her ne kadar televizyonu öldüreceği/öldürdüğü gibi bir bilgi pompalanmak isteniyorsa da, televizyon halen bir numaralı reklam aracı. Toplumsal kodlama da zaten bunu söylüyor, internetin başında sadece ses olsun evin içinde diye hep açık olan bir televizyon var ve sosyal medyada en çok konuşulan konuların başında halen markaların televizyona verdikleri reklamlar duruyor. Ancak 2011’in sonuna kadar ölçülebilen, şimdilerde ise ölçülmeyen televizyona ayrılan bütçeler, sadece 2000 hanenin televizyon izleme alışkanlıklarına bakarak genellenen bir sistem üzerinden yürütülüyordu ki bunun ne kadar yanlış olduğunu hepimiz söylüyorduk ve biliyorduk.<strong></strong></p>
<p><strong>“Ölçüm yoksa, para da yok diyenlerdenim”</strong></p>
<p>Televizyonun tam olarak ölçülememesine rağmen hala 1 numaralı mecra olup, bu mecraya dev bütçelerin aktarılmasını çok yanlış buluyorum. Genel olarak ölçümleme insanı olduğum için bunu söylüyorum. Kimin izlediğini bilmediğim, kime hangi ürünümü satacağımı bilmediğim bir mecrada reklam yapmak istemezdim. Her ne kadar bizler dijital dünyanın daha içinde doğmuş olsak da, eğer ölçülebiliyor olsaydı ve bu ölçümleme sonuçları da benim ya da markamın reklam sorunlarını çözüyor olsaydı o zaman bütçe ayırmaktan imtina etmezdim, orası kesin. Ancak ölçüm yoksa, para da yok diyenlerdenim.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]<strong>Geçtiğimiz senenin sonlarına doğru başlayan internet şirketlerinin televizyona reklam verme alışkanlıklarının “hava atmak”tan daha öteye gittiğini düşünmüyorum. Kendileri televizyon reklamları sayesinde mükemmel geri dönüşler elde ettiklerini söylüyor olabilirler, buna inanmıyorum. Bu furyanın da ne kadar hızlı bittiğini gördük hep birlikte. Halen e-ticaret penetrasyonu büyümesi gereken hızda değil.</strong>[/pullquote]</em></p>
<p>Gelecek dijitalde, bu doğru. Ancak kimi reklam spotları halen sadece radyoda çalışıyor. Mesela Tahsildaroğlu markasının radio jingle’ını düşünün, sadece radyoda duydunuz ve bu satırları okurken aklınıza geldi. Peki, internette bu jingle ile yapılmış bir video görseniz, izler miydiniz?</p>
<p><strong>Dijital reklamın hakettiği payın, markanın reklam çabaları içinde %35’lere çıkması gerektiğini düşünüyorum</strong></p>
<p>Dijital reklamın hakettiği payın, markanın reklam çabaları içinde %35’lere çıkması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu bir yandan da bir bilinçlenmeyi gerektiriyor. Eğer marka/ajans/kullanıcı üçgeninde medya olarak bizlerin beklediği bilinçlenme gerçekleşirse, işte o zaman internet konusunda çok daha gelişmiş bir toplum olabiliriz.</p>
<p>Pazarlama ve reklam kampanyalarının tamamen ölçümlenebilir hale getirilebilmesi ancak örneklem sıkıntısını çözdüğümüzde olur. AGB’nin hata yaptığı yere geri dönüyoruz. 70 milyon kişinin televizyon izleme alışkanlığını çözmek için 2000 haneyi gözlemlemek yeterli değildir. Milyarlarca dolarlık bir televizyon reklamı pastasını da bu 2000 kişiye göre dağıtamazsınız. Bu söylediğim size şaşırtabilir, ancak belki de Türkiye’de şu an en çok izlenen kanal Samanyolu TV olabilir, bunu hiç birimiz bilmiyoruz. Peki reklam pastasından STV ne kadar pay alıyor? Örneklemi büyütürseniz, daha ölçümlenebilir kampanyalar yapabilirsiniz ve anlamlı veriler çıkarabilirsiniz.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]<strong>Bugün Digiturk (Türkiye’nin en büyük TV platformu olarak Digiturk) kimin hangi programı izlediğini, o programın neresinde başka programa geçtiğini, hangi reklamın sonuna kadar izlendiğini, hangisinin ise ilk 4 saniye içinde kapatıldığını biliyor. Bu anlamda gerçek verinin Digiturk’te yattığına inanıyorum. Ancak TV reklamı konusunda oluşan statükoyu kıramayacağı için, bu verileri hiçbir zaman açıklayamaz.</strong>[/pullquote]</em></p>
<p>Bugün herkesin kolaylıkla sitesine implemente edebileceği Google Analytics gibi basit ve ücretsiz çözümler var ve bunlar kullanılıyor. En önemli kriter diyebileceğimiz kriter yoktur, sanmam. Ancak birçok araçtan ve birçok anlamlı veriden sonuçlar çıkarılabilir. Tam bu noktada da devreye IAB giriyor. Basiretsiz bir kurum olarak IAB Türkiye’nin yapmaya çalıştığı ve her seferinde çuvalladığı ölçümleme sonuçlarına göre, Türkiye’de dijital reklam pastası dağıtılır. Ancak aynen bağlı olduğu Reklamcılar Derneği gibi IAB de sadece 3-4 ajansa maddi anlamda hizmet eden, kendisine bağlı bulunan diğer ajansları ise PR aracı olarak kullanan bir patronlar kulübüdür. Hatta enteresan olan, IAB Türkiye gibi bir kurumun yönetim kurulunda bile bir tane ajans yoktur. Hep reklamveren vardır, bir de yandaş medya. En önemli kriterin ismini IAB Türkiye olarak dillendirmek mümkündür. IAB Türkiye, eğer Türkiye’de internet reklamcılığının önünden çekilirse bir gün, işte o gün bizim için de çiçekler açıyor olacak.</p>
<p><em>[quote style=&#8221;1&#8243;]<strong>Türkiye’de dijital reklam pastası, basiretsiz bir kurum olarak IAB Türkiye’nin yapmaya çalıştığı ve her seferinde çuvalladığı ölçümleme sonuçlarına göre dağıtılır. Ancak aynen bağlı olduğu Reklamcılar Derneği gibi IAB de sadece 3-4 ajansa maddi anlamda hizmet eden, kendisine bağlı bulunan diğer ajansları ise PR aracı olarak kullanan bir patronlar kulübüdür. Enteresan olan, IAB Türkiye gibi bir kurumun yönetim kurulunda bile bir tane ajans yoktur. Hep reklamveren vardır. Bir de yandaş medya.</strong>[/quote]</em></p>
<p>Her şeyi ölçmek mümkün, peki ya marka algısını ölçmek ne kadar mümkün? Ya kampanya algısını? İnternet bir mecra olarak daha da güçlü olacak, o kesin. Önümüzdeki 10 sene içinde reklam pastasının mecra dağılımı nasıl olur? Bunu IAB’deki sektör mühendislerine sormak lazım. Eğer kimse IAB’ye dur demezse, reklam pastasının dağılımı IAB’nin çıkarları doğrultusunda olur. Eğer dur diyen olursa, işte o zaman eğlence olur, hep birlikte görürüz.</p>
<p>[heading style=&#8221;1&#8243;]<strong>İnternet, reklamverenin bütçesini niye harcadığını kanıtlayabildiği gün gerekli bütçeleri de alacaktır</strong>[/heading]</p>
<p><em><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-32337" title="Cengiz Gözeğer" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/Cengiz.jpg" alt="" width="220" height="334" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/Cengiz.jpg 220w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/06/Cengiz-197x300.jpg 197w" sizes="(max-width: 220px) 100vw, 220px" />Cengiz Gözeğer, The Sharp Label Genel Müdür</strong></em></p>
<p>Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; AGB, Tiak vb kurumların güven sorunları yaşaması, burada uygulanmak istenilen ideal metodolojinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Araştırma yöntemi, uygulama şekli tabii ki tartışılmalı. Bu bizi ileriye götürür ve daha iyi, daha kesin sonuç veren araştırma yöntemleri bulmamızı sağlar; ancak iyi sonuç vermiyor diye veya tam arzu ettiğimiz sonuçları vermiyor diye de bize veri sağlayan bir yöntemin ortadan kaldırılmasını da doğru bulmuyorum.</p>
<p>Tüm ölçümleme modellerinde, tüm istatistiki verilerde esas olan iki ana unsur vardır: Yöntem ve okuma. Eğer yöntem doğru ise kritik olan nokta okuma oluyor. Bir çok araştırmanın yanlış okuma yüzünden çöp olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla internet mecrası birçok veriyi bize sağlıyor ama acaba biz doğru verilere mi bakıyoruz, verileri birbiri ile doğru mu karşılaştırıyoruz biraz şüpheliyim. Mecra olarak internetin televizyonu geçmesi kısa zamanda mümkün gözükmüyor. Tabii burada akıllı televizyonlardan, oyun konsollarından da internete bağlanıldığı düşünülürse, convergence kavramı ile artık internet/tv/mobil gibi mecra ayrımlarının da yakın gelecekte ortadan kalkacağını düşünüyorum.</p>
<p>Oturma odamızın düzenini televizyonu nereye koyduğumuza göre yapmadığımız gün başka mecralar da kendilerine gereken bütçeleri alacaklardır.</p>
<p><strong>Reklamverenin beklentisi internet ve digital araçların bir moda olmaktan çok gerçek getirisini görmek</strong></p>
<p>Yayınları ve reklamları kaç kişinin izlediğini ölçmek istiyorsanız bu yapılabilir. AGB yıllardır bunu yapıyordu zaten. Doğru yöntem ve örneklem ile ilgili güven aralığı içerisinde ölçümleniyordu. Internetin detaylı bir veri verebildiği ancak bu veri ile ne yapacağımızı hala tartıştığımız bir ortamda, yıllardır oturmuş ve işleyen bir sistemin kötü olduğunu söylemek de çok isabetli olmayacaktır.</p>
<p>İnternet ölçümlemesi sadece gösterimi ölçmekten ileriye gittiği, reklamverenin pazarlamacı amacını daha da yetkin ölçebildiği gün, reklamverenin bütçesini niye harcadığını kanıtlayabildiği gün, gerekli bütçeleri de alacaktır. Şu anda birçok reklamverenin beklentisi internet ve digital araçların bir moda olmaktan çok gerçek getirisini görmek.</p>
<p>Savunduğum temel kavram, hiçbir yeni mecranın bir öncekini yok etmediği yönünde. Ne zamanki bir mecra, teknolojik alt yapısı ile birlikte ulaşmak istediğimiz insanların hayatlarında daha fazla yer almaya başlar, o zaman o mecra hak ettiği bütçeyi almalıdır. İnternetin ve dijitalin reklamverenler ve hatta reklamcıların bile bu mecraları anlamakta, alışmakta zorluk çektiklerini de unutmamak lazım. Bu açıdan öncelikle internet ve dijital ile ilişkili bizlerin, müşterilerimize bu dünyayı daha iyi anlatmamız gerekiyor. Özellikle internet, dijital ve sosyal medya konularında yapılan etkinliklerin, sempozyumların, konferansların artırılması gerekiyor.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;right&#8221;]<strong>İnternetin ve dijitalin reklamverenler ve hatta reklamcıların bile bu mecraları anlamakta, alışmakta zorluk çektiklerini de unutmamak lazım. Bu açıdan öncelikle internet ve dijital ile ilişkili bizlerin, müşterilerimize bu dünyayı daha iyi anlatmamız gerekiyor. Özellikle internet, dijital ve sosyal medya konularında yapılan etkinliklerin, sempozyumların, konferansların artırılması gerekiyor.</strong>[/pullquote]</em></p>
<p>Ölçümlemenin temel sorunu esasta yatıyor. Yani kampanyanın amacı belli mi, neyi ölçeceğiz, vs. Bu noktada halihazırda hala skor saymamız, ratinglere bakmamız, gösterim saymamız, sayfayı beğenen kişilerin çokluğuna odaklanmamız doğru değil. Sonuç olarak yöntem belli; bağımsız bir denetçi tarafından, uluslararası kabul görmüş araştırma yöntemlerinin reklamverenler tarafından şekillendirmesiyle, omnibus bir araştırma yapılarak, sadece gösterim ve izlenme değil, bunların devamında kullanıcıya etkisine bakabilecek bir yapı kurulmalı.</p>
<p>İnternet ölçümlemesi özelinde ise ölçümlemeyi kim yapıyor sorusu mühim. Ölçümlemenin bağımsız bir denetçi tarafından, şeffaf olarak yapılması gerek. Yani yöntemden önce yine esasta yaşanan bir sorun daha. Reklam pastasından pay alabilmek için, mecranın sahibi tarafından yapılan ölçümlerde de gizlilik ve denetim sorunu var. Online’daki aksiyonun, yani satın almaya dönüşmesini sayabilirken, offline tarafa yansıyan/yansıması gereken aksiyonların ölçümlenememesi. Her türlü ölçümlemenin, neyi ölçtüğünü biliyor olması tek kriterim.</p>
<p><em>[pullquote align=&#8221;left&#8221;]<strong>Önümüzdeki 10 sene içinde reklam pastasının mecra dağılımı konusunda öngörüm artık karasal yayından, internet ve data hattına doğru kayacağımız, kitle iletişim araçlarına da bu (teknik) kanal sayesinde ulaşacağımızdır. Bu sayede de internet pastasının çok gelişeceğini, mobilin bu pasta içerisine gireceğini ve multimedya aygıtlarının, özellikle oyun konsollarının pazara dahil olacağını düşünüyorum.</strong>[/pullquote]</em></p>
<p><strong>Ekosistemimiz, teknoloji ile başka bir hal alacaktır. </strong></p>
<p>10 yıl önce iletişim fakültesinde ‘İnternet bir kitle iletişim mecrası mıdır?’ diye tartışıyorduk. Dolayısıyla geleceğini iyi görüyorum. Ancak bu mecra kendi kendine bir yere gelmiyor. Bakalım biz bu mecrayı gerektiği gibi kullanıp, bir yere gelmesini sağlayabilecek miyiz? Artık internet bir mecra, bir kanal olmaktan, farklı aygıtlara kaynak olmaya başladı. Çok yakında bir zamanda, cep telefonu pazarını akıllı telefonlar domine ettiğinde, bu tartışmaların bir benzerini mobildeki iletişim yapıyor olacağız. Ve orada da interneti kullanıyor olacağız.</p>
<p>Önümüzdeki 10 sene içinde reklam pastasının mecra dağılımı konusunda ise öngörüm artık karasal yayından, internet ve data hattına doğru kayacağımız, kitle iletişim araçlarına da bu (teknik) kanal sayesinde ulaşacağımızdır. Bu sayede de internet pastasının çok gelişeceğini, mobilin bu pasta içerisine gireceğini ve multimedya aygıtlarının, özellikle oyun konsollarının pazara dahil olacağını düşünüyorum. Yani ekosistemimiz, teknoloji ile başka bir hal alacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/internet-reklamlari-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32332</post-id>	</item>
		<item>
		<title>WWW Zirvesi&#8217;nde Digital Bosphorus Konuşuldu</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/digital-bosphorus-panel/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/digital-bosphorus-panel/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahadır Atasoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 14:21:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[E-Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[Cenk Bayrakdar]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Bosphorus]]></category>
		<category><![CDATA[Ersan Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih İşbecer]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Sina Afra]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=26436</guid>

					<description><![CDATA[Bugün Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Kulubü tarafından düzenlenen WWW Zirvesi'nde Digital Bosphorus isimli bir panel gerçekleşti. sosyalmedya.co kurucusu Fatih Güner'in moderatörlüğünü yaptığı panelde YemekSepeti CEO'su Nevzat Aydın]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Kulubü tarafından düzenlenen WWW Zirvesi&#8217;nde Digital Bosphorus isimli bir panel gerçekleşti. sosyalmedya.co kurucusu Fatih Güner&#8217;in moderatörlüğünü yaptığı panelde YemekSepeti CEO&#8217;su Nevzat Aydın, markafoni CEO&#8217;su Sina Afra ve 41? 29! Dijital Ajansı kurucusu Alemşah Öztürk, Digital Bosphorus&#8217;u ve Türk internet sektörünü konuştu.</p>
<p>Digital Bosphorus terimi Ocak ayında Münih&#8217;te düzenlenen DLD Konferansı&#8217;nda ortaya çıkmıştı. Nevzat Aydın, Alemşah Öztürk, Sina Afra, Cenk Bayrakdar ve Sidar Şahin&#8217;in konuşmacı olarak katıldığı Digital Bosphorus isimli panelde Türk internet sektörünün gelişimi ve bugün geldiği nokta katılımcılara anlatıldı. Bildiğiniz üzere daha sonra Digital Bosphorus, Sina Afra önderliğinde İstanbul merkezli Türk internet sektörü için &#8216;bir etiket&#8217; olması gayesiyle ortaya atıldı ve sonraki zaman diliminde çokça konuşuldu. sosyalmedya.co&#8217;da Digital Bosphorus hakkında bugün ve daha önce yayınlanan içeriklere <a href="https://sosyalmedya.co/?s=digital+bosphorus" target="_blank">bu linkten</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Bugünkü panelde de Sina Afra Digital Bosphorus&#8217;un bir etiket olduğunun altını çizdi. Fatih Güner&#8217;in &#8216;Digital Bosphorus nedir/ne değildir?&#8217; sorusunu Sina Afra &#8216;Digital Bosphorus bir etikettir. Bir kuruluş veya dernek değildir&#8217; şeklinde cevapladı. Bunun dışında panelde Digital Bosphorus&#8217;un hayata geçmesi ve Türk internet sektörünün gelişmesi için neler yapılması gerektiği üzerine konuşuldu. Dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de girişimlerin ilk yılında başarısızlıkla sonuçlanma oranının %80 olduğu ve yoluna devam eden %20&#8217;lik kısmında ikinci yılda başarıya ulaşma oranının %10 olduğu bilgisi Nevzat Aydın tarafından paylaşıldı. Bununla birlikte başarılı olan düşük yüzdedeki girişimlerin daha önceki yıllarda başarısız olan girişimciler tarafından hayata geçirildiğinin altı çizildi.</p>
<p>Nevzat Aydın, Digital Bosphorus&#8217;un İstanbul önderliğindeki yazılım, oyun, internet sektörlerinin tümünü kapsayan bir &#8216;tabir&#8217; olduğunu belirtirken, 2010 yılı itibariyle internetin Türk kullanıcılar için araştırma yapılan bir alan olmaktan çok öteye gittiğini ve bu kırılma noktası ile birlikte sektörün yükselişe geçtiğini dile getirdi. Geçmiş yıllarda Türkiye&#8217;nin dünyada tekstil, turizm gibi sektörler ile anıldığını ancak bugünlerde özellikle Orta Doğu ve Doğu Avrupa ülkelerinde internet girişimleri ile adından söz ettirdiğini ve ilerleyen yıllarda daha da çok söz ettireceğini katılımcılar ile paylaştı.</p>
<p>Panelde markafoni&#8217;nin CEO&#8217;su Sina Afra, önümüzdeki günlerde yeni bir dikey alışveriş sitesi açacaklarını ilan etti. Sina Afra 2 Nisan günü yeni girişimleri ile ilgili bilgileri paylaşacaklarını duyurdu.</p>
<p>Digital Bosphorus panelinde özel alışveriş sektörü de konuşuldu. Sina Afra şu an pazarda 17 özel alışveriş sitesinin bulunduğunu ve bu rakamın ABD gibi ülkeler için bile fazla olduğunu dile getirdi. Bu sayıda özel alışveriş sitesinin olmasına rağmen sadece listenin en tepesindeki 6-7 ismin yatırım almasının sebebi sorulduğunda ise Sina Afra bu rakamın da ülkemize özel olduğunu, pazarın agresifliği ve Türkiye&#8217;nin şu an için odak noktası olması sebebiyle bu rakamın arttığını dile getirdi. Türkiye&#8217;nin odak noktası olması ile ilgili bir anektod da Nevzat Aydın&#8217;dan geldi. Aydın, son bir kaç ay içerisinde kendisine yurt dışından 30&#8217;a yakın risk sermayedarının ulaştığını ve yatırım yapmak için şirket aradıklarını dile getirdi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/digital-bosphorus-panel/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">26436</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Digital Bosphorus&#8217;u Sektöre Sorduk [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/digital-bosphorus-dosya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 10:41:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Cenk Bayrakdar]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Bosphorus]]></category>
		<category><![CDATA[E-Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Ersan Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih İşbecer]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Sina Afra]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=26389</guid>

					<description><![CDATA[Markafoni’nin kurucusu Sina Afra, Digital Bosphorus konseptini dile getirdiği ilk andan beri özellikle sektörün içinde olan birçok kişi tarafından büyük ilgi gördü; onlar sayesinde de daha geniş kitleler tarafından öğrenildi. Afra, kendisiyle yaptığımız röportajda...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Markafoni’nin kurucusu Sina Afra, Digital Bosphorus konseptini dile getirdiği ilk andan beri özellikle sektörün içinde olan birçok kişi tarafından büyük ilgi gördü; onlar sayesinde de daha geniş kitleler tarafından öğrenildi. Afra, <a href="https://sosyalmedya.co/sina-afra-digital-bosphorus-roportaj/" target="_blank">kendisiyle yaptığımız röportajda</a> Digital Bosphorus’un bir vizyon olduğunu, ulaşmamız gereken nokta olarak görülmesi gerektiğini ve konuyla ilgisi olan herkesin fikirlerini belirterek Digital Bosphorus’un derinlemesine tartışılması gerektiğini belirtmişti.</p>
<p>sosyalmedya.co olarak bizler de Türkiye’deki internet sektörünün geldiği noktayı ve kısa zamanda ulaştığımız başarılı tabloyu fark ediyoruz ve bu pozitif tablonun bir marka haline dönüşme ihtimali varsa elimizden geleni yapmayı arzuluyoruz.</p>
<p>Bu yüzden de Sina Afra’nın ardından sektörün önemli isimlerine Digital Bosphorus vizyonu hakkında dörder soru sorduk ve aldığımız cevaplarla bu konunun aslında ne kadar tartışılmaya müsait olduğunu, geliştirilebileceğini ve somut anlamlar kazanabileceğini öğrendik. Sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Cenk Bayrakdar, uzman.tv ve istanbul.net’in kurucusu Ersan Özer, Yemeksepeti.com’un kurucusu Nevzat Aydın, Pozitron’un kurucusu Fatih İşbecer, Dijital Büro İstanbul Genel Müdürü ve Galata Business Angels yönetim kurulu üyesi Uğur Şeker, sosyalmedya.co kurucusu Fatih Güner ve Botego’nun kurucusu Ekim Nazım Kaya’ya teşekkür ediyoruz.</p>
<p>Sizlerin de Digital Bosphorus konusu hakkındaki görüşlerinizi yorum olarak bekliyoruz. Dediğimiz gibi, bu konu ne kadar tartışılır ve gündemde kalırsa o kadar içi dolu hale gelecektir.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sizin için Digital Bosphorus ne anlama geliyor?[/heading]</strong></p>
<figure id="attachment_26398" aria-describedby="caption-attachment-26398" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26398" title="Cenk Bayrakdar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Cenk_Bayrakdar-11.jpg" alt="" width="200" height="244" /><figcaption id="caption-attachment-26398" class="wp-caption-text">Cenk Bayrakdar</figcaption></figure>
<p><strong>Cenk Bayrakdar:</strong> Digital Bosphorus’u, internet ve teknoloji girişimleri konusunda Türkiye’nin de ciddi bir potansiyeli olduğuna dikkat çekebileceğimiz ve bu coğrafyayı zamanla hem girişimciler hem de yatırımcılar açısından bir çekim merkezi haline getirmek için bu dünyanın içinde olan insanları daha da motive edecek bir fikir birliği, ortak bir inisiyatif olarak görüyorum. Bu tarz inisiyatifler, böyle “haydi arkadaşlar, ha gayret…” tarzı öncülükler, atıl duran veya yeterince motive olmayan, üretkenliği azalmış kesimleri de harekete geçireceğinden toplamdaki katma değerini, geri dönüşünü gerçekten önemsiyorum. Artık bir nevi “un, yağ, şeker hazır. Helva yapmak için ne bekliyoruz ?” durumu oluşmaya başladı. Ülkemizin dinamik nüfusu ve büyüyen ekonomisi, yavaşlayan kıta Avrupası, son dönemde Amazon, eBay, KPCB, Naspers gibi kayda değer yatırımcıların Türkiye pazarına gelmesi ve aktif yatırımlarda bulunması, girişimciliğin çeşitli kanallarda ve seviyelerde sürekli vurgulanması bunun bir göstergesi. Artık biriken bu potansiyeli kinetiğe, momentuma dönüştürmemiz lazım. Bence bundan daha ideal bir zamanlama olamaz.</p>
<p><strong>Ersan Özer: </strong>Bu tabii öncelikle Sina Afra&#8217;nın harika önerisi. Sektörden de destek gördü. Benim hayalim, Türk internet girişimcilerinin ortak kullandığı bir marka olması. New York&#8217;lu siteler footer&#8217;larına, &#8220;Lovingly made in NYC&#8221; gibi ifadeler yazarlar. Biz de sitelerimizde bunu yapmalıyız. Özellikle de global girişimlerimizde. &#8220;Digital Bosphorus&#8221; yazdığını görenler anlamalı ki, bu site Türkiye&#8217;den çıkmış. Yani &#8220;made in Turkey&#8221; demenin internetçesi olacak inşallah.</p>
<p><strong>Nevzat Aydın: </strong>Digital Bosphorus ‘İstanbul Boğazı’ gibi yüzyıllardır süre gelen güçlü bir kültürün, altyapının artık dijitalleşebilmesi ve dijitalleşebildiğinde de ne kadar güçlü olabileceğini simgeliyor bence. Türkiye ve İstanbul’un öneminin üzerine bir de günümüzü, modernliği, iletişimi, dijitalleşmeyi ekliyoruz.</p>
<figure id="attachment_26399" aria-describedby="caption-attachment-26399" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26399" title="Fatih İşbecer" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Fatih-İşbecer.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-26399" class="wp-caption-text">Fatih İşbecer</figcaption></figure>
<p><strong>Fatih İşbecer:</strong> Ortak çalışma ve bir amaca yönelik beraber hareket etme kültürünün olmadığı ülkemizde Türkiye’nin teknoloji işletmelerinin ve alt yapısının dünya ölçeğinde tanıtılmasına yönelik bir hareket olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Fatih Güner:</strong> Gururumuz olacak Digital Bosphorus. İçimdeki tüm milliyetçi hislerimi ayağa kaldıran, üstelik de bunu benim de severek iş yaptığım bu sektörle birleştiren Digital Bosphorus, Türkiye’nin dünya internet ve internet ekonomisi gündeminde her geçen gün biraz daha yükselişini sembolize edecek bence. Sina Afra’nın bu konudaki vizyonu tüm Türk girişimcilere bir ders niteliğinde ve bu dersten en kazançlı çıkacak olan da Türkiye. Bu bir başlangıç, artık bir ismi var, bir cismi var ve bir enerjisi var.</p>
<p><strong>Uğur Şeker:</strong> Digital Bosphorus yeni bir başlangıç bence. 2000’lerin başında çok ciddi bir yükseliş içerisinde olan internet ve yakınsamalı alanları, bir krizle sarsılmıştı. Endeks bir anda yerle yeksan oldu. Bu dönemin başlangıcında da yerli büyük gruplar bu rüzgardan faydalanmak istemişlerdi. E-Kolay, Turk.net, İxir, Superonline,Netbul, Vezzy hep bu dönemin erken ürünleri aslında. Bugün, zaman içerisindeki bu dalgalanmaya karşı ABD kökenli şirketler ve borsaları dimdik ayaktalar. Fakat aynı dönem biraz da altı boş olan yerli girişimlerin neredeyse tamamı tarih oldu.</p>
<p>O nedenle Digital Bosphorus yeni bir başlangıç anlamına geliyor benim için. Bu yeni başlangıç, ilk sinyallerini 2007-2008 gibi vermeye başlamıştı. Şimdi adı da konmuş oldu.</p>
<p><strong>Ekim Nazım Kaya:</strong> Bu terimi Sina Afra&#8217;ya borçlu olduğumuz için, anlamını da onun ifadeleriyle değerlendirdik ve sahiplendik. Sektörün ihtiyaç duyduğu heyecanı üretmek adına, bu tür kavramlar faydalı olabiliyor. Zaman zaman bazı geleneksel sektörleri temsil eden dernek ve vakıfların bir sloganla ortaya çıkıp reklam kampanyaları düzenlediğini görüyoruz. Bunlar farkındalık yaratmaya yönelik kampanyalar oluyor. Digital Bosphorus da bana biraz bunu çağrıştırdı. Bizim TV reklamına ihtiyacımız yok, çünkü İnternet sektörüne, sektör dışı unsurların değil, kendimizin inanması daha önemli bir ihtiyaç. Digital Bosphorus da bunu hedefliyor.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Türkiye dışında Digital Bosphorus denildiğinde akla ne gelmeli? Klon girişimler, geniş pazar, inovasyon vb?[/heading]</strong></p>
<p><strong>Cenk Bayrakdar:</strong> Bence Diğital Bosphorus denildiğinde Türkiye’nin dinamik, genç ve teknolojiye meraklı bir pazar olduğu akla gelmeli. İnsanımız teknolojiyi kullanma konusunda meraklı ve gerçekten bize özgü inovatif örnekleri de sık sık görüyoruz. O yüzden yabancılar bu pazarı ve kullanıcısını küçümsememeli. İnsanımızın enerjisi yüksek, bir şeyler yapmak, bir yerlerden çıkış yakalayıp ortaya değer koymak konusundaki arzusu yüksek. Sahibinden.com, Gittigidiyor, Yemeksepeti gibi 1. nesil internet girişimlerinden sonra yeni bir neslin yeşermekte olduğunu görüyoruz. İnternet ve mobil iletişimin gücü sayesinde artık Anadolu’nun uzak köşelerindeki insanlarımız da dünyada neler olup bittiğinden haberdar ve onlar da fırsatlara değerlendirmek istiyor.. Yaratıcı fikirlerinin dikkate alınması için şimdi daha fazla imkana ve olanağa sahipler. Klon konusunda o kadar tutucu değilim açıkçası.  “Klon yapmayacağım” veya “çok kendine bir özgü girişim başlatmalıyım” diye kasmaya başlayınca ortam kurumaya, çoraklaşmaya başlıyor. Klonun yerel ülke koşullarına adapte edilmesi, iş modelinin değiştirilmesi de önemli bir inovasyon bence. Ülkemizin teknolojik altyapısı, insanımızın davranış şekli, beklentilerinin farklı olması, mobil iletişimin yaygınlığı, ödeme sistemleri ve gelişmiş lojistik ağı gibi unsurlar “yerelleşmeyi” destekleyen başlıklar. İnovasyon konusunda ise almamız gereken mesafeler olduğunu düşünüyorum, bu durum geceden sabaha kısa sürede değişecek şeyler değil, zamanla oluşacak kültürel bir dönüşüm olarak görüyorum.</p>
<figure id="attachment_26400" aria-describedby="caption-attachment-26400" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26400" title="Ersan Özer" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ersan-Ozer2.jpg" alt="" width="200" height="266" /><figcaption id="caption-attachment-26400" class="wp-caption-text">Ersan Özer</figcaption></figure>
<p><strong>Ersan Özer:</strong> Dediğiniz gibi, öncelikle akla sitenin Türkiye&#8217;de yapıldığını getirmeli. İnternet için kimi önemli ülkeler vardır. Ortadoğu&#8217;da Ürdün, BAE, Avrupa&#8217;da İsveç, Almanya gibi. Bizim de yıldızımız giderek parlıyor ama daha çok pazar büyüklüğü olarak öne çıkıyoruz. İnternet şirketlerimizin başarısına daha çok vurgu yapmalıyız.  Bunun dışında bir şeylere vurgu yapmaya bence şu aşamada ihtiyaç yok. Bize yapıştırılacak etiketleri, oluşturacağımız algıyı, biz ne söylersek söyleyelim, asıl yaptığımız işler belirleyecektir diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Nevzat Aydın:</strong> Hemen hemen hepsi. Türkiye startup ekosistemi ve girişimci profili ile artık dünyadaki herhangi bir gelişmekte olan pazardan daha geride değil. Klonlar son 3 senenin modası ve dünyanın her yerindeki internet kullanıcısının birbirine yaklaştığı dönemde çok önemli potansiyel. Pazarın genişliği ve kullanım alışkanlıklarına göre internet ve e-ticaret hala çok gerilerde ve bu yüzden de çok yüksek potansiyele sahip.</p>
<p><strong>Fatih İşbecer:</strong> Klon girişimler yabancı ülkelerde tarifi en kolay iş modelleri olduğu için ülkemize ilgi çekmek ve orijinalleri ile karşılaştırılarak pazar tahmini yapılmasına faydalı olmak gibi çok kritik olduğunu düşündüğüm bir etkileri oluyor. Türkiye’nin nüfusuna göre geniş bir pazar olmadığını hatta aksine oldukça kısıtlı olduğunu düşünüyorum. Ancak önümüzdeki yıllarda satın alma gücünün ve internet altyapının gelişmesi ile beraber mevcut pazarın çok daha büyüyeceğine ve o zaman bir potansiyel vadedeceğine inanıyorum. O gün gelene kadar ülkemizin en önemli artısının krizlere yatkın orta üst düzey yöneticileri ve seri karar alabilen acımasız bir rekabet ortamında kendini geliştiren girişimcileri olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Fatih Güner:</strong> Geniş pazardan ziyade genişleyebilecek olan bir pazar potansiyeli akla gelecektir bence. Düşünelim, Polonya ile Türkiye’yi aynı kefeye koyarsak, Polonya’da internet kullanıcılarının e-ticaret penetrasyonu %60’ın üzerinde, Türkiye’de ise henüz %8. Polonya’da kredi kartı penetrasyonu ve finansal ürünlerin çeşitliliği de Türkiye ile büyük benzerlik gösteriyor. Öyleyse Türkiye’nin önümüzdeki iki sene içinde bu rakamlara ulaşabildiğini düşünürsek, ki e-ticaret tüm internet ekosisteminin kazancı için doğru bir ölçü olabilir, hepimizi mükemmel günler bekliyor gibi.</p>
<figure id="attachment_26401" aria-describedby="caption-attachment-26401" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26401" title="Uğur Şeker" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/ugur-seker.jpg" alt="" width="200" height="277" /><figcaption id="caption-attachment-26401" class="wp-caption-text">Uğur Şeker</figcaption></figure>
<p><strong>Uğur Şeker: </strong>Digital Bosphorus denildiği zaman Türkiye ve bölgedeki dijital etki akla gelmeli diye düşünüyorum. Sadece yaratılmış değerler .com projeleri değil her anlamda yaratılmış katma değer akla gelmeli. Toplumun bu konuda bilinçlendirilmesinden tutun da bu işin kendince bir borsası olması da dahil. Biz, ülke olarak son dönemde hem nüfusumuzla hem de göreceli ekonomik istikrarımızla dikkat çekmeye başladık. Hani bize ilkokulda öğretilen &#8220;jeopolitik önem&#8221; hikayesi. Bu son dönemlerde tekrar canlanmaya başladı. Ülke olarak bölgede bir güç olmaya başladık ve bu da çok doğaldır ki pozitif ekonomik sonuçlar doğurmaya başladı. Bizim bu rüzgarı bu sefer altını doldurarak değerlendirmemiz gerekli.</p>
<p><strong>Ekim Nazım Kaya:</strong> Maalesef akla ilk gelen inovasyon olmuyor. Çünkü bunun için merak etmeye dayalı bir eğitim sisteminden uygun toplum değerlerine, araştırma-geliştirmeye ayrılan kaynaktan, üniversitenin sanayi ile işbirliğine, geniş bir altyapı lazım. Bu bir nesilde kazanılabilecek bir birikim değil. Yüksek katma değer, büyük yatırımlar ve uzun vadeli planlar gerektiriyor. Bizim ekonomimiz, hiç satış yapmadan 10 yıl bir ürün geliştirmeye olanak sağlayacak kadar büyük değil. Ya da girişimcilerimiz iki yılda bir sektörü baştan aşağı değiştirecek ürünler çıkaramayabilirler. Rekabette bu alanda gerideyiz.</p>
<p>Klonlamada sorun yok. Aksine, inovasyonda güçlü olmayan bir ülkenin, başarısı kanıtlanmış modelleri adapte etmesi, zaman ve para kaybını önleyecektir. Bence gelişmekte olan tüm ülkelerde olduğu gibi, bizde akla &#8216;potansiyel&#8217; gelmeli. Pazar büyük, ve her geçen yıl ciddi şekilde gelişiyor. Sermaye, devlet destekleri ve girişimcilik ekosistemi hızla olumlu bir atmosfer yaratıyor. Basit ama işe yarayan ürün ve hizmetler geliştirip satmak Türkiye internet sektörünün lokomotif alanı olacaktır.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Türk girişimlerinin yurtdışına açılması Digital Bosphorus markası için ne derece önem taşıyor?[/heading]</strong></p>
<p><strong>Cenk Bayrakdar:</strong> Digital Bosphorus bir çok açıdan önemli misyona sahip olabilir. Şu an parça parça ve birbiri ile etkileşimi az olan çeşitli inisiyatifler eğer “Digital Bosphorus” çerçevesinde birbirlerini destekleyecek şekilde ilerlemeye başlarsa bunun geri dönüşü pozitif yönde olacaktır. Bir nevi “ölçek ekonomisi” yaratmamıza olanak tanıyacak “Digital Bosphorus” … Burada önemli olan 2 nokta var, bir tanesi kaliteli girişimciler ve girişimlerin ortaya çıkmasını sağlayacak daha yapısal çözümlerin yaygınlaşması ve diğeri de yabancı yatırımcıların buraya daha fazla ilgi göstererek daha fazla yatırım gerçekleştirmesi. Bunlar Digital Bosphorus’un “sinyal gücünü” oldukça olumlu yönde etkileyecek ve Balkanlar, Ortadoğu gibi  yakın bölgelerde bizim etrafımızda kümelenmesinin de önünü açacaktır. Kasım ayında Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde düzenlenen Bootcamp Girişimci-Yatırımcı buluşması etkinliğine Romanya’dan, Bulgaristan’dan, İtalya’dan girişimlerin katılması ya da eTohum’un Startup Turkey etkinliğine Ortadoğu pazarından katılımcıların gelmesi, ilgi göstermesi bunun öncü işaretleri. Hem kendi içimizde hem de bir adım civarımızdaki coğrafyaları da bize doğru yaklaştırdığımızda buradan çıkacak girişimlerin yurtdışına açılması daha kolay, sık ve hızlı olacaktır.</p>
<p><strong>Ersan Özer:</strong> Bence Digital Bosphorus&#8217;un sektörümüze yapacağı en mühim katkı, bizleri, global vizyon sahibi olma yolunda ilerletmesi olabilir. Yabancı birçok başarılı girişimci tanıyorum. Konuşuyoruz. Bir iş kurarken onların dertleri de, bizim dertlerimiz de aynı. İşi büyütürken de keza aynı. Ama vizyonlarımız çok farklı. Biz de onlar gibi global projeler üstüne kafa yormalıyız. Hiç olmazsa bölgesel projeleri artırmalıyız. Dizilerimizin Ortadoğu başarısını internet sitelerimiz de yapabiliriz. Eğer büyüme deyince aklımıza, otomatik bir şekilde, ülke dışına çıkma gelirse kesinlikle başarılı olacağımızı düşünüyorum. Biz de şu an ABD ve İngiltere&#8217;yi hedefleyen bir proje için çalışıyoruz. Yayına çıktığımız gün, sitenin footer&#8217;ında, &#8220;Proudly made in Digital Bosphorus&#8221; yazdığını göreceksiniz.</p>
<figure id="attachment_26402" aria-describedby="caption-attachment-26402" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26402" title="Nevzat Aydın" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Nevzat-Aydin1.jpg" alt="" width="200" height="245" /><figcaption id="caption-attachment-26402" class="wp-caption-text">Nevzat Aydın</figcaption></figure>
<p><strong>Nevzat Aydın:</strong>  Digital Bosphorus konseptini son derece pekiştiren ve dünyada kendinden söz ettiren bir gelişme olacağı kesin. Zaten Digital Bosphorus markası olsa da olmasa da girişimcilerimizin önü son derece açık ve uluslararası başarı hikayeleri duymamıza çok az kaldı.</p>
<p><strong>Fatih İşbecer: </strong>Yurt dışında faaliyet gösteren / gösterebilen girişimlerin artması ülkemiz adına önemli bir gelişme ancak burada toplu bir başarıdan ziyade daha çok bireysel çabalar olduğunu görüyoruz. Bir dönem tekstil sektöründe Turquality gibi bir yapılanmaya gidilmişti, Digital Bosphorus aynı yola kamu olmadan çıkıyor diyebiliriz. Başarı çok kritik, Digital Bosphorus’un ya da girişimlerin başarılı olması her durumda ülkemizin iş hayatına ve yeni girişimlere yol gösterici olacaktır.</p>
<p><strong>Fatih Güner:</strong> Eğer Türk internet girişimleri ve yatırımları belli bir kaliteyi yakalayabilirlerse ve bu girişimlerin tamamı da Digital Bosphorus’un bir ucundan tutarlarsa (yani bu birliği, beraberliği oluşturabilirsek) o zaman yurtdışında Digital Bosphorus’un bir ağırlığı olacaktır. Kalite hakikaten de kilit kelime. Ancak beraberlik, yani sektörün ego savaşlarından uzak olması, yanında büyümeyi getirir.</p>
<p><strong>Uğur Şeker :</strong> Ülkemizden, bölgeye ve Dünya&#8217; ya açılan projelerin sayısının hergeçen gün artacağını düşünüyorum. Bu toptan bir hareketle olabilir. Bir sektörün oluşabilmesi için girişimcilerin, yatırımcıların, yasal altyapının, sivil toplum kurululşlarının ve tabiki yetişmiş işgücünün oluşması şart. Bir Türkiye olarak bunun neresindeyiz? Herbiri için katetmiş olduğumuz bir yol var. Gelinen nokta ise ümit verici. Fevkaledinin fevkindeyiz :))  diyemeyiz ancak benim inancım çok yakın bir gelecekte tüm bu çarkın sağlıklı işleyeceği yönünde. Geçtiğimiz sene ABD&#8217; de girişim sermayesi olarak yatırılan miktar 40 küsür milyar dolar ve bunun toplam getirisi 200 milyar doların üzerinde. Burada her yaratılan değer başarılı mı oldu hayır, olamaz da. Ancak içlerinden katma değer çıkanların yaratmış olduğu ekonomik büyüklük, başarısız olanlarınkini örtmekte. Yani bizler Dünya için daha fazla şeyler üretmeye çalışmalıyız. çinde bulunmuş olduğumuz düzenin gereklilikleri bu yönde. Çok daha fazla üretim yapmalıyız, hem de çok. Ve ben bunlar içerisinden çok daha fazla global marka çıkabileceğine inanıyorum.</p>
<p><strong>Ekim Nazım Kaya:</strong> Yurt dışına açılmak, 100 metre koşusu için eğitilmiş bir atletin engelli koşu yapmak durumunda kalmasına benzetilebilir. İlk engele kadar sorun olmayabilir, ama sonrası ayrı bir kondüsyon gerektiriyor, ve orası farklı bir lig. Münferit başarılar olabilir, ama bence kendi pazarımızın koşullarına uygun planlar yapmak daha gerçekçi olacaktır. Yabancı sermaye için cazip bir pazar olmak, ilk aşamada yeterli bir hedef olacaktır. Ki bu yolda ilerlemeye başladık bile. Kurallarını kendimizin koyduğu bir oyunda kazandıktan sonra, başkalarının liglerine göz dikebiliriz. Bu insanımızın kısıtlarından değil, piyasa şartlarının gerektirdiği rekabetçi niteliklerin bizim ülkemizde bir norm olmamasından kaynaklanıyor. Batının geçirdiği aşamaları onlardan daha kısa sürede geçirmemiz gerçekçi, çünkü global dünya bunu kolaylaştırıyor. Ama yine de kısa sürmeyecek bir süreçten bahsediyoruz. Bunun kökleri sanayi devrimine kadar uzanıyor, dolayısıyla dezavantajlarımızı fırsata çevirmeliyiz.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Türk internet sektörünün ve Digital Bosphorus vizyonunun geleceğini nasıl görüyorsunuz? Neler yapılmalı, neler beklenmeli?[/heading]</strong></p>
<p><strong>Cenk Bayrakdar:</strong> Açıkçası Türk internet sektörünün geleceği konusunda pozitif düşünüyorum. Digital Bosphorus inisiyatifinin de buna olumlu katkı sağlayacağı aşikar. Ortada oluşmakta olan bir potansiyel var ve bunun harekete dönüştürülmesi için doğru zamandayız. Kaliteli girişimlerin ve girişimcilerin artması kadar yerel ve yabancı yatırımcıların ülkemizdeki girişimlere daha fazla ilgi göstermesi şart. Bunu da bol, kaliteli ve zaman zaman kendine özgü fikirlere sahip girişimlerin ortaya çıkması ile sağlayabiliriz. Girişimlerimizin kalitesini artması lazım. Bu konuda akademik kurumların değerli çalışmaları ve planları var, bunları görüyoruz. Bunlar her sene artarak devam ediyor, daha da yaygınlaştığını gözlemliyorum. Sadece “iyi bir fikrim var !” tek başına bir anlam ifade etmiyor, fikrin uygulanabilir bir iş modeli ile düzgün “uygulanması” ancak bir değer ifade etmeye başlıyor. Girişimci olarak doğan bir kesim olabilir ama önemli bir kesim doğru yönlendirilir ve desteklenirse onlar da iyi birer girişimci olabilirler. Öte yandan melek yatırımcılar, ülkemizin önde gelen ticari kurumları, üniversiteler, Teknopark’lar ve STK’lar arası iletişim ve işbirliği daha da genişletilmeli. Bu oyuncular arasındaki etkili ve olumlu işbirlikleri girişimler tarafına da pozitif yansıyacak ve dolaylı olarak daha fazla yabancı yatırımcıyı da buraya çekecektir. “Exit” tarafında belli ölçülerde sıkışıklığın olduğunu ben de kabul ediyorum. Sağlıklı bir eko-sistemin oluşması, Digital Bosphorus’un anlamını daha iyi bulması ve misyonunu daha iyi yerine getirebilmesi adına alternatif “Çıkış” araçlarının da oluşması şart. Sadece bir başkasına satış tek “Çıkış” seçeneği olmamalı. Bu anlamda İMKB’nin GİP oluşumuna benzer ancak gelişmekte olan internet ve teknoloji girişimlerinin yer alabileceği bir finansal yapının oluşturulması, düzenlenmesi de ihtiyaç halini alacaktır.</p>
<figure id="attachment_26403" aria-describedby="caption-attachment-26403" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26403" title="Fatih Güner" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Fatih-Guner.jpg" alt="" width="200" height="288" /><figcaption id="caption-attachment-26403" class="wp-caption-text">Fatih Güner</figcaption></figure>
<p><strong>Ersan Özer:</strong> Öncelikle Digital Bosphorus markası için neler yapabileceğimizi daha fazla konuşmamız lazım. O yüzden bu söyleşi için <a href="https://sosyalmedya.co/" target="_blank">sosyalmedya.co</a>&#8216;ya teşekkür ederim. Mümkünse adresi DigitalBosphorus olan bir sitemiz olmalı. Herkesin beğendiği güzel bir logo yapmalıyız ki sitelerimize koyabilelim. Yıllık bir konferansımız olabilir. Dernek türevi bir oluşum haline getirebiliriz. Kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olursa, profesyonel bir kadro, yabancı basına düzenli basın bültenleri gönderebilir, Türkiye&#8217;ye gelen VC&#8217;lere yol gösterebilir, gereken bağlantıları yapar. Velhasılı, çok şey yapabiliriz. Ben kendi adıma Digital Bosphorus için seve seve mesai ayırmaya hazırım.</p>
<p><strong>Nevzat Aydın:</strong> Doğru bir isim ve doğru bir vizyon. Devlet etkileşimi ve iletişimi çok önemli. Bu vizyonun farklı kademeler tarafından da sahiplenileceğini öngörüyorum. Ne kadar bu markadan farklı platformlarda bahsedersek o kadar Türkiye ve internet ile ilgili çevrelerde daha fazla akılda kalıyor olacağız.</p>
<p><strong>Fatih İşbecer:</strong> Türk İnternet sektörü yolun çok başında, kesinlikle büyümeye ve yeni iş sahaları yaratmaya devam edecek. Ortak bir çatı altıda bunun başarılması çok daha sistemli ilerlemesi elbette iyi olur ancak Türk internet sektörü ve yeni girişimlerin her halükarda bu tip bri marka altında olmasa da başarılı olacağına inanıyorum.</p>
<p><strong>Fatih Güner: </strong>Bu sene yaptığım ve yapacağım tüm konuşmalarda söylediğim/söyleyeceğim bir söz var: “Bir sen, bir de laptop yeter!” diyorum. Sadece girişimcinin fikrine yatırım yapıldığı günler geçti. Artık projelerin çalışır duruma geldiği ve girişimcilerinin sosyal yeteneklerinin de gelişmiş olduğu bir ekosistemde yatırım yapılan günlere geldik. Girişimcilerin kendi inisiyatifleri ve tutkuları ile proje ürettiğini ve çalışır duruma getirdiğini görebilirsek, bu sırada kendilerine de sosyal yetenek anlamında yatırım yapabilirlerse, Digital Bosphorus vizyonunu yaşayabilir hale geliriz.</p>
<p><strong>Uğur Şeker:</strong> Bunun için de bir vizyon gerekli. Bu vizyonun adı da Digital Bosphorus ise herkesin desteklemesi gerekli. Bakalım zaman ne gösterecek? Oyun daha yeni başlıyor&#8230;.</p>
<figure id="attachment_26404" aria-describedby="caption-attachment-26404" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26404" title="Ekim Nazım Kaya" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0087.jpg" alt="" width="200" height="215" /><figcaption id="caption-attachment-26404" class="wp-caption-text">Ekim Nazım Kaya</figcaption></figure>
<p><strong>Ekim Nazım Kaya:</strong> Girişimcilik yalnızca internet sektöründe değil, hükümet nezdinde de kabul gören ve desteklenen bir trend durumunda. Bu dalgayı arkamıza alarak denenebilecek her iş modelini denemeliyiz. Kaldıraç Etkisi kitabı için rol model konumundaki ilk nesil internet girişimcileri ile yaptığım görüşmelerde gördüğüm şu: Ekosistem yeşermek ve büyümek için eskisinden çok daha uygun. Hata toleransı çok daha fazla. Ama rekabet de çok daha çetin. Doğal seleksiyona uğrayacak olan çok sayıda girişimcimiz olmalı ki, aralarından çıkan başarılı kişiler de tatmin edici miktarda olsun. Uzmanlaşma önem kazanıyor. Hiç bilmedikleri alanda bir şeyler yapmaya çalışmaktansa, gençler deneyimleri olan bir sektörü internete taşıyabilir. Bireysel iş yapmaktansa, aynı alandaki oyuncuları bir araya getirip platform kurabilirler. Kısa vadede küçük de olsa para kazandıracak servisleri geliştirebilirler. Açık kaynak prensibiyle ekosistem yaratarak, ürünlerinin kısa sürede çarpan etkisiyle bir etki alanı oluşturmasını sağlayabilirler. Bir kez üretip, defalarca satılabilen servis olarak yazılım modelleri, her müşteri için ayrı geliştirme isteyen maliyetli modellere tercih edilmeli. Kısacası, herkes aklına gelen her modeli denemeli, çalışmıyorsa bunu erken görüp, hatada diretmeyip, bir sonrakine geçmeli. İlk denemede başarılı olanların sayısı az, ama hatalardan öğrenenlerin başarı şansı çok daha fazla. Bunlar yapılırsa, sermaye akışı artacak, pazarın büyümesi hızlanacaktır.</p>
<p><em>(Görsel: <a href="https://sosyalmedya.co/goto/http://kenanb.wordpress.com/2012/02/14/digital-bosphorus-logo/" rel="nofollow" target="_blank">Kenan Bölükbaşı</a>)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">26389</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
