x

Sosyal Medya Denizleri Kurtarabilir mi?

Sosyal Medya Denizleri Kurtarabilir mi?

Sosyal medya, kısa sürede çok sayıda insana ulaşmayı mümkün hale getirmesi ve interaktif yapısı sayesinde sivil toplum örgütlerinin en etkili araçlarından biri haline geldi.

Greenpeace’in, “Seninki kaç santim?” kampanyası ile yavru balık avının durdurulmasını destekleyen 500,000 kişiden imza toplayarak ilgili mercilerin dikkatini çekmeyi başarması da sosyal medyanın doğru kullanıldığında ne kadar etkili sonuçlar yarattığının bir kanıtı.

Balıkçı birlikleri, üniversite temsilcileri, balıkçı dernekleri ve yetkili devlet kurumlarından oluşan danışma kurulunun kampanya için çok kritik olan 21 Haziran 2011 tarihli toplantısı, kamuoyunun gösterdiği bu tepkiden kesinlikle etkilendi. Greenpeace’in çabaları henüz istenilen sonuçları getiremediyse de toplantıdan çıkan iyi haberler arasında şunları görüyoruz derneğin websitesinde: “Balık boyları ile ilgili henüz yanlış kararlar verilmedi. Konu ilk defa sivil toplum kuruluşlarının baskısı ile gündeme taşındı ve etraflı tartışıldı. Danışma kurulu, oluşan kamuoyu baskısı nedeniyle yasal balık avlama boyları ile ilgili önümüzdeki aylarda daha detaylı çalışılacağını birkaç kez ifade etti.”

Greenpeace bir başarı yakaladı fakat kampanya henüz bitmedi! Dernek çalışmalarına hız kesmeden devam ederken sosyal medya kullanıcılarının desteğine hala ihtiyaçları var. Denizlerdeki ekosistemin bozulmaması için, balıkçılıkla geçinen aileler için, çocuklarımızın da deniz levreğinin tadını bilebilmesi için kampanyaya katılmak isterseniz adres: http://www.kacsantim.org/

Arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın!

“Seninki kaç santim?” kampanyasının amacı nedir?

Dünyadaki balık rezervlerinin %76’sı tükenmiş durumda ve azalmaya devam ediyor. Olgunluk çağına gelen bir balığın her yumurtlamada binlerce balık ürettiği göz önünde bulundurulunca yavru balıkların avlanmamasının önemi ortaya çıkıyor. Türkiye’de de endüstriyel balıkçılığın artması, denetimsizlik ve henüz yumurta bırakmamış yavru balıkları avlamanın yasal olması, sağlıklı denizler ve sürdürülebilir balıkçılık için büyük tehlike yaratıyor.

Bu kampanya ile pek çok balık türünün yasal avlanma boylarının, balıkların en az bir kere yumurtlamasına izin verecek bilimsel üreme boylarına uygun olarak yeniden düzenlenmesini talep eden Greenpeace, kamuoyuna “yavru balık satın almayın” çağrısı da yaparak tüketicileri bilinçlendirmeyi amaçlıyor.

Yorumlar (2)

  1. Denizlerimiz kuruyor. Avlanma teknolojisinin gelişmesi, av mevsiminde kullanılan kıstasların yanlış belirlenmesi yetmiyormuş gibi bir de hala önüne geçilemeyen trol meselesi var. Yumurtlama mekanlarını dağıtan demir kapılar. Doğal ortamdan yarralanma, onu sömürme noktasına geldiğinde taşlar yerinden oynuyor. Bir zamanlar Karadeniz’li balıkçılar ağları deliyorlar diye yunus avına başlamışlardı. Sonuç köpekbalığı popülasyonunun artması ve ağların daha beter zarar görmesi oldu. Bugün MArmara’da bir çok balık artık bulunmuyor. http://diflek.com/922/sirtikara-nedir/ yazımda sırtıkara’yı anlatmıştım. Sırtıkara bir masal kahramanı değil bir balık. Kofana’nın büyüğü ama artık yıllardır göremiyoruz. Yakında balıkçılığımız da tarımımıza benzeyecek, dışardan almak zorunda kalıp, okyanus balıklarıyla idare etmeye başlayacağız. Sıcak soğuk deniz etkisiyle eşsiz lezzete sahip olan, belki de bu yüzden dünyada lezzetli balığın sossuz yenebildiği nadir ülkelerden olan Türkiye’de kendi ayağına kurşun sıkmak olarak tabir edilebilecek bu hareketin anlamı ne? “Seninki kaç santim?” bir sivil kuruluş aracılığıyla gerçekleştirilen kampanyaların belki de en önemlisi çünkü anti tezi diye bir nokta yok. Bu tip kampanyaların devamı, en azından tekrarı halinde uzun yıllar boyunca lezzetle balık yiyebileceğimizi düşünüyorum

Bir Cevap Yazın