x

İnsan zihni ve pazarlama ilişkisine yönelik ipuçları

İnsan zihni ve pazarlama ilişkisine yönelik ipuçları

Pazarlama sektörü ve bilimin birbirinden farklı alanlar olduğu düşünülebilir. Ancak iş insan zihninin, satın almaya ilişkin verdiği tepkilere geldiği zaman bilim, pazarlamanın odak noktası haline geliyor.

İnsanların, pazarlama stratejileri yoluyla karşılaştığı bir ürünü algılamasından, satın alma kararı vermesine kadar olan süreç, bilimin pazarlamayla buluştuğu nokta olarak ifade edilebilir.

İnsan zihninin ilginç dünyası, onu anladıktan sonra pazarlama sektörüne dair stratejileri belirlemede, tüketicilerle ürün üzerinden doğru ve etkili bağ kurmada markalara ve profesyonellere yardımcı olabilir.

Peki insan zihni bu anlamda nasıl incelenebilir? Tüketiciyle bu anlamda bir buluşma nasıl sağlanabilir? İşte “pazarlama bilimi” üzerinden geliştirebileceğiniz “akıl oyunları”…

Empati kurmak

Şirketiniz sektörde bir marka olarak yer alıyor olabilir. Ancak siz de herkes gibi bir tüketicisiniz. Müşterilerinizle empati kurmak, onların istek ve beklentilerini anlama konusunda size yol gösterebilir. Öncelikle bir tüketici olarak ürününüzü gözden geçirebilirsiniz. Ürünü başka bir markaya aitmiş gibi değerlendirerek onu neden tercih etmeniz gerektiğini düşünün. Bu noktada yalnızca finansal bakış açısıyla değil, insan ilişkileri, yani halkla ilişkiler mantığıyla hareket etmek daha doğru olur. Dolayısıyla bir tüketicinin; kendine ait bir imajı olan, müşteriyi daima haklı bulan, güvenilir ve kendini sözle değil fiilen belli eden şirketlerin ürünlerini tercih ettiğini göz önünde bulundurabilirsiniz.

Eğilim

İnsan zihninin önemli noktalarından biri de bazı düşüncelere diğerlerinden daha eğilimli olması. Her insan sahip olduğu değerler, yaşadığı yer, coğrafya, dil, din ve pek çok ayırt edici özellikten dolayı, pazarlama alanında, onlara anlattıklarınız arasından kendine yakın hissettiğine eğilim gösterir. Pazarlama sektöründe de bu nedenle markalar çalıştığı her ülkede ürün farklılıkları oluşturarak ve farklı pazarlama stratejileri benimseyerek, markaya olan inancı kuvvetlendirme yoluna gidiyor.

Bu aslında sonradan kurgulanabilecek ve değiştirilebilecek bir etki değil. Ürünün promosyon çalışmalarından sonra istediği etkiyi ve inancı yaratamayan markaların, daha sonra çalışma stratejisini değiştirme, insanların beklentilerini ikinci planda tekrar gözden geçirme gibi bir şansları yok. Çünkü pazarlama sektörü; turizm, tekstil, gıda, ulaştırma gibi pek çok sanayiye ve bu sanayilerde de oldukça fazla alternatife sahip. Bu nedenle pazarlama stratejilerinizi belirlerken, profesyonel ekiplerden yardım alarak “ilk atışta” başarıyı yakalamayı hedeflemeniz faydalı olabilir.

Olumlu yargıyı ön plana çıkarmak

Ürün seçiminde belirleyici noktalardan biri de tüketicinin o üründen ne kazanabileceğini net olarak ortaya koymaktır. Kazanç sağlanacak noktanın açıkça belirtilmiş olması satın alma kararını yakından etkileyebilir.

Bu durumu bir örnekle açıklayacak olursak: “x’i tüketerek diğer ürünlere göre yüzde 20 daha az kalori alın” benzeri bir cümle tüketicide “zarar göreceksiniz ancak bunu biz diğerlerine göre aza indirgiyoruz” algısı oluşturabilir ya da “yüzde 25 indirim” yerine “fiyatın yüzde 75’ini ödeyin” cümlesini tercih etmek kampanyanızın başarısız olmasına neden olabilir.

“Bu ürünü alarak yüzde 20 kazançlı çıkın” tarzı bir cümledeyse sadece kazanç vurgusu yapılarak tüketicide olumlu bir algı oluşturulur. Her iki durumda olumlu bir mesaj veriyor olsanız da insan beyni şüpheye yer bırakmadan sadece olumlu olan vurguyu tercih etme konusunda daha tereddütsüz davranabiliyor.

Pazarlama; dezavantajları da avantaja çevirme yöntemleri kurgulayarak, karlılığı esas aldığı için, siz de ticari zekanızı, tüketici zihnini baz alarak pazarlama stratejisi belirlemede kullanabilirsiniz.

Yorumlar (0)

Bir Cevap Yazın