x

Sizi bir çalışandan, bir girişimciye dönüştürecek 5 adım

Sizi bir çalışandan, bir girişimciye dönüştürecek 5 adım

Bu söyleyeceğim bazılarına üzücü gelebilir, bazılarına ise ilham verebilir. Hepimizin heyecan dolu hayalleri ve iyi bir geleceğe dair özlemi vardır. Ancak bazı insanlar bu hayallerine asla ulaşamazlar, çünkü hayatlarını vasat bir şekilde devam etmek için kurgulamışlardır.

Memleketin haline bakın. Hatta ondan önce kendi geçmişinize bakın. Hepimizin çalışması gereken ilk dönem okuldu. Okuldaki amacımız iyi bir not almak ve iyi bir liseye gitmek, daha sonra iyi notlar ve iyi puanlar almak ve iyi bir üniversiteye gitmek ve saire. Günün sonunda ise büyük ödüle ulaşmak: İyi bir iş ve deyime göre iyi bir eş. Bravo, kazandınız! Sonra?

Sonra daha iyi ünvanlara sahip olmak için daha çok okumak, daha çok çalışmak, merdivenleri hızlı tırmanmak için toplumun ve sözüm ona kurumsallığın dayattığı şeyleri gerçekleştirmek… Sonra? 40’lı yaşlara geldiğinizde ‘işte istediğim buydu!’ diyeceğinizi mi zannediyorsunuz? Ya nereden baksan 20 yıl çalıştıktan sonra ‘her şey bunun için miydi ya?’ derseniz? O zaman ne olacak?

Çok soru sorduğumun farkındayım. Ben bir girişimciyim ve bu yolu seçerken tek hayalim daha çok para kazanmak değildi. Aslında bu hayalimin bir parçası bile değil, hayallerimin sonucu olmasını umduğum bir unsur sadece. Girişimcilik, deyim yerdineyse bu ‘kurumsallık statükosu’na dayanamadığım ve daha özgür olmak istediğim için seçtiğim bir yol. Ömrüm yeter de 40’lı yaşlarıma gelirsem ‘ben ne yaptım!’ diye dövünmeyeceğimden emin olduğum bir yol.

Hiç kurumsal bir şirkette çalışmadım mı? Tabii ki çalıştım. 2 farklı ajans ve 1 internet şirketi deneyimim oldu. Bunların tamamında çok önemli şeyler öğrendim. Ama girişimcilik her zaman bir yerlerde aklımı kurcalıyordu. Peki bir çalışanken nasıl girişimci olunur? Bunu da önemli bir girişimci olarak gördüğüm 19 yaşındaki Justin Lafazan‘ın fikirleriyle harmanlayarak 5 adımda toparlamak istiyorum.

1. Bugünden öncesi yok

Yazının bu noktasına kadar geldiyseniz var olan işinizi bırakıp kendi işinizi kurmayı düşünüyorsunuz demektir. Harika. Öncelikle şunu unutmayın: Önünüzde bembeyaz bir sayfa var. Geçmişinizde yaşadığınız acı tecrübeler, ben bunu yapamam hissi, size ‘sen bunu yapamazsın‘ diyenler ve saire. Bunları kafanıza takmayın. Kendinizden eminseniz, artık profesyonel hayatınız bugün başlıyor. Öncesi ve ötesi yok.

2. Ne için doğduğunuzu iyi bilin

Bunu nasıl anlarız diye soranları duyar gibiyim. Lafazan’a göre bunu anlamanız için kendinize yöneltmeniz gereken 4 soru var:

Tutkularınızı keşfedin. Ne yapmayı seviyorsunuz?
Yeteneklerinizi keşfedin. Ne yapmakta iyisiniz?
Değerleriniz keşfedin. Sizin için önemli olan şeyler nelerdir?

Bu üç sorunun cevabını kümeler şeklinde yazın ve üçünün kesişimini alın. İşte ne için doğduğunuz bu kesişim kümesinde yazıyor.

3. Doğru mentorlarla tanışın

Bu aşamayı atlayıp ‘ben hallederim ya‘ diyenleri çok gördüm. Biri de kısa süreliğine bendim. Sadece vakit ve nakit kaybı yaşadım. Bugün her konuda danışabileceğim mentorlar var ve inanın bu insanlarla keşke daha önce tanışsaydım diyorum. Ne yapacakanız bunu daha önce yapmış insanları bulun ve onların size yol göstermesine müsade edin. İstanbul’u yeniden fethetmeye gerek yok.

4. İşinizi bir oyuna dönüştürün

Hepimize eşit verilmiş bir şey var: 24 saat. Peki hal böyleyken bazı insanlar nasıl çok daha fazla şeyi bu 24 saate sığdırabiliyor? İşte burada verimlilik devreye giriyor. Daha hızlı ve daha iyi tamamladığınız her iş, bir sonraki iş için daha fazla zaman ayırmanızı sağlar. Artık bir iş kuracağınıza göre daha fazla zamana ihtiyacınız olacak ve bunun için daha verimli çalışmanız gerekecek. İşinizi oyunlaştırmayı deneyin, normalde 1 saat sürecek ve x çıktısı olacak bir işi, 30 dakikada tamamlayıp 2x çıktı sağlamasını deneyin. Birebir bu verimliliğe ulaşamasanız bile ulaşmak için kendinizle rekabet edin ve bunu yaparken eğlenin. Göreceksiniz çok faydası olacak. Yapılacak her iş bir ‘challenge’a dönüşsün.

5. Gemileri yakmak ya da yakmamak

Tarık bin Ziyad Endülüs’e girdiğinde donanmasını yakar. Böylece kimse geri dönemeyecektir ve İspanyollar mutlaka yenilecektir. ‘Gemileri yakmak’ deyimi işte tarihin tam da bu sahnesinden gelir.

Burada bir öneri yapmayacağım, çünkü bana tavsiye veren insanlardan, okuduğum yüzlerce makaleye ve ‘vazgeçmek’le ilgili okuduğum bir kaç kitaba kadar iki farklı görüş hakim. Beni sorarsanız bir anlamda gemileri yaktığımı söyleyebilirim, ama benim evde yemek bekleyen çocuklarım ya da kirasını ödemem gereken bir dairem yoktu. Olsaydı, muhtemelen yine yakardım -bu konuda katı fikirlerim var- ama acaba vazgeçemediğim şeyler olsaydı başarabilir miydim? Bilemiyorum.

Gemileri ‘yakamayanlar’ için Lafazan’ın farklı önerileri var. Var olan işinizden kendinize daha fazla vakit ayırıp bir yandan girişiminizle ilgilenebileceğinizi söylüyor. Ya da en azından başarısız olduğunuzda geri dönebileceğiniz bir seçeneği ardınızda bırakmanız gerektiğini… Risk almadan girişimcilik bana göre değil, ama başarılı ve genç bir girişimcinin de fikirlerini burada yazmam gerekir. Değerlendirmesi size ait.

Hayatınızın vasat olduğunu düşünüyorsanız hiçbir şey için geç değil. Yaptığınız şeyi sevmediğiniz sürece hiçbir iyi ünvan, hiçbir takım elbise size yıllarınızı geri veremez.

Yorumlar (0)

Bir Cevap Yazın