x

Bir Japon gibi formda kalabilmenin 4 sırrı

Bir Japon gibi formda kalabilmenin 4 sırrı

Katheryn, bir iş kadını. Kendisi Tokyo’ya taşındığında, olması gerektiği kilodan 20 kilo fazla olduğunu söylüyor.

Bunu komşusu olan Japon bir kadına söylediğinde, kadın ona “Sıcak bir duş al. Yardımı olacaktır.” diyor. Katheryn, komşusunun ne demek istediğini anlamıyor ve bildiği yollardan gitmeye devam ediyor. Çok sıkı bir diyet ve günde 2 saatlik bir egzersiz rutini yapsa da kilosunda çok bir değişiklik olmuyor. Daha sonra vücuduna karşı olan tavrını değiştirmeye karar veriyor ve 30 kilo veriyor. Üstelik kendisi bunu kasten yapmadığını, sadece izlediği yolun yan etkisi olarak geliştiğini söylüyor.

Kendimizi protein, karbonhidrat, kalori diye diye o kadar meşgul ediyoruz ki; vücudumuza kulak vermeyi unutuyoruz. Oysa vücudumuz doğal seyrinde, sağlıklı yaşam için bize çağrı yapıyor bile. Yapmamız gereken tek şey onu dinlemek.

Şimdi biraz Katheryn’in Uzak Doğu yaşam tarzına kulak verelim.

Sumocu gibi spor yaparsan, sumocu gibi gözükürsün.

Sumocular kahvaltı yapmazlar. Sabah kalktıklarında ilk şey ağır bir spor olur. Sonrasında koca bir öğün yemek yerler ve ardından uyurlar. Bu rutini sürekli olarak tekrar ederler.

Birçoğumuz da sumocular gibi kahvaltıyı atlar. Yemekten kıstıklarında, kilo verdiklerini düşünürler. Aç karnına ya da yeterince doymadan yapılan egzersizden sonra deli gibi acıktıkları için deli gibi yerler ve sonrasında ağırlık çöker, uyuyakalırlar. Tanıdık geldi, değil mi? İşte bu kilo vermenizi engelliyor. Aksine, vücudunuz yeni kas ve yağ tabakaları yaratıyor. Sizi genişletiyor.

Diğer bir önemli konu ise hızlı nefes almak. Sakince nefes aldığınızda, vücudunuza her şeyin yolunda gittiği mesajını verirsiniz. Hızlı nefes aldığınızda, beyniniz sizi uyarır ve enerjiye ihtiyacınız olduğunu söyler. Tatlı yiyecekler enerji verdiği için, öncelikli olarak tatlı istersiniz.

Ayrıca gerektiğinden fazla spor yaptığınızın göstergesi, deli gibi acıkmış olmanızdır.

Isı, hayattır.

Özellikle Batı dünyasında yiyecekten alınan enerjiden bahsedilir. Bunun kökeniyse, Uzak Doğu’dan gelen prensibe dayanır: Isı, hayattır.

Örneğin, yazları vücut ısımızı dengelemek için meyve ve sebze tüketiriz. Kış aylarında ise daha kalorili yiyecekler tüketiriz ki, vücudumuz iyice ısınsın.

Birçok diyetisyen, çiğ sebze, meyve ve yeşillik yememizi tavsiye eder. Evet, bunların sağlıklı olduğu bir gerçek; ancak sürekli çiğ yemek, vücudun ısı ihtiyacını artırır ve ısı üreten kalorili yiyeceklere yönelirsiniz.

Bu sebeple, sebzelerinizi pişirin. Belki çiğken olduğu kadar vitaminli olmayacak ama vücudunuz ihtiyaç duyduğu ısıyı ve enerjiyi alacak.

Yemek sırasında sıvı tüketmek sağlıksızdır.

Japonlar yemek yerken asla bir şey içmezler, çünkü içecekler vücudun ısısını düşürür. Ayrıca sindirime de iyi gelmez. Bilim insanları, yemek yerken alınan sıvıların mide asitlerini nötrlediğini; bu sebeple asitlerin görevini yitirdiğini ve sindirimin zorlaştığını söylüyor. Bu sebeple, vücudunuz sindirim için daha çok aside ihtiyaç duyuyor; bu da sizin daha çok yemek yeme isteğine kapılmanıza sebep oluyor.

Yediğiniz yiyecekler de size yeterince sıvı sağlayacaktır. Japonların acı çorbalarının sebebi de bundandır.

Uzun ve sıcak banyo ritüelleri

Sıcak bir duş, sizi her zaman sakinleştirir. Kaslarınız rahatlar; kan akışınız doğal olarak hızlanır. Ayda en az iki kez bu şekilde duş almak hem cildinizi temizler hem de sindiriminizi güçlendirir.

Japonlar, kalbin ısısıyla suyun ısısı aynı olmalı der. Suyun derecesi yüksekse, kan basıncı da yükselir. Bu sebeple ideal ısı, 38 ile 40 derece arasındadır.

Kısacası, inceliklerine hayranlıkla baktığımız Japonların sırrı, kendi hayat tarzları. Ne yaşlanıyorlar, ne kilo alıyorlar. Belki bu hayat tarzına ayak uydurarak ve yediklerimize yine de dikkat ederek, iyi bir forma kavuşabiliriz.

Yorumlar (0)

Bir Cevap Yazın