x

Hangi İçeriği Paylaşacağımıza Nasıl Karar Veriyoruz?

Hangi İçeriği Paylaşacağımıza Nasıl Karar Veriyoruz?

Bir içeriği paylaşılabilir yapan nedir? Sosyal ağlarda paylaşılabilir içerikler yaratmak için neler yapmak gerekir? Sosyal medya pazarlamasının en önemli noktalarından biri olan bu soruların aslında temelde bir cevabı var: En temel duygulara hitap etmek.

Araştırmalar en temel duygularımızı mutluluk, hüzün, korku/şaşkınlık ve kızgınlık/nefret olarak sıralıyor ve beynimizin bir içeriği paylaşmaya karar vermesinde işte bu duygular büyük rol oynuyor. Dolayısıyla sosyal medya pazarlamasında markalar içerik yaratırken ve paylaşırken bu duygulardan biri ya da birilerine hitap etmeleri önem taşıyor. Buffer’ın blogunda yer alan içerikten yola çıkarak duyguların insanları sosyal paylaşım yapmaya nasıl ittiğini aşağıda madde madde inceledik.

duygular

Mutluluk

Mutluluk hayatın her alanında paylaşılabilir bir değer olduğu için bu durum sosyal medyada da aynı. Dolayısıyla sosyal medyada bir içeriği paylaşılabilir yapan ilk duygunun mutluluk olması çok şaşırtıcı değil. Pozitif içeriklerin viral olmadaki etkisi bilinirken insanları gülümseten, karşısındakinin mutluluğunu ve coşkusunu sahiplenmeye iten içerikler de onları sosyal ağlarda daha paylaşılabilir olmasına yol açıyor.

Mutsuzluk/hüzün

Diğer yandan mutluluğun tam tersi mutsuzluk, yani hüzün, acının da bir içeriği paylaşırken bizi güdümlediği söyleniyor. Bunun sebebi ise mutsuzluğun kişilerin karşı tarafla empati kurmasını sağlaması ve dolayısıyla onları birleştici bir güç olması. Aynı mutluluk gibi mutsuzluğu da paylaşmak istiyoruz ve bu sebeple üzücü içerikleri de paylaşmaya daha meyilli oluyoruz.

Korku/Heyecan

Aynı şekilde korkunun da sosyal paylaşımlarda büyük etkisi var. Korku verici bir durumla karşılaştığımızda bu deneyimimizi başkalarıyla paylaşmak istiyoruz; çünkü insanın doğasında korkusunu ancak diğer insanlarla bağ kurarak üstesinden gelme eğilimi var. Bu sosyal medyada böyle. Bize korku veren, bizi rahatsız eden sosyal paylaşımları ancak başkalarıyla paylaşırsak o korkumuzu bastırabileceğimizi ve yalnız kalmayacağımızı düşünüyoruz.

Kızgınlık/nefret

Son olarak kızgınlık/nefret de bir içeriği paylaşılabilir yapan duygu durumlarından biri. Her ne kadar pozitif içeriklerin daha fazla paylaşılır olduğunu belirtmiş olsak da bu durum kızgınlık durumunda değişiyor. Zira negatif duyguların daha uzun süreli ve daha gerçek etkileri olduğu biliniyor. Özellikle Twitter’da amacını açan tweet’lerin daha fazla retweet alması, daha fazla paylaşılır olması bu yüzden. Bu içerikleri desteklediğimiz için değil, tepkimizi göstermek için paylaşıyoruz ve böylelikle duygularımızın sosyal medyaya yön vermesine sebep oluyoruz.

Yorumlar (0)

Bir Cevap Yazın