x

İşinizi Sosyal Medya ile Bulun

İşinizi Sosyal Medya ile Bulun

Yıllarca sınav üstüne sınav derdiyle üniversiteye girdiniz, proje proje üstüne proje, çalış çabala da okulu bitiridiniz diyelim. Şimdi en büyük sınavınızla başbaşasınız, iş bulmak! Eğer babanıızın hadi gel sen de çalış diyeceği bir şirketi, akrabalarınızın güzel yerlerde hatırlı dostları yoksa, sancılı günler kapıda demektir.

Bu yazının özünü Right Source Marketing‘deki bir yazı oluştursa da kendi yaptıklaırıma ve yaşadıklarıma çok benzer şeyler olduğundan aslında bu yazı uyarlamanın birkaç adım ötesinde olacak.

Aşağıdaki ipuçlarının her şirket ve pozisyon için farklı derecelerde işe yarayacağını unutmayınız. Umarım size de bana olduğu gibi faydaları dokunur. Yapabileceklerimizi basitçe listeleyecek olursak;

Twitter’da doğru insanları ve şirketleri takibe alın:                                                                                          

Twitter tahmin ettiğinizden çok daha büyük potansiyele gebe. Normalde size 1 dakikasını bile ayıramayacak yöneticilere, twitter vasıtasıyla direkt olarak ulaşma ve kendinizi gösterme imkanına sahipsiniz. Ondan twitter’da hedef şirketlerinizi ve onların çalışanlarını belirleyin ve onlarla temas kurmaya çalışın. Uzun ve resmi e-postanıza dönme fırsatı bulamamış insanlar, 140 karakterlij twitter’da size cevap yazma konusunda çok daha istekli olacaklardır. Ben de sosyal medya ile ilgilenmeye başladıktan sonra konunun uzmanı şirket ve şahısları takibe alarak ilk adımımı atmıştım. Twitter’dan yapılabilecek iş duyurularından bahsetmiyorum bile!

Şirketin Facebook sayfasını “beğenin” :

Aynen twitter gibi Facebook da güzel bir tanışma ve iş imkanlarından haberdar olma fırsatı olabilir. Şirketlerin duvarlarına yazdıkları yazılara yorumlar yaparak orada olduğunuzu ve onlarla ilgilendiğinizi gösterin. Bu aynı zamanda size şirket çalışanlarının profilinize girip sizinle ilgili daha ayrıntılı bilgilere bakması fırsatını yaratacaktır ki amacımızın o şirketle tanışmak, iletişime geçmek olduğunu düşünürsek, turnayı gözünden vuruyoruz demektir. Burada dikkat edeceğiniz şey profilinizin düzgün olmasıdır. Düzgünden kastım, muhtemel iş vereninizin yanlış anlamasına neden olabilicek fotoğraf ve yazıların olmaması.

Görüşmecilerinizi LinkedIn’de araştırın:

Benim favori sosyal ağlarımdan birisi LinkedIn. Burada birkaç kere LinkedIn’le ilgili haberler yaparak, bilmeyenlerin de tanışması için uğraştım. Orada ne kadar çok profesyonelin hesabı olduğunu gördüğünüzde emin olun şaşıracaksınız. Facebook ve twitter’ızaman öldürmek gibi görenler, daha resmi ve profesyonel görüntüsü nedeniyle LinkedIn’de hesap açmaktan çekinmiyorlar. Sizinle görüşmeye girecek insanları önceden öğrenebilirseniz, LinkedIn’de onları bulup, haklarında genel bir araştırma yapma şansı yakalabilirsiniz. Hatta ortak tanıdık veya arkadaşlarınız varsa onlar vasıtasıyla da görüşmeciniz hakkında bilgi edinebilirsiniz. LinkedIn’de insanları bağlantınız olarak eklemek için çok acele etmeyin, bazı kullanıcılar  yüz yüze tanımadıkları insanları bağlantılarına eklemekten hoşlanmayabilir.

Şirket bloglarını okuyun:

Şirketlerin kurumsal bloglarını okumak, oradaki yazılara yorumlar yapmak da kendizi ve yeteneklerinizi onlara göstermek açısından faydalı olabilir. Orada yapacağınız güzel bir yorum, bir anda adınızın şirket koridorlarında fısıldanmasına neden olabilir ki, muhtemel bir iş görüşmesi öncesi elde edebileceğiniz en güzel başarılardan bir tanesi bu olabilir. Aynı zamanda ön yazınızda blogdaki güncel başlıklardan birisine gönderme yaparak da dikkat çekebilirsiniz.

Blog yazmaya başlayın:

Blog yazmak, özellikle yazı yazmak, iletişim, sosyal medya gibi konuları içeren işlere başvuracaksınız olmazsa olmaz başlıklar arasında. Tabi ki bazı sektörler için aynı derecede faydası olmayabilir ama ben ilgilendiğiniz sektör ne olursa olsun, bu konudaki fikirlerinizi paylaştığınız, ilginizi ve  haliyle bilginizi ortaya koyduğunuz bir blog yazmanın size mutlaka avantaj sağlayacağını düşünüyorum. Burada dikkat etmeniz gereken agresif olmayan cümlelerle, fikirlerinizi dile getirmeniz. İlla sektörel şeyler yazmak zorunda da değilsiniz, önemli olan kendinizi ifade edebilme gücünüzü gösterebilmeniz. Ben de blog yazmaya benzer nedenlerle başlamıştım. Ama arkadaş çevrem genelde blog kültürü olmayan insanlardan oluştuğu için uzun süre ne yapmak istediğimi anlayamadılar. Ama ben çok faydasını gördüm.

Kendi web sitenizi açın:

Aynen blog yazmak gibi, bu seçeneğin faydaları  da biraz geçmek istediğiniz sektörle orantılı olsa da yine sizi bir adım öteye taşıyacağı kesin. Özellikle dijital pazarlama sektöründe iş yapmayı düşünüyorsanız veya serbest çalışacaksanız, olmazsa olmazdurumuna geliyor. Burada tabi ki çok komplike, sizi sıkıntıya sokacak sitelerden bahsetmiyoruz. İşlerinizi sergileyebileceğiniz, kendinizi gösterebileceğiniz basit veya ortalama bir site işinizi görecektir. Bu siteyi hazırlama ve yayınlama aşamasında elde ettiğiniz beceriler de CV’nizde ek olarak artı sağlayabilir.

Kendinizi Google’layın:

Eğer site veya blogunuzu düzgün yapılandırdıysanız, adınızı Google’da arattığınızda çok da arka sayfalara düşmeden çıkması gerekir. Burada önemli olan adınızı Google’a yazınca ne çıktığı. Geçmişte karıştığınız skandal durumlar, sağda solda yayınlanmış kötü fotoğraflar iş verenleri sizin hakkınızda kötü düşünmeye itecektir. O yüzden online itibar yönetiminizi iyi yapın ve Google’da ilk sayfalarda adınızın kayda değer şeylerle anılmasını sağlayın.

Çabalarınızı Birleştirin, Sinerji Yaratın:

Unutmayın, uyumlu şekillerde kullanmadıktan sonra bilgileriniz yeterli faydayı sağlamayabilirler. Değişik konularda öğrendiklerinizden bir sinerji yakalayın ve iş görüşmenizde dersinizi iyi çalıştığınızı görüşmecinize kendinize olan güveniniz ve bilginizle gösterin. İş verenler kendine güveni yüksek insanları sever, siz de onlardan birisiniz değil mi?

Yorumlar (0)

Bir Cevap Yazın