x

“The Office” diziyle iş hayatına dair öğrendiğimiz 5 önemli gerçek

“The Office” diziyle iş hayatına dair öğrendiğimiz 5 önemli gerçek

Amerikan yapımı diziler hayatımıza girdiğinden beri, günlük rutinlerimize, ilişkilerimize farklı birer boyut kazandırdı. Daha sonra anladık ki aslında hayat bizim düşündüğümüz kadar içinden çıkılmaz değilmiş.

Örneğin, Altın Küre ve Emmy gibi dizi sektörünün Oscar’ları sayılacak ödülleri toplayan The Office, günümüzün en başarılı komedi dizileri arasına adını altın harflerle yazdırmayı başardı. Steve Carell, Rainn Wilson gibi komedi filmlerinde severek izlediğimiz aktörleri bir araya getiren dizi, bir fenomen haline geldi.

Dizinin bu başarısının nedenleri arasında iyi bir komedi dizisi olmasının yanı sıra günlük hayatımızda ofis ortamında yaşadıklarımızı çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermesi oldu. Ofis yaşamındaki tanıdık karakterleri en iyi şekilde canlandırarak gönüllerde taht kuran The Office’e dilerseniz bir de bu açıdan bakalım.

İşte ofis hayatı ve The Office’in bize kattığı o objektif yaklaşımlar…

Dunder Mifflin’in yöneticisi Michael Scott ve ondan öğrendiklerimiz

Kötü esprileri, tuhaf şakaları ve kötü yönetimiyle ofislerde sık sık karşılaşabileceğiniz patron karakterlerinden birine sahip olan Michael Scott, dizinin en çok güldüren karakterlerinden biri elbette. Ancak, gerçek hayatta bu karakterdeki patronlar, çalışanları güldüremediği gibi zor duruma da sokabiliyor ve ofis hayatı bu nedenle bazen yaşanmaz hale gelebiliyor.

Peki, olumsuz hallerine rağmen Micheal Scott’tan yine de neler öğrenmiş olabiliriz?

1. Çalışanların başarılarını desteklemek ve bunu dile getirmek, onları motive eder

Michael Scott, her ne kadar çoğunlukla dikkati dağıtan, çalışmaları kötü şaka ve esprileriyle bölen bir patron karakteri olsa da, çalışanların kendilerini kötü hissettikleri günlerde onların işlerini destekleyerek, arkasında duran bir patron olmayı da başardı. Çekilmez olduğu durumlarda bile çalışanlarının onu alttan almasının ve hoş görebilmesinin bir sebebi de bu olabilir.

2. İşinize tutkuyla bağlanın

Michael Scott için iş hayatında elde edeceği başarılar, kazanacağı paradan bile çok daha önemli. Ancak, bunun altında yatan nedenlerden biri de kuşkusuz, onun aynı zamanda yönetmeye de tutkuyla bağlı olması. Yine de işinde parayı, markanın önüne koymamış olması, kendisini ve şirketini ayakta tutan sebeplerin başında geliyor.

3. Sıkıcı toplantıları cazip hale getirmek, çalışanların odaklanmasını sağlar

Ofiste, görüşülecek konuyla ilgili çalışanların bir araya gelip, sıkıcı sunumları izlemesi onların konuya odaklanmasını genellikle zorlaştırır. Ancak, Dunder Mifflin’de işler böyle yürümez. Yapılan ilginç ve dikkat çekici toplantılar her ne kadar her zaman Michael Scott sayesinde olmasa da ilgi çekici sunumlar yapma ilhamını yine de onun verdiğini inkar edemeyiz.

4. Şirket olarak yapılan her işin arkasında durmak, markaya olan inancı artırır

Bir markayı marka yapan, öncelikle yönetimin şirkete olan inancıdır. Michael Scott ve Dunder Mifflin ilişkisi de aynen böyle yürüyor. Bu sayede, şirketin karşılaştığı zorluklardan bir çırpıda sıyrılmayı başaran bu renkli karakter, her koşulda kötü esprilerini yapmaya devam edebiliyor. Sık sık tekrar ettiği gibi, Michael Scott herkesi her koşulda bir aile gibi bir arada tutmayı gerçekten iyi biliyor.

5. Her zaman ne yaptığını biliyor gibi görünmek, en sonunda öyle olmanızı sağlar

Ne yaptığını bilmediği halde, hiçbir zaman ciddiyetini bozmayan Michael Scott, çoğu zaman fikri olmayan, hatta şuursuzca davranan bir patron aslında. Ancak, kendisini dinletmeyi daima bildiği de bir gerçek. Çok ciddi konularda bile son ana kadar hiçbir fikri olmadan ilerlemeyi tercih eden Michael Scott, son anda bir karar vererek onu hayata geçiriyor. O, işini her koşulda düşürmeden ayakta tutmayı başaran tam bir cambaz.

Yorumlar (0)

Bir Cevap Yazın