<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
    xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">

<channel>
	<title>Batuhan Apaydın, Author at Sosyal Medya</title>
	<atom:link href="https://sosyalmedya.co/author/batuhanapaydin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sosyalmedya.co/author/batuhanapaydin/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin sosyal medya platformu</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 May 2014 11:02:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.7</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">105142355</site>	<item>
		<title>Digital Bosphorus&#8217;u Sektöre Sorduk [Dosya]</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/digital-bosphorus-dosya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 10:41:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Cenk Bayrakdar]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Bosphorus]]></category>
		<category><![CDATA[E-Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Ersan Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih İşbecer]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Sina Afra]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=26389</guid>

					<description><![CDATA[Markafoni’nin kurucusu Sina Afra, Digital Bosphorus konseptini dile getirdiği ilk andan beri özellikle sektörün içinde olan birçok kişi tarafından büyük ilgi gördü; onlar sayesinde de daha geniş kitleler tarafından öğrenildi. Afra, kendisiyle yaptığımız röportajda...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Markafoni’nin kurucusu Sina Afra, Digital Bosphorus konseptini dile getirdiği ilk andan beri özellikle sektörün içinde olan birçok kişi tarafından büyük ilgi gördü; onlar sayesinde de daha geniş kitleler tarafından öğrenildi. Afra, <a href="https://sosyalmedya.co/sina-afra-digital-bosphorus-roportaj/" target="_blank">kendisiyle yaptığımız röportajda</a> Digital Bosphorus’un bir vizyon olduğunu, ulaşmamız gereken nokta olarak görülmesi gerektiğini ve konuyla ilgisi olan herkesin fikirlerini belirterek Digital Bosphorus’un derinlemesine tartışılması gerektiğini belirtmişti.</p>
<p>sosyalmedya.co olarak bizler de Türkiye’deki internet sektörünün geldiği noktayı ve kısa zamanda ulaştığımız başarılı tabloyu fark ediyoruz ve bu pozitif tablonun bir marka haline dönüşme ihtimali varsa elimizden geleni yapmayı arzuluyoruz.</p>
<p>Bu yüzden de Sina Afra’nın ardından sektörün önemli isimlerine Digital Bosphorus vizyonu hakkında dörder soru sorduk ve aldığımız cevaplarla bu konunun aslında ne kadar tartışılmaya müsait olduğunu, geliştirilebileceğini ve somut anlamlar kazanabileceğini öğrendik. Sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Cenk Bayrakdar, uzman.tv ve istanbul.net’in kurucusu Ersan Özer, Yemeksepeti.com’un kurucusu Nevzat Aydın, Pozitron’un kurucusu Fatih İşbecer, Dijital Büro İstanbul Genel Müdürü ve Galata Business Angels yönetim kurulu üyesi Uğur Şeker, sosyalmedya.co kurucusu Fatih Güner ve Botego’nun kurucusu Ekim Nazım Kaya’ya teşekkür ediyoruz.</p>
<p>Sizlerin de Digital Bosphorus konusu hakkındaki görüşlerinizi yorum olarak bekliyoruz. Dediğimiz gibi, bu konu ne kadar tartışılır ve gündemde kalırsa o kadar içi dolu hale gelecektir.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sizin için Digital Bosphorus ne anlama geliyor?[/heading]</strong></p>
<figure id="attachment_26398" aria-describedby="caption-attachment-26398" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="size-full wp-image-26398" title="Cenk Bayrakdar" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Cenk_Bayrakdar-11.jpg" alt="" width="200" height="244" /><figcaption id="caption-attachment-26398" class="wp-caption-text">Cenk Bayrakdar</figcaption></figure>
<p><strong>Cenk Bayrakdar:</strong> Digital Bosphorus’u, internet ve teknoloji girişimleri konusunda Türkiye’nin de ciddi bir potansiyeli olduğuna dikkat çekebileceğimiz ve bu coğrafyayı zamanla hem girişimciler hem de yatırımcılar açısından bir çekim merkezi haline getirmek için bu dünyanın içinde olan insanları daha da motive edecek bir fikir birliği, ortak bir inisiyatif olarak görüyorum. Bu tarz inisiyatifler, böyle “haydi arkadaşlar, ha gayret…” tarzı öncülükler, atıl duran veya yeterince motive olmayan, üretkenliği azalmış kesimleri de harekete geçireceğinden toplamdaki katma değerini, geri dönüşünü gerçekten önemsiyorum. Artık bir nevi “un, yağ, şeker hazır. Helva yapmak için ne bekliyoruz ?” durumu oluşmaya başladı. Ülkemizin dinamik nüfusu ve büyüyen ekonomisi, yavaşlayan kıta Avrupası, son dönemde Amazon, eBay, KPCB, Naspers gibi kayda değer yatırımcıların Türkiye pazarına gelmesi ve aktif yatırımlarda bulunması, girişimciliğin çeşitli kanallarda ve seviyelerde sürekli vurgulanması bunun bir göstergesi. Artık biriken bu potansiyeli kinetiğe, momentuma dönüştürmemiz lazım. Bence bundan daha ideal bir zamanlama olamaz.</p>
<p><strong>Ersan Özer: </strong>Bu tabii öncelikle Sina Afra&#8217;nın harika önerisi. Sektörden de destek gördü. Benim hayalim, Türk internet girişimcilerinin ortak kullandığı bir marka olması. New York&#8217;lu siteler footer&#8217;larına, &#8220;Lovingly made in NYC&#8221; gibi ifadeler yazarlar. Biz de sitelerimizde bunu yapmalıyız. Özellikle de global girişimlerimizde. &#8220;Digital Bosphorus&#8221; yazdığını görenler anlamalı ki, bu site Türkiye&#8217;den çıkmış. Yani &#8220;made in Turkey&#8221; demenin internetçesi olacak inşallah.</p>
<p><strong>Nevzat Aydın: </strong>Digital Bosphorus ‘İstanbul Boğazı’ gibi yüzyıllardır süre gelen güçlü bir kültürün, altyapının artık dijitalleşebilmesi ve dijitalleşebildiğinde de ne kadar güçlü olabileceğini simgeliyor bence. Türkiye ve İstanbul’un öneminin üzerine bir de günümüzü, modernliği, iletişimi, dijitalleşmeyi ekliyoruz.</p>
<figure id="attachment_26399" aria-describedby="caption-attachment-26399" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26399" title="Fatih İşbecer" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Fatih-İşbecer.jpg" alt="" width="200" height="275" /><figcaption id="caption-attachment-26399" class="wp-caption-text">Fatih İşbecer</figcaption></figure>
<p><strong>Fatih İşbecer:</strong> Ortak çalışma ve bir amaca yönelik beraber hareket etme kültürünün olmadığı ülkemizde Türkiye’nin teknoloji işletmelerinin ve alt yapısının dünya ölçeğinde tanıtılmasına yönelik bir hareket olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Fatih Güner:</strong> Gururumuz olacak Digital Bosphorus. İçimdeki tüm milliyetçi hislerimi ayağa kaldıran, üstelik de bunu benim de severek iş yaptığım bu sektörle birleştiren Digital Bosphorus, Türkiye’nin dünya internet ve internet ekonomisi gündeminde her geçen gün biraz daha yükselişini sembolize edecek bence. Sina Afra’nın bu konudaki vizyonu tüm Türk girişimcilere bir ders niteliğinde ve bu dersten en kazançlı çıkacak olan da Türkiye. Bu bir başlangıç, artık bir ismi var, bir cismi var ve bir enerjisi var.</p>
<p><strong>Uğur Şeker:</strong> Digital Bosphorus yeni bir başlangıç bence. 2000’lerin başında çok ciddi bir yükseliş içerisinde olan internet ve yakınsamalı alanları, bir krizle sarsılmıştı. Endeks bir anda yerle yeksan oldu. Bu dönemin başlangıcında da yerli büyük gruplar bu rüzgardan faydalanmak istemişlerdi. E-Kolay, Turk.net, İxir, Superonline,Netbul, Vezzy hep bu dönemin erken ürünleri aslında. Bugün, zaman içerisindeki bu dalgalanmaya karşı ABD kökenli şirketler ve borsaları dimdik ayaktalar. Fakat aynı dönem biraz da altı boş olan yerli girişimlerin neredeyse tamamı tarih oldu.</p>
<p>O nedenle Digital Bosphorus yeni bir başlangıç anlamına geliyor benim için. Bu yeni başlangıç, ilk sinyallerini 2007-2008 gibi vermeye başlamıştı. Şimdi adı da konmuş oldu.</p>
<p><strong>Ekim Nazım Kaya:</strong> Bu terimi Sina Afra&#8217;ya borçlu olduğumuz için, anlamını da onun ifadeleriyle değerlendirdik ve sahiplendik. Sektörün ihtiyaç duyduğu heyecanı üretmek adına, bu tür kavramlar faydalı olabiliyor. Zaman zaman bazı geleneksel sektörleri temsil eden dernek ve vakıfların bir sloganla ortaya çıkıp reklam kampanyaları düzenlediğini görüyoruz. Bunlar farkındalık yaratmaya yönelik kampanyalar oluyor. Digital Bosphorus da bana biraz bunu çağrıştırdı. Bizim TV reklamına ihtiyacımız yok, çünkü İnternet sektörüne, sektör dışı unsurların değil, kendimizin inanması daha önemli bir ihtiyaç. Digital Bosphorus da bunu hedefliyor.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Türkiye dışında Digital Bosphorus denildiğinde akla ne gelmeli? Klon girişimler, geniş pazar, inovasyon vb?[/heading]</strong></p>
<p><strong>Cenk Bayrakdar:</strong> Bence Diğital Bosphorus denildiğinde Türkiye’nin dinamik, genç ve teknolojiye meraklı bir pazar olduğu akla gelmeli. İnsanımız teknolojiyi kullanma konusunda meraklı ve gerçekten bize özgü inovatif örnekleri de sık sık görüyoruz. O yüzden yabancılar bu pazarı ve kullanıcısını küçümsememeli. İnsanımızın enerjisi yüksek, bir şeyler yapmak, bir yerlerden çıkış yakalayıp ortaya değer koymak konusundaki arzusu yüksek. Sahibinden.com, Gittigidiyor, Yemeksepeti gibi 1. nesil internet girişimlerinden sonra yeni bir neslin yeşermekte olduğunu görüyoruz. İnternet ve mobil iletişimin gücü sayesinde artık Anadolu’nun uzak köşelerindeki insanlarımız da dünyada neler olup bittiğinden haberdar ve onlar da fırsatlara değerlendirmek istiyor.. Yaratıcı fikirlerinin dikkate alınması için şimdi daha fazla imkana ve olanağa sahipler. Klon konusunda o kadar tutucu değilim açıkçası.  “Klon yapmayacağım” veya “çok kendine bir özgü girişim başlatmalıyım” diye kasmaya başlayınca ortam kurumaya, çoraklaşmaya başlıyor. Klonun yerel ülke koşullarına adapte edilmesi, iş modelinin değiştirilmesi de önemli bir inovasyon bence. Ülkemizin teknolojik altyapısı, insanımızın davranış şekli, beklentilerinin farklı olması, mobil iletişimin yaygınlığı, ödeme sistemleri ve gelişmiş lojistik ağı gibi unsurlar “yerelleşmeyi” destekleyen başlıklar. İnovasyon konusunda ise almamız gereken mesafeler olduğunu düşünüyorum, bu durum geceden sabaha kısa sürede değişecek şeyler değil, zamanla oluşacak kültürel bir dönüşüm olarak görüyorum.</p>
<figure id="attachment_26400" aria-describedby="caption-attachment-26400" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26400" title="Ersan Özer" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Ersan-Ozer2.jpg" alt="" width="200" height="266" /><figcaption id="caption-attachment-26400" class="wp-caption-text">Ersan Özer</figcaption></figure>
<p><strong>Ersan Özer:</strong> Dediğiniz gibi, öncelikle akla sitenin Türkiye&#8217;de yapıldığını getirmeli. İnternet için kimi önemli ülkeler vardır. Ortadoğu&#8217;da Ürdün, BAE, Avrupa&#8217;da İsveç, Almanya gibi. Bizim de yıldızımız giderek parlıyor ama daha çok pazar büyüklüğü olarak öne çıkıyoruz. İnternet şirketlerimizin başarısına daha çok vurgu yapmalıyız.  Bunun dışında bir şeylere vurgu yapmaya bence şu aşamada ihtiyaç yok. Bize yapıştırılacak etiketleri, oluşturacağımız algıyı, biz ne söylersek söyleyelim, asıl yaptığımız işler belirleyecektir diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Nevzat Aydın:</strong> Hemen hemen hepsi. Türkiye startup ekosistemi ve girişimci profili ile artık dünyadaki herhangi bir gelişmekte olan pazardan daha geride değil. Klonlar son 3 senenin modası ve dünyanın her yerindeki internet kullanıcısının birbirine yaklaştığı dönemde çok önemli potansiyel. Pazarın genişliği ve kullanım alışkanlıklarına göre internet ve e-ticaret hala çok gerilerde ve bu yüzden de çok yüksek potansiyele sahip.</p>
<p><strong>Fatih İşbecer:</strong> Klon girişimler yabancı ülkelerde tarifi en kolay iş modelleri olduğu için ülkemize ilgi çekmek ve orijinalleri ile karşılaştırılarak pazar tahmini yapılmasına faydalı olmak gibi çok kritik olduğunu düşündüğüm bir etkileri oluyor. Türkiye’nin nüfusuna göre geniş bir pazar olmadığını hatta aksine oldukça kısıtlı olduğunu düşünüyorum. Ancak önümüzdeki yıllarda satın alma gücünün ve internet altyapının gelişmesi ile beraber mevcut pazarın çok daha büyüyeceğine ve o zaman bir potansiyel vadedeceğine inanıyorum. O gün gelene kadar ülkemizin en önemli artısının krizlere yatkın orta üst düzey yöneticileri ve seri karar alabilen acımasız bir rekabet ortamında kendini geliştiren girişimcileri olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Fatih Güner:</strong> Geniş pazardan ziyade genişleyebilecek olan bir pazar potansiyeli akla gelecektir bence. Düşünelim, Polonya ile Türkiye’yi aynı kefeye koyarsak, Polonya’da internet kullanıcılarının e-ticaret penetrasyonu %60’ın üzerinde, Türkiye’de ise henüz %8. Polonya’da kredi kartı penetrasyonu ve finansal ürünlerin çeşitliliği de Türkiye ile büyük benzerlik gösteriyor. Öyleyse Türkiye’nin önümüzdeki iki sene içinde bu rakamlara ulaşabildiğini düşünürsek, ki e-ticaret tüm internet ekosisteminin kazancı için doğru bir ölçü olabilir, hepimizi mükemmel günler bekliyor gibi.</p>
<figure id="attachment_26401" aria-describedby="caption-attachment-26401" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26401" title="Uğur Şeker" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/ugur-seker.jpg" alt="" width="200" height="277" /><figcaption id="caption-attachment-26401" class="wp-caption-text">Uğur Şeker</figcaption></figure>
<p><strong>Uğur Şeker: </strong>Digital Bosphorus denildiği zaman Türkiye ve bölgedeki dijital etki akla gelmeli diye düşünüyorum. Sadece yaratılmış değerler .com projeleri değil her anlamda yaratılmış katma değer akla gelmeli. Toplumun bu konuda bilinçlendirilmesinden tutun da bu işin kendince bir borsası olması da dahil. Biz, ülke olarak son dönemde hem nüfusumuzla hem de göreceli ekonomik istikrarımızla dikkat çekmeye başladık. Hani bize ilkokulda öğretilen &#8220;jeopolitik önem&#8221; hikayesi. Bu son dönemlerde tekrar canlanmaya başladı. Ülke olarak bölgede bir güç olmaya başladık ve bu da çok doğaldır ki pozitif ekonomik sonuçlar doğurmaya başladı. Bizim bu rüzgarı bu sefer altını doldurarak değerlendirmemiz gerekli.</p>
<p><strong>Ekim Nazım Kaya:</strong> Maalesef akla ilk gelen inovasyon olmuyor. Çünkü bunun için merak etmeye dayalı bir eğitim sisteminden uygun toplum değerlerine, araştırma-geliştirmeye ayrılan kaynaktan, üniversitenin sanayi ile işbirliğine, geniş bir altyapı lazım. Bu bir nesilde kazanılabilecek bir birikim değil. Yüksek katma değer, büyük yatırımlar ve uzun vadeli planlar gerektiriyor. Bizim ekonomimiz, hiç satış yapmadan 10 yıl bir ürün geliştirmeye olanak sağlayacak kadar büyük değil. Ya da girişimcilerimiz iki yılda bir sektörü baştan aşağı değiştirecek ürünler çıkaramayabilirler. Rekabette bu alanda gerideyiz.</p>
<p>Klonlamada sorun yok. Aksine, inovasyonda güçlü olmayan bir ülkenin, başarısı kanıtlanmış modelleri adapte etmesi, zaman ve para kaybını önleyecektir. Bence gelişmekte olan tüm ülkelerde olduğu gibi, bizde akla &#8216;potansiyel&#8217; gelmeli. Pazar büyük, ve her geçen yıl ciddi şekilde gelişiyor. Sermaye, devlet destekleri ve girişimcilik ekosistemi hızla olumlu bir atmosfer yaratıyor. Basit ama işe yarayan ürün ve hizmetler geliştirip satmak Türkiye internet sektörünün lokomotif alanı olacaktır.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Türk girişimlerinin yurtdışına açılması Digital Bosphorus markası için ne derece önem taşıyor?[/heading]</strong></p>
<p><strong>Cenk Bayrakdar:</strong> Digital Bosphorus bir çok açıdan önemli misyona sahip olabilir. Şu an parça parça ve birbiri ile etkileşimi az olan çeşitli inisiyatifler eğer “Digital Bosphorus” çerçevesinde birbirlerini destekleyecek şekilde ilerlemeye başlarsa bunun geri dönüşü pozitif yönde olacaktır. Bir nevi “ölçek ekonomisi” yaratmamıza olanak tanıyacak “Digital Bosphorus” … Burada önemli olan 2 nokta var, bir tanesi kaliteli girişimciler ve girişimlerin ortaya çıkmasını sağlayacak daha yapısal çözümlerin yaygınlaşması ve diğeri de yabancı yatırımcıların buraya daha fazla ilgi göstererek daha fazla yatırım gerçekleştirmesi. Bunlar Digital Bosphorus’un “sinyal gücünü” oldukça olumlu yönde etkileyecek ve Balkanlar, Ortadoğu gibi  yakın bölgelerde bizim etrafımızda kümelenmesinin de önünü açacaktır. Kasım ayında Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde düzenlenen Bootcamp Girişimci-Yatırımcı buluşması etkinliğine Romanya’dan, Bulgaristan’dan, İtalya’dan girişimlerin katılması ya da eTohum’un Startup Turkey etkinliğine Ortadoğu pazarından katılımcıların gelmesi, ilgi göstermesi bunun öncü işaretleri. Hem kendi içimizde hem de bir adım civarımızdaki coğrafyaları da bize doğru yaklaştırdığımızda buradan çıkacak girişimlerin yurtdışına açılması daha kolay, sık ve hızlı olacaktır.</p>
<p><strong>Ersan Özer:</strong> Bence Digital Bosphorus&#8217;un sektörümüze yapacağı en mühim katkı, bizleri, global vizyon sahibi olma yolunda ilerletmesi olabilir. Yabancı birçok başarılı girişimci tanıyorum. Konuşuyoruz. Bir iş kurarken onların dertleri de, bizim dertlerimiz de aynı. İşi büyütürken de keza aynı. Ama vizyonlarımız çok farklı. Biz de onlar gibi global projeler üstüne kafa yormalıyız. Hiç olmazsa bölgesel projeleri artırmalıyız. Dizilerimizin Ortadoğu başarısını internet sitelerimiz de yapabiliriz. Eğer büyüme deyince aklımıza, otomatik bir şekilde, ülke dışına çıkma gelirse kesinlikle başarılı olacağımızı düşünüyorum. Biz de şu an ABD ve İngiltere&#8217;yi hedefleyen bir proje için çalışıyoruz. Yayına çıktığımız gün, sitenin footer&#8217;ında, &#8220;Proudly made in Digital Bosphorus&#8221; yazdığını göreceksiniz.</p>
<figure id="attachment_26402" aria-describedby="caption-attachment-26402" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26402" title="Nevzat Aydın" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Nevzat-Aydin1.jpg" alt="" width="200" height="245" /><figcaption id="caption-attachment-26402" class="wp-caption-text">Nevzat Aydın</figcaption></figure>
<p><strong>Nevzat Aydın:</strong>  Digital Bosphorus konseptini son derece pekiştiren ve dünyada kendinden söz ettiren bir gelişme olacağı kesin. Zaten Digital Bosphorus markası olsa da olmasa da girişimcilerimizin önü son derece açık ve uluslararası başarı hikayeleri duymamıza çok az kaldı.</p>
<p><strong>Fatih İşbecer: </strong>Yurt dışında faaliyet gösteren / gösterebilen girişimlerin artması ülkemiz adına önemli bir gelişme ancak burada toplu bir başarıdan ziyade daha çok bireysel çabalar olduğunu görüyoruz. Bir dönem tekstil sektöründe Turquality gibi bir yapılanmaya gidilmişti, Digital Bosphorus aynı yola kamu olmadan çıkıyor diyebiliriz. Başarı çok kritik, Digital Bosphorus’un ya da girişimlerin başarılı olması her durumda ülkemizin iş hayatına ve yeni girişimlere yol gösterici olacaktır.</p>
<p><strong>Fatih Güner:</strong> Eğer Türk internet girişimleri ve yatırımları belli bir kaliteyi yakalayabilirlerse ve bu girişimlerin tamamı da Digital Bosphorus’un bir ucundan tutarlarsa (yani bu birliği, beraberliği oluşturabilirsek) o zaman yurtdışında Digital Bosphorus’un bir ağırlığı olacaktır. Kalite hakikaten de kilit kelime. Ancak beraberlik, yani sektörün ego savaşlarından uzak olması, yanında büyümeyi getirir.</p>
<p><strong>Uğur Şeker :</strong> Ülkemizden, bölgeye ve Dünya&#8217; ya açılan projelerin sayısının hergeçen gün artacağını düşünüyorum. Bu toptan bir hareketle olabilir. Bir sektörün oluşabilmesi için girişimcilerin, yatırımcıların, yasal altyapının, sivil toplum kurululşlarının ve tabiki yetişmiş işgücünün oluşması şart. Bir Türkiye olarak bunun neresindeyiz? Herbiri için katetmiş olduğumuz bir yol var. Gelinen nokta ise ümit verici. Fevkaledinin fevkindeyiz :))  diyemeyiz ancak benim inancım çok yakın bir gelecekte tüm bu çarkın sağlıklı işleyeceği yönünde. Geçtiğimiz sene ABD&#8217; de girişim sermayesi olarak yatırılan miktar 40 küsür milyar dolar ve bunun toplam getirisi 200 milyar doların üzerinde. Burada her yaratılan değer başarılı mı oldu hayır, olamaz da. Ancak içlerinden katma değer çıkanların yaratmış olduğu ekonomik büyüklük, başarısız olanlarınkini örtmekte. Yani bizler Dünya için daha fazla şeyler üretmeye çalışmalıyız. çinde bulunmuş olduğumuz düzenin gereklilikleri bu yönde. Çok daha fazla üretim yapmalıyız, hem de çok. Ve ben bunlar içerisinden çok daha fazla global marka çıkabileceğine inanıyorum.</p>
<p><strong>Ekim Nazım Kaya:</strong> Yurt dışına açılmak, 100 metre koşusu için eğitilmiş bir atletin engelli koşu yapmak durumunda kalmasına benzetilebilir. İlk engele kadar sorun olmayabilir, ama sonrası ayrı bir kondüsyon gerektiriyor, ve orası farklı bir lig. Münferit başarılar olabilir, ama bence kendi pazarımızın koşullarına uygun planlar yapmak daha gerçekçi olacaktır. Yabancı sermaye için cazip bir pazar olmak, ilk aşamada yeterli bir hedef olacaktır. Ki bu yolda ilerlemeye başladık bile. Kurallarını kendimizin koyduğu bir oyunda kazandıktan sonra, başkalarının liglerine göz dikebiliriz. Bu insanımızın kısıtlarından değil, piyasa şartlarının gerektirdiği rekabetçi niteliklerin bizim ülkemizde bir norm olmamasından kaynaklanıyor. Batının geçirdiği aşamaları onlardan daha kısa sürede geçirmemiz gerçekçi, çünkü global dünya bunu kolaylaştırıyor. Ama yine de kısa sürmeyecek bir süreçten bahsediyoruz. Bunun kökleri sanayi devrimine kadar uzanıyor, dolayısıyla dezavantajlarımızı fırsata çevirmeliyiz.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Türk internet sektörünün ve Digital Bosphorus vizyonunun geleceğini nasıl görüyorsunuz? Neler yapılmalı, neler beklenmeli?[/heading]</strong></p>
<p><strong>Cenk Bayrakdar:</strong> Açıkçası Türk internet sektörünün geleceği konusunda pozitif düşünüyorum. Digital Bosphorus inisiyatifinin de buna olumlu katkı sağlayacağı aşikar. Ortada oluşmakta olan bir potansiyel var ve bunun harekete dönüştürülmesi için doğru zamandayız. Kaliteli girişimlerin ve girişimcilerin artması kadar yerel ve yabancı yatırımcıların ülkemizdeki girişimlere daha fazla ilgi göstermesi şart. Bunu da bol, kaliteli ve zaman zaman kendine özgü fikirlere sahip girişimlerin ortaya çıkması ile sağlayabiliriz. Girişimlerimizin kalitesini artması lazım. Bu konuda akademik kurumların değerli çalışmaları ve planları var, bunları görüyoruz. Bunlar her sene artarak devam ediyor, daha da yaygınlaştığını gözlemliyorum. Sadece “iyi bir fikrim var !” tek başına bir anlam ifade etmiyor, fikrin uygulanabilir bir iş modeli ile düzgün “uygulanması” ancak bir değer ifade etmeye başlıyor. Girişimci olarak doğan bir kesim olabilir ama önemli bir kesim doğru yönlendirilir ve desteklenirse onlar da iyi birer girişimci olabilirler. Öte yandan melek yatırımcılar, ülkemizin önde gelen ticari kurumları, üniversiteler, Teknopark’lar ve STK’lar arası iletişim ve işbirliği daha da genişletilmeli. Bu oyuncular arasındaki etkili ve olumlu işbirlikleri girişimler tarafına da pozitif yansıyacak ve dolaylı olarak daha fazla yabancı yatırımcıyı da buraya çekecektir. “Exit” tarafında belli ölçülerde sıkışıklığın olduğunu ben de kabul ediyorum. Sağlıklı bir eko-sistemin oluşması, Digital Bosphorus’un anlamını daha iyi bulması ve misyonunu daha iyi yerine getirebilmesi adına alternatif “Çıkış” araçlarının da oluşması şart. Sadece bir başkasına satış tek “Çıkış” seçeneği olmamalı. Bu anlamda İMKB’nin GİP oluşumuna benzer ancak gelişmekte olan internet ve teknoloji girişimlerinin yer alabileceği bir finansal yapının oluşturulması, düzenlenmesi de ihtiyaç halini alacaktır.</p>
<figure id="attachment_26403" aria-describedby="caption-attachment-26403" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26403" title="Fatih Güner" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Fatih-Guner.jpg" alt="" width="200" height="288" /><figcaption id="caption-attachment-26403" class="wp-caption-text">Fatih Güner</figcaption></figure>
<p><strong>Ersan Özer:</strong> Öncelikle Digital Bosphorus markası için neler yapabileceğimizi daha fazla konuşmamız lazım. O yüzden bu söyleşi için <a href="https://sosyalmedya.co/" target="_blank">sosyalmedya.co</a>&#8216;ya teşekkür ederim. Mümkünse adresi DigitalBosphorus olan bir sitemiz olmalı. Herkesin beğendiği güzel bir logo yapmalıyız ki sitelerimize koyabilelim. Yıllık bir konferansımız olabilir. Dernek türevi bir oluşum haline getirebiliriz. Kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olursa, profesyonel bir kadro, yabancı basına düzenli basın bültenleri gönderebilir, Türkiye&#8217;ye gelen VC&#8217;lere yol gösterebilir, gereken bağlantıları yapar. Velhasılı, çok şey yapabiliriz. Ben kendi adıma Digital Bosphorus için seve seve mesai ayırmaya hazırım.</p>
<p><strong>Nevzat Aydın:</strong> Doğru bir isim ve doğru bir vizyon. Devlet etkileşimi ve iletişimi çok önemli. Bu vizyonun farklı kademeler tarafından da sahiplenileceğini öngörüyorum. Ne kadar bu markadan farklı platformlarda bahsedersek o kadar Türkiye ve internet ile ilgili çevrelerde daha fazla akılda kalıyor olacağız.</p>
<p><strong>Fatih İşbecer:</strong> Türk İnternet sektörü yolun çok başında, kesinlikle büyümeye ve yeni iş sahaları yaratmaya devam edecek. Ortak bir çatı altıda bunun başarılması çok daha sistemli ilerlemesi elbette iyi olur ancak Türk internet sektörü ve yeni girişimlerin her halükarda bu tip bri marka altında olmasa da başarılı olacağına inanıyorum.</p>
<p><strong>Fatih Güner: </strong>Bu sene yaptığım ve yapacağım tüm konuşmalarda söylediğim/söyleyeceğim bir söz var: “Bir sen, bir de laptop yeter!” diyorum. Sadece girişimcinin fikrine yatırım yapıldığı günler geçti. Artık projelerin çalışır duruma geldiği ve girişimcilerinin sosyal yeteneklerinin de gelişmiş olduğu bir ekosistemde yatırım yapılan günlere geldik. Girişimcilerin kendi inisiyatifleri ve tutkuları ile proje ürettiğini ve çalışır duruma getirdiğini görebilirsek, bu sırada kendilerine de sosyal yetenek anlamında yatırım yapabilirlerse, Digital Bosphorus vizyonunu yaşayabilir hale geliriz.</p>
<p><strong>Uğur Şeker:</strong> Bunun için de bir vizyon gerekli. Bu vizyonun adı da Digital Bosphorus ise herkesin desteklemesi gerekli. Bakalım zaman ne gösterecek? Oyun daha yeni başlıyor&#8230;.</p>
<figure id="attachment_26404" aria-describedby="caption-attachment-26404" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-26404" title="Ekim Nazım Kaya" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/DSC_0087.jpg" alt="" width="200" height="215" /><figcaption id="caption-attachment-26404" class="wp-caption-text">Ekim Nazım Kaya</figcaption></figure>
<p><strong>Ekim Nazım Kaya:</strong> Girişimcilik yalnızca internet sektöründe değil, hükümet nezdinde de kabul gören ve desteklenen bir trend durumunda. Bu dalgayı arkamıza alarak denenebilecek her iş modelini denemeliyiz. Kaldıraç Etkisi kitabı için rol model konumundaki ilk nesil internet girişimcileri ile yaptığım görüşmelerde gördüğüm şu: Ekosistem yeşermek ve büyümek için eskisinden çok daha uygun. Hata toleransı çok daha fazla. Ama rekabet de çok daha çetin. Doğal seleksiyona uğrayacak olan çok sayıda girişimcimiz olmalı ki, aralarından çıkan başarılı kişiler de tatmin edici miktarda olsun. Uzmanlaşma önem kazanıyor. Hiç bilmedikleri alanda bir şeyler yapmaya çalışmaktansa, gençler deneyimleri olan bir sektörü internete taşıyabilir. Bireysel iş yapmaktansa, aynı alandaki oyuncuları bir araya getirip platform kurabilirler. Kısa vadede küçük de olsa para kazandıracak servisleri geliştirebilirler. Açık kaynak prensibiyle ekosistem yaratarak, ürünlerinin kısa sürede çarpan etkisiyle bir etki alanı oluşturmasını sağlayabilirler. Bir kez üretip, defalarca satılabilen servis olarak yazılım modelleri, her müşteri için ayrı geliştirme isteyen maliyetli modellere tercih edilmeli. Kısacası, herkes aklına gelen her modeli denemeli, çalışmıyorsa bunu erken görüp, hatada diretmeyip, bir sonrakine geçmeli. İlk denemede başarılı olanların sayısı az, ama hatalardan öğrenenlerin başarı şansı çok daha fazla. Bunlar yapılırsa, sermaye akışı artacak, pazarın büyümesi hızlanacaktır.</p>
<p><em>(Görsel: <a href="https://sosyalmedya.co/goto/http://kenanb.wordpress.com/2012/02/14/digital-bosphorus-logo/" rel="nofollow" target="_blank">Kenan Bölükbaşı</a>)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">26389</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dijital Geleceğe Dair Bir Uyarı Atışı: KONY 2012</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/kony-2012-inceleme/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/kony-2012-inceleme/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2012 19:30:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kony 2012]]></category>
		<category><![CDATA[Kony 2012 Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Kony Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Slacktivism]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=25823</guid>

					<description><![CDATA[Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Geçen hafta sosyal medyayı sallayan Kony 2012 videosunu, üzerinde fazla düşünmeden paylaşan ve böylece bir çeşit fayda sağladığını düşünen sizler, videoda önemli bir rol oynayan 5 yaşındaki çocuğun...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Geçen hafta sosyal medyayı sallayan Kony 2012 videosunu, üzerinde fazla düşünmeden paylaşan ve böylece bir çeşit fayda sağladığını düşünen sizler, videoda önemli bir rol oynayan 5 yaşındaki çocuğun ta kendisisiniz.</p>
<p>&#8211;          Who are the bad guys?</p>
<p>&#8211;          Star Wars people!</p>
<p>Sevimli ve ama yönlendirme karşısında savunmasız.</p>
<p>Sizden bahsetmeye devam etmeden önce konuyu biraz dağıtmak istiyorum, sonra yine toparlarız.</p>
<p>Bendeniz çok iyi bir televizyon izleyicisi sayılmam ama internet üzerinden takip ettiğim birkaç yabancı dizi var ve bu dizilerin çoğu da hikayenin karakterlerine derinlemesine odaklanan yapımlar. Türk dizilerinin çoğuna ise tahammül edemiyorum.</p>
<p>Dikkat ederseniz Türk yapımı dizilerin (ve aslında geçmişten günümüze Türk sinema sektörünün) birçoğunda karakterler ya kötüdür ya da iyidir. Siyah ile beyaz gibi. Ortası bulunmaz. Ve ama bizim dizilerimizin gücünü aldığı nokta da budur: Basit olmak.</p>
<p>Algımızı zorlamayan ve anlatımı iyi olan bu tip hikayelere karşı zeka seviyemiz algılama ve değerlendirme anlamında 5 yaş seviyesine geriler. Ama bu gerileme bir yandan da hakkımızdır çünkü gün içinde binbir detayla yorulan beynimizin bazen mola vermeye ihtiyacı vardır.</p>
<p>Ya da bu yorgunluğu bahane olarak kullanırız.</p>
<p>Dijital geleceğin özetini yazdım size. Gün içinde akan onlarca bilgiye karşı pelteye dönen zihinleri iyi bir anlatım ve basit bir hikaye örgüsü ile ele geçirebilirsiniz. İhtiyacınız olan şey basit olmak (bir tatlı kaşığı), gönül yaylarını titretmek (bir çay kaşığı) ve ulaşıldığında gurur duymayı sağlayacak ve slacktivism’i tetikleyecek ulvi bir hedef (bir bardak, tepeleme).</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Slacktivism Nedir?[/heading]</strong></p>
<p>Slacktivism’in (tembel anlamındaki slacker ile aktivizm kelimelerinin bir araya gelmiş hali) Türkçesi bulunmuyor ama kısaca açıklamak gerekirse bireyin pasif (like) eylemde (tweet) bulunarak kendini iyi hissetmesi durumuna slacktivism, bu eylemde bulunan kişiye ise slacktivist deniyor.</p>
<p>Kony 2012 hareketi de slacktivism’den epey güç alıyor. Çünkü slacktivism’in temelinde dijital yandaşçılık ve yayılım vardır. Vicdan rahatlatma arzusunun ötesinde, offline hayatta da örneklerini görebileceğimiz bir gruba ait olma ve dışlanmama gibi kendiliğinden gelişen davranış hallerimiz ile slacktivism dalgası güçlenir. Dijital paylaşımlarımız o kadar zahmetsizdir ve statümüzü öylesine pekiştirir ki pasif duruşumuzu ve yerimizde sayıyor oluşumuzu fark etmeyiz bile.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-25824" title="Slacktivism" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/slacktivism.png" alt="" width="548" height="271" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/slacktivism.png 548w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/slacktivism-300x148.png 300w" sizes="(max-width: 548px) 100vw, 548px" /></strong></p>
<p>Invisible Children isimli yardım kuruluşunun hazırladığı Kony 2012 videosu şablonlara sırtını dayayan ve <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Joseph_Kony">Joseph Kony</a>’nin kötü, diğerlerinin ise iyi olduğuna izleyiciyi son derece iyi ikna eden, sinematik anlamda gerçekten başarılı bir yapım. Gladiatör filminde Russel Crowe’un başak tarlaları arasında süzüldüğü sırada duyulan müzikler eşliğinde şeytanın dünyaya yansıyan yüzü olarak gösterilen Kony’nin, bulunması ve yok edilmesi gereken biri olduğuna ve ama özellikle ABD tarafından alt edilmesi gerektiğine inandırılırız. Her şey siyah ile beyaz gibidir videoda, ya iyi ya kötü.</p>
<p>Bunun yanında ise videoyu izleyen biz sosyal medya kullanıcılarının da son derece ulvi bir görevi olduğu mütemadiyen tekrar edilir ve bu videoyu paylaşarak farkındalığı arttırabileceğimize ikna oluruz. Biz artık kötünün karşısında olanlarız. Biz dünyayı değiştirebiliriz. Biz değişimin ta kendisiyiz.</p>
<p>Like.</p>
<p>Tweet.</p>
<p>Kony 2012 hikayesi o kadar başarılı ve kendinden emin anlatılıyor ki izleyici kendisine sunulan bilgiyi hiçbir şekilde sorgulamıyor ve anında taraf olmayı tercih ediyor. Uganda’nın on yıllardır politik ve askeri anlamda istikrara muhtaç olduğu gerçeğini geçtim, harita üzerinde nerede olduğunu bile bilmiyoruz. “İnsanlara yardım etmek için haritada göstermeye gerek yok” diyorsanız büyük resmi anlatmamın sırası geldi demektir.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Invisible Children’ın Anlatmadıkları[/heading]</strong></p>
<p>Hazırladığı videonun bitimiyle sosyal ağlarda paylaşımı ve 30 dolarlık yardım paketlerinin satın alınmasını rica eden Invisible Children örgütü, topladığı bağışların yalnızca yüzde 31’ini (2,8 milyon dolar) doğrudan yardıma aktarıyor. Ama daha acısı, bu ABD’li yardım kuruluşu 2,8 milyon doların büyük bir kısmını Kony ile savaşması için Uganda ordusuna takdim ediyor ve bu ordu aynı Kony’nin askerleri gibi tecavüz olayları ile suçlanıyor. Yani yardım için toplanan para, altyapı ve eğitimden ziyade tecavüzcüye karşı savaşması için diğer tecavüzcülere gönderiliyor ve aslında savaşın ve istikrarsızlığın sürekliliği sağlanıyor. Tabi silah endüstrisi de canlı tutuluyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-25825" title="Invisible Children" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/invisible-children.png" alt="" width="600" height="316" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/invisible-children.png 600w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/invisible-children-300x158.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/invisible-children-590x310.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/invisible-children-188x100.png 188w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></strong></p>
<p>Yardım olarak toplanan geri kalan 8,9 milyon dolar ise maaş (1,7 milyon), film prodüksiyonu (1,2 milyon) ve ulaşım masrafı (1,07 milyon) başta olmak üzere yardım dışı harcanıyor. Halka açık olarak paylaşılan belgenin altıncı sayfasında bu bilgilere ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Bu noktada biraz gerilmiş olmanız gerekiyor. Burnunuza tuhaf kokular gelmesi lazım.</p>
<p>Ek olarak videoda gerçekler sürekli çarpıtılıyor ya da eksik aktarılıyor. Örneğin Kony’nin Uganda’da değil, Kongo’da yaşadığından (2006’dan beri) 30 dakika boyunca bir kere bile bahsedilmiyor ve Uganda’da saklanıyor gibi bir algı yaratılıyor. Böylece hedef Uganda oluyor. Ayrıca Kony’nin komuta ettiği ordunun 30 bin çocuktan oluştuğu kesin bir dille ifade ediliyor ancak bu rakam aslında son 10 yılda kaçırılan toplam çocuk sayısı. Gerçek ise bahsi geçen ordunun 200-300 kişiden oluştuğu ve Uganda’da bulunmadığı.</p>
<p>Videoda bunların hiçbiri net bir şekilde ifade edilmiyor çünkü gönül yaylarımızın akordu bu gerçekler ile bozulabilir. Hiçbir şekilde Kony’yi ve yaptıklarını savunmuyorum ama son yıllarda uykularında kaçırılan Ugandalı çocukların oranı geçmişe kıyasla neredeyse yok gibi bir şey. Bunu ben değil, <a href="http://www.youtube.com/watch?v=KLVY5jBnD-E">Ugandalılar söylüyor</a>.</p>
<p>Son olarak Invisible Children’ın üst yönetim kadrosunda tek bir Ugandalı bulunmuyor. Alt kadroda ise sayı birkaçı anca buluyor. Bu da Amerikalı bu yardım örgütünün Uganda’nın altyapısal sorunlarıyla ne kadar ilgilendiğini sorgulamamıza yol açmalı.</p>
<p>Ancak videoyu izlemeyi bitirdiğimizde, bizim gibilerin paylaşımıyla beraber oluşacak küresel hareket ve farkındalığın sonucunda Uganda’nın değişeceğini ve hatta rengarenk çiçek ve kelebeklerle boyanacağını hayal ediyoruz. Oysa bu video Uganda değil, Amerikan farkındalığını hedefliyor.</p>
<p>Biraz toparlayalım ve “basit”leştirelim.</p>
<p>Joseph Kony Ugandalı bir şeytan. Invisible Children isimli yardım kuruluşu ise harika bir hikaye anlatımına ve ama eksik ya da çarpıtılmış bilgilere sahip videoları ile bizi şeytan taşlamaya (slacktivism) çağırıyor. Ayrıca bizden talep ettiği maddi yardımların çoğunu gerçekten yardıma harcamıyor. Yardıma giden az sayıdaki para ise yine savaşa harcanıyor.</p>
<p>Sürekli ABD’nin yardıma çağrılmasını (üç kuşağı etkileyen çizgi roman kahramanları sağolsun) ve farkındalık yaratma kisvesi altında üçüncü dünya ülkelerinin üzerinden yürütülen kolonyalist ebeveyn pozlarını dile getirmek istemiyorum bile, midem bulanıyor. Aynı video ABD’de yaşayan milyonlarca evsiz için çekilse kaç kişi Facebook’ta paylaşırdı, merak ediyorum.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sonuç: Emeğe Saygı, Paylaşım İçin Teşekkürler[/heading]</strong></p>
<p>Dijital dünya, Invisible Childiren gibi kendi sahte kahramanlarını yaratıyor ve biz de bu kahramanlara ve sevenlerine yakın durmak için yırtınıp duruyoruz. Bir başka niyetimiz ise taş kalpli, hain ve duyarsız olarak gözükmemek. Paylaşırsan iyisin, eleştirirsen kötü. Paylaşırsan vicdanını yıkarsın, direnirsen kirlenmekten kaçamazsın. Siyah ile beyazı kabul edersen rahatlarsın, griyi anlamaya çalışırsan sinirlerin bozulur.</p>
<p>Dijital yaşamlarımızdaki paylaşma kültürü ile yarattığımız sahte farkındalıklar ve düşsel aktivizm, bir gün gelecek bize sağlam bir tokat atacak. Geç olacak ama işte o zaman gerçeğin hiç de zannettiğimiz gibi olmadığını fark edeceğiz.</p>
<p>İyi bir hikaye ile kolayca ikna olan, düşünmeyen ve sorgulamayan, parmak uçları yassı ve sırtı kambur dijital aktivistler. Selam. Lütfen beni aranıza almayın.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-25826 alignnone" title="Social Activist" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/social-activist.jpg" alt="" width="492" height="389" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/social-activist.jpg 492w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/social-activist-300x237.jpg 300w" sizes="(max-width: 492px) 100vw, 492px" /></p>
<p>Size son olarak varoluşçu düşüncenin mimarlarından Danimarkalı düşünür Soren Kiekergaard’dan bahsetmek istiyorum. 19. yüzyılın ilk yarısında yaşayan Kiekergaard, endüstriyel devrim ve aydınlanma çağının etkisiyle popülerleşen kahvehane kültürüyle beraber doğruluğuna inanılan “bireylerin kahvehanelerde biraraya gelerek daha demokratik bir kamu hayatını oluşturduğu” görüşüne şiddetle karşı çıkar. Kiekergaard’a göre kahvehane kültürüyle beraber daha çoğulcu bir ortama düşen bireyler, birçok konuda bilgi sahibi olmaya çalışıp, hiçbir konuya derinlemesine hakim olamamışlardır ve yalnızca çene çalmışlardır.</p>
<p>Bu ortam size internet devrimini ve sosyal medyayı çağrıştırıyor olmalı.</p>
<p>Konu ilginizi çektiyse <a href="https://twitter.com/#!/evgenymorozov" target="_blank">Evgeny Morozov</a>’un yazdığı ve benim de Kiekergaard’ın hikayesini alıntıladığım <a href="http://netdelusion.com/">The Net Delusion</a> kitabını ve slacktivisim ile ilgili olan <a href="http://books.google.be/books?id=ctwEIggfIDEC&amp;printsec=frontcover&amp;redir_esc=y#v=onepage&amp;q&amp;f=false">“Why Kierkegaard Hates Slacktivism” başlıklı yedinci kısmı</a> okumanızı öneririm.</p>
<p>Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ediyor ve siz slacktivistleri aynadaki (monitördeki) yansımanız (22.33 &#8211; 22.56 arası) ile <a href="http://www.youtube.com/watch?v=Y4MnpzG5Sqc&amp;feature=youtu.be&amp;t=22m33s " target="_blank">başbaşa bırakıyorum</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/kony-2012-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">25823</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Facebook’un Çıkış Ekranında Artık Bing Reklamı Var</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/facebook-cikis-ekrani-bing/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/facebook-cikis-ekrani-bing/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2012 08:20:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[Bing]]></category>
		<category><![CDATA[Çıkış Ekranı]]></category>
		<category><![CDATA[Çıkış Sayfası]]></category>
		<category><![CDATA[Logout]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=25777</guid>

					<description><![CDATA[Facebook, henüz önceki hafta duyurduğu yeni reklam modellerinden çıkış (logout) sayfası ile ilgili olanı kullanıma sunmuş gözüküyor. Facebook’un ağ içi aramalarında kullanılan Microsoft’un Bing arama motoru artık Facebook’tan çıkış...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Facebook, henüz önceki hafta duyurduğu <a href="https://sosyalmedya.co/facebook-premium-reklam/">yeni reklam modellerinden</a> çıkış (logout) sayfası ile ilgili olanı kullanıma sunmuş gözüküyor.</p>
<p>Facebook’un ağ içi aramalarında kullanılan Microsoft’un Bing arama motoru artık Facebook’tan çıkış yaptığınızda da karşınıza çıkacak. Böylece Facebook ile Microsoft arasındaki işbirlik daha da artmış oluyor. Bilindiği gibi ağ içi aramaların dışında, Microsoft Facebook’un yatırımcıları arasında bulunuyor ve Facebook da Bing’in sosyal arama tarafına sağladığı veriler ile destek veriyor.</p>
<p>Techcrunch’ta yer alan <a href="http://techcrunch.com/2012/03/02/facebook-logout-bing-search/">habere</a> göre Facebook, Microsoft ile yaptıkları çıkış ekranı reklamını doğrulamış durumda. Facebook Zaman Tüneli’ni andıran bir görsel ile çıkış ekranında yer alan Bing reklamında yaptığınız kelime araması yeni bir sekmede açılıyor ve sizi doğrudan Bing’in arama sonucuna götürüyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-25778" title="Facebook Çıkış Sayfası" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/facebook-bing-search-logout-page-590x376.jpg" alt="" width="590" height="376" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/facebook-bing-search-logout-page-590x376.jpg 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/facebook-bing-search-logout-page-300x191.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/facebook-bing-search-logout-page.jpg 640w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Ayrıca kullanıcı eğer isterse reklamı kapatıp klasik Facebook çıkış ekranına da gidebiliyor.</p>
<p>Her gün 37 milyon kişinin çıkış yaptığı Facebook’ta kullanıcıların Bing reklamına nasıl tepki gösterecekleri merak konusu. Kullanıcıların Facebook ile işleri bittikten sonra arama yapacakları düşüncesi mantıklı olsa da kimisi attığı her adım ile beraber yeni bir reklamla karşılaşmayı samimi bulmayabilir.</p>
<p>Yine de bu premium reklam modelinin Bing’in marka bilinirliğini arttıracak olması kesin gibi. Microsoft’un Google’a karşı dengeyi sağlayabilmesi için küçük ve doğru adımlar atarak ilerlemesi gerekiyor ve bu da o adımlardan biri.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/facebook-cikis-ekrani-bing/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">25777</post-id>	</item>
		<item>
		<title>BrandYourself ile Google Aramalarında Üste Çıkın</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/brandyourself/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/brandyourself/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2012 14:25:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kariyer Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Uygulamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=25725</guid>

					<description><![CDATA[Google ve Facebook başta olmak üzere arama motorları ve sosyal ağlar üzerinde yapmaya başladığımız isim aramaları, online itibar kavramının hayatımıza ciddi şekilde girmesine yol açtı. Artık bastığımız yere dikkat ediyor, attığımız her adımı özenle...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Google ve Facebook başta olmak üzere arama motorları ve sosyal ağlar üzerinde yapmaya başladığımız isim aramaları, online itibar kavramının hayatımıza ciddi şekilde girmesine yol açtı. Artık bastığımız yere dikkat ediyor, attığımız her adımı özenle seçiyoruz.</p>
<p>Yalnızca kullanıcılar değil, kurumlar da bu yeni duruma kendilerini adapte etmeye çalışıyor ve birçoğu da arama motoru optimizasyonu (SEO) yapan ve ilgili aramalarda ilk sayfalarda yer almaya yardımcı olan ajanslar ile işbirliğine gidiyor.</p>
<p>2008’de beta versiyonuyla hizmet vermeye başlayan <strong><a href="http://brandyourself.com/">BrandYourself</a></strong> ise kişisel SEO anlamında dijital itibar konusuna yeni bir soluk getiriyor diyebiliriz. Benzer hizmetlerle karşılaştırıldığında oldukça uygun bir ücretlendirme politikasına sahip olan BrandYourself ile üç kişisel bağlantınızı ücretsiz, sonrakileri ise aylık 10 dolar karşılığında optimize edebiliyorsunuz.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-25726" title="BrandYourself" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/BrandYourself.jpg" alt="" width="620" height="247" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/BrandYourself.jpg 620w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/BrandYourself-300x119.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/BrandYourself-590x235.jpg 590w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p>Kolayca üye olabildiğiniz BrandYourself’e adınızı ve soyadınızı giriyor ve yapılan Google aramasında hangi sonuçların size ait olduğunu, hangilerinin ise sizinle ilgisi olmadığını belirtiyorsunuz. Ardından kendinize ait BrandYourself profilinizi oluşturuyor ve ücretsiz bir şekilde sosyal ağ hesaplarınızı bu profile bağlıyorsunuz.</p>
<p>BrandYourself’e göre bu profillerin yüzde 80’i ilk iki hafta içerisinde Google’ın ilk sayfasında yer almaya başlıyor.</p>
<p>Ne kadar başarılı olduğunu (ya da olmadığını) görmek için denemeniz gerekli. Özellikle ismi epey kullanılan (Ahmet Yılmaz gibi) kişilerin bu tip servisleri denemesinde fayda olabilir.</p>
<p>Yine de dijital itibar dediğimizde atılması gereken ilk adım <a href="https://sosyalmedya.co/web-sitesi-acmak-icin-5-neden/">kişisel web sitesi açmak</a> olmalı, tekrar hatırlatmış olalım.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/brandyourself/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">25725</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Pinterest Nasıl Bu Kadar Popüler Oldu?</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/pinterest-inceleme/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/pinterest-inceleme/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2012 08:34:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Pinterest]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[SWOT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=25403</guid>

					<description><![CDATA[Sadece yeni girişimleri takip edenler için değil, kafası kuma gömülü olmayan herkesin son birkaç haftadır fark ettiği üzere, dijitale boğulmuş hayatlarımızda Facebook, Twitter, Youtube, Linkedin ve Foursquare (bkz: Şampiyonlar Ligi) dışında artık önemli bir...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sadece yeni girişimleri takip edenler için değil, kafası kuma gömülü olmayan herkesin son birkaç haftadır fark ettiği üzere, dijitale boğulmuş hayatlarımızda Facebook, Twitter, Youtube, Linkedin ve Foursquare (bkz: Şampiyonlar Ligi) dışında artık önemli bir aktör daha var: <strong>Pinterest</strong>.</p>
<p><em>“Pinterest de ne oluyor?”</em> diyenleri, uzun yoldan <a href="https://sosyalmedya.co/pinterest/">Pinterest haberleri kategorimize</a>, kısa yoldan ise <a href="https://sosyalmedya.co/pinterest-ipuclari/">Pinterest Kullanımına Dair Temel İpuçları</a>’na davet ediyorum.</p>
<p>Soru şu: Nasıl oldu da Pinterest birden mahallemizin yeni yakışıklı delikanlısı, adeta bir <strong>Mehmet Günsur</strong>’u oldu?</p>
<p>Bu sorunun -yüzeysel- cevabı olarak Pinterest’in muazzam bir yatırımcı desteğinden ve bununla bağlantılı PR kampanyasından güç aldığı konuşuluyor. Hayır, bu öyle muazzam yatırımcı desteğine bağlı bir PR kampanyası değil. <a href="http://www.crunchbase.com/company/pinterest">Pinterest’in yatırımcılarına ve danışmanlarına</a> (ve bu kişilerin daha önce yaptıklara işlere) göz atarsanız kağıt üzerinde olağandışı bir durumun olmadığını görürsüniz.</p>
<p>Kağıt üzerinde yer almayan ve böyle “muazzam” destek veren kişi ya da grup ise emin olun, çoktan Amerikan basınına malzeme olurdu. Yani ortada elle kurulan olağanüstü bir pohpohlama durumu yok.</p>
<p>Bu noktadan hareketle Pinterest’in yükselişi hakkındaki teorim güç kazanıyor. Bana göre Pinterest’in başarısının sırrı doğru formüllerle, doğru bir zamanda ortaya çıkmış olmak.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone  wp-image-25404" title="Pinterest" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/pinterest-blow-dryer-done-52.png" alt="" width="486" height="460" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/pinterest-blow-dryer-done-52.png 540w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/pinterest-blow-dryer-done-52-300x283.png 300w" sizes="(max-width: 486px) 100vw, 486px" /></strong></p>
<p>Pinterest’in yukarıda saydığım Facebook ve Twitter benzeri oluşumların yer aldığı devler ligine bir anda girmesinin nedenlerinden biri rakamlar ve bizim rakamlara verdiğimiz tepkilerdir. Mayıs 2010’dan beri beta şeklinde de olsa açık olan mahallemizin yeni Murat Boz’unun ancak Şubat 2012’de “Pinterest de nedir, neler olüyör” dedirtmesinin nedeni, comScore’un <a href="http://techcrunch.com/2011/11/22/pinterest-pageviews-etsy-grew-2000/">Kasım sonu</a> ve <a href="http://techcrunch.com/2012/02/07/pinterest-monthly-uniques/">Şubat başındaki</a> raporlarının (ve benzerlerinin) rüzgarıdır.</p>
<p>Artık zamanımızın trendi, trendin kendisini yakalamak olarak gözüküyor. Artık herkesten önce trendi öngörebilmek asıl önemli ve değerli olan ve aynı zamanda takdir edilen. Bu yüzden de son 1,5 aydır Silikon Vadisi editörleri önderliğinde, biz dahil dünyanın bütün teknoloji blogları, an be an paylaştığımız Pinterest istatistikleri ve şaşkınlık maskelerimiz ile trend vagonuna atlamaya çalıştık. Kullanıcılar ve markalar da aynı şekilde bir an önce Pinterest’te yer edinmeye çalıştı.</p>
<p>Maksat tren kaçmasın.</p>
<p>Trendi yakalama ve treni kaçırmama refleksi Pinterest’in başarısını gizlememeli. Ama Pinterest’in bir anda bu kadar gözümüze çarpmasının gözle görünmeyen nedeni trendi yakalama zorunluluğunun ve teknoloji dünyasındaki pozitif girişimcilik havasının yine ve yeniden üretilmeye çabalanmasının bir ispatıdır. Şimdinin Pinterest’i gibi, yarın öbür gün başka bir girişimi daha ağzımız açık bir şekilde izlememiz ve fazla kurcalamadan hemen dahil olmamız istenecek. Bu bizim zamanımızın modası.   <strong></strong></p>
<p>Bu acı gerçeğe rağmen yukarıdaki cevap daha çok kullanıcı davranışları ile ilgili ve Pinterest’in yükselişini derinlemesine anlatmıyor. Zaten aslında sorduğumuz sorunun tek bir cevabı da yok. Basite kaçmamak ve büyük resme odaklanarak parçaları birleştirmek lazım.</p>
<p>Bu yüzden de Pinterest’in basit bir <strong>SWOT</strong> (Strengths, Weaknesses, Opportunities, Threats) analizini yapmak doğru bir tercih olur diye düşündüm. Aşağıda hazırladığım raporda son zamanların adeta bir Kıvanç Tatlıtuğ’u haline gelen Pinterest’in güçlü ve zayıf yanları ile sahip olduğu olası fırsatları ve karşılacağı tehditleri okuyabilir ve Pinterest’in şimdiki hali ve geleceği hakkında siz de (benim gibi) çevrenize havalı tespit ve öngörülerde bulunabilirsiniz.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Strengths (Güçlü Yanları)[/heading]</strong></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-25405" title="Kristof Kolomb" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/kristof-kolomb.jpg" alt="" width="266" height="350" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/kristof-kolomb.jpg 266w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/kristof-kolomb-228x300.jpg 228w" sizes="(max-width: 266px) 100vw, 266px" />&#8211;          <strong>Keşfetmenin gücü</strong></p>
<p>Pinterest’in doğru zamanda doğru formüllerle ortaya çıktığından bahsetmiştik. Bizim zamanımız okumaktan, hatta izlemekten bile imtina edilen bir zaman. Biz zavallı kullanıcıların hızlıca tüketmesi gerekiyor ve bu da tek atımlık görseller ile gayet mümkün.</p>
<p>Ama bu noktada kazandığımız yeni davranış şekline ve yani evrim geçiren keşfetme alışkanlığımıza dikkat çekmek gerekiyor.</p>
<p>Bugüne kadar Google’ın arama motorunu baş tacı etmemizin nedeni istediğimiz bilgiyi önümüze getirmesiydi. Ama bu bilginin önümüze gelmesi için önce aradığımız şeyin “ne olduğunu” bilmemiz gerekiyordu. Yani yeni model bir ayakkabı almak istiyorsanız ismini Google’a yazarsınız ve neye benzediğini ya da fiyatını öğrenirsiniz. Pinterest ise istemediğimiz bir ürünün önümüze gelmesini sağlayarak keşfetme güdülerimizi aktive ediyor.</p>
<p>Bu güdülerin oturması uzun bir süreçte oluştu. Süreci <em>(keşfetme, paylaşma, yayma vb)</em> hazırlayan ise tahmin edeceğiniz gibi Şampiyonlar Ligi’nin diğer üyeleriydi ve bu üyeler şimdi aralarına Pinterest isminde bir yabancıyı kabul etmek zorundalar.</p>
<p>&#8211;          <strong>Kadın kullanıcıların gücü</strong></p>
<p>Sizleri Pinterest’in <a href="http://pinterest.com/about/">About Me</a> sayfasına davet ediyorum: “People use pinboards to plan their weddings, decorate their homes, and organize their favorite recipes”. Yani “Pinterest kullanıcıları düğünlerini planlamak, evlerini dekore etmek ve en sevdikleri yemek tariflerini paylaşmak için panolarını kullanırlar”.</p>
<p>Epey nokta atışı değil mi?</p>
<p>Daha önce hiçbir girişim yalnızca kadın temalı olmama lüksüne sahip olup da yalnızca kadınların gücünü kullanarak yükselmemişti. Bu bir ilk ve olağanüstü bir pazarlama başarısı. Pinterest en başından beri kullanıcısına siteyi hangi amaçla kullanacağını belirtti ancak hiçbir zaman bunun için basbas bağırmadı. Basbas bağırmadığı için de erkek kullanıcılar olarak biz de Pinterest’te yer alıyor ve “burası kadınlar için” deyip, kaçma ihtiyacı hissetmiyoruz.</p>
<p>Pinterest kullanıcılarının yüzde 80’i, Facebook’taki fan sayfalarının ise yüzde 97’si kadınlardan oluşuyor ve kadınlar erkeklere nazaran markalarına daha sadıklardır.</p>
<p>Bingo!</p>
<p>&#8211;          <strong>Orijinal olmak, çizginin dışına çıkmak</strong></p>
<p>Pinterest ile beraber -şimdilik- tamamlanmış gözüken altıgenin diğer parçaları olan Facebook, Twitter, Youtube, Foursquare ve Linkedin ile beraber biz kullanıcılar aslında dijital olarak varlığımızı beyan ediyoruz. Her birinin bir görevi var ve dolayısıyla hiçbiri bir diğeri ile pişti olmuyor. Pinterest de diğerlerininkine hiç benzemeyen bir fonksiyona sahip ve bu yeni oğlan, Google gibi Facebook-Twitter karması olan yeni bir sosyal ağ ile değil, çizginin dışına çıkarak dijital dünyada yerini aldı.</p>
<p>Zaman görselliğin ve hızlı tüketimin zamanıydı, Pinterest imdadımıza yetişti.</p>
<p>Ayrıca unutmayalım, Pinterest aslında Google+’ı tokatladı ve nasıl çıkış yapılacağını, nasıl farklı olunacağını gösterdi. Ancak şurası kesin ki Facebook ve Twitter ile beraber evrilen alışkanlıklarımız olmasaydı, Pinterest mümkün değil tutamazdı.</p>
<p>&#8211;          <strong>Trafik</strong></p>
<p>Pinterest’in aylık yaklaşık tam 12 milyon tekil ziyaretçisi bulunuyor. Karşılaştırma yapmak açısından söylüyorum, gözbebeğimiz Twitter için bu rakam 40 milyon civarında.</p>
<p>Bunun yanında <a href="https://sosyalmedya.co/pinterest-kullanim/">Pinterest’in kullanıcıları aylık ortalama 98 dakikalarını sitede geçiriyor</a>. Twitter kullanıcılarının 36, Linkedin kullanıcılarının ise 17 dakika aylık ziyaretleri olduğunu belirtelim. Son olarak Pinterest, Alexa sıralamasında (Alexa’yı halen önemseyenler için) <a href="http://www.alexa.com/siteinfo/pinterest.com">ilk 100’de yer alıyor</a>.</p>
<p>Bu kullanıcıların çoğu ABD’de yaşıyor olsa da şu zamana kadarki bütün devlerin aynı kıtadan çıktığını unutmayalım. Pinterest’in göz ardı edilemeyecek olağanüstü bir trafiği var ve bu kadar konuşulmasının nedeni aslında trafik. Kimse Pinterest’in fonksiyonel olup olmadığını sorgulamıyor çünkü istatistik her şeydir.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Weaknesses (Zayıf Yanları)[/heading]</strong></p>
<p>&#8211;          <strong>Kaotik yapı</strong></p>
<p>Pinterest’e ısınamadığını söyleyen her üç kullanıcıdan dördünün söylediği şey: “Çok karışık!”</p>
<p>Sitedeki görsel yığın şu an için bile <em>(Pinterest’i kaç haftadır kullanıyoruz ki?)</em> size karışık geliyor olabilir ve şurası kesin ki gerekli düzeltmeler olmazsa her şey çok daha kaotik bir hale gelecek. Keşfetmek çok güzel ancak <strong>Kristof Kolomb</strong> gibi insanlar yüzyılda bir dünyaya geliyorlar.</p>
<p>Yani Pinterest’in bizim keşfetmemize yardımcı olması gerekiyor. Bunun için de panoları daha etkin bir şekilde düzenleyebilmemiz lazım.</p>
<p>Pano içinde pano oluşturabilmek, görselleri etiketleyebilmek ve sayısal verilere (puan vb) dayanarak arama sonuçlarına ulaşabilmek benim önerilerim. Pinterest’te tanıdığınız bir mühendis varsa, lütfen iletin.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-25406" title="Bob Ross" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/bob-ross.jpg" alt="" width="220" height="284" />&#8211;          <strong>İletişimin yokluğu, orijinal içeriğin azlığı</strong></p>
<p>Kullanıcılar arasında etkileşime yalnızca like, repin ve yorumlar ile izin verilmesi bir eksiklik ancak farklı bir açıdan da bu özelliğin Pinterest’i bugünkü haline getiren olumlu bir basitlik olduğu düşünülebilir.</p>
<p>Pinterest kullanıcıları yalnızca panoları ile varoluyorlar ve bu da uzun vadede kullanıcının tekrara düştüğünü düşünmesine yol açabilir. Bir sosyal ağın aynı konsept içinde farklı şekillerde kendimizi ifade etmemize izin vermesi gerek.</p>
<p>Diğer eksiklik ise sitenin doğası itibarıyla üretimden ziyade yayılıma ev sahipliği yapıyor oluşu. Pinterest’teki görsellerin yüzde 80’i repin olarak tekrar yayınlanırken, Twitter’daki retweetler atılan toplam tweetlerin yalnızca yüzde 1,4’üne denk geliyor. Sizce de bu işte bir gariplik yok mu?</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Opportunities (Fırsatlar)[/heading]</strong></p>
<p>&#8211;          <strong>Gelir modeli</strong></p>
<p>Şu an için gelir elde etmiyor ama Pinterest şimdiden e-ticaretin yeni yüzü olarak takdim edilmeye başladı bile. Bunun yukarıda bahsettiğimiz “keşif” dürtüsü ile doğrudan bağlantısı var ancak öte yandan da rüzgar yaratmak ve sektörü canlı tutmak arzusunu göz ardı edemeyiz.</p>
<p>Pinterest’in temel gelir modeli affiliate anlaşmaları olacaktır. Yani görseller üzerine tıklanarak görseldeki ürünün satış sayfasına bağlantı sağlanması ve satış gerçekleşirse Pinterest’in satışı yapan firmadan pay alması. <strong><a href="http://skimlinks.com/">Skimlinks</a></strong> ile böyle bir şey denendi ve görsellerin bulunduğu kategoriler ve tanıtımlarındaki kelimeler ile random satış sayfalarına yönlendirme yapıldı. Bu durum resmi bir şekilde duyurulmadığı için fark edildiğinde tepki çekti ve Pinterest bu işbirliğinin yalnızca test amaçlı olduğunu savundu <em>(yine resmi olmayan kanallardan)</em>.</p>
<p>Bir süre daha Pinterest’te reklam anlaşmaları göreceğimizi düşünmüyorum. Şu ana kadar son derece akıllıca ilerleyen Pinterest’in yaratıcıları, bu andan sonra da serinkanlı duruşlarını bozmadan, kullanıcıların aidiyetlerini sağlamlaştırmayı hedefleyecektir. Önlerinde Facebook ve Twitter örnekleri var, illa ki ders alıyorlardır.</p>
<p>Yine de yeri gelmişken ünlü bir dijital aforizmayı tekrar hatırlayalım: Bir servisi kullanmak için ücret ödemiyorsan, ürün sensindir. Oluşturduğunuz o kategoriler ve tanımlar ve bunların görsellerle eşleştirilmesi Pinterest için gelecekte paha biçilemez bir veri kaynağı oluşturacak.</p>
<p>Lanet olsun bu dijital kapitalizme!</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="size-large wp-image-25407 alignnone" title="Para Sayma Makinesi" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/para-sayma-makinesi-590x245.jpg" alt="" width="590" height="245" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/para-sayma-makinesi-590x245.jpg 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/para-sayma-makinesi-300x125.jpg 300w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></strong></p>
<p>&#8211;          <strong>Daha fazla yatırım!</strong></p>
<p>Pinterest şu ana kadar iki tur yatırım ile toplamda 37,5 milyon dolar elde etti ve kesinleşmemiş olsa da yaklaşık 200 milyon dolar değerlemeye ulaştı. Hem dijital girişimlere yatırımda bulunma rüzgarı, hem sahip olduğu olağanüstü trafik, hem de e-ticarete entegre olma potansiyelinden dolayı Pinterest yatırımcılardan korkunç bir ilgi görüyor.</p>
<p>Şimdilerde aynı zamanda pek sevdiğimiz teknoloji uzmanları tarafından Google’ın Pinterest’i satın alması gerektiği konuşuluyor. İki yatırım alan ve uzun vadede halka arzı planlayan Pinterest’in ise satın alınma gibi bir niyeti yok ve bu yüzden de yakın zamanda Google’dan bir Pinterest klonu bekleyebiliriz.</p>
<p>Google’ın da içinde yer aldığı dedikodular bile Pinterest’in kısa zamanda ne kadar güçlü bir konuma eriştiğinin ispatıdır ve aynı zamanda yatırımcıların ağızlarını sulandıran bir gelişmedir. Pinterest’in eli çok güçlü ve elindeki kozları uzun bir süre kullanacak.</p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Threats (Tehditler)[/heading]</strong></p>
<p>&#8211;          <strong>Yeni Napster?</strong></p>
<p>Pinterest’in <strong>yeni Napster</strong> olup olmayacağı son zamanların popüler konularından. Hatırlanacağı gibi geçmiş zamanın fenomeni olan mp3 paylaşım aracı Napster, telif davaları nedeniyle kepenkleri indirmişti. Ama Pinterest’in durumunda bir farklılık var çünkü telif hakkı iddia edilen materyaller mp3 şeklindeki müzik eserlerinden değil, görsellerden oluşuyor. Görsellerin bulunduğu depolama siteleri ise bir Metallica değiller. Yani bu şirketlerin masaya oturmaları ve telif hakları karşılığında gelir elde etmek için anlaşma yapmaları olası.</p>
<p>Zaten Pinterest şimdiden <strong>Getty Images</strong> ile masaya oturmuş durumda.</p>
<p>Yine de Pinterest gelecekte başının daha fazla ağrımaması hedefiyle siteler için opt-out fonksiyonu geliştirdi. Böylece görsel depolama siteleri bu opt-out kodunu kullanarak Pinterest kullanıcılarının sitelerinden görsel pinlemelerini ve telif haklarını ihlal etmelerini engelleyebiliyorlar. Nitekim 20 Şubat’ta açıklanan bu gelişmenin yalnızca dört gün ertesinde Flickr, opt-out hakkını kullandı. Yani artık Flickr’dan görsel pinlenemiyor.</p>
<p>Bu konu Pinterest’in daha fazla başını ağrıtacak ama yeni Napster yakıştırması fazla iddialı olur gibi geliyor bana.</p>
<p>&#8211;          <strong>Pinterest klonları</strong></p>
<p>Başarılı olan her iş modeli taklit edilir. Mühim olan bu girişimlere karşı sürekli gelişimi kovalamak ve kullanıcıları dinlemeye devam etmek.</p>
<p>Pinterest’in klonları da şimdiden <a href="https://sosyalmedya.co/pinterest-fancy/" target="_blank">ortaya çıkmaya başladı</a>. Bu durum Pinterest için bir tehlike oluşturur mu, bunu öngörmek güç.</p>
<p>Kendi adıma konuşayım: Şimdilik bir tane görsel kaos bana yetiyor. Diğerleri eksik kalsın.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-25408" title="Pinterest Karikatür" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/pinterest-cartoon.jpg" alt="" width="550" height="400" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/pinterest-cartoon.jpg 550w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/pinterest-cartoon-300x218.jpg 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/pinterest-cartoon-130x94.jpg 130w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /></strong></p>
<p><strong>[heading style=&#8221;1&#8243;]Sonuç[/heading]</strong></p>
<p>İş dünyasındaki SWOT analizlerine aşina olanlar yukarıdaki analizin son derece konsantre olduğunu fark edeceklerdir. Kendileri aynı zamanda SWOT’un ne kadar overrated olduğunu da kabul edeceklerdir. Yine de büyük resmi anlayabilmek açısından bu tip çalışmaların ben çok yararını görüyorum.</p>
<p>Kağıt üstünde Pinterest’in güçlü olduğu taraflar zayıf olduğu taraflara ağır basıyor. Fırsatlar ve tehditler için de aynı pozitif durum geçerli gibi.</p>
<p>Ben bu rüzgarın dineceğini ve Pinterest’in Foursquare, Linkedin ya da Tumblr gibi kendine özel bir kitlesi olacağını ve ama diğer devler kadar genele yayılamayacağını düşünüyorum.</p>
<p>Sizce Pinterest’i neler bekliyor? Pinterest neden bu kadar yükseldi?</p>
<p>Daha da kritiği: Pinterest kullanıyor musunuz?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/pinterest-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">25403</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın En Çok İmrenilen 50 Şirketi</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/fortune-50-sirket/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/fortune-50-sirket/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Mar 2012 07:30:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Apple]]></category>
		<category><![CDATA[CNN]]></category>
		<category><![CDATA[Fortune]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[Top 50]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=25200</guid>

					<description><![CDATA[Fortune dergisinin uluslararası baskısı için iş adamlarından aldığı yanıtlarla belirlediği ve CNN’de yayınlanan en imrenilen şirketler listesinde dünyaca ünlü teknoloji şirketlerinin zirveye vurduğu damga ve Türkiye’den tek başına listeye giren bir şirketin varlığı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fortune dergisinin uluslararası baskısı için iş adamlarından aldığı yanıtlarla belirlediği ve <a href="http://money.cnn.com/magazines/fortune/most-admired/2012/full_list/">CNN’de yayınlanan</a> en imrenilen şirketler listesinde dünyaca ünlü teknoloji şirketlerinin zirveye vurduğu damga ve Türkiye’den tek başına listeye giren bir şirketin varlığı dikkat çekiyor.</p>
<p>2011 yılının lideri olan <a href="http://money.cnn.com/magazines/fortune/most-admired/2012/snapshots/670.html">Apple</a>, 2012 için yapılan ankette de birinci sırada bulunuyor. <a href="http://money.cnn.com/magazines/fortune/most-admired/2012/snapshots/11207.html" target="_blank">Google</a> da geçen seneki yerini koruyarak Apple’ı takip etmeyi sürdürmüş.</p>
<p>Dikkat çekici olan değişim ise <a href="http://money.cnn.com/magazines/fortune/most-admired/2012/snapshots/10810.html">Amazon</a>’un büyük sıçrayışı. Popüler e-ticaret sitesi geçen sene 7. sıradayken, bu sene kendisine Google’ın ardından 3. sırada yer bulmuş.</p>
<p><a href="http://money.cnn.com/magazines/fortune/most-admired/2012/snapshots/225.html">IBM</a> ilk 10’de yer alan son teknoloji şirketi olarak belirlenmiş. <a href="http://money.cnn.com/magazines/fortune/most-admired/2012/snapshots/3063.html">Microsoft</a> ise geçen sene 9. sıradayken, bu sene 17.’liğe kadar gerilemiş durumda. Yani Fortune dergisinin danıştığı kişilere göre Apple, Google, Amazon ve IBM ile Microsoft karşılaştırıldığında terazinin ilk kısmı tek tek daha ağır basıyor.</p>
<p>Yukarıda ismi geçen devler dışında listede teknoloji dünyasından Samsung, Intel, eBay ve Oracle gibi şirketlerde bulunuyor.</p>
<p>Türkiye’den değerlendirmeye giren tek şirket olan <a href="http://money.cnn.com/magazines/fortune/most-admired/2012/snapshots/6769.html">Koç Holding</a> ilk 50 içinde yer bulamamış ancak tek tek kategorilere göre yapılan değerlendirmelerde oldukça iyi sonuçlar almış.</p>
<p>Koç Holding inovasyonda Nike ve Amazon’un üstünde 8. sırada, şirket varlıkları yönetiminde McDonald’s’ın ardından 2. sırada, yönetim kalitesi, uzun vadeli yatırım ve ürün/servis kalitesinde ise Apple, Philip Morris ve McDonald’s gibi devleri bırakarak 1. sırada yer alıyor. Yani uluslararası firmalarda üst düzey yöneticilik yapan kişilere göre Koç Holding özellikle adı geçen kategorilerde en çok imrenilen şirketler arasında yer alıyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-25201" title="Top 20" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Top-20.jpg" alt="" width="350" height="573" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Top-20.jpg 350w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/Top-20-183x300.jpg 183w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/fortune-50-sirket/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">25200</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Daha İyi Bir Hakkımda Sayfası İçin 7 Adım</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/hakkimda-sayfasi/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/hakkimda-sayfasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Mar 2012 15:30:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[About Me]]></category>
		<category><![CDATA[About.me]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkımda]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkımda Sayfası Nasıl Oluşturulur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=25181</guid>

					<description><![CDATA[Dijital içeriğin hiç olmadığı kadar hayatımızı şekillendirdiği bugünlerde kendimizi ifade etmenin en güzel yolu daha “nitelikli” bir şekilde kendimizi ifade etmek olmalı. İnternette attığımız her adımla zaten bir şekilde kendimizi anlatıyoruz ama bunların birçoğu...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital içeriğin hiç olmadığı kadar hayatımızı şekillendirdiği bugünlerde kendimizi ifade etmenin en güzel yolu daha “nitelikli” bir şekilde kendimizi ifade etmek olmalı.</p>
<p>İnternette attığımız her adımla zaten bir şekilde kendimizi anlatıyoruz ama bunların birçoğu istemsiz meydana geliyor. Kullanıcılar sizin “hakkınızda” bilgiye halihazırda devamlı ulaşıyorlar ama bu durumu çoğu zaman yönlendirmiyoruz. Kişilerin sizin “hakkınızda” istemli bir şekilde doğru bilgiye ulaşmaları için ise en temel yol “hakkımda” sayfası oluşturmanızdan geçiyor.</p>
<p>Bazılarınız “benim zaten hakkımda sayfam var, sen ne anlatıyorsun” diyebilir. Ama o bazılarınızın birçoğu halen “hakkımda” sayfası oluştururken aynı hataları yapmaya devam ediyor. O yüzden bu yazı hem “hakkımda” sayfası olmayanlar, hem de “hakkımda” sayfaları daha iyi olmayı hakedenler için yazıldı.</p>
<p><strong>1. Hakkımda Sayfası Açın!</strong></p>
<p>İlk adımın bu olması şaşırtıcı gelebilir ancak birçoğumuzun hala bir hakkımda sayfası bulunmuyor. Unutmayın, “en kötü hakkımda sayfası hiç olmayan hakkımda sayfasıdır”.</p>
<p>Kişisel ya da profesyonel web sitenizi açtıktan sonra yapmanız gereken ilk iş hakkımda sayfanızı düzenlemek olmalı. Eğer o sayfa “yapım aşamasında” notuyla sitenizde yer alıyorsa, sitenizi de kapatıverin gitsin.</p>
<p>Daha karşınızdakiyle tanışmadan ona aklınızdan geçenleri anlatmak ya da sizi tanımak isteyen birine kafanızı çevirmek (“yapım aşamasındayım”) ne kadar kabaysa, “yapım aşamasında” notu yayınlamak ya da hakkımda sayfası bulundurmamak da o kadar kabadır.</p>
<p><strong>2. Düzenleyin!</strong></p>
<p>Bir dakikadan uzun videoların izlenmediği ve uzun yazıların “özet geç” diyerek savuşturulduğu bir dönemde içeriği evrensel fayda sağlamayan bir sayfanın amaca yönelik ve nokta atışı olması gerekiyor. Paragraflara bölünmemiş ve tek blok halindeki ya da Tolstoy’u kıskandıracak uzunluktaki bir hakkımda içeriği ile sayfanızdan anında çıkılması oranını arttırmış oluyorsunuz.</p>
<p>Andy Warhol’un kemiklerinin her gün zangır zangır titrediği dijital dünyada kendinizi bir çeşit celebrity zannediyor olabilirsiniz ama acı haber şu ki, muhtemelen değilsiniz. O yüzden kısaca ve düzenli bir şekilde karşınızdaki kişinin sizin hakkında öğrenmesi gereken ne varsa yalnızca onlardan bahsedin. Eğer hala doğdunuz evden ve geçirdiğiniz ilk kızamıktan ya da dedenizin size aldığı ilk bisikletten bahsetmek istiyorsanız başka bir sayfa açın ve ilgilenen kişileri oraya yönlendirin (ayrıca o sayfa ne kadar okunacak, ben şahsen epey merak ediyorum).</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-25182" title="Kertenkele" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/gorsel-kertenkele-590x266.png" alt="" width="590" height="266" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/gorsel-kertenkele-590x266.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/gorsel-kertenkele-300x135.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/gorsel-kertenkele.png 796w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p><strong>3. Görsel ekleyin!</strong></p>
<p>Bu görselin sizin suretiniz olması ilk tercih sebebi. Sizin kim olduğunuzu öğrenmek isteyen kişiler yazdıklarınız kadar neye benzediğinizi de merak ediyorlar. Evet, biliyorum dış görünüşüz değil iç güzelliğiniz önemli ama kabul edelim ki herkes muhatap olduğu ya da olacağı kişinin sesini, görüntüsünü ve vücut dilini farkında olmadan zihninde canlandırır. Bu istemsiz davranış eğer iyi bir görselle yönlendirilebilirse arada pozitif bir bağ kurulmasına yol açar.</p>
<p>Ayrıca fotoğrafınızı sayfanıza gelenlerle paylaşmak kendinize güvendiğinizi de gösterir.</p>
<p>Ancak fotoğraf paylaşmak her kişisel ya da profesyonel hakkımda sayfası için elzem değildir. Olsa iyi olur ama şartlar uygun değilse en azından sizi ifade eden bir görsel paylaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>4. İletişim bilgileri ekleyin!</strong></p>
<p>Eğer ayrı bir sayfada iletişim kutusu oluşturmadıysanız hakkımda sayfanızda takipçilerin size ulaşabilecekleri yollardan bahsetmelisiniz.</p>
<p>E-posta adresinizden bahsediyorum.</p>
<p>Her gün onlarca, yüzlerce e-posta alıyor olabilirsiniz ama eğer bu kadar popülerseniz böyle bir e-posta kutusuyla mücadele etmek işinizin bir parçası olmalı ve ne yazık ki tanımadığınız kişiden işinize yarayacak bir e-postanın ne zaman geleceği belli olmaz. E-posta adresinize yer vermemek sizi gizemli değil, negatif anlamda ulaşılmaz kılar.</p>
<p><strong>5. Sosyal ağlardaki hesaplarınıza link verin!</strong></p>
<p>Dijital itibarımızı yönetirken kişisel web sitemiz ne kadar önemliyse, sosyal ağlardaki varlığımız da o kadar önemli. Eğer olur da sayfanıza gelen kullanıcı daha öncesinde sizin Twitter’da ne kadar muhteşem, Facebook’ta ne kadar umarsız, Linkedin’de ne kadar profesyonel ve Pinterest’te ise ne kadar kreatif olduğunuza tanık olmadıysa, hakkımda sayfanızdaki gerekli bağlantılar ile yeni takipçiler kazanabilirsiniz.</p>
<p>Aslında yeni takipçiden öte önemsemeniz gereken şey okuyucuyu takipçiye çevirmektir. Bu şekilde ise iletişimin boyutu değişir ve çift taraflı bir bağ kurmak için zemin oluşur.</p>
<p>Ayrıca dijital itibar meselesini düşünürken ne kadar bütünleşik bir yapıya sahip olduğunu unutmayın ve hangi servisi kullanıyorsanız o hesaptan da kişisel web sitenize ve hatta hakkımda sayfanıza link vermeyi unutmayın.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-25183" title="Superman" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/gorsel-superman-590x259.png" alt="" width="590" height="259" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/gorsel-superman-590x259.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/03/gorsel-superman-300x132.png 300w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p><strong>6. Yaptığınız işlerden bahsedin!</strong></p>
<p>Hakkımda sayfanızda kendinizden nasıl bahsetmeniz gerektiği konusunda kafanızda soru işaretleri olabilir. Bu durumda aklınıza getirmeniz gereken ilk şey kullanıcının ya merak ettiği için ya da sizi tanıyarak sizden fayda sağlamak istediği için hakkımda sayfanıza uğramış olmasıdır.</p>
<p>O yüzden de hangi konuda iyiyseniz ya da hangi başarınızın sizi daha iyi ifade ettiğini düşünüyorsanız o konudan bahsedin. Facebook’ta markalar için sayfa mı yönetiyorsanız, örnekler vererek anlatın. Müzik grubunuz mu var, sahne fotoğraflarınıza ve konser kayıtlarınıza linkler verin. Yazar mısınız, o zaman iyi olduğunu düşündüğünüz yazıların bağlantılarını ekleyin.</p>
<p>O sayfaya gelen kişi mümkün olan en verimli şekilde kim olduğunuzu ve ne yaptığınızı öğrenmeye çalışacak. Ona yardımcı olun, kendinizi onun yerine koyun.</p>
<p><strong>7. Sıkıcı olmayın!</strong></p>
<p>Herkes ne olup bittiğinden bu kadar hızlı haberdar oluyorken klişe olmak maalesef kaçınılmaz bir hal aldı. Klişe olmanın yani başkalarına benzemenin bana göre bir diğer getirisi ise sıkıcı olmak.</p>
<p>Ben sıkıcı ve klişe olan bir hakkımda sayfasını okumaya devam ederim. Neticede o sayfaya girme amacım eğlenmek ya da şaşırmak değil. O sayfaya giriyorum çünkü o kişinin kim olduğunu bilmeye ihtiyacım var. Ama yine de düşünün ki kullanıcı, algıları açık bir şekilde ayağınıza kadar gelmiş ve siz sıkıcı bir sayfayla bu fırsatı değerlendiremiyorsunuz.</p>
<p>Herkes komik ya da eğlenceli olmak zorunda değil. Ama bu yazıyı sonuna kadar okuyan herkes ucundan da olsa orijinal olmak ve farklılığını göstermek zorunda.</p>
<p>Aşağıya yorum olarak kendi “hakkımda” sayfalarınızı eklerseniz yeni örneklerle karşılaşmış oluruz ve arayış içinde olan kullanıcılara da ilham verebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/hakkimda-sayfasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">25181</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zlatan Ibrahimovic’in Otobiyografisi iPad’de</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/ibrahimovic-ipad/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/ibrahimovic-ipad/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Mar 2012 07:03:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[iPad]]></category>
		<category><![CDATA[Uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Otobiyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Zlatan Ibrahimovic]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=25099</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın en başarılı futbolcularından biri olarak kabul edilen İsveçli Zlatan Ibrahimovic’in yalnızca iPad sahipleri için tasarlanmış olan bir otobiyografisi yayınlandı. Attığı goller ve kazandığı kupalar kadar saha içi ve dışındaki alışılmadık davranışları da sürekli...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en başarılı futbolcularından biri olarak kabul edilen İsveçli Zlatan Ibrahimovic’in yalnızca iPad sahipleri için tasarlanmış olan bir otobiyografisi <a href="http://www.iamzlatan.com/">yayınlandı</a>.</p>
<p>Attığı goller ve kazandığı kupalar kadar saha içi ve dışındaki alışılmadık davranışları da sürekli konuşulan Ibrahimovic’in otobiyografi uygulaması, tablet yayıncılığının etkili kullanımına örnek gösterilebilecek bir çalışma.</p>
<p>Bu alanda çığır açtığını söylemek fazla iddialı olacaktır ancak uygulamanın kalburüstü kabul edilecek bir tablet yayınının sahip olabileceği bütün nimetlerden olabildiğince faydalanmış gözüküyor.</p>
<p>Uygulamayı satın alanlar Ibrahimovic’in açılış konuşmasıyla başlayan otobiyografide İsveçli futbolcunun yaşamını okuyabilecek, çocukluk resimlerine göz atabilecek ve futbolculuk hayatındaki 16 önemli anı öğrenebilecek. Bunun yanında ünlü futbolcunun dövmeleri, ayakkabıları, timeline şeklindeki hayat hikayesi ve kariyeri boyunca elde ettiği istatistikler de uygulamanın içinde yer alıyor.</p>
<p>Bu bilgilerin çoğu uygulama dışında da bulunabilecek olsa da, bu gibi çalışmaların asıl amacının kullanıcıya “deneyim” yaşatmak olduğunu düşünürsek Ibrahimovic otobiyografisini bu alanda iyi bir örnek olarak gösterebiliriz.</p>
<p>Yalnız otobiyografinin fiyatının ortalama bir iPad uygulaması için biraz tuzlu olduğunu (<a href="http://itunes.apple.com/us/app/i-am-zlatan/id499373930?ls=1&amp;mt=8">18,99 USD</a>) hatırlatalım.</p>
<p><iframe loading="lazy" src="http://player.vimeo.com/video/36936214?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0" frameborder="0" width="590" height="332"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/ibrahimovic-ipad/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">25099</post-id>	</item>
		<item>
		<title>NASCAR Sürücüsü Yarış Sırasında Tweet Attı, Fotoğraf Paylaştı</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/nascar-twitter/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/nascar-twitter/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2012 14:02:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<category><![CDATA[Brad Keselowski]]></category>
		<category><![CDATA[Daytona 500]]></category>
		<category><![CDATA[NASCAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=24963</guid>

					<description><![CDATA[Gün geçmiyor ki bir Twitter kullanıcısı daha herkesi şaşırtacak bir tweet atmasın, fotoğraf paylaşmasın. Gerçi bu seferki şu ana kadar gördüklerimizden hayli farklı. ABD’de Amerikan futbolundan sonra en çok izlenen spor dalı olarak gösterilen NASCAR’ın...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gün geçmiyor ki bir Twitter kullanıcısı daha herkesi şaşırtacak bir tweet atmasın, fotoğraf paylaşmasın. Gerçi bu seferki şu ana kadar gördüklerimizden hayli farklı.</p>
<p>ABD’de Amerikan futbolundan sonra en çok izlenen spor dalı olarak gösterilen NASCAR’ın en heyecanlı yarışlarından biri olan Daytona 500’de sürücülerden <a href="https://twitter.com/#!/keselowski">Brad Keselowski</a> yarış sırasında (yani aracını kullanırken) Twitter’da paylaştığı resim ile gündeme oturmuş durumda.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-24964" title="Brad Keselowski Twitter" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/1.png" alt="" width="510" height="550" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/1.png 510w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/1-278x300.png 278w" sizes="(max-width: 510px) 100vw, 510px" /></p>
<p>Dün gerçekleşen yarışta yaşanan bir kazayı otomobilini kullanırken görüntüleyen Keselowski’nin tweeti binlerce kez retweet edildi ve çılgın sürücünün takipçi sayısı bir gün içinde 50 binden 200 bine fırladı. Kendisi tek bir resimle kalmadı, sonraki turlardan birinde bir kez daha kaza anını görüntüledi ve toplumsal sorumluluk içgüdüsüyle görüntüyü yine takipçileriyle paylaştı.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-24965" title="Brad Keselowski Twitter" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/2.png" alt="" width="510" height="568" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/2.png 510w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/2-269x300.png 269w" sizes="(max-width: 510px) 100vw, 510px" /></p>
<p>500 mil (804,7 km) süren ve oldukça yüksek hızlara çıkılan Daytona 500 yarışları her NASCAR yarışında olduğu gibi oval bir pistte yapılır ve liderlik pek çok kez el değiştirir. Keselowski’nin telefonuyla çektiği ve Twitter’da paylaştığı fotoğraflarla büyük yankı yarattığı kesin ancak can güvenliğini bir süreliğine de olsa ikinci plana attığını siz de takdir edeceksinizdir.</p>
<p>Konu hakkında yetkililerden henüz resmi bir açıklama henüz gelmedi. Keselowkski ise coşkusunu <a href="https://twitter.com/#!/keselowski" target="_blank">Twitter’daki hesabından</a> kullanıcılarıyla paylaşmaya devam ediyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/nascar-twitter/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">24963</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya ile Küreselleşmeye mi Gruplaşmaya mı?</title>
		<link>https://sosyalmedya.co/sosyal-medya-kuresellesme/</link>
					<comments>https://sosyalmedya.co/sosyal-medya-kuresellesme/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Apaydın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 11:45:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Twitter]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Baharı]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Küreselleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sosyalmedya.co/?p=24835</guid>

					<description><![CDATA[21. yüzyılın en önemli fenomenlerinden biri olan “iletişim”in ve alt kümeleri olan internet ve sosyal medya kavramlarının küreselleşmeye olan katkısı hem kendi içinde bir fenomenin oluşmasına yardımcı oluyor hem de artan “iletişim”...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>21. yüzyılın en önemli fenomenlerinden biri olan “iletişim”in ve alt kümeleri olan internet ve sosyal medya kavramlarının küreselleşmeye olan katkısı hem kendi içinde bir fenomenin oluşmasına yardımcı oluyor hem de artan “iletişim” fenomeninin devamını sağlıyor.</p>
<p>Küreselleşmenin bu minvaldeki tanımını yazarken ise coğrafi sınırların kalkmasını, mesafelerin kilometre ile değil byte ile ölçülmesine ve dolayısıyla etkileşimin artmasına ve yine dolayısıyla geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında özellikle soğuk savaş ertesinde ortaya çıkan liberal rüzgar ile beraber bireylerin daha yakın, daha özgür (!), daha birbirinden haberdar ve daha “birbirine benzer” olmasına atıfta bulunmamız gerekiyor.</p>
<p>Sorun da burada başlıyor. Artan internet kullanımı ve iletişimin değişen düzlemini çok boyutlu hale getiren sosyal medya araçları ile beraber birbirimize daha benzer hale gelirken aslında ağırlık anlamında ne kadar da ufak olduğumuzu fark ediyoruz. Atalarımızın komşuluk (köy, kasaba, mahalle) ve iş (fabrika, tarla, inşaat) alanlarında yarattığı ilişkilerdeki birim sayısı ile bizim şu anda etkileşim içinde olduğumuz birim sayısı arasında dağlar kadar fark var.</p>
<p>Bu fark da aslında biz farkında olalım ya da olmayalım büyük resim içerisinde küçük bir yer kapladığımızı bize ispat eden bir faktör halini alıyor.</p>
<p>Bu noktada insanın her zaman için hayatta kalma içgüdüsünü ve çevresini etkileme (lider olma) ya da çevresinden etkilenme (bir gruba ait olma) alışkanlıklarını koruyor oluşuna dikkat çekmek gerekiyor. Varolduğumuz ilk andan beri saldırarak ya da uzaklaşarak tehlikelerden kaçınıyoruz. Söylemle ve eylemlerimizle nüfuz sahibi oluyor, etkiliyoruz ve son olarak hem tehlikelerden korunmak ve yalnız kalmamak için hem de nüfuz sahibi olandan feyz almak ya da sadece ona yakın olmak için nüfuzun etrafındaki gruba üye oluyoruz.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-24836" title="Mısır" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/egypt-590x294.png" alt="" width="590" height="294" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/egypt-590x294.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/egypt-300x149.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/egypt.png 961w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Sosyal medya ile insanoğlu kendini yeni baştan yaratmıyor. Sosyal medyaya ve kullanıcılarına yüklenen bütün o roller aslında lider bireylerin ve dolayısıyla gruplar halindeki kitlelerin değişimin başdöndürücü hızına ayak uydurmaya çalışmalarının (hayatta kalmak) ve trendi yakalama çabalarının (nüfuza yakın olmak) tezahürüdür.  Yani ne Orta Doğu’daki isyan ya da devrimler ne de Obama’nın 2008’deki seçim çalışmalarında sosyal medyayı etkin kullanışı yeni değildir. Eskiden beri varolanın şekil değiştirmiş halidir.</p>
<p>Yine de bir değişimin içinde olduğumuz gerçeği yadsınamaz. Ancak bu değişimin ismi sınırların kalkması ya da daha havalı bir şekilde söylemek gerekirse küreselleşme değildir. Küreselleşmenin temelinde ayrımların yer almaması varken, DNA’ları bir olsa da insanoğlunun fiziksel ve davranışsal anlamda birçok farklı çeşidi olduğunu unutmamak gerekiyor.</p>
<p>Ama işin asıl gözden kaçan tarafı küreselleşmeyi desteklediği iddia edilen sosyal medyanın aslında gruplardan ve dolayısıyla sınırlardan oluşuyor olmasıdır. Arkadaşlarımızı tasniflememize yarayan Facebook ya da Twitter listeleri bunun birer örneğidir (ve tabi diğer bütün sosyal medya araçları da). İşimizi kolaylaştırmalarından öte bu listeler çevrenizi gruplamanıza yarar. Yani sınırları çizer, ayrımda bulunursunuz. Sosyal medyada bağlantı içinde olduğunuz kullanıcılar ile içinde bulunduğunuz etkileşimi seçen sizsinizdir ve bu da elitizmin çok katmanlı olan yeni tanımını beraberinde getirir. Bizim gibi düşünen kişilerin çokluğu haklılığımızı kanıtlar ve bu kişileri bulmak ve yeni gruplar oluşturmak için çırpınırız. Bu hayatın acımasızlığına karşı olan gerçekçi bakış açısını doğrulamaktan ziyade gerçeğin küresel değil katmanlı bir şekilde evrim geçirdiğini ispat eder.</p>
<p>Bu gruplamayı hayatta kalmak, lidere yani fikir önderine yakın durmak ya da bir gruba ait olmak için değil eğlenmek için, faydalanmak için ve artan veri akışı içerisinde düzeninizi ve akıl sağlığınızı korumak için yaparsınız. Ama tekrarlanan eylemler alışkanlıklara dönüşür ve alışkanlıklar davranış kalıplarının temelidir. Yani yüzyıllardır hayatta kalmaya ve bir yere ait olmaya çalışan atalarınız gibi siz de sosyal medyanın çok sesli yapısında ayakta kalmaya ve kabul görmeye çalışıyorsunuz. Bunun için de varolan grupları tanıyor ve farkında olmadan onaylıyor ve hatta kendi mikro alanlarınızda kendi gruplarınızı yaratmaya çalışıyorsunuz.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-24837" title="Dikenli Teller" src="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/fence-590x329.png" alt="" width="590" height="329" srcset="https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/fence-590x329.png 590w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/fence-300x167.png 300w, https://sosyalmedya.co/wp-content/uploads/2012/02/fence.png 797w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p>Bu durumun ismi kafamız karışmasın diye küreselleşme olarak kabul görmeye devam ediyor. Aslolan ise çok eskiden beri varolan sınırların, ayrımcılığın ve yeni oluşan değişken ve irrasyonel formlardaki elitizmin hüküm sürüyor oluşudur. İktidar alanları artık yalnızca liderlere değil, takip edenlere de ait. Dolayısıyla daha çok sınır, daha çok ayrım bulunuyor. Tekrar ederek varlığını koruyan ve insana ait olan hayatta kalma ve grup oluşturma ya da gruba ait olma gibi alışkanlıklarımız küreselleşme yalanı ve illüzyonundan ziyade çok-kültürlü mevcudiyetimizi güçlendiriyor.</p>
<p>Ama bu gerçekler hiçbir şekilde karamsar bir geleceğe işaret etmemeli. Yalnızca değişen formlar (sosyal medya) ve buna alışma süreci sırasındaki anlama ve ifade etme gayretimizdir bizi zorlayan. En gerçek olan tespit hiçbir zaman eşit, aynı ya da sınır olmadan yaşamamış olmamızdır. Sosyal medyanın sağladığı ise geçmişe nazaran artan iletişim imkanları yanında küreselleşmeden ziyade saklı bir gruplaşma doğasının oluşmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://sosyalmedya.co/sosyal-medya-kuresellesme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">24835</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
